
Evital, online sağlık hizmetlerini erişilebilir hale getiren bir dijital sağlık platformdur.
Kullanıcılar; psikolojik danışmanlık ve beslenme danışmanlığı hizmetlerini online olarak alabilir, ücretsiz ön görüşmeyle ihtiyaçlarına en uygun uzmanı seçebilirler.
Daha fazlası için: https://s.evital.app/osb25
OSB25 koduyla tüm psikolojik danışmanlık veya beslenme danışmanlığı seansınız %20 indirimli.
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Yeni çıkan kitabım “Kendimi Nasıl İyileştiririm?”i almak için: https://amzn.eu/d/0wFlqHl
Bu bölüm "Evital" hakkında reklam içerir
Transkript
Evital, Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sunar.
Herkese merhaba, hoş geldiniz.
Ben Merve. Arkadaşlar biliyorsunuz okulların açılmasına sayılı zaman kaldı.
Geri sayıyoruz artık. O yüzden bugün akran zorbalığı konusunu konuşalım istedim.
Akran zorbalığı nedir?
Nelere sebep olur? Bununla nasıl baş etmeliyiz?
Neler yapabiliriz? Hadi gelin bir bakalım.
Şimdi bu zorbalıkla ilgili ilk tanımlamaya baktığımızda 1973 yılında İsveçli bir hekim çıkıyor karşımıza, Heinemann.
O bir tanım yapmış. Üstelik bu tanımı okul bahçesindeki çocukları gözlemlerken yapıyor.
Şöyle arkadaşlar ilk olarak grup düzenini bozan bir çocuğun grup tarafından dışlanması ya da saldırıya uğraması şeklinde bunu yorumluyor.
Yani daha çok böyle grup içi uyumu tehdit eden bir öğrenciye karşı oluşan tepkisel bir davranış biçimi olarak görüyor.
Gerçek bu mu? Elbette değil.
Bu tanım bence çok yanlış.
Çünkü zorbalık sadece grup içi uyumu bozan kişiye yönelmiyor biliyorsunuz.
Bazen böyle sessiz, sakin, kendi halinde ya da başarılı bir öğrenciye de yapabiliyorlar.
Bunun dinamikleri çok farklı bunu konuşacağız zaten.
Zorbalık nedir arkadaşlar?
Güçlü olan kişi ya da kişilerin diğer kişi ya da kişiler üzerinde egemenlik kurması ya da zarar verme eğilimiyle ortaya çıkan psikolojik saldırganlığı içeren olumsuz
bir davranış türü diyebiliriz.
Şimdi bu zorbalık çalışmalarının babası olarak bilinen bir isim var arkadaşlar.
Always şöyle diyor bir ya da daha fazla öğrencinin bir başka öğrenciye karşı sürekli olarak altını çizerim.
Sürekli olarak olumsuz eylemlerde bulunması diyor.
Nedir bu olumsuz eylemler?
Fiziksel temas, kelimeler, yüz veya mimikler hatta always'e göre arkadaşlar zorbalık dolaylı ve doğrudan olmak üzere ikiye ayrılıyor.
Doğrudan dediği zorbalık kısaca şöyle fiziksel saldırı işte itme, kalkma, dürtme, vurma ve sözel saldırı işte küfür olabilir, hakaret, tehdit bu tarz davranışlar bunlar doğrudan.
Bir de arkadaşlar dolaylı zorbalık diye bir şey var.
Bu da sosyal ve ilişkisel düzeyde olan bir zorbalık.
Yani çocuğu kasıtlı olarak yalnız bırakmak, onu dışlamak, dedikodusunu yapmak, onu utandırmak, izole etmek, yabancılaştırmak.
Akran zorbalığı dediğimiz şey ise aynı yaşta ve denk kişiler arasında olan zorbalık.
Ama zorbalık eden kişi kurbanı göre herhangi bir anlamda daha güçlü arkadaşlar.
Ve olumsuz davranışı süreklilik gösteriyor.
Bunun altını çizmek istiyorum süreklilik.
Ve daha çok okul çağındaki çocuklarda görüyoruz.
Yani o kadar çok şey var ki akran zorbalığında.
Bunları biraz daha açmak istiyorum.
Mesela çocuğun eşyalarının yerini sürekli değiştirme olabilir.
Ya da ona ait olan eşyaları zorla almak.
çocuğu hırsızlıkla suçlamak, çocuğa lakaplar, isimler takmak aşağılayıcı aşağılayıcı şeyler, eşyalarıyla, kıyafetleriyle alay etmek, pis olduğunu söylemek, hastalığıyla alay etmek, çocuğun
ailesiyle ekonomik durumuyla dalga geçmek, üstelik bunu ulu orta yapmak, dövmek, itmek, kalkmak, tehdit etmek, ödevlerini değiştirmek, ödevlerini bozmak, kıyafetlerine zarar vermek.
Irkçı, cinsel ya da homofobik sataşmalar, suç atmalar, vücuduyla alay etmeler, bedensel engeli varsa bununla alay etmek, bir suç işleyip çocuğun üzerine yıkmak ve daha neler neler var
arkadaşlar. Bir sürü çeşidi var bunun.
Yani ben hayatımda hiç bunu yaşamadım.
Akran zorbalığı yaşamadım ama yaşayan arkadaşlarım var.
Dün gibi aklımda onlar.
Hatta hemen aklıma şu an ilk gelenleri anlatmak istiyorum unutmadan.
Ben hayatım boyunca hiçbir zaman özel okulda okumadım arkadaşlar.
Hep devlet okullarında okudum.
Ortaokulda okulun ilk günüydü.
Yeni bir sınıftayız.
Hiç kimse birbirini tanımıyor.
Yeni bir sınıftayız. Hiç kimse birbirini tanımıyor.
Sınıfa bir çocuk girdi.
Böyle hepimizden uzun ve büyük duruyordu bizden.
Geçti en arkaya oturdu.
Çocuk okula terlikle gelmiş arkadaşlar ve belli ki bundan dolayı utanıyordu.
Hani saklamak istedi onu en arkaya geçip onu hatırlıyorum.
Ve sonra o çocuk da aa okula tuvalet terliğiyle gelmiş diye alay etmişti.
Birkaç tane zorba vardı sınıfta böyle bağıra çağıra o çocukla dalga geçtiler.
Çocuğu mahcup ettiler ve adı da Mesut da o çocuğun hiç unutmuyorum.
O kadar üzülmüştüm ki eve gidip ağladığımı hatırlıyorum.
Hala aklıma geldikçe çok üzülüyorum.
Neyse sonra öğretmen hepimize böyle ailelerimizin Ne iş yaptığını sordu tek tek.
Bence bunun da sorulmaması gerekiyor.
Ulu orta. Ben öyle düşünüyorum.
Bir tane çocuk vardı. Halil İbrahim'di adı.
Bakın onu da unutmuyorum. Bu arada çoğu arkadaşımın adını unutmuşumdur ama bu iki çocuk hiç aklımdan çıkmadı.
Çünkü çok içime oturdu.
Neyse sıra o çocuğa gelince çocuk kalktı.
Öğretmenin yanına gitti. Kulağına bir şeyler söyledi.
Öğretmen de dedi ki sesli bir şekilde.
Oğlum dedi bunda utanılacak ne var?
Hani babam kapıcı desene diye bağırdı böyle.
Yani kapıcı yalnız apartman görevi istemiyor.
Sonra sınıftakiler böyle kahkahalarla güldü.
Özellikle de o zorba çocuklar.
Yani bunu unutamıyorum. O çocuğun gözlerinin doluşu hiç aklımdan gitmiyor.
Ya sizi Ebu Cehil mi büyüttü ya?
Nasıl bu kadar zalim oldunuz?
Gerçekten bilmiyorum. Neyse sonra lisede bir kız vardı.
Kızın kafasını böyle çöp kutusuna sokmuşlardı.
Teneffüste gelip. Hani bir kız grubu geldi.
Sınıfa daldı. Çete gibilerdi zaten.
Erkek meselesiydi.
Kıza böyle bir zorbalık yapmışlardı.
Ortaokulda bir kız arkadaşım vardı.
İşte kulağından bir rahatsızlığı vardı.
Böyle bir akıntı vardı kulağında.
Kötü kokulu bir akıntı. Tedavi oluyordu işte.
O kızla da alay edip dışlamışlardı.
Yanına oturmuyorlardı falan.
Baya dalga geçmişlerdi.
Hani hastalığıyla alay ediyorlar düşünün.
İlkokul birinci sınıfta bir çocuk vardı böyle yanımda oturan gözlüklü bir çocuk.
Hatta benim ilk aşkım çok tatlı bir çocuktu.
Çok güle çizdi böyle sevimli bir çocuktu.
Portakal gibi çocuk derler ya öyleydi.
Onunla da dört gözlüğe dalga geçip çocuğu ağlatmışlardı.
Ben de ağlamıştım onunla oturup.
Yani bunlar gerçekten ilk aklıma gelenler.
Unutmadan hemen anlatmak istedim.
Ben bile unutmamışım bakın bu zorbalıkları.
O çocukları düşünemiyorum.
Hatta şimdi size Instagram'dan soracağım.
Bana anlatın arkadaşlar yaşadığınız zorbalıkları anlatın.
İsminizi kapatarak storyde paylaşacağım.
Kimse bilmeyecek isminizi cisminizi.
Sadece paylaşmanızı istiyorum.
Ne hissettiğinizi de lütfen yazın.
Bugününüzü etkiledi mi?
Özellikle bunu bilmek istiyorum.
Eğer siz bir zorbalık yaptıysanız bunu neden yaptığınızı da açıklamanızı istiyorum.
O bugününüzü etkiledi mi?
Vicdanen nasıl bir rahatsızlık duydunuz ya da duymadınız?
Bana bunları yazın. Dinliyoruz ama yargılamıyoruz.
Bakın bu konu gerçekten çok önemli.
Çünkü inanın...
İnanın bakın bütün hayatımızı etkileyebiliyor.
Bir arkadaşımla küçükken çok zayıf olduğu için dalga geçiyorlarmış.
İşte sen çirkinsin, şöyle zayıfsın bilmem ne diye.
Şu an çok güzel ama...
Hala o gün anlatırken ağlıyor ve bakın aradan kaç sene geçmiş ve hala terapide bunlar çıkıyor arkadaşlar.
Tramvalar olarak karşısına çıkıyor.
Üniversitede bir arkadaşım vardı şu an aklıma geldi.
Sırf çok yakışıklı diye böyle kızlarla arası diye küpeli falandı.
Çocuğu dövmüşlerdi arkadaşlar.
Çocuk okulu bırakmayı falan düşünmüştü.
Yani böyle akran zorbalığı dıyıp geçmeyin.
Hani bir arkadaşımın özgüvenini o kadar yaraladılar ki hala onun etkisi sürüyor.
Hani kalabalık içinde konuşamıyordu düşünün bu yaşına kadar.
Ve o 6 yaşında kalmış yani o olayda takılı kalmış.
Aradan seneler seneler geçmiş hala orada kalmış düşünün.
Bence okullarda böyle bir eğitimin verilmesi gerekiyor hatta zorunlu olması gerekiyor.
Çünkü bu sebepten dolayı akran zorbalığından dolayı ne yazık ki intihar vakaları oluyor biliyorsunuz son dönemlerde duyuyoruz.
Benim çocuğum yapmaz demeyin arkadaşlar bilemezsiniz çocuk bu hiç belli olmaz.
Belki etkiye tepki bile olabilir.
Şunu da biliyorum bir anne ya da bir baba olarak çocuğunuzun akran zorbalığına uğradığını görmek ya da Kendisinin akran zorbalığı yaptığını bilmek karşı tarafa yüreğinizi parçalıyor.
Onu korumak için elinizden geleni yapıyorsunuz ya da çareler arıyorsunuz.
Çocuğum neden böyle? Nasıl bir yol izleyebilirim diye.
Ve bazen kendi içinizde tükenebiliyorsunuz çareler ararken.
Çünkü profesyonel değiliz arkadaşlar bu konuda.
Ve sadece çocuklar değil ebeveynler de bu konuda desteğe ihtiyaç duyuyor.
Merve bu alanda bize önerebileceğim bir şey var mı derseniz.
Evital tam da bu noktada yanınızda arkadaşlar.
Biliyorum çoğu ebeveynin...
Çok yoğun bir çalışma temposu var ve bu çalışma temposundan bazen gerçekten bir zaman yaratıp bir uzmanla görüşmeye gidebilmek oldukça zor olabiliyor.
İşte tam da bu sebepten Evital'i öneriyorum arkadaşlar.
Neden öneriyorum? Evital sağlık bakanlığı tescilli bir platform.
Psikolojik danışmanlıktan beslenme desteğine, doğum koçluğundan kurumlara özel paketlere kadar birçok hizmeti evinizin konforunda alabiliyorsunuz arkadaşlar.
Böyle bir sistem ve elbette Evital'de çocuğunuz için destek alabileceğiniz sağlık profesyonelleri de var.
Dediğim gibi eğer böyle bir akran zorbalığıyla karşı karşıyaysanız lütfen bir profesyonelden destek alın.
Ona göre bir yol haritası belirleyin derim.
Yani bir telefon ya da bir bilgisayar ve internetiniz varsa bir uzmana ulaşmak işte bu kadar kolay.
Bazen bir görüşme yetmez ya arkadaşlar başka bir uzmanın da fikrini almak istersiniz.
Everytime burada da yanınızda.
Üstelik bütçenizi zorlamadan taksitli ve indirimli paketlerle OSB25 koduyla psikoloji ve beslenme danışmanlıklarında %20 indiriminiz var.
Evital hakkında daha detaylı bilgi almak isterseniz sizleri açıklamalardaki linke davet ediyorum.
Hadi devam edelim. Şimdi arkadaşlar size zorbaların karakteristik özelliklerini anlatacağım.
Tabii hepsi için aynı şeyi söylemek mümkün değil.
Genelliyoruz burada. Bunlar çoğunlukla fiziksel olarak daha güçlüler ve daha saldırganlar.
Kolaylıkla da şiddete başvurduklarını görüyoruz.
Kendilerine güvenleri yok.
Evde az vakit geçiriyorlar.
Aile içi olumlu etkileşimleri oldukça...
düşük düzeyde, üst düzey iletişim becerilerine sahipler.
Bu çok dikkatimi çekmişti ama aynı zamanda alaycı ve dalgacıdırlar.
Başları otoriteyle derde girdiği zaman bundan kolaylıkla sıyrılmayı bilirler.
Yani iş bilen insanlar bunlar, iş bilen çocuklar.
Özellikle erkek zorbalar kendi toplumsal beklentilerine uygun buldukları baskın ve güçlü erkeklerle kolayca uyum sağlıyorlar, çeteleşiyorlar yani.
Ve akranlarınca da kabul gören maço erkek imajı taşıyorlar.
Genelde bunu lisede görüyoruz, üniversitede.
Genelde arkadaşlar kaygı düzeyleri düşük bu çocukların.
Kendilerini böyle sert, başarılı ve becerikli görüyorlar.
Güce dayalı olan bir benlik algıları olduğunu görüyoruz.
Dışa dönük olduklarını görüyoruz.
Bakın içe dönük değil dışa dönükler.
Pek çoğunun özgüvenleri yüksek.
Bağımsız hareket ediyorlar.
Kendilerini iyi ifade ediyorlar.
Etkileme kapasiteleri yüksek.
Genellikle ara bozucu ve ayırıcı oluyorlar, umursamaz oluyorlar, dikkat çekmeyi seviyorlar, empatileri pek fazla yok.
Sıklıkla yalana başvuruyorlar, güç ve kontrol sahibi olmak istiyorlar ve evde ailelerinin sözünü de dinlemiyorlar.
Kurallara uymama gibi bir problemleri var ve kurbanın cezayı hak ettiğine inanıyorlar.
Hani hak etmiş de o yüzden yaptım gibi bir savunmaları var genelde.
Kendi çıkarları için diğer öğrencileri kullanabiliyorlar.
Kurban olarak ise genelde kendilerinden küçük olan ve pek arkadaşı olmayan diğer çocuklardan böyle bir tık farklı çocukları seçtiklerini görüyoruz.
Yeme bozuklukları olabilir, madde kullanımı, daha büyük çocuklarla arkadaşlık etmek, daha erken yaşta karşı cinsle randevulaşma, zorba arkadaşlarının olması, psikiyatrik sorunlarının
olması bunlar zorbalarda karakteristik özelliklerden arkadaşlar.
Peki kurbanlar nasıldır diye baktığımız zaman yani akran zorbalığına maruz kalan çocuklar, mağdur olanlar nasıl?
Şimdi arkadaşlar araştırmalar gösteriyor ki bu kurbanların en ayırt edici özelliği şu.
Bunlar diğer öğrencilere göre daha kaygılılar ve daha güvensizler.
Tamam mı? Bu çocuklar genellikle hassas çocuklar, içe dönük çocuklar, temkinliler ve sessiz çocuklar, sessiz sakin çocuklar.
Ve iletişim becerileri daha zayıf.
Buranın da altını çizmek istiyorum.
İletişim becerileri zayıf bakın.
Uyum yetenekleri zayıf ve diğer insanlarla olan ilişkilerinde boyun eğici bir tutumları var.
Hani hayır demeyi bilmeyen çocuklar genelde sınırları olmayan, hayır demeyi bilmeyen, öz saygıları düşük olan, zorbalığa maruz kaldıklarında diğer insanların yardımını istemede başarısız olabilen çocuklar.
Kendilerini çaresiz ve yetersiz hissedebiliyorlar fakat bunu dillendiremiyorlar.
Utangaçlar ve içlerine kapanık olabiliyorlar.
Zorba kurban özelliği taşıyan çocuklar var.
Yani ikisinin harmanlanmış hali.
Bunlar en tehlikeli grupmuş.
Çünkü bunlar hem zorbalığa maruz kalan hem de başkalarına zorbalık yapan çocuklar.
Bunlar tepkisel saldırganlar.
Kendilerinden güçlü gördüklerinde kurban oluyorlar.
Kendilerinden güçsüz birini gördüklerinde de zorbaya dönüşebiliyorlar.
Yani karşısındaki insana göre şekil alıyor.
Ebeveynleri tutarsız.
Çoğunlukla sorunlu ailelerden geliyorlar.
Akranları tarafından reddedildikleri zaman yoğun bir yalnızlık duygusu hissedip bunu yapabiliyorlar arkadaşlar.
Kolayca kışkırtılabiliyorlar ve başkalarını da kolayca kışkırtabiliyorlar.
Ve dediğim gibi en riskli grup bu.
Dünün mazlumu bugünün zalimi diyorum ben bu gruba.
Yani arkadaşlar dün onları zorbaladılar, onları üzdüler.
O da bugün başkalarına bunu yaparak gücünü göstermeye çalışıyor olabilir.
Yani aslında bir kendini savunma mekanizması olabilir burada.
Şimdi arkadaşlar şunu da söylemek istiyorum tekrar.
iyi yetiştirmiş olduğunuz çocuk, Bir podcast yapmıştım hatırlıyorsanız.
Nasıl iyi insan yetiştirilir diye.
Sizin iyi yetiştirdiğiniz çocuk bir başkasının kötü yetiştirmiş olduğu çocuğun kurbanı olabilir demiştim o bölümde.
Tekrar ediyorum yani siz elinizden geleni yapmışsınızdır.
Fakat bir de çevresi var.
Yani o çocuğun akranları var.
O akranlarından etkilenecek değil mi?
Etkilenmemesi mümkün değil.
Çevremizden etki almamamız söz konusu değil.
Hep diyorum bir tane kötü arkadaşa bakar arkadaşlar.
O kalenin yıkılması bir tane kötü arkadaşa bakar.
Çocuk dediğimiz şey sadece ailede yoğrulmaz.
Yani sizin vermiş olduğunuz değerler, sizin vermiş olduğunuz tutumlar, sınırlar bunlar çok güzel.
Evet bunlar onun çekirdeğini, özünü oluşturuyor.
Hamurunu oluşturuyor. Ama bir de okul var arkadaşlar.
Okul çağına geldiğinde çevresel etkiler devreye giriyor.
Tamam iyi yetiştirilmiş bir çocuk o sevgi pusulasını cebinde taşıyor.
Fakat... O pusula her zaman devreye giremeyebiliyor.
Sıkıntı da burada zaten. Çocuklar özellikle 7-12 yaş aralarında bir aidiyet arıyorlar değil mi?
Bir gruba dahil olmak istiyorlar.
Çünkü hiç kimse dışlanmak istemez.
Sevilmemek, kabul görmemek bunları hiç kimse istemez değil mi?
Ve çocuk ne istiyor 7-12 yaş aralığında özellikle?
Bir aidiyet istiyor değil mi?
Yani bir gruba dahil olmak.
Yani o dönem öyle ki iyi yetiştirilmiş bir çocuk da sırf kabul görebilmek için yanlış olan insanların yanına çekilebilir, yanlış davranışları taklit edebilir değil mi?
Kaçınız çok çok iyi ailelerde yetişip sırf böyle arkadaşlarınızdan kabul görebilmek için, bir gruba kendinize ait hissedebilmek için sigaraya başladınız değil mi?
Lisede döneminizi hatırlayın.
Ortaokulda düşebiliyor. Ortaokula kadar düşmüş sigara kullanımı.
Lisede sigara içen bir sürü insan oldu o şekilde.
O yüzden yok ben çocuğumu çok iyi yetiştirdim.
Vay efendim nasıl zor buldu diye üzülenler bu çevresel etkiyi lütfen göz ardı etmeyin.
Burada sadece siz esas değilsiniz.
Bir sürü faktör var. Çevresel faktörü göz ardı etmeyin.
Bazıları çünkü kendini kahrediyor.
Ben böyle yetiştirdim nasıl öyle oldu bilmem ne.
Bunu göz ardı etmeyin diye buranın altını çiziyorum.
Önemli olan o çocuğun çekirdeği.
özü. Tamam mı? O kaleyi sağlam inşa edersek düzelebilir diye düşünüyorum ben.
Bir de şu var arkadaşlar zorbalıkta.
Süreklilik. Bakın sürekliliğin altını çiziyorum.
Yani sürekli tekrar eden bir davranış örüntüsü var mı?
Çünkü zaman zaman çocuklar arasında biliyorsunuz karşılıklı böyle ufak tefek çatışmalar olabiliyor.
Önemli olan bu devam ediyor mu?
Sürekli çocuğunuz zorbalanıyor mu?
Ya da zorbalıyor mu? O çocuğu uyardıktan sonra devamı geliyor mu arkadaşlar?
Bu önemli. Yoksa çocuğunuz hatasını anlayıp ya ben arkadaşıma kötülük ettim deyip vicdanı devreye giriyor mu?
Bunlar önemli. Türkiye'de yapılan araştırmalar zorba olma oranının %5 ila %10, zorbalığa maruz kalma oranının %10 ila %20 ve zorba kurban olma oranının
%6 ila %20 oranında değiştiğini ortaya koyuyor arkadaşlar.
Erkekler, erkek çocukları kızlara oranla daha fazla akran zorbalığına uğruyormuş.
Ve Türkiye'deki çocukların %29'u yaşamlarından memnun değil arkadaşlar.
Türkiye'deki 15 yaş altı çocukların değerlendirme sonrası raporu var.
Çıkan bir rapor bu.
15 yaş altı çocuklardan %19'u ayda birkaç kez zorbalığa maruz kaldığını belirtmiş.
Ve veriler şunu gösteriyor bize.
Sadece %61'i kendine okula ait hissediyor.
Gerisi hissetmiyor. Ve ülkemizde şunu görüyoruz.
Yaş ilerledikçe zorbalığa maruz kalmada ciddi bir düşüş görüyoruz arkadaşlar.
Yani bu demek oluyor ki ilkokul çocukları daha da risk altındalar, küçükler.
Çünkü onlar henüz kendini savunmayı bilmiyor.
Dilek Şirvan'la Özen ülkemizde akran zorbalığı ve ebeveyn tutumları arasındaki ilişkiyi incelemiş arkadaşlar ve sonuçlara baktığında şunu görmüş.
Zorbalığa maruz kalan çocukların aileleri sıklıkla güvensiz bağlanmış, aşırı korumacı ve Müdahaleci ebeveynler.
Bakın zorbalığa maruz kalan çocukların ailelerini söyledim size.
Bu ailelerin aşırı korumacı, aşırı müdahaleci ve güvensiz bağlanma olduğunu söyledim aralarında.
Neden aşırı korumacı, müdahaleci ebeveynler böyle bu tarz çocuklar yaratıyor?
Yani zorbalığa maruz kalan çocuklar yaratıyor.
Çünkü arkadaşlar o çocuk hakkını savunmayı bilmiyor.
Bir şey olduğunda hemen annesi panter gibi atlıyor babası.
Çocuk bunu öğrenmiyor ki.
Çocuğun böyle bir mekanizması gelişmiyor.
Anlatabildim mi? İsviçre'de zorbalığın uzun dönem etkilerini inceliyorlar arkadaşlar ve sonuç gerçekten çok çarpıcı.
Zorbalığa uğrayan çocuklar ancak 23 yıl sonra kendilerine gelebilmiş.
Bakın 23 yıl geçmiş aradan ve buradaki kilit noktayı söylüyorum size.
Güvenli bağlanma. Güvenli bağlanma örüntüsüne sahip olan çocukların zorbalık yapma oranlarının çok daha düşük olduğu gözlemlenmiş.
O yüzden ne yapın edin bu güvenli bağlanmayı.
Araştırın, uygulamaya çalışın.
Şimdi size uzman gelişim psikoloğu Ayşe Başak Erkin Akran Zorbalığı kitabından birkaç örnek vermek istiyorum.
Bakın çocuklar neler yaşamış.
12 yaşında bir erkek çocuğu 6.
sınıfa gidiyor ve diyor ki akşam bilgisayarımı açtım e-mailimde bir mail gördüm.
Mail şöyleydi. Sen çok iyi noktasın anladınız eşcinsellik bağımında homofobik bir söylem.
Git kızlarla takıl.
Kızlar tuvaletini kullan.
Bizim grubumuzun yanından asla geçme.
Yoksa sana gününü gösteririz.
Böyle bir mail alıyor. İsimsiz bir mail.
Ve ertesi gün arkadaşlar bu çocuğun beden eğitimi dersinde gizlice çekilmiş soyunma odasında bakın gizlice çekilmiş çıplak bir fotoğrafını.
Bütün sınıfa gönderiyorlar.
Yine mail isimsiz.
Kimin gönderdiği belli değil. Ve bir sürü hakaret dolu mesaj.
İnanabiliyor musunuz? Çocuğun yaşadığı şeye bakın.
Hatta aklıma şu an bir dizi geldi arkadaşlar.
Son dönem yayınlananlardan.
Malum platformda.
Yer yerinden oynadı.
Eminim izlemişsinizdir. Hatta Instagram'da paylaşmıştım.
Adolescence dizisi.
Eğer izlemediyseniz mutlaka izleyin derim.
Gerçekten çok sarsıcı.
Akran zorbalığı nedir?
Nelere sebep olabilir? Bence en uç örneklerinden biriydi diye düşünüyorum bu dizi.
Gelelim bir başka öğrenciye.
14 yaşında 8.
sınıfa giden bir kız öğrenci arkadaşlar.
Sınıfta 5 kişilik bir popüler kız grubu var.
Bu kız akşam evde oturuyor.
Babaannemle diyor dizi izliyordum evdeydim diyor.
Bir anda diyor telefonum çaldı işte gece 11'e doğru.
Açtım diyor. O kızlardan biri böyle bağırıyor.
Ara bağıra diyor ki işte biz hepimiz burada doğum günümü kutluyoruz.
Çok da eğleniyoruz değil mi kızlar?
Ama diyor partiye seni çağırmadık.
Böyle alay edip kızın yüzüne kapatıyorlar.
8 yaşında 2'ye giden bir kız çocuğu diyor ki saçım kısa, gözlük takıyorum.
Bu yüzden benimle 2 tane kız var sınıfta onlar benimle alay ediyorlar.
Erkek Fatma diyorlarmış, dört göz diyorlarmış.
İşte sen git bir alt sınıfta oku aptalsın diyorlarmış.
Çok üzülüyorum diyor. Ben onlara ne yaptım ki diyor.
Hatta sınıftakilere benimle oynamamalarını bile söylüyorlar.
Ben hep yalnız kalıyorum diyor.
Kimse benimle oynamıyor. Zaten saçımı da artık uzatıyorum diyor.
Kıyamam ya daha 8 yaşında bakar mısınız?
Ya nasıl üzücü bir şey.
9 yaşında 4. sınıf öğrencisi.
Serviste diyor benden büyük bir çocuk var.
Sürekli benim kafama vuruyor.
Kantin paramı alıyor elimden.
O gün çok acıkıyorum. Hiçbir şey yiyemiyorum param olmadığı için.
Uykum geliyor diyor açlıktan derslerde diyor.
Babama söylesem diyor.
Diyecek ki işte sen kendini koruyamıyor musun?
Kaç yaşına geldin? Kaç yaşı dediğinde 9 yaşında.
Bu yaşta diyor ben mi okula geleceğim?
Kendi işine kendini hallet der.
Bakın bu son cümlesi gerçekten çok vurucu.
Buraya döneceğiz az sonra. Ebeveyn tutumlarını inceleyeceğiz.
13 yaşında bir kız çocuğu var.
Onun aktardığı bir olay var.
Diyor ki arkadaşlarımın olduğu fotoğraf karesine girmek istedim.
Hani kızlar fotoğraf çekiniyorlarmış.
Ben de... Girebilir miyim?
Fotoğrafa dahil olmak istiyorum demiş.
Birisi demiş ki içlerinden biri bu şişkonun olduğu fotoğrafa hiç kimse like atmaz.
Ben bununla aynı fotoğraf karesine olmak istemiyorum demiş.
İnanabiliyor musunuz? Seninle demiş sonra fotoğraf çekiliriz.
O da belki bin yıl sonra hani sen zayıflarsan demiş.
Ve kız koşarak tuvalete gidiyor.
Ağlıyor, ağlıyor, ağlıyor.
Gerçekten çok can yakıcı, çok travmatik bakın bu yaşananlar.
Bunları paylaşmak istedim.
Bunun çok çok fazla çeşidi var.
Bunlar belki de... En basiti benim anlattıklarımdan.
Şimdi arkadaşlar çocuğunuz akran zorbalığına maruz kalıyorsa bunu nasıl anlayabilirsiniz?
Biraz bundan bahsetmek istiyorum.
Şöyle şimdi çocuğunuz okula gitmek istemiyorsa ki bu normal bir isteksizlikten çok daha farklıdır.
Bunu anlarsınız. Okul servisine binmemek için yollar arıyoruz.
İşte anneciğim beni sen bıraksan bugün babacığım.
Hani normalde böyle bir şey demiyordur ama serviste belki bir problem yaşıyor.
Bunu da size çaktırmadan anlatmaya çalışıyor.
Bir yol arıyor. Normalde kendi okula giden çocuk diyorsa ki işte anne baba beni siz okula bıraksanız yani işte içeri kadar girseniz bakın bunlara dikkat edin.
Eşyaları sık sık kayboluyorsa ya da zarar görüyorsa okuldaki arkadaşlarından asla bahsetmiyorsa bakın orada bir sıkıntı olabilir hiç bahsetmiyorsa okul dışı zamanlarda okuldaki arkadaşlarıyla
görüşmek istemiyorsa atıyorum birinin doğum günü var ve asla gitmek istemiyor çok tepkisel davranışları var diyelim dikkat edin.
Kendisiyle ilgili olumsuz ifadelerinde bir takım artışlar gözlemliyorsanız, işte ben zaten kiloluyum ya da işte ben zaten çok zayıfım beni kimse sevmez ki böyle böyle şeyler dikkat edin.
Tam olarak açıklayamadığı yara izleri varsa vücudunda.
Normal düzeninde değişiklikler fark ettiyseniz, yemekte, oyunda, uykuda böyle bir değişiklikler fark ediyorsanız.
Normalden fazla duygu dalgalanmaları yaşıyorsa, bir anda öfke patlamaları, ağlama krizleri durup dururken bunları yaşıyorsanız.
Bunlar arkadaşlar çocuğunuzun duygusal sıkıntıda olduğuna dair ipuçları tamam mı?
Zorbalığa uğrama ihtimalini de göz ardı etmeyin.
Bunlar söz konusuysa.
Peki. Merve, ya benim çocuğum zorbalık yapıyorsa ben bunu nasıl anlarım diyorsanız şöyle arkadaşlar.
Çocuğunuzun agresif bir tutumu var mı?
Çocuğunuz diğer çocuklara sert davranıyor mu?
Bununla ilgili şikayetler alıyor musunuz?
Çocuklarla alay ediyor mu ya da alaycı bir çocuk mu?
Çocuğunuz insanları, kişileri manipüle ediyor mu?
Baskı kuruyor mu? Öfkeli bir duygu durumu var mı?
Çocuğunuz statüye çok mu önem veriyor?
Popülerliğe mesela aşırı önem veriyor mu?
Bilgisayarda, tablette neler izliyor?
Çok fazla zaman geçiriyor mu?
Size gününün nasıl geçtiğini anlatırken dikkat edin.
Arkadaşları hakkında bir takım lakaplar, aşağılayıcı ifadeler kullanıyor mu?
Burası çok önemli. Okuldan bir uyarı aldınız mı?
Öğretmeni bununla ilgili sizi aradı mı?
Eğer böyle bir şey varsa zorbalık ihtimalini değerlendirin derim.
Yine bu konuyla alakalı pedagog Oya Akbaş şöyle diyor arkadaşlar.
Onun da bir kitabı var akran zorbalığı ile ilgili.
Bu arada arkadaşlar lütfen bu tarz kitapları da okuyun.
Bu podcast ile yetinmeyin.
Gerçekten ciddi bir konu.
Diyor ki arkadaşlar zorbalık yapan aslında kendi korktuğu için etrafa korku salmak isteyendir.
Bakın kendi korktuğu için diyor.
Kendi korkularıyla yüzleşemediği için ama korkularına da zayıflık zannettiği için bunu farkında olmadan yapıyor diyor.
Ve diyor ki sorunlu ad edebileceğim iki aile biçimi var.
Birincisi. çocuğuna duyduğu zaaflarla hareket eden aile tipi.
İkincisi ise çocuğunu önemsiyormuş gibi görünüp aslında hiç önemsemeyen aileler.
Bakın zaafı olan aileler ne yapıyorlar?
Aman çocuğum üzülmesin, aman ağlamasın diye o çocuğun her istediğini yapıyorlar değil mi?
Bakın bunlar zaafı olanlar.
Çocuğu hayatın merkezine oturtmuş çocuk erkil aile diyoruz bunlara artık.
Çocuğu hayatın gerçekleriyle asla yüzleşmesin diye böyle önüne set çekenler işte.
Yavrum o oyuncağı alabilecek maddi durumum yok.
Bunu demek yerine o çocuk ağladığı anda kredi çekecek pozisyona gelirler öyle söyleyeyim.
Peki o çocuk okula başlayınca ne olacak arkadaşlar?
İstediği olmayınca öğretmenine, arkadaşlarına nasıl davranacak?
Her istediği yapılan bir çocuk düşünün ne yapacak?
Hatta arkadaşlar geçenlerde mobbingle ilgili bir bölüm yaptım.
Mobbing yapan kişilerin bu...
Akran zorbaları var ya bunu yapan kişiler olduğunu biliyor musunuz?
Yani bunun devamı iş hayatını sirayet ediyor.
Şimdi iyi bir şey yaptığımızı zannediyoruz ya çocuklara her şeyi yaparak işte her istediklerini okey vererek zarar veriyoruz o çocuğun her istediğini yaparak.
Çünkü hayatta her istediği olmayacak değil mi?
Ona biri hayır diyecek, ona biri sınırlarını hatırlatacak vesaire vesaire ve bu çocuğun dünyası başına yıkılacak.
O yüzden lütfen helikopter evi beyni yapmayı, her istediğini yapmayı bırakın.
Helikopter ebeveyn nedir daha önce duymayanlar için?
Çocuğun hayatı üzerinde böyle aşırı aşırı kontrol sahibi olmaya çalışan, sürekli onun etrafında dolaşan, işte en küçük detaylarına müdahale eden anne ve babalar arkadaşlar.
Helikopter. Yani helikopter gibi çocuğun üzerinde sürekli uçuyorlar.
Oradan geliyor ismi. Çocuğun derslerine, ödevine, öğretmenlerine her şeye karışıyorlar.
Her şeyin içindeler. Arkadaş seçimine, oyunlarına hatta hobilerine kadar yön veriyorlar.
Yani... Buradaki sıkıntı ne Merve?
Çocuğun hata yapmasına engel oluyorsunuz.
O çocuğun hata yapmasına izin vermiyorsunuz.
Deneyimleyerek öğrenmesine alan bırakmıyorsunuz.
Evet bu kısa vadede çocuğunuzu koruyacak bir şey fakat uzun vadede asla.
Bağımsızlık duygusunu zedeliyorsunuz, özgüvenini düşürüyorsunuz ve akran zorbalığına maruz kalmasına da sebep olabiliyorsunuz.
Çünkü sürekli o çocuk dışarıdan yönlendirmeyi bekleyen bir birey oluyor arkadaşlar.
Hayır demeyi bilmiyor, sınır koymayı bilmiyor.
Başına bir şey geldiğinde hep annesi babası olmuş ona destek vermiş.
Bu çocuk sorun çözmeyi bilmiyor ki, problem çözmeyi bilmiyor.
Çünkü siz aman vermiyorsunuz.
Bir bırakın ya, bırakın ağlasın.
Bu kadar müdahaleci olmayın.
Yani tabii ki çocuklarınızı koruyun kollayın ama bunun da bir sınırı var.
Onu söylemeye çalışıyorum. Helikopter ebeveyn olmak hiç iyi bir şey değil.
Şimdi arkadaşlar bu akran zorbalığı üzerine bir sürü kitap okudum.
Yine işte 3 uzman var.
Kitap yazmışlar. Susan Birch, Sandra Danesmuir ve Jessica Dewey.
Bu konuda neler yapabileceğimize dair bize bir rehberlik sunuyorlar.
Bu hem ebeveynler için hem de eğitimciler için böyle profesyonel bir rehber.
Öncelikle arkadaşlar çocuğunuzun gerçekten bir akran zorbalığı O balığına maruz kalıp kalmadığını anlayın.
Ne demek istiyorum? Çünkü size anlattıkları şey işte atıyorum.
Anne beni okul bahçesinde oynarken ittiler.
Düştüm diyor. Ama bu belki gündelik koşuşturmacalarının bir parçası.
Onu akran zorbalığı olarak addedemeyiz.
Oyun oynarken çocuklar biliyorsunuz kendilerini kaybediyorlar bazen.
Ve bu bile isteği hani şunu ittireyim de düşsün gibi bir şeyle yapılmamış.
Niyette yapılmamış. O yüzden çocuğunuzu lütfen can kulağıyla dinleyin.
Ve zorbalıkla ilgili bir şikayet varsa sakın sakın sakın bunu göz ardı etmeyin.
Harekete geçin. Çünkü arkadaşlar.
Bir şey yapmamanız şu anlama geliyor.
Çocuğum sana zorbalık edebilirler.
E bu okey. Kabul edilebilir bir şey.
Alttan al yavrum her şey okey de.
Bu da değil. Sonra size dertlerini anlatmaktan vazgeçiyorlar.
Az önce söylediğim çocuk var ya babama söylesem ne olacak ki diyen.
Onun gibi. Britanya'daki eğitim politikasına baktığımız zaman bir şeyin zorbalık olup olmadığını 3 şeye göre belirlemişler.
Birincisi kasıt arkadaşlar.
Çocuğunuza kasıtlı olarak mı zorbalık yapılmış yoksa yanlışlıkla mı zorbalık yapılmış?
Mesela çok küçük bir çocuk arkadaşının oyuncağını alıp kaçabilir tamam mı?
Neden bunu yapıyor? Çünkü henüz dil becerisi gelişmemiş.
Bu onun dilinde benimle oynar mısın demek.
Hani oyuncağını aldım kaçtım hadi oynayalım.
Yani burada kötü bir niyet olmayabilir çünkü çocuk çok küçük.
Ama bunu büyük bir çocuk yapıyorsa evet zorbalık olabilir.
Birincisi kasıt dedik arkadaşlar.
Çocuğunuza kasıtlı olarak mı zorbalık yapılmış yoksa yanlışlıkla mı?
Tamam mı bu önemli. İkincisi güç dengesizliği.
Çocuklardan biri bir şekilde diğerinden daha güçlü mü?
Daha kuvvetli mi? Ya da işte popüler mi?
Tamam mı? Bir fark var mı? Üçüncüsü de tekrar bunu sürekli söylüyorum.
Süreklilik var mı? Yani bir seferlik bir şey mi?
Yoksa sürekli devam eden bir zorbalık mı söz konusu?
Biri çocuğunuzu sürekli böyle itip kakıyorsa, kantin parasını devamlı elinden alıyorsa ve bu örnekleri çoğaltabiliriz.
Alay ediyorsa, aşağılıyorsa bunu sürekli yapıyorsa evet bu bir akran zorbalığı.
Peki Merve bu bir zorbalıksa ne yapmamız gerekiyor?
Çocuklar zorbalığı bir öğretmenlerine açıklamaktansa ebeveynlerine ve arkadaşlarına açmaya daha meyilli oluyorlarmış.
Başlarda dediğim gibi gözünüz lütfen çocuğunuzun üzerinde olsun.
Çocuğunuzda değişiklikler var mı son dönemde?
Mesela işte dedik ki okula gitmek istememi, bu işte vücudunda bir darp izi, kaybolan eşyalar, zarar görmüş eşyalar, davranışlarında bir takım değişiklikler bunlar var mı?
Dikkat edin. Mesela çok çok küçük çocuklarda yatak ıslatma olabilir, uyku terörü olabilir, işte kreşte bir şeyler yaşamış olabilir.
Daha büyüklerde daha farklı arkadaşlar.
Öğretmenleriyle mutlaka konuşun bu değişimleri fark ederseniz.
Hem zorbalık eden hem de kurban çocukları için öneriler vereceğim size şimdi.
Çocuklarınıza rol model olun lütfen.
Çünkü çocuklar söylenenden çok gördüklerini öğrenir.
Yani evde aşağılama, şiddet, hakaret varsa özellikle de çocuğunuza şiddet uyguluyorsanız çocuk bunu normalleştirir.
Gider arkadaşını aynı şekilde zorbalar.
Çocuğunuza empati kurmayı öğretin.
Günlük sohbetlerinizde sence arkadaşın ne hissetmiş olabilir?
İnsanların ne hissetmiş olabileceği üzerine konuşmalar yapın.
Yardımsever davranışları varsa lütfen bunları övün.
Daha görünür kılın.
Çocuğunuza kendi duygularını tanımlamayı öğretin arkadaşlar.
Kızdığında ne hissediyor? Üzüldüğünde bedeni nasıl tepki veriyor?
Bunların üzerine konuşun.
Ki bunun üzerine çok güzel çocuk kitapları var.
Bir bakın derim. Ülkece IQ ile kafayı bozduğumuz için bence EQ yani duygusal zekayı göz ardı ediyoruz.
Halbuki bir çocuğun öfkesini, duygularını zorbalıkla değil kelimelerle güzelce ifade edebilmesinin yolu.
Nereden geçiyor? Duygusal zekadan geçiyor.
Yani IQ ile lütfen kafayı bozmayın arkadaşlar.
Biraz da böyle EQ'ya çalışalım.
Çocuğa zorbalık için asla işte ay şakadır, çocuktur, yapar bilmem ne diye geçiştirmeyin.
Evde kurallar koyun arkadaşlar.
Bu evde alay etmek yok.
Başkasını kırmak yok.
Bu kabul edilemez bir şey çocuğun değil mesela.
Çocuğunuza sık sık gününün nasıl geçtiğini sorun arkadaşlar.
Ve dinlerken lütfen anlattıklarını küçümsemeyin.
Yok işte abartıyorsun bilmem ne falan demeyin.
Çünkü arkadaşlar çocuk ancak güven duyarsa kalbinin kapılarını size açar.
Yani onu böyle sakin sakin dinleyin.
Fazla tepki vermeyin tamam mı?
Bazı anneler köpürüyor babalar çocuk bir şey anlatıyor.
Çocuk korkuyor hani anlatmasa mıydım acaba diye.
Hemen çocuğunuzu suçlamayın dinlerken.
Kim bilir sen ne yaptın da başına bunlar geldi falan.
Bunları demeyin arkadaşlar. Sabırlı bir şekilde dinleyin.
Ne hissettiğini anlamaya çalışın.
Ne düşündüğünü anlamaya çalışın.
Çocuğunuzun iletişim becerilerini geliştirmeye çalışın arkadaşlar.
Bu çok önemli. İletişim becerileri nasıl gelişir?
Sizin onunla sohbetinize bağlı, ona okuduğunuz kitaplar, onun okuyacağı kitaplar.
Bunlar iletişim becerilerini geliştirir.
Zorbalığa uğrayan çocuğunuza takınacağınız tavır.
Bakın her neyse çocuğunuz zorbalığa uğradı.
Ona takını... Bakın burayı tekrar etmek istiyorum.
Çok önemli. Zorbalığa uğrayan çocuğunuza takınacağınız tavır her neyse bunun hayatı boyunca haksızlık karşısında takınacağı tutum olabileceğini unutmayın.
Tamam mı? Burası çok önemli.
Zorbalığa uğradığı zaman olayın bütün yönetimini üstünüze almayın.
Yani her şeyi halletmeye çalışmayın.
Yoksa o çocuğun kendini savunmasını engellersiniz arkadaşlar.
Size olmadan bir adım atamaz.
Yani işte anne baba bana bunu yaptılar.
Sürekli gelip size bunu söylüyorsa yani sizden bir çözüm bekliyorsa, kendi bir çözüm bulamıyorsa bu iyi bir noktaya gitmiyor.
O yüzden lütfen kendi hakkını adaletlice, güzelce çocuklarınıza nasıl arayabileceğini öğretmeye çalışın.
Hemen öğretmeninden destek alabileceğini öğretin.
Bilsin bunu. Hayır demeyi, sınır koyabilmeyi öğretin arkadaşlar.
Ve sakın ola ki şunu demeyin.
Yavrum, çocuğum sana vurana sen de vur demeyin.
Zaten bu çok yanlış bir şey. Söylememe bile gerek yok.
Çocuğunuzu çok izole büyütmeyin arkadaşlar.
Akranlarıyla sosyalleşsin.
Küçük yaşlardan itibaren oyun gruplarına katılın.
Arkadaşlarınızın çocuklarıyla bir araya getirin.
Yani o çocuk küçük yaşlarından itibaren akranlarıyla tanışsın, sosyalleşsin.
Bu arada YouTube'da Akran Zorbalı üzerine uzman isimlerin çok güzel tavsiyeleri var.
Lütfen onları da dinleyin.
Bu podcast ile yetinmeyin.
Size kitap önerileri de vereceğim çocuk kitapları.
Çocuklarınıza okuyun ve okutun diye.
Ve çocuğunuzun arkadaşlar zamanının %75'i okulda geçiyor.
Ve Akran Zorbalı yaşayan bir çocuğun bu olayın sonrasında özgüveni sarsılabilir.
Düşük bir benlik saygısına neden olabilir bu yaşadığı şey.
Depresyon, travma sonra stres bozukluğu, anksiyete bozuklukları bunları yaşayabilir.
Ekran zorbalığı deyip geçmeyin bütün hayatını etkiler.
O yüzden hem zorbalık edenin hem de mağduru olan çocukların uzmanlardan terapi alması gerekebilir arkadaşlar.
Bu durumun geleceklerini etkilememesi için lütfen bu konuyu dikkate alın.
Okul başladığı gün öğretmenlerimizin bu konuda bilgi vermesi gerektiğini düşünüyorum.
Çocuklara ilk günden itibaren hatta ilk derste bunu yapmaları gerekiyor bana göre.
Çünkü bir çocuğu bundan vazgeçebilirsek gerçekten bir çocuğu bile vazgeçirsek çok kıymetli.
Deniz Yıldızı hikayesi gibi o hikayeyi hatırlayalım.
Bir bilge, bir sabah gün aydınlanmadan yeni başlayacağı kitabının hazırlıkları için sahildeki bir kulübeye gider.
Kulübeye vardığında karanlıkları arasında bir karaltının eğilip doğrulduğunu görür ve merakla karaltının yanına yaklaşır.
Ve genç bir adamın kumsalda sürekli yerden bir şeyler alıp denize attığını fark eder.
Tabii merakla sorar, ne yapıyorsunuz der.
Genç adam yaptığı şeye devam ederek cevap verir.
Hayatlarını kurtarıyorum der.
Güneş doğana kadar vaktim var.
Güneş doğduğunda hepsi ölmüş olacak der.
Bilge sorar. Neyin hayatını kurtarıyorsun?
Genç adam deniz yıldızlarının der.
Bilge o an kumların üzerine eğilir ve milyonlarca deniz yıldızı görür.
Ve der ki iyi ama burada milyonlarca deniz yıldızı var.
Hepsini denize atmanıza imkan yok ki.
Hem atsanız ne değişecek gider.
Genç adam elindeki deniz yıldızını gösterir ve der ki ama bak onun için çok şey değişti.
İşte bu çocukların hepsi ama hepsi birer deniz yıldızı arkadaşlar unutmayalım.
Ve bu aralar Instagram'da çok karşıma çıkan bir post görüyorum.
Kim yazdı bilmiyorum ama çok hoşuma gitti.
Çok da paylaşan var. Onunla kapanışımı yapmak istedim.
Diyor ki okullar Eylül ayında açılıyor ve sizden bir iyilik yapmanızı istiyorum.
Çocuğunuza 5 dakika.
Boyu, kilosu, dış görünüşü, ev hayatı veya zevk aldığı şeylerin bir insanla dalga geçmek için asla bir neden olmadığını anlatın.
Her gün aynı ayakkabıları giymenin yanlış bir şey olmadığını açıklayın.
Kullanılmış bir sırt çantasının yeni bir sırt çantasıyla aynı hayalleri taşıdığını açıklayın.
Farklı olduğu için hiç kimseyi dışlamamayı öğretin.
alay etmenin çok acı verdiğini ve okulun rekabet etmek olumsuzluk yaymak için değil öğrenmek için bir yer olduğunu açıklayın.
Bazı çocukların sevgi dolu aileleri olmadığını Bu yüzden nazik olmanın önemli olduğunu hatırlatın.
Her şey evde başlıyor.
Ve genç arkadaşlarım unutmayın insanlar ne söylediğinizi, ne yaptığınızı unutabilirler ama onlara nasıl hissettirdiğinizi asla unutmazlar.
O yüzden birbirinizde onulmaz yaralar açmamanızı diliyorum.
Sizi seviyorum, kocaman sarılıyorum buradan.
Evital Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sundu.
OSB25 kodunu kullanarak psikoloji ve beslenme danışmanlıklarında Evital'de %20 indirimden faydalanabilirsiniz.
Detaylar açıklamadaki linkte sizleri bekliyor.
Instagram'a da bekleriz arkadaşlar.
Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
