
Ortalık biraz sakinleştiğinde kendi sesini duymak, zihinsel ve bedensel iyi oluşuna odaklanmak istersen OSB25 koduyla Terappin'deki ilk seansın 2026 sonuna kadar %25 indirimli! 💜 #AnlaşılmakİyiGelecek
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
“Kendimi Nasıl İyileştiririm?” kitabımı almak için: https://amzn.eu/d/0wFlqHl
Yeni kitabım "Hikayeni Yeniden Yaz!"ı almak için: https://amzn.eu/d/ipC0Vma
Bu bölüm "Terappin" hakkında reklam içerir.
Transkript
Terapin Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sunar.
Herkese merhaba.
Türkiye'nin en çok dinlenen bir numaralı podcastindesiniz.
Ben Merve. Arkadaşlar bugün size söz verdiğim bir bölümle geldim.
Çok eğlenceli bir bölümle.
Kendini keşfetme oyunu sen kimsin diye bir psikoloji bölümü çekmiştim.
Öyle bir sen kimsin dedim ki sen kimsin be?
Çok beğendiniz.
Şimdi devamı gelsin dediniz arkadaşlar.
O yüzden sözümü tuttum ve geldim.
Merve yine neşen üzerinde diyorsanız yine spordan geldi.
Bu Alice bölümünde yarınmışsınız.
Bir önceki bölüm bende yarınmışım.
Yine spordan gelmiştim ve çok mutluydum arkadaşlar.
Haftanın altı günü spora gidiyorum.
Gerçekten inanılmaz iyi hissediyorum kendimi.
Her ne kadar stediyeyle bir çıkış istesem de hocam beni stediyeyle eve bırakın diyorum her defasında.
Ama mutluyum. Şimdi arkadaşlar bugün ne konuşacağız?
İlk kez gelenler için kokoloji testi yapacağız bu bölümde.
Bu da çok uyduruk bir şeymiş gibi duruyor.
Kokoloji ne ya? Şimdi kokoloji arkadaşlar hayal gücünüze dayalı psikolojik bir oyun.
Bir test. Baştan söyleyeyim bu bilimsel bir kişilik testi değil.
Şöyle şimdi kokoloji Japonya'da çıkmış bir şey bir kendini keşfetme oyunu.
Kokolojiyi bulup geliştirenler yine söyleyemeyeceğim ama Japon profesör Isamu Saito ve Tadahiko Nagawa.
Ya bu ne biçim isim arkadaş ya.
Tabii ki psikoloji bilimi prensiplerini temel olarak hazırlamışlar bunu.
Hani mabatlarından uydurmamışlar.
Ama bunu insanların sıkılmadan oynayabileceği eğlenceli bir oyun formatına dönüştürüyorlar.
Olay bu. Gerçekten de çok eğlenceli.
Az sonra o eğlenceli sorulara geçeceğiz.
Ama önce size kokoloji yaparken yani bu bölümde dikkat etmeniz gereken noktaları söylemem gerekiyor.
Şimdi arkadaşlar ben soruyu soracağım ve siz aklınıza ilk gelen şeyi...
Anında söyleyeceksiniz.
Uzun uzun düşünmenizi istemiyorum.
Ve sakın ola ki cevapları tahmin etmeye çalışmayın.
Çünkü zaten soracağım soruların doğru bir cevabı yok.
Ve lütfen zeki olduğunuzu kanıtlamak için soruların altındaki o gizli psikolojik anlamları sezip aman dur bakayım ona göre cevap vereyim falan demeye çalışmayın.
Yoksa mahvedersiniz. Kendinize karşı dürüst olmanızı istiyorum.
E hadi o zaman hazırsanız başlayalım.
Şimdi ben size soruyu sorduktan sonra lütfen kaydı durdurun.
Çünkü ben hızla geçeceğim oraları.
Kaydı durdurun, cevabınızı verin, ondan sonra devam edin.
Çünkü dediğim gibi ben bu bölümde uzun uzun es vermeyeceğim.
Bu arada unutmadan lütfen bu bölümü çocuklarınızla dinlemeyin.
Bir tık müstehcen olabilir bazı sorularım.
Şimdi başlıyoruz. İlk sorumuz geliyor.
Şöyle bir hayal edin. Yaz gelmiş.
Hava muhteşem.
Böyle kocaman bir arazidesiniz.
Böyle etrafınız yemyeşil ağaçlarla dolu.
Tek başınıza bir yürüyüşe çıkmışsınız.
Yürüdünüz, yürüdünüz, yürüdünüz.
Bir anda böyle karnınız o kadar çok acıkıyor ki.
Ne diyorsunuz bir şey olsa da yesem ya.
Ve bir anda karşınıza bir duvar çıkıyor.
Ya da bir çit de olabilir. Tamam mı?
İkisinden birini hayal edin.
Ve bir bakıyorsunuz o çitin arkasında böyle mis gibi kokan bir sürü çileğin olduğu bir tarla.
Kocaman bir tarla böyle. Şimdi sorum şu.
Bu duvarın boyu ya da işte çitse ne kadar yüksekti?
Ne kadar yüksek bir çit hayal ettiniz?
Şöyle bir hayal edin yüksekliğini.
Şimdi devam ediyorum. Bu çiti diyelim ki aştınız tamam mı?
Diyelim ki aştınız, atladınız.
Çileklere ulaşmayı başardınız.
Kaç tane çilek yersiniz arkadaşlar?
Bir düşünün. Düşündük.
Derken bir anda tarlanın sahibi geldi ve sizi suçüstü yakaladı.
Bir anda böyle bağırmaya başladı.
Siz ne yapıyorsunuz? Benim tarlama nasıl girersiniz?
Bilmem ne falan böyle bayağı bağırıyor.
Ve cevap verirsiniz. Bunu da düşünün.
Ve şimdi durdurun çünkü cevaplara geliyoruz.
Şimdi arkadaşlar buradaki çilek.
Cinsel arzu ve çekicilikti.
Yani sizin yasak bir aşka çekilme olasılığınızdı aslında.
Ben direkt şey dedim hani testi ben önceden çözüyorum bu arada daha eğlenceli olsun diye.
Ben direkt dürüstlüğümden dolayı dedim ki aç kalırım ama o çiti aşmam.
Hadi aştım insanım dayanamadım açlıktan aştım orayı.
Asla çok yemem dedim.
Hadi diyelim yakalandım.
O zaman da şey derim.
Ya abi çok güzel görünüyordu hakkını helal et dayanamadım.
Kusura bakma. Neyse parası vereyim.
Adam öyle derdi yakalanınca.
Şimdi buna göre arkadaşlar o duvarın yani o çitin yüksekliği partnerinizi aldatma potansiyelinizin derecesini gösteriyormuş.
Eğer çok yüksekse o çit.
Bu iyi bir şeye işaret.
Yani cinsel dürtülerinize yenilme riskiniz daha düşükmüş arkadaşlar.
Eğer yüksek bir çit hayal ettiyseniz ya da böyle kalın kalın duvarlarsa o güzel bir şey.
Ya Merve ben çilekleri bile zor gördüm.
Ya gerçekten hapishane duvarı gibiydi o duvarlar diyenlere buradan alkışlıyorum.
Rahibe terasalar mübarek keşişler sizi azizler.
Peki ne kadar çilek yediniz?
Yani ne kadar çilek çaldınız?
Bu. Aşık olduğunuz ya da çekici olduğuna inandığınız kişi sayısını gösteriyormuş arkadaşlar.
Ya ben bir tane yedim kenara çekildim diyenler.
İşte aşkta da öyle hani ben bir kere sevdim ve bitti diyenler.
Komple tarlayı yiyenler.
Bölümü kapatıp çıkabilir misiniz lütfen?
Yürüyen libidolar sizi.
Peki yakalanınca hani tarla sahibine bir şeyler söylüyorduk ya işte adam bizi suçüstü bastı.
Orada ne diyorduk? O söz neydi?
O da aldatırken yakalanırsak eğer yapacağımız muhtemel açıklamayı gösteriyormuş.
Yalnız benim adama para teklif etmem.
Parası neyse vereyim.
Adamı aldatmışım parası neyse vereyim diyorum.
Evlerden olarak ama bu dürüstlük göstergesiymiş arkadaşlar.
Çileklerin tadına böyle açıklama yapıyorsanız bu da önemli bir şey işte çok tatlıydı çok güzel görünüyordu ben öyle dedim.
Ne yapayım işte daha önce hiç bu kadar güzel çilek yememiştim falan dediyseniz adama tarla sahibini bu geçmişteki ilişkiniz ya da yasak aşkınız hakkında.
Gerçekte ne düşündüğünüzü gösteriyormuş.
Ya göründüğü kadar lezzetli değilmiş.
Yani o çitlede atladım ama hiç de değmezmiş tarlaya girmeye diyenler seri pişman.
Ya çilekler çok güzel değildi ama olsun hani bir action yaşadım diyenler bu sadakatsizliği böyle tekrar tekrar yapma potansiyeli olanlar olabilirmiş.
Eğer yeni bir ilişkiye başladıysanız bence bu testi bir yapın derim.
Devam edelim bir başka soruyla.
Şimdi. Bir senfoni orkestrasının konserindesiniz arkadaşlar ve bir an böyle diğer müzisyenlerle beraber sahne alacaksınız.
Bunu hayal edin. Sahneye çıkacaksınız orkestrayla.
Bu fırsat tabii hayatta sadece bir kere elinize geçmiş ve istiyorsunuz ki böyle en iyi performansı gösterin.
Bu arada biliyorsunuz neyi çalacaksanız gayet biliyorsunuz.
Şimdi soruyorum. Eğer bu orkestraya katılma şansınız olsaydı hangi enstrümanı çalıyor olmak isterdiniz?
Şimdi dört tane seçeneğimiz var.
Birincisi keman. İkincisi kontrabass.
Kontrabass nedir bilmeyenler için kemanın böyle devasa olan bir versiyonu öyle söyleyeyim.
Genelde böyle oturarak çalınıyor.
Üçüncüsü borazan.
Dördüncüsü flüt.
Seçin arkadaşlar.
Şimdi seçtiyseniz eğer burayı durdurun çünkü geliyor artık cevabı.
Psikolojide müzik enstrümanları karşı cinsin üyelerini sembolize ediyormuş.
Bu oyunda çaldığınız enstrümanla bütünleşmeniz sizin sevişme tarzınızı gösteriyormuş arkadaşlar.
Ya da sevişme tarzınızda kendinizde en güçlü bulduğunuz yönünüzü ortaya çıkarıyormuş.
Kemanı seçtiyseniz eğer partnerinin en duyarlı noktalarını bulmak ve işte bu duyarlı noktaları harekete geçirmek için gerekli yeteneğe sahip olduğunu düşünenlermiş.
Yani daha böyle duygusal, daha romantik diyelim.
Çünkü keman çalabilmek biliyorsunuz duyarlı bir parmak çalışması istiyor.
Ve o sesi tellerden çekip alabilmek için yayı böyle çok incelikle tutmak gerekiyor.
Kontrabas seçtim Merve diyorsanız eğer güç ve hükmedicilik ön plandaymış sevişme tarzınızda.
Cinsel performans yeteneğinize oldukça güveniyormuşsunuz.
Tüm gücü elinizde tutuyormuşsunuz.
Partnerinize hükmetmekten hoşlanıyormuşsunuz.
Ve böyle izin istemeyen bir tavrınız olabilirmiş cinsellik yaşarken.
Patron benim diyenler kontrabast seçenler.
Borazan'ı seçtim diyenler ağzı iyi laf yapanlarmış.
Dirty talkçılar.
Ya aklıma şey geldi.
Yılmaz'ın bu dirty talk sahnesi vardı ya gibi de.
Flüt seçtim diyenlerse oldukça sabırlı ve biraz da ısrarcı olan tiplermiş.
Çünkü flüt çok sabır isteyen bir enstrüman ya.
Hani ısrarcı, kararlı, dayanıklı olanlarmış bunu seçenler.
Hani baştan savma değillermiş.
Son derece uzun soluklu ve detaycı bir yaklaşım sergiliyorlarmış cinsel hayatlarında.
Yoğun, bitmek, tükenmek bilmeyen, tutku yaşayanlar.
Uzun mesafe koşucuları flüt seçenler.
Fareli köyün kavalcıları sizi.
Şimdi bir başka soruya geldim arkadaşlar.
Bu aslında yoktu.
İçimden geldi. Şimdi kendinizi bir psikolog olarak hayal etmenizi istiyorum.
Bir terapi odasındasınız.
Bir danışan içeri giriyor.
Girdi. Danışanınız içeri girdi.
Odanız nasıl? Terapi odanızı tarif etmenizi istiyorum.
Kendiniz için nasıl bir oda dizayn ettiniz?
Bunu bir düşünün. Düşünün, düşünün, düşünün.
Şimdi içeri giren danışanı hayal etmenizi istiyorum.
Nasıl birisi? Tarif edin.
Görüntüsü vesaire.
Böyle bir düşünün. Şimdi devam ediyoruz.
Bu danışan konuşmaya başladı ve size ilk olarak ne söylüyor?
Nasıl bir dertle gelmiş sizin yanınıza?
Düşünün. Düşünün, düşünün, düşünün.
Derdini anlattı, anlattı, anlattı.
Durduk. Şimdi ona cevap vermenizi istiyorum.
Ne dersiniz? Siz bir psikologsunuz ve ona nasıl bir cevap verdiniz?
Şimdi burayı durdurun arkadaşlar çünkü açıklamalara geliyorum.
Burada nasıl bir terapi odası tarif ettiyseniz bu terapi odası sizin iç dünyanızdı.
Danışan sizin bastırdığınız taraftı.
Hayatınızda neyi bastırıyorsanız oydu.
Danışanın size söylemiş olduğu ilk cümle aslında sizin kendinizde söylemek istediğiniz şeylerdi.
Danışan size ne diyorsa aslında siz kendinize bunları söylemek istiyorsunuz.
Hayattaki probleminiz ne?
Sizin ona vermiş olduğunuz bir psikolog olarak ona vermiş olduğunuz cevap sizin hayatta sıkıntılarınıza yaklaşım biçiminizi gösteriyordu.
Odanın atmosferi ise bu terapi odasında nasıl bir atmosfer hayal ettiyseniz, gergin mi, sıkıcı mı, samimi mi ne hissettiniz orada?
O da sizin duygusal güven hissinizi gösteriyor.
Yani böyle çok steril, çok boş bir oda hayal ettim diyorsanız oldukça duygusal bir mesafe olabilir.
Sıcak, ışıklı böyle kitaplarla dolu bir oda hayal edenler anlaşılma ihtiyacı olabilir.
Karşınızda danışan ağlıyorsa bir şeyler anlatırken bu bastırılmış bir yük anlamına gelebilir.
Psikoloğun çok sert olması kendinize karşı çok fazla acımasız olduğunuzu gösteriyor olabilir.
Çok fazla çözüm odaklı cevaplar veriyorsa duyguyu yaşamadan hemen kontrol etmeyi çalışma anlamına gelebilir deniliyor.
Yani kokolojiye göre o danışan aslında sizin bastırdığınız tarafınız.
O terapi odası sizin zihniniz.
Danışanın söylediği ilk şey belki de uzun zamandır kendinize bile itiraf edemediğiniz bir duygu olabilir.
Ve ona vermiş olduğunuz cevap büyük ihtimalle hayatta en çok kendinize kurmuş olduğunuz cümle olabilir.
Bu test beni çok etkilemişti çünkü o kadar doğru çıktı ki arkadaşlar inanamadım.
Yani nasıl dedim bu kadar nokta atışı olabilir.
Ama bu testin gerçeğini deneyimlemek isterseniz yani gerçekten bir terapi seansı almak isterseniz Size elbette terapini önereceğim.
Bu arada neden terapi almalıyız?
Çünkü arkadaşlar bazen insan kendi zihninin içinde kayboluyor ve bunu hiç fark etmiyor.
Sürekli aynı insanlara, aynı toksik ilişkilere, aynı hatalara çekiliyoruz.
Ve bence bunun nedenini öğrenmek için bile terapi başlı başına bir sebep.
Çocuklukta öğrendiğimiz hayatta kalma yöntemleri var.
Bunlar bize yetişkinlikte zarar veriyor bazen.
Bunları görmek için. Her şeyi bazen mantığımızla çözmeye çalışıyoruz, duygularımızı bastırıyoruz.
Kaygı duyuyoruz, öfke duyuyoruz, suçluluk duyuyoruz ya da değerlisizlik hissi artık böyle hayat kalitemizi düşürüyor.
Bunların... Neden olduğunu bulmak için.
İnsanlara bazen sınır koyamıyoruz.
Tükenmiş hissediyoruz.
Bazen travmalarımız geçmişte kaldı zannediyoruz ama bedenimizde yaşıyor.
İlişkilerimizde yaşamaya devam ediyor.
Bazen kendimizi gerçekten tanımak istiyoruz.
Bu noktada terapi bence çok çok işe yarıyor.
Sürekli güçlü durmak istiyoruz.
Güçlü görünmek istiyoruz. Neden?
İşte onun nedenini öğrenmek için.
Neden başkalarını anlamaya çalışırken kendimizi hiç dinlemiyoruz?
Bunu fark ediyoruz. İlişkilerde neden aynı döngüleri yaşadığımızı görüyoruz terapi aldıktan sonra.
Kendimize içeriden nasıl konuştuğumuzu görüyoruz ki çok önemli bir şey.
Çünkü bazen en acımasız ses bence insanın kendi iç sesi oluyor.
O kadar çok sebep var ki arkadaşlar terapi almanız için ve gerçekten size canlı gönülden söylüyorum.
Benim samimiyetime inanın.
Hayat kalitem değişti.
Yani terapi almaya başladıktan sonra hayata bakış açım değişti.
İnsanlara, ilişkilerime vs.
Ciddi söylüyorum. Hayat kalitesini bu kadar arttıran bir şey yoktur diye düşünüyorum.
O yüzden lütfen kendinizi daha fazla ihmal etmeyin ve bir an önce terapiye başlayın.
Peki neden terapini öneriyorum?
Çünkü terapin online bir terapi platformu.
Yani dışarı çıkmadan, istediğiniz yerden, iş yerinizden, evinizden, arabanızdan, canınız nereden istiyorsa, internet bağlantınızın olduğu her yerden terapine bağlanıp bir uzmandan destek alabiliyorsunuz.
Burası sadece bir terapi platformu değil.
Daha bütünsel bir iyi oluş alanı gibi düşünebileceğiniz bir yer.
Çünkü psikolog var, diyetisyen var, fizyoterapist var, spor eğitmeni var.
Yani mesele sadece konuşmak değil, hayatınızı toparlamak.
Öyle düşünüyorum ben. Merve hangi uzmana gideceğim, nasıl yapacağım, uygun uzmanı nasıl bulacağım diyorsanız.
Başlangıç testleri var arkadaşlar.
Burada uzmanların yorumları yazıyor.
Onları okuyabilirsiniz. Bunlardan faydalanabilirsiniz.
Ki zaten terapinde 600'ü aşkın uzman var.
oluşturuyorsunuz. Dediğim gibi 7.24 ne zaman istiyorsanız bağlanın.
Görüşün arkadaşlar. Fiyat seçenekleri zaten her bütçeye göre ayarlanmış.
O yüzden hiç gözünüz korkmasın.
7'den 70'e herkese hitap ediyor.
Bir de şu kısım var arkadaşlar.
En önemlisi benim için.
Anonim görüşme yapabiliyorsunuz.
Yani kamera açmak zorunda değilsiniz.
Mahremiyetinizi önemsiyorlar.
Kimliğinizi paylaşmadan da destek alabiliyorsunuz.
Seans sonrası mesajlaşma desteği var ve en önemlisi bize özel bir indirim kodumuz var.
Açıklamaları da bırakıyorum.
OSB25 koduyla terapindeki ilk seansın 2026 sonuna kadar %25 indirimli detaylar sizin için açıklamada olacak.
Şimdi devam ediyoruz.
Gelelim bir başka eğlenceli soruya.
Şimdi diyelim ki siz bir sihirbastınız tamam mı?
Ve bir gece böyle bir yerde sahne alacaksınız.
Çok büyük bir gece arkadaşlar.
Böyle bir yerin açılışına davetlisiniz.
Böyle içeride kıyamet gibi bir kalabalık sizi bekliyor.
Siz de sahne kenarında adınızın anons edilmesini bekliyorsunuz.
Az sonra böyle gösteri başlayacak.
Son dakikalar arkadaşlar gösteri başlamak üzere.
Ne hissediyorsunuz? Yaklaştı gösteriniz.
Az sonra adınız anons edilecek.
Ne hissediyorsunuz? Hissedin.
Hissedin. Evet.
Ve şimdi sahnedesiniz.
Yapacağınız bir sihirbazlık için diyorsunuz ki şöyle bir seyircilere bakıyorsunuz.
Birinizi yanıma alabilir miyim?
Birini seçiyorsunuz tamam mı?
Size yardımcı olması için. Şimdi lütfen tanıdığınız birini hayal edin.
O seyircilerden birini yanına alacaksın.
Hangisini istersin?
Seyircilerden ya da tanıdığın birini alacaksın.
Kim o? Bir tanıdığın birini hayal et.
Şimdi o tanıdığın kişi aynı sahneye seninle geldi ve sihirbazlık numaranı yapmaya başladı.
Yapıyorsun ama nafile hiçbir işe yaramıyor.
Çünkü o an bir şeyler ters gitti.
Tamam olmadı yani. Sihirbazlık numaran olmadı.
Şimdi o tanıdığın kişiye ne söylersin?
Sahnede davet ettiğin ve gerçek hayatta tanıdığın kişi.
Ne söylersin ona? Bir düşün bakalım.
Söyledin. Şimdi şov bitti.
Artık kulise geçtin.
Kulistesin. Kendinle baş başasın.
Kendini nasıl hissediyorsun?
Nasılsın şu anda? Hissettin.
Tamam. Şimdi cevaplara geliyorum.
Durdurun. Dediğim gibi cevap veremiyorsanız eğer hızlı bir şekilde durdurun.
Devam edin. Şimdi bu test yalan söylemek ve aldatmakla ilgili bilinç altınızda yatan gerçekleri nasıl yorumladığınızı gösteriyormuş.
Özellikle böyle en yakınınızda olan insanlara yalan söylerken ya da onları kandırırken kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
Bu test bunu gösteriyor. Şimdi cevaplara geçiyorum.
Sahneye çıkmadan önce ne hissettiniz?
Şimdi bu soruya verdiğiniz cevap yasak bir ilişkiyi planlarken ya da Bunu hayal ederken işte hayatınızda biri var ve yasak bir aşk hayal ediyorsunuz.
Bunu hayal ederken hissedeceğiniz duyguları temsil ediyordu.
Benim kalbim ağzımdan çıkacaktı hani adımı anons edecekleri zaman.
Elime yüzüme bulaştırmam inşallah falan dedim ya of çok kötü.
Ama şey dediyseniz o daha kötü ya elime yüzüme bulaştırmam.
Ben zaten bu işin piriyim.
Yıllardır bunu yapıyorum.
Siz bu işin profesyoneli olmuşsunuz arkadaşlar.
Ya da şöyle düşünüyorsunuz muhtemelen.
Ya ne olacak ya?
Karda yürüyüp izimi belli etmem.
Ben çok iyiyim bu alanda.
diyor olabilirsiniz. Ya Merve çok gerildim, acayip korktum diyorsanız bu gerçekten hani böyle bir şey yapacağınız takdirde acayip korkacağınızı gösteriyor.
Peki Merve sahneye çağırdığımız o yakınımız, o tanıdığımız kişi de kimdi diyorsanız işte o kişi her kimse bilinçaltınızda çok saf yani ergo tabirle söyleyecek olursam böyle enayi
gibi gördüğünüz ya ben bunu çok kolay bir şekilde kandırırım, yalan söylerim diye gördüğünüz kişiyi gösteriyormuş.
Umarım bu noktada eşimi çağırdım sahneye dememişsinizdir.
Yoksa ay bu okunan sizin selanız mı?
Sahnede numaranız başarısız olduğunda o yakınınıza söyledikleriniz aldatırken yakalanırsanız eğer muhtemelen o savunma anında söyleyeceğiniz sözlermiş.
Eğer böyle gülerek pişkin bir şekilde durumu örtbas etmeye çalışıyorsanız o anda işte ya benim canım sağ olsun hiç kimse de kusursuz değil kardeşim kusura bakmayın gibi bir şey dediyseniz eğer hani durumu kurtarmaya çalışırken daha
da dibe battığınızın resmi.
Ya özür dilerim ya göstereyim affettim demek.
Yani seni de burada rezil ettim buraya çıkardım demek.
Hatanızı kabullendiğinizi gösteriyor.
Gösteriden sonra kulisteki hislerinize gelecek olursam.
O da yalandan sonraki duygunuzdu arkadaşlar.
Yani işte ihanet ya da yalan.
Ondan sonraki duygunuz.
Yani gerçek hayatta yalan söyledikten sonra hissedeceğiniz duygu.
Ben şey diye bağırıyordum kuliste.
Rezil olduk baba. Yani gerçek hayatta yalan söyledikten sonra hissedeceğiniz duygu o kulisteki duygunuzmuş.
İşte Allah kahretsin ben bu işi bırakıyorum falan diyenler oldukça dürüst insanlarmış.
Yalan dolan işleri size göre değil gülüm.
Olsun ya bir dahaki sefere yaparım diyorsanız eğer yalan söylemekten hatalarından vazgeçmeyecek insanlar bunlar.
Ya olsun ya ne adrenalin yaşadım ama diyorsanız eğer yalan söylemeyi oldukça cazip buluyorsunuz.
Heyecan verici buluyorsunuz.
Rezil oldum deyip üzülenler benim gibi vicdan azabı yaşayanlarmış.
Böyle bir yalan söyledikten sonra vicdan azabı yaşayanlar.
Ben bir de şey demiştim kulise gittikten sonra hem rezil olduk baba diye ağlıyordum.
Hem de canım sağ olsun ya bundan da alınacak dersim vardır elbet demiştim.
Kendimi de nasıl ele veriyorum arkadaşlar bu testlerle.
Ben de şu an ele verdim kendimi.
Gelelim bir başka senaryoya.
Başka bir soruya. Şimdi zihninizde yine bir sahne kurmanızı isteyeceğim sizden.
Dışarı çıkmışsınız.
Bir yere doğru gidiyorsunuz.
Böyle bir planınız var. Oraya doğru yolda yürüyorsunuz.
Tamam böyle aheste aheste yürüyorsunuz.
Tam hedefinize varmak üzeresiniz.
Böyle azıcık kalmış yani. Aniden çok kuvvetli bir yağmur bastırıyor arkadaşlar.
Böyle deli dehşet bir yağmur.
Ne yaparsınız o anda? Ya ben bir ağaç bulurum, oraya sığınırım, yağmur geçene kadar onun altında beklerim bir dersimiz.
Yok Merve ben hiç umursamam, yoluma devam ederim, azıcık da hızımı arttırırım.
O şekilde ıslanırsam ıslanayım ne olacak ya deyip devam edersiniz.
Yoksa etrafta şemsiyesi olan birini mi ararsınız ya da işte şemsiyeye satan bir dükkan var mı acaba diye bakar mısınız?
Yoksa Merve ben zaten her daim temkinliyim.
canım şemsiyen daima çantamdadır deyip çıkarıp yolunuza devam edersiniz.
Şimdi geliyorum cevaplara.
Yine durdurun arkadaşlar. Bu arada ben yağmurun altında koşarım dedim.
Hani gideceğim yere hızlı bir şekilde varmak için.
Ama şunu da dedim. Ay saçım bozulur, makyajım bozulur.
Acaba bir yerin altına sığınsam mı?
Yani bu ikisi arasında kaldım.
Gideceğim yere bağlı bu.
Şimdi arkadaşlar eğer siz bir ağaç bulup Yağmurun dinmesini beklediyseniz bu soru şuydu aslında.
Sevdiğiniz biriyle ya da bir arkadaşınızla aranızda diyelim ki bir tartışma çıktı, bir kavga çıktı.
İşte bu çatışma anlarında bizim sergileyeceğimiz tavrı gösteriyor bu test.
Eğer ağacın altına sığındıysanız muhtemelen böyle bir çatışma anında siz de böyle bir kenara çekiliyorsunuz.
İşte karşı tarafın öfkesinin dinmesini bekliyorsunuz.
İşte önce karşınızdakini böyle bağırıp çağırarak içini boşaltmasını seyrediyorsunuz.
Ondan sonra siz devreye girip kendi bakış açınızı böyle oldukça soğukkanlı bir şekilde karşı tarafa sunuyorsunuz.
Tabii bu yaklaşım kimine göre çok akıllıca bulunsa da kimine göre ki ben öyle düşünüyorum çok sinsice.
Sinsirellalar sizi. Bende de biraz sinsirellalık var.
Baksanıza diyorum ki ağacın altına sığınabilirim.
Makyajıma bağlı, saçıma bağlı.
Yok Merve ben yağmur falan dinlemem.
Hedefe doğru koşarım dediyseniz eğer.
Benim cevabım da bu ağır basmış da.
Siz muhtemelen kavgada böyle ağzına geleni söyleyen, içini komple döken, ne olacaksa olsun be bu saatten sonra diyen, kavganın sonunu pek umursamayan tiplerdensiniz.
Kendinizi haklı buluyorsunuz ve belki tartışacak bir şey görmüyorsunuz.
Karşınızdaki kişi öfkelenirse siz daha da öfkeleniyorsunuz.
O size bağırırsa siz daha da bağırırsınız deniliyor.
Benim için doğru mu? Evet kısmen doğru ama zaten ben o noktaya geldiysem Tarık Bin Ziyad gibi o gemileri ben çok da...
yakmışımdır. Şemsiye dükkanı baktım diyorsanız ya da birinin şemsiyesinin altına mı girsem dediyseniz eğer siz hiç kavga insanı değilsiniz.
Böyle ağız tadıyla sizinle kavga edilmez.
Kavga çıksa bile hemen böyle karşı tarafı bir sakinleştirme çabası.
Aman Ali Rıza Bey ağzımızın tadı bozulmasın tipleri bunlar.
Fazla iyi misersiniz ama hayatta zaman zaman şöyle bir durup fırtınayı göstermek lazım diye düşünüyorum.
Çantamda şemsiye vardı diyenler.
Abi siz bence cinsiniz ya.
Zaten bu yanıtı seçenlerin her suçlamaya verilecek bir cevabı, her yanlışa bir özrü mutlaka vardır denilmiş.
Bence de öyle. Hani sizin için tartışmak zaten bir sanat yani.
Siz bu konuda master yapmışsınız arkadaşlar.
Hani hep böyle hazır ve nazırsınız kavgaya.
Gardınızı almış bekliyorsunuz.
Siz bu işin profesyonelisiniz.
Şimdi biraz korkunç bir soruyla devam edelim.
Diyelim ki Türkiye'de bir canavar var.
Burada bir espri yapardım ama.
Ya siz anlatınız neyse tamam mı?
Bu canavar ortalığı kasıp kavuruyor ve durduramıyorlar.
Durduramıyoruz. Ve bu canavar sizin üzerinize doğru geliyor.
İnanılmaz öfkeli. Bir dakika.
Şimdi bir düşünün.
Bu canavar acaba neden bu kadar öfkeli?
Ne düşündünüz arkadaşlar? Niye bu kadar öfkeli sizce bu canavar?
Şöyle bir hayal edin. Edin edin edin.
Aklınıza ilk gelen şeyi düşünün.
Karnımı aç acaba?
Yemek bulmak için mi avlanmaya çıktı?
Böyle mi düşündünüz? Hayır Merve ya bence kaybettiği sevgilisini arıyor.
Aşk acısı çekiyor.
Acaba böyle mi düşündünüz?
Yok yok bence çok çirkin ve çok mutsuz.
O yüzden böyle diye mi düşündünüz?
Yoksa tüm dünyaya öfkesi var diye mi düşündünüz?
Şimdi burayı durdurun çünkü cevabı geliyor.
Bu soru arkadaşlar sizin kişiliğinizin...
Gölge yanı yani karanlık yanını ve güncel hayatınızda yaşadığınız o gizli stres kaynağını nasıl yorumladığınızı gösteriyor.
Ya da işte o karanlık yanınızın yönelmiş olduğu bir tatminsizliğe işaret ediyor.
Karnı aç ve avlanıyor dediyseniz eğer bazen ölçülü olmaya çalışırken kendini çok fazla sıkıyor olabilirsin.
Belki diyettesindir şu an.
Hani kendi iştahında savaşıyor olabilirsin.
Boğazıyla sınananlar diyorum ben bu gruba.
Yani kendinizi son zamanlarda bir şeylerden çok mahrum bırakmış olabilirsiniz denilmiş.
Hayır ya kayıp sevgilisini arıyor diyenler.
Aşk hayatı pek yolunda gitmeyenler.
Çok çirkin o yüzden çok mutsuz diyenler.
Kendi fiziksel görünümünden pek hoşlanmayan insanlarmış.
Yani kişiliğinizin karanlık yanı sahip olduğunuz o eksiklikleri zihninizde büyüterek dünyanın sizi gördüğü şekli de olumsuz etkiler.
gidiyor. Yani önce kendinizi sevmeyi öğrenmeniz gerekiyor.
Bu kısmı seçenler. Çok çirkin o yüzden mutsuz dediyseniz.
Hayır tüm dünyaya öfke kusuyor dediyseniz eğer bardağın hep boş tarafını görüyorsunuz.
Hep karamsarsınız. Yani çevrenizdeki yanlışları bulmakta ustasınız.
Hep böyle şikayet halindesiniz.
Ve sırada harika bir soru var arkadaşlar.
Kül kedisi masalını biliyorsunuz hepimiz biliyoruz diye düşünüyorum.
İşte yoksulluktan zenginliğe doğru hayalleri gerçekleşen yakışıklı prensini bulan bir genç kızın masalı kül kedisi.
Peki kül kedisi masalında size en çok etkileyen sahne hangisiydi arkadaşlar?
Üvey annesinden eziyet çektiği sahneler mi?
İyilik perisi tarafından güzel bir prensese çevrildiği o an mı?
Sarayın merdivenlerinde saat gece yarısını vurduğunda o camdan ayakkabısını düşürdüğü sahne mi?
Prensin kül kedisini bulup camdan ayakkabıyı ayağına giydirdiği sahne mi?
Hangi sahne? Şöyle bir düşünün.
En çok sizi etkileyen sahneyi sor.
Beni bir durdurun arkadaşlar çünkü cevaba geçiyorum şimdi.
Lütfen dediğim gibi hiç düşünmeden aklınıza gelen ilk sahneyi seçin.
Tamam mı? Çünkü bu test sizin kişiliğinizdeki en zayıf noktayı veya en büyük kusuru gösteriyormuş.
Bu arada ben kül kedisine, iyilik perisinin geldiği o ilk an var ya ondan çok etkiliyorum.
Hani evin içinde böyle ocağı süpürüyor.
Sonra bir anda böyle bir güvercinler toplaşıyor, bir şey oluyor.
Hani bir şey olacak orada. O sahne beni etkiliyor.
Onu seçmiştim. Şimdi gelelim yorumuna.
Bilerek burayı uzatıyorum arkadaşlar hemen durduramadıysanız diye.
Gelelim cevaplara. Eğer üvey annesinin elinden eziyet çeken halleri sizi en çok etkileyen sahneyse hani bu direkt aklınıza geldiyse bu sahneyi hatırlamanız belki böyle çok güçlü bir acıma duygusu uyandırdı
sizde. Bunun altında aslında kibir ve gurur duyguları yatıyor olabilirmiş.
Yani kendinizi başkalarından üstün görüyor olabilirsiniz arkadaşlar.
Eğer benim gibi iyilik perisi sahnesi dediyseniz hayatınızdaki en büyük kusurlardan biri gerçek hayattaki sorunları görmezden gelmeniz ve plansızlığınız olabilir deniliyor.
Yani bu kısmı seçenler 3 maymunu oynayanlar acılarına karşı.
Eğer kül kedisinin ayakkabısının cama dönüştüğü sahneyi seçtiysen işte saat 12'yi vuruyor dedik ya o sahneyse eğer bu sahnenin size etkilemesi başkalarına muhtaç bir tarafınız olduğunu gösteriyor deniliyor.
Zorluklarla karşılaştığınız zaman hemen böyle bir kaçma eğilimi gösteriyor olabilirmişsiniz.
Gerçeklerle yüzleşmek yerine olayı başkasına yıkanlar hayatta.
Hep böyle bir koltuk değneği arayanlar.
Prensin kür kedisini bulup camdan ayakkabıyı ayağına giydirdiği sahneyi seçtim diyorsanız eğer bunu seçenler o sıradan basit şeylerle bile kolayca mutlu olabilen insanlarmış.
Yani hayattaki beklentileri çok sıradan olanlar.
Normal bir işim olsun, sıradan bir aile, sıradan arkadaşlar.
E bu ne Merve? Hani burada ne problem var diyorsanız?
Şu, sizi daha özgün ve özel yapan özelliklerinizi keşfetmeniz gerekiyor.
Bunun için biraz daha gayret etmeniz gerekiyor deniliyor.
Hani bu kadar sıradan olmayın deniliyor arkadaşlar.
Bu bir kusur olarak gösterilmiş.
Gelelim bir başka soruya.
Şimdi hayal edin arkadaşlar siz...
Dünyaca tanınmış çok önemli bir bilim insanısınız ve yeni bir bitkinin geliştirilmesinin üzerinde çalışıyorsunuz.
Laboratuvarda yıllardır bunun konu üzerinde deney yapıyorsunuz.
Ve nihayet bu çalışmalarınız sonuç vermeye başlıyor.
Şimdi arkadaşlar yarattığınız eserin dayanıklılığını test edeceksiniz ve bunun için 100 adet tohumu gidiyorsunuz yaşanılmayacak bir çöle dikiyorsunuz arkadaşlar.
Sorum şu aklınızda ilk geleni söyleyin.
Bu diktiğiniz çöle diktiğiniz 100 tohumdan kaç tanesi yaşadı arkadaşlar?
100 tohumdan kaç tanesi yaşadı?
Ben direkt 88 dedim.
Şimdi bu test bizim kendimize olan güven derecemizi gösteriyormuş.
Bilim adamı güven duygumuzu gösteriyor.
Verimsiz çöl hayattaki zorluklarla mücadelemizi o belirsizliği sembolize ediyordu.
Çöl kumları o zor testi yani meydan okumayı şüpheci duyguları ve belirsizliği sembolize ediyor.
Şimdi 99 veya 100 dediyseniz eğer hepsi çıktı kardeşim çölde tohumlarımın hepsi filizlendi diyorsanız.
Kendinize çok güveniyorsunuz tamam mı?
Ama kötü bir şey mi? Kibir derecesinde bir özgüvenmiş bu.
Yani çok da mantıklı bir şey değil.
81 ile 98 arası dediyseniz, ben 88 demiştim.
Siz kendinize ve yapabileceğiniz şeylere güveniyorsunuz.
Ama... Hani bu küstahlık ve kibir olarak görülmüyor.
Çünkü bu tutumunuz çevrenizdeki insanlara güven veriyor.
Ve bu da sizi nereye giderseniz gidin doğal bir lider konumuna getiriyor deniliyor.
61 ile 80 arasına tuttuysanız siz temkinli bir iyimsersiniz arkadaşlar.
Hani daima iyiyi umut ediyorsunuz ve en kötüsü için hazırlıklı bir şekilde bekliyorsunuz.
Oldukça gerçekçisiniz diyebilirim.
41 ile 60 arası dediyseniz kendinize güveniniz ortalama seviyede.
Hani belki de hala hangi konuda...
Konuda iyi olduğunuzu bilmiyorsunuz.
Bunu keşfetmeye çalışıyorsunuz denilmiş.
21 ile 40 arasını seçtiyseniz kendinizden tamamen şüphe etmiyorsunuz ama önünüzdeki engelleri de abartma gibi bir eğiliminiz var.
Kendinize güveniniz çok değil.
Bir ile 20 arası diyenler özgüven eksikliği.
Çok büyük şeyler başarabileceklerine dair pek bir inancı olmayanlar denilmiş.
Ve son soru arkadaşlar.
Çok güzel bir soru bu. Evdesiniz.
Gayet güzel oturuyorsunuz kahvenizi içiyorsunuz bir anda kapı çalıyor.
Kapıyı açtınız karşınızda bir hayvan görüyorsunuz.
Bu hayvan size bir haber getirmiş.
Bu haber iyi mi kötü mü?
Bir düşünün. Hangi hayvan size haberi getirdi?
Nasıl bakıyor size bu hayvan?
Eve girdi mi?
Gitti mi? Ne yaptı?
Yabani bir hayvan mı?
Evcil bir hayvan mı?
Korkutucu mu? Sevimli mi?
Ve getirdiği haber ne?
Şimdi durdurun cevaplara geçiyorum.
Seçtiğiniz hayvan sizin içgüdülerinizi, sezgilerinizi gösteriyordu.
Hayvanın getirmiş olduğu haber sizin bilinçaltınızda beklediğiniz şey.
Hayvanın tavrı hayata güven seviyenizdi.
Hayvanın eve girip girmemesi duygularınızı hayatınıza ne kadar aldığınızı gösteriyordu.
Ben tabii ki kedi seçtim.
Kedi ya da köpek dedim.
Evime girdi hayvan bu arada.
Tavrı da gayet böyle çok tatlı bir hayvandı ve iyi bir haber getirdi bana.
Çok güzel bir haberle geldi.
Eğer kurt, işte karga, yılan gibi bir hayvan seçtiyseniz tehdit, güvensizlik, kontrol korkusu olabilir.
Kedi, köpek, kuş tarzı seçtiyseniz yakınlık, haberleşme ve aidiyet ihtiyacı.
Eğer iyi haber aldıysanız bu sizin çok hayata karşı işte umutlu ve iyimser olduğunuzu gösteriyor.
Yani bu tarafınızın baskın olduğunu gösteriyor.
Kötü haber geldi diyenler de hayatta sürekli tetik halinde yaşayanlarmış.
Evet bu testlere nasıl cevaplar verdiniz?
Instagram'da yorumlarda buluşalım.
İşte Merve çok doğru çıktı ya da çıkmadı diyorsanız yine de yorumlara yazın konuşalım.
Kendinize iyi bakın hoşçakalın.
Terapin Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sundu.
Bize özel kodumuzu tekrar hatırlatıyorum.
OSB30 bu kod Mayıs ayına özel bir kod arkadaşlar ve bu aya özel tüm seans ve paketlerde geçerli olacak.
Açıklamalardaki linkte detayları bulabilirsiniz.
Kendinize iyi bakın hoşçakalın bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
