
Terappin Hakkında detaylı bilgi almak ve indirmek için: http://www.terappin.com
İlk seans için % 15indirim kodumuz: BASLA15
*
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Farkındalık Defteri: https://www.podcastbpt.com/ortamlarda-satilacak-bilgi
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Patreon'dan destek olmak için: www.patreon.com/osbpatreon
*Bu bölüm "Terappin" hakkında reklam içerir*
Transkript
Terapinin sunduğu, Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz, ben Merve.
Bugün aşk ilişkilerimizin temel dinamiklerine girelim istedim.
Aşk ilişkilerinizde bir türlü mutlu olamıyorsanız, sorun gerçekten tam olarak nerede merak ediyorsanız, bu bölümde bence kısmen de olsa aradığınız cevapları bulacaksınız.
İlk defa aşk ilişkileri üzerine bir bölüm yapıyorum, çok heyecanlıyım.
Bu mevzuya bilimsel bakalım istedim, aşkı bulmanın ve korumanın bilimsel yollarını konuşacağız bugün.
Bağlanma stillerinden bahsedeceğim sizlere.
Bağlanma stilinizi bulmak için bir test var.
Aşağı bir link bırakıyor olacağım Instagram'a.
Hikaye sabitleyeceğim.
Orada da podcast bitimi mutlaka uzun bir test.
Onu çözdükten sonra iyice emin olacağınızı düşünüyorum.
Zaten anlattıklarımdan anlayacaksınızdır bağlanma stilinizi.
Konu çok uzun o yüzden hemen başlamak istiyorum.
Ne konuşacağız? İlişkilerde bağlanma stillerimizi konuşacağız.
Neden bir türlü aşk ilişkilerimizin yürümediğini sorun bizde mi yoksa...
karşı tarafta mı? Karşımızdaki insan gerçekten bize uygun mu değil mi?
Aşk yeter mi?
İlişkideki ihtiyaçlarınız tam olarak neler?
Neden evlenmekte zorluk çeken insanlar var?
Bugün anlatacaklarım bilimsel arkadaşlar.
Uzun yıllarını psikiyatri alanına vermiş, ödüllü iki psikiyatristin yazmış olduğu bağlanma kitabından yola çıkarak bu podcasti çekmeye karar verdim.
Şimdi öncelikle bağlanma deyince aklımıza ilk gelen yerden başlamak istiyorum.
Tabii ki ebeveyn çocuk ilişkilerindeki bağlanmadan başlayacağız.
Bağlanma stillerinde anne ve bebek ilişkilerini gözlemleyen uzmanlar...
Bebeklerin ve çocukların onlara bakım veren kişiyle 3 çeşit bağlanma şekli geliştirdiğini tespit ediyorlar.
Bunlar güvenli, kaygılı ve kaçıngan arkadaşlar.
Sonradan listeye daha az rastlanan karmaşık, kaygılı ve kaçınganın bir birleşimi de eklenmiş ama onu konuşmayacağız.
Biz bugün ana olan 3'ünü konuşacağız.
Güvenli, kaygılı ve kaçıngan.
Önce nereye gidiyoruz? Bebekliğimize dönüyoruz.
Bebeği olan anneler lütfen dikkat.
Güvenli bağlanma kurmuş bebekler dünyayı keşfetmeye, öğrenmeye açıklardır, meraklılardır.
Dünyayı gözlemlemeyi çok severler.
Eğer böyle yorgunlarsa veya bir şeye kızmışlarsa kendilerini rahat ve güvende hissedebilmek için annelerini güvenli bir dayanak olarak görürler.
Güvensiz bağlanmaya gelelim.
Bu bebekler ileride kaygılı ve kaçıngan grubu olarak anlatacaklarım.
Onlar sakinleşmek için annelerinin nerede olduğunu bilmek istiyor.
Kaygılılar ya da buraya dikkat anneye ihtiyaç duyduğunda yani güvenli bir dayanak aradığı zaman Annesi bebeğe çok yabancı kalıyor.
Bu kaçıngan. Yani geçen Instagram'da paylaşmıştım.
Okan Bayülgen'in bir konuşması vardı ya.
Diyordu ya işte emniyet ve güven ihtiyacım vardı.
Bunlar çok önemli şeyler ama 6 yaşında yatılı okula verilmiş ve bu duyguları ebeveynlerinden temin edememiş.
Burada bir parantez açmak istiyorum.
Eğer bir anneyseniz ve beni dinliyorsanız şu anda vakti zamanında sizin de bir bebek olduğunuzu unutmayın, hatırlayın.
Yani sizin şu an çocuğunuza olan davranışınızın nedeni aslında Aslında bir yerlerde o bebek o çocuk haliniz.
Mesela ev içinde şiddet sorunu yaşandıysa siz küçükken.
Öyle bir evde büyüyen annelerde travma sonrası stres bozukluğu görülebiliyormuş ve bu anneler bebekleriyle ilgilenirken bundan ötürü çocuğuyla güvenli bağ kuramayabilir.
Dolayısıyla çocuk da annesiyle güvenli bir bağ kuramayabilir.
Görüyorsunuz değil mi psikolojimiz ne kadar önemli tüm nesili etkileyen bir durum var burada.
Yani senin anneannenin annesinin bile yaşadığı şey artık ne yaşadıysa onun psikolojisi geliyor çocuğunun aşk hayatına etkiliyor.
Ama iyi ki bunların çözümü var.
Bazılarını da etkilemiyor. İstisnalar var tabii ki.
Travma sonrası stres bozukluğu yaşamış bir anne çocuğuna yetişkin niyetleri yükleyebilir.
Çocuk mesela oyuncağını alır yere atar gider annesinin saçını çeker annesine vurur.
Halbuki o arada o çocuk bağ kurmaya çalışıyor olabilir annesiyle.
Ama anne o çocukluğunda yaşadığı kötü olaylardan dolayı içsel olarak şunu düşünebilir.
Çocuğum beni sevmiyor çocuğum benden nefret ediyor gibi düşünebilir.
Ve sadade gelecek olursam araştırmalarda...
Gösteriyor ki bize lütfen buraya dikkat çocukların ebeveynlerine bağlanma biçimi her neyse.
Yetişkinliklerinde de partnerlerine bağlanma modeli aynı benzerlik taşıyor.
Hani geçen Instagram'da bir şey paylaşmıştım.
Psikiyatrist Alper Hasanoğlu'nun bir videosunu paylaşmıştım.
Orada diyordu ki ben terk edilmekten o kadar korkuyormuşum ki ilişkilerimde hep backup alma sebebim, kadınları yedekleme sebebim, aldatma sebebim buymuş.
Terk edilmekten korktuğum için.
Ve ben bunu çözdükten sonra terapi almış.
Hiçbir kadını aldatmadım diyordu.
Şu an beni dinleyenler arasında eminim biriyle aşk...
ilişkisi yaşarken birilerini böyle cepte tutan yedekçiler var yedekçiler orada mısınız bu podcast aynı zamanda sizin için devam edelim dediğim gibi çocukken ki bağlanma stiliniz
her neyse yetişkin olduğunuzda da bu karşınıza çıkacak Aşk ilişkilerinizde olduğunuz kişi aslında o çocukken ki bağlanma stiliniz.
Şimdi arkadaşlar 3 çeşit bağlanma türü var dedim.
Bunlar güvenli, kaygılı ve kaçıngan.
Bunları önce basitçe ifade edecek olursam.
Güvenli bağlananlar aşkta yakınlık konusunda oldukça rahatlar, sevecenler.
Ben onlara sevgi pıtırcıkları diyorum güvenli bağlananlara.
Kaygılı insanlara gelelim.
Çok önemli burası. Hep yakın olma ihtiyacındadırlar.
Böyle ne olursa olsun hep yanınızda, hep temas halinde olmak isterler.
Temas bağımlıları. Gün içinde kafaları hep ilişkileriyle meşguldür.
Hani mesaj atarsınız bir saat dönmez ve dersiniz ki herhalde ayrıldık, herhalde bitti.
Yoksa yazardı. Niye aramadı bugün beni?
Neden bana günaydın mesajı atmadı?
Yoksa beni sevmiyor mu? Yoksa bitti mi?
Benim haberim yok mu? Hep böyle bir alarm halindeler.
Panik. Kaygılılar.
Aa Merve beni anladı. Gelelim kaçınganlara.
Diyorum ki birine beddua edeceksen diyorum arkadaşıma inşallah kaçıngana denk gelirsin abi de.
Çünkü çok zor.
Onlar için aşk eşittir.
Özgürlüğün kaybedilmesi.
Sizinle olan mesafesini hep böyle sınırlı tutar.
Asgari düzeyde tutar. Aklıma şu an şey geldi.
Seda Sayın'ın bir şarkısı vardı ya.
Seviyor musun? Bir daha söyle.
Bir daha. Kadın kaygılı emin olmak istiyor.
Yüz kere soruyor.
Adam da seviyorum diyor habire.
Ya güvenli muhtemelen adamcağız.
Yüz kere seviyorum diyor. Kaçıngan olsa bunu demezdi mesela hiç demezdi.
Seda Sayan sabaha kadar seviyor musun der dururdu yani bozuk plak gibi.
Ya da Mabel çiçeğimin antidepresanı bu aralar en çok dinlediğim şarkılardan biri.
Gitme buradan sen olmadan ben asla yaşayamam.
İşte yakınlık arzusu var, telaşı var, kaygısı var.
Alın size kaygılı bağlanma.
Bu arada iyi haber insanların %50'sinden bir tık fazlası güvenliymiş.
%20'sinin kaygılı olduğu düşünüyor.
25'inin de kaçıngan olduğu düşünüyor.
Kalan 3-5 arası da karmaşık kategoride.
İkisinin karışımı olanlar da var benim gibi.
Şimdi bu bağlanma stiline sahip olanlar bazı önemli noktalarda birbirlerinden ayrılıyorlar arkadaşlar.
İlişkiden beklentileriniz neler?
İstekleriniz, ihtiyaçlarınız bunları dile getirme stilleriniz.
İşte birlikteliğe ve aşka, cinselliğe karşı olan tutumunuz.
İlişkide bir çatışma çıktığı zaman nasıl başa çıkıyorsunuz?
O yöntemler neler? Bu kısımlarda bağlanma stilinize göre hareket ediyorsunuz.
Bu arada hemen gidip annenizi babanızı suçlamayın.
Efendim sen bana bunu yaptın o yüzden ben aşk ilişkilerimde mutlu değilim.
Hayır sadece onlar değil.
Genlerimiz ve yaşam deneyimlerimiz de etkiliyor.
Sadece ebeveyn değil arkadaşlar.
Hatta bir arkadaşımız sonradan kaçıngan olduğunu tespit ettik.
Böyle atomu parçalar gibi düşüne düşüne okuya okuya bulduk ve terapiye başlıyor şimdi.
Kısacası ebeveynleriniz böyle hassas, duyarlı işte her ihtiyaç duyduğunuzda size kucak açan insanlarsa siz seçilmiş kul kategorisindesiniz arkadaşlar.
Bravo. Güvenle bağlanan insanlar oluyorsunuz ileriki hayatınızda.
Eğer anne ve babanızın size karşı olan işte bu duyarlılıkları, ilgileri değişiyorsa, size karşı bir çok ilgili oluyorlarsa, bir bakıyorsunuz çok ilgisizler, hatta benim gibi 30 tane bakıcı değiştirdiyse
aileniz siz bebekken, kaygılı olma ihtimaliniz yüksek.
Ben bunu okuyor okuyor kendim keşfettim.
Eğer ebeveynleriniz size böyle hep uzak, hep mesafelilerse, aranızda bir duvar varsa, Bir kere bile sarılıp öpmeyen anne babalar biliyorum.
O zaman kaçıngan olmanız da muhtemel.
Hani Turgut Uyar diyor ya, gizlenen, gösterilmeyen, hissettirilmeyen sevginin zerre kıymeti yok gözümde.
Bu duvar da beni çok seviyor olabilir.
Bilemem. Çocuklarını sadece uyurken öpen x kuşağı ebeveynlerine gelsin.
Kurşuna gerek yok sözlerim var bugün arkadaşlar.
Issız adamlar yaratıyorsunuz bilesiniz beni dinleyenler.
Sizin o öpüp okşamadığınız, sevginizi göstermediğiniz, sakındığınız çocuklar var ya onlar köyü yakıyor büyüdükleri zaman.
Hani bir Afrika atosözü vardır.
Köyü tarafından sevilmeyen çocuk o sevgiyi ve sıcaklığı hissetmek için...
O köyü yakar derler.
Ben bu podcastı bugün bitirebileceğime inanmıyorum.
Çok şey var anlatacağım çok doluyum.
Şimdi bağlanma sistemi sevdiklerimizin yanındayken bize böyle güvende olmayı korunmayı sağlayan davranış ve duygulardan oluşuyor.
Bağlanmanın temelinde aslında güven var arkadaşlar.
Güvenli güvensiz diyoruz ya neden böyle diyoruz?
Güven karşılıklı olması gereken bir duygu ve yeni doğan bebek annesine güvenir değil mi?
İlk gördüğü insan o. Yani en yakın temasta bulunduğu insan o.
O yüzden eğer beni dinleyen bir ebeveynseniz lütfen.
Bağlanmayı iyice araştırın.
Çocuklarınızla o güvenli bağlanmayı kurmak adına.
Bağlanma prensipleri bize aslında net olarak şunu gösteriyor.
İnsanlar giderilmemiş ihtiyaçlarına muhtaç.
Tekrar ediyorum. Giderilmemiş ihtiyacınıza muhtaçsınız.
Hani bir podcastta demiştim hangisi hatırlamıyorum.
Sevgili Doğan Cüceloğlu'nun bir sözü vardı ya.
Çocukken ebeveynlerinin gözünde yeterince sevgi ve ilgi görmemiş çocuklar, büyüdükleri zaman o sevgiyi ve ilgiyi başkalarının gözlerinde ve sözlerinde ararlar gibi bir şeydi.
Tam net hatırlamıyorum ama böyle bir şeydi.
Yani duygusal ihtiyaçlarınız ne kadar erken yaşta, bebeklikte karşılanırsa o kadar iyi, ne kadar geç maalesef o kadar kötü.
Çünkü neden? İhtiyaç giderildiği zaman o çocuğun ilgisi dışarıya yönelecek.
Buna da aslında bağımlılık paradoksu deniliyor.
Neden paradoks?
Çünkü insanlar buraya dikkat birbirine ne kadar etkin şekilde bağlanırsa o kadar cesur ve o kadar bağımsız olur.
Bakın bağlanırsa dedim bağlanmazsa demedim.
Yani bağımsızlık ve mutluluk istiyorsanız önce o bağlanacağınız düzgün kişiyi bulmalısınız diyor uzmanlar.
Bir de yine beni dinleyen ebeveynleri uyarmak istiyorum.
Lütfen 1940'lardan kalma çocuk yetiştirme kurallarına bakmayın.
Çocuğunuzun üzerine titreyince aciz muhtaç bir yetişkin olacağını zannetmeyin.
Hani şöyle tipler var ya ağlayınca kucağına alma.
Aman bırak ağlasın ağlasın susar diyen insanlar var.
Evet 1940'larda böyle araştırmalar yapılmış ve hani böyle bir neticeye varılmış.
İşte çocuklar daha özgür ruhlu daha bağımsız olması için.
O kadar kucaklamayı bilmem ne falan denmiş ama sonradan ortaya çıkıyor ki hayır bu yanlış.
Sonradan yapılan bağlanma araştırmaları var.
Buna göre çocukla ona bakan kişi arasındaki bakan kişi diyorum anne olur bir başkası olur bir bağ var arada.
Çocuğun hayatta kalmasında o kadar önemli ki ekmek kadar su kadar önemli.
Çocuğun tüm hayatını etkiliyor.
Zihinsel. Duygusal, sosyal o ilk bağlardan bahsediyorum.
Şimdi artık yetişkin bağlanma türlerine geçiyorum.
Öncelikle tabii ki kaygılı bağlanmayla başlıyorum.
Kaygılı bağlanmada dediğim gibi sevgilinize hep yakın olma arzusundaysanız, mırç mırç seviyorsanız.
Bu yakınlığı siz istiyorsunuz ama içinizde de böyle bir şüphe var.
Acaba o da benim kadar istiyor mu?
Bunu düşünüyor musunuz? Hep bir onay beklentisinde misiniz?
Niye cevap vermedi? Panik.
İlk görüşmede acaba beni beğendi mi?
Acaba beni sevdi mi? Ay yanlış bir şey mi söyledim?
Ondan mı bana böyle soğuk davranıyor?
Yani karşınızdaki kişinin her hareketine bir anlam yüklemeler.
Her şeyi kişisel algılamalar.
Bir kitap vardı. Nefaset lokantasıydı adı galiba.
Orada bir söz geçiyordu.
Her şey. Seninle ilgili olmak zorunda değil.
Aynen öyle ama kaygılı bağlananlar için bu söz konusu değil.
Her hareketinize bir anlam yüklerler.
Yani aşk sizi mutlu bile edemiyor.
Sürekli tetiktesiniz ve en sonunda duygusal enerjiniz...
Bitiyor, tükeniyor yani mutlu olacağınıza mutsuz bir hale geliyorsunuz.
Genelde de zaten olumsuz odaklı çalışıyor kafanız.
Hemen moraliniz bozuluyor ve bingo tripkarsınız.
Yani sonradan pişman olacağınız şeyler yapmak da üstünüze yok.
Atıyorum sevgiliniz mesajınıza baya geç döndü.
Hemen bir trip, hemen bir olay çıkarma, hemen ayrılık mesajları.
Karşı taraftan sürekli bir güvence, bir rahatlama beklentiniz var.
O sevgiden emin olmanız lazım.
Şüpheye yer yok sizde. Bu ilişki nereye gidiyor deyip karşı tarafa güvenemeyenler.
Tek başınayken, sevgilisi yokken, kendini eksik hissedenler.
Kafası sürekli ilişkisiyle meşgul olanlar, birini bulma fikrinden başka bir şey düşünemeyenler, hatta çok kötü böyle çok berbat, toksik bir ilişkisi olduğu halde bundan vazgeçemeyenler, bunlar genellikle
kaygılı kategorisinde yer alıyor.
Örnek ver Merve, mesela biriyle tanıştınız, henüz ilişkinin başındasınız ve ortada bir buluşma planı var ama saat falan belli değil.
Hatta belki günü de belli değil.
Hani 2-3 gün içinde görüşürüz denildi.
Siz bütün gün ondan haber bekleyip o ararsa diye hiç kimseyle görüşmezseniz, o evden çıkmazsanız kaygı var bakın burada.
Veya işte biriyle ilişkiye başladınız.
Sürekli acaba WhatsApp'ta online mi?
O online olduğu anı kolluyorsanız.
Sürekli o cep telefonunuzdan gözünüzü ayıramıyorsanız.
Yani işte acaba mesaj attı mı diye kontrol ediyorsanız.
Veya o adamı o kadını her kimse sürekli stalkluyorsanız.
Yani bu ilişki bir takıntı.
Adı haline dönüştürdüyseniz yine kaygılı kategorisinde olabilirsiniz.
Daha da ileri gidecek olursam hani bazen çok leş bir ilişki yaşarsanız dışarıdan da gören arkadaşlarınız der ki yapma ya bak bu çok toksik bir ilişki.
Siz de dersiniz ki ama bana şunu yaptı çok iyi birisi aslında.
Sadece iyi yaptığı şeyleri görüyorsunuz.
Kötüleri gözünüz görmüyor.
Görüyor da işimize gelmiyor. Kendinizi küçümseyip onu böyle idealize edip göklere çıkartıyorsanız, avartıyorsanız, sadece onunla iletişim halindeyken kaybolan bir kaygı hissiniz varsa ve
onun gibi birisini bir daha asla bulamam diyorsanız, aşk için tek şansınız o adammış gibi veya o kadınmış gibi davranıyorsanız, mutsuzluktan geberiyorum fakat yine de ayrılamıyorum
diyorsanız, belki değişir ya diye ömrünüzü tüketiyorsanız, Muhtemelen kaygılısınız.
Peki neden ayrılamıyoruz böyle bizi leş gibi hissettiren insanlardan?
Kaygılılara sesleniyorum.
Çünkü ayrıldığımız anda yoksunluk sendromu çekeceğiz.
Çünkü sevgilimiz bizim bağlanma figürümüz ve beynimiz bağlanma figüründen ayrılmaya tepki olarak böyle işte kolumuz bacağımız kırıldığında verdiği bir tepki var ya beynimizin o tepkinin aynısını veriyormuş.
Öyle bir acı tepkisine giriyor.
Sadece acı da değil, o anda başka düşünceler de devreye giriyor.
İşte beraber geçirdiğiniz o güzel zamanlara ait olumlu anılar.
Bunlar tek tek zihninizi üşüşmeye başlıyor.
Kötü deneyimler bir anda uçup gidiyor.
Neden abi? Çünkü bağlanma stiliniz harekete geçti o anda.
Yani ayrılamamanızın sebebi zaten bu bağlanma stiliniz.
Şimdi bu zamana kadar yaşadığınız ilişkileri bir tek tek düşünmenizi istiyorum.
Neden ayrıldınız? O ilişkide kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
Hatta bunları bir kağıda da yazın.
En baştan başlayın.
Ne bileyim işte sizin hayatınızda önemli bir yer teşkil eden insanları yazın.
Neden ayrıldım? Ne olmuştu?
Nasıl hissetmiştim? Bunları yazın.
Zaten ortaya çıkacak. Şimdi kaygılıların duygu ve düşüncelerini, davranışlarını biraz daha açmak istiyorum.
Kaygılılara sesleniyorum.
Düşünceleriniz genelde şöyle mi?
Sevgilinizin zihnini okumaya çalışıyor musunuz?
Senaryo yazıyor musunuz diyorum ben buna.
Beni aramadı. Kesin bitti tamam ya.
Mesaj atmadı. Zaten ayrılmak istiyor.
Bence ayrılmak istiyor ama söyleyemiyor.
Bu senaryoları çoğaltabilirsiniz.
Bence başka birini asla bulamayacağım.
Biliyordum zaten böyle olacağını.
Ben bu ilişkinin böyle olacağını biliyordum.
Bana böyle davranamazsın.
Sana haddini bildireceğim.
Sonradan pişman olan o mesajlar.
Bana geri dönmek için onu yalvartacağım.
Onu süründüreceğim. Onu kıskandırırsam bence bana geri döner.
Onu hemen şu anda görmem lazım.
Hemen şu an konuşmam lazım.
Ya zaten o kadar güzeldi ki ya da işte o kadar yakışıklıydı ki.
Niye bana kalsın abi öyle biri?
Bakın bunlar kaygılı bağlananların yaygın düşünceleri.
Duygularına bakacak olursak genellikle üzgün.
Öfkeli, ürkek, umutsuz, depresif, yalnız, yanlış anlaşılmış, değeri bilinmemiş, suçlu, kıskanç, saldırgan, kinci, aşağılanmış,
kararsız, reddedilmiş, sevilmeyen.
Umutsuz, çaresiz, huzursuz ve kendinden nefret eden duyguları böyle olabilir.
Davranışları da genellikle trip atarlar zaten.
Kavga çıkarırlar durduk yere.
İlk uzlaşmayı da karşı taraftan beklerler.
O özür dilesin, o arasının kafası vardır.
Karşısındakini küçümserler, gözlerini devirerek konuşabilirler, kıskandırmaya çalışabilirler.
Böyle meşgul ve ulaşılmaz biri gibi davranırlar.
Çıkarcı davranabilirler ve neye mal olursa olsun yeniden o aşk ilişkisine devam etmek, o bağlantıyı...
kurmak isterler gururlarını hiçe sayabilirler ve sizinle iletişimi böyle anında kesip geri çekilebilirler bunlar da kaygılı bağlananların yaygın davranışları Özetle eğer kaygılı bağlanma stiline
sahipseniz sürekli sevgilinizin sizi terk edeceğinden endişelenirsiniz.
İlişkinizi hayatınızın merkezine koyarsınız.
Hatta buna yakın ilişkileriniz de dahil.
Arkadaş, eş, dost bunlar da olabilir.
Sınırlarınızı belirleyemezsiniz.
Sürekli dip dibe olmak istersiniz.
O sevgiden emin olmak istersiniz.
Yakınlık ihtiyacı had safhadadır.
Temas bağımlılığı çoktur.
İlişkinize aşırı bağımlısınızdır.
Üniversite tercihinizi bile ona göre yaparsınız mesela.
Yalnız kalmak sizin kabusunuz olabilir, aşksız kalmak kabusunuz olabilir.
İlişkinizdeki ufak tefek detayları sürekli analiz ederken bulursunuz kendinizi.
Kızım sen kafanda kurmuşsun mesajı almanız muhtemel.
Sürekli bir onay beklersiniz.
Yeterince iyi miyim, yeterince güzel miyim, acaba önemseniyor muyum, seviliyor muyum?
Bunların onayını beklersiniz ve duygu durumunuz tahmin edilemez, kestirilemez.
Aşırı uçlarda yaşayabilirsiniz aşkınızı, ilişkinizi.
Yeni tanıştığınız birine anında bağlanıp aşık olabilirsiniz.
Yani böyle acil bir ihtiyaçmış gibi.
Hatta hemen evlenmek bile isteyebilirsiniz.
Aşık olduğunuz zaman o You dizisindeki adama dönüşebilirsiniz.
Aşırı takıntılı, aşırı saplantılı.
Ya size ne yaparsa yapsın o insana geri dönebilirsiniz.
Milyon kere ihanete uğramış olabilirsiniz.
Yine geri dönersiniz. Karşı taraf size sürekli gerçekten sevdiğini kanıtlamak zorundadır.
Kalır yani zorunda kalır.
Çünkü beni gerçekten seviyor musun soruları hiç bitmez.
Sürekli böyle... Karşı tarafa muhtaçmış gibi görünebilir kaygılı insanlar.
Yapışkan da olabilirler. Sen benim her şeyimsin, sen siz nefes alamam diyenler genelde kaygılı bağlananlar.
Ve bonus kaygılı bağlanma stiline sahipseniz kaçınganları çekiyorsunuz arkadaşlar.
Hayatınızda çok yüksek ihtimalle.
Az sonra oraya geleceğim nedenlerini söyleyeceğim.
Ve eğer kaygılı bir bağlanansanız cinsellik esnasında da güçlü bir duygusal bağ ararsınız diyor uzmanlar.
Yani işte öpüşmek, dokunsal temas bunlar size esas cinsel ilişkiden daha...
fazla az verir. Kaçıngan bağlanansanız seksin sadece kendisine odaklanabilirsiniz.
Duygusallık yok, öpmek yok, Türkan Şoray kanunları dokunmak yok, okşamak yok.
Onlar için bir zulüm kaçınganlar için.
Sekste yakınlık yok arkadaşlar.
Hani Göksel'in şarkısı vardı ya öyle uzaktan uzaktan hiç konuşmadan nasıl da bağladın beni parçası kaçınganlara gelsin.
Hatta o şarkı direkt kaçıngan bağlanmaya diyor ya neden kaçtın neden?
Mesut olurduk belki korkuttum mu seni benden ne zarar gelir ki?
Hani bir geldin bir kayboldun esrarlı mağrurdun aklıma sardım seni.
Burada adam kaçıngan yani o kadar belli ki kadın kaygılı adam kaçıngan.
Kaçınganlar böyledir kara batak gibiler bir görünürler bir kaybolurlar.
Bu arada kaçıngan bireyler genellikle kaygılı bağlananları çekiyor araştırmalara göre.
Özellikle kaygılı kadınlar böyle kaçıngan adamları çekiyorlarmış.
Hani bir taktik vardır ya kaçan kovalanır.
İşte bu taktiği uygularsanız ıssız adamları çok güzel bir şekilde hayatınıza çekersiniz.
Peki neden kaygılılar yani ilişkide en çok yakınlık arayanlar neden kaçınganları çekiyor?
Yani en uzak ve en mesafeli ilişki tercih edenleri çekiyor.
Çünkü karmaşık mesajları alan kaygılı kişinin o bağlanma sistemi otomatikman harekete geçiyor.
En ufak bir mesaja, en ufak bir jest de tav oluyor.
Ve tam olarak emin olmaya çalışırken buluyor kendini.
İlişkiyle daha çok meşgul oluyor.
Daha çok meşgul oluyor. Git gide daha çok dibe batıyor.
Çünkü emin olamıyor. Ve emin olamadığı için o devamlılığını bekliyor.
Sürekliliğini bekliyor kaçıngan taraftan.
Ve o aşktan da emin olma arzusu var diyorum ya.
Şüphe istemiyor. Ama bir süre sonra o endişe ne yapıyor?
Kaygılı kişiyi ele geçiriyor.
O aşk. Yani aşk zannediyor.
Aşk değil aslında. Ve sırf böyle ara sıra süren kısa mutluluklar için.
Saygını bağlanan kişi güvensiz ve takıntılı hissetmeyi bile göze alacak bir pozisyona geliyor.
O kaçtıkça siz kovalıyorsunuz.
Neden? Çünkü yakın olma ihtiyacındasınız.
Çünkü kendinizi size yetersiz hissettirecek o kişi.
Neden bunu yapıyor?
Çünkü kendini güçlü hissetmesi gerekiyor.
Kaçınganı anlatacağım az sonra.
Sizi sürekli kendisine muhtaç bir hale getiriyor ki...
Amacı o kendi gibi birini bulursa yani kaçıngan birini bulursa ki bulmazlar.
Kaçınganlar kaçınganları bulmuyor çok nadir.
Bunu tabii ki istemeyecektir.
O yüzden kaygılı kişiyi daha çok tercih ediyor kaçınganlar.
Diyelim ki kaygılı kaçıngan bir ilişkiniz var.
Bu şekilde de devam ediyor ilişkiniz ama siz kendinize eğer kaygılıysanız asla tam anlamıyla karşı tarafa yakın hissedemezsiniz.
Böyle bir emin olamazsınız.
İlişkinizde istediğiniz yakınlık seviyesi yoktur ve bunu içten içe hissedip kahrolursunuz.
Kronik bir memnuniyetsizlik vardır.
Varoluşunuzun böyle olduğu gibi kabul göreceğini zannetmezsiniz.
Rahat değilsinizdir yanında.
Kendiniz değilsinizdir.
Saçma sapan şeylere tartışırsınız ama Aslında işin özünde o kurulamayan yakınlık düzeyi vardır.
Kaçınganlar böyle el ele bile tutuşmak istemeyebilir.
Sizinle beraber uyumak istemeyebilir.
Dediğim gibi yakınlıktan nefret ediyorlar.
Amacı sizi kendinden bir şekilde uzak tutmak.
Bu ilişkiyi kısaca şöyle özetleyebilirim.
Eğer kaygılı biriyseniz ve kaçıngan biriyle beraberseniz siz yakınlık ve samimiyet istersiniz.
Karşı taraf böyle belli bir mesafeyi fiziksel ve duygusal olarak korumak isteyecektir.
Siz en ufak bir reddedilme işaretine karşı çok hassassınız.
Tetikte bağlanma sisteminiz var çünkü.
Karşı taraf çoğunlukla reddedilme olarak algılanacak karışık mesajlar gönderecektir size.
Siz ihtiyacınızı ve sizi rahatsız eden şeyleri doğrudan ifade edin.
ifade etmekte zorlanırsınız.
Çünkü kaygılı insanlar etkin iletişimde iyi değiller.
Bunun yerine tepkisel davranışlar gösterirsiniz.
Mesaj atıp ayrılmak gibi.
Onlar da sizin sözlü veya sözsüz ipuçlarınızı okumakta oldukça kötüdürler.
Ve bu okumanın kendi sorumlulukları olduğunu da düşünmezler.
Siz güvenceye ve sevdiğinizi hissetmeye ihtiyaç duyacaksınızdır.
Karşı taraf mesafe yaratmak isteyecek ve böylece kendi bağlanma sistemlerini devre dışı bırakmak için sizi küçümseme aşırı şağlam eğiliminde olacaktır siz ilişkideki yerinizi açıkça
bilmek belirtmek isteyeceksinizdir ama karşı taraf işleri bulanık bırakmayı tercih edecektir ve ilişki ciddi bile olsa bazı sorular yine de Cevapsız kalacak taşlar yerine oturmayacaktır.
Peki ne yapabiliriz Merve?
Eğer kaygılı bağlanma stiline sahip olduğunuzu tespit ettiyseniz bu anlattıklarından yola çıkarak ve bu ilişkilerinizde hayatınızda bir şekilde mutsuzluğa sebep oluyorsa buna mahkum yaşamak zorunda değilsiniz
tabii ki. Bireysel olarak destek alabilirsiniz veya bir beraberliğiniz varsa.
Çift terapisi alabilirsiniz.
Ebeveynseniz çocuğunuzla bağlanmada herhangi bir sorun yaşadığınızı düşünüyorsanız bunların hepsini bir uzman psikolog yardımıyla halledebilirsiniz.
Emer ve bu ekonomide biz nasıl bir uzmana gidelim dediyseniz eğer terapinden faydalanabilirsiniz arkadaşlar.
Terapin 7 farklı kategoride çocuk, Ergen, yetişkin, aile, çift, cinsel terapi gibi 200'den fazla uzman klinik psikologla size kendi ihtiyacınıza göre hatta bütçenize
göre hizmet veren online bir sistem.
Online olması çok güzel çünkü bazen böyle iş güç dolayısıyla terapiye zaman bulamıyoruz.
Böyle 7-24 ulaşabileceğiniz online bir terapi hizmeti harika bence.
Hatta geçen bir takipçim şey demişti ben Doğu Anadolu'dayım bir kasabada yaşıyorum nasıl terapi alayım Merve demişti.
O yüzden online olması bence çok Yenilikçi, geleneksel terapiye ulaşma imkanı olmayan pek çok kişi var çünkü.
Terapinin en güzel tarafı terapi almak istiyorsunuz ama neye göre psikolog tercihi yapacağınızı bilemiyorsunuz.
Açıklamalardaki linke tıklayarak kullanıcılara yönelik hazırlanan bir test var arkadaşlar.
Bu testi çözerek ihtiyacınız olan psikoloğa çok hızlı bir şekilde ulaşabiliyorsunuz ve en önemlisi...
Tüm bütçelere uygun çünkü psikologlar kendi seans ücretlerini belirledikleri için geniş bir yelpazeye sahip fiyatları ve sistemde yaralan tüm psikologların özgeçmişlerini görebiliyorsunuz.
Ve bence en önemlisi kullanıcı yorumlarını görebiliyorsunuz.
Diyelim ki tam da şu anda terapiye ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsunuz.
Uygulama içerisinde çevrim içi olan psikologları görebilirsiniz.
Hemen bu şekilde terapiye hızlıca başlayabilirsiniz.
Ve seans bittikten sonra da size destek olmak adına uygulama üzerine...
psikoloğunuzla ücretsiz bir şekilde mesajlaşabiliyorsunuz.
Daha ne olsun? İsterseniz anonim olarak da terapiye katılabilirsiniz.
Kimliğinizi gizlemek gibi bir derdiniz varsa.
Terapinde tüm kullanıcılara özel ilk seans için indirim kodu BASLA15.
Bu kodla ilk terapide %15 indirimimiz var.
Terapinle terapime başladım demek isteyenler için açıklamalara bir link bırakıyorum arkadaşlar.
Umarım kendinize en uygun psikoloğu bulup hemen terapiye başlayabilirsiniz.
Hadi devam edelim biz neler yapabiliriz bu konuda eğer kaygılı bağlanan biriysek.
Öncelikle arkadaşlar gerçek ilişki ihtiyaçlarınız neler bunu bir belirleyin.
Yani siz bir ilişkide ne arıyorsunuz tam olarak?
Yakınlık mı? Güven mi?
Nedir böyle tam olarak ihtiyacınız olan şey?
Ve lütfen şu soruya cevap verir misiniz?
bunları Hak ediyor muyum?
Yani mevcut ilişkiniz için de soru mu soruyor?
Hayatınızı alacağınız, gelecekteki ilişkiniz için de lütfen sorun.
Biriyle görüşüyorsanız size bu ihtiyaçlarınızı verebiliyor mu?
Gerçekten verebilecek mi?
Bunları bir düşünün. Eğer cevabınız hayırsa neden o ilişkide kalmakta ısrarcı olduğunuzu bir düşünün.
Yani o kişi sizi hangi şekilde yanında tutuyor?
Hangi sevgi ihtiyacınızı gideriyor?
Bunu bir sorun kendinize. Ve lütfen ilişkilerinizde açık olun.
Etkin iletişim gösterin.
Yani ben bunu bunu bunu istiyorum arkadaş diyebilin karşı tarafa.
İsteklerinizi gizleyerek böyle cool görünmeye çalışmayın.
Senden hoşlandım. Seninle vakit geçirmek istiyorum.
Senin yanında keyif alıyorum.
Bu şekilde duygularınızı ifade edin.
Bir arkadaşım şey diyordu bana.
Ya ben duygusal engelliyim Merve diyordu.
Bu engelimizi aşalım.
Duygularımızı ifade edelim.
Etkin iletişim gösterin.
Bir de lütfen böyle karşınıza kötü biri çıktı diye sizi yıktı diye hemen kendinizi aşka kapatmayın.
Merve işte Allah kahretsin bir daha hiç kimseyi istemiyorum.
Erkeklerin topuna kibrit suyu.
Topu ne ya?
Köküne kibrit suyu değil mi o?
Böyle diyenler var.
Yani aa çekiyorsunuz resmen demeyin ya böyle şeyler.
İnsanlara şans verin.
Ama bunu yapma sebebiniz bağlanma sisteminizin hassasiyetini azaltmak olsun.
Bunu uzmanlar öneriyor.
Yani olabildiğince çok kişiyle görüşün diyorlar.
Lütfen olayı hemen cinselliğe bağlamayın.
Görüşün tanışın derken buluşun demek istiyorlar.
Karşı tarafı tanıyın demek istiyorlar.
Bu sizin sadece birine takılıp kalmanızı engellemek adına söylenmiş bir şey.
Ne kadar çok insanla tanışırsanız şöyle olacak.
Diyelim ki karşınıza iğrenç berbat biri çıktı ve sizi çok kötü hissettirdi.
Güvensiz, yetersiz hissettirdi, aşağıladı sizi.
O zaman hemen zaten bunun sebebini anlayacaksınız.
Ama hayatınızda düşünsenize bir kişiyi tanımışsınız.
Sadece o var yani başka bir şey çıkarım yapamazsınız.
Bütün umudunuzu değmeyecek birine bağlayıp sonra yıkılmazsınız.
İnsanları daha iyi tanırsınız.
Size uygun mu değil mi?
Yani bütün sorunu neticede kendinizde aramamanız için bunu söylüyorlar.
Hatta bir psikolog demişti ki hangisi hatırlamıyorum.
Bir insanın kendini en en en iyi tanıyabileceği yer.
aşk ilişkileridir demişti.
Bence çok doğru.
Bir de kaçınganlara değil tabii ki güvenli insanlara şans verin demek istiyorlar.
Sıkıcı olacaktır belki sizin için o ilişki.
Neden? Çünkü dram yok.
Trajedi yok. Yani adam sizi seviyor, kadın sizi seviyor, sayıyor.
Normal bir insan gibi davranıyor.
Haliyle eskisine nazaran böyle action dolu bir aşk hayatınız yok.
Sıkılacaksınız. Zaten uzmanlar da diyor sıkılacaksınız diye.
Zaten yılların alışkanlığı öyle kolay değişmiyor.
Diyorduk ya başka bir podcastta bir arkadaş Diyordu ya ben şerefsiz turnus olayım.
Yani böyle olanlara güvenli bağlananlar tabii haz vermez.
Duygusal ve enkaza dönmek istiyorsanız tabii ki öyle insanları aramaya devam edin.
Ama güvenli bir liman arıyorsanız güvenli bağlananları tercih edin arkadaşlar.
Şimdi güvenli bağlanma stilini anlatmak istiyorum.
Kaçınganları sona saklıyorum.
Eğer güvenli bağlanma stiline sahipseniz bir ilişkide böyle sıcak ve sevgi dolu olmak sizin için en doğal şey olması gereken şey bu zaten.
Öyle kafanızda senaryolar yazmıyorsunuz.
Biri mesaj atmadığı zaman mesaj atmaktan çekinmiyorsunuz.
İşte ne oldu soruyorsunuz mesela.
Romantiklikten çekinmiyorsunuz.
Duygularınızı açıkça ifade edebiliyorsunuz.
İlişkinizi alıp böyle hayatınızın tam merkezine koymuyorsunuz.
İşte biriyle görüşünce arkadaşlarınızla iletişimi kesmiyorsunuz mesela.
Karşınızdakinin duygusal ipuçlarını okuyarak onlara karşılık verebiliyorsunuz.
Karşınızdaki insanın neye ihtiyaç duyduğunu biliyorsunuz.
Trip atmıyorsunuz sorunları trip atarak ya da tepkisel davranarak çözmeye çalışmıyorsunuz.
Konuşarak samimiyetle halletmeye çalışıyorsunuz.
El ele tutuşmaktan beraber uyumaktan keyif alıyorsunuz.
Kaçmıyorsunuz bunlardan. Ve biri tarafından reddedildiğiniz zaman cinnet geçirmiyorsunuz.
Özgür bir insansınız.
İlişkilerinizde kısıtlayıcı değilsiniz.
Genelde uyumlusunuz böyle anlaşmaya açıksınız.
Yani yeter ki karşı taraf size...
Düzgünce ifade etsin duyguların düşüncelerini.
İlişkinizde kendiniz oluyorsunuz.
Başkası gibi davranmıyorsunuz.
Tartışma çıktığı zaman uzlaşmaya varmaya çalışıyorsunuz.
Birine bağlanmaktan ödünüz kopmuyor.
İlişkiniz bittiği zaman bu sizi zorlamıyor.
Evet kendinizi yerlere atıp ağlayabilirsiniz ama bir süre sonra kabule geçiyorsunuz.
İstikrarlısınız, güvenilirsiniz.
Karşı tarafın kafasını karıştıracak böyle karışık karışık mesajlar vermiyorsunuz.
Empati yeteneğiniz çok gelişmiş.
Kendi değerinizin...
Öz değerinizin farkındasınız.
Çabuk affediyorsunuz öyle uzatmıyorsunuz.
Zaten siz ebeveynlikte iyi bir anne baba büyütmüş belli ki.
Güvenli bağlananlara sesleniyorum.
Ruhen sağlıklı ana babayla büyüyenler genellikle bu grup arkadaşlar.
Ama işte herkes böyle şanslı değil maalesef.
Ama herkese iyi gelen...
Güvenli bağlanma stiline sahip olan insanlar normal insanlar onlar iyileştiriyor diğerlerini.
Bazen kendileri de delirebiliyor tabii iyileştirirken.
Başka bir stile kayanlar var arkadaşım gibi.
Güvenli stilde olanlarda da cinselliğe baktığımız zaman duygusal yakınlık ve cinsel yakınlık aslında böyle eşit gibi.
Partnerlerine böyle krallar kraliçeler gibi davranıyorlar saygı ve sevgi çerçevesinde.
Sizi daha da ileri taşımak için motivasyonunuzu yükseltiyorlar.
Hevesliler sizi geliştirmek için.
içinizdeki potansiyeli söndürmeye çalışmıyorlar desteklemek istiyorlar sizi aşağılamıyorlar küçümsemiyorlar güvenli bağlananlar müthiş herkese onlardan diliyorum peki Merve ben bu tanıma
uygunum ama ailem hiç öyle dediğin gibi büyütmedi beni diyorsanız burada genler de önemli bir faktör oynuyor arkadaşlar ama İlk romantik ilişkinizi bir hatırlayın.
Sizde değişiklik yaratmış olabilir.
Yani yetişkinlerin ortalama %75'i falan bağlanma stilini de değiştirmiyor.
Ama %25'i değiştirebiliyor.
Benim arkadaşım mesela güvenli büyütülmüş ama daha sonra da başka bir stile geçmiş.
Yani güvenli biri ilk romantik ilişkisinde böyle toksik bir ilişki yaşadıysa, çok saçma sapan şeylerle karşılaştıysa neticesinde kaygılı olabilir.
Neden? Çünkü ilk kez yaşanan aşk gerçekten çok güçlüdür bilirsiniz.
En temel inançlarımızı, en temel tavırlarımızı böyle alır, kökünden değiştirir.
Öyle bir güce sahiptir.
Güvenli insanı bile güvensiz yapar.
O derece. Aşk çok güçlü bir şey.
Ve güvenli insanlar için bonus.
Kaygılı kadınlar evlilikte genellikle güvenli insanları tercih ediyor.
Ebeveynlik için güvenli stili tercih edebiliyorlar.
Bad boyları değil. Bad boylarla sevgili oluyorlar ama güvenli insanlarla evleniyorlar.
Ya podcast uzamasa burada yapacağım çok geyik vardı neyse.
Güvenli bağlanmayı çok uzatmayacağım.
Böyleyseniz ne mutlu arkadaşlar size ama siz güvenli bağlanan biri olsanız da karşı taraf olmayabilir.
O yüzden diğerlerine dönüyorum hızlıca.
Sırada kaçıngan bağlanma var.
En zoru. Issız adamlar, ıssız kadınlar.
Şimdi kaçıngan insanlar için yakınlık demek eşittir özgürlüğün kaybedilmesi.
Ve bunun sebeplerinden biri dediğim gibi eğer bebekken ebeveynleriniz size karşı böyle uzak Sert ve mesafeli diyorsanız eğer böyle bir tavır takındılarsa bundan kaynaklanabilir.
Ama tabii ki genler ve sonra yaşanan romantik ilişkileri de unutmayın.
Bu arada kaygılıları genelde erkekler zannediyoruz ama hayır kadınlarda da bu bağlanma stili var.
Bu arada bağlanma stilinizi değiştirebilirsiniz.
Hatta her 4 kişiden biri 4 yıllık dönemlerde bunu yapıyorlarmış.
Hatta bazen farkında olmadan gerçekleşiyor bu.
Yaşanan ilişkiler, alınan terapiler, farkındalığınızın yüksek olması gibi sebepler etken.
Eğer başkalarıyla yakın olmaktan rahatsızlık duyuyorsanız ya ben böyle birine tamamen güvenip bağlı kalamam bu benim için çok zor diyorsanız bağımsızlığınız sizin için çok önemliyse
siz bu gruptan olabilirsiniz.
Yani özelliğinizi bağımsızlığınızı yakın ilişkilere tercih edecek bir pozisyondaysanız muhtemelen kaçıngansınız.
Bir kız arkadaşım var tam olarak böyle yani biriyle yakınlaşmak isteyip yakınlaşınca da rahatsız oluyorsanız ona hep böyle belirli bir...
mesafede tutmak istiyorsanız, bir ilişkide reddedilme korkunuz fazla yoksa, partnerinize içinizi açmak istemiyorsanız, yani duygusal açıdan içinizi açmak istemiyorsanız, böyle bir tık uzak kalmak istiyorsanız,
ulaşılmazsanız ilişkinin içerisinde ve bir ilişkide böyle sınır ihlallerine takıksanız eğer, muhtemelen kaçıngansınız.
Mesela kaçıngan bir kız arkadaşım var, bana şey demişti.
Şimdi ne yapacağım ya? Zart surat aramam mı lazım?
İlişki içerisinde bu arada. Ya da o mu beni arayıp duracak?
Açmam mı gerekiyor? Sürekli mesaj atacak mıyım?
Günaydın mesajına cevap vermek zorunda mıyım?
Ya seni seviyorum falan mı demem lazım?
Ne demem gerekiyor? Demesem olur mu falan?
İnanılmaz bir panik, inanılmaz bir korku içerisinde.
Ya başkalarının böyle heyecan duyup mutlu olacağı şeyler onun için çok korkunç bir şey.
Düşünebiliyor musunuz ya? Kaçıngan işte.
Diyordu ki işte biriyle aynı evi paylaşmak.
Aa çok kötü bir şey falan böyle yani.
İşte kaçıngan. Kaçınganların ortak özelliği bu.
Ve bu insanlar bebekken anneleri odadan çıktığı zaman aşırı üzülen ama ona kavuştuğu zaman da azıt tepkiler verenler.
Onu görünce hem mutlu oluyor hem sinirli oluyor ve sakinleşmesi bayağı zaman alıyor.
Sakinleşse bile geçici o bebeklerin sakinleşmesi.
Kaçıngan olanlar genellikle arkadaşlar size karışık mesajlar verir.
Dediğim gibi bağımsızlığına çok önem verir.
Sizi aşağılayabilir, sizi değersizleştirebilir, küçümseyebilir.
Yani sizi değilse bile eski sevgi...
Sevgilisinin hakkında böyle alçaltıcı konuşmalar yaptığına şahit olabilirsiniz.
Hatta bazen dersiniz ki ya ben düşmanı mıyım?
Sevgilisi miyim? Emin olamazsınız.
Çünkü size düşmanı gibi davranabilir.
Güvensizdir. Hep böyle sevdiği kişi tarafından suistimal edileceğini düşünür.
Bir ilişkinin nasıl olması gerektiği konusunda size çok uç gelen fikirleri olabilir.
Hani bir podcastta demiştim ya evlenelim ama ayrı evlerde yaşayalım kafası.
Onun gibi bir şey. Yani romantiklikten çok uzak düşünceler.
Sizinle uyumak istemeyebilir.
Elinizi tutmak istemeyebilir.
Hatta sosyal medyada bile böyle sizin beraber fotoğraflarınızı atmak istemeyebilir.
Bazen ilişkinizi göstermek istemeyebilir arkadaşlarına.
Eşine dostuna bahsetmeyebilir sizden.
Kavga edersiniz size der ki of sen de çok hassassın ya hemen kırılıyorsun.
Çok talepkarsın der.
Niye her şeyi irdeliyorsun der size mesela.
Benden ne istiyorsun der.
Ve bir süre sonra belki sizin söylediklerinize ayak uydurur ama sonra yine yapmaz.
Yani eski hayatına devam eder.
İlişkinizle ilgili bir şey konuşmak istersiniz.
Bir sorunu konuşmak istersiniz.
Der ki size bu konuyu kapatalım.
Yani niyetini tam olarak belli etmez anlamazsınız.
Arkadaş mısınız? Sevgili misiniz?
Evlenecek misiniz? Bu ilişki nereye gidiyor bilemezsiniz.
Çünkü buna izin vermez.
Aranızda olup bitenlerden bahsetmekte zorlanır.
Ne olduğunuzu anlamazsınız.
Tartışma yaparsınız o sırada sizden uzaklaşır.
Yakınlık arttığı zaman partnerini küçümser ve genelde kaygılıların en tipik özelliği insanları aşağılaması.
Neden böyle yapıyor? Çünkü duygusal bir mesafe yaratması lazım.
Mecbur bunu yapmaya. Kaçınganlar daha sıklıkla ilişkilerini bitirirler, sonlandırırlar.
Hatta bir araştırmaya göre boşanmanın ardından hemen yeni bir evlilik yapan insanlar genellikle kaçınganlarmış.
Ve kaçıngan olanların tekrar boşandığı görülmüş.
Çok sık rastlanan bir şey. Ayrıca sevme duygularını bastırıyorlar.
Bunun için de ayrıldıkları kişiyi kolaylıkla geride bırakıp hemen yeni bir ilişkiye yelken açabiliyorlar.
Ve kaçınganlar dediğim gibi...
Kaçınganları bulmuyor onlarla takılmıyorlar.
Genelde kaygılıları buluyorlar.
Ve yeni biriyle tanıştığınızda muhtemelen %25 kaçıngan birine denk geleceksiniz.
Çünkü ilişkileri çok uzun sürmüyor.
Yani o flörtöz insanların çoğu kaçıngan.
Hep böyle sahada onları görüyoruz o yüzden.
Ayrıca sizin sözlü veya sözsüz mesajlarınızı da okumuyorlar.
Yani siz istediğiniz kadar konuşun.
Kırıldığınızı belli etmeye çalışın.
İnci indiğinizi gazetelere tam sayfa ilan verin.
Hiç fark etmez. Fark eder ama iyi de der bu duygular sana ait senin sorumluluğunda diyebilir.
Sizi sinir edebilir. İlişkiniz ciddiye binse bile bir emin olamazsınız.
Merve ya ben biriyle tanıştım ama çok da emin olamadım.
Acaba kaçıngan mı diyorsanız size bir takım delillerden bahsetmek istiyorum.
Şimdi flört ettiğiniz kişi.
Eğer kaçıngansa bunun delilleri şunlar olabilir arkadaşlar.
Size karmaşık mesajlar veriyorsa yani özellikle size karşı hisleri ya da size bağlılığı konusunda karmaşık mesajlar veriyorsa ideal bir ilişkinin özlemini çekiyor ama bu kişinin siz olmadığına
dair böyle üstü kapalı yapıçları veriyor olabilir.
Ve umutsuzca o kişiyle tanışmak istiyor ama her nasılsa sürekli karşıdaki insan ya da şartlarda bir sorun çıkıyor ve bağlanması mümkün olmuyorsa bir türlü.
Duygusal sağlığınızı hiç umursamıyorsa ve işte yüzleştiği zaman sizi yok saymaya devam ediyorsa bunlarla.
fazla muhtaç fazla hassas olduğunuzu söylüyorsa veya sürekli çok tepki gösteriyorsun falan diyorsa duygularınıza değer vermiyorsa ve size sürekli kendinizi sorgulatıyorsa ona rahatsızlık veren şeyleri söylediğiniz
zaman sizi yok sayıyorsa tepki vermiyorsa ya da konuyu değiştiriyorsa kaygılarınızı dile getirdiğiniz zaman bir mahkeme salonundaymış gibi duygusuzca davranıyorsa size hislerinizi hiç hesaba katmadan
gerçeklerle karşılık veriyorsa ve mesajlarınız karşı tarafa bir türlü ulaşmıyorsa duygusal ihtiyaçlarınızı söylüyorsunuz söylüyorsun söylüyorsunuz ama iletişim kurmak için elinizden geleni yaptığınız halde karşı taraf
sizi görmezden geliyorsa muhtemelen karşınızdaki kişi kaçıngan arkadaşlar.
Kaçıngan bağlanma stiline sahip insanlar yalnız yolculardır.
Yani kendi kendilerine yettiklerini düşünürler genelde.
Birine bağımlı olmayı çok küçümserler.
Onlar için bu alçaltıcı bir şeydir.
Hani Yabana Doğru diye bir kitap vardı ya oradaki Chris karakteri gibi.
Sevgiyi böyle daima kol mesafesinde tutarlar.
Peki... Neden böyle oldular?
Aslında bunun evrimsel bir sebebi var.
Yani duygusal beynimiz bize homosafiyans atalarımızdan kalma ve bu evrimsel süreçte güvenli bağlanma sayesinde biz aslında buralara kadar geldik, geliştik.
Çünkü tarih boyunca atalarımız genelde böyle birlikte avlandılar, birlikte çalıştılar, beraber yaşadılar, yavrularını birlikte büyüttüler ve bu kendilerini güvenceye almanın bir yoluydu.
Ama ekstrem durumlar olmadı mı?
Oldu. Türlerinin hayatta kalmasını sağlamak gerekiyordu.
durumlarda stratejiler geliştirmeleri gerekiyordu.
Afetler oldu, kıtlık oldu, açlık oldu.
İşte bu zorlu safhalarda bazen ayrı kalabildiler ve tek başlarına kendilerine yetebildiler.
Yetebilenler oldu ve başarılı da oldular.
Böylece ne oldu? Nüfusun belirli bir kısmı bunu tercih etmek zorunda kaldı.
Yani kaçıngan bağlanma stilini geliştirdi.
İyi ki de öyle olmuş. Çünkü herkes aynı olsaydı en ufak bir zorlukta komple dünyadan silinip giderdik.
Yani çeşitliliğimiz aslında bir yerde hayatta kalma ihtimalimizi arttırmış oldu.
Bu heterojenlik iyi ki de olmuş.
Ama eğer kaçıngansanız bunun da tabii ki halledilemeyecek bir tarafı yok.
Terapiyle her şey çözülüyor.
Bunlar çözülebiliyor. Şimdi bu konuyla ilgili bir araştırma yapılmış.
6 bağımsız araştırma yapılıyor.
Ve bağlanma meselesinin kaçınganları nasıl etkilediğini inceliyorlar.
Ekranda hızla beliren kelimeleri katılımcıların kendilerine aktarmasının süresini tutuyorlar.
Ve bu testler belirli bir kelimeyi söyleme hızınızın o konunun zihninizde ne kadar ulaşılabilir olduğunu aslında ortaya koyuyor.
Bu temele dayanıyor. Ve araştırmacılar şunu tespit ediyorlar.
Kaçınganların partnerlerini olumsuz özellikleri olarak gördüğü işte ihtiyaç.
tuzağa düşmek gibi kelimeleri diğerlerinden daha hızlı bir şekilde kavradığı ortaya çıkıyor.
Ama ayrılık, kavga, kayıp gibi kelimeleri öyle hızlı yakalayamıyor kaçınganlar.
Sonra araştırmacılar onların dikkatini dağıtıyorlar ve bu testi tekrar yapıyorlar dikkatleri dağınıkken.
Bu sefer daha hızlı yakalamışlar bu kelimeleri.
Ne demek istiyorsun Merve?
Yani şöyle ki başka bir şeyle dikkatleri dağıtıldığı zaman baskılama yetileri azalıyor ve bağlanmaya dair gerçek hissiyatlar ortaya çıkıyor.
Ve bu deney... Bize gösteriyor ki kaçıngan olsanız bile bağlanma mekanizmanız hala çok aktif bir şekilde çalışıyor.
Ancak zihinsel enerjinizi böyle başka bir yere verdiğiniz zaman yani savunmasız yakalandığınız zaman bu duygu ve hisler açığa çıkıyor sevgili kaçınganlar.
Aslında kaçınganlar özgür ruh falan değil sadece öyle görünmelerini sağlayan bir savunma mekanizması geliştirmişler.
Hatta kaçınganlar böyle büyük duygusal gergin olaylarda kaygılılar gibi davranıyorlarmış.
Ne demek istiyorum? Gardları düştüğü zaman kaygılı bağlananlara benziyor kaçınganlar.
Gardları ne zaman düşüyor?
Mesela boşanma sonrası olabilir veya...
Askeri bir travma geçirmiş olabilir ya da bebeğinin sağlıksız doğması gibi durumlar olabilir.
Bu durumlarda kaçıngansa kaygılı gibi davranabiliyor.
Peki kaçınganların hiç mi uzun ilişkisi yok Merve?
Var tabii ki bu evli insanlar da olabiliyor ama bu insanlar ilişki içerisinde...
Tatminsizdirler. Yani hep böyle bir şeylerin eksikliğini çekiyor gibilerdir.
Veya işte yıllarca evli kalıp bekar günlerinin özlemiyle yanıp tutuşuyor olabilirler.
Yalnız kaldığı an mutluluktan havalara uçuyor olabilirler.
Veya bir erkek mesela size diyor ki evlenmeden çocuk sahibi olabiliriz bence diyor.
Uçlarda istekleri, beklentileri olabilir.
Romantiklikten fersah fersah uzak.
Ya da şey diyebilir işte kadın dediğin şöyle olur, erkek dediğin böyle olur gibi.
Hayali bir kişi var kafalarında ama sorsanız ne istediklerini bile bilmiyor olabilirler.
Veya işte adam evlenmiş, sürekli erkek arkadaşlarıyla takılmaya çalışıyor hala.
Eve gelmek istemeyebilir.
Kendini kapana kısılmış gibi hissedebilir o evin içerisinde.
Veya böyle sürekli yalnız takılmak isteyebilir, tek başına tatile gitmek isteyebilir.
Yalnız takılma ihtiyacını anlayabiliyorum.
Hatta Engin Günaydın bir programda şey demişti ya.
İşte sordular neden sevgiliniz yok diye.
O da dedi ki ilişkide insanlar birbirinin tatili olmalıdır demişti.
İnsanlar birbirinde dinlenebilmeli demişti.
Ama ülkemizde herkes birbirini daha çok strese sokuyor.
Bence normal yani bir ilişkide yalnız kalma ihtiyacını bence insanların göz ardı etmemeliyiz.
Saygı göstermeliyiz diye düşünüyorum ama kaçıngan insanlar da bu süreklilik arz edebilir.
Sürekli yalnız kalmak istemek, tek başına sürekli tatile gitmek isteyebilir.
Böyle hemen bir şey yakalayıp kaçıngan mı acaba demeyelim diye tüm özelliklerini saymaya çalışıyorum.
Ama kaçınganların en en en ortak özelliği ilişki içindeyken bile çok derin bir yalnızlık içindelerdir.
Yani öyle hissedebilirler kendilerini.
Şimdi size kaçınganların devre dışı bırakma stratejilerini anlatmak istiyorum.
Aranızdaki yakınlığı nasıl kestiklerini böyle göreceksiniz.
Bu devre dışı bırakma stratejisi şu aslında.
Kaçınganların ilişkide yakınlığa ihtiyaç duyduğunu ama bunu bastırmak için çok yoğun bir çaba harcadığını gösterdiğini söylemiştik.
Bu devre dışı bırakma stratejileri de bu ihtiyaçları günlük olarak bastırmakla görevli olan araçlar.
Şimdi eğer bir kaçıngansanız şunları yapıyor olabilirsiniz.
Ama sürekli bağlanmaya hazır değilim derken buluyorsunuz kendinizi.
Ya da düşünüyorsunuz. Bağlanmak istemediğinizi düşünüyorsunuz.
Ama buna rağmen yıllarca o kişiyle bir arada kalabiliyorsunuz.
Ya da partnerinizde böyle ufak tefek kusurlar var.
İşte yemek yemesi, giyim tarzı ya da işte herhangi bir şey.
Bunun romantik duygularınızı sekteye uğratmasına izin veriyorsanız eğer.
Kusurları böyle gözünüze gözünüze sokuyorsanız kendiniz yapıyorsunuz bunu bilinçaltı.
Ya da işte eski sevgilinizin burnunda...
Tüttüğünü söylüyorsanız hayalet eski sevgili bundan bahsedeceğim az sonra.
Kendinizi başkalarına kur yaparken buluyorsanız ilişkiye güvensizlik katmanın can acıtan bir yolu.
Karşı tarafa böyle hisleriniz olduğunu vurguluyorsunuz ama asla seni seviyorum demiyorsanız.
İşler çok yolunda giderken çok iyi çok güzel bir ilişkiniz varken bir anda tak diye uzaklaşıp gidiyorsanız.
Mesela işte çok samimi geçen bir randevunun ardından birkaç gün aramıyorsanız karşınızdaki insanı.
Geleceği imkansız olan ilişkiler kuruyorsanız mesela sürekli evli birileriyle mi beraber olmak istiyorsanız.
Burada da aslında kaçınganlığınız devreye giriyor.
Evli biriyle olursam eğer şey kafası böyle işte.
Ha tamam özgürlüğüm kısıtlanmayacak böyle mesafeli bir ilişkim olacak gibi.
Ya da işte partnerinizle konuşurken zihinsel olarak o ortamı terk ediyorsanız.
Sır saklıyorsanız ya da işte duygularınızı saklıyorsanız.
Meseleleri bir şekilde belirsiz ortada bırakıyorsanız.
Ve sürekli partnerinizi tahmin etmek.
Durumunda bırakıyorsanız aranızdaki şeyleri ya da fiziksel yakınlıktan kaçınıyorsanız aynı yatağı paylaşmak istemeyebilirsiniz.
Cinsel bir birliktelik istemeyebilirsiniz ya da işte partnerinizden birkaç adım ileride yürüyebilirsiniz.
İşte bunlar kaçıngansanız eğer gündelik devre dışı bırakma stratejileri ya da sevdiğiniz ya da seveceğiniz insanın bağımsızlık yolunuzda önünüze çıkmamasını sağlayan bilinç dışı kullandığınız araçlar bunlar.
Ama bunlar sizi mutluluğunuza engel mi?
Evet yani bağlanmayı kendinizden uzak tutmak için sadece bu devre dışı stratejilerimi kullanıyorsunuz.
Hayır onlar sadece buzdağını görünen kısmı aslında.
Bir de kaçınganların çoğu kendine güvenle bağımsızlığı karıştırır.
Yani kendi ayaklarının üzerinde durmak onlar için böyle hayat memat meselesi çok önemli.
Kimseden destek almamalıyım kafası.
Bunun için deli dehşet çalışırlar.
Kaçıngan arkadaşım tam olarak böyle.
Kimseye aman vermiyor.
Her şeyi ben hallederim. Her şeyi ben yaparım.
Sana gram ihtiyacım yok abi kafasında.
Hatta size bir olay anlatayım.
Bir arkadaşımın sevgilisinin eski sevgilisiyle ayrılma sebebi bu.
Adam kadınla görüşmeye başlıyor.
Gayet iyi gidiyor ilişkileri.
Ama şöyle oluyor sürekli.
Mesela adam diyor ki seni alayım bir yerlere çıkalım.
Kadın diyor ki sen niye alıyorsun?
Ben kendim gelemez miyim? Bu bir oluyor, iki oluyor.
Kadın artık adamı evinden almaya başlıyor ve sürekli.
Sonra adam hesabı ödemek istiyor ama hep kadın ödüyor.
Atlıyor bir şekilde. Asla izin vermiyor.
Adam hediye alıyor.
Kadın hediyesini almıyor.
Gidiyor daha daha büyük bir hediyeyi adam almaya çalışıyor.
Bir de kadın adamın patronuymuş.
İş yerinde aynı zamanda. Ve en sonunda adam dayanamayıp ayrılıyor.
Sebep ne diyoruz? Diyor ki ben erkek olduğumu unuttum abi diyor.
Alma verme dengesi diye bir şey kalmadı.
Bozuldu diyor. Bıraksaydı da diyor biraz ben onun için bir şeyler yapabilseydim.
Kendimce bir paylaşımda bile bulunamadım.
Beni ezip un ufak etti diyor.
Bu olay gerçekten çok düşündürücü.
Ya ben kendim yaparım, ben kendim ederim, giderim, ben kendim alırım diyen kadınları hiçbir şekilde etkileyemezsiniz.
Karakteriniz dışında okey.
Ama bu anlattığım da bence çok düşündürücü bir olay.
Erkek takipçiler Instagram'dan bu olayla ilgili fikirlerinizi bekliyorum.
Mutlaka yazın düşüncelerinizi.
Neyse kaçınganlara devam ediyorum.
Hayalet eski sevgili fenomenlerinden bahsetmek istiyorum biraz.
Kaçıngan... Birini terk ettiğiniz zaman.
Size böyle ilişki esnasında görmediğiniz değeri gösterecektir muhtemelen.
Yani araya zaman ve mesafe girdiği zaman kaçınganların sevgi ve hayranlığı bazen geri gelebilir.
Neden? Çünkü artık güvenli bir mesafe var aranızda.
Yakınlık tehditi yok.
Gerçek duygularını bastırmak zorunda değil.
Ya da siz kaçıngansanız eski sevgilinize ayrıldığı zaman kıymete binecektir muhtemelen.
Yeni bir ilişkin içerisindeyseniz bile o eski sevgilinizin iyi özelliklerini o kişiye gidip...
anlatacaksınız ya da hayalini kuracaksınız onunla saplantılı şekilde yeniden görüşme ihtiyacı içinde olacaksınız yeni sevgilinizi de o şekilde değersizleştiriyorsunuz kafanızda aslında yine bir mesafe koyma durumu var ya
da kaçıngansanız birine kafayı taktığınız zaman şöyle bir şey olabilir yani en sonunda onu elde ettiniz diyelim görüştünüz diyelim bir anda soğuyabilirsiniz elde ettiğiniz zaman bitebilir hatta
her şeyi size batmaya başlayabilir elde ettiğiniz zaman Neden?
Çünkü bilinç hatları diyor ki...
Onu devre dışı bırak ona bağlanma o ihtiyacı acilen söndüreceksin diyor.
Siz de diyorsunuz ki ha okey aradığım kişi bu değilmiş koştum koştum peşinden ama yanılmışım.
En iyisi ondan uzaklaşmak ya da ben bir pislik yapayım o benden uzaklaşsın.
Sonra tabii yine kısır döngü yine gidiyorsunuz birini buluyorsunuz yine soğuyorsunuz.
Ve size bir kaçınganla kaygılının ilişkisini anlatmak istiyorum.
Şöyle ki bir çift üniversitede tanışıyorlar adam kaçıngan kadın kaygılı.
Kadın diyor ki aman tanrım işte benden kat kat üstün çok hoş çok sportif.
Bakın kaygılı kadın karşısındakini yüceltiyor gözünde kendini hemen aşağı bir pozisyona soktu.
Neyse ilk kez buluşacaklar kız bir gidiyor böyle adam arkadaşları ile gelmiş.
Sonra diyor ki acaba ben mi yanıldım ya ben mi yanlış anladım bu bir çıkma teklifi değil miydi diye düşünmeye başlıyor kendi kendine.
Kafasını karıştırdı bakın net bir mesaj vermiyor karşı taraf kaygılı.
Neyse sonra yeniden buluşuyorlar derken bir ilişki başlıyor.
Kadın bir gün adamın maçına gidiyor ve işte tezahürat yapmaya başlıyor.
Sevinsin diyor beni gördüğü zaman tezahürat yapıyor.
Ve adam kadını gördüğü zaman maçta işte sevinmediği gibi kadını görmezden geliyor.
Hatta selam bile vermiyor.
Kadın da diyor ki acaba benden mi utandı?
Böyle düşünmesine sebep oluyor.
Ve kadına sonra diyor ki herkes diyor çift olduğumuzu bilmek zorunda değil.
Niye geldin? Kadın tabii ağlıyor sinirinden bunları duyduktan sonra.
Sonra hemen sarılıyor adam.
Kendini bir şekilde affettiriyor.
Bakın kadın kaygılı.
En ufak bir yakınlıkta jeste.
Yerkenler hop fora. Yine aradan bir zaman geçiyor.
Kadın önceden görüştüğü böyle ara sıra mesaj atan bir eski sevgilisi var.
Ona diyor ki artık ben diyor beniyle beraberim.
Bana mesaj atma diyor. Ve bunu gidip adama söylüyor.
hani ben bu ilişkimi kestim tamamen seninleyim gibi bir şey söylüyor adam da diyor ki neden diyor eski sevgiline böyle bir şey söyledin ki biz diyor daha ilişkinin başındayız bu ilişki hiçbir yere varmayabilir evlenmeyebiliriz diyor bakar
mısınız adamın dediğine neyse aradan birkaç ay daha geçiyor adam eve çıkıyor kadın da diyor ki gel beraber çıkalım eve Adam tamam diyor hayret ama kadına hayatı zindan ediyor taşındıktan sonra.
Kadın diyor ki her gün her gün kendimi ağlarken buluyordum ve beni sürekli eski sevgilisiyle kıyaslıyordu.
Yok o şöyle akıllıydı şöyle güzeldi şöyle hızlıydı beni hep diyor yavaşsın diye aşağılıyordu.
Onu yüceltiyordu beni aşağılıyordu ve ben ülkenin en iyi üniversitelerinden birinde okuyordum ama benim zekamı aşağılıyordu diyor.
Görüntümle ilgili hiçbir sorunum yoktu bu ilişkiye başladım.
Dediğim zaman çok özgüvenliydim ama sürekli beni aşağıladı.
Selülitlerimden bahsetti beni dibe çekti.
Hatta diyor bir gün beni banyoda ilk kez çıplak gördü ve durup dedi ki sen koca memeleri olan bir cüceye benziyorsun demiş kadına.
İnanabiliyor musunuz? Kadın da diyor ki o zaman neden benimle sevişmek istiyorsun diyor adama.
Adam da diyor ki ne yapalım abi elimizde sen varsın diyor.
Yuh artık yani ve kadın hala ayrılmıyor.
Çünkü adam böyle ara sıra ona onu sevdiğini söylüyormuş.
Bu şekilde ikna ediyor. İnanabiliyor musunuz?
Yani bu gerçek yaşanmış bir olay.
Mesela bir filme gideceğiz diyor.
O seçiyor. Her zaman onun istediği oldu bu ilişkide diyor.
Ben diyor dekorasyon yapmayı çok seviyorum.
İşte oturma odasına heveslendim.
Güzel bir şeyler yapacaktım. Eve bir geldim diyor.
Kocaman bir basketbolcu posteri asmış oturma odasının tam ortasına diyor.
Plaja gittik arkadaşlarımızla diyor denizden çıktım havlu verir misin demiş adama.
Adam herkesin içinde bağırmış git demiş güneşte kendin kurun ne havlusu.
Arkadaş ortamında sohbet ediyoruz diyor durun durun diyormuş.
Dahi kız arkadaşım bir şey söyleyecek alay ediyormuş.
Kendi erkek arkadaşlarının yanında aşağılıyor.
Ve kadın bunca şeye neden katlanmış biliyor musunuz?
Sadece sarmaş dolaş uyudukları için yani o esnada adamın ona sarılıyor olması.
Ona sarılmak diyor benim reddedilmemin acısını bir şekilde dindiriyordu diyor.
Ultra kaygılı böyle bir şey yani ultra kaygılı olmak.
Cinsel hayatımız berbattı ama ben memnun gibi davranıyordum diyor ve bu şekilde yılları geçmiş kadının.
En sonunda da evlilikten bahsetmeye başlamış kadın.
Adam da demiş ki ama demiş seninle evlenirsem bir daha böyle 20'li yaşlarda bir kadınla sevişemem.
Buna rağmen kadın yine evlenmek istiyor bu sözden sonra.
Kadının baskısıyla bir şekilde evleniyorlar.
Düğünü bile planlamıyor adam.
Her şeyi kadın yapmış ve kadın adama işte bir gün geliyor düğün ayakkabısını gösterecek çok heveslenmiş.
Bakıyor adam iyi diyor ne kadar kötü bir ayakkabı sığ bir ayakkabı hiç de güzel değil diye bağırmaya başlıyor.
Ben çalışıyorum görmüyor musun beni böyle aptal şeyler için nasıl rahatsız edersin diye kadına bağırıyor.
Ve kadın tamam diyor ben daha ne işareti bekliyorum bence de daha ne işareti bekliyorsa bu iş bitsin demiş ayrılmak istiyorum demiş o gün.
Adam yıkılıyor ağlıyor ve kadın diyor ki hayatımda hiç onu böyle görmedim işte gardı düştü savunması düştü.
Kaçınganların savunması düştüğü zaman böyle oluyorlar.
Ve kadını ikna ediyor adam bir şekilde.
Evleniyorlar ama ne oluyor?
Balayını zehir ediyor adam.
Çünkü adamın yüzü gülmüyor hiçbir şekilde.
Hala aşağılıyor.
Herkesi aşağılıyor. Hep memnuniyetsiz.
Ve kadın ilişki esnasında artık evlenmiş.
Başkasıyla diyor mutlu olmanın hayallerini kurmaya başladım diyor.
Kaygılılar birine bağlanmadan, aşık olmadan kolay kolay ayrılmaz diğerinden.
Ve en sonunda da zaten boşanıyorlar.
İşte bu kaygılı kaçıngan ilişkisinin...
Ne kadar kötü olabileceğin özeti arkadaşlar.
Kadın hep kaygılı, hep yakın olmak istiyor, hep ilişkisiyle meşgul.
Evlenmeden önce her gün ağlıyordu söylemiştim zaten.
Evlendikten sonra ne yaptı?
Boşanmaya odaklandı. Yine ilişkisiyle meşgul.
Dikkat edin. Hayatı ilişkiye odaklı, tipik bir kaygılı ve adamdan gelen her sinyal karşısında böyle iniş çıkış yaşıyor hayatında.
Tepkisel davranışlar sergiliyor.
Ayrılma tehditleri savuruyor ama ayrılmıyor.
Adama bakıyoruz çok ben merkezci, kendini beğenmiş, duygusal mesafeli, kadını aşağılıyor, hayalet bir eski sevgilisi var sürekli onu övüyor.
Seks hayatlarında çok uzak, çok mesafeli, duygusal bağlardan yoksun bir cinsellik.
Bir de kaçınganların cinsellik esnasında garip kuralları olabiliyormuş işte.
Düşmek yok, dokunmak yasak gibi kurallar.
Ama kaygılılar cinselliği de böyle bir onay gibi görüyor.
Partnerinin gözünde çekiciliğinin ölçüsü onay almak.
Cinselliğine çok önem yükleyebiliyor kaygılı kişiler.
Ve karşı tarafı kendine bağlamanı bir yolu olarak da görebiliyor.
İşte bu anlattığım ilişki kaygılı-kaçıngan ilişkisi arkadaşlar.
Eğer siz de kaygılı bağlanma stiline sahipseniz ve kaçıngan birine denk geldiyseniz yaşayacaklarınız muhtemelen bunlar olabilir.
Yani bir düşmana da dö... Karşı tarafın gözünde.
Şimdi size düşman haline geldiğinizin işaretlerini söylemek istiyorum.
Eğer kaygılı bağlanma stiline sahipseniz ve kaçıngan biriyle birlikteseniz hayat çoğunlukla böyle geçecek arkadaşlar.
Arkadaşlarınıza ve ailenize...
Partnerinizin sizi gerçekte nasıl davrandığını söylemekten utanacaksınız.
İnsanlar eşinizin ne kadar tatlığı, ne kadar düşünceli olduğunu söylediklerinde şaşıracaksınız.
Aa o mu gerçekten o mu?
Hayatınızda gerçekten ne olduğunu öğrenmek için partnerinizin diyaloglarına böyle kulak kesilirken bulacaksınız kendinizi.
Partneriniz önemli konuları genellikle sizin dışınızdaki insanlarla konuşacak, size danışmayacak.
Acil durumda partnerinizin her şeyi bırakıp yanınızda olacağından bir türlü emin olamayacaksınız.
Sevgiliniz sizin için değil böyle başka insanlarda iyi bir izlenim bırakmak için uğraşacak, çabalayacak, şaşıracaksınız.
Ya da işte sevgilileri tarafından saygı gören arkadaşlarınıza şaşıracaksınız.
Eşi tarafından aşağılanan, küçümsenen kişi genellikle siz olacaksınız.
Duygusal ve fiziksel sağlığınız sevgiliniz için hiç önemli bir noktada olmayacak hiçbir zaman.
Yani bu anlattıklarım sizin ilişkinizdeki durumlara karşılık geliyorsa eğer yabancılara çok iyi davranırken size bir şekilde soğuk ve mesafeli davranıyorsa sorularınızı pas geçiyorsa sizinle konuşmamayı
seçiyorsa siz zaten düşman olmuşsunuz demektir.
Ve tek suçunuz ne yakınlığı kaldıramayacak biriyle çok fazla yakınlaşmaya çalışmanız.
O yüzden güvenli birinin yakın çevresindeki bir hayata dahil olmaya çalışın.
Güvenli biri bulmaya çalışın.
Çünkü güvenli birini bulduğunuz zaman ne olacak?
Dişi gibi hissettirecek size. En çok size güvenecek fikirleri en önemli olan kişi siz olacaksınız.
Sevileceksiniz, korunacaksınız.
Yakınlık ihtiyacınızı karşılayacak.
Sizin iyiliğiniz her şeyden önce gelecek.
Eğer işte kaygılıyım ben kaçınganım diyorsanız bu değiştirilebilir arkadaşlar.
Terapiyle hallolmayacak hiçbir şey yok.
Bağlanma stillerimiz gerçekten çok önemli.
Hani Spinoza diyor ya mutluluğunuz ya da mutsuzluğunuz.
Sevgiyle bağlandığınız nesnenin niteliğine bağlıdır yalnızca.
Yani biriyle aşk ilişkisine başlarken mutluluğumuzu ya da mutsuzluğumuzu seçiyoruz bir yerde.
Eğer bağlanma stillerimizi bilirsek karşı tarafın ve kendimizin daha iyi bir şekilde yol alabiliriz o ilişkide.
Ve şunu da kendimize sürekli hatırlatalım lütfen.
Gerçek bir ilişkide...
İki taraf da diğerinin duygusal iyiliğini kendi sorumluluğu olarak görür.
Bu çok önemli. Viktor Frankl'in dediği gibi kimse bir diğer kişiyi sevmedikçe onun varlığının farkında olamaz.
Ve onu sevdiğinde içindeki henüz harekete geçmemiş ve geçecek olan potansiyeli görür aslında.
Dahası sevgisiyle seven kişi sevilenin de bu potansiyelleri harekete geçirmesine sebep olur.
Terapinin sunduğu Ortamlarda Satılacak Bilgi'nin sonuna geldik.
Terapi 2P ile yazılıyor arkadaşlar.
Bugün anlattıklarımdan yola çıkarak siz de terapi yolculuğuna başlamak isterseniz hatta bağlanma stilinizin böyle aşk ilişkilerinizde bir engel teşkil ettiğini fark ettiyseniz terapinde tüm kullanıcılara özel
%15 indirim var. Basla 15 kodu ile ilk seansınızı siz de %15 indirimle alabilirsiniz.
Açıklamalara bırakacağım linkten terapinde size en uygun psikoloji.
Haftaya tekrar görüşmek üzere.
Beni instagramda takip etmek isteyenler için aşağıya adresimi bırakıyor olacağım.
Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir. Bu bölümün sesi transkript çıkarıldıktan sonra değiştiği için satır takibi ve tıklayarak atlama kapalı.
