
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Transkript
Ama nereden başlayacağını bilemezsin.
Terapin bu yolculuğun her adımında seninle.
Psikologlara ek olarak diyetisyenler, fizyoterapistler ve spor eğitmenleriyle de bütünsel iyi oluşunu destekliyor.
Terapini Google Play ya da App Store'dan indirip POD500 koduyla alacağın ilk seansını 500 TL indirimli olarak oluşturabilirsin.
Merhabalar Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz ben Merve.
Bugün geçim sıkıntısı ve hayat üzerine çok doğaçlama bir konuşma yapacağız arkadaşlar.
Ve ilk kez bir konuk alacağım yayınıma az sonra yanımda şu an.
Neden bu konuyu seçtim hemen yeni gelen arkadaşlarımla bahsetmek istiyorum.
Çünkü her markete gittiğimde böyle içim kan ağlayarak çıkıyorum.
Çünkü kafamda hep şu soru var.
Hadi diyorum biz bir şekilde alabiliyoruz ama...
Asgari ücretliler, geçim sıkıntısı yaşayanlar, çocuk okutmak zorunda olanlar, ailelerine bakmak zorunda olanlar nasıl alışveriş yapıyorlar, nelerden feragat ediyorlar?
Hep kafamda bu sorular vardı.
Dedim ki Merve mutlaka senin gibi düşünen insanlar vardır.
En iyisi Instagram'a girip sorayım dedim.
Arkadaşlar aranızda asgari ücretli biri var mı?
Varsa onunla konuşmak istiyorum ve bana lütfen sorular sorun ona yöneltelim dedim.
Bugün bu soruların cevabını alacağımız kişi şu an...
Tam olarak yanımda oturuyor Safiye abla çok heyecanlı.
Kendisi ara sıra bana ev işlerinde yardıma geliyor.
Sabah böyle bir düşündüm dedim ki aa Safiye ablayla yapmalıyım ben bu yayını dedim.
Çünkü hep böyle geçim sıkıntısı üzerine konuşuyoruz zaten.
Hani Cengiz Aytmatov diyor ya her insan bir romandır ve biraz da kahramandır diye.
Ben de bugün sizin benim gibi sıradan bir insanın bir kahramanın hayat yolculuğunu ve o hayat yolculuğundaki geçim sıkıntılarını konuşalım istedim.
O zaman hazırsanız hadi başlayalım.
Şimdi ilk soruyla başlıyorum abla.
Markete gittiğinde bu fiyatlar karşısında ne hissediyor ve ne düşünüyor diye sormuş birisi.
Markete gittiğim zaman dünkü fiyat başka, bir önceki fiyat başka.
Birisini alsam birisi ne düşünüyor?
Peki gittiğin zaman alamadığın neler var?
Lüks peynirler, zeytinler.
Lüks peynirler, zeytinler.
Önceden... Yağ alıyordu.
Markalı yağlar. Şimdi markasız alıyorum valla.
Mesela? 110-114 milyon olmuş bir yağ.
Hadi asgari ücretle çalışan odam.
Hadi 5-6 kişi oldu. Nasıl geçinecek?
Doğru. Kiradan oğlu olunca.
Vallahi yalanım. Hadi ben ev işine gidiyorum.
Benim eşimin aldığı 1,5 milyar maaş.
Bu arada Safiye abla 12 yaşından beri çalışıyor arkadaşlar.
Bu detayı belirtmeden geçmek istemiyorum.
Ben valla kendim bildim bileli çalışıyorum evde.
Çalışmasam da benim hiçbir hayatım olmayacak.
Peki şu an 42 yaşındasın ve daha önce bu kadar büyük bir enflasyon gördün mü abla?
Görmedim ben bu yaşıma geldim gelelim.
Şu anda mesela ev almaya kalkışsan alabilir misin?
Alamam. Çünkü eşimin aldığı şey değil mi?
Bir buçuk nerede bulursa çalışır, iş olursa gitti, iş olmasa gitmiyor.
Peki başka bir soru. Kendine gelişim adına bir şeyler katabiliyor musun?
Kendi gelişim adına. Mesela tiyatroya gidebiliyor musun?
Hayır hiç gitmedim. Sinemaya gidebiliyor musun?
Vallahi Merve ben Ankara'ya taşındığım zaman hep imrenirdim.
Çocuklar herkesi oraya buraya götürdü.
Burada Safiye abla köyden geldi Ankara'ya.
O geldiğin süreci anlatsana.
Memleketten ilk geldim 20 sene önce.
Gece konduya taşındık.
Gece konduya taşınınca benim hiç cama takacak perdem yoktu.
Gazete geldim. Kanepem yoktu oturacak.
Gerçekten halım da yoktu, kanepem de yoktu.
Ve elimde yıkadım 200 sene çamaşırları ben.
Peki mesela şu anki durumundan aileni mi sorumlu tutuyorsun, kader mi?
En çok eşimi sorumlu tutuyorum.
Çünkü bütün yükü bana attı.
Mesela ben ona bir işe girip çalıştırdım.
Hep ben getirdiğim için o alıştı rahatla.
Diyorum yine daha bir yere girip çalışabilirsin ama onun umurunda bile değil yani.
Ve çocuklarım hep ben hem anne oldum hem baba oldum.
Çocukların bazı şeylerine yettim, bazılarına yetemedim.
Ama baba hep hiç yardımcı olmadı.
Kendime yetemedim. Kendime hiç hiç hiç zaman ayırmadım.
Kapıcılık yaptım. Eşime dedim biz geçemiyoruz.
Kapıcılığı yerine taşınalım dedim.
Oraya taşınınca da eşim yine 6-7 ay çalışmıyordu.
Çocuklarım gözü kalıyordu. Binada bir şey verirse de acaba bu nedir?
Birisi alışveriş yapmıştı.
Poşeti açtım da onların ne olduğunu bilemezdim.
Sucuk nedir bilmezdim. Gerçekten böyle.
Bunu iyi dinleyin arkadaşlar. Ve ondan sonra...
Tom balığı. Çocukları maaşlı.
Anne dedi bu neymiş biz yemeyiz dediler.
Ben onları götürdüm çöpe döktüm bilmediğimiz için.
O kadar şeyim var ki yazsam hayatım roman olur.
Zaten bu bölümün adını anlatsam roman olur koyalım bence.
Abla bir de sen binada bir komşudan bahsediyordun.
Onu anlatsana bir. O komşu onlara maddi manevi destek çıkmanın için bağırdı.
Evine çağırıyordu yani. Eşiyle beraber onlar çalışıyordu.
İyi ki çocuklar benim vardı. Başka binada çocuk yoktu.
Onlara değer verilirdi.
Gerçekten doğum günleri ben ömrümde hayatımda çocukların doğum günü o kapıcı yerine gelene kadar bilmiyordum.
Onlar çocukların doğum gününü öğrendiler.
Ve karı koca bize sürpriz yaparlardı.
Kendi çocuklarını alıp gelirlerdi.
Hadi doğum gününüzü kutlayacağız sizin.
Ben bunları onlardan öğrendim.
Hayatımı kapıcı yerine gelince öğrendim.
Peki ablacığım böyle içinde kalan, anlatmak istediğin bir şeyler var mı?
İçimde kalan benim şu. Bir gün zengin olursam, evime kadın alırsam asla şey bakmayacağım.
O kadına da çok yardım edeceğim.
Bazıları insan ev işine gidiyorsun.
Sen bu işi yapacaksın. Yani yapmaya mecbur gibisin.
Ben o işleri bırakıp o evden çıktığımı çok bilirim.
Kapıyı çarpotta. O insan bana değer vermiyorsa kimseye değer vermemiştir.
Ben o gün çalışanım.
Başka da değilim. Ondan sonra ben paramına gelmişim.
Sen bana satıka fitre de vermiyorsun.
Çok tartışıp.
O işi bıraktığımı bilirim. Ve para verip de beni küçümseyen insanlar hiç sevmez.
Şimdi burada bir parantez açmak istiyorum abla.
Sen gerçekten gördüğüm işini en iyi yapan insanlardan birisin.
Hiç gözüm arkada kalmıyor.
Hiçbir şekilde düşünmüyorum senin ne yaptığını.
Böyle co-pilot yani. Bırakıyorum çıkıyorum gidiyorum.
Bir de şu var abla. Bizim önceki oturduğumuz apartmanı biliyorsun zaten.
Oranın apartman görevlisi.
Said Bey. Buradan kulaklarını çınlatayım.
Hayatımda görmüş olduğum işini bu kadar sevgiyle, bu kadar...
böyle dört elle sarılarak başka biri var mıdır zannetmiyorum.
Ve her ortamda da bunu söylerim arkadaşlar.
Bir apartman görevlimiz vardı.
Bir insan işini bu kadar düzgün yapabilir diye.
Eğer işinizi düzgün yapıyorsanız dört elle böyle severek sarılarak yapıyorsunuz.
O bir şekilde takdir ediliyor ve görülüyor.
Bunu bilin istedim. Şimdi bu kadar anlattım.
Belki Ankara'da yaşayanlar heveslenmiş olabilirler ama.
Yapmayacağım zaman da yapmam.
Ankara piyasasının en iyisi yani buradan reklamını yapmış o değil mi?
Ama maalesef dolu. İsteyenler olursa dolu yani.
Çünkü işinde çok iyi.
Şimdi hiç destek aldı mı diye gelen bir soru var.
Değil mi? Ankara'ya taşındığımda ben hiçbir şey yaşamadım.
Ben 12 yaşında yoksuz kaldım.
Ve hiç... Kimse de yardım etmedi.
Biz ablamla beraber çalıştık, evlendik.
Abim dahi abilik yapmadı bize.
Hiç kimseye yardım görmedim ben.
Ezen de çok olur ya, evleniyorsun, mecburiyetten evleniyorsun ama evlendiğin hoca da seni çok özlüyor, seni küçümsüyor.
Hayatım ben hep kendimi bildim bilerek hep ezik özlüktüm.
Bir başka soru, çocukları bir şey istediğinde alabiliyor mu diye sormuş birisi.
Mesela bir yere giderdik, derdim ki o kalsın.
O kalsın kızım, o pahalı.
Oğlum o pahalı. Hep çocuğum derdi ki yapmadınız, itmediniz.
Ben derdim ki çocuğuma ben bu kadar yetebiliyorum.
Neden babanıza istiyorsun? Ben bu kadarım yani ne yapabilirim?
Ben buyum. Peki ablacığım en büyük hayalin nedir?
En büyük hayalim neydi biliyor musun?
Çocuklarım okusaydı şöyle. Abla maddiyatsızlıktan mı okuyamadılar?
Yıllardır maddi. Maddiyattan dolayı mı okutamadın çocuklarını?
Aynen öyle. Eski zamana dönseydik ben çocuklarımı her istediklerini yapardım.
Okusalardı bir yerlere gelselerdi.
Şimdi imkanım olup da yapamıyorum.
Çünkü çocuklarım yok yanımda.
Yani ben çocuklara diyorum ki geleceğimizi mahvetmeyin.
Arkadaş kurbanında olmayın.
Ailemizi de hiçbir zaman kötü bilmeyin.
Arkanı dönüp baktığın zaman ailelerinden başka hiç kimse olmuyor.
Peki şöyle bir soru gelmiş abla.
Restoranta gidebiliyor mu ailesiyle dışarıda yemek yiyebiliyorlar mı diye bir soru gelmiş.
Ben ne zaman gittim çocuklarımı alıp da yemeğe.
İnanır mısın? İster inanır ister inanmam Merve.
10 sene önce. 10 sene önce.
Ben kapçık yaparken lağım fareleri geziyordu.
Lağım basıyordu. Kara fatmalar öyleydi.
Ben çocuklarıma ağzına girmesini şey yaptım.
Sabaha kadar kapının önünde oturdum bilirim.
Vallahi yaşadım bunu. Çocuklarım bas bas bağırıyordu anne kokudan.
Ama 8 sene yaşadım ben orada.
8 sene o evde yaşadım.
Evimi aldım. Eşime dedim ki buradan taşınak.
Bu çocuklarımı bu bina vermeyecek bana geri bu hayat dedi.
Ve çocuklarımı aldım.
Eşim dedi ki asla buradan çıkamazsın.
Ben dedim seni boşar yine çıkarım dedim.
Önce olan benim çocuklarım.
Taşındım benim çocuklarım 3-4 gün o evde uyuyamadı.
Temiz hava olduğu için. Bir gece birisinin yanında yatardım.
Bir gece birisinin yanında yatardım.
Uyuyamıyoruz anne, uyuyamıyoruz.
Ben tınlamana, kimsenin haramına, şeyine bakmadım.
Alın terim neyse, bugün derim bunu aldım.
Bunu kazandım, evime bunu getirdim.
Ama şimdi çocuklarım hiçbir şeyde gözünü koymuyor.
Ama kendime de bir milyon desen ayırmıyorum vakit de ayırmıyorum kendime.
Şimdi bunu konuşalım. Geçen demiştin ya arkadaşlarımı arıyorum ben çalışırken.
Ne yapıyorsunuz diyorum. Onlar da kahve içiyoruz diyor.
Hani kendimi kötü hissediyorum demiştin.
Onu anlatsana abla bir. Onları arıyorum kahve içiyoruz.
Diyorum ki ben sizi nasıl yapalım ya.
Kıskanıyorum derim. Bazen de hissettiriyorum.
Ben de istiyorum. Ben kadın değil miyim ya.
Onlar oturup da çay içiyorlar kahve içiyorlar.
Bir ortam kuruyorlar. Ben niye bu dünyaya böyle hep çalışarak geliyorum.
Ben çok ezildim. Ama şunu da söylüyorum ailelere.
Önce kendiniz bu dünyada.
Bazen yettiğin zaman evladını da boş verebiliyorsun.
Bana kızım şunu demişti. Ne yaptın ki sen?
Yapmasaydın benim için. Sen daha çok cahilsin, çok gerisin.
At kapestesin dedi bana.
Bu lafı hiç unutmam.
Bana dünyayı da verse kızım. Dünyaya gelirken ben de zengin olmayı isterdim.
Benim de her şey olmasını isterdim.
Derdim ki acaba çocuklar bir gün ailelerine hep sen eziksin, o gözleri bakarlar mı?
Ve benim başıma geldi. Biz seninle hep konuştuğumuzda ne diyorum sana?
Hep şunu söylüyorum. Ablacığım önce sen kendine değer ver ki değer göresin diyorum.
Ama tabii ki beni dinlemiyorsun.
Değil mi? Şimdi kızım ne diyor?
Önce diyor kendine değer verecekmişsin diyor.
Ben bunu anladım. Öyleyse dedim zamanında ben kendime değer verseydim sen buna olmazdın dedim.
Doğru doğru. Ben bu yaşıma geldim geleli.
Hep size fedalık ettim dedim.
Hep hep hep yani hep ben fedakarım.
Ben çalışırım gelirim akşam eşim der ki o parayı vermesin surat beş karış.
Çalıştığın parayı da ona veriyorsun değil mi abla bu arada?
Doğru söylüyorsun. Şimdi başka bir soruya geçiyorum.
İhtiyaçlarınızı karşıladıktan sonra elinize bir miktar para kalıyor mu diye sormuş birisi.
Şimdi nasıl para kalacak? Her şey aldı başına gitti.
Merve, Allah'ın her günü bir şey değişiyor.
Nasıl ben aylığım? Elime kuruş geçmiyor ki.
Kuruş geçmiyor. Daha üstüne borçlanıyorsun.
Daha üstüne de borçlanıyorum. Tabii komşu.
Şundan al, bundan al. Ona gidiyorsun.
Bir gün bunu aldın. Yarına gidiyorsun.
Bu iki katı olmuş. Ben nasıl geçineceğim onunla?
Niye kimse dur demiyor?
Markete gittim o gün. En iyisini aldım.
Dedim ki ben bunu alamam. Zeytin peynir fiyatlarını görmüşsündür.
Mesela bunları nasıl seçiyorsun abla?
Peki hiç hafta sonları bir yere gider misiniz?
Şehir dışına çıkar mısın ailenle?
Bunu soranlar olmuş. Bilmem.
Bir de podcast'ın başında şey demiştin ya sinemaya ve tiyatroya gitmedim, hiç gitmedim diye.
O çok böyle çarpıcı geldi bana.
En yakın zamanda birlikte sinemaya, tiyatroya gideceğiz bebişim.
Devam edelim. Şöyle bir soru gelmiş.
Hiç kitap okuyabiliyor mu diye bir soru gelmiş.
Nasıl okuyayım? Zamanım mı kalıyor? İster miydin okumak?
Çok isterdim. Peki hiç birikim yapabiliyor mu altın vesaire gibi bir soru gelmiş.
He kurban olurum Merve. Onları sabahı.
Sabahı sabahı. Peki ben sormuş olayım abla.
Böyle bir hayalin var mıydı?
İşte okusaydım şöyle olurdu vesaire gibi bir hayalin var mı?
Hayalin mi? Mesela ne olmak isterdin?
Bak şöyle çok güzel giyinip böyle bir ortama yaşayıp.
Mesela böyle şey diyorsun. Şurayı şöyle yapın çalışanlarına mesela kırmadan.
Bak benim gittiğim şey var.
Doçent. O çocukların öyle davranıyor gidiyor.
Öğrencilerine dersini veriyor.
O kadar içime oturuyor ya.
Ya ben de yapmak isterdim.
Ben de yapmak isterdim. Gerçekten ben de çocuklarım öyle bir yere gelip de...
Ben olmadım çocuğum olsun.
Aynen. Benim yapamadıklarım hepsinde diyorum çocuklarım yapsın.
Şöyle bir soru gelmiş ablacığım bir de.
Hiç geleceğe dair umudu var mı?
Umut besliyor mu diye sormuşlar.
Herkesin içinde bir umudu vardır be.
Yenilmeyeceğim ben bu hayata. Aslında yenildim de kendimi kandırıyorum.
Bu hayat beni yendi de mücadele ediyorum.
Peki şunu sormuşlar.
Küçük sevkleri, mutlulukları var mı?
Nelerden keyif alır? tartışıyoruz mesela bir şey oldu sen benim kalbimi alacaksın değil mi bana en ufak bir şey geçsen bir gülsem ben ondan mutlu olurum yani karşılık beklemeden bu soruyu da ben sormuş olayım geçmişe gitsen
neyi değiştirirdin abla bu biraz asgari ücretten çıktı ama biraz da böyle hayata dair konuşmak istiyorum seninle geçmişe gitsem ilk önce kocamı boşardım açık ve net söylüyorum benim eşim Geçmişe
gitseydim ve kendimi bu kadar ezdirmezdim.
Peki sence ülkenin gidişatı ne durumda?
Allah'ım düşürmesin. Kimsenin eline ne bakılmasın.
Bugünümüzü aratmasın Rabbim de.
Ama gidişatımız da hiç iyi değil.
Peki enflasyonu nerede anladın abla tam olarak?
Ne oluyor ya dediğin nokta neresiydi?
Markette hissettim. Bir ekmek çıkmış bilmem kaça.
Bir anda her şey televizyona bakıyor.
Almış başını gidiyor. Yani niye kimse bir dur diyen yok?
Niye hadi senin durumun var alabilirsin.
Niye geride ekini düşünmüyorsun?
Bir soru da şu abla. Ne sıkılıkla et tüketebiliyorlar ailece?
Valla ben kurbandan kurbana.
Kurban kesem sen edebil. Yok ya anlatsam diyorum ya.
Anlat ya anlat. Anlatsam hayatım roman olur.
Merve bu işi kim yapacak Merve'ye?
Bu arada Safiye abla bana yardıma geldi.
Rehin aldım onu şu an. Benim işim kim yapacak?
Ben de seni bırakmayacağım Merve'ye.
Arkadaşlar bütün gün temizlik yapacağım sizin yüzünüzden.
Seni bırakmayacağım seni Merve.
Hayattan zevk alıyor musun diye sormuş birisi.
Hayattan neden uyum alayım?
Almıyorsun değil mi? Almıyorum ben gerçekten hayattan zevk almıyorum.
Peki çok zengin olmak ister miydin abla?
Bunu ben sormuş olayım. Ortası olsun.
Ortası olsun. Çok zengin olmak isterdim gibi bir hayalim var mı?
Çok zengin olmak istemezdim.
Bak Rabbim az verip aratmasın.
Çok verip azdırmasın.
Ortası ya. Niye versin ya?
Hayır versin de ama kimseye muhtaç itmeyecek şekilde.
Rabbim bana versin.
Çok sevdiklerime de versin.
Peki yıllar sonra hala aynı noktada mı olacaksın?
Hani derler ya 10 yıl sonra kendini nerede görüyorsun gibi bir soru gelmiş.
Bitik. Bitik mi?
Ama bu şeyden dolayı değil mi?
Hani bitik derken, mesleki deformasyonundan dolayı.
Hani artık vücudun çalışmayı kaldırmıyor.
Kız kol gittik ama yine çalışıyoruz.
Kolların gitti değil mi? Ellerim gitti, sinir sıkışması, parmaklarım hep elde.
Sinir sıkışması var, sinir sıkışması var.
Göbek fıtığı var, bel fıtığı var. Daha hangisini sayayım Merve?
İşte bu şartlarda çalışmaya çalışıyorsun.
Ve çalışıyorum. O zaman podcast'i burada sonlandırıyorum ablacığım.
Bu arada arkadaşlar asgari ücretten falan çıkmış olabilir konu.
Çok doğaçlama bir şekilde gelişti bu podcast.
Safiye abla yardıma gelmişti.
Ben de onu tuttum kolundan. Otur şuraya dedim konuşacağız dedim.
Kadın neye uğradığını şaşırdı.
Bu podcast'i şu an sonlandırıyorum.
Böyle hayata dair olsun istedim biraz.
Böyle doğal olsun, içimizden biri olsun dedim.
Ve bunun için biçilmiş kaftan olduğunu düşünüyorum Safiye ablanın.
Asgari ücret malum 2022 geliyor.
Belki bir etkim olur, belki bir katkım.
olur diye düşündüm. İyi de oldu.
Çok da güzel oldu. Tamam mı?
Demek istiyorum. Ablacığım podcast'ın sonuna senin en sevdiğin şarkıyı koyacağım.
Senin için gelsin. Son olarak söylemek istediğin bir şey var mı buradan?
Seni çok seviyorum Melda.
Biz işe gidiyoruz.
Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
Allah'a emanet olun. Az sonra camdan el sallayacağız beraber.
Ya bu arada ben story attım.
Az önce işte Safiye ablaylayım diye.
Şöyle bir soru gelmiş. Merve, Safiye ablaya sor sen nasıl birisin diye.
Soruyorum abla ben nasıl biriyim?
Senden duysunlar. Ama bak içinden geldiği gibi konuş olur mu?
Seni mi? Evet. Nasıl biriyim ben?
İyi ki de tanıştık. Çok şey görünebilir dışarıdan bakan.
Böyle havalı görünebilir. Böyle insanlar tepeden bakmış görünebilir.
Küçümseyir gibi. Ama alakası yok.
Değil mi? Hiç alakası yok.
Beni öyle zannediyorsunuz ama ben öyle değilim.
Ben nasıl konuşursam arkadaki Merve aynı.
Çok teşekkür ederim bir biçim.
Beni sen seviyorsun. Annem doğurmuş.
Beni takip etmek isteyen arkadaşlarım için Instagram adresim Ortamlarda Satılacak Bilgi.
Merve biz de buradayız ve seni dinliyoruz.
Selam demek için bu adresten bana ulaşabilirsiniz.
Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
Bay bay. Bazen anlatmak istersin ama nereden başlayacağını bilemezsin.
Terapin bu yolculuğun her adımında seninle.
Psikologlara ek olarak diyetisyenler, fizyoterapistler ve spor eğitmenleriyle de bütünsel iyi oluşunu destekliyor.
Terapini Google Play ya da App Store'dan indirip pod 500 koduyla alacağın ilk seansını 500 TL indirimli olarak oluşturabilirsin.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
