
Rale Kozmetik hakkında detaylı bilgi almak için: Tıklayın
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi Twitter: @OrtamlardaB * Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com *Bu bölüm "Rale Kozmetik" hakkında reklam içerir*
Transkript
Rale Kozmetik, Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sunar.
Herkese merhaba, hoş geldiniz.
Ben Merve. Bugün size Schopenhauer'un bayıldığı ve her dönemde başvurmamız gerektiğini söylediği eşsiz bir eserden bahsedeceğim.
Hatta Nietzsche çiçeğim de bayılır kendisine.
Baltasar Gresia'nın akıllı yaşama sanatı arkadaşlar.
Aslında felsefi aforizmalar ama aforizma türü içerisinde çok özel bir yeri var.
Çünkü neredeyse ilk yetkin örnekleri diyebiliriz.
Yani çağlar öncesinin ilk kişisel gelişimi diyebilirim hatta.
Önce biraz Baltasar Grecia'ndan bahsetmek istiyorum.
8 Şubat 1601 yılında Aragon krallığında doğmuştur yani İspanya.
Babası soylu bir doktor ve o dönemlerde böyle soylu bir babadan doğduysanız önünüzde iki seçenek oluyor.
Ya orduya girmeniz gerekiyor ya da kiliseye.
Annesiyle babası o daha çok küçük yaşlardayken vefat ediyor ve zanaatkar olan amcası tarafından büyütülmüştür Baltasar.
Bir Cizvit okulunda teoloji okuyor ve rahip oluyor.
Cizvit okulunun daha sonra rektörü olmuştur ve uzun seneler öğretmenlik yapmıştır.
Eserlerini böyle büyük ölçüde insanlara dünya hayatının etiği konusunda eğitim verme çabalarıyla yazmıştır.
Ve verdiği ateşli vaazlarla, konuşmalarla döneminde oldukça ünlenmiştir.
İnsanlar onu dinlerken adeta böyle kendinden geçiyorlarmış.
Çok etkileyici bir hatipmiş.
Dediğim gibi bugün onun akıllı yaşama sanatını konuşacağız.
Ve ta 17.
yüzyılın başında söylediği şeylerin şu an 21.
yüzyılda bile geçerli olduğunu gördüğünüz zaman bence çok şaşıracaksınız.
Hadi başlayalım. Bakalım nasıl akıllı yaşarmışız Baltazar'a göre?
Bize ne gibi öğütler vermiş?
Diyor ki bilgi ve cesaret yücelik unsurlarıdır.
Ölümsüz oldukları için ölümsüzlük bahşederler.
Herkes bildikleriyle sınırlıdır.
Bilgeler ise her şeyi yapabilir.
Bilgisiz insan ışıksız bir dünya gibidir diyor.
Bu sözlerini okuyunca aklıma ilk kim geldi dersiniz?
Tabii ki Sokrates geldi.
Kanalımda podcast'ı da var.
Yani adam kendi cehaletini görecek kadar bilgeydi değil mi?
Ama cesareti aslında onun hayatına da mal oldu bir yerde.
Son ana kadar da asla geri adım atmamıştır.
Yine kanalımda biyografisi olan Galileo arkadaşlar.
Bilgi artı cesaret demişken onu da anmadan geçmeyelim.
Harika bir bilim insanıydı, kilisenin tüm baskısına rağmen dünyanın güneş etrafına döndüğünü söyledi, Engizisyon mahkemelerinde yargılandı, ağır bedeller ödedi ya da Marie Curie radyoloji
alanında yapmış olduğu çalışmalarla Nobel ödülüne layık görüldü ve erkek egemen bir dünyada tüm cesaretiyle bilim için savaştı.
Ve tabii Atatürk arkadaşlar kesinlikle bilgi ve cesaretin birleşimiydi değil mi?
Ve bu onu gerçekten ölümsüz kıldı.
Baltazar'da biraz böyle manipülasyon taktikleri de var.
Hatta karanlık manipülasyon da diyebilirim.
Bağımlılık hissi oluşturun diyor karşı tarafta.
Çünkü bilgi adam kendisine teşekkür edilmesinden ziyade kendisine ihtiyaç duyulmasını tercih eder diyor.
Başka insanları umudun eşiğinde tutmak oldukça diplomatçadır ama size minnet duyacaklarına güvenmek acemicedir.
Çünkü umudun iyi minnetinse kötü bir hafızası vardır der Baltazar.
Bağımlılık yaratan nezaket görenden daha kazançlıdır der.
Çünkü susuzluğunu gideren o kuyuya arkasını döner.
Sıkılan portakal altın servis tabağından bir anda çöp kutusuna düşer.
Bağımlılık ortadan kalkınca saygının yanı sıra kibar tavırlarda bir anda kaybolur.
Yani insanların umudunu daima canlı tutmanız gerektiğini söylüyor.
Ama onlara direkt böyle bekledikleri şeyi asla vermeyin diyor.
Tahta oturan haminiz bile size ihtiyaç duymaya devam etmelidir diyor.
Bence bu yakın insan ilişkilerinde belki kısmen geçerli olabilir ama siyasi aranada çok başvurulan bir taktik olduğunu düşünüyorum.
Napolyon mesela bu bağımlılığı halkı ve ordusu üzerinde yaratanlardan biriydi ki ona etkileyen bir kitap vardı.
Daha önce konuşmuştuk çok ünlü bir düşünür vardı.
Kimdi? Niccolo Machiavelli ve Prens kitabı değil mi?
Şeytana pabucunu ters giydiren adam.
Onun da bölümünü yaptım.
Karanlık manipülasyon deyince sen Machiavelli.
Şimdi arkadaşlar Baltazar diyor ya susuzluğunu gideren işte o kuyuya arkasını döner diyor.
Bence bu konuda haklı.
Yani yine tarihten bir örnek verecek olursam Anne Boleyn mesela arkadaşlar 8.
Henry susuzluğunu giderdi ve o kuyuya çok kötü bir şekilde arkasını döndü.
Hatta arkasını dönmekle kalmadı onu direkt okudu.
Kuyunun içine attı. Ya da Sezar'la Brütüs olayı arkadaşlar.
Brütüs'ün Sezar'la menfaati bitti ve adamı daha sonra sırtından vurdu.
Hani sen de mi Brütüs diyoruz ya insanlara bazen.
Onlar bizim de menfaati biten insanlar.
Yani susuzluğunu gidermiş ve o kuyuya arkasında dönmüş olan insanlar.
Gelelim bir başka aforizmaya.
Mükemmel doğmayız der Baltazar.
Üstünlüklerimizin, becerilerimizin tamamını elde edip varlığımızın bütünlüğüne erişene kadar kişiliğimiz ve mesleğimiz açısından her gün her gün daha da gelişiriz.
Peki bu durum yani mükemmelliğe olan yakınlık seviyemiz nasıl belli olur?
Zevklerimizin saflığı, zihnimizin berraklığı, muhakememizin olgunluğu ve irademizin sağlamlığından anlaşılır diyor Baltazar.
Bunlar varlığında bütünlüğü yakalayan insanların özellikleridir ona göre.
Mesela saf zevkten kasıt muhtemelen ilgi duyduğumuz şeylerin içtenliği, doğallığı, özümüzden gelen, yapay olmayan zevkler.
Mesela doğaya bakıp bundan keyif alabilmek, güneşin doğuşu batışı değil mi?
Bunlar bize alıştığımız için çok doğal gelmeye başladı.
Ama aslında olağanüstü olan görsel bir şölen var değil mi orada?
Bir çiçeğin kokusu, bir kuşun ötüşü ya da müzikten alınan keyif yani o içsel tatmin.
Bir kitap okurken, bir kahve içerken aldığımız haz, sanattan alınan haz ya da işte bir çocukla geçirilen zaman.
Mesela onun o saflığını, o temizliğini görünce.
keyif alabiliyorsunuz.
Hatta bir çocuğun gözleriyle dünyaya bakmak bence bu da çok saf bir zevk.
Geçen bir çocuk gördüm bir videoda 2-3 yaşlarında böyle yağmur yağıyor.
Annesiyle babası kaçmaya çalışıyor.
Çocuğu da içeri çekmeye çalışıyorlar.
Ama çocuk o kadar mutlu ki böyle ağzını açmış yukarı bakıyor.
Yani ilk kez görüyor böyle bir şey.
Yağmur görmemiş hayatında.
Bu onun için mucizevi bir an.
Yani onun yaşadığı o saf mutluluk.
Çok güzel. Biz o çocuğu kaybediyoruz işte büyüdükçe artık onu gözleriyle bakmamaya başlıyoruz.
Keşke o orada kalsa değil mi?
Ya da biz yetişkinler için Gülten Akın'ın dediği gibi ah kimselerin vakti yok durup ince şeyleri anlamaya der ya.
Sahi en son ne zaman böyle bir andan keyif aldınız arkadaşlar?
Durup ince bir şeyi en son ne zaman anladınız?
En son ne zaman kaldırımda açan bir çiçeğin güzelliğini hayranlıkla seyrettiniz?
Bilmiyorum. Ben de Baltazar'la konuşuyorum şu an kafamın içinde ona cevap veriyorum.
Neyse devam edelim.
Zihin berraklığı demiş ya az önce o da aslında bizim mantıklı karar verme yetimiz.
Yani o sorunu çözme becerimiz.
Bu arada zihin berraklığı için meditasyon yapan insanlar gerçekten çok şanslılar.
Muhakeme olgunluğu dediği ise kararlarımızdaki tutarlılığımız, olgunluğumuz, sağduyumuz, olaylara mantıklı bakış açımız, yüzeysel olmamamız yani konuyu her yönden ele almaya çalışıyoruz.
çalışmamız ve uzun süreli düşünmemiz arkadaşlar sağlam bir irade dediği hedeflerimize giden yoldaki bütün engellere rağmen bütün zorluklara rağmen azimle ilerleme yeteneğimiz sağlam bir irade
bu bu da bizi mükemmel bütünlüğümüze götürecek mihenk taşlarından biri Baltazar diyor ki herhangi bir insanı harekete geçiren temel dürtüyü bildiğiniz zaman onun iradesinin
anahtarı sizin elinize geçer diyor.
Hatta zaaflarını bilmek değil mi?
Benim zaaflarımdan biri biliyorsunuz güzel kokular ve parfüm.
Ya parfüm gerçekten çok enteresan bir şey değil mi ya?
Hani bir kokuyla insanın bir sürü duygusu bir anda harekete geçebiliyor.
Pudra mesela çok saf çok temiz bir çağrışım yok mu sizce de?
Ya da amberin çok çekici bir etkisi yok mu?
Eğer bu ikiliye bayılıyorsanız Rale Kozmetik'in Polvo parfümü tam size göre.
Pudra ve beyaz çiçeklerin temiz kokusu ile miskin birleşiminden oluşan Polvo, feminen ve eşsiz avrosu ile favoriniz olabilir.
Öyle bir koku arıyorum ki hem gece hem gündüz, hem kışın hem de yazın dört mevsim kullanabileyim diyorsanız Polvo.
Tam size göre. Ben sabah sıktım, akşam eve geldim, yatağa yattım.
Hala buram buram kokuyordu.
Benim için parfümün sıradan olmaması ve kalıcılığı çok önemli.
Gül seviyorsanız eğer sizin için de müjdeli bir haber.
Rale'de bu ay içinde dişil enerjiyi zirveye çıkaracak iddialı gül kokusu Lune çıkacak arkadaşlar.
Bu arada polvonun bende hem parfümü var hem de yağı var polvo oil.
Hem saçınıza sürebiliyorsunuz bu yağı hem de cildinize sürebiliyorsunuz bütün vücudunuza.
Güzel bir nem veriyor, parlaklık veriyor.
Bütün gün mis gibi kokuyorsunuz.
Yağ olduğu için böyle direkt tene hapsoluyor.
İçerisinde B, C, E vitaminleri, Hindistan cevizi yağı, jojoba yağı, avokado yağı, tatlı badem yağı ve polvonun esansı var.
Rale polvo parfüm ve Rale polvo saç ve vücut yağını incelemek isteyenlere açıklamalardaki linke davet ediyorum.
Bize özel indirim kodumuz Merve15.
Hadi devam edelim.
Bir başka aforizma.
Tüm zaferler nefret doğurur.
Üstlerinize karşı kazandığınız zaferler ise aptalca ve ölümcüldür.
Üstünlük diğer insanlarda özellikle de üstler üzerinde kurulduğu zaman her zaman bir tiksinti uyandırır diyor Baltazar.
Bence bu konuda da haklı.
Hatta illa böyle üstümüz olmasına da gerek yok.
Hani Three Idiots diye bir film vardı.
Amerika'nın filmlerinden biri.
Orada meşhur bir replik vardı hatırlıyor musunuz?
Diyordu ki kendimize davranış bilimlerinden bir ders.
Arkadaşınız başarısız oluyor üzülüyorsunuz.
Arkadaşınız birinci oluyor daha da çok üzülüyorsunuz diyordu.
Merve çok saçma bir söz.
İnsan hiç dostunun başarısına üzülür mü dediniz belki.
Üzülenler var arkadaşlar.
Yani bunu daha önce de bir bölümde konuşmuştuk sanırım.
Çünkü şöyle arkadaşlık ettiğimiz insanlar aslında...
Bir yerde böyle kendimize denk gördüğümüz insanlar o bizi bir yerden yakalamış bizim bir özelliğimizi yakalamış değil mi?
O başarılı olduğu zaman şöyle düşünüyoruz.
Ben niye olamadım? Hani biz denktik hani biz aynıydık o kafaya giriyoruz o yüzden.
Örnek ver Merve. Ernst Hemingway ile Scott Fitzgerald arkadaşlar.
İkisi de edebiyat dünyasının en önemli isimlerinden.
Scott Fitzgerald muhteşem Gatsby'yi yazdı ve iyice şöhrete kavuştu.
Ama sonra her türlü düşüşe geçti.
Hemingway ise yükselişe geçti ve ondan sonra araları zaten bozuldu.
Çünkü Hemingway onun üzerinde böyle birazcık üstünlük taslıyordu diyebiliriz.
Hemingway bu arada edebi kariyerini Scott'a borçludur arkadaşlar.
Çünkü onu kendi yayıncısına öneren kişi odur.
Hemingway birazcık ayıp etti bence Scott'a.
Yine kanalımda Nikola Tesla bölümü var.
Onun hayatını böyle detaylı anlatıyorum sizlere.
O da Edison'la bir mücadeleye girdi değil mi?
Orada da bir boynuzun kulağa geçme olayı vardı ve ondan sonra...
Düşman oldular zaten ya da işte yine kanalımda Mozart ve Salieri bölümü var.
Salieri Mozart gelene kadar sarayın gözdesiydi ama gencecik bir çaylağın gölgesinde kaldı.
Ve Mozart'ı sırf bu yüzden kıskançlığından hasetinden dolayı zehirlediği bile düşünülüyor.
Tarihe böyle geçti. Salieri kompleksi diyoruz hatta bunun için.
Kıskançlık ve haset bölümünde bunları anlatmıştım.
O bölüm benim en çok eğlendiğim bölümlerden biri.
Eski bölümlerden mutlaka dinleyin derim.
Baltazer sanırım bu konuda haklı.
Bazı zaferler. nefret doğuruyor.
Gördüğünüz gibi Malcolm X'i de zaten ölüme götüren şey bence buydu.
Hani üstünü geçti ve bu onun hayatına mal oldu.
Bir başka aforizmasında görgüsüzlük her şeyi Sağduyu ve adaleti bile bozar.
Görgü ise her şeyin eksiğini örter demiş.
Bence bu konuda da haklı.
Şu an aklıma İmparator Neron geldi.
Görgüsüzlüğüyle aşırı lüks düşkünlüğüne ünlenmiş bir insan.
Asla sağduyulu değildi zaten halkına karşı aşırı adaletsizdi.
Roma yanarken onun Roma'nın yeniden inşası için kendisi için yani böyle çok gösterişi çok debdebeli planlar yapmakla meşgul olduğu söylenir.
Ya da Fransa Kralı 16.
Lüya arkadaşlar çok lüks bir yaşamı var.
vardı. Korkunç bir israf.
Gösteriş merakı, görgüsüzlük değil mi?
16. lüye geliyor aklımıza.
Görgü her çağ insanı için çok önemli bir şey.
Geçen gün Fatih Altaylı'yı izliyorum.
Çok güzel bir şey söyledi.
Biliyorsunuz Ahmet Arslan'la, İlber Ortaaylı'yla, Celal Şengör'le çok samimi kendisi.
Ve onlar ondan yaşça büyükler.
Ve bu dostlukları için diyor ki ben onların bilgisinden çok faydalanıyorum.
Çok şey öğreniyorum onlardan. Bu minvalde bir şey söylemişti.
Baltazar da aynısını diyor.
Akılca üstün kimseleri çevrelerine toplamak kudretli insanların bir ayrıcalığıdır.
Bu kimseler... onları her türlü cehalet korkusundan kurtarır.
Bilgelerden faydalanmak nadir rastlanan bir azamettir.
Üstadınız olabilecek yaratılışa sahip kişileri hizmetinize almayı başarmak, hayatın sunabileceği en büyük, en benzersiz üstünlüktür.
Çaba harcamadan öğrenmek, başkalarının deneyimlerinden yararlanmak ve bu şekilde bilgeleşmek son derece zekicedir.
Size bu şekilde hizmet eden üstadlar en iyi kitapları damıtar.
Bilgeliğin özünü çıkartır bilgeleri hizmetine alamayanlar ise onlarla dostluk kurmalıdır diyor Fatih Altaylı bence çok şanslı bir insan gördüğünüz gibi.
Baltazar sanki böyle gelecekte yaşanacak o savaşları, o vahşetleri görmüş gibi şöyle bir şey söylemiş.
Kendini kötülüğe adayan bir entelektüel doğa dışı bir canavardır demiş.
Kötü niyet bütün mükemmellikleri, zehirler, bilgiyle birleşmesi kötü niyetin vereceği hasarı arttırır.
Sağduyusuz bilgi, çılgınlığı...
İkiye katlar diyor. Dr.
Frankenstein hikayesi gibi.
Baltazar sanki 300 yıl sonra dünyanın başına gelecekleri görmüş gibi arkadaşlar.
İşte atom bombasının atılması mesela.
İşte bu kötü niyetin bilgiyle birleşimi değil de ne?
Ya da Nazi Almanya'sında bilim insanlarının yapmış olduğu o korkunç deneyler.
Hiroshima, Nagasaki, işte biyolojik silahlar.
Yani bilim kötü niyetli insanların eline geçtiği zaman gerçekten Frankenstein'e dönüşüyorlar.
Oppenheimer bölümümü hatırlayın.
Ne diyordu? Ben ölüm oldum.
Dünyaların yok edicisi oldum diyordu Oppenheimer atom bombasından sonra.
Gelelim bir başka karanlık manipülatif bir aforizmaya.
Diyor ki insanların zayıf noktalarını öğrenin.
İnsanların iradelerini eyleme geçirmek, onları düzenlemek ancak bu sanatı kullanarak mümkün olur.
Azim değil maharet gerektirir.
Herkese nasıl ulaşacağınızı...
Her iradenin harekete geçmesini sağlayacak kişiye özel dürtüleri vardır.
Her insanın putları, ilahları vardır.
Bazılarınınki ün, bazılarınınki kişisel menfaat ve çoğununki de zevk ve sefadır.
Buradaki hüner bu dürtüleri hangi sırayla oyuna sokacağınızı bilmektir diyor.
Yani bir insanın zayıf noktasını yakalamayı öğrenin diyor.
Kötü şöhretli insanlardan uzak durun diyor Baltazar.
Ve hiçbir konuda sakın sıradanlaşmayın.
Çünkü halk ucubelere rağbet eder diyor.
Popüler olmak, beğeninin fazla olması bilgeler için bir şey anlam ifade etmez diyor.
Ki zaten bence onların öyle bir derdi de yok.
Dünyaca ünlü böyle saygı duyulan bilim insanlarını bir düşünün.
Yani sizce onların derdi popüler olmak mı?
Yani umrunda bile değil onların.
Dertleri bambaşka çünkü. Düşünsenize Einstein şey mi diyor?
Ay görelilik teorisini geliştirdim.
Bakalım şimdi kaç like alacağım?
Diyor ve bakıyor hiç kimse likelamamış çünkü hiç kimse anlamamış.
Üzüntüden lanet olsun böyle zamana ve mekana değil.
İşi gücü bırakıp TikTok çekiyor.
Baltazar ta 17.
yüzyıldan bizlere seslenip diyor ki size saygınlıktan ziyade kötü şöhret, kötü ün kazandıran geçici heveslerden uzak durun diyor.
Bence şu zaman için gerçekten üzerine düşünülesi bir söz.
Çünkü artık çoğu kişi biliyorsunuz ünlü olayım da nasıl olursam olayım bunun derdinde.
TikTok'taki o videolar zaten beni benden alıyor.
Hani gerçekten inanılmaz.
Önceden şey diyordum ya bu insanlar nasıl bu hale geldi diyordum.
Şimdi hayır ya diyorum insanlar zaten böyleymiş ama biz bilmiyormuşuz.
Hani TikTok'la sadece biz bunları görmüş olduk.
O insanların evinin içerisine girmiş olduk.
Hani bize telefonunu çıkar göster diyen dayıların muhteşem dans performansları.
Neyse. Baltazar diyor ki sizi ilgilendirmeyen, üzerinize vazife olmayan işlerle uğraşmayın.
Önce kendi işinizle uğraşın diyor.
Herkese yararlı olmak zorunda değilsiniz.
Herkese yaranmak zorunda değilsiniz diyor.
En güçlü yanınızı...
bilin diyor. Dikkat ettiyseniz dehaların çoğu bunu söylüyor arkadaşlar.
Geçmişte de günümüzde de yani size doğuştan bahşedilen en önemli yetenek ne?
En güçlü yanınız ne?
Eğer bunları bilirseniz mükemmelliğe ulaşmanız kaçınılmazdır diyor.
40 yaşında hipokrata başvuran bir adam aptalsa Aynı yaşta bilgelik için Seneca'ya başvuran insan da aptaldır diyor.
Şansımızın dönmesini beklerken bile ona nasıl rehberlik edebileceğinizi düşünmek hünerli insanların erdemidir.
Eğer doğru anı hakkıyla değerlendirmek istiyorsanız o anın gelmesini beklerken bile ona yönelik bir şeyler yapmalısınız.
Çünkü talihin dönemleri ve fırsatları her zaman düzensizce kapınızı çalar diyor.
Geçen mesela işte kuaförüm diyor ki ben diyor DJ olmak istiyordum aslında.
Dedim ne yapıyorsun bunun için hani bir şey yapıyor musun?
Yapmıyor ama hayali oymuş.
Dedim hem kuaförlük yap akşamları da dedim bununla ilgili eğitim al.
Baltazar diyor ya o anın gelmesini beklerken bile ona yönelik bir şeyler yapın diyor.
Yani boş durmayın hayalinizdeki şey neyse onunla ilgili de bir yandan çalışmalar yapın vakit ayırmaya çalışın.
Çünkü tarihinizi ne zaman döneceği belli olmaz diyor.
Aslında o kadar çok altını çizdiğim apolizma var ki yani hepsini anlatmam zaten mümkün değil.
Aralarından en sevdiklerimi seçmeye çalışıyorum.
İyi niyetin gücünü bayağı vurguluyor Baltazar işte dostane eylemler üretir diyor iyi niyet dostane hisler üretir diyor karşı tarafta.
Ne kadar yüce yetenekleriniz olursa olsun eğer siz iyi niyetli bir insan değilseniz insanlara karşı iyi sözler sarf edip onlara karşı iyi eylemlerde bulunmuyorsanız onların sevgisini kazanmanız
çok zor. Nezaket büyük kişiliklerin politikası.
Nezaket her çağın geçerli akçesi gördüğünüz gibi.
Hiç kimseye ait değiliz.
Hiç kimse de bize ait değil diyor Baltazar.
Hiç kimse başkalarının kendisini üzmesine izin verecek kadar iyi niyetli olmamalıdır diyor.
Bu söz her zaman iyi niyetinden vurulanlara gelsin.
Ay yıldızların arasında bir başına parlar.
Güneş doğduğunda ise...
Görünmez olur. Işığınızı karartan birine asla yanaşmayın.
Size daha çok ışık veren insanlarla birlikte olun diyor.
Ve her şeyde bir teselli arayın diyor.
Bunu ben çok yaparım. Dün mesela arkadaşımın kır düğünü vardı.
Ankara'ya meteor düştü arkadaşlar.
Dolu yağdı. Hatta kayaydı bence o dolu değildi.
Arabaların camları kırılıyordu resmen.
Yani bütün masalar devrildi.
Dolular tabaklarının içine girdi.
Sahne uçtu. Düğün buradan başlayamadı.
Ve arkadaşım tabii ağladı ağlayacak.
Dedim ki seneler sonra...
gülerek anlatacağımız bir hikaye bu dedim.
Düğün günü meteor düştü kızım yani.
Kazasız belasız herkes düğününe geldi dedim üzülme hani seni seven herkes şu yağmura şu çamura rağmen ta nerelerden gelmiş dedim.
Aa doğru söylüyorsun dedi hemen böyle morali düzeldi sonra zaten yağmur düğünde düğün başladı.
Ha bu arada benim de başıma gelse ben de ağlarım hani şey değilim orada dirayetli duracak değilim ama hani bir arkadaşımın da bana bunları söylemesi teselli edebilirdi beni diye düşündüm o yüzden söyledim.
Ya bu teselli konusunda bence eğer böyle elimizde olmayan sebepler varsa o zaman okey yani hava durumu gibi işte ne yapabiliriz ki?
Ama kendimizi kandırmakla teselli etmek ayrı şeyler.
Bence bunları karıştırmayalım.
Baltazar dostluk ilişkilerimiz için ilişkilerde ve özellikle arkadaşlık ilişkilerinde...
Hemen incinmeyin diyor arkadaşlar.
Evet inciniyoruz belki ama bence hemen böyle gemileri yakmamamız lazım.
Çünkü ben önceden böyle çok daha kolay küsüyordum, çok daha kolay gidiyordum ergenlik yıllarımda ama şu an kesinlikle öyle değilim.
Hani sonuna kadar savaş verebilirim sevdiklerim için.
Hani bir dost kazanmak gerçekten çok zor ama silmek niye bu kadar kolay olsun değil mi?
Ama bazı insanlar her şeyi hatalı ve yanlış olarak algılıyor.
Hani böyle kötümser insanlar var.
Onların kötü bir amaçları yok aslında.
Hani bu sadece mizahçılık.
Karşınızdaki insan belki böyle de olabilir.
Belki mizacı böyledir.
Bunun ayrımını da yapmak lazım.
Bir konuda ilk olmayı başaranlar şöhretin mirasçısıdırlar diyor.
Bu bence çok haklı bir söz.
Özellikle de bu çağ için.
Mesela YouTube'un o ilk zamanlarında şöhret olan insanlar değil mi?
Şu anda o kadar kolay değil şöhret olmak ama o insanlar oldular.
Çünkü yoktu. Çünkü ilklerdi onlar.
Baltazar diyor ki yaralı parmağınızı göstermeyin yoksa herkes ona saldırır diyor.
Bazı insanlar evet birbirlerini yaralarından vurmayı çok seviyor.
Yani yaralarınızı açacağınız o insanlara lütfen dikkat edelim ki bir gün gelip bizi tam da oradan vurmasınlar.
O yüzden diyorum işte gerçek dostlarımız çok önemli.
Onlara kolay kolay incinmememiz lazım.
Onları kolay kolay kaybetmememiz lazım.
Bu arada bana özelden mesaj atıp yaralı parmağını gösteren o kadar çok insan var ki.
İşte Merve bunu senden başka hiç kimseye anlatamazmışım gibi hissediyorum diyenler.
En mahrem sırlarını bana açan bir sürü insan var.
Hani hep diyorsunuz ya sen bizim ailemizin kızı gibisin.
İşte evimizden biri gibi oldun artık.
Hani sen bilmesen de biz arkadaşız diyorsunuz.
Böyle mesajlar görünce gerçekten bunu böyle ta...
derinden hissediyorum yaralı tarafınızı bana gösterecek kadar bana güvenmeniz bu çok kıymetli bir şey yani bir podcast'tan çok daha fazlasını yaptığımı hissediyorum bu mesajları görünce Baltazar ayrıca diyor ki
sırrınızı söylediğiniz herkese bir bedel ödemek zorundasınız O yüzden sırrınızı kimlerle paylaştığınıza dikkat edin diyor.
Bir de diyor ki azınlık gibi düşünün ama çoğunluk gibi konuşun diyor arkadaşlar.
Akıllı yaşama sanatı ya o yüzden.
Hani sadece Sokrates gibi biri zaten bu işin sorumluluğunu alabilirdi diyor.
Diğerlerinin fikirlerinden ayrı düşmek onlara karşı bir hakaret olarak kabul edilir.
Çünkü bu onları kınamak anlamına gelebilir.
Yani onların iç dünyasında sağduyu sahibi insanlar çatışmaya düşmez.
Kendileriyle çatışmaya düşülmesine de çanak tut.
Yani böyle azınlık düşüncelerinizi uygun insanların önünde konuşun.
Hani nabza göre serbet verin demek istemiş.
Ve Baltazar diyor ki asla öz saygınızı yitirmeyin.
Dürüstlüğünüzün gerçek standardının kendi sağduyunuz olmasına izin verin.
Dıştan gelen onaylamalardan ziyade kendi öz değerlendirmelerinizin sağlamlığına güvenin.
Dışsal otoriteye karşı beslediğiniz korku yüzünden değil kendi öz saygınız için.
Bunu yapın demiş. Bu arada bu sözleri bence farkındalık defterinize yazın arkadaşlar.
Farkındalık defteri de ne diyenler için aramıza yeni katılanlar.
Benim çıkarmış olduğum bir defter kişisel gelişim defteri diyebilirim.
Böyle günbegün kişisel gelişiminizi takip ediyorsunuz.
Baltazar diyor ki gayret zekanın yavaş yavaş düşünüp bulduğunu acilen gerçekleştirir.
Telaş aptalların başarısızlığıdır.
Çünkü onlar can alıcı noktayı bilmezler ve işe hazırlıksız girişirler.
Diğer yanda akıllılar da harekete geçmeyi fazla erteledikleri için başarısızlığa uğrarlar.
Öngörü düşünüp taşınmayı gerektirir ve geciken eylem genellikle hızlı alınan kararları boşa çıkarır.
Sürat iyi şansın annesidir.
Yarına iş bırakmayan kişi her zaman daha fazla yol kat eder.
Baltazar her zaman hakkımızı aramamız gerektiğini ve yeri geldiği zaman diş göstermeyi de bilmemiz gerektiğini söylüyor.
Hatta hakkınızı en başta arayın diyor.
Eğer diyor hakkınızı en sonunda aramaya kalkışırsanız bu size çok pahalıya mal olur demiş.
Cesaret gerekli anlayda kullanmak üzere kınında hazır bekletilen bir kılıç gibi olmalıdır.
O sizin kalkanınızdır.
Bilge doğa balın tatlılığını ve iğnenin keskinliğini arının bedeninde birleştirmiştir.
Eğer beklemekle ilgili sabırla ilgili bir probleminiz varsa Bağtazar diyor ki Tanrı insanları sopayla değil zamanla terbiye eder demiş.
Zamanın koltuk değneği Herkül'ün sihirli değneğinden çok daha etkilidir demiş.
Beklemeyi sabretmeyi iyi bilin demiş.
Eğer bir işte çok iyisiniz evet bu harika bir şey ama girişteki alkışlardan ziyade çıkışta edineceğiniz izlenim de çok önemli.
Gösterişli bir giriştense zarif bir çıkış.
Çok daha önemli diyor. Zevklerimizi de zekamız gibi eğitebileceğimizi söylüyor.
Zevklerimiz hayattan aldığımız keyfi arttırır diyor.
Asil bir ruhu yüksek beynilere sahip olmasından tanırsınız.
Büyük lokmalar büyük ağızlara yüce ruhlar yüce şeylere yönelir diyor.
Yani en azından sanat zevkimizi geliştirebiliriz değil mi?
Göz zevkimizi geliştirebiliriz.
Altazar hayır demekten de bahsetmiş.
Nasıl reddedeceğinizi bilin demiş.
Yıldızlı bir hayır.
Kuru bir evetten daha tatminkardır diyor.
İnsan her şeye ve herkese boyun eğmemelidir.
O yüzden bazı şeyleri reddetmeyi öğrenmek çok önemli Baltızlar'a göre.
Ve bu hala konuştuğumuz bir şey.
Hani hep diyoruz ya başkalarına evet derken kendimize hayır demediğimize emin olalım diye.
Her gün başka biri gibi olmayın.
Kararlı olun. Değişken karakter iyi değildir diyor.
Azim konusuna gelince.
Akan su önüne set çekilen suya oranla daha az zararlıdır demiş.
Gaye bakımından öyle zayıf insanlar vardır ki her zaman diğerlerinin kendilerini yönlendirmesine ihtiyaç duyarlar.
Yani bu insanlar eyleme geçme konusunda pek de iyi olmayanlar ama akan bir su gibi olmalısınız diyor.
Çünkü tasarlarınızı gerçekleştirirken ki başarısızlıklarınız onları oluştururken yaşadığımız o tutarsızlıktan daha az zararlıdır.
Yenilikçi olmamız gerektiğini söylemiş.
Bu zaten bugün de geçerli.
Hani parıltınızı yenileyin diyor.
Bu küllerinden doğan anka kuşunun ayrıcalığıdır.
Yetenek büyümeye meyillidir diyor ve şöhret aracılığıyla gelişir diyor.
Eskiyen alışkanlıklar hayranlığı azaltır ve yeni sıradanlık eski mükemmelliği bile gölgede bırakır.
Bu nedenle yiğitlik, deha ve şans.
Diğer tüm konularda yeniden doğmayı deneyin.
Şaşırtıcı yenilikler gerçekleştirin.
Güneş gibi her gün yeniden yeniden doğun demiş Baltazar.
Bu sözü çok sevdim. Güneş gibi her gün yeniden doğmak ve hiçbir şeyde aşırıya kaçmamamız gerektiğini söylüyor.
Ne iyi olanda ne de kötü olanda.
Bir doğruyu bile en uç noktaya iterseniz o doğru yanlışa dönüşür diyor.
Portakalın bütün suyunu sıkarsanız geriye kalan kabuğu acılaşır diyor.
Eğlence de bile asla sınırı aşmamamız gerektiğini söylüyor.
Katılıyorum. Bence her şey ölçülü olduğu zaman güzel.
Hani ilacı zehirden ayıran şey dozudur der değil mi paraselsüs?
Ve şimdi söyleyeceklerim her fırsatta kendini suçlayanlara gelsin.
Kendinize affedilebilir hatalar yapma izni verin diyor Baltazar.
Eğer kendinizi suçluyorsanız bunu bir düşünün derim.
Bazı insanları biliyorsunuz.
10 parmağında 10 marifet vardır ve bu harika bir özelliktir bence.
Ama sakın ola ki kendinizi sırf bu sebeple kötüye kullandırtmayın diyor.
Çünkü kimsenin işine yaramamak büyük bir talihsizliktir.
Ama herkesin işine yaramaksa bir başka talihsizliktir der Baltazar.
Bir kandil ne kadar ışık verirse o kadar hızlı erir ve enerjisi tükenir.
Kendinizi daha az ortaya koyun ve bunun ödülünü emin olun daha fazla saygı...
ve daha fazla itibar görerek alacaksınız diyor.
Ve diyor ki dünyanın bir yarısı diğerine gülüyor.
Aslında hepsi aptal.
Çünkü oylama sonuçlarına göre her şey iyidir ya da her şey kötüdür.
Birinin peşinden koştuğu şey diğerinin baş belasıdır.
Şimdi kısa kısa geçeceğim arkadaşlar.
Baltazar diyor ki can sıkıcı olmayın.
Konumunuzla asla hava atmayın.
Asla kendinizden memnun olmayın.
Yani işte tamam ya okey ben bu işte artık oldum demeyin diyor.
Çünkü bu sizin gelişiminize engel olur diyor.
Her şeyi eleştirmeyin.
Arkadaşlar edinin. İyi niyetle olun.
İyi günlerinizde kötü günlerinize hazırlanın çünkü varlıktayken dostunuz çok olur diyor.
Pratik yapmaya çalışın, kendinize övüp durmayın, sevilmeyen biri olmaktan kaçının, yapmacık bir insan olmayın, kendinize özletin, başkalarının hatalarının çetelesini tutmayın,
mızmızlanmayın diyor ve bunu başkalarından merhamet beklemek olarak görüyor mızmızlanmayı ve diyor ki şikayet etmek dinleyenlerde o şikayetçi olduklarımız gibi davranma isteği uyandırır.
Ve geçmişte kalan acılardan ötürü sızlanmak yeni acılara zemin hazırlar.
Bunu yapmayın diyor, mızmızlanmayın diyor.
İş yapın ve o yaptığınız işi herkes görsün diyor.
Tam bir zamane tavsiyesi özellikle beyaz yakalılar için.
Kendi kendinize yetmeyi öğrenin ve işleri bazen oluruna bırakın.
Yani akışına bırakmayı bilmek.
Çünkü küçük bir havuz küçük bir hareketle bulanıklaştığında sizin müdahalenizle değil ona hiç dokunmamanız sayesinde yeniden temizlenir değil mi?
Karışıklıkları gidermenin en iyi yolu işleri bir süre oluruna bırakıp ortalığın durulmasına zaman tanımaktır.
Her şeyin iç yüzüne bakmaya çalışın arkadaşlar.
Ulaşılmaz olmayın.
Çünkü en eşsiz alim bile danışacak.
Bir dosta ihtiyaç duyar.
Hiç kimse ara sıra başkalarının öğütlerine ihtiyaç duymayacak kadar mükemmel değildir.
Sadece ulaşılmaz oldukları için yollarını bulamayan insanlar vardır.
Ve sonunda mahvolurlar.
Çünkü kimse onları kurtarmaya cesaret edememiştir.
O yüzden ulaşılmaz olmak iyi bir şey değildir.
Hoş sohbet olun. İnsanları dertlerinden kurtarmayı bilin.
Yaptığınız işin karşılığını almayı bilin.
Planlı olun. Önceden düşünmeye çalışın.
Herkese kanmayın, inanmayın ve kolayca sevmeyin.
Tutkularınızı yönetmeye çalışın.
Onlar sizi yönetmesin.
Herkeste dost olmayın.
Arkadaşlarınız konusunda çok seçici olun.
Asla acıdığınız için başkalarının kötü kaderine ortak olmayın.
Yoksa onların durumuna düşersiniz.
Eğer biriyle savaş halindeyseniz zehirli oklarınıza atmayın.
İnsanca savaşmaya çalışın.
Acımasız bir zafer ihtişam değil.
Sadece utanç getirir diyor Baltazar.
Laf üreten insanla iş üreten insanı ayırmaya çalışın.
Kendinize güvenmeyi bilin.
Yüz kere kazanmaya değil bir kere kaybetmemeye odaklanın.
Ve yine çok sevdiğim bir sözü var.
Diyor ki kimse parıldayan güneşe doğrudan bakamaz.
Ama güneş tutulmasında herkes gözünü o güneşe diker.
Kaybedecek bir şey olmayan insanlardan uzak durun.
Hayatınızı telaş içinde yaşamayın çünkü birçok insanın serveti ömürleri sona ermeden tükenir.
Ya bilgili olun ya da bilgili olan insanlarla birlikte olun.
Kalbinize güvenin ve onu dinlemekten asla kaçmayın.
Çünkü kalbiniz en önemli şeyleri daha önceden tahmin edebilen bir kahin gibidir.
Görüşleriniz çok katı olmasın, esnek olun.
Kesinliği kanıtlanmış olaylara bile şüpheyle yaklaşmaya çalışın.
Bir görüşe hangi mantıkta sahip çıktığımız dikkatten kaçmaz ama ondan vazgeçmedeki nezaketimiz hemen fark edilecektir.
Baltazar ekonomi tavsiyesi de vermiş.
Tüm paranızı tek zara bağlamayın diyor arkadaşlar.
Bir de sepet yapın deseydin reis.
Yani 350-400 yıl önceden nasıl bunları söylemiş.
Çok fazla resmiyet düşkünü olmayın diyor.
Bu krallarda bile yapmacı karşılanan bir şey.
Saygı beklemek. Evet hepimizin hakkı ama çok fazla resmiyet delisi olarak algılanmamamız gerektiğini söylüyor.
Ahlaksızlar yüksek mevkilerde oturabilirler ama bu durum onların alçak olduklarını gizleyemez.
Efendisinin asaleti örtüyor diye kölenin rezilliği saklanamaz.
Doğruluk atlaslar giyse de.
Altınlar taksa da ahlaksızlığı hemen tanır ama bunlar karşısında karakterini gizleyemez diyor Baltazar.
Övgü aldığınız zaman bunu kabul etmeyi bilin diyor.
Huzurlu bir yaşamın...
Uzun bir yaşam olduğunu unutmayın.
Kendinizle ilgili yaptıklarınızda gerçekçi görüşleriniz olsun.
Kıymet bilen bir insan olun.
Mutluluktan uzak kalmamak için arzu edeceğiniz şeyler mutlaka olsun.
Çünkü mutluluktan sıkılmak ölümcüldür.
Hiç kimseyi aptal yerine koymayın.
Diğerlerini aptal zannedenler gerçek aptallardır.
Çağınızın büyük insanlarını tanıyın.
Kolay işlere zor, zor işlere ise kolaymış gibi girişin.
Aslan postu giyemiyorsanız tilki postu giyin.
Yani güç işe yaramadığı zaman zekanızı kullanmayı bilin.
Olayları kendinizi ya da başkalarını utandıracak şekilde değerlendirmeyin.
Kendi hatalarınızla yüzleşin.
Çünkü şeytan bir kez tanındığı zaman çok kısa bir süre içinde yenilir.
Kendi şeytanlarınızı tanıyın.
Ne tamamen kendiniz için ne de tamamen başkaları için yaşayın.
Gerektiğinde unutmayı bilin.
Çünkü en iyi hatırladığımız şeyler aslında unutmamız gereken şeylerdir Baltazar'a göre.
Acı veren şeyleri mutluluklarımızdan daha çok anımsıyoruz.
Anı yaşayın ve sofradan daima aç kalkın.
Çünkü hayatta tadılmamış zevklerimizin kalmaması gerçekten çok tehlikelidir.
Baltasar Gresian gördüğünüz gibi çağları aşan bir adam.
Yani bundan 4 asır önce ne dediyse çoğu aynen şimdi de geçerli değil mi?
Akıllı yaşama sanatı gerçekten bence başucu niteliğinde bir eser.
Hani Chopin Harun'un içini sevdiği kadar var.
Yüzyıllar öncesinden gelen ve asla eskimeyen harika tavsiyelerle dolu.
Ve son olarak en sevdiğim nasihatlerinden biri.
Kendinizi tanıyın.
Yeteneklerinizi, kapasitenizi, kararlarınızı ve eğilimlerinizi.
doğru değerlendirin. Kendinizi tanımazsanız kontrol de edemezsiniz.
Aynalar size yüzünüzü gösterse de zihninizin içindekileri göstermez.
İzin verin. Kendiniz hakkındaki derin düşünceleriniz size aynı olsun.
Dış görüntünüz unutulduğu zaman onu geliştirmek ve mükemmelleştirmek üzere içsel olana sarılın.
Zekanızın gücünü ve işlerin üstesinden gelme kapasitenizi öğrenin.
Gerektiğinde gösterebilmek için cesaretinizin gücünü sınayın.
Ve her şeye karşı...
Temellerinizi sağlam atın.
Zihninizi ferah tutun diyor Baltasar Göresyan.
Rale Kozmetik Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sundu.
Yaz, kış muhteşem kokmak isteyenleri açıklamalardaki linke davet ediyorum.
Bize özel indirim kodumuz Merve15.
Kendinize iyi bakın. Bu cumartesi yepyeni bir bölümle yeniden görüşeceğiz.
Beni hangi platform üzerinden dinliyorsanız takip etmeyi ve bildirimlerinizi açmayı unutmayın.
Instagram'a da bekleriz. Hoşçakalın.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
