
Evital, online sağlık hizmetlerini erişilebilir hale getiren bir dijital sağlık platformdur.
Kullanıcılar; psikolojik danışmanlık ve beslenme danışmanlığı hizmetlerini online olarak alabilir, ücretsiz ön görüşmeyle ihtiyaçlarına en uygun uzmanı seçebilirler.
Daha fazlası için: https://s.evital.app/osb50
OSB50 koduyla ilk psikolojik danışmanlık veya beslenme danışmanlığı seansınız %20 indirimli.
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Yeni çıkan kitabım “Kendimi Nasıl İyileştiririm?”i almak için: https://amzn.eu/d/0wFlqHl
Bu bölüm "Evital" hakkında reklam içerir
Transkript
Evital, Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sunar.
Herkese merhaba, hoş geldiniz.
Ben Merve. Bugün ne konuşacağız Merve, ne anlatacaksın bize?
Overthinking'den bahsedeceğim arkadaşlar.
Son zamanlarda sıkça karşılaştığımız bir konu.
Yani nedir overthinking?
Fazla düşünmek, aşırı düşünmek değil mi?
Bir konu hakkında sürekli ve derinlemesine düşünmekten kendimizi alamamak zihinsel bir durum.
Verimsiz hatta yıkıcı bir düşünce döngüsüne kapılıp gitmek arkadaşlar ve kendinizi durduramamak.
O istenmeyen düşüncelerin istilasına uğramak ve günün sonunda tabii ne olacak?
Mental olarak artık bitik bir durumda olacağız overthinking'den dolayı.
Ben de ara ara bunu yaşıyorum ama bunu biraz yaşamakla her gün yaşamak arası tabii çok büyük bir fark var.
Şimdi arkadaşlar aşırı düşünme deyince şunu kastetmiyor uzmanlar.
İşte yok bu evden taşınsam mı?
Acaba hangi üniversiteyi seçsem?
Bu işten ya da işte bu ilişkiden ayrılsam mı?
Boşansam mı? Başka bir şehre mi taşınsam?
Yeni bir hayat mı kursam?
Bir başka ülkede mi yaşamaya başlasam?
Bunlar üzerine tabii ki fazla düşünmemiz gerekiyor.
Bunda bir problem yok. Her şeyi düşünmekten kasıt şu her şey yani üzerine düşünmeyi hak etmeyen şeylere de böyle korkunç bir zihinsel mesai yapmak.
Ve tabi bunlar olumsuz düşünceler oturup öyle pozitif şeyleri düşünüyor değil overthinking yapanlar.
Fazla düşünmenin çok farklı biçimleri var bazen böyle endişe de zannedebiliyoruz overthinkingi.
Zaten bunlar iç içe geçmiş şeyler az sonra bahsedeceğim.
Mesela arkadaşlar geçmişte yaptığımız bir hata.
Tamam mı? Bunu düşünüyoruz. Genelde de gece mesaisi yapar overthinking olanlar.
Gece düşünmeye başlarlar.
Ama düşünüp geçmiyoruz o geçmişte olan şeyi.
Kafamızda böyle bin tane senaryo kuruyoruz.
Yok işte öyle yapsam şöyle mi olurdu?
Yok ben neden böyle bir hata yaptım?
Bilmem ne bilmem ne. Ya yat artık uyusana.
Yok sabaha kadar düşün düşün düşün.
Devamlı biliyorsunuz. E düşünelim Merve.
Ne olacak diyorsanız. Ya bu benim artık bugünkü psikolojimi etkiliyor ya.
Hani yerle bir ediyor resmen beni.
Ben anımı yaşayamıyorum.
Geçmişte ya da gelecekte yaşıyorum.
Yani overthinking bu zaten. Ben resmen o geçmişi düşünüyorum ya yatakta.
Bugün gibi yaşıyorum ya geçmişi.
Sizce burada bir problem yok mu?
Ve hani bunu düşünüp geçmiyorum.
Sabaha kadar düşün düşün düşün.
Bir adam vardı ya sabaha kadar buradayız.
Overthinking yapanlar.
Ne diyordum ben? Ya da mesela patronunuzdan bir mail geliyor tamam mı?
Biraz böyle sert bir tonda yazılmış.
Ooo ne senaryolar o mailin üstünden.
Böyle günlerce kafanızda yazıp çizip oynuyorsunuz.
Ya da çocuğunuzun veli toplantısına gidiyorsunuz.
İşte öğretmeni pek hoş şeyler söylemiyor.
Oturup çocuğunuzun geleceği hakkında böyle kabus ötesi senaryolar yazıyorsunuz.
Yok bu çocuk okumayacak da yok şöyle mi olacak bilmem ne bilmem anlatabiliyor muyum?
Ya da sevgiliniz telefonu açmadı.
Geçmiş olsun. 8-9 saat sadece buna odaklanıp bunun üzerine düşünebiliyorsunuz ve tabii ki kötü senaryolar yazarak.
Ya da sabah kalkıyorsunuz diyorsunuz ki ya bir spora gideyim böyle bir niyetiniz var.
Aa işte dün saçımı yıkamıştım.
E şimdi bugün bir daha yıkarsam ya saç da bu kadar yıkanmaz ki.
Acaba arabayı park edecek yer var mı?
Arabada leş gibi ya önce onu mu yıkatsam?
Aslında çok uzak değil ya spor salonu yürüsem mi?
Ama dün bakmıştım ya yağmur yağacak gibi.
Üstüme ne giysem acaba? Şimdi kat kat top top giyinirsem de terlerim ya.
Tüf ya evde de kahve kalmamış.
Spor öncesi kahvemi içmem gerekiyordu bakın.
Ne kadar saçma buradan bakınca.
Hani kalk git be adam diyor ya Seda Seyhan.
Onun gibi aynı.
Merve sen bunları nereden biliyorsun?
Aynı bana benziyor bu düşünce silsilesi.
Aman Emrah üzümünü yedi bağını sorma.
Şimdi arkadaşlar bir arkadaşınıza mesaj yolluyorsunuz sonra tekrar tekrar açıp açıp onu okuyorsunuz.
Acaba yanlış anladı mı?
Saatlerce bunu düşünüyorsunuz.
Ya işte cevap vermiş ama şu ne kadar garip bir emoji kullanmış.
Ne demek istiyor acaba ya?
Bunun üstüne düşünüyorsunuz.
İşte bir toplantıda size söz geliyor.
Söyleyemediğiniz şeyler var ya da bir şey söylüyorsunuz.
O cümleyi bütün gece sabaha kadar böyle kafanızda tartıp biçiyorsunuz.
Ya da gelecek hafta bir planınız var arkadaşlar.
Onlarca senaryo üretiyorsunuz.
O gelecek hafta gelmeden kabus senaryoları.
Yok o gün kar yağarsa benim kar lastiğim yok da bilmem ne de bilmem ne.
Bütün... Yani düşünüp duruyorsunuz ve sonra o plan muhtemelen iptal oluyor.
Uyuktan önce geçmiş 10 yılın çetelesini tutuyorsunuz.
Sabahlara kadar kendinizi yargılıyorsunuz.
Yani buradaki ince nokta ne?
O harcadığınız mesai arkadaşlar.
Zihinsel olarak o harcadığınız mesai bu tarz şeylere.
Gereğinden fazlaysa orada bir sıkıntı var.
Ve bazen gerçekten çok önemsiz detaylara tıklıyoruz ve saatlerce buna kafa yorabiliyoruz.
İşte konsere gitmek istiyorum, işte eve taksiyle mi dönsem, otobüste mi gitsem, arkadaşımı mı rica etsem, ay acaba beni yanlış anlar mı?
Bir hafta bunu düşünüyoruz. Eski dostlarımı görmek istiyorum ama işte acaba görüştüğüme değer mi?
Eskisi gibi keyif alır mıyım?
Ay ya da hiç buluşmasam mı?
Benden hoşlanırlar mı? Şimdi seneler seneler geçti, bakın üretiyorum, devamı gelir.
Anlatabildim mi? Bu düşünceler sizce sağlıklı mı?
Git yap kardeşim ya. Ne düşünüyorsun bu kadar?
Yani bu kadar düşünecek bir şey var mı bu söylediğinle?
Spor mu yapmak istiyorsun? Kalk git ya.
Konserle mi gideceksin? Git. Arkadaşınla mı buluşacaksın?
Buluş. Yani yap. Bir karar al ve devamı gelsin.
Düşünüp durma. Çünkü her şeyi düşünmek zaten araştırmalara göre hayatımızı da çok zorlaştıran bir şey.
İlişkilerimizi mahvediyor.
Depresyon, şiddetli anksiyete bunlara sebep olabiliyor.
Ve bu arada kadınlar da daha fazla arkadaşlar overthinking.
2017'de bir araştırmada araştırmacılar çalışmadaki kadınların beyinlerinin erkeklere göre daha fazla bölgesindeki özellikle de odak ve dürtü kontrolüyle ilgili olan o
prefrontal kortekste ve beynin ruh hali ve kaygısıyla ilgili olan limbik ve duygusal alanlarında önemli ölçüde daha aktif olduğunu gösteren görüntüleme verilerini yayımladılar.
Bu farklılık bize gösteriyor ki kadınların daha fazla düşünüp taşınma, aşırı analiz yapma ve kararsızlıktan felce uğrama olasılıklarının daha yüksek olmasının temel nedeni
olabilir. Bizler harekete geçip aksiyon almak yerine erkeklere göre daha fazla donup kalıyoruz.
Kendimizi sorguluyoruz, endişeleniyoruz.
Böyle her şeyi enine boyuna tartmak olayı kadınlarda daha fazla.
Merve Merve şimdi ben korktum acaba bende overthinking var mı diyorsanız emin olamadıysanız şimdi size bir takım sorular soracağım.
Kendinizce bunlara evet ya da hayır diyerek cevaplarınızı bulabilirsiniz.
Birinci sorum şu bazen hiç hak etmeyen şeylere çok fazla zihinsel enerji harcadığımı fark ediyorum.
Tik atabilirsiniz ya da evet ya da hayır.
İkinci sorum şu başka şeyler düşünsem benim için çok daha iyi olacak diyorum ama asla o başka şeyleri düşünemiyorum.
Üçüncü sorum hiç kendinizi geçmişte böyle olmuş yaşanmış bitmiş şeyleri tekrar tekrar gözden geçirmekte sıkışıp kalmış gibi hissettiğiniz oluyor mu arkadaşlar?
Dördüncü sorum verdiğiniz kararları çok sık bir şekilde sorguladığınız oluyor mu?
Beşinci sorum küçük şeyler için endişelenip görece çok daha önemsiz konularda çok fazla düşünme mesaisi yapıyor musunuz?
Altıncı soru, düşünceleriniz yüzünden geceleri uyuyamadığınız sık oluyor mu?
Şimdi burada kesin Bülent Ersoy'u hatırlayayım.
Siz geceleri rahat uyuyabiliyor musunuz?
Ben uyuyamıyorum. Bunu hatırladınız.
Yedinci soru şu, tekrarlayan sağlıksız ve faydasız olduğunu bildiğiniz düşüncelerle kafanızı çok meşgul ediyor musunuz?
Şimdi bu sorulara çoğunlukla evet yanıtını verdiyseniz netice belli.
Fazla düşünmeye kapılmak bir kısır döngüdür diyor Anne Bagel arkadaşlar.
Bu konuda çalışmalar yapan bir başka psikolog Robert Ammons ise şöyle söylüyor.
Birçoğumuz tekrarlayan uygulamalar yoluyla sağlıksız sinir devrelerini güçlendiririz.
Korkunç veya bozguncu bir düşünceyi her tekrarladığımızda onu yeniden düşünmeyi kolaylaştıran bağlantıları güçlendiririz.
Yani ne kadar çok fazla düşünürsek o kadar çok düşünmeye meylederiz diyor.
Bir de arkadaşlar bu overthinking olayını özellikle sağlık konusunda çok yaşayan var.
Mesela ben. Bende venöz yetmezliği var arkadaşlar.
Geçen gün bacağım çok fena ağrıdı.
Böyle damarım kopacakmış gibi bir ağrı.
Ve benim kafamdan öyle senaryolar geçiyor ki işte dün topuklu giydim keşke giymeseydim.
Bugün de çok oturarak çalıştım kesin o yüzden oldu.
Acaba pıhtı mı var?
O pıhtı benim ciğerimi atarsa ne olacağım?
Felç mi kalacağım? İşte hemen Google'a girdim.
En kötü ne olur? Bunlara bakıldı işte anneannemde vardı kadın yaşlanınca ne biçim olmuştu zaten zor yürüyordu.
Ben de anneannem gibi olacağım aman tanrım hemen doktor bulmalıyım işte randevu almalıyım en iyisini buldum mu acaba bir sürü doktor bakıyorum saatlerce.
Dur işte birkaç tane daha bulayım ya randevu almışım daha doktor arıyorum neyini arıyorsun daha yaşandı arkadaşlar bunlar doktora gittim bana ameliyat olman lazım dedi.
Sonra yetmedi başka doktora gittim o daha bir olumlu baktı o da yetmedi evi tele bağlandım arkadaşlar.
Kalp ve damar cerrahisi uzmanına sordum.
Öyle büyük bir sıkıntı yok neticede.
Ama yaşadığım olaya bakar mısınız?
Yani aşırı düşünme. Ne gerek vardı o kadar kaygıya ve strese?
Öyle bir panik oldum ki. Bu arada arkadaşlar Merve Evital ne?
Diyenler olabilir. Aramıza yeni katılan arkadaşlarım için.
Odlar zaten çok iyi biliyor ve çok severek kullanılan bir uygulama.
Takipçilerim arasında. Evital hem ruhsal hem fiziksel sağlığımız için destek alabileceğimiz dijital bir sağlık platformu dijital olduğu için dilediğiniz uzmandan.
Randevu saatinizi kendiniz oluşturabiliyorsunuz ve sağlık profesyonelleriyle online bir şekilde internetin olduğu her yerde görüşebiliyorsunuz.
Kullanıcı dostu bir arayüzü var.
Yani herkes çok rahatça kullanabilir 7'den 70'e.
Benim gibi böyle bir teşhis alıp sonucu tek bir uzmana değil birkaç uzmana danışmak isteyenler için de harika bir çözüm önerisi.
Çünkü sağlığı daha erişilebilir bir hale getiriyor.
Avantajlı seans paketleri de var.
Taksit imkanı da var. Yani bütçenize uygun olan seans paketleri.
Bu arada psikolojik danışman ve beslenme danışmanları ile ücretsiz bir öngörüşme yapabiliyorsunuz.
Evital'daki tüm sağlık profesyonellerinin diplomaları Sağlık Bakanlığı onaylı.
Zaten bakınca göreceksiniz.
Alanı da uzman doktorlardan, profesörlerden tutun.
Neredeyse her alanda sağlık uzmanı var.
Bize özel kodumuz da var tabii.
OSB50 arkadaşlar.
Bu kodla görüşmelerinizi %50 indirimli planlayabilirsiniz.
Bu kodu da açıklamalara bırakıyorum.
OSB50. Evital hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenleri açıklamalardaki linke davet ediyorum.
Hadi devam edelim. Overtinking yaşayanlar da Analiz felci adı verilen yaygın bir düşünme belirtisi varmış.
Analiz felcine uğradığımız zaman aslında sorun şu altta yatan kararın kendisi sorun değil arkadaşlar.
Bizim ona yaklaşım şeklimizde bir problem var.
Çünkü zihinsel alışkanlıklarımız o sorunu çözmeye yardım etmek yerine ne yapıyor?
Bizi daha da çok kararsızlığa sürüklüyor.
Peki ben analiz felci yaşıyorsam bunu nasıl anlarım?
Şöyle arkadaşlar bir karar alıyorsunuz sonra.
O kararı tekrar tekrar erteliyorsunuz.
Yani bu biriyle buluşma bile olabilir.
Daha iyi bir seçeneğin ortaya çıkacağı ümidiyle bir kararı ertelerken bulabiliyorsunuz kendinizi.
Yeterince fazla seçeneğiniz varken bile daha fazla seçenek aramaya çalışıyorsunuz.
Atıyorum tatile gideceksiniz.
Elinizde 3 tane otel var gitmek istediğiniz.
Daha da acaba daha iyisi var mı?
10-15 tane daha otel aramaya kalkıyorsunuz değil mi?
Yeterince seçenek var zaten.
Daha fazlasını aramaya meylediyorsunuz.
Daha önceden edindiğimiz aynı bilgileri sürekli olarak gözden geçiriyorsak, yanlış karar verme korkusu yaşıyorsak sürekli, karar verme fırsatını kaçıracak kadar çok uzun süreler
bekliyorsak, bir karar verdikten sonra sürekli dönüp dönüp o kararı sorguluyorsak bunlar analiz felcenin belirtileri arkadaşlar ve bende bunların çoğu var.
Neden var? Çünkü ben de daha önce söylemiştim.
Bir tık mükemmelliyetçilik var arkadaşlar.
Size mükemmelliyetçi misin diye bir bölüm yapmıştım.
Eğer böyle bir probleminiz olduğunu düşünüyorsanız oradan dinleyebilirsiniz.
Çünkü mükemmelliyetçilik çok yanlış anlaşılan bir şey.
Aslında iğrenç bir şey mükemmelliyetçilik.
Yani uç seviyelerde değilim ama çok az var arkadaşlar.
Konuyu bilmeyenler için çok kısa özet geçeyim.
Eğer mükemmelliyetçi biriyseniz şunu söyleyebilirim ki muhtemelen ya hep ya hiç diye bir düşünceniz vardır.
Hayatınızda sadece siyah ve beyazlara yer vardır arkadaşlar ve grilerden nefret edersiniz ki o bölümde söylemiştim grilerden nefret ediyorum diye.
Bu ne demek arkadaşlar? Esnek olmamak demek.
İşte ben bunu kırdım yavaş yavaş artık daha esneyim.
Hani Tarkovski'nin bir küçük benzetmesi var ya o geldi aklıma hatta.
Cane Cindeoğlu hoca söylüyordu.
İşte diyordu ki evet kütükler büyük olur.
Çok da güçlü olur kütükler ama cansızdırlar.
Fakat fidanlar zayıftır.
Çıt diye kırılır.
Fakat fidanlar canlıdır.
Yani burada kütük ve fidan benzetmesinde burada aslında neyi gösteriyor bize?
Esnekliğin önemi değil mi?
Bunu vurguluyor. Esneklik yani resilience yani psikolojik duygusal dayanıklılık çok önemli.
Bununla ilgili bir bölümüm var.
Dinlemek isterseniz Bal Ülkesi yazarsanız çıkar.
Hani psikiyatr Gülcan Özer diyor ya esnemezsen kırılırsın diyor.
Çok seviyorum bu sözünü. Bence çok doğru.
İşte mükemmel yetçilerde bu noksan olan bir şey arkadaşlar.
Esnemek yok onlarda. Mükemmel yetçiler sürekli kusurlara odaklanan böyle eleştirel bir göze sahip olan insanlar.
Sıklıkla almış oldukları kararları tekrar tekrar sorgularlar.
Çok iyi birer erteleyicidirler aynı zamanda mükemmelliyetçi olan insanlar.
Çünkü en mükemmelini yapacak ya o yüzden erteliyor.
Her zaman daha iyisini olduğunu düşünürler.
Daha iyisini yaparım.
Bu fikirle böyle ellerindeki işi gücü zaten tamamlayamazlar.
Ya da belki hiç başlamazlar.
Mükemmel yapacağım diye hiç başlamazlar.
Ya da başlarlar ve tamamlayamazlar.
Ve sıklıkla geçmişlerini sorgularlar.
Gördüğünüz gibi mükemmelliyetçilik de overthinking kardeştir.
Eğer mükemmelliyetçi eğilimleriniz varsa overthinking'e olan yatkınlığınız o kadar çoktur arkadaşlar.
Analiz felcini bertaraf etmek için ne yapmalıyız?
Harekete geçmeliyiz.
Yani öyle 30 saat oturup hindi gibi düşünmek yerine Go değil mi?
Küçük bir adım atmak bile iyi geliyor ki mükemmel yetişikten kurtulmamız lazım.
Ne diyorduk arkadaşlar? Mükemmel iyinin düşmanıdır.
Başarısız olmak için kendimize izin vermemiz gerekiyor.
Başarısız olmak sandığımız kadar kötü bir şey değil.
Hep söylüyorum. Eğer onun öğretici yanını keşfedersek bize başarı için bile yol gösterir.
Başarısızlık üzerine bir bölümüm var arkadaşlar dinlemek isterseniz.
Bu analiz felcini bertaraf etmek için ne yapabiliriz diyorduk.
Fazla düşünmeye başladığınızın farkında olmaya çalışın arkadaşlar.
Bu düşünce mesaisini yaparken şunun ayırdığını yapmamız gerekiyor.
Gerçekten ne önemli?
Yani ben tırıvırı şeyleri mi düşünüyorum yoksa gerçekten önemli mi bu düşünce mesaisi yaptığım şey?
Bunun farkında olmamız gerekiyor.
Değerlerimiz çok önemli.
Değerlerimizi netleştirip onlarla uyumlu içeriklere yönelmemiz iyi gelir.
Değerlerimiz çünkü dikkatimizi ve enerjimizi neye yönlendirdiğimizi belirleyen bir şey.
Ne okuyoruz, ne izliyoruz, neleri seçiyoruz değil mi?
Değerler neden önemli?
Çünkü bunlar aslında bizim kim olduğumuzu gösteriyor dediğim gibi nasıl bir insan olmak istediğimizi gösteriyor ve bize netlik kazandırıyor değil mi bu hayat yolunda.
Düşüncelerimizde böyle oradan oraya savrulurken bizi sabit tutacak şeylerden biri değerlerimiz.
Yani benim için gerçekten neyin önemli olduğunu bilirsem overthinking ile daha iyi mücadele edebilirim.
Alice harikalar diyarında hani tavşanın Alice'e söylemiş olduğu ve benim çok sevdiğim bir söz vardır.
Oddlar bilir. Alice diyor ya hangi yoldan gideyim diyor.
Tavşan da diyor ki nereye gideceğini bilmiyorsan hangi yoldan gideceğinin hiçbir önemi yok değil mi?
Alice'in harikalar diyarı gibi overthinking diyarında kaybolanlar için bence önemli bir detay.
Çünkü overthinking'de de böyle bir yere gitmek istiyoruz ama netleştiremiyoruz.
Sürekli seçenekleri tartıp biçiyoruz değil mi kafanın içinde?
Karara varamıyoruz, net değiliz.
Zihnimiz habire çalışıyor ama hareket yok, sonuç yok.
Yani zihnimizi yoran düşüncelerde boğulmak yerine önce neye ulaşmak istediğimize karar verelim ki bu da zaten değerlerimizi iyi tanımaktan geçiyor.
Bir de şu var sevgili overthinkingçi kardeşlerim.
Hep böyle en kötü senaryoları yazıyoruz ya o kafada ama öyle olmuyor yani sonuç öyle olmuyor hep böyle en korktuğumuz şeyi yaşatmıyor hayat bize overthinking'in şanındandır hiç böyle pozitif düşünceler
hücum etmez o kafaya Nerede negatif var onu düşünürüz ve gün boyunca vermiş olduğumuz her karar zaten sınırlı kapasitede olan enerjimize zarar verir.
Bakın gün boyunca overthinking yapanlar sürekli karar almaya çalışıyor.
Kahvaltıda ne yesem acaba?
İşe hangi yoldan gitsem?
Zorlu bir konuşmayı nasıl halletsem?
Aa şu an indirim var manzarlarda şu anda mı alsam yoksa öbür sezonu mu beklesem?
Acaba bu elbiseyi alsam mı almasam mı?
Dur bakalım burada daha ucuzu var mı?
Bir de şuraya bakayım. Şu elbise daha güzel mi?
Acaba öbürkünü mü alsam bunu mu alsam?
Ne kadar çok se...
Seçenekte karşılaşırsak karar yorgunluğumuz o kadar yani karar üstüne karar vermekten yorulan o seçme yeteneğimiz o kadar çalışamaz hale geliyor.
Sistem kitleniyor arkadaşlar.
Ve bunlar tıpkı zihnimizin yabani otları gibi.
Mason Curry'in Günlük Rütüeller diye bir kitabı var.
Orada dediği gibi sağlam bir rutin kişinin zihinsel enerjileri için çok kullanılmış bir alışkanlığı besler ve ruh hallerinin zorbalığından kurtulmaya.
Yardımcı olur. Bakın ritüellerimizin önemi.
Günlük ritüellerimizin. O yüzden arkadaşlar rutinlerimizin olması overthinking'in önüne geçmekte iyi bir ilaç.
Bunu da söyleyelim. Bir de şu var.
Lütfen her şeyi kendiniz yapmaya çalışmayın.
Destek alın. Çok fazla sorumluluk yüklenince zaten aşırı düşünme dediğimiz o olay peşi sıra geliyor.
Çok fazla sorumluluk eşittir overthinking.
Mesela ben bir ara ütüyle kafayı bozmuştum.
Ne kadar bozabilirsin? Çok çalışıyordum ve ütüye yetişemiyordum.
Ütü de benim için önemli bir detay.
Bir de arkadaşlar şöyle düşünüyorum.
Başkasının yaptığı ütüyü beğenmem.
Öyle zannediyorum. Hani en iyisini ben yaparım.
Hiç alakası yok. Ben ütü yapmıyormuşum onu anladım.
Hatta ben ütü bilmiyormuşum.
O kadar iyi yapan çıktı ki benden.
Ben neyim? Ya bir de ütü ne ya?
Bunu ne kadar düşünebilir bir insan?
Şöyleydim bütün gün. Acaba ütücü mü bulsam?
Ama ütücü kaçta gelecek?
Acaba o saatte ben evde olur muyum?
Şimdi ya evde mi olmam lazım ütücü geldiğinde?
Kaç saat sürer ki ya ütü?
Ütü saat sürer mi? İşime engel olur mu acaba?
Böyleyim ya. İşte yeni ütü şeyleri çıkmış.
Acaba ütü makinesi mi beklesem?
Hani kendi kendine ütü yapan bir şeyler çıkmış ya.
Onu mu beklesem?
İşte şöyle mi yapsam? Bunu ne kadar düşünebilirsin ya?
Kafamda ütüyle geziyormuşum bütün gün.
Şu an kurtuldum bu düşünceden.
Artık kafamı yormuyorum. Bu işi devrettim yani.
Oldum ya yani biraz insanlara güvenelim arkadaşlar.
Biz her işin uzmanı falan değiliz.
Her şeyi kendimiz yapmaya çalışmayalım.
Yardım istemekten utanmayalım.
Bir de burada şunu tekrar hatırlatmak istiyorum.
Her aşırı düşünme overthinking değil arkadaşlar.
Eğer sizde böyle korku yaratıyorsa, panik, endişe, stres yaratıyorsa o zaman sıkıntı var demektir.
Mesela diyelim ki düğününüz yaklaşıyor.
İşte gelinliğinizi seçeceksiniz ve kararsız kaldınız.
Olabilir. Kadınlar için normal.
Burada arkadaşlar overthinking olayı düşünce yapınızda saklı.
Nasıl düşündüğünüze bakın tamam mı?
Hani bir şey böyle sürekli düşünüyorsanız nasıl düşündüğünüze bakın.
İşte aman tanrım bu gelinlik çok demode oldu.
Herkes benimle kadar... zevksiz olduğumu düşünecek bunu giyersem.
kocam bile benden soyacak nasıl böyle saçma bir gelinlik seçtim bakın burada korku var endişe var saçma sapan düşünceler var ve aşırı uyarıma sebep olan düşünceler bunlar ve kötü hissettiriyor günün sonunda bunları
düşünmekten ben kötü hissediyorum ya kendimi buna bakacaksınız ve bütün bunlar aslında doğmamış çocuğa biçilmiş don der ya eskiler ona benziyor abi yaşanmamış ki yani ben kafamda yazıp
çizip oynuyorum hiçbiri yaşanmamış hep böyle muhtemel sebepleri ve sonuçları düşünüyorum Düşünürken mi buluyorsunuz kendinizi?
Dikkat edin. Ve kötü senaryolar.
Aşırı düşünme stres hormonları olan adrenalin ve kortizol üretimini etkinleştiriyor.
Bunlar korkuyla ilişkili kimyasallar arkadaşlar ve vücudumuzun doğal savaş kaç don tepkisi yani hayat kalma tepkisi bunu yapıyoruz sürekli.
Bu da neye sebep oluyor?
Kalp hızımız artıyor işte tansiyonumuz fırlıyor değil mi?
Bakın bunlar yalnızca bir korkulu kaygılı düşünce ile kendimize yaptığımız şey kendimize yaptığımız kötülük değil mi?
Anksiyete aslında vücudunuzun bir tehdit karşısında devreye sokmuş olduğu bir alarm sistemi.
Ama bazı kişilerde bu alarm sistemi çok daha yoğun ve daha uzun süreli çalışıyor.
Mesela işte diyelim ki küçükken bir arkadaşınızla oyun oynuyordunuz ve bir köpek size doğru koşmaya başladı ve çok korktunuz.
Ama arkadaşınız hiç korkmadı.
İleride yine bir köpekle karşılaştınız yine o arkadaşınız yanınızda.
Belki çok yoğun bir panik geçiriyorsunuz o anda ama arkadaşınız sulardan senin çok normal.
Neden? Neden siz böylesiniz?
Çünkü hatırladığınız şey devreye girdi arkadaşlar.
Yani o korku deneyiminiz tetiklendi.
Ve benim size o anda işte korkma bir şey olmaz demem size şunu demem gibi.
Pembe fili düşünme bunu demem gibi bir şey.
Psikolog Daniel Wagner diyor ki arkadaşlar işin komik yanı bir şeyler hakkında düşünmemeye çalıştığınız zaman Ne hakkında düşünmeyeceğinizi hatırlamanız gerekiyor ve böylelikle hafızanızın
düşünceyi taze tutmaya çalışan zihin bölümü paradoksal bir şekilde o düşünceyi aktifleştiriyor diyor.
İşte beynimizin gizemleri.
Kaygılandırıcı davranış bilissel davranış olarak tanımlanıyor arkadaşlar.
Bakın bir davranış olarak sınıflandırılıyor.
Çünkü bu bizim yaptığımız bir şey.
Yani yalnızca içsel bir düşünceden ibaret değil.
Bizim yaptığımız bir şey, bir davranış.
Mesela konuşurken ayağımı sallıyorum, saçımla oynuyorum.
İşte bir ileri bir geri volta volta atıyorum.
İç çekip duruyorum değil mi? Bunlar görünüşte hiçbir amaca hizmet etmeyen davranışlarım ve büyük ihtimalle bu bizim bunalmışlığımızdan kaynaklanıyor.
Kaygı verici aşırı düşünme, evet görünürde biri düşünme işlemi ama bir davranış olarak tanımlanıyor.
Eğer kronik bir aşırı düşünenseniz, evhamlıysanız muhtemelen çocuklarınızdan biri ya da birden fazlası genetik olarak buna yatkın olacak diyor arkadaşlar.
Givendon Smith, klinik psikolog.
Neden? Çünkü her şeyde olduğu gibi Yaratılış ve yetiştirilme birlikte işliyor.
Buna da epigenetik diyoruz değil mi?
Böylece çocuklarınız da hayattaki mücadelelerini tıpkı sizin yapmış olduğunuz gibi yapacak.
Yani sizi izleyerek aşmayı ya da aşmamayı öğrenecek diyor.
Buna rol modellik diyoruz değil mi?
Mesela aşırı endişelenen ebeveynler vardır ve genellikle bu ebeveynler çocukları üzerinde aşırı korumacı davranmaya eğilim gösterirler.
Bu aşırı korumacı ebeveynlere ne deniyor?
Helikopter ebeveyni değil mi?
Bu durumda arkadaşlar çocuk dünyayı nasıl algılıyor?
Böyle bir ebeveyn olan bir çocuk.
İşte dünya felaketlerle dolu.
Çünkü sürekli koruma altında.
Dünya çok tehlikeli bir yer.
Sen ona o mesajı veriyorsun çünkü.
Güvende olmak için daima gözümün açık olması gerekiyor.
Değil mi? Çok düşünmem gerekiyor. Şimdi overthinking yaşıyorsanız ebeveynlerinizi düşünmenizi istiyorum.
Böyle bir şey yaşadınız mı?
Neden? Çünkü burada ne var?
Korku temelli bir dikkat artımı teşvik edilmiş değil mi çocuğa?
Yani sevgili overthinkingçi arkadaşlar erken uyarılan yani çocuklukta erken uyarılan böyle bir ebeveyn tarafından.
Erken önlem alır.
Uyarılan derken korkuyla tetiklenen çocuk erkenden önlemini alır.
Büyüyünce overthinking'e yatkınlık gösterir.
O yüzden çocukluğunuzu bir hatırlayın.
Yetiştirilme tarzınızı bir hatırlayın.
Bir de şu var arkadaşlar.
Çoğu insan endişelenmeyi yani böyle çok düşünmeyi bırakınca başıma kötü bir şey gelecek diye düşünüyor.
Ama Amerikalı bir psikolog bir araştırmaya göre şöyle söylüyor.
Bireylerin geçmişte endişelendikleri olayların yaklaşık %85'i hiç gerçekleşmemiş arkadaşlar.
Düşünebiliyor musunuz? %85'i hiç gerçekleşmemiş.
Şu an kafaya ne takıyorsunuz bilmiyorum ama lütfen bunu tekrar dinleyin.
%85'i gerçekleşmemiş dedim.
Peki kalan %15'te ne olmuş Merve diyorsanız?
O kafada kurulan fenaket senaryoları beklediklerinden daha az olumsuz neticelenmiş.
Yani bu ne demek oluyor?
Kafamda yarattığım ve yazıp çizdiğim saçma sapan senaryolarım, kaygılarım bana boşu boşuna duygusal bir yük vermiş.
Yani bunların gerçekleşme olası...
O yüzden siz de bir düşünün kafanızda yazıp çizdiklerinizi.
Yüzde kaçı gerçekten oldu arkadaşlar?
Hani bu kadar düşünüyorsunuz ya kötü senaryolar.
Gerçekten yaşadınız mı o düşündüklerinizi?
Cevaplarınızı Instagram'dan bekliyorum.
Bir de hadi diyelim ki gerçekten bütün gün o kaygılandığımız şeyi yaşadık diyelim.
Soruyorum size bizim bunun üzerinde ne gibi bir hakimiyetimiz olabilir?
Gerçekten kontrol edebileceğiniz bir şey var mı orada?
Yani şunu soruyorum ben endişelenerek neye engel olabilirim?
Bunu soruyor musunuz? Evet endişeleniyorum fakat neye engel olabilirim?
Endişen bir şeye yarıyor mu?
Atıyorum Nisan'da kır düğününüz var tamam mı?
Bir sene öncesinden de tarihi belirlemişsiniz.
Parasını ödemişsiniz. Her şey okey ayarlanmış.
Ama sürekli o bir sene boyunca kafada kuruyorsunuz.
Ya o gün yağmur yağarsa?
Ya o gün yağmur yağarsa ben ne yapacağım?
Ne yapacaksın? Hiçbir şey yapamazsın.
Yani Mikail ile anlaşacak halin yok.
Kontrol edebileceğim bir şey yok.
Boşuna endişeleniyorsun değil mi?
Bazı şeylerin hani endişeleniyorum da ne oluyor diye düşünmek lazım.
Bazı şeyler gerçekten olacağına varıyor.
Bir de endişelerimizin sadece %8'inin gerçek endişeler olduğu söylenmiş arkadaşlar.
Klinik psikolog Gwendolyn Smith diyor ki bunların da diyor yarısı hakkında hani belki bir şey yapabilirsiniz.
Bakar mısınız aslında hiç kontrolümüz yok çoğu olayın üzerinde ve nasıl kafaya takıyoruz değil mi?
Bütün gün düşünüyoruz. Tepkilerimiz düşüncelerimizin bir yansımasıdır arkadaşlar.
Yani nasıl hissettiğimizi değiştirebilmek için önce ne yapmamız gerekiyor?
Nasıl düşündüğümüzü değiştirelim.
O yüzden şimdi size overthinking'teki düşünce virüslerinden bahsedeceğim arkadaşlar.
Mesela ya hep ya hiç düşüncesi.
Daha önce bahsettik bundan.
Konuşmalarınıza lütfen dikkat edin.
Böyle sürekli şunu diyor musunuz?
İşte daima, asla, hiç kimse.
Herkes, her şey, hiçbir şey.
Bakın bunlar ya hep ya hiç düşüncesi kalıbının içerisinde yer alan kelimeler.
Bunları kullanıyorsanız eğer dünya size siyah beyaz görünür.
Yani bu az önce bahsettiğim gibi.
Grilere yer vermeyen, esnek olmayan bir düşünme şekli.
O yüzden ne yapıyoruz? Odun olmuyoruz arkadaşlar.
Fidan olmaya çalışıyoruz.
Tarkovski'nin dediği gibi. İkinci düşünce virüsü aşırı genelleştirme.
Üçüncüsü olumsuz zihinsel filtrelerimiz.
Bunu şöyle düşünün arkadaşlar.
Mesela gözlüklerinize yeni bir filtre takıyorsunuz ve bu filtre size hayatın sadece karanlık yüzünü gösteriyor.
Tamam mı? İşte aşırı evhamlı olan insanlar dünyayı bu filtreden görüyor.
Böyle düşünün. Dördüncüsü pozitifi reddetmek.
Bu da şu arkadaşlar. Mesela başarmış olduğunuz olumlu şeyler var ve bunları bile asla görmüyorsunuz.
Biri size yaptığınız böyle iyi güzel bir şeyden dolayı itifat etmeye çalışıyor.
Diyorsunuz ki ya ne var onda onu herkes yapar ya bana özel bir şey değil ki falan diyorsunuz.
Kendiniz hakkında başarılarınız hakkında hep böyle olumsuz bir inanç taşıyorsunuz.
Ve pozitif olan ne varsa reddediyorsunuz.
Bu şirinlerde kötümser şirin vardı ya onun gibisiniz aynı.
Beşincisi de... Ve anında hüküm verme arkadaşlar.
Neden bu bir düşünce virüsü?
Çünkü varsayımlar üzerine çalışıyor.
Bakın anında peşin hükümlüyüm.
Varsayımlar üzerine çalışıyor kafam.
Belki düşüncemi destekleyecek hiçbir kanıt yok.
Ama siz diyorsunuz ki hayır ya bu kesin böyle oldu.
Ama olumsuz anlamda tabii.
Ve bu söyledikleriniz tamamen kendi inançlarınızla alakalı.
Hani diğer insanlarla hiçbir alakası yok.
Ben buna inanıyorum. Bu gerçek abi.
Verme bunun gerçek bir temeli.
Yok. Kaynak.
Anladınız. Sürekli karşınızdakilerin zihnini okumaya çalışıyorsunuz.
Yok işte o benim hakkımda kesin şöyle kötü düşündü.
Yok ya benimle göz göze gelmek istemedi ondan böyle kafasını çevirdi.
Yani bu örnekleri çoğaltabiliriz.
Kaygılandırıcı aşırı düşünme bağımız kişilerin en sevdiği şey bu arkadaşlar.
Niyet okumak, zihin okumak bayılıyorlar.
Sürekli gelişecek olan olumsuz olayları, gelişmeleri tahmin etmeye çalışıyorlar.
Şimdi arkadaşlar burada bir durmamız gerekiyor.
Çünkü bunlar bizim hislerimiz.
Yani bunlar benim inandığım...
şeyler yani gerçek değil ben sadece buna inanıyorum bir gerçeklik payı var mı yok yani bunu kendimize hatırlatmamız gerekiyor altıncısı Olayları büyütme yani felaketleştirme.
Ben mesela işte geçen gün Avrupa'da ki her yerinde de değil Avrupa'nın çok büyük bir elektrik kesintisi olduğu söylendi ya.
Ooo ne senaryolar yazdım benden iyi komplo teorisi yeni olur ha.
Sonra dedim ki bir de bayıl istersen Feriha.
Ya bir sal ya bir bırak yani ne yapıyorsun kızım dedim ya.
Hani böyle bir şey olsa yapacağın maksimum şey mum almak.
Aldım bu arada. Yani bunu yaptım inanabiliyor musunuz?
Şimdi arkadaşlar bankacılık işlemlerini, interneti falan ben mi düzelteceğim değil mi?
Hani bu kadar kafaya takıyorum ben mi düzelteceğim?
Bakın ben bu düşüncemi fark ettim ve pause tuşuna bastım.
Tamam mum aldım o ayrı da. Şu an şey diyorum işte gelsin hayat bildiği gibi modundayım ne yapayım?
Yani başka yapabileceğim bir şey yok düşünmekten.
Elime de bir kar geçmiyor.
O yüzden ne yapıyoruz?
Böyle olumsuz düşüncelerimizi fark ediyoruz sürekli kafamıza dönen.
Yakalayıp durduruyoruz tamam mı?
Bir başka düşünce virüsümüz küçültme arkadaşlar.
Büyük başarılarımızı küçümsüyoruz.
Sekizinci düşünce virüsümüz, duygusal muhakeme.
Bu ne demek biliyor musunuz? Mesela işte ben bir şey hissediyorum, tam çok derinlerde bir şey hissediyorum ve bunun gerçek olması gerektiğine kendi kendimi inandırıyorum.
Bu arada bunu ben de yapıyorum.
Yaptım ama niye yaptım bir soru diyor ya Şener Şen.
Şimdi arkadaşlar benim hissettiklerim genelde çıkıyor.
Merve senin burcun ne diyenler için akrep burcuyum.
Rüyalarım ve sezgilerim genelde çıkar.
Korkun benden. Gerçekten benden korkuyorlar bu arada çevremdeki insanlar.
Özellikle de menajerim.
Şimdi arkadaşlar küçüklüğümden beri benim biraz spiritüel bir tarafım var.
Bunları ayrı bir bölümde anlatacağım size.
O aklımda unutmadım. Bu arada isteklerimi nasıl gerçekleştiririm?
Rezonans kanunu diye bir bölümüm var arkadaşlar.
Orada da böyle biraz bahsetmiştim diye hatırlıyorum kendimden.
Rezonansım da çok güçlüdür ama kötü düşündüğüm şeyler de oluyor.
O yüzden kendime engel olmam gerekiyor.
Overthinking bana göre değil.
O yüzden kendimize şu düşünce virüsünde ne yapmamız gerekiyor?
Her hissettiğimiz şey çıkacak diye bir şey yok.
Bunu hatırlatmamız gerekiyor. Az önce ne dedik arkadaşlar?
Hislerimiz bizim düşünce biçimimizle aynalıyor dedik değil mi?
David Burns ne diyor? Kendisi iyi hissetmek kitabının yazarı.
Bu arada iyi hissetmek o kitaba da bir bölüm yapmıştım dinlemek isteyenler için.
Hisler düşünce biçimimizin aynasıdır diyor.
Bakın bu söz gerçekten çok önemli.
Hisler düşünme biçimimizin aynasıdır.
Hisler düşünme biçimimizin aynasıdır.
Şimdi bilissel davranışçı terapide şöyle bir şey var arkadaşlar.
A, B, C tamam mı?
A, olay. B, düşünce.
C, duygu ve davranış.
Şimdi buna bir örnek verecek olursam.
Olay, mesela bir arkadaş ortamında şaka yaptınız ve hiç kimse gülmedi.
Fıkrasına gülünmeyen Hasan Mezarcı gibi böyle kala kaldınız.
Aman sonunuz benzemez.
Düşünceniz şu olabiliyor. Ya ben çok sıkıcıyım ya.
Herhalde kimse beni sevmiyor.
Duygu ve davranış ise C.
Utandınız geri çekildiniz ve bir daha konuşmama kararı aldınız tamam mı?
Peygamberliğinizi ilan ettiniz.
Halbuki şunu diyebilirdiniz ya belki anlaşılmadı espirim ya da belki zamanlaması çok kötüydü değil mi?
Bakın hissettiğim şeyi ben gerçek zannediyorum burada.
Halbuki bu benim düşünme biçimimin bir aynasıydı gördüğünüz gibi.
Bir de bilissel muhakeme var arkadaşlar.
Overthinking'teki düşünce virüslerimizden biri.
Bu da şu demek. Sırf ben öyle düşünüyorum diye o şeyin doğru olduğuna inanmam.
Bakın az önce öyle hissediyorum doğru dedim.
Şimdi bilissel muhakemedeyim.
Ne diyorum ki? Ben böyle düşünüyorum kardeşim o yüzden doğru yani ben böyle düşündüğüm için doğru böyle bir şey olabilir mi yani inançlarımız da sadece bir inanç gerçek değil yani ben inandım diye gerçek olacak
diye bir şey söz konusu değil yani bir başka düşünce virüsü kişiselleştirme arkadaşlar yani her şeyi kişisel algılıyoruz mesela Erkek arkadaşınızla mesaj yazıyorsunuz ya da kız arkadaşınızla.
Böyle biraz soğuk, biraz resmi bir mesaj geliyor.
Hemen senaryolar, işte benden artık hoşlanmıyor da, işte bak kısa mesaj yazmış da hiç anlatmıyorum siz anladınız.
Ya da işte mesaj atıyoruz, telefonun başında bekliyoruz.
Karşı taraf belki 1-2 saat sonra yazabiliyor.
O 1-2 saatte ne senaryolar, yani oradan Manas Destanı falan çıkar.
Ben hiç burada bahsetmeyeyim, bence siz çok iyi biliyorsunuz.
Ve son düşünce virüsümüz etiketleme.
Şimdi burada da yine genelleme hatası yapıyoruz.
Örnek veriyorum. Bir arkadaşınızla buluşacaksınız.
Birazcık da geç kaldı.
Bir önceki buluşmanızda da hani tesadüf olarak yine geç kalmıştı.
Hani birkaç kere geç kalmış tamam mı?
Hemen diyorsunuz ki bu olaya bakarak ya bu zaten çok sorumsuz biri.
Ya abi sadece geç kaldı ya.
Geç kaldı beş on dakika.
Hani bu onun genel olarak bütün hayatında sorumsuz biri olduğunu gösterir mi?
Değil mi? Böyle bir şey olamaz.
Yani karşımızdaki insanı...
Tek bir hareketine bakarak yargılamamamız gerekiyor.
Tek bir davranışa indirgiyoruz o insanı.
Bunu kendimize de yapıyoruz arkadaşlar.
Kendimizi çok güzel etiketliyoruz.
Mesela bir gün diyetimizi bozduk diyelim.
İşte ben zaten istikrarlı biri değilim bilmem ne.
Ya da normalde sevgi şefkat dolu bir anne bir kere çocuğuna kızdı diye aman tanrım ben ne biçim anneyim ben nasıl böyle bir şey yaptım ya bir kere yaptın ya.
Hani ben çok kötü bir anneyim diyemezsin kendine bir olaydan yola çıkarak.
Anlatabildim mi? Zihninizde böyle shortcut yapmayın arkadaşlar.
Kendime de söylüyorum. Kızım sana söylüyorum.
Merveciğim sen işit. Tüm detaylara bakın arkadaşlar.
Tek bir olaya bakmayalım tamam mı?
Bunu yaptığımızın farkına varalım ve kanıtlarla yola çıkalım.
Varsayımlarla değil kanıtlarla.
Şimdi düşünce virüslerini böyle kısaca gördüğümüze göre.
Overtinking ile nasıl mücadele edeceğimizi bence daha iyi anladık.
Şimdi arkadaşlar bilissel davranışçı terapist Nick Trenton overtinkingden kurtulmak için bize bir takım tavsiyeler veriyor.
Buna dörtlü stres yöntemi adını vermiş.
Benim çok hoşuma gitti. Birincisi diyor ki kaçın yani kontrol edemediğiniz şeyden uzaklaşın.
Ne yapıyor orada durmayın. İkincisi değiştirin diyor.
Yani o ortamı veya koşullarınızı değiştirmeye çalışın.
Üçüncüsü kabullenin diyor.
Değiştiremiyorsan kabul edeceksin diyor.
Dördüncüsü. Uyumlanın yani nasıl baş edeceğinizi öğrenmeye çalışın.
Bir de arkadaşlar 5-4-3-2-1 diye bir teknik vermiş.
Yani panik anlarımızda overthinking'den böyle kafayı yediğimiz hatta panik atak geçirdiğiniz anlar varsa bunu yapabilirsiniz.
5 duyunuzu harekete geçiriyorsunuz.
Ama aranızda panik atak geçirenler varsa bu çok etkili bir yöntemmiş.
Siz zaten biliyorsunuzdur diye düşünüyorum ama bilmeyenler için.
5-4-3-2-1 tekniği.
Şimdi etrafınızda görebileceğiniz 5 şey olacak.
Dokunabileceğiniz 4 şey. Sayabileceğiniz üç şey, işitebileceğiniz iki şey ve tadına bakabileceğiniz bir şey olacak.
Bunları arayın tamam mı? Çünkü duyularımızı meşgul etmek beynimizi o aşırı düşünme sarmalığından kurtarabiliyormuş.
Devam edelim. Kaygılarımızın en büyük sebeplerinden biri kötü zaman yönetimi arkadaşlar.
Buna dikkat edelim.
Zaman yönetimini öğrenmemiz gerekiyor.
Ve lütfen bizi üzen şeylere öncelik verip Gerçekten böyle keyif alabileceğimiz şeylere yeterince zaman ayırmayı reddetmeyelim.
Düzenli yapılacak işlerimiz ve rutinlerimiz olsun.
Bakın overthinking ile mücadelede rutinler, ritüeller çok önemli dedik.
Gerekirse bir yapılacaklar listesi hazırlayalım.
Zaman yönetimi dediğim gibi bunu öğrenmeye çalışalım.
Ve tabii ki düşüncelerimizin farkında olalım arkadaşlar.
Onları gözlemleyelim hatta yazalım.
Ben yakın arkadaşımla son iki haftadır yazma terapisi yapıyorum arkadaşlar.
Her akşam böyle...
2-3 sayfa oturup yazıyoruz.
Böyle bilinç akışı şeklinde kafamızdan ne geçiyorsa, yüreğimizden ne geçiyorsa yazıyoruz.
Daha sonra onları yakalabilirsiniz.
Ben genelde terapiden çıktıktan sonra yazıyorum bunu ve gerçekten belki terapide fark etmediğim şeyleri bile o anda fark edebiliyorum yazma terapisini.
Hatta bilisler çarpıtmalarımı, düşünce virüslerimi de orada görebiliyorum.
Yazma terapisini deneyin derim over thinking yaşayanlar.
Ve şunu düşünelim arkadaşlar.
Ben şu an bu endişelendiğim şeyi değiştirebilir miyim?
Benim buna gücüm yeter mi?
Bunu bir sorun. Ondan sonra aşırı düşünürsünüz.
Sahip olduğunuz şeylere odaklanın arkadaşlar.
Sahip olmadıklarınıza değil.
Ve son olarak geçmişte ya da gelecekte değil şu anda yaşamaya çalışalım.
Çünkü tek kontrol edebileceğimiz an şu an.
Benim çok sevdiğim bir parça vardır.
Ajda Pekka'nın Eğlen Güzelim şarkısı.
Ne diyor orada? Kendim söyleyeyim.
Hani diyorsunuz ya telif yememek için.
Şarkıları kendi söyleyen koca yürekli Merve.
Diyor ki, düşün düşün aşamıyorum engelleri, varamıyorum yanına çarelerin.
Yıkıldı duvar, göremiyorum enginleri, gidemiyorum bırakıp uzaklara.
Eğlen güzelim gününü gün et, ben vazgeçmişken eğlen.
Karaları ben bağlarım, sen de vakit çok erken diyor.
Tam bir overthinking şarkısı arkadaşlar.
Yani düşün düşün, çaresi yok, çare bulamıyoruz.
Bize kalan şey sadece karaları bağlamak oluyor.
O yüzden eğlen güzelim diyorum.
Eviter Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sundu.
Eviter hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenleri açıklamalardaki linke davet ediyorum.
Bize özel OSB50 koduyla seanslarınızı indirimli olarak planlayabilirsiniz.
Kendinize iyi bakın. Beni Instagram'dan takip etmek isteyenler için adresimi aşağıda açıklamalara bırakıyorum.
Beni hangi platform üzerinden dinliyorsanız takip etmeyi ve bildirimlerinizi açmayı unutmayın.
Hoşçakalın. Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
