
Transkript
Tefal'in sunduğu Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz ben Merve.
Bugün ne konuşacağız Merve?
Toksik ailelerden bahsedeceğim sizlere.
Toksik analar, toksik babalar çok istenen konulardan birisiydi.
Benim de çok merakımı celbetmiş bir konu.
Toksik aşk ilişkilerinden önce bence aile konuşulmalı diye düşünüyorum.
Çünkü hayata gözümüzü açtığımız yer.
Toksik, toksik diyoruz.
Ne demek bu? Zehirli demek.
Yani böyle yavaş yavaş zehirleniyorsunuz.
Belki anlamıyorsunuz bile ama hayatınız korkunç derecede etkileniyor.
Toksik insanlar böyle işte davranışlarıyla, sözleriyle bizim hayat enerjimizi, motivasyonumuzu, moralimizi bozan insanlar bizi...
Kısaca dibe çeken insanlar kendi olumsuzluklarını, hayattaki o başarısızlıklarını, olmamışlıklarını, olumsuz ruh hallerini size yansıtanlar.
Aslında sizi bir nevi ayna gibi kullanan insanlar onlar.
Onlar için siz bir ayna görevi yapıyorsunuz.
Sonuçta duygusal yıkım yaşanıyor.
İşte bütün bunların aileden geldiğini düşündüğümüz zaman sonuç tabii ki daha yıkıcı oluyor arkadaşlar.
Toksik ebeveynlerin en belirgin özelliklerinden biri çocuklarının değil, Kendi çıkarlarını düşünmeleri.
Yani eğer siz böyle bir ailede büyüdüyseniz kendinizi değersiz hissetmeniz, öz saygınızın düşük olması ya da sevilmeye layık biri olmadığınızı düşünmeniz çok normal.
Aslında bu sizin suçunuz değil.
Bugün bunu anlatmak için buradayım.
Çünkü insan doğduğu andan itibaren tanıdığı, bildiği ve çok aşina olduğu o şeyi bir süre sonra zaten içselleştiriyor ve normal görmeye başlıyor.
Normali kabul ediyor. Ve annemizi babamızı gözümüzde o kadar büyütüyoruz ki yani onlar ne yaparsa yapsın bize doğru geliyor.
Hatta yaşananlardan kendimizi sorumlu tutuyoruz.
İşte onlarda suç yoktur.
Ben bir hata yapmış olabilirim.
Belki onun bedelini ödüyorumdur diye düşünenler de çok.
Sonra zaten artık bu yerleşmiş bir inanca dönüyor dediğim gibi.
Ve büyüdükçe büyüdükçe acısı bizden çıkmaya başlıyor.
Yani o habis duygularla işte değersizlik, özgüven eksikliği vs.
bunlarla mücadele ediyoruz.
Bir erkek arkadaşım bana şey demişti.
Ya Merve ben babama babalık etmekten çok yoruldum demişti.
Biraz da ondan bekliyor anladınız mı?
Bana bir şeyler öğretsin.
O bana bir yol yordam göstersin.
O bana ebeveynlik yapsın.
Geçen günde bir kız arkadaşım aynısını annesi için söyledi.
Bana annelik yapsın.
Ben çok yoruldum artık anneme annelik yapmaktan dedi.
İşte toksik ebeveynlik bu arkadaşlar.
Şimdi açacağım birazdan onu. Hatta bundan 2-3 sene önceydi sanırım.
Böyle bir mağazadayım. Deneme kabiline ürün getiriyor orada çalışan bir kız.
Böyle gözleri dolu dolu fark ettim.
Hani mutsuz yani bir stres altında.
Üzüldüm ya. Dedim ki iyi misiniz?
Ben öyle sorunca bir anda böyle foş ağlamaya başladı.
Aynısı bende vardır böyle gözlerim dolar çaktırmam ama biri iyi misin dediği anda aman tanrım niye gara şelalesi ağlamaya başladı.
Sonra işte konuşuyoruz dedim ne oldu hani bir sorun mu var?
Annem arayıp duruyor dedi işte beni misafirliğe götür beni hastaneye götür beni şuraya götür sürekli böyle bir istek içerisindeymiş.
Ben de dedim ki annen herhalde yaşlı hani kendi gidemeyecek bir durumda.
Hayır dedi hani istediği zaman metroya biniyor dolmuş otobüs her şeyi biliyor.
Ama ısrarla sen götür beni sen sen sen.
Benim dedi yarın tek izin günüm ve yine anneme annelik edeceğim bıktım artık dedi.
Bu sözünü hiç unutmuyorum yine anneme annelik edeceğim çok yoruldum dedi.
Annem aynı böyle küçük bir çocuk gibi davranıyor ve benim onun annesi olduğumu düşünüyor herhalde dedi.
İşte sorun da burada. Eğer böyle annenize annelik ediyorsanız babanıza babalık yapmaya çalışıyorsanız toksik aile ilişkilerinde genelde bu oluyormuş.
Yani roller değişiyormuş. Bu arada yaşlılık ve hastalık hariç o apayrı bir şey.
Kaldı ki zaten Türk toplumunda çocuk yapmanın sebebi için.
E ileride bana baksın.
diyenlerin sayısı hiç de az değil biliyorsunuz ki böyle bir toplumda yaşıyoruz.
Yani eğer kısaca kendinizi onların çocuğu gibi değil ebeveyni gibi hissediyorsanız toksik ailem var mı acaba Merve diyorsanız listenize bir tik atın.
Bir başka detay size kendinizi daima suçlu hissettiriyorsa ama bunu böyle çaktırmadan yapıyorlarsa örnek ver Merve atıyorum üniversiteyi kazandınız ya da işte KPSS'yi başka bir
ile gideceksiniz okumaya çalışmaya.
Çok da güzel bir hayaldi bu sizin için.
Ekonomik şartlar her şey tamam.
Ama öyle bir konuşuyorlar ki böyle tam mutlu olacaksınız.
İçinizde bir suçluluk duygusu çörekleniyor.
Bir huzursuzluk. Çünkü o kadar manipülatifler ki ve alttan alta sizi öyle bir nakış gibi işliyorlar ki.
Kendinizi öyle bir kötü hissettiriyorlar ki aslında amaç orada vazgeçmeniz.
Yani tek dertleri kendileri, kendi hayırları için her şey.
Sizinle alakası yok, sizin geleceğiniz falan öyle bir şey söz konusu değil.
Ya da işte evleneceksiniz, hayallerinizdeki insanı buldunuz.
Ama diyelim ki anneniz veya babanız hayatta değil bir ebeveyninizle yaşıyorsunuz.
Tek derdi yalnız kalacak siz gittikten sonra.
Sizin mutluluğunuzun hiçbir önemi yok ve sizi evleneceğiniz insan konusunda öyle bir işler ki en sonunda vazgeçersiniz.
Yani bunlar yaşanan şeyler.
Ya da evleniyorsunuz diyelim yine en mutlu gününüz bir bakıyorsunuz anneniz aynen sizin gibi giyinmiş gelin gibi giyinmiş şok oldunuz değil mi?
Yani o kadarı da olmaz diyorsunuz eminim.
Bu yaşandı ben gözlerimle görmesem inanmazdım.
Hatta benim neyim eksik gelinden bile denildi.
Yani anneniz babanız sizinle aşık atıyorsa sürekli bir yarış halindeyse gizli bir rekabet rekabet yine diyemedim rekabet hissediyorsanız sizin başarılarınız kıskanılıyorsa oraya
bir tik daha atın derim.
Sizi sürekli eleştiriyorlarsa, asla memnun olmuyorlarsa, beğenmiyorlarsa yaptıklarınızı, hatta dil yarası parçasını dinlerken ''Aa bu benim ailem'' diyorsanız, yani sözleriyle
sizi mahvediyorlarsa o söyledikleri şeylerle, sizi görmezden geliyorlarsa...
Ki bu da bence dil yarası kadar ağırdır görmezden gelinmek.
Yani sizi aşağılıyorlarsa işte ağır eleştirilerde bulunuyorlarsa belki bu küfür bile olabilir.
Sevgisini göstermiyorsa esirgiyorsa sürekli trip atıp küsüyorsa aynı küçük bir çocuk gibi gizli psikolojik istismara uğradığınızı hissediyorsanız anneniz babanız sürekli sizin için
hayatının nasıl feda ettiğini başınıza kakıyorsa ben şunu şunu yapacaktım ama Senin için yapmadığım, senin için o adama katlandığım yıllarca ya da senin için o anneni çektim yıllardır.
Hep böyle bir de kurban rolündelerdir.
Yani sizi bu şekilde de sömürürler çok güzel böyle.
Bir de hep böyle başkaları suçludur, o masumdur.
Her zaman o masumdur.
Hayatınızın içine içine girmeye çalışırlar.
En mahreminizi, en özelinizi didiklemeye bayılırlar.
Sanki çocukmuşsunuz gibi.
40 yaşına gelirsiniz. Nerede kaldın?
Saat kaç der bazı aileler.
Kız erkek hiç fark etmez.
Bunu da sizi merak ettiği için yapmıyor.
Oranın altını çizmek isterim.
Sizinle hiçbir alakası yok.
Olay kendisiyle alakalı.
Atıyorum evde yalnız ve sıkılmış olabilir.
Mesela. Yani eğer böyle çok hayatınıza karışıyorlarsa.
Bu da bir toksiklik alameti.
Yani sizin o... Diyeceğiniz bölüme, çalışacağınız işe, evleneceğiniz insana böyle aşırı aşırı karışıyorlarsa.
Tabii ki karışır aileler hani o normal bir karışmadan bahsetmiyorum anladınız.
Sizi vazgeçirecek kadar böyle kendinizi kötü hissettirecek suçlu hissettirecek kadar bunu yapıyorlarsa orada bir durup düşünmek lazım.
Eğer böyle mantıklı bir gerekçeleri yoksa siz düşündüğünüz zaman bulursunuz bunun olup olmadığını.
Sırf kendi paşa gönülleri öyle istediği için kendi menfaatleri için bunu yapıyorlarsa bir tik daha atabilirsiniz.
Ve şunu diyorsanız ben ne yaparsam yapayım.
Annemi babamı mutlu edemedim arkadaş diyorsanız.
Yani hep benim bir kusurumu bulurlar.
Hep eleştirecek bir şey bulurlar diyorsanız orada da bir düşünün derim.
Babam mesela aklıma geldi şu an.
Ben takdir alırdım. Bana derdi ki niye onur belgesi almadın?
Üniversiteyi dereceyle bitirdim sınıfı işte plaket aldım.
Neden okul birincisi olmadın dedi.
Hep böyle bir beğenmedi yani ne bileyim.
Sonra da dedi ki yıllar sonra e ben sen hırslan diye dedim.
Hani daha iyisini yapabileceğini biliyordum dedi.
Sağ ol ya. Her şey kursağımda kaldı.
Geçen de podcast ödül törenini izlerken ağlamış mutluluktan.
Ama henüz şey demedi.
Neden podcastin dünya birincisi değil?
Duymasın bunu da söyler.
Bu arada toksiklik öyle hani bir iki kez yapılmış bir şey değil arkadaşlar.
Sürekli aynı şeyleri yapıp ruhunuzda yaralar açması gerekiyor.
Şey demeyin yani işte ben de ebeveynim aman tanrım çocuğuma bir kez böyle yapmıştım.
Bu değil hani bunu sürekli yapıyorsanız bu sıkıntı.
Eğer beni dinleyen bir ebeveynseniz lütfen bu kısmı iyi dinleyin.
Lübnanlı yazar Halil Cibran der ki çocuklarınız sizin çocuklarınız değil.
Onlar kendi yolunu izleyen hayatın oğulları ve kızları.
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler.
Ve sizinle birlikte olsalar da size ait değiller.
Onlara sevginizi verebilirsiniz ancak düşüncelerinizde değil.
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
Bedenlerini tutabilirsiniz.
Ruhlarını değil. Çünkü ruhları yarındadır.
Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
Çünkü hayat geriye dönmez.
Dünle de bir alışverişi yoktur.
Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
Okçu sonsuzluk yolundaki hedefi görür ve o yüce gücüyle yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
Okçunun önünde kıvançla eğilin.
Çünkü okçu uzaklara giden oku sevdiği kadar başını dimdik tutarak kalan yayı da sever.
Çok severim ben bu şiiri.
Yani nasıl sağlıklı bir ebeveyn olurum diyorsanız bunun özeti gibi adeta.
Çocuğunuzun da bir hayat yolu var ve ben buna kendi el kaminosunu yürümek diyorum.
Fransız filozof Frederic Gros'un bir kitabında denk gelmiştim bu söze ve vurulmuştum.
Kendi el kaminosunu yürümek.
İspanyolca'da el camino yol anlamına geliyor.
Hristiyanlarca kutsal kabul edilen bir haç yolu burası ve yaklaşık 800 kilometrelik bir yol diyebiliyorum.
Artık tabii dini amaçla değil böyle turistik bir destinasyon olma özelliği de var.
Dünyanın en popüler yürüyüş yollarından latince bir deyişte de der ki yolcu yol yok yol insan yürüdükçe ortaya çıkar.
Yani bırakın çocuklarınız kendi el kaminosunu kendi yürüsün yürümesine izin verin yeter ki.
Ne diyordu Halil Cibran okçular uzaklara giden oku sevdiği kadar başını dimdik tutarak kalan yayı da sever.
Peki Merve sağlıklı aile ilişkileri nasıl olmalı?
Psikolog doktor Sherry Campbell bu konu üzerine epey kafa yormuş uzmanlardan biri.
Sağlıklı sevgi için diyor ki elimizdekinin gerçek sevgi olup olmadığını belirlemeye çalışırken başlangıç noktanız birlikte geçirdiğiniz zamanın o çoğunluğunda ne hissettiğinize
bakmaktır diyor. Bence çok müthiş bir tanım.
Biriyle birlikte geçirdiğiniz zaman sürecinde ne hissediyorsunuz?
O çoğunlukta. Bu çok önemli bir detay.
Yani buz üstünde yürüyor gibi sürekli bir endişe içinde misiniz?
Aman kaydım, aman düşeceğim, aman bir yerim kırılacak.
Yani böyle bir ismi güvensizlik, paranoya hisse, işte kendiniz olamamak, hatta tartışmaktan bile kaçınmak, bu yüzden konuşmamak bunlar varsa zaten siz sağlıklı bir sevgi dinamiği içerisinde değilsinizdir.
Sağlıklı sevgi.
İki verici bakın alma verme dengesi.
İki verici bir araya geldiğinde yaşanır.
Ve bunun gerçekleşmesi sihir gibi bir an.
Yani sen beni besle ben de seni besleyeceğim ve birlikte büyüyeceğiz demektir sağlıklı sevgi.
Toksik olmayan gerçek bir sevgiyi arıyorsanız eğer birkaç ipucu verebilirim bununla ilgili.
Gerçek sevgide arkadaşlar destek vardır, koruyuculuk vardır.
Kendiniz olma özgürlüğü vardır.
Karmaşa ve kaos yoktur.
Hayatınızı kolaylaştırır o insan, zorlaştırmaz.
Ve size kendinizi kötü hissettirmez, suçlu hissettirmez.
Böyle içten içe kötü hissetme yoktur.
Bir kabul görme vardır.
Yani toksik olmayan sağlıklı ilişkiler sevgi temeli üzerine inşa edilir.
Ve o sevgi sürdürülebilir bir sevgidir arkadaşlar.
Bu sürdürülebilirlik son yıllarda çok karşılaştığımız bir kelime.
Hemen hemen her alanda karşımıza çıkıyor.
Bence çok da anlamlı. İnsanın varoluşunun doğa ve yaşadığı çevreyle uyum içerisinde olması.
Dünya üzerinde mümkün olduğunca az olumsuz iz bırakması.
Yani sevgi de sürdürülebilir olmalı o yüzden.
İşte zararsız olmalı, zahmetsiz olmalı ki devamlılığı mümkün olsun.
Bu arada bence hayatımızın her alanında sürdürülebilirlik çok önemli.
Mesela belki şu an mutfaktasınız çok güzel bir yemek yaparken beni dinliyorsunuz.
Yemek yaparken dinleyen çok yazıyorsunuz arada.
Mutfağınızda da sürdürülebilirlik çok önemli.
Yani yemek yaparken de doğal kaynaklarımızı boşa harcamadan işte çevreye sağlığımıza zarar vermeden yapmamız gerekiyor.
Tefal Renew seramik tava kullanıcısıysanız bunu zaten yapıyorsunuz arkadaşlar.
Tefal Renew ekotasarım etiketine sahip bir ürün.
Yani %100 dönüştürülmüş alüminyum gövdeye sahip yapışmazlık performansı sayesinde Uzun süre kullanım imkanı sağlıyor.
Sıcaklık kontrolü sayesinde de daha az enerji ve daha az yağ kullanmış oluyoruz.
Çevre dostu bir tasarıma sahip anlayacağınız.
Hem benim için iyi hem doğa için.
Yani yemek yaparken vicdan azabı çekmiyoruz.
Çevreye duyarlı tüketiciler ve geri dönüşüm tutkunlarına duyurulur.
Bundan iki hafta önceydi sanırım.
Bir tanıdığıma gittim kahvaltıya.
Yani o kadar güzel böyle lezzetli şeyler hazırlamış ki.
Ve tavalarla servis etti.
Ben normalde mutfakta böyle çok haşır neşir olan biri değilim.
Ama tavaları sordum.
Çünkü çok şıktı tasarımı ve gram yapışmamıştı o pişirdiği şeyler ve çok lezzetliydi.
Hayatımda ilk kez bir tavayı inceledim arkadaşlar.
Hem internete girdim hem böyle bayağı inceledim yani masada.
O kadar beğendim ki. Gerçekten ömürlük bir ürün.
Onda hem Renier seti vardı hem de Tefal'in Ingenio'su var.
Zaten Ingenio'nun sapları da çıkarılabiliyor.
İşte fırında da kullanabiliyorsunuz.
Saklama kapakları var.
O kapaklar sayesinde buzdolabında da kullanabiliyorsunuz çok rahatlıkla.
Bir de ben mutfakta öyle saatler harcayan biri değilim.
Yani zahmetsiz bir pişirme yapmak isterim her zaman.
Tefal Renew Seramik Tava ve Renew Ingenio serisi hem çok kolay hem de kusursuz bir pişirme süreci için biçilmiş kaftan.
Kaynatma, mühürleme ve hassas gıdaları sağlam tutmak için de çok ideal.
İşte yumurta, balık gibi.
Aa bir de unutmadan çok kolay yıkanıyor.
Hani mutfakta su tasarrufu benim için önemli detaylardan.
Tefal'in gıdayla temas eden yapışmaz kaplamalarının hiçbiri PFOA, kurşun ve kadminyum içermiyor.
Sizin ve sevdiklerinizin sağlığı için bence çok önemli bir detay.
Bugün toksik ilişkilerden bahsediyorum.
Hani evimizde de mutfağımızda da bence olmasın toksik hiçbir şey.
Açıklamalara bırakmış olduğum linkten Tefal Seramik Renew Tavaları hemen inceleyebilirsiniz.
İyi ki almışım diyeceğiniz şeyler listesinde başı çekecek emin olabilirsiniz.
Arkadaşım tam olarak böyle söyledi yani hayatımı kolaylaştırdı dedi.
Mutlaka bir bakın bir inceleyin derim.
Sağlıklı sürdürülebilir ilişkiler diyorduk.
Hayatınızı kolaylaştırır, zorlaştırmaz, kaos olmaz dedim.
Geçen Instagram'da bir video paylaşmıştım hatırlıyor musunuz?
Hani toksik ailelerle alakalı.
Orada diyordu ki toksik aile sisteminde.
Sürtüşmeye neden olan ailedeki en sağlıklı kişidir buraya dikkat.
Neden böyle? Çünkü aile dinamiklerine direndikleri için diğer aile üyelerini rahatsız ediyorlar bu şekilde.
Aile üyeleri işte oluşan bu sorunlarda kendi rollerini görmek istemezlerse bu kişiyi günah keçisi olarak seçerler.
Böyle bir video paylaşmıştım sonra bunun akabinde hemen bir psikolog yazdı bana.
Dedi ki aile danışmanlığına çocuğu getiriyorlar ve diyorlar ki bu çocuk çok asi işte hiç söz dinlemiyor vesaire.
E hadi düzeltin bu çocuğu bu şekilde getiriyorlar.
O çocuk aslında...
Ailenin o toksik dinamiklerine karşı semptom gösteren kişi yani bunu göremiyorlar.
Bizim ailemizde sorun yok.
Sen bize uyum sağlayamadığım için sıkıntılısın diyorlar dedi.
O yüzden sadece o çocukla çalışmıyoruz.
Aile terapisi yapıyoruz demişti.
Gerçekten çok çarpıcı. Ben bizim ailede süspansiyon görevi görüyorum diyenler el kaldırsın.
Şimdi toksik aile üyeleri eylemlerinin sorumluluğunu reddetmeye eğilimlidir diyor.
Psikiyatrist Scott Peck.
Sağlıklı insanlar hayatlarında olan biten her ne varsa yanlış da olsa sorumluluğunu alır üstlenir ama toksik insanlar suçu başkasına yıkmayı tercih eder.
Çünkü o hep masum ve o hep kurbandır.
O yüzden o aile üyenizle yüzleşmeniz namümkündür arkadaşlar.
Ha duvara konuşmuşsunuz ha ona.
Yani değişmesi gerektiğini asla kabul etmez.
Scott Peck bir de diyor ki hayatlarının sorumluluğunu üstlenmeyi arzulayan sağlıklı insanlar kendi kendilerini çıldırtırken toksik insanlar diğer insanları çıldırtır.
İmza, kaşe, mühür.
Yani şöyle bir genel toksik insan ortak özelliklerini saymak istiyorum sizlere.
Hani ailenizde olur, çevrenizde olur.
Direkt görünce böyle tanıyın.
Şimdi söylediğiniz ya da yaptığınız hiçbir şey...
Onlara yeterli gelmez.
Onlar daima mükemmeldir arkadaşlar.
Tek hatalı varsa başkalarıdır.
İlgi odağı olmaya bayılırlar.
Ya sizi yok sayarlar ya da sizi girdaplarına çekerler.
Einstein'ın hani bir sözü vardı ya problemi onu yaratanlarla çözemezsiniz.
Yani bir anlaşmazlığa düşerseniz çözmeniz mümkün değil toksik insanlarla.
Özel günlerinizi mahvederler arkadaşlar.
Sizi yalancı çıkarırlar.
Trajedilere bayılırlar.
Sizi ve diğer aile üyelerinin arasını bozarlar.
İşte dedikodu yaparlar, yalan söylerler.
Bir şekilde aranızı bozarlar.
Çok katı ve tek yönlüdürler.
Olaylara öyle geniş açıdan bakmak gibi bir özellikleri yoktur.
Farklılıklara zaten saygıları yoktur.
Hep böyle kendileriyle meşguldürler ve çok bencildirler.
Acılardan beslenirler.
Hep böyle bir kurban rolündedirler.
En küçük kusurlara bile takılıp takılıp eleştirirler.
Geçmişi kurcalarlar.
Bunu çok severler. Geçmişinizi sizi incitmek için kullanırlar.
Böyle temcit pilavı gibi önünüze koyarlar.
Kendinizi suçlu hissettirirler, utandırırlar.
Sınırlarınızı ihlal etmeye bayılırlar.
Empati göstermeyi bilmezler.
Hani bilseler de bilmemezlikten gelirler.
Duygularınızı, acılarınızı görmezden gelirler.
Tek acı çeken odur çünkü. Sizin öyle bir şeyiniz yok.
Sen suçlusunuz deseniz zaten küserler, trip atarlar.
Onunla bir sorun çözemezsiniz.
Manipülatiftirler. İnanılmaz bencilciler ama bu en belirgin özellikleri.
Hayatınızın tüm akışının hiçbir seçme hakkı ve esneklik olmadan, İşte onların programları, onların ihtiyaçları, onların hedefleri, onların fikirleri, ne bileyim onların hastalıkları.
Yani onların her şeyine tabi olması gerektiğini fark edersiniz.
Ve o kadar kontrolcüdürler ki hayatınızın merkezine, farkına bile varmadan onların kaprislerini, onların ihtiyaçlarını yerleştirirsiniz.
Ve eğer bunu yapmazsak...
bunları görmezden gelirsek sonuç gerçekten bizim için felaket olur.
Toksik insanlar diğer insanların da duyguları olduğunu işte ne bileyim insani ihtiyaçları olduğunu idrak edemezler.
Böyle bir huni gibi düşünün.
Siz yukarıdan istediğiniz kadar emek koyun aşağıdan o emekleriniz hop uçar gider ve boşa kürek çekersiniz yani.
Siz onların ben merkezci, aşırı talepkar, mantıksız taleplerini karşılamaya çalışırken böyle debelenirken Bir kere tökezleyin o yeter zaten.
Sizi dünyanın en bencil, en kötü insanı olmakla suçlarlar.
Yani yaptıklarınızın hepsi çöpe gider.
Ya Merve bu anlattıklarını benim ailem ama bilerek yapmıyorlardır diyenler varsa böyle düşünmeniz çok normal.
Çünkü onlar ailemiz. Onları sevdiğimiz için ve onların da bizi sevmelerini istediğimiz için bize bu şekilde davranmak istemediklerine inanmak istiyoruz.
Yaptıklarında bir mantık, bir iyi niyet arıyoruz şu zaman.
Bu konuyla ilgili psikoterapist Brie Bonce diyor ki Toksik aile üyelerimizle vicdanı olan işte öz farkındalığı olan dürüst insanlarmış gibi ilişki kurmaya çalışıyoruz.
Onlara duyduğumuz doğal güvenden dolayı sonra da aslında suçun kendimizde olduğunu zannedip sevgisizliklerinin bile bizimle alakalı olduğunu düşünmeye çalışıyoruz.
Ters yansıtma yani sürekli bir inkar içerisinde olmamıza yol açıyor.
Sorun bende deyip kendimizi değiştirmeye çalışıyoruz.
Bu şekilde sorunu çözeceğimizi zannediyoruz ve her defasında duvara taslıyoruz maalesef.
H.E. Tudor da manipülasyon kitabında diyor ki, toksik insanlar eylemlerin sonuçlarını umursamazlar.
Onlara daima bir yakıt lazımdır ve o yakıt da sizin duygusal tepkileriniz, korkularınız ve gözyaşlarınızdır.
Ya da sevginiz ve muhtaçlığınızdır.
Bunlar olmadığı zaman kendi varlıklarını deneyimleyemezler.
Ve çok çarpıcı bir şey daha var.
Toksik aile üyeleri ne sever ne de nefret eder demişler.
Önemli olan sizin onlara olan duygularınız.
Beni seviyor mu, nefret mi ediyor?
Yani bir tepki alabilmek sizden.
Hatta sizi çok sevdiklerini veya nefret ettiklerini bile söylerler ki tek amaç sizin oradaki duygusal reaksiyonlarınız ondan beslendikleri için.
Ya da işte siz onlara sevdiğinizi söylersiniz, güzel şeyler söylersiniz ve bir an için belki her şey çok güzel olur.
Aranız düzelir ama sonra aniden bir bakmışsınız bir zorbaya dönüşmüş.
Hatta daha da beter olmuş. İftiralar atıyor, dedikodular yapıyor.
Sanki dünyanın en kötü insanısınız.
Yani evladı değil siz dünyanın en kötü insanıymışsınız gibi davranıyor size ve şok geçiriyorsunuz.
Acaba ne yaptım yani yanlış bir şey mi yaptım diye düşünüp böyle kendinizi paralıyorsunuz.
O esnada da o bir köşede o sizin çırpınışlarınızdan haz alıyor.
Belki arıyorsunuz arıyorsunuz telefonu açmıyor.
Çünkü amaç şu bizi yakınlarına çekip bir tuzak kuruyor adeta.
Hani kendimizi güvende hissediyoruz salıyoruz kendimizi.
Ay seni çok seviyorum falan diyoruz sonra da o sevgiyi o güveni kazandıktan sonra bir tekme bir anda bir uzaklaşıyorlar.
Yani amaç ne Merve çok saçma dediniz belki ama amaç üzerinizde bir kontrolleri olduğunu bilmek bunu görmek onlara haz veriyor.
Peki bu insanlar tedavi edilebilir mi?
Gelelim en önemli soruya.
30 yıllık bir klinik psikolog diyor ki maalesef.
Neden? Çünkü sorunları beyin kimyası değil, karakterleri bu.
Yani kusurlarını zaten yüzüne vurduğumuz anda terapiyi bırakıyorlar diyor genelde.
Hatta dava açma tehdidi savuranlar bile olmuş.
Bana terapiyi yani işimi öğretmeye çalışanlar bile oldu diyor.
Ben genelde mağdur olanları tedavi ediyorum diyor Sherry Campbell bu konuda.
Zaten hep öyle olmaz mı arkadaşlar?
Yani psikologlara, psikiyatrlara gerçek hastalar değil de onların hasta ettiği insanlar gitmez mi?
Mağdurlar gider genelde.
Diğerleri suçunu kabul etmeyeceği için.
You are not crazy, it's your mother diye bir kitap var.
Danu Morrigan'ın kitabı. Orada diyor ki iki tür toksik ebeveyn var.
İhmalkar ebeveyn ve hapsedici ebeveyn.
İhmalkar yani adı üstünde sıfır ilgi alaka.
Hapsedici ebeveyn de tüm hayatımızın iplerini elinde tutmaya çalışan.
Yani ondan uzaklaşamazsınız, okumaya çalışmaya, evlenmeye falan gidemezsiniz.
Bireyselleşmenize asla izin yoktur.
Tüm seçimlerinize karışır hapsedici ebeveyn.
Ne giyeceğinize ne yiyeceğinize bile karışır.
Sizin imajınızla çok ilgilenir, başarılarınızla, popülerliğinizle.
Hatta kendiniz anne baba olursunuz.
Sizin ebeveynliğiniz... Altyazı M.K.
Bir de toksik ailelerde arkadaşlar kardeşler birbirleriyle yarıştırılıyormuş genelde.
Hani çocuklar birbirine düşürülüyor işte dedikodularla manipülasyonlarla araları bozuluyor.
Ve dikkat ettiyseniz bir altın çocuk vardır bir de günah keçisi vardır ailelerde.
Merve ben günah keçisiyim dediğinizi duyar gibiyim.
Bunun içinde ünlü aile terapisti Virginia Satir'in harika bir yorumu var.
Der ki ailenin günah keçisi terapistlerin ifadesiyle.
Tanımlı hasta, tanımlı hastaya dönüşür diyor.
Tanımlı hasta yani günah keçisi işlevsiz aile düzeninde ailenin iç anlaşmazlıklarında dikkat dağıtma görevini üstlenmek üzere bilinçsizce seçilen aile düzensizliğinin
ayrık taşıyıcısı olan kişiyi tanımlamak için klinik ortamda kullanılan bir terimdir demiş.
Yani diğer bir deyişle günah keçisi kötü çocuktur.
İşte genellikle yeme bozukluğu, kötü notlar, işte isyankar, asi, devamsızlıklar yapan, depresyona olan, öfke sorunları olan, anksiyetesi olan yani sıkıntı çıkaran çocuktur günah keçileri.
Ailedeki tüm dertlerden o sorumlu tutulur dolayısıyla ama kimse olayın özüne bakmaz.
Yani sonuçta eğer günah keçisi ilan edildiyseniz o ailede...
Ailenin semptom taşıyıcıları olabilirsiniz.
Yani ailenin düzensizliğini dışa vuran kişi ve büyük çoğunlukla tanımlı hasta tedaviye başladığı zaman klinisyen genellikle sorunun kaynağının buraya dikkat çocukta değil ebeveynlerde
olduğunu keşfeder. Yani çocuğun ebeveynleri kadar hasta olmadığı ortaya çıkar işin sonunda ve ebeveynleri çocuğu iyileşmesi gereken kişi olarak tanımlasa da Asıl tedaviye ihtiyacı olan bu tanımı
yapan ebeveynlerdir denilmiş çok çarpıcı.
Hatta Scott Peck diyor ki bu konuda bunun tedavisi toksik ailenizden korunmaktır.
Ve John Morrigan da diyor ki günah keçisi olmanın bir hediye olabileceğini söylüyor.
Yani çünkü günah keçisi aile dinamiklerini sorgulayan onların ne kadar toksik zehirli olduğunu gören.
Ve kaçabilme şansı olandır arkadaşlar.
Buraya dikkat. Ama altın çocuksanız üzgünüm.
Çünkü altın çocuk ömür boyu o toksik ailesinin ilgisini çekmek için uğraşacak.
Kendine biçilen bir rol var ve o rolü oynamak zorunda kalacak altın çocuk.
Hatta Gibson diyor ki çocukken toksik ebeveynlerimizle bağlantı kurmak için ne gerekiyorsa yapmayı öğreniyoruz bir şekilde.
Hatta buraya dikkat bir ilişkiye kabul edilmenin bedeli olarak başkalarının ihtiyaçlarına öncelik vermeyi öğreniyoruz.
Toksik aileden olduğumuz için hep verici oluyoruz.
Değer verdiğimiz insanlar hakkında hep bir endişe içerisinde oluyoruz.
Acaba yeterli miyim?
Acaba benden hoşlandı mı?
Benim hakkımda ne düşündü?
Beni terk etmemesi için ne gerekiyorsa yapmalıyım.
Yani en küçük bir sevgi kırıntısını bile kazanmak için kendimi paralamak zorundayım.
Halbuki Teoman'ın dediği gibi aşk kırıntısıyla doymaktansa tek başıma aç kalırım bu dünyada demenin zamanı.
Ama toksik ailenin zehri ne kadar güçlü bakar mısınız?
Bütünü hayatımızı etkiliyor.
Merve benim sadece annem toksik ya da babam demiş olabilirsiniz.
Şimdi bunlara ayrı ayrı bakacağız.
Annemiz bize öz sevgimizi, kimliğimizi bunları şekillendirmek için en güçlü etkiyi yapan kişi arkadaşlar.
O yüzden hayatımızda yeri çok önemli.
Ve Cindy Lopez bir makalesinde çok çarpıcı bir şey söylüyor bu konuyla ilgili.
Diyor ki toksik anneler neden çocuk yapmak ister?
Hani bir insanın olduğunu bilir ya niye doğuruyorsun arkadaş yani?
Çünkü tek bir sebebi var diyor.
Daha fazla ayna sahibi olmak için.
Çok çarpıcı. Yani onları koşulsuz sevecek çocukları olsun diye.
Bakın koşulsuz.
Herkes koşulsuz sevilmek ister ama bunun ad yapısı daha farklı.
Kullanmak için, manipüle etmek için, kontrol edebilmek için.
Ve toksik anneler onları her ne olursa olsun sevecek köpek yavruları ister demiş.
Büyüyüp bir gün onları sorgulayabilecek, ifşalayabilecek, terk edebilecek gerçek bebekler değil diyor Cindy Lopez.
Çok etkileyici gerçekten ve toksik anne çocuğunun doğal bağımsızlığına geçişini bile ihanet sayar.
Hani büyüdünüz artık yuvadan uçma zamanı geldi bu bile ona bir ihanettir.
Ve toksik anne çocuklarından beklediği ilgiyi göremezse eğer istediği şekilde alamazsa çocuklarını kendisi için yapmak istediklerinin önünde duran engeller olarak görür.
Hani dedim ya ben bunu bunu yapacaktım da senin yüzünden yapamadım gibi gibi sözler söylerler.
Başarılarınızı sadece onlardan pay çıkarabildiği sürece.
Onaylarlar hani ben buna sebep oldum sen başarılı olduysan benim sayemde oldun derler.
Ve bazen inanamayacağınız kadar büyük yalanlar söylerler.
Yani bunu benim annem mi söyledi dersiniz.
Muhtaç olmasa bile bir muhtaç rolü oynar daima.
Sizi ziyaret ettiğinde ya da siz ona ziyarete gittiğinizde.
Tüm zamanınızı onunla geçirmenizi ister.
Atıyorum işte 2-3 saat çocuğuma baksa ben de aylardır görmediğim arkadaşımla ya da işte eşimle bir çıksam bir kahve içsem diye düşünürsünüz.
Ama sadece düşünürsünüz söyleyemezsiniz.
Yani içiniz içinizi yer.
Çünkü bir şey demese bile biliyorsunuz ki trip atacak.
O tripi iliklerinizde hissedeceksiniz.
Yani insan kendi annesine bunu diyemez mi ya?
Hani ben çıkacağım bir hava alayım falan diyemezsiniz.
Çünkü küser trip atar.
Bütün zamanınızı ona ayırmanızı ister.
Sizin de bir insan olduğunuzu, insani ihtiyaçlarınız olabileceğini aklının ucuna bile getirmez.
Yani kendi kendine zaman geçirmesini bilse de bilmezden gelir.
Çünkü tüm ilgi odağı o olmalıdır arkadaşlar.
Hatta geçen pişman olacağınız 5 şey podcast'ını anlatmıştım sanırım.
Kadın alkolik artık ailesi canından bezmiş onun alkolünden bıkmışlar.
Ama diyor bırakırsam ilgi alaka kesilecek.
Bütün dikkatler benim üstümden gidecek.
Dikkatleri çekmenin ilgi merkezi olmanın tek yolu benim alkolik olmam diyor.
O yüzden devam ediyor içmeye.
Yuh gerçekten yani toksik annelik buralara kadar gidebiliyor.
Duygusal vampirler acı çekmenizden beslenirler.
Sizin için bir şey yaparlar ondan sonra bedelini ödetirler kat kat.
Teşekkür etmeniz asla yetmez ona.
Size hediye almazlar ama sizden hediye beklerler almazsanız küserler.
Sizin özel günlerinizi kutlamazlar doğum gününüz neymiş falan bilmezler ama onun doğum gününü hatırlamazsanız olay çıkar.
Yani toksik annenizin kısaca ebeveyni olursunuz ve duygusal terapisti de olmak zorunda kalabilirsiniz.
Sizin çoğu ihtiyacınızı karşılamaz işte hastaneye götürmez giyinmiş kuşanmış bunları görmez yemek çoğunu kendiniz halletmiş olabilirsiniz.
Eğer kendi acıkırsa sizin acıktığınızı düşünebilir belki çocukken ya da önünüze bir kahvaltı sofrası bile konmamıştır.
Büyüme sürecinde siz onun omzunda ağlayacağınız yere o sizin omzunuzda ağlamıştır.
Tüm duygusal yükünü hep size boşaltmıştır.
Babasıyla olan sorununu, kardeşiyle, ailesiyle şeyi size atmıştır o yükü.
Hayatının tüm mutsuzluğunun nedeni yeri gelir siz olursunuz.
Siz doğmasanız belki o neler neler olacaktır.
Siz ona engel olmuşsunuzdur.
Mutluluğuna engel olmuşsunuzdur.
Önüne taş koymuşsunuzdur.
Asla samimiyetiyle özür dilemez.
Böyle genelde ağzının ucuyla özür diler.
Çünkü daima o haklıdır.
Kardeşlerinizle aranızı öyle bir bozar ki artık kardeşlerinizle iletişim kurabilmenin tek yolu anneniz üzerinden gerçekleşir.
Onsuz hiçbir şey yapamazsınız.
Peki toksik babalar nasıl olur Merve?
İnanılmaz ben merkezci ve kibirli oluyorlarmış.
Başarılı olacaksınız ama...
En iyisi olmak zorundasınız.
Yani babanıza ulaşmak için hep böyle başarılı olmaya çalışırsınız.
Çocuklarını kendi iyiliği için kullanır, sömürür genelde.
Size ayıracak gram vakti yoktur ama elin işlerine koşar.
El iyisidir çünkü milleti büyülemeye bayılır toksik babalar.
Yani dışarıda birine sorsanız babanız nasıl biri diye inanamazsınız.
O anlattığınız kişi babanız mı?
Bu adam evde böyle değil.
Dediğim gibi size ayıracak vakti yoktur ama milleti büyülemeye bayılır.
İlgi odağı olmayı çok sever.
Toksik ailelerde büyüyenlerin çoğu babasının tam olarak ne iş yaptığını açıklayamıyormuş.
Yani nasıl para kazandıkları genelde muamma imiş.
Ama sorsanız çok başarılı, prestijli, ihtişamlı bir işi vardır.
Onları asla eleştiremezsiniz.
Çünkü öfkeleri çok korkunçtur.
İlgisizdir anlayışsızdır empati diye bir şey bilmez daima onun hisleri önemlidir sizin değil.
Hayattan aldığı keyif varsa o keyif ailesiyle değil dışarıda arkadaşlarıyla ne bileyim akrabalarıyla falandır sizinle alakası yoktur o keyfin.
Çocuklarının kendisi hakkındaki düşüncelerinden çok el alemin düşüncelerini önemser toksik babalar.
Evdeyken patronluk taslarlar genelde ailedeki insanları canından bezdirirler.
İşte her şey benim kontrolümde imajı çizmeye çalışırlar ve bu onlara inanılmaz haz verir.
Hani ben onların babası olduğum için beni sevmek zorundalar.
Ben babayım hak etmeme gerek yok o sevgiyi diye düşünürler.
Sizin dışarıya çizdiğiniz imajı çok önemserler.
Giyiminiz, kuşamınız, kariyeriniz, okuduğunuz okul onlar için çok önemlidir.
Çocuklarına zamanından ve dikkatinden geriye kalan artıkları vermeye çalışırlar ve bazılarının tanrısı ne yazık ki paradır bu babaların.
Parayla aldıklarıyla çocuklarının sevgisini satın almaya çalışırlar ve bunun karşılığında da sizden mükemmel bir çocuk imajı çizmenizi beklerler.
Eğer öyle değilseniz yani değer bilmeyen nankör insanlar olursunuz.
Ve toksik babalar genelde almak için verir arkadaşlar.
Bu önemli bir detay.
Hatta bu babaların çeşitli türleri varmış.
Mesela toksik zalim babalar.
Bunlar kızlarına ve oğullarına çok farklı davranıyorlar.
Ben demiyorum. Nersesizim uzmanı söylüyor bunu.
Toksik babaların diyor kızlarına babanız nasıl biriydi diye sorduğum zaman kızlarının verdiği cevap şöyle oluyormuş.
İşte derin bir yalnızlık, terk edilme duygusu.
Kendimi hiçbir zaman prenses gibi hissetmedim.
Bana ayıracak yeterli zamanı hiç olmadı babamın.
Onun dikkatini çekmek için hep böyle kardeşimle rekabet etmeye çalışırdım.
Azıcık kilo alsam, azıcık kötü giyinsem beni çok acımasızca eleştirirdi demişler.
Erkekler de demiş ki babam için asla yeterli olamadım.
Hep onunla bir rekabet halindeydim.
Ondan başarılı olduğum zaman...
Ben kazanmana izin verdiğim için başardım dermiş ve insanlar onları karşılıksız sevdiğinde bile bir neden ararlarmış.
Yani onay bağımlılığı çok oluyormuş toksik zalim babayla büyüyenlerin.
Bir de pasif baba türü var.
Bunun daha kötü olduğunu söylemişler.
Yani ne kızı ne oğlu ona asla saygı duymuyor ve babalarını hayal kırıklığı olarak görüyorlar.
Neden? Çünkü şöyle bir şey var burada.
Hani başıma bir şey gelse babam...
Asla beni kurtaramaz. Hatta kılını bile kımıldatmaz.
O kadar pasif. Ve annem babamı parmağında oynatıyor.
O kadar pasif bir adam.
Bizi savunamıyor. Çatışmaktan hep kaçıyor diyenler babası pasif olanlarmış.
Bir de aşırı düşkün babalar var bu da toksik grubunda.
Çocuklarıyla aslında o kadar ilgisiz ki bu ilgisizliğini kapatmanın, kamufle etmenin yolunu sürekli olarak çocuğun her istediğini yaparak sağlamaya çalışanlar.
Sonuç ayaklar baş oluyor.
Çocuk erkili bir aile oluyor.
Ben merkezci çocuklar büyüyor.
Kural yok, otorite yok, hayır diye bir şey yok.
Bu da bir toksiklik. Çocuklar onu sevse bile asla saygı duymuyor sonuç olarak.
Ve sırada... Toksik yetişkin çocuklar var arkadaşlar.
Bunlar da aşırı düşkün ebeveyn grubunun çocuğu.
Dikkatinizi çekerim. Bu çocuklar olgunlaşamaz diyor Shannon Thomas.
Hatta diyor ki bu şımarık çocuklar toplumsal kuralların kendileri için değil yalnızca diğer düşük sıradan insanlar için geçerli olduğunu hissettiklerini söyler.
Ebeveynlerini sadece işimi kolaylaştıran bir şey gibi görüyorlarmış.
İstedikleri her şeye anında sahip oldukları için bunu hayat boyu devam ettirmeye çalışıyorlar.
Kendilerine her şeyi hak görüyorlar, oldukça saygısızlar, ben merkezciler ve insanları kullanmaya bayılıyorlar demiş.
Sherry Campbell diyor ki çocuğunuzu mahvetmek istemiyorsanız eğer onların duygularını göz ardı etmeyin.
Küçümsemeyin, aşağılamayın, tutarsız kurallar koymayın.
Sınırlarınız, kurallarınız net ve belirgin olsun.
Öngörülemez olmayın.
Çocuğunuzla arkadaş olmayın çünkü zaten onun arkadaşları var.
Onun bir ebeveyne ihtiyacı var.
Hani yetişkinliğinde belki olabilirsiniz ama küçükken lütfen olmayın demiş.
Hatta eşinizle olan sorununuzu lütfen çocuğunuza yansıtmayın.
Yani çocuğunuzun arasını diğer ebeveynle bozmaya çalışmayın.
Bağımsızlaşmasına bir birey olmayın.
Onların sizin uzantınız olmadığını anlayın.
Çünkü o da bir birey, o siz değilsiniz, o bir birey.
Sınırlarını lütfen ihlal etmeyin, aşırı korumacı davranmayın demiş.
Ve lütfen şu cümleleri daha sık kullanmaya çalışın.
Seni seviyorum, seninle gurur duyuyorum.
Yanılmışım, özür dilerim, üzgünüm, sen haklısın.
Seni affediyorum, mükemmel olmana gerek yok.
Ben senin için buradayım ve seni dinliyorum.
Bu senin sorumluluğun, başarısızlıkla hayatımızın bir parçası.
Tekrar gelişip yine deneyebilirsin.
Sana inanıyorum. Yani bu cümleleri kurmak zor değil.
Bunları söyleyin sevgili ebeveynler, beni dinleyenler.
Peki Merve, ya benim kardeşim, ablam abim falan toksikse bunu nasıl anlayacağım?
Bunu pas geçiyordum az kalsın.
Sizinle sadece işe düşünce iletişim kuruyorsa, onları görünce içinizi böyle tarifsiz bir sıkıntı kaplıyorsa, manipülatifse, sizi sürekli küçümsüyorsa, diğer aile üyeleriyle bir şekilde ilişkinizi
bozmaya çalışıyorsa, Tebrikler kardeşiniz bir toksik.
Peki ne yapacağız Merve?
Çözüm ne olacak? İletişimi keselim mi?
Evet kesin iletişimi diyor Sherry Campbell bu konunun uzmanlarından biri.
Hatta diyor ki yani bunca yıllık deneyimlerinden öğrendiğim kadarıyla bazen bazı insanları sevmemizin en iyi yolu onları kendileriyle baş başa bırakmaktır.
Ve ne zaman bırakacağını bilmek çok önemlidir.
Serbest bıraktığınızda daha iyi olacağını bildiğiniz şeyleri...
Lütfen tutunmayın. Toksik aile üyelerinizin iyiye doğru değişmek için tek şansları kendi davranışları ve bize kötü muameleleri için doğru veya doğal sonuçlar sunulmasıdır.
Bize korkunç şeyler yaptıklarında ve hiçbir bedel ödemediklerinde yıkıcı davranışlarını sürdürmeye devam edecekler.
Hatta olduğundan da kötü olacaklardır diyor.
Onların hiç yapmadığı bir şey olan kendinizi sevmeye hakkınız var.
Eğer ben elimden gelen her şeyi yaptım.
Denedim Merve ama olmadı başaramadım diyorsanız iletişimi tümüyle kesin diyor Campbell.
Yok ben onu yapamam diyorsanız nezaketen iletişim kurun demişler.
Yani yüzeysel ilişkilerde kalın.
Kendinizi bir tık uzak tutmaya çalışın.
Olabildiğince az görüşün.
Etkilenmeyecek şekilde ve bir şey sizi iyileştirdiğinden daha fazla canınızı acıtıyorsa kendinizi bundan vazgeçirecek kadar çok sevin arkadaşlar.
İletişimi kesmeden önce kendinize şu soruları sorabilirsiniz.
Eğer emin olmak istiyorsanız.
Bu kişi yanlışlarını kabul ediyor mu?
Soru 1. Hiç samimiyetle benden özür diledi mi?
Yani özrüne inandım mı?
Davranışını değiştirmeye çalıştı mı o özürden sonra?
Hiç yaptığından pişman oldu mu?
Ben bunu hissettim mi? Ya da işte sağlıklı bir iletişim kurmak için benimle gerçekten bir çaba gösteriyor mu?
Sürekli duygusal olarak istismar ediliyorum diyor musunuz?
Onlarla olan tek iletişiminiz negatifse, pozitif bir şey yoksa.
Ailenizle olan ilişkiniz çekirdek ailenize yansıyor mu?
Eşinize çocuğunuza yansıyor mu?
Ve hep siz mi vericisiniz bu ilişkide?
Alma verme dengesi var mı yok mu?
Ben sömürüldüğümü hissediyorum diyor musunuz?
İşte bu cevaplara göre iletişimi kesmek veya kesmemek sizin elinizde arkadaşlar.
Ve acı gerçeklerden biri şu ki kalbimizde olan ancak hayatımızda olmaması gereken bazı insanlar vardır.
Hani bazen deriz ya asla affetmeyeceğim birini.
Ömür boyu seveceğim diye. Yani kendi faydanız için buna mecbursunuz.
Toksik aileyle büyüyenlerin düşük öz saygısı, değersizlik duygusu oluyor dedik.
Mükemmelliyetçi olabiliyorlar.
Sevilebilir olduklarından asla emin olmuyorlar.
Ailemizden alamadığımız o sevgiyi, ilgiyi başkalarında arıyoruz.
Hani Doğan Cünceloğlu demişti ya başkalarının gözlerinde ve sözlerinde ararız o alamadığımız sevgiyi.
Hep bir onaylanma ihtiyacı.
Kötü ilişkilere çekilip dururuz.
Aynı ailedeki gibi toksik olan insanları hayatımıza çekeriz.
Yani affetmeyebilirsiniz bütün bu olanları.
Hakkınızdır ama...
Kabul edin diyor Campbell. Siz bunları yaşadınız.
Bunları kabul edin. İnkar etmeye çalışmayın.
Çünkü bunu çok yapan var ya.
Ya yaptı ama bir sebep bulmaya çalışıyor.
Kendince bir mantıklı zemine oturtacak ya.
Gerçekleri görünüyor. Evet bu insanlar böyle böyle bana da bunları bunları yaptılar deyin.
Yani gözünüzde hala işte anamdır babamdır aman kutsaldır.
Bunları görmezden gelmeyin.
İnkar etmeyin. Zaten hastalıkların sebebi bu değil mi?
Psikolojik rahatsızlıkların. Bastırdığımız işte engel olduğumuz duygularımız.
O zaman ne diyorduk? Tanrım bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabul edebilmem için sabır ver.
Hepimize hak ettiğimiz sağlıklı ilişkiler diliyorum arkadaşlar.
Tefal'in sunduğu Ortamlarda Satılacak Bilgi'nin sonuna geldik.
Açıklamalara bırakmış olduğum linkten Tefal Renew Ceramic Tava serisini inceleyebilirsiniz.
Ve kapanışımı Dr.
Sherry Campbell'ın şu sözleriyle yapmak istiyorum.
Her acı verici ilişki deneyimini özellikle iyileşmem için tasarlanmış bir usta öğretmen olarak kullandım.
Sadece kendimi kurtarabildim.
Kendinize iyi bakın. Beni hangi platformdan dinliyorsanız takip etmeyi ve bildirimlerinizi açmayı unutmayın.
Bu aralar yine sık bölüm gelecek.
Beni Instagram'da takip etmek isteyenler için de adresim açıklamalarda.
Hoşçakalın. Kendinize iyi bakın.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
