
Diploma onaylı psikolog ve diyetisyenlerle internetin olduğu her yerden online görüşme yapabileceğiniz Eczacıbaşı Evital 'le şimdi tanışın.
Görüşmelerinizi %20 indirimle planlamak için OSB25 kodunu kullanabilirsiniz. Evital'i indirmek için: Tıklayın*
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Farkındalık Defteri: https://www.podcastbpt.com/ortamlarda-satilacak-bilgi
Bu bölüm "Evital" hakkında reklam içerir
Transkript
Evital Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sunar.
Herkese merhaba, hoş geldiniz.
Ben Merve. Merve'niz.
Çoğu takipçi bana Merve'miz diyor.
Bu tanım çok hoşuma gitti. Bana karşı ne hissediyorsanız bir mukabele arkadaşlar.
Şimdi bugün de konuşacağız.
Hani geçen kendimi nasıl iyileştiririm diye bir bölüm yaptım ya.
Devamını istiyorsunuz.
Böyle sürekli yapacağım arkadaşlar.
Mecbur yapacağım artık. Şimdi o bölümde size demiştim ki annenin duygusal yokluğundan bahsetmiştim ya, onun üzerine bir bölüm çekeceğimi söylemiştim.
Bugün bunu konuşacağız. Yani çocuklukta yaşanan duygusal ihmali konuşacağız anneler tarafından.
Bazı ebeveynler bedenen oradadır ama ruhen asla yoklardır ve bunun hiçbir anlamı yoktur demiştim o bölümde.
Ve bu özellikle anne ise...
Durum daha da vahim arkadaşlar.
Neden? Çünkü duygusal açıdan orada olmayan annelerin yetişkinliğe erişmiş olan çocukları genellikle böyle hayatlarında tam olarak neyin eksik olduğunu anlayamazlar diyor psikoterapist
Jasmine Lee Corey. Kendisinin zaten uzmanlık alanı bu.
Senelerce çocukluk çağı istismarı ve bu ihmali yaşayan yetişkinlerle çalışmış bir isim.
Ve bu konuda psikoloji eğitimleri vermiş bir sürü kitapları var.
O yüzden bugün onun bilgileri ışığında ilerleyelim istiyorum.
Jasmine diyor ki... Anneniz nasılsa...
Dünyada öyleymiş hissine kapılırsınız diyor.
Ve diyor ki hayatta çok az deneyim annelerinize duyduğunuz hisler kadar derindir.
Yani baktığınız zaman bu konu o kadar önemli ki dünyaya bakış açımız ilk derin hislerimiz değil mi?
İlk sevgi nesnemiz annelerimiz.
O yüzden onların açtığı yaralar belki de bu yüzden en büyük yaralarımız oluyor.
Yani demem o ki bu konuyu konuşmamız şart.
Şimdi bu bölüm anne oradayken bile her şeye eksik olan.
şekilde ayakta kalmış olan tüm annesiz çocuklara gelsin.
Hadi başlayalım. Şimdi arkadaşlar en başta şunu söylemek istiyorum.
Toplum olarak hatta belki dünyaca ihmal edilen bir konu var.
Jasmin diyor ki annelik etmek konusunda gerçekten ciddi olsaydık hani dünyaca onlara daha çok eğitim verirdik.
Daha çok ekonomik destek sağlardık.
Evin içinde daha çok yardım sağlardık onlara.
Şimdiki durumda anneler böyle bir kaidenin üzerinde altlarında küçücük bir destekle duruyorlar.
Ve çoğu anne özellikle geçmiş devrin anneleri, anneannelerimiz onların çektiği çileleri biliyoruz arkadaşlar.
Hani babanın yardım etmesini geçtim böyle küçücük bir evde anasına baba...
Babasına bakanlar, kayınpederine bakan, kayınvalidesine bakan, işte akrabası, geleni gideni eksik olmayan, telaşı, derdi hiç bitmeyen o kadınlar.
Tarlada ayrı çalışıyorlar, evde ayrı çalışıyorlar.
Kime ne yemek yapacağını şaşırıyorlar.
Bir yandan temizlik, bir yandan çocuklar.
Yani neler neler. Geçen arkadaşımla bunu konuştuk.
Yıllarca dedi annemi suçladım suçladım ama babamı hep masum gördüm dedi.
İşte ağzı var dili yok neyi var sanki adamın dedim durdum dedi.
Ama şu yaşımda anladım ki meğer sorun tam olarak buymuş.
Yani babamın pasifliği yüzünden hiç kimseye hayır demeyi bilmemesi yüzünden benim annem bütün sülaleye resmen hizmetçilik yaptı dedi.
Daha 15-16 yaşında gelin gelmiş hani.
Çocuk da 30 kişinin yemeğini yapıyor bulaşığını yıkıyor çamaşırını yıkıyor düşünebiliyor musunuz?
Yani bu kadın hangi birim?
Ne zaman analık edecekti dedi.
O yüzden hani bu kadar öfkeli.
Dünyaya karşı o yüzden bu kadar öfkeli.
Bu yüzden bize şiddet gösterdi dedi.
Annemi şimdi anlıyorum dedi.
Ama benim annem mesela zaten çocukluğu çok kötü geçmiş, çok travmatik.
Küçücükmüş ellendiğinde ve sonra işte çalışmak zorunda kalıyor.
Biz bakıcılarla büyüyoruz falan.
Ben anneme hep hasret büyüdüm söylemiştim daha önce ama annem varken de yoktu.
Yani onu suçlamıyorum arkadaşlar.
Hani belki onun yerinde olsam ben de öyle olurdum.
Burada derdimiz zaten annelerimizi suçlamak değil.
söylüyorum. Birilerini suçlamakla hiçbir yere varamayız.
Ne yaşandıysa yaşandı artık önümüze bakacağız.
Yetişkiniz. Hayatımızın sorumluluğu artık bizde.
Ama bazıları elinde imkan varken annelik etmiyor.
Bence bu en acısı bu zaten.
Her türlü imkanı varken etmeyenler.
Hani bir bahanesi olmayıp da yapmayanlar.
Hele bir de siz anne olduysanız, şu anda bir anneyseniz çocuğunuza annelik yaparken kalbinizin bir tarafı Eminim çok eziliyor arkadaşlar.
Çünkü şunu görüyorsunuz.
Sizden esirgenen bir sevgi var değil mi?
Bununla yüzleşiyorsunuz. Yani beni niye böyle sevmedi ki annem?
Hani ben evladımı böyle severim.
Annem beni niye böyle sevmedi?
Yani o zamana kadar belki böyle bahanelerle geçiştirdiğiniz, üstünü örttüğünüz bir şeyler varsa anne olduktan sonra belki o pat pat pat pat yüzünüze vurmuş olabilir.
Bazıları da maalesef hiç istemediği halde annesinin aynısı oluyor.
Hani işte ben sevgi görmedim.
Sana da gösteremiyorum çocuğum deyip işin içinden çıkanlar da var.
Merve ben aslında hani böyle bir anneyim ve kendimi de değiştirmek istiyorum ama nereden nasıl başlayacağımı bilemiyorum diyorsanız eğer ya da çocuğunuzun bu durumlardan çok etkilendiğini düşünüyorsanız ne yapabilirsiniz?
Tabii ki ilk olarak bir uzmanla görüşmenizi öneririm.
Merve uzmana gidecek vaktim mi var benim diyorsanız belki işten eve nasıl geldiğinizi bilmiyorsunuz.
Çoğu insan böyle bir tempoda çalışıyor maalesef.
O zaman ne öneriyorsun diyenlere?
Harika bir sağlık platformundan bahsetmek istiyorum arkadaşlar.
Evital. Evital, sağlık danışmanlığı arayan bireyler ve sağlık profesyonelleri için uzaktan sağlık danışmanlığı hizmeti sağlanmasına imkan sağlayan bir platform.
Evital ile ihtiyacınız olan sağlıklı yaşam desteğine internetin olduğu her yerden planladığınız zaman ulaşmanız mümkün.
Oldukça sade ve kullanıcı dostu bir arayüzü var.
Herkesin kolaylıkla kullanabileceği özelliklere sahip bir uygulama.
Evital uygulaması. Üzerinden sağlık profesyonelleriyle çok kolay bir şekilde iletişim kurabiliyorsunuz.
Bu arada daha önceki bölümlerimde de size Evital'den bahsetmiştim.
Bazı takipçilerim hemen uygulamayı indirip kullanmaya başlamışlar.
Hatta birisinin babası uzakta yaşıyormuş ve sürekli gelip gidemiyordum dedi hastane işleri için.
Ama raporları da farklı farklı uzmanlara göstermek istiyordum.
Evital'den faydalandım, çok memnun kaldım dedi.
Hatta bir başka takipçim ürolojiye başvurduğunu söyledi Evital üzerinden.
Cinsel terapi almaya başlayacağını söyleyenler de oldu.
Yani yok yok arkadaşlar sistemde o kadar fazla uzman var ki mutlaka bir bakın derim.
Hemen hemen her branştan uzman var çünkü.
Peki Merve nasıl ilerleyeceğiz bu süreçte?
Çok kolay hemen Evital uygulaması üzerinden randevu oluşturarak ihtiyacınıza en uygun olan uzmanla online olarak görüşebiliyorsunuz.
Ya da diyetisyene gitmek istiyorsunuz saatleriniz uygun.
Altyazı M.K. Bakanlığı
tescilli bir platform. Evital ile kendimize iyi bakmanın çözümü var.
Yüzlerce uzman, doktor, psikolog ve diyetisyen Evital'de.
Evital hakkında daha detaylı bilgi almak için sizleri açıklamalardaki linke davet ediyorum.
Hadi devam edelim. Ne diyorduk anne yarası?
Mesela bir arkadaşım dedi ki ben dedi annemden para istemedim, pul istemedim.
Sadece... Bir kerecik olsa hani şöyle sarılıp başımı okşasaydı evladım deseydi.
Şöyle bir kere öpüp koklasa yeterdi dedi.
Bir dakikalık bir şey çok mu şey istedim Merve dedi.
Tabi paramparça oldum. Bu bölüm zor olacak belli ki.
Şimdiden böyle boğazım düğüm düğüm oldu.
Birçoğumuz annelerimizi eleştirmekten korkuyoruz.
Ki Jasmin de bunu sık sık görmüş terapilerinde işte danışmanlarında fark ediyor bunu.
Annelerini korumayı bırakmaya çalışan insanların büyük bir suçluluğu ve dirençleri.
Bu sanki böyle kendimizden bile gizlediğimiz bir şey arkadaşlar.
Annemizi eleştirmekten ölesiye korkuyoruz.
Çünkü niye? İçimizde bir anne imajı var, onu korumaya çalışıyoruz.
Ve onu huzursuz edebilecek herhangi bir şeyi inkar ederek onunla olan kırılgan ilişkimizi korumaya çalışıyoruz.
Ve kendimizi o bilinçaltımızda tuttuğumuz hayal kırıklığından, öfkeden ve...
Acıdan koruyoruz onları korumaya çalışarak.
İnkarla aslında bu yere varmaya çalışıyoruz.
Çünkü ortada bir gerçek var.
Kimse gerçeklerle yüzleşmeye çok meraklı değil yani.
Anne ile çocuk arasındaki kadar karmaşık her ilişki hem sevgiyi hem de nefreti içerebilir arkadaşlar.
Ergenlerin çoğu bir istekleri geri çevrildiği zaman nefret duygusu hissediyor değil mi?
Ama yine de bir çocuk düşünün bir çocuk bunu ifade etmeye cesaret edemez.
Evet ergen yapar bunu belki işte kırar döker ama çocuk bunu yapamaz.
Anne ile bağları küçük çocukların çok kırılgandır ve neredeyse her çocuk annesi için sevgi hisseder.
Bakın ergen demiyorum her çocuk bunu hisseder.
Hatta bu sevginin üzeri örtüldüğü zaman.
Ya da duvarlarla çevrildiğinde bile çocuk o sevgiye ulaşamadığında bile yine annesini sevmeye devam eder.
Aslında böyle baktığınız zaman çok acı değil mi?
Hatta geçen bir video izledim.
Küçük bir çocuğu böyle annesi bayağı bir hırpaladı.
Çocuk ağladı ağladı.
Sonra gitti yine annesine sarıldı.
Böyle tüm kalbiyle sarılıyor belli ki.
Kadın yine ittiriyor vicdansız.
Çocuk yine sarılıyor. Dedim nasıl bir şey bu ya?
Çocuklar böyle arkadaşlar.
Yani diyorum ya işte o sevginin üzerine örseniz de duvarlarla...
çevirseniz bile çocuğun kalbindeki yeriniz bence değişmiyor.
Hala sizi sevmeye devam ediyor.
Çünkü siz onun ilk sevgi nesnesisiniz.
Robert Caron bağlılık araştırmalarında şöyle söylüyor arkadaşlar.
Diyor ki neredeyse her çocuk kötü davranılmış olanlar bile anne ve babalarını sever.
Çünkü bu çocuk olmanın doğası gereğidir.
İncilmiş, hayal kırıklığına uğramış, arzu ettikleri sevgiye ulaşma olasılığını ortadan kaldıran yıkıcı bir duruma düşmüş olabilirler.
Fakat bağlanmak, kaygılı bir şekilde bağlanmak bile olsa sevmektir.
Ve her yıl o sevgiye ulaşmak biraz daha zorlaşabilir.
Çocuk her yıl ilişki isteğini daha ısrarla inkar edebilir.
Hatta anne ve babalarına hakaretler edebilir ve onlara en küçük bir sevgi duymadığını söyleyebilir.
Fakat sevgi bunu açıkça ifade etmeyi ve karşılığını duymayı özleyerek yakıcı bir güneş gibi gizli bir şekilde her zaman oradadır diyor.
Bence burası çok ömerliydi arkadaşlar.
Bir de şu var. Çok büyük sorumluluk yükleniyor.
İşte bir çocuğun hayatını etkileyen yegane faktör değil mi?
Çocuk ileride ne olursa olsun sadece annesinden kaynaklanmış gibi.
Hiç baba yok. Ve kadınlar bu sorumluluğun altında eziliyorlar.
Peki bu ne kadar doğru?
Şimdi Jasmine diyor ki arkadaşlar hepimiz büyük bireysel farklılıklarla dünyaya geliyoruz.
Ve doğum sıramız, işte babamızın varlığı ya da yokluğu, babayla olan ilişkiler, babanın nasıl bir baba olduğu.
Bunlar çocuğun psikolojisini etkileyen faktörler.
Tabii çevresel ve genetik faktörler var.
Aile dinamikleri var. Ailedeki önemli hastalıklar gibi bir şeyler var.
Ama... Bu etkilere rağmen benzersiz olan bir etki var.
O da annenin etkisi diyor arkadaşlar.
Yani bu söylemler doğru.
Anne çocuğun hayatını en çok etkileyen şey.
Dikkatli, becerikli, ilgili bir anne diğer birçok olumsuzluğun düzelmesine yardımcı olabilir diyor.
Ve böylesi bir annenin yokluğu muhtemelen bunların hepsinden daha büyük bir dezavantajdır diyor.
Atıyorum çok kötü bir babanız var işte babanız alkolik, babanız yakıp yıkıyor işte ekonomik şartlarınız çok kötü her şey olabilir aklınıza bütün kötü senaryoları getirin ama sevgi dolu ilgili.
böyle merhametli, sizi sevip saran bir anneniz varsa bu bütün dezavantajların önüne geçebilecek bir şey diyor.
İşte bu kadar önemli arkadaşlar.
Anne konusuna odaklanma nedeni bu.
Daha dün bunu düşündüm ya.
Bir arkadaşımın babası böyle aşırı sorumsuzmuş.
İşte küçükken kumar oynardı diyor.
Bizi terk edip gitti. Hiç sorumluluk diye bir şey yok.
Hani böyle bir babayla büyümüş.
Daha doğrusu büyümemiş. Görüşme de yok artık.
Ama hani annesini biliyorum ve tanıyorum.
O kadar muhteşem bir kadın ki yani çocuklarını da öyle büyütmüş.
O yüzden arkadaşım o dezavantajlı şeyleri almamış yani onlardan etkilenmemiş.
Daha böyle hayata pozitif bakan, daha dik durabilen, daha güçlü bir kadın olmuş.
Yani bence anne faktörü önemli ama buradaki olay annelere işte daha fazla suçluluk yükleyelim, daha fazla sorumluluk yükleyelim böyle bir şey değil.
Kaliteli bir annelikle gelişimimizi ya da eğer çocuğunuz varsa onun gelişimini çok daha güçlü bir şekilde biçimlendirebilirsiniz.
Eğer kötü bir annelik gören sizseniz.
Oradaki o yarayı iyileştirebilmek yani bu bölümün amacı da o zaten.
Şu an anne olanlara ya da anne olma planları yapanlara aslında bunun ne kadar önemli bir şey olduğunu anlatmak bu podcast biraz da böyle gelecek nesiller adına çekilen bir bölüm.
Bize olan oldu artık yeni nesil bunları yaşamasın diye.
Eğer annenizden iyi annelik görmediyseniz göreviniz ikiye katlanıyor.
Çünkü kendi yaralarınızı iyileştireceksiniz.
Bir de çocuğunuza karşı annenizin size gösterdiğinden farklı bir davranış biçimi geliştirmeye çalışacaksınız.
İyi annelik eksikliği kadınları ve erkekleri ayrı etkiliyormuş arkadaşlar.
Anne aslında bir ailenin ve o ailedeki çocukların duygusal yaşamının etrafında geliştiği bir eksendir.
Böyle düşünelim. Hatta bir masalla örnek vereyim size.
The Giving Tree adlı bir masal var.
Burada bir çocuk ve çocuğu çok seven ve sahip olduğu her şeyi ona veren bir ağaç var.
Çocuğun dallarına tırmanmasına izin veriyor.
Altında oturabileceği bir gölge yaratıyor.
Yemek için ona elmalar veriyor.
Ev yapabilmesi için dallarını sunuyor.
Hatta biraz büyüdüğünde kayık yapabilmesi için gövdesini kesmesine bile izin veriyor bu ağaç.
Sonunda ağacın sadece kökleri kalıyor ve hikayenin başındaki o çocuk artık yaşlı bir adama dönüşüyor.
Sonunda ağaç adama dinlenebileceği bir yeri tekrar veriyor.
Bu hikaye tıpkı anne çocuk ilişkisi gibi değil mi?
Yani anne çocuğun ihtiyaçlarını her zaman en ön sıraya koyar.
Böyle hep vericidir. Bu aslında annelik rolünün bir parçası arkadaşlar.
Hani bunu doğru kabul... etmeyebilirsiniz belki ama bunun bir gerçek olduğunu da inkar edemeyiz bu vericiliğin.
Bu bence içgüdüsel bir şey.
Yeni doğum yapmış olan hayvanlara bakın mesela nasıl çırpınıyorlar değil mi?
Yavrularını etraftan bir şeyler bulup yedirebilmek için.
Bazen kendileri yemiyorlar, aç kalıyorlar.
Jasmine bu noktada diyor ki birçok kadın eş olmak ve annelik yapmak arasında Kendilerini kaybetmekten yakınmıştır.
Bir kadın en azından hayatının bir döneminde başkalarının ihtiyaçlarını karşılamaya hazır değilse gerçekten hazır değil demektir.
Ve birçok kadın anneliğin büyük yükünü kaldıramayabilir.
İşte hazır olmadan bir gebelik yaşayanlar ve toplum baskısından dolayı doğuran bir sürü kadın var değil mi?
Aman el alem ne der diye doğuranlar.
Bazı kadınlar evet yaş olarak baktığınız zaman olgundur ama henüz böyle tam yetişkin olamamıştır.
kalmış olan bir şeyle ilgili donanımları yoktur.
Çünkü karşılanmamış bir sürü ihtiyacımız var ve bunlar varken bir çocuğa kendinizi adamak tabii ki kolay bir şey değil.
Yani annelik zaten kendini adamak değil mi bir yerde?
Hamilelikte bile daha doğmamış olan çocuğa kendi kemiklerinden kasyum veriyor anneler.
Doğduğunda kendi bedeninden süt veriyor.
Gece uykularından feragat ediyor değil mi?
Hiç söylenmeden bunları yapıyorlar.
Yani korkunç bir emek, korkunç bir kendine adayış var.
Ve vericilik. Kendini adamak işin özünde olan şey dediğim gibi.
nasıl biri olduğumuz, kendimizi nasıl gördüğümüz, kendimize olan saygımız, ilişkilerimizle ilgili bilinçaltı inanışlarımız.
Bütün bunlar çok güçlü bir şekilde annelerimiz tarafından oluşturulmuştur der Jasmine.
Tabii ki tek etken annelerimiz değil ama mihenk taşımız onlar.
Annenin ne yaptığı çok kritik değil.
Daha çok enerjisi ve sevgisi.
Bunlar önemli. Gerçekten anneniz bütün sevgisiyle orada mıydı?
Bu önemli. Çünkü küçük çocuklar dünyayı bizden daha yoğun bir şekilde algılıyorlar.
Anneyi bir destek olarak görebilirsiniz.
Her zaman sizinle olan o sevginin içindeki bir katmanı gibi görebilirsiniz ya da içinizdeki zehirli bir şey gibi de hissedebilirsiniz anneniz için ki bu zehirli içerik onunla olan etkileşiminizden ve belki de
onun içinde zehirlenmiş olan şeyden size geçer diyor Jasmine.
Şimdi burada bir parantez açmak istiyorum.
Bu podcast boyunca sıklıkla böyle anne anne anne diyorum ama burada illa sizi doğuran kişiyi kastetmiyorum.
Öz bakımınızı veren anne...
Anne pozisyonda olan biri de olabilir.
Belki bir üvey annenizde büyümüşsünüzdür.
Belki anneannenizle babaannenizle.
Yani senelerce size bakan biri de olabilir.
Bakıcı bile olabilir. Yeterince iyi anne demiştik ya bir bölümde hatırlarsanız.
Hani illa böyle mükemmel anne olacağım diye kasmayın.
Yeterince iyi anne olsanız yeter demiştim.
Peki bu mükemmellik ne arkadaşlar?
Mükemmel anne. Eğer böyle bir şey varsa o çocuğun duygularıyla alakalı bakın.
Yani sizin mükemmelliğiniz değil çocuğun duyguları sizi mükemmel yapıyor.
Anne. çocuğun ihtiyacını yeterince iyi bir şekilde karşılarsa çocuk ona zaten hayran oluyor.
Yani bu iyi anne terimi ünlü pediatrist ve psikanalist Donald Winnicott tarafından bulunmuştur arkadaşlar ve yeterince iyi anneliğin ilk adımı olarak çocuğa uyum sağlayabilmek demiştir.
Yani bebeğin ihtiyaçlarıyla tam bir uyum içerisinde olmak ama sonradan bebeğin artık böyle yeni davranışlar öğrenmesi için, yeteneklerini geliştirebilmesi için ve biraz daha büyüyünce artık ufak ufak...
Yani artık çocuğun bunlarla baş edebilmeyi öğrenebilmesi için geri çekilen annedir diyor.
O bahsettiği iyi anne.
Yani onun iyiliği için geri çekilen anne.
Ve araştırmalara göre iyi annelik edebilmek için çocuğunuza %100 uyum göstermenize gerek yok.
Her zaman ulaşılabilir olmak zorunda değilsiniz.
%30 olsanız bile iyi diyor bakın.
Burası çok önemli. Çocuk diyorum bebek değil arkadaşlar.
Bebek zaten bakıma muhtaç.
Ve iyi bir anne elbette hatalar yapar.
Herkes hatalar yapıyor. Burada önemli.
Önemli olan o yanlışı nasıl düzeltebileceğini bilmek.
Bunu öğrenebilmek. O ideal ilişkiyi nasıl yeniden kurabileceğini bilmek.
Yani o uyum eksikliği var ya arada onu giderebilmek.
Tersi olursa ne olur peki?
Bebek annesinin dikkatini tekrar çekemezse ne olur?
İlişkide bir kopma olursa.
O ilişkiyi yeniden kuramamak bebeğe kendisiyle ilgili ilişkiler ve ihtiyaçlarını karşılama konusunda çok beceriksiz hissettirebilir ve cesaretini kırar arkadaşlar.
Anne ile uyum içerisinde olmayı bırakır ve yanlış benlik oluşturabilir deniliyor.
10 temel iyi anne mesajı var arkadaşlar genel olarak.
Bunlar şöyle. Burada olduğun için mutluyum.
Seni görüyorum.
Benim için özelsin.
Sana saygı duyuyorum.
Seni seviyorum. İhtiyaçların benim için önemli.
Benden yardım alabilirsin.
Buradayım ve sana zaman ayırırım.
Seni korurum. Bende huzur bulabilirsin.
Senden hoşlanıyorum. Benim içimi aydınlatıyorsun.
Şimdi bu mesajlar olmadığı zaman çocukta bir boşluk ya da bir eksiklik hissi olabiliyor.
Yani bende yarısından çoğu yok bu arada bunu fark ettim.
Zaten Instagram'da anket açtım arkadaşlar.
Annenizle olan ilişkiniz diye sordum.
Annesinin varlığını ve sevgisini böyle ciddi anlamda yürekten hissedenler %40 civarı gerisi var olan annenin duygusal yokluğuyla büyümüş.
Kararsızım diyenler de çoktu.
Bu bölüm sonrası bence netleşeceksiniz.
Şimdi bu mesajları almamak bu...
10 mesajı var ya bunları almamak dediğim gibi bir boşluk yaratabilir.
Mesela birkaç örnek vereyim.
Misal burada olduğun için mutluyum.
Tamam mı? Bu mesajı almadan büyüdünüz.
Ne düşüneceksiniz? İstenmediğinizi ya da varlığınızdan memnun olunmadığını hissedebilirsiniz.
Bir terk edilme korkusuna yol açabilir.
Ya da benim için özelsin mesajını almadıysanız var olduğunuz kişi olarak ya benim hiçbir önemim yok herhalde diye düşünebilirsiniz.
Hatta eğer başka biri olsaydım belki beni daha çok severlerdi.
Bunu bile düşünebilirsiniz. Seni seviyorum mesajı yoksa zaten en kötüsü bu.
Başkalarının istediği gibi birisi olursam beni belki severler umuduyla.
Kendinizi değiştirmeye çalışabilirsiniz sürekli özünüzden koparak.
Çünkü ben ben olarak sevilmemişim değil mi?
İhtiyaçların benim için önemli benden yardım ve destek alabilirsin.
Eğer bu mesaj size verilmediyse ihtiyaçlarınızın bir önemi olmadığını hatta bir yük olduğunuzu düşünüp geri çekilebilirsiniz.
İşte ileride patronunuzdan terfi bile isteyebilirsiniz.
Bende huzur bulabilirsin mesajı yoksa ne olur?
İleride anneniz aradığında ya da o telefon çaldığında bile böyle gerim gerim gerilirsiniz arkadaşlar.
Hep böyle bir diken üstünde ve onun yanında kendinizi asla evinizde gibi hissetmezsiniz.
Yani el gibidir anneniz.
Bu arada bu 10 mesajı illa sözle söylemek değil arkadaşlar.
Gideyim çocuğuma hepsini böyle söyleyeyim.
Bu değil. Onu hissettirmeniz önemli.
Sözlerin hiçbir anlamı yok bakın.
Hissettirmek önemli. Mesela ben küçükken gece yarım...
Babamdan baklava istiyordum.
Aynısını benim arkadaşım da yapıyormuş.
Çok enteresan geldi. Baklava ne alaka küçücük çocuk.
Ve babam gece onu alıp geliyordu.
Yani ne bileyim o benim için mesela çok kıymetli bir şeydi.
Bana değer verdiğini hissettiren bir şey.
Anlatabiliyor muyum? Hani bu davranışı mesela.
Ve arkadaşlar nerede okudum hatırlamıyorum.
Diyordu ki annenizin mutluluğu babanıza bağlı.
Ve sizin mutluluğunuz annenize bağlı.
Bence çok doğru. Çünkü bir evde bir kadın mutsuzsa anne mutsuzsa o evin içerisinde Herkes mutsuzdur arkadaşlar.
O yüzden beyler eşlerinizi mutlu etmeye bakın ki çocuklarınız da mutlu çocuklar olsun.
Merve tek hata bizde mi?
Elbette değil. Şaka yapıyorum.
Her ilişkinin dinamiği farklı.
Şimdi size bir soru arkadaşlar.
Anneniz gibi olmak ister miydiniz?
Çok pataküte giriştim ama.
Böyle bir soru. Yoksa tamamen bambaşka birim olmak isterdiniz?
Tekrar ediyorum. Anneniz gibi biri olmak ister miydiniz?
Ya da tamamen bambaşka birim olmak isterdiniz?
Biri size tıpkı annene benziyorsun dediği zaman ne hissediyorsunuz arkadaşlar?
Ya da annenizin çocuğu olmaktan gururu duyuyor musunuz?
Ve son bir soru. Annenizin karnına geri döndüğünüzü hayal etmenizi istiyorum.
Ne hissettiniz? Şimdi bunlara eğer olumsuz cevaplar verdiyseniz anneniz kaynak olarak.
Anne rolünde pek iyi bir noktada değil.
Şimdi başka sorulara gelelim.
Annenizle fiziksel temasınızla ilgili anılarınız nereye kadar gider?
Annenize istediğiniz gibi dokunur muydunuz?
Sarılır mıydınız? Yoksa işte benden uzak dur der gibi bir hali mi vardı annenizin?
Hani illa bunu sözleriyle değil hissettirirler ya.
Öyle bir his aldınız mı?
Ya da hiç böyle öksüz ya da...
Annesiz bir çocuk gibi hissettiğiniz oldu mu arkadaşlar?
Ve diyelim ki eviniz yanıyor ya da işte başınıza çok büyük bir olay geldi.
Sizce o polis ya da itfaiye anında gelir mi?
Yani ihtiyacınız olduğunda bir yardımın geleceğine dair bir güvenceniz var mı?
Aklınızda ne var yani güven olarak?
Ben zaten tırnağım varsa kendi başımı kendim kaşırım modunda olanlar orada mısınız?
Yalnız değilsiniz. Ben diyorum ya yardım bile istemedim kimseden.
İsteyemem. Hani hiç hayatımda borç bile istememişimdir.
Hani çünkü şöyle bir şey var bunu sonradan çözdüm.
Diyorum ki olmazsa hayal kırıklığına uğrarım.
Hiç gerek yok. Hani kimseden bir şey istemek hayallerin kırılmasın.
Bu bana nereden geldi ya? Çok saçma.
Bunu düzelttim arkadaşlar. Bakın farkındalık olsun diye ben bu bölümleri yapıyorum.
Bunun farkına vardıktan sonra ben artık böyle hep verici el değil artık böyle alan elde olmaya çalışıyorum.
Anlatabildim mi? Bu bölümleri de o yüzden yapıyorum.
Böyle bir kendinize gelin arkadaşlar.
Görün bunları. İhtiyaçlarınız zamanında tam karşılanmamıştır belki değil mi?
Kimseden bir şey isteyemiyorsunuz.
Bu arada ileride tam tersi de olabiliyoruz.
Yani aşırı talepkar da olabiliyor ihtiyaçları zamanında karşılanmayan insanlar ileride.
Ya da ben gibi ihtiyaçlarını söylemeye çekinen biri olabiliyor.
Bu ihtiyaçları bir yük gibi görebiliyorsunuz.
Bunu ben dediğim gibi yavaş yavaş aşıyorum.
Peki anneniz diğer insanların ihtiyaçlarını karşılarken nasıldı?
Yani herkes ayrı size ayrı bir muamele mi yaptı?
Eli isim yedim. Mesela anneniz hani ehliyesi vardır ya öyle miydi?
Niye bunları soruyorum? Çünkü kendi ihtiyaçlarınızı nasıl karşıladığınız genellikle annenizin sizin ihtiyaçlarınızı nasıl karşıladığıyla paraleldir.
Tekrar ediyorum. Kendi ihtiyaçlarınızı nasıl karşıladığınız genellikle annenizin sizin ihtiyaçlarınızı nasıl karşıladığıyla paraleldir.
Anneniz çocukken duygularınıza önem verdi mi arkadaşlar?
Yani duygularınızla nasıl başa çıkabileceğinizi size gerek kendi davranışlarıyla göstermiş olabilir.
Gerek sizi teselli ederek.
Nasıl başa çıkacağınızı ondan öğrenebildiniz mi?
Yoksa anneniz bir başkadır dizisindeki ruhiye karakteri gibi miydi?
Kendi depresyonundan, kendi duygularından belki size sıra gelmemiştir.
Ya da küçükken ağladığınızda işte aman bıraksın ya ağlar ağlar susar çocuk bu.
Denilerek mi büyütüldünüz?
Bu çok yanlış bir tutum daha önce de konuşmuştuk.
Ve bir soru daha. Kendi iç durumunuzu düzenlemeyi biliyor musunuz?
Yoksa bir şey sizi tetiklediği anda duygularınız otomatikman kontrolden çıkıyor mu?
Yani psikolojik duygusal tepkilerinizi yönetebildiğinizi düşünüyor musunuz?
Ben önceden pek yönetemiyordum.
Mesela biri bana haksızlık yaptığında çocuk gibi oturup yani karşısında hıçkıra hıçkıra ağlamışlığım var.
Hem de iş yaptığım biriydi bu düşünün.
Yani onun karşısında ağlamışlığım var.
Şu an düşününce çok utanıyorum.
Bir 10 sene önce falan da.
Şu an dediğim gibi 3 geliyor bunlar ama demek ki duygularımı düzenlemeyi tam olarak bilmiyormuşum.
Eğer etkin bir şekilde duygularımızı yönetemiyorsak ki bunu da anneden öğreniyoruz.
Öfkemiz şiddete dönebilir.
İşte trafikte görüyoruz çılgın insanlar bir anda öfkelenip şiddete başvurabiliyorlar.
Daha dün ya dün karşımda iki araba çarpışmadı.
Çarpışacaktı Çukurambar tarafında.
İndiler ve birbirlerine girecekler.
Yani ben de koştum yapmayın falan diyorum ama hani ben ne yapabilirim?
Kadın olarak. Bir de arkadaşlar böyle trafikte öfkelenince falan inmeyin ya arabadan.
Gerçekten görüyorsunuz yaşananları.
Aman diyeyim ya kapatın camlarınızı oturun ya.
Bırakın küfür etsin karşınızdaki insan.
İşte geçen birine kılıç çekmiş ya adam.
Yani böyle bir ülkede yaşıyoruz.
Lütfen inmeyin. Hani arabadan inip kavga etmeye kalkışmayın.
Bir şey okudum belki önünüzde düşmüştür.
Instagram'da görmüştüm. Adam diyor ya işte indim trafikte kavga ettim ve bilmem kaç seneme mal oldu.
Cezaevine girmiş adam. Karşısındaki insanı yanlışlıkla yaralamış.
Düşünsenize böyle bir şey yaşadığınız.
Lütfen o yüzden öfkenizi kontrol etmeye çalışın.
Öfkeyle ilgili de bir bölümüm vardı.
Onu da dinleyebilirsiniz. Dediğim gibi duygularımızı kontrol edemiyorsak eğer öfkemiz şiddete dönebiliyor.
İşte ağlamalarımız bir histeriye dönebiliyor değil mi?
Heyecanlarımız, hayal kırıklıklarımız, cinsel dürtülerimiz bunları taşıyamıyoruz.
Eğer duygu kontrolümüz yoksa.
Bir de arkadaşlar aynalama diye bir şey var.
Hani küçükken böyle bir sürü hakaret işiten bir çocukla sevgi...
dolu iltifatlar alan bir çocuk tabii ki aynı olmayacak.
Yani kendinizi değersiz böyle öz saygıdan yoksun hissediyorsanız elbet var bir sebebi.
Şimdi annelerimiz kendileri de böyle şeyleri ailesinden görmediği için size bile isteği bunları yapmış olamazlar.
Hani iyi niyetle düşünüyorum. İsteyerek yapmamışlardır diye düşünüyorum.
Dediğim gibi derdimiz burada annelerimizi suçlamak değil.
Zaten suçlasak da artık geçmişi değiştirme gücümüz yok değil mi?
Mecbur önümüze bakacağız. Anneniz size böyle sıradan başarılarınızı bile kutlamayı çok Gördüğü zaman, hiç destek demediği zaman size kendinizi görünmez bir hayal etmiş gibi hissedebiliyorsunuz.
Yani bir tür böyle bir görünme çabası içine girebiliyorsunuz.
Onun ilgisini çekebilmek için.
Hani iyi ya da kötü şeyler yaparak bir şekilde ilgisini çeksem yeterli modu.
Ben bazen böyle aşırı yaramaz çocukların ailesi tarafından görünmediğini düşünüyorum.
Hani o yüzden belki yaramazlık yapıyor olabilir.
Dikkati üzerine çekmek için.
Belki de yanlış düşünüyorumdur bilmiyorum.
Hani ille de çocuk olmasına gerek yok.
Bunu yapan ebeveynler de var.
Hani beni gör demek için sürekli...
problem çıkaran insanlar varmış.
Hangi kitapta okudum hatırlamıyorum.
Bir psikoloji kitabındaydı. Özellikle de alkolik ebeveynler.
Şimdi size tekrar bir soru soracağım.
Kötü bir olay yaşadığınızda rahatlamak için annenizi arar mısınız?
Ya da dur bakayım ben anneme gideyim orada rahatlarım der misiniz?
Bu soru aslında çok kilit bir soru ve ne hissettiniz şu an arkadaşlar?
Cevapladıysak devam edelim.
Burada hisleriniz çok önemli.
Hani böyle kalbinizde ne hissediyorsunuz ben bu soruları sorduğumda?
Zaten gerçek cevaplar orada.
İlla ağzınızdan dökülmesine gerek yok.
Anneniz. Çocukken senin için buradayım mesajı verdiyse siz ileride yetişkinlikte bile onu rahatlamak, bir destek görmek için, yeniden enerji dolmak için gidebileceğiniz güzel
bir yer olarak görürsünüz arkadaşlar.
Ya da kalbiniz kırılmıştır, evliliğiniz bitmek üzeredir, işten atılmışsınızdır.
Yani her türlü annenize dönersiniz zaten iyi bir ilişkiniz varsa.
Çünkü anne bir sığınaktır, bir sığınma yeridir.
Eğer anneniz duygusal olarak böyle tam olarak ulaşılırsa, Alabilir değilse ileride de siz onu doğal olarak sığınılacak bir liman olarak görmezsiniz.
Ve bu insanlar için zaten anne kucağı diye bir şey yoktur arkadaşlar.
Bu yetişkinlikte de bir yuva algısı oluşturmada zorluk çekmek olarak kendini gösterebilir.
Bakın burası çok ömerli. Bağlanma dediğimiz şey biliyorsunuz çok önemli.
Küçükken anneye gidebileceğimizi, ihtiyaçlarımızı giderebileceğimizi, duygularımızın anlaşılabileceğini ya da hoş karşılanabileceğini biliyorsak kendimize o ilişkinin içerisinde güvende isteriz.
diyoruz değil mi? Ve bu bağlanma olayı biliyorsunuz ki daha bebeklikte başlıyor.
Biz ağladığımızda işte hemen koşup geliyor, acıkınca süt veriyor, huzursuzlanınca kucağına alıyor, sarılıyor ve bunları tam da zamanında yapıyorsun.
Harika zaten. Bakın bu ilk seneler çocuk gelişimde çok önemli.
Neden? Psikolog Erik Eriksson'un gelişim modeline göre açıklayayım.
Bizim bu ilk yıllarda geliştirdiğimiz bir güven ya da güvensizlik var anneye karşı.
Çünkü dünya ki genellikle dünya annemizdir.
O dönem bizim için. Dünya yani annemiz ihtiyaçlarımızı düzenli olarak karşıladığında İhtiyacımız olan şeye sahip olacağımıza ve dünyanın korunaklı bir yer olduğuna dair bir
güven geliştiriyoruz içten içe.
Dünyaya bakış açımızın annemizle olan bağlanmamızla bir alakası var arkadaşlar.
Güvenli bağlanma, güvensiz bağlanma duymuşsunuzdur.
Hatta aşkı bulmanın bilimsel yollarında bunu anlatmıştım arkadaşlar.
Aşk hayatınızı etkileyen bir şey bu.
Güvenli bağlanmış olan bireyler kendilerini böyle güçlü, tutarlı, değerli, sevilebilir.
Özel insanlar olarak algılamayı öğreniyorlar.
Öz saygıları da yüksek.
Ve bu güven yoksa eğer yaşadığımız yerden ayrılıp başka bir yere gitmeye bile cesaret edemeyiz.
Kendi içimize bakmaya korkarız.
Güvenli bağlananlar sağlıklı bir şekilde bağımsız oluyorlar arkadaşlar.
Yetişkinliklerinde sağlıklı bir şekilde diyorum.
İşte gidiyor yurt dışına okumaya mesela gayet güzel bağlanmış.
Çünkü küçük bir... çocukken daha ileriye gidebilmek için bağlanmaya ihtiyacımız vardı değil mi?
Yani biz düşüp kalkarken annemizin hep orada olduğunu, bizi sarıp sarmalayacağını biliyorduk.
Bir güven vardı. Ya da işte bizi kreşe bıraktığında onun geri geleceğini biliyorduk.
Hani 4 yaş sonrası çocuklara yapılan bir test var ki bence bu tehlikeli bir test.
Denemeyin derim. Yürüyen merdivene yalnız bir şekilde bırakıyorsunuz çocuğunuzu.
Eğer böyle size el sallayarak gayet mutlu bir şekilde yukarı çıkıyorsa sizin onu orada terk edip gitmeyeceğinizi biliyordur diyorlar.
İşte bu güven Güvenli bağlanma arkadaşlar.
Güvenli bağlanan çocuklar ve yetişkinler görülmek ve desteklenmek için başka insanları pek aramıyorlarmış.
Görünmek ve desteklenmek için kimseye ihtiyaçları yok güvenli bağlananların.
Ve bu çocuklar okul hayatlarında böyle daha sosyal, daha girişimci, duygusal esneklikleri daha yüksek olan, sıkıntılarla daha kolay baş edebilen çocuklar, dünyaya karşı da daha pozitifler.
Tersine bazı çalışmalar şunu gösteriyor güvensiz bağlanmada.
Duygusal katılık arkadaşlar, esnek değil.
Sosyal ilişkilerde zorlanma, dikkat bozukluğu, diğer insanların düşüncelerini anlamada bir zorluk.
Bir de daha gergin olabiliyorlar.
Bu arada eğer çocuğunuzda dikkat eksikliği varsa hani ille de güvensiz bağlanmış demek değil arkadaşlar.
Onun pek çok faktörü var biliyorsunuz.
Peki acaba ben annemle güvenli bağlandım mı Merve diye sordunuz değil mi?
Şimdi bunun birkaç ipucu varmış arkadaşlar.
Annenizle ilk ilişkiniz hakkında şu an ne hissediyorsunuz?
Kalbinize bunu sorun. Annenizle ilk ilişkiniz hakkında şu an ne hissediyorsunuz?
Ve hayatınız boyunca diğer insanlarla ilişki kurma şeklinize bakın.
Özellikle de şuna bakmanızı istiyorum.
bağlar kurup kurmadığınızda, yüzeysel mi ilişkileriniz insanlarla, annenizle olan yakın anılarınızı hatırlıyor musunuz?
Sizi sevdiğini gösteren anlar var mı?
Eğer anımsamadıysanız bunlar her zaman olur muydu?
Yoksa çok istisna anlar mıydı?
Hani sizi sevdiğini hissettiğiniz çok istisna anlar mıydı?
Ve küçükken kendinizle ilgili ne gibi tanımlamalar duydunuz arkadaşlar?
Eğer benim gibi böyle çocukluğunuzu hatırlamıyorsanız, bir disosyasyon yaşadıysanız hislerinize bakın derim.
Peki güvenle bağlanamadıysanız ne olur?
Bunu nasıl anlarsınız? Mesela...
Çok fazla arkadaşınız olabilir ama derin bağlar olmayan insanlar bunlar.
Bir tanıdık gibi. Hani böyle geçiyordum uğradım gibi.
Öyle bir dost dost değil yani.
Bazen insanları kıskanıyorlar ya işte 50 tane arkadaş var.
Hiç kıskanmam. Çünkü bilirim ki derin bir bağ kuramazsın 50 tane insanla.
Yani insanın maksimum 10 tane iyi arkadaşı olur değil mi?
Ki her 3 çocuktan biri güvensiz bağlanıyormuş arkadaşlar.
Güvensiz bağlanma yüksek.
Ve bunun bir kuşaktan diğerine aktarılabildiğini söylüyorlar.
Yani özellikle de anne... En iyisi depresyonda olan çocuklarda %50'ye çıkabiliyormuş bu güvensiz bağlanma oranı.
Şimdi bir örnek vermek istiyorum.
Eğer çocuğunuza karşı çok ulaşılmazsanız, sevginizi böyle dokunsal, tensel olarak ifade etmiyorsanız o çocuk bir süre sonra duygularını kapatabiliyor.
İleri de mesela okuldan geldi diyelim.
Soruyorsunuz günün nasıl geçti diye soruyorsunuz çocuğa.
Çocuk da size tek kelimeyle cevap veriyor.
İyi ya bu kadar. Çünkü duygularını kesti.
Artık sizi bir kol mesafesi uzağında tutuyor.
Çünkü çok ulaşmaya çalıştı belki ama görmediniz.
Tıpkı sizin ona yaptığınız gibi.
Ve başına bir şey geldiği zaman da ilk geleceği kişi maalesef artık siz değilsiniz.
Hani bunu illa siz değil ona tüm...
Gün böyle bakım veren kişi de yapmış olabilir.
Bir bakıcıyla büyüdüyse bir çocuk duygularına karşılık alamadığı zaman yetişkin olduğu vakit artık söz cimrisi olabiliyor.
Sevdiklerine sevgisini ifade etmekte zorlanabiliyor.
Duygularını fark ettirmekte zorlanabiliyor.
Ve başka insanların hislerini de anlamakta zorlanabiliyor.
Empati kalmıyor. Samimi ilişkiler kurmakta zorlanabiliyor.
Derin bağlar kuramıyor ve genelde dediğim gibi yüzeysel ilişkiler yaşıyor.
Bu arada az önce hani okuldan geliyor şöyle yapıyor falan dedim.
Bunu çoğu çocuk yapıyor.
O yüzden işte benim çocuğum öyle mi diye düşünmeyin.
Bu bir örnekte arkadaşlar. Dediğim gibi bir sürü daha belirti var sadece bu değil.
İşte duyguları hakkında konuşmazlar, daha kapalıdırlar, daha uzak, daha ulaşılmaz.
Böyle ben kendi kendime yeterem modunda, ilişkilerinde böyle daha çok silahlanan, fazla yakınlığa izin vermeyen insanlara dönüşebiliyorlar.
Neden fazla yakınlığa izin vermiyorlar?
Niye versin? Çünkü bebekken bunu denedi çocukken, duvara çarptı.
Yani onun acısı geçmedi ki.
Ve o reddedilmişliği niye bir daha yaşamak istesin değil mi?
Kapattı kapılarını artık. Bir de kaygılı bağlanma var arkadaş.
Güvensizin farklı bir varyasyonu.
Karşısındakine böyle bağımlı olma.
Sürekli bir garanti ihtiyacı.
İlişkilerinizi de gözden geçirin ben anlatırken.
Her zaman böyle daha yakın olmak istemek.
Terk edilmekten inanılmaz korkma.
Sürekli ilgi beklentisi.
Hem böyle çok yakın olmak isteme hem de çok yaklaşınca bir dakika ya deyip bir reddetme.
Neden böyle bu insanlar?
Çünkü çocukken anneleri bazen orada ama bazen de orada değil.
Hani böyle karışık yani. Bir yapmış bir yapmamış.
Bazen çok sevinmiş bazen acımasızca reddedilmiş.
Kafası acayip karışmış yani.
Ve yetişkinliğinde de ne yapacağını nasıl davranacağını ne umması gerektiğini bilmiyor arkadaşlar.
Özellikle üzüntülü zamanlarında yalnız olmak kaygılı bağlanma durumunda olan insanlar için çok çok daha yıkıcıdır yalnızlık.
Eğer bağlanma figürü uzaktaysa ayrıldılarsa eğer bununla baş edemeyebilir.
Sevgilisine ya da işte eşine daha yoğun bir kıskançlık böyle kriz.
halinde. Çok büyük bir güvensizlik hissedebilir.
Ve daima bir aşk arayışında da olabilir bu insanlar.
Sürekli bir işte her çiçekten bal alan bir tipe dönüşebilir.
Bağlılıklarına dünyayı keşfetmekten kaygı duyacak kadar çok tutulmuş olabilir.
Gitmiyor. Konfor alanından çıkmıyor.
Hiçbir yere gitmiyor. Bazen insanlar hem kaygılı hem de güvensiz.
Yani bu iki tipten de özellikler alabiliyorlar arkadaşlar.
Buralar biraz karışık. Mesela işte duygularını köreltiyor.
O duyguların içine balıklama atlıyor.
Yani uçtan uca gidiyor. Çok özgüvenli görünüyor.
Bağımsız. gibi davranıyor. Sonra tam tersini yapıyor gibi.
Yani karşısındaki de bağımlı gibi davranabiliyor.
Ama güvensiz bağlanmanın her iki tipi içinde ortak özellik şu arkadaşlar.
Diğerlerinin duygusal olarak ulaşılabilir olacağı ve destek istendiği zaman yardım sağlayacaklarına ilişkin güvenlerinin olmaması.
Bir de arkadaşlar bakıcı tip var.
Bu her yerde geçmiyor. Kendi ihtiyaçlarınıza gözünüzü kapatarak ha bire böyle el aleme koşma.
Bu dürtüsel bakıcılık.
Yani insan Yani siz bunu kendinize inandırmış olabilirsiniz.
Sadece birilerinin yardımına koşarsam beni sevecekler düşüncesi.
Bu nereden geldi size acaba?
Belki de anneniz çocuklarına yardım edemeyen ama çocuklarından kendi ihtiyaçlarını gidermeleri için sürekli yardım isteyen biriydi değil mi?
Şimdi bu kaygılı bağlananlar da daha sık görülebiliyor.
Bir de arkadaşlar düzensiz tip var.
Genelde böyle anne ya da baba alkolikse bir depresyon varsa evin içerisinde.
Ve o evde çocuğa şiddet gösteriliyorsa ama sabaha ayılıyorlar hiçbir şey olmamış gibi her şey güllük gülistanlık oluyor.
Çocuk ne yapacak? Kafalar karıştı değil mi yine?
Bu insanlar ileride anne ve babalarına bakıcılık rolü üstlenebiliyorlar.
Çünkü bakıcı rolü oynamak daha güvenli o çocuklar için ileride.
Düzensiz bağlananlar da genelde kendini sakinleştirememe, uzaklaşmakla, gitmekle tehdit etme karşısındaki insana.
Bak giderim, bak terk ederim, küsme.
Hep tetikte ve güvensiz olma durumu, değersiz his.
Hissetme, yaptıklarından dolayı sürekli bir suçluluk hissetme, kendini dışlanmış hissetme olabilir arkadaşlar ki bu en güvensiz bağlanma stili bu son anlattığım.
Genelde erken dönemde çok yoğun bir ihmale maruz kalanlarda ya da işte ani bir ayrılık yaşayanlar bir vefat olmuş olabilir.
Sık sık bakıcı değiştirenler de görülebiliyormuş.
Arkadaşlar şunu unutmayalım hayatınızın ilk yıllarında bakım veren kişi çok önemli.
Belki anneniz babanız bakmadı ama bir büyüğünüzle büyüdünüz ya da bir bakım...
Bunları göz ardı etmeyelim.
Ve lütfen şunu unutmayalım.
Annenizi babanızı suçluyorsanız eğer onların neler yaşadığını onların da bir zamanlar çocuk olduğunu unutmayın arkadaşlar.
Peki Merve ben anladım ki güvensiz bağlanmışım.
Ben bu saatten sonra ne yapabilirim diyorsanız lütfen güvenilir insanlarla güvenli bağlar kurmaya çalışalım ki yetişkinler olarak bağlanma figürlerimiz eşimiz olabiliyor daha sonra sevgilimiz olabiliyor
arkadaşımız hatta terapistimiz bile olabiliyor.
Hani küçükken evet ebeveynler sonra bu değişiyor.
Bazılarının evcil hayvanları da olabiliyor.
Sizin bağlanma figürünüz kim?
Bunu merak ediyorsanız hemen size buldurayım.
En üzgün olduğunuz anlayda kime koşuyorsunuz arkadaşlar?
Yani kimi ararsınız? Çok kötü bir gün geçiriyorsunuz ilk aradığınız insan.
Ya da en kötü günümde yanımda o olsun yeter dediğiniz insan kim?
Ya da bir ameliyat geçirdiniz size kim baksın istersiniz?
Ya da o yanımda olsun o süreçte dediğiniz insan kim?
O muhtemelen güvenli bağlanma geliştirdiğiniz insan olabilir.
Jasmine diyor ki önem verdiğimiz ilişkilerimizdeki hayal kırıklıklarına ya da İncilmelere vermiş olduğumuz tepkinin aslında temel güvensizliğimiz ya da güvensizliğimizin bir yansıtıcısı
olduğuna inanıyorum diyor.
Bert Hellinger'in bir sözü var arkadaşlar.
Der ki ilişki sorunu dediğiniz şey kılık değiştirmiş.
Çocukluk sorunlarınızdır.
Tekrar ediyorum. İlişki sorunu dediğiniz şey kılık değiştirmiş çocukluk sorunlarınızdır.
O yüzden eğer bir aşk ilişkisindeyseniz ya da bir dostunuzla belki sürekli tartışıyorsunuz.
Oraya bir bakın arkadaşlar. Bir çocukluk sorunu olabilir.
Daha net görebilirsiniz ki bana göre bu çok doğru.
Peki bu değişebilir mi dedik arkadaşlar?
Değişebilir. İlişkilerinizle bunu değiştirebilirsiniz.
Özellikle küçük çocuğunuz varsa ve bunu fark ettiyseniz bir güvensiz bağlanma olduysa aranızda küçük çocuklar da daha etkili olabiliyor.
Hani güvenliğe çevirme, daha hızlı yol alabiliyorsunuz.
Hatta beni dinlerken şöyle olmuş olabilirsiniz.
Ya bütün bu yaşadıklarıma rağmen Allah Allah ben niye güvensiz bağlanmamışım diyebilirsiniz.
Ben hiç öyle değilim. diyorsanız muhtemelen babanız o güvenli bağı yaratmış olabilir ya da bakım veren kişi size o güvenli bağı kurmuştur.
Bakın Jasmine'e gelen bir danışmanı var.
Bir kadın kötü annelik görmüş bir kadın bu ve ne diyor biliyor musunuz?
Ben sevgi artsızıyım.
Hani sürekli bir sevgi arayışı içerisinde ve hiç kimsenin sevgisi yetmiyor.
Hayatına giren insanlardan hep daha fazlasını talep ediyor ve ne diyor biliyor musunuz?
Eğer kalbinizde bir boşluk varsa Asla yetinmezsiniz.
İşte o boşluğu yaratan kişi annelerimiz.
Şimdi size bir soru arkadaşlar.
Eğer annenizde eksik olan bir özelliği ona şu an verebilecek olsaydınız bu ne olurdu?
Vereceğiniz cevap aslında pek çok yeri aydınlatacak hayatınızda.
Açlığını çektiğiniz o şey ne?
Hani az önce danışmanın boşluk dediği şey, asla dolmuyor dediği şey orada aslında beliriyor bu soruyla.
Peki bu yaraları nasıl iyileştireceğiz Merve?
İnkar etmemekle arkadaşlar.
İnkar etmemekle başlayabiliriz.
Çünkü terapistler en çok yaralanmış olanların bunu saklamak için en büyük çabayı gösterdiğini söylüyorlar.
Hatta idealize ediyorlar annelerini babalarını.
Bu son zamanlarda bir belgesel var ya malum platformda canavarlar diye.
Orada hatırlayın korkunç travmatize olmuş çocuklar.
Bilmiyorum gerçek mi o hikaye hala anlamadım ama ne yapıyorlardı?
Sonuna kadar inkar ettiler değil mi?
Gidebildikleri yere kadar. İşte annemiz babamız çok iyiydi şöyleydi böyle ilk beyanlarını hatırlayın.
Bazen... Harika bir ebeveyn çocuk ilişkisi gördüğünüzde gözleriniz doluyor mu arkadaşlar?
Ben bunu seneler önce bir dişçide yaşamıştım.
Böyle 5-6 yaşlarında bir erkek çocuğu vardı.
Çocuk hiçbir şey yapmıyor. Orada oturuyor, oynuyor.
Böyle takılıyor kendi kendine.
Ben ona bakıp ağladığımı hatırlıyorum.
Ve o an çok saçma gelmişti.
Yani şimdi şimdi anlıyorum.
Ne anladın Merve? Bize de söyle.
Sizin sahip olamadığınız şeyi görmek sizi yaralıyor arkadaşlar.
Yani annenizle olan ilişkinin...
Derinlerine inmekten korkuyor olabilirsiniz.
Konuyu kapatıyor olabilirsiniz.
Ya da annenizle görüştüğünüzde mutlu olmuyorsunuzdur belki.
Garip bir gerginlik, bir huzursuzluk ve bundan ötürü suçluluk hissediyor olabilirsiniz.
Hem ona daha yakın olmak istiyorsunuz hem kaçmak istiyor olabilirsiniz.
Ve bütün bunlardan kaçmak için belki kendinizi öylesiye meşgul ediyor olabilirsiniz.
İşkoliksinizdir belki. O derinlerdeki duyguyla göz göze gelmemek için...
Kaçıyor olabilirsiniz.
O yüzden önce inkarı bırakacağız arkadaşlar.
O yaraya bir bakacağız.
Cesaret edeceğiz buna. Yaranız en çok ne zaman gün yüzüne çıkar biliyor musunuz?
Bir eş ile ya da çok...
büyük bir aşkınız vardır.
Onunla ayrılırken bir çocuğunuz olduğunda çocuk belki gidecek, üniversiteye yerleşecek ayrılıyorsunuz.
Ya da bir yakın dostunuzla belki vedalaşıyorsunuz.
O çok uzak bir yere gidiyor.
Canınız ciğeriniz olan bir insan.
Mesela benim bir arkadaşım Kıbrıs'a gidiyordu okumaya.
Yolcu etmiştim. Ailesiyle birlikteyiz ama annesi öyle ağlamamıştır.
Yok böyle bir ağlama. Paramparça oldu.
Hem çok sevinçliyim hem içimde garip bir hüzün.
Tabii o zaman çözemedim. Yani niye dedim ben bu kadar ağlıyorum ama çözemedim.
Çünkü içime bakmayı bilmiyorum. Arkadaşlar o zaman.
Hani demiştim ya işte arkadaşımın annesi işe gidiyordu.
Ben ağlıyordum. Şimdi şimdi anlıyorum.
Bunu oldular hatırlar bir bölümde anlatmıştım.
Hangi bölümde ya? Kendini affet miydi neydi hatırlamıyorum.
Yani duygularınız üzerinde çalışıp böyle terapi alabilirsiniz.
Destek alabilirsiniz. Ki en sağlıksı bunlar bizim için.
Çünkü bizim kaçtıklarımızı terapistler böyle çat diye yakalıyorlar.
Günlük tutabilirsiniz. Acılarınızı yazabilirsiniz.
Gerekirse yakın onları sonra korkuyorsanız.
Hani birileri okuyacak diye. Bu da iyi bir yöntem.
Yazmak gerçekten iyileştiriyor.
Ya da öfkelendiğiniz... Bu çok önemli arkadaşlar.
Öfkemizde bile çok şey saklı aslında.
Oraya bir baksak hani ben niye burada tetiklendim, niye öfkelendim?
Bunlara baksak ya da mesela kitap okurken kimsenin ağlamadığı bir yerde saçma sapan bir yerde ağlıyor olabilirsiniz.
Bir bakın oraya bir filmde mesela bir yer sizi çok etkilemiştir.
Ya acaba niye ben bu kadar etkilendim buradan diye düşünebilirsiniz.
Yani içe bakmak burada önemli.
Eğer iyi kulak verirsek bir şeyleri çözebileceğiz diye düşünüyorum.
Ve unutmayın hissizleşmek, duyguları örtbas etmek, yarayı koru...
Yaranızı korursunuz ama iyileşmenizi engellemiş olursunuz.
Böyle bir podcastı çektiğim için üzgünüm ama bunu yaşayan milyonlarca insan var biliyorum.
Bir bölümün daha sonuna geldik arkadaşlar.
Umarım şifa olmuştur bu bölüm size.
Evital Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sundu.
Evital sağlık alanında ihtiyaç duyduğunuz her an bir tık yakınınızda unutmayın.
Açıklamalara bıraktığım linkten Evital'i daha detaylı olarak inceleyebilirsiniz.
Beni hangi platform üzerinden dinliyorsanız takip etmeyi ve bildirimlerinizi açmayı unutmayın.
Instagram'a da bekleriz.
Yepyeni bölümlerle tekrar görüşmek üzere.
Hoşçakalın. Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
