
2025'te Bilimde Neler Oldu? Yapay Zeka, Mars'a Yerleşme, Kraliçe Karınca, Elmaslar
20 Aralık 2025 · 32 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
2026 hedefini gerçekleştir, Cambly ile İngilizce öğren! %60 daha iyi fiyat ve ayda 299 TL’den başlayan fiyatlardan yararlan! Yeni yıla güçlü bir başlangıç yap ve yıl boyunca düzenli devam ederek hedefine ulaş! Kodumuzu kullan ve hemen öğrenmeye başla!
KOD: ORTAMLARDA2026
Detayları incelemek için tıklayınız.
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Yeni çıkan kitabım “Kendimi Nasıl İyileştiririm?”i almak için: https://amzn.eu/d/0wFlqHl
Bu bölüm "Cambly" hakkında reklam içerir
Transkript
Cambly, Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sunar.
Herkese merhaba, Türkiye'nin en çok dinlenen podcastı, Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz.
Ben Merve. Ben bunu bir süre söylerim arkadaşlar açılışlarda.
Türkiye'nin en çok dinlenen podcastı diye.
Şimdi... Bugün ne konuşacağız?
Biraz bilimden bahsedelim istedim.
Bilim konuşalım. 2025 yılında bilim sahasında neler oldu?
Şöyle enteresan bilgiler var mı son araştırmalar ışığında?
Bunlardan bahsedeceğiz. Bu konuda nereden çıktı diyenler için geçen bir şey öğrendim arkadaşlar.
Çok hoşuma gitti. Dedim ben bunu niye paylaşmıyorum.
Sonra aklıma geldi yılın bitmek üzere olduğu.
E dedim 2025 yılında neler oldu onlardan da bahsedelim.
E hadi o zaman başlayalım.
Şimdi ben ne öğrenmişim de bu kadar şaşırmışım.
Şimdi arkadaşlar kraliçe karıncalar çiftleştikten sonra Kendi kanatlarını yiyorlarmış, çiğniyorlarmış.
Çok da etkileyici bir hikayesi var.
Hemen anlatıyorum. Kraliçe ve erkek karıncalar belirli bir zamanda böyle evlilik uçuşu denilen çok kısa ama kalabalık bir hava şöleni gerçekleştiriyorlar.
Bu uçuştan sonra erkeklerin görevi orada bitiyor ve kısa bir süre sonra erkekler ölüyor.
Kraliçe karınca ise kaderini yere inişte değiştiriyor.
Toprağa konduğu zaman kanatları artık ona yük olmaya başlıyor.
Çünkü artık uçuş çağı kapanıyor.
Artık koloni kurma çağı açılıyor kraliçe karınca için.
Ve kraliçe kanatlarını diplerinden kırıyor.
Kimi türlerde bu kırma işi çiğneme şeklinde oluyormuş.
Bazısı kırıyor bazısı da çiğniyor.
Kanatlarını yiyerek yok ediyor arkadaşlar.
Ve kanatlar gittikten sonra o uçuş kasları bir süre sonra emiliyor ve enerjiye dönüştürülüyor.
O enerjide ilk yumurta...
için hayati bir yakıt oluşturuyor.
İşte kanatlarını kaybetmek kraliçe karıncanın hani artık ben gezgin değilim kraliçeyim deme şekli gibi bir şey ve işin trajik kısmı bu geri dönülemez bir karar arkadaşlar.
Kanatsız bir kraliçe bir daha göç edemiyor.
O saatten sonra artık kanatları zaten çıkmayacak bir daha.
Tek yapacağın şey o seçmiş olduğu toprakta koloni yani ya olur ya da hiç olur.
Taç giymek için Özgürlüğünden vazgeçmek.
Ama şu da var arkadaşlar. Kraliçe karınca kanatlarını kaybettiği için kraliçe olmamış.
Yani kraliçe olduğu için kanatlarını bırakmış.
Yani fedakarlık, buradaki fedakarlık bir ceza değil bir tercih.
Bu hikaye niye beni etkiledi?
Çünkü bilmiyorum kendimce belki bir ders çıkardım buradan.
Hani bir şeye gerçekten başlamak istiyorsan bazı ihtimallerle vedalaşman gerekir.
Bir ilişki, bir kimlik ya da yeni bir hayat kurmak istiyorsanız bazen eski alışkanlıklarınızı, ben böyleyim demelerinizi, o eski kaçış kapılarınızı bırakmanız gerekebilir.
Çünkü bazen onlar varken uçarsınız ama kök salamazsınız arkadaşlar.
Hani kim ne derse desin o kanadı kırmak da bence çok büyük bir cesaret işi diye düşünüyorum.
Devam edelim. Sıradaki bilgi.
Bence kadınların çok hoşuna gidecek.
Çünkü elmaslardan bahsedeceğim.
Elmaslar neden farklı renklerde?
Şimdi arkadaşlar elmasların farklı renklerde olmasının nedeni çünkü kimi zaman mavi oluyor, pembe oluyor, yeşil oluyor, sarı oluyor bir sürü rengi var.
Bunun nedeni kimyasal saflık ve kristal yapısındaki kusurlar.
Bir de arkadaşlar fiziksel etkileşimler.
Kusurlarından dolayı renkliler elmaslar.
Saf elmas renksiz oluyor.
Berrak oluyor. Zaten buna göre de pahası artıyor ya da azalıyor.
Hatta size böyle bir sertifika veriyorlar ya orada yazıyor işte şu kadar berraklığı bilmem ne diye bir sürü bilgi var işte bu saf elmas.
Yani ne kadar saf olduğunu gösteriyor.
%100 karbondan oluşuyor.
Renksizlik eşittir.
Şu demek arkadaşlar. Karbon atomlarının kusursuz bir kristal örgü ördüğü kurduğu anlamına geliyor.
Burada şu olmuş ışık içeri girmiş ve hiç soğurulmadan geri çıkmış.
O yüzden de renksiz saf elmas.
Renk dediğimiz şey bu düzende bir bozukluk olduğu anlamına geliyor.
Mesela sarı elmasta azot etkisi vardır.
Şöyle şimdi karbon kristalinin içine çok az miktarda azot atomu girmiş.
Bu anlama geliyor ve bu azot mavi ışığın bir kısmını soğuruyor.
Geriye de sarı tonlar kalıyor.
Çok mu nadir? Pahalı mı?
Hayır arkadaşlar sarı elmas o kadar pahalı değil.
Ama mavi bir elmas görürseniz burada bir bor etkisi vardır ve çok nadirdir.
Nadirlik eşittir. Zaten pahalılık oluyor.
Bu da yine şöyle aynı düzende kristal yapıya Bor atomları karışmış demek.
Yani o yüzden mavi. Bor kırmızı ve sarı ışığı soğuruyor.
Mavi geçiyor. Yani kısaca elmas oluşumu sırasında bor izleri sıkışırsa mavi elmaslar elde ediyoruz.
Yeşil elmas görürseniz bu da radyoaktif kayaya maruz kalması demek.
Yani yeşil zaten son derece nadir.
O yüzden de yine yüksek fiyat etiketi görüyoruz yeşil elmaslarda.
Doğal radyasyon.
Ve kristalde atomik bir hasar yaratmış bu doğal radyasyon.
O yüzden yeşil arkadaşlar. Ne radyasyon ne elmas mı dediğinizi duyar gibiyim.
Asla takmam. Hayır arkadaşlar o radyasyon konuşamadım.
Çok geçmişte kalmış bir radyasyon.
Siyah elmas görürseniz çöpe atın.
Aşırı kusur demek.
Yani içinde bol miktarda grafit.
Amorf, karbon ve mineral var.
Işığı yansıtmamış, yutmuş.
O yüzden bu hale gelmiş.
Yani şeffafın aksini siyah ve o yüzden de pek değerli değil.
Yani kısaca arkadaşlar sarı elmas yaygın.
Pahalı ama çok yaygın.
O yüzden o kadar wow değil.
Ama daha makul seviyelerde daha ulaşılabilir sarı elmaslar.
Mavi elmas çok nadir, çok pahalı.
Bir de pembe var arkadaşlar.
Pembe aşırı nadir.
O yüzden de rekor seviyelerde fiyatlar.
Kırmızı zaten hani yok yani.
O yüzden de korkunç pahalı.
Yani en pahalı elmaslar renkliler arkadaşlar.
Dikkat edilseniz çünkü çok nadirler.
Ama en çok satılan tabii piyasada en çok satılan renksiz olanlar.
Böyle arkadaşlar yani bazen kusurlar değeri yükselten de bir şey olabiliyor.
Doğa mükemmel olanı renksiz yapmış bakın ama değeri yaşanan şeyler eklemiş fark ettiyseniz.
Yani efsane olan elmaslara bakın.
Mavi, kırmızı, pembe elmas.
Bunların hepsi bir şey yaşamış değil mi?
Başlarından bir şeyler geçmiş.
Kiminin kristaline azot girmiş, kimininkine bor karışmış, yer kabuğu böyle onu neredeyse kıracak kadar sıkmış.
Yani elmasın rengi...
Başına hiçbir şey gelmemiş olmasının değil çok şey gelmiş ve dağılmamış olmasının izidir diyebiliriz.
Hani devenin hörgücü olmasa yani o kusuru sandığımız şey olmasa deve çölü geçemezdi arkadaşlar.
Kusur sandığımız şeylere bir de bu gözle bakın.
Hatta şu an aklıma ne geldi biliyor musunuz?
Hani ışığın içeri sızması falan dedik ya elması için.
Braille geldi Louis Braille.
Bilmeyenler için. Görme engelliler için Braille alfabesini geliştiren kişidir kendisi.
3 yaşında görme yetisini kaybediyor.
Çok talihsiz bir kaza geçiriyor.
Hatta bir bölümde bahsetmiştim oldular hatırlayacaktır.
Ve görmeyen biri olarak görmeyenlerin o dünyayı nasıl algıladığını içeriden çok derin bir yerden biliyor Braille.
Ve kusur gördüğü şeyi...
güce dönüştürüyor ve bu alfabeyi geliştirerek bugünkü haline getirmeye vesile oluyor.
Görme engellilerin dünyasını işte böyle aydınlatıyor arkadaşlar.
Bazı insanlar hayatın onlara vermiş olduğu o kırık parçayı saklamıyor.
Onu bir alete dönüştürüyor.
Hayatta biraz böyle bir şey.
Her şey hiçbir zaman bir elmas kadar böyle saf, mükemmel ve berrak olmayacak olmasında zaten.
Çünkü önemli olan onu o renkli, o değerli elmasa dönüştürebilmek.
Hikayelerimizi güzel bir renge boyayabilmek değil mi?
Kintsugi diye bir bölümüm vardı.
Kendini affetmek bölümü.
Onu da dinleyin. Çok eski bir bölüm ama çok sevilen bir bölüm.
Orada kusurlarımızın bize neler kattığından bahsediyorum.
Devam edelim arkadaşlar. Sırada sizin heyecanla beklediğiniz bir haber var.
Merve 2026'ya giriyoruz.
Cambly'den bize özel bir kod var mı?
Var arkadaşlar. Öncelikle kodumuzu söyleyeyim.
Ortamlarda 2026.
Peki bu kodla neler yapabiliriz?
Cambly biliyorsunuz global, güvenilir.
Anadili İngilizce olan eğitmenlerle 7-24 birebir konuşma pratiği sunan global ve güvenilir bir İngilizce öğrenme platformu.
Arkadaşlar araştırmalar bize gösteriyor ki sadece dinlemek öğrenmeyi sağlamıyor.
Konuşma pratiği yani gerçek diyalog kurmak konuşma becerimizi belirgin bir şekilde arttırıyor.
O yüzden İngilizce konuşma pratiği yapan kişiler pasif dinleme yöntemlerine göre çok daha iyi sonuç alıyorlar.
Yani yüz yüze ya da birebir konuşma dili daha hızlı içselleştiriyor ve özgüvenimizi arttırıyor.
Şimdi arkadaşlar bu söyleyeceğim fırsat sınırlı bir süre için geçerli.
O yüzden elinizi çabuk tutun derim.
Eğer Cambly'de bir ay yerine 12 ay seçerseniz %60 çok daha iyi bir fiyat alacaksınız.
Yani ayda 299 TL'den başlayan fiyatlar var.
Kodumuz ortamlarda 2026.
Unutmayın yeni yıl kararlarımız değil yeni becerilerimiz hayatımızı değiştirir ve geliştirir.
O zaman 2026 hedefinizi gerçekleştirmek için hemen bir adım atmak isterseniz kodumuzu tekrar hatırlatıyorum.
Ortamlarda 2026 bir ay yerine 12 ay seçtiğiniz zaman %60 daha iyi bir fiyat sizleri bekliyor ve ayda 299 TL'den başlayan fiyatlardan.
Hemen yararlanabilirsiniz.
Yeni yıla güçlü bir başlangıç yapmak isteyenleri açıklamalardaki linke davet ediyorum.
Hadi devam edelim. Biliyorsunuz kızıl gezegene yani Mars'a yerleşme fikri uzun süredir konuşuluyor.
Çünkü Mars dünyaya görece yakın yani yakın derken dünyaya benziyor.
Atmosferi ve su geçmişi olarak.
NASA zaten 2030'larda ki 2026'ya doğru giriyoruz.
Çok kısa bir zaman sonra Mars'a insan göndermeyi planlıyor.
Ama şöyle bir sıkıntı var.
Mars'a gitmek çok pahalı.
Yani her şeyi de dünyadan taşımak.
Çok saçma işte barınaktır, araştır malzemedir.
Bunları götürmek inanılmaz masraflı.
Hani insan götürmek zaten çok pahalı.
Bir de bunları götürdüğünüzü düşünün.
O yüzden bilim insanları her şeyi yanımızda götürmeyelim demişler.
Ve Mars'ta üretelim demişler.
Ve bunun üzerine çalışmaya başladılar.
İşte tam da bu noktada İtalya'daki Milano Politeknik Üniversitesi'nden gelen yeni bir araştırma var.
Çok yaratıcı bir çözüm sundu bu araştırma.
Mars'ta yapı malzemelerini...
bakterilerle büyütmek.
Peki ama nasıl? Biyomineralizasyon süreciyle arkadaşlar yani canlı organizmaların mineral üretmesi için iki tane bakteri var.
Biri Sporosarsinopostari törüyü konuşamadım.
Bir daha söyleyeceğim.
Sporosarsinopostari öf ama ne yapacaksınız be bunu?
Diğeri de Krokoksidoyopsis.
Hay zıkkım. Ne biçim isminiz var?
Tam bir bakteri ismi.
Duymadınız burayı tamam mı?
Söyleyemiyorum. Dilim dönmüyor ya.
Bu bakteriler tamam birlikte kullanıldığı zaman Mars yüzeyindeki bu regolit yani kaya ve tozu birbirine bağlayan böyle beton benzeri sağlam bir malzemeye dönüştürebilecek bir bağlayıcı üretiyorlarmış.
Üretmez olasıcalar.
Hatta bu karışımında ileride Mars'ta böyle 3D yazıcılarla yapı basmak için.
Ya bakın nelerden bahsediyorum.
Mars'ta 3D yazıcılarla yapı basmak falan diyorum.
ham madde olarak kullanılacakmış bunlar.
Yani düşünülüyor. Bu krokoksidiyopsis var ya söyleyebildim umarım size.
Bu bakteri arkadaşlar oksijen de üretebiliyormuş.
Onun için astronotların yaşam destek sistemlerine katkı sağlayabileceği konuşuluyor.
Diğer bakterinin ise o zıkkım adını söyleyemediğim sporotarsina pastörü.
Ay söyledim galiba.
Amonyak ürettiği için bakın amonyak üretiyormuş ben zıkkım diyorum ama kapalı döngü tarım sistemlerinde yani Mars'taki o bitki yetiştirme işinde işe yarayabileceği konuşuluyor.
Yani arkadaşlar özetle adamlar Mars'ta yaşama planları için bakın nelerle uğraşıyorlar.
Sırada yapay zeka ile ilgili bir araştırma var.
Bununla ilgili pek çok şeyden bahsedeceğim.
Yapay zeka ile ilgili 2025 yılında neler olmuş onlara değineceğiz ama.
Bu MIT'nin yayınladığı yeni bir çalışma arkadaşlar.
Yapay zekanın finans, sağlık ve profesyonel hizmetler genelinde ABD iş gücü piyasasının %11.7'sinin yerini alabileceği söyleniyor.
Bunu ortaya koyan bir çalışma.
Gerçekten çok yüksek bir oran bence.
Yani yapay zeka daha böyle bebek adımlarıyla ilerliyor ve yaşadığımız şeylere bakın %11.7 falan.
Biraz daha geliştiği zaman bilmiyorum ne olacak.
Ve bu 11.7 dediğim ABD'de trilyon dolarlık bir ekonomik alanı etkileyecek arkadaşlar.
Peki hangi sektörlerde çalışanlar için tehlike çanları çalıyor?
Sadece teknoloji şirketleri ve yazılımcılar değil, finans, sağlık, insan kaynakları, ofis işleri ve lojistik gibi böyle rutin ve zihinsel emek ağırlıklı olan işler daha görünmez bir konuma
gelecek yakın bir zamanda.
Ama bunların daha büyük...
Bir risk altında olduğunu söyleyebilirim arkadaşlar.
Hatta yapay zeka podcast'e bile başladı.
Belki beni de siler atar sektörden bilmiyorum.
Bunu bir arkadaşımla söylediğimde şey dedi.
Hani saçmalama ya insanlar seni o samimi sesin için, gülüşün için dinliyor dedi ama hani o tadı vermez dedi ama bilemiyorum Altan.
Ben şu an yapay zekanın ürettiği müzikleri dinliyorum.
Çok da beğeniyorum. Bence...
Çoğundan çok daha iyi çoğu sanatçıdan.
Bakalım bizi nasıl bir son bekliyor.
Resmen Frankenstein kitabını yaşıyoruz arkadaşlar canlı canlı.
Böyle kendi elimizde bir canavar yarattık ve o canavar sanki bizim sonumuzu getirecek öyle hissediyorum.
Şimdi diyeceksiniz ki ya işte ama çok da işimize yarıyor.
Şöyle iyi böyle iyi.
Okey arkadaşlar evet çok iyi ama git gide insanın insana olan ihtiyacı kayboluyor ve daha da kaybolacak.
Yani insanın insanla olan o mikro teması.
Gitgide azalıyor. İşte birine yol sorma, birinden yardım isteme, bir iletişim kurma falan anlatabiliyor mu?
Bunlara gerek kalmıyor ve gitgide insanlar daha da yalnızlaşacak.
Yani insanlar düşünme yetisini zaten kaybetmeye başladı.
Artık her şeyi chat GPT'ye sordukları için düşünmeyi unutacaklar yakında.
Bence en tehlikeli kısım bu.
Yapay zeka bizi yani gerçek insanları sonunda kendine benzetecek.
Yani biz makineleşeceğiz sanki onlar insanlaşacak gibi geliyor.
Sanki bütün dünya böyle koca bir black mirror seti.
Setindeymişiz gibi geliyor arkadaşlar.
Ve işin kötüsü o dizi bir kehanet değil gelecek için bir uyarıydı.
Şimdi bu senenin sonuna doğru yaklaşırken sayılı günler kaldı.
2025 yılında popüler bilim alanında neler oldu şöyle bir hatırlayalım.
Stanford Üniversitesi 2025 Yapay Zeka Endeks raporuna göre 2025 yılında yapay zeka sistemleri belirli zeka ve problem çözme testlerinde insanları geçecek seviyelere ulaştı.
Hatta bazı durumlarda yapay zeka destekli yazılım ajanları önceki yıllara göre onlarca puanlık gelişme gösterdi.
Bazı durumlarda yapay zeka destekli yazılım ajanları sınırlı zaman verilen kodlama testlerinde insanlardan çok daha hızlı ve doğru çözümler üretti.
Yapay zeka 2025 yılında artık iyice böyle günlük yaşamın parçası haline gelmeye başladı arkadaşlar.
Mesela sağlık alanında 2023 yılına kadar 223 adet yapay zeka destekli Tıbbi cihaz ABD FDA onayı aldı.
2015'te sadece 6 cihaz vardı.
Bakın ne kadar bir sıçrama oldu.
Ulaşımda zaten otonom araçlar artık deneme olmaktan çıktı arkadaşlar.
Hizmet vermeye başladı.
Bu çok heyecan verici bir şey bence.
ABD'de bir şirket haftada 150 binin üzerinde sürücüsüz robot taksi yolculuğu gerçekleştiriyor.
Bakın haftada 150 binin üzerinde sürücüsüz robot taksi yolculuğu oluyor ABD'de.
Çin'de yine bir şirket var böyle aktif bir şekilde.
Tamamen sürücüsüz robot taksi servisi sunuyor.
Yolcu beğenmeyen taksiciler varsa bir daha düşünsün derim.
Sürücüsüz taksi piloları kurmuş arkadaşlar adamlar.
Yani Çin'den bahsediyorum.
Robot taksiler gerçekten benim için bir hayaldi ve gerçek oldu.
Sağlık alanına baktığımız zaman bayağı bir gelişme var.
Yapay zeka bilimsel araştırmalarda da biliyorsunuz artık çok önemli bir araç haline gelmeye başladı.
2025 yılında AI algoritmaları yeni antibiyotik moleküller keşfetmekte kullanıldı arkadaşlar.
Mesela bilim insanları bir makine öğrenimi modeliyle binlerce kimyasalı tarayarak ölümcül bir süper bakteriyi öldürebilen yeni bir antibiyotik adayı tespit ettiler.
Yani artık AI destekli taramaların geldiği noktalara bakın.
Hatta yapan zeka ile tasarlanan bazı protein ve ilaç adayları da kanser ve nadir hastalıklar için oldukça ümitsiz.
verici sonuçlar verdi.
Bunlara geleceğim az sonra.
Nükleer fizyon enerjisinde de çok büyük bir gelişme var.
Bilim açısından hatta rekor bir ilerleme diyebilirim.
2025'de yaşandı.
Enerji teknolojileri alanında 2025'in en dikkat çekici gelişmelerinden biri temiz ve sınırsız enerji vaadi taşıyan nükleer fizyon deneylerindeki başarı oldu arkadaşlar.
Yani bu ne demek?
Elektrikler artık böyle güneş gibi çalışan makinelerden gelecek.
Kömür, petrol gibi şeylere ihtiyaç kalmayacak demek ileride.
Evrim ve paleontoloji alanındaki gelişmelere bakacak olursak Güney Afrika'da bir mağarada bulunan Littlefoot adlı çok eski bir iskelet vardı.
Bu iskelet yaklaşık 3.7 milyon yıl önce yaşamış bir insan atasına ait.
Sen 3.7 milyonu sen ne yaptın?
Aklıma geleni söylemesem olmaz.
Bazısı diyor ki Merve komik mi niye gülüyorsun?
Hani komik olmayan şeylere de gülüyorsun.
Bilmiyorum ki niye güldü.
Ben de bilmiyorum. Neyse devam edelim.
Bu Little Foot var ya arkadaşlar 3.
milyon yıl önce yaşamış bir insan hatasına ait dedik.
Bunun için bilim insanları uzun süre düşünüyorlar ve hani vardıkları ortak kanaat şu.
Bu... Bildiğimiz eski insan türlerinden birine ait olmalı dediler.
Ve fakat amcam çıktı dermiş.
2025'de yapılan yeni araştırmalar bize şunu gösteriyor.
Bu Littlefoot bildiğimiz hiçbir insan atası türüne tam olarak uymuyormuş.
Ve bu daha önce hiç tanımlanamamış yeni bir insan atası türü olabilir deniliyor arkadaşlar.
Deccal X'de olabilir bilemiyorum.
Littlefoot insanlık hikayesinde daha önce hiç bilmediğimiz yeni bir dalı temsil ediyor olabilir deniliyor.
Yani insanlık tarihi düşündüğümüzden daha kalabalık, daha karmaşık ve çok daha zengin.
Bir başka keşif Etiyopya'da arkadaşlar yeni Australopithecus.
Bu da çok önemli bir fosil keşifi.
Etiyopya'nın Ledi Geraru bölgesinde bulunan 2.8-2.6 milyon yıllık diş fosilleri yapılan analizler sonucunda bilim dünyasının daha önce hiç görmediği bir Avustralya
piti kız. türüne ait olarak tanımlanıyor ve bu fosilleşmiş 13 diş için özetle araştırmacılar diyorlar ki bu bilinen hiçbir Australia Piticus türüne tam uymuyor.
O yüzden yeni bir türe işaret ediyor olabilir denilmiş.
Yani bu keşif bize diyor ki yaklaşık 2,5-3 milyon yıl önce Doğu Afrika'da en az 4 farklı hominin soyu bir arada yaşıyor olabilir.
Yani insan ailesinin bu dönemde tek bir doğrusal çizgiden ziyade böyle bir çalı formunda dallanıp budaklandığını ve birden fazla deneitsel soy hattının var olduğu fikrini iyice
pekiştirdi bu son araştırma Etiyopya'da karşımıza çıkan.
Yine bu senoninin arkeoloji alanında en dikkat çekici bulgularından biri ateş kullanımı tarihinin çok daha eskilere gidebileceğini.
göstermesi oldu. Bu da insanlığın işte tarıma daha erken başladığını vesaire vesaire bunları gösteriyor.
İngiltere'nin Suffolk bölgesinde yapılan kazılarda elde edilen bulgular insanların yaklaşık 400 bin yıl önce kasıtlı olarak ateş yakmış olabileceğini işaret etti.
Bu da medeniyetin çok daha geriye gittiğini işte tarımın vesaire daha erken başladığını gösteren bir işaret, keşif.
Ve bu keşif şimdiye kadar açık şekilde belgelenen En eski ateş yakma örneğinden 150 bin yıl daha eski bir tarihe karşılık geliyor.
Peki 2025 yılında hayvanlar aleminde ve doğada ne gibi yenilikler oldu bilim alanındaki keşiflerde?
Okyanusların en derin yaşam alanı keşfedildi arkadaşlar.
2025'de biyoloji alanındaki...
en büyüleyici keşiflerden biri yeryüzünün en derin noktasında zengin bir canlı ekosistemi bulunması oldu.
Çinli bilim insanı Meng Rang Du liderliğinde bir ekip Pasifik Okyanusu'nda yaklaşık 9000 metre derinliğe dalabilen bir denizaltıyla o en derinlerdeki canlıların izini sürmeyi başardılar.
Gerçekten çok büyüleyici bir olay bu.
O ekipte olmak isterdim ama denizlerin derinlikleri beni çok korkutuyor.
Hatta uzaydan daha çok korkutuyor daha önce de söylemiştim ama çok da heyecan verici.
Peki ne buldular Merve burada denizlerin dibinde?
Bir şey derdim de neyse.
Ersin arkadaşlarını uyardı.
Şimdi arkadaşlar hayaletimsi tüysü deniz solucanları bulmuşlar.
Bula bula bunu bulmuşlar. Parlak kan kırmızısı tüp solucanları bulmuşlar.
Tabii daha pek çok şey var ama bunlar öne çıkmış.
Ama buradaki olay şu. Dünyanın en derin çukurlarında bile bakın canlı yaşam aktif.
Ve dünyanın en derin ekosistemi keşfedilmiş.
Bu önemli. Yaşamın dayanıklılığı konusunda bu bence çok önemli bir gelişmeydi.
2025'te bilim alanında yine en önemli gelişmelerden biri hayvan davranışları.
ve nörobiyoloji alanında yaşandı.
Şöyle ki sürüngenlerin hiç hazretmem kendilerinden duygusal durumları üzerine yapılan bir araştırma var.
İngiltere'de kırmızı ayaklı kaplumbağalar üzerine yapılan bir deney var arkadaşlar.
Ve bu deney neticesinde bu hayvanların tıpkı böyle insanlar ve memeliler gibi uzun süreli ruh hali durumları yaşayabildiğini göstermiş bu çalışma bize.
Ve bu çalışma aslında sürüngenlerin de tıpkı kuş ve memeli beynine sahip hayvanlar gibi uzun süreli duygu halleri yaşayabileceğini ve sürüngenlerin de böyle zannettiğimizden çok daha karmaşık
bir iç dünyaları olabileceğini gösterdi.
Yani bir yılanın uzun süreli bir depresyon geçirdiğini hayal edemedim şu an.
Canım benim demek isterdim ama yok.
Haz etmiyorum korkuyorum.
Peki uzayda neler oldu 2025 yılında?
Şimdi Şili'de inşa edilen Rubin Gözlemevi var.
Burada 30 yıllık bir hayalin gerçeğe dönüşmesiyle ilk test gözlemlerini yaptı Rubin Gözlemevi.
Dünyanın en büyük dijital teleskop kamerasına sahip Rubin Gözlemevi şu anda.
Yani araba büyüklüğünde bir kamera düşünün.
Hatta sırf bunun için inanılmaz büyük böyle ledler geliştirdiler.
Bu görüntüleri izleyebilmek için.
Dünyanın en büyük dijital kamerası burada arkadaşlar.
Ve Haziran 2025'te Gözlemevi'nin ilk renkli uzay fotoğrafları yayınlandı.
Gerçekten büyüleyici görüntüler elde etmişler.
Mutlaka bir bakın derim arkadaşlar.
Bu uzay görüntüleri beni büyülüyor.
Gerçekten büyülüyor. Böyle saatlerce oturup izleyebilirim.
Merve biz de hiç anlamamıştık yani uzayın seni büyülediğini.
Senelerdir o astronotlu kapaklarından geldi.
Her yerde astronot, galaksiler.
Şimdi arkadaşlar galaksi ne ya?
Galaksi. Ben bugün konuşmayı unuttum.
O bakteriden sonra kendime gelemedim.
Şimdi arkadaşlar bu Rubin gözlem evinde 10 yıl sürecek çalışmalar yapılacak.
Milyarlarca yıldız ve gök cismi izlenecek.
Yani astronomi de devrimi yaratacak gelişmelere şahit olacağımız kesin diyebilirim.
Düşünsenize yaklaşık 40 milyar yıldız, galaksi ve diğer gök cisimleri defalarca gözlemlenecek.
Hatta şimdiden dünyaya çok yakın olan ama böyle tehlike oluşturmadığı söylenen 7 yeni asteroid keşfedildi.
Çoğu daha fazla var 2000 küsur ama bunlar bize en iyi.
yakın olanlarmış ve yine çok ilgimi çeken bir haber.
Tabi James Webb uzay teleskobundan bahsetmesi olmaz.
Rubin'den bahsettik bundan da bahsedelim.
2025'de astronomlar güneş sistemi dışındaki bir gezegende yaşama dair en güçlü ipuçlarından birini elde ettiklerini duyurdular.
James Webb uzay teleskobu K286 adlı bir gezegenin atmosferini inceledi ve bu gezegen dünyadan 124 ışık yılı uzaklıkta dünyadan çok daha büyük ve Bu gezegenin
atmosferinde dünyada bakın neredeyse sadece canlılar tarafından üretilen iki tane gazın izine rastlandı burada.
Dünyada bu gazları en çok denizlerde yaşayan mikroskobik canlılar, agiler üretiyor arkadaşlar.
Bu ne anlama geliyor?
Şimdi bu gazlar orada mikroplar gibi böyle onlar benzerinde bir yaşam.
olabileceğini düşündürdü bilim insanlarını.
Hani uzayda yaşam var demiyorlar.
Hani direkt böyle bir şeyden bahsetmiyorlar.
Bu gazlar biyolojik bir süreçten geliyor olabilir deniliyor.
Yani bu bir ipucu arkadaşlar kesin kanıt değil.
Ama olsun yine de çok heyecan verici.
Uzayda yaşam bulundu diyemiyoruz.
Ama ilk kez hani orada bir şeyler oluyor olabilir noktasına geldik.
O yüzden güzel bir gelişme.
Niye güzel bir gelişme dedim hiç bilmiyorum.
Belki de çok kötüdür. Başımıza ne gelecek?
Şimdi arkadaşlar NASA'da neler oldu oralara da bir bakalım.
NASA insanlı ay görevlerine dönüş planında çok önemli bir aşamaya geldi.
Artemis 2 görevi var biliyorsunuz ve bu görev için hazırlıklar tam gaz devam ediyor NASA'da.
Kuşlar ne olur beni de alın.
Abi adamlar ayın etrafında 10 günlük bir seyahat planlıyor.
Ben de az önce şeye bakıyorum Antalya.
Bir sayfada nasıl açık?
Bu şeye bakıyorum haritamızda okuyorum.
Bir sayfada da Antalya'ya mı gitsin?
Adamlar nereye gidiyor ya?
Sinirim bozuldu.
Şimdi bu 10 günlük seyahat planı muhtemelen 2026 Şubat'ta gerçekleşecek.
Peki biz? Biz ne yapıyoruz arkadaşlar?
Biz daha Muratgil'in damından atlayamadık.
Neden bahsediyorsun Merve?
Ramazan da geliyor. Şunu yaparsam orucum bozulur mu?
Bunu yaparsam orucum bozulur mu?
Ya senelerdir bir bitmediniz.
Ya bu sorulara gerçekten hiç hazır değilim.
Neyse devam edelim. Bu arada Çin de böyle sinsi sinsi o Tiangong uzay istasyonunu büyütmeye devam ediyor.
Özel şirketler uzay turizmi işte binlerce uydudan oluşan o dev uydu ağlarını Çin genişletmeye devam ediyor.
E tabi bunun bir bedeli var arkadaşlar.
2025'de yayınlanan bilimsel çalışmalar bu kadar çok uydunun uzaydaki o astronomi gözlemlerini oldukça zorlaştırdığını ve teleskopların da gökyüzünü kirlettiğini ortaya koydu.
mahvetmeyi başarmışız insanlık olarak.
Ama şunu demeyi çok isterdim.
Yalan değil. Uzayı da çok kirlettik ya ülke olarak.
Demek isterdim arkadaşlar.
Keşke biz de uzayla böyle haşır neşir olabilsek ama biz ülke sorunlarıyla uğraşmaktan uzaya sıra geleceğini sanmıyorum.
Devam edelim. Genetik alanında neler oldu?
2025 yılında arkadaşlar CRISPR gen tedavisi başarıyla uygulandı.
ABD'li bilim insanları çok nadir ve ölümcül bir genetik mutasyona sahip olan 6 aylık bir erkek bebeğin DNA'sını CRISPR teknolojisiyle doğrudan düzeltmeyi başardılar ve tedavi
sonrası bebeğin durumu belirgin bir biçimde iyileşti.
Yani dünyada ilk kez bir hastanın kendi mutasyonuna göre biri bir uyarlanmış bir CRISPR genom düzenleme tedavisi uygulanmış oldu ve bu başarı şimdiye kadar laboratuvar ve deney
aşamasında olan hassas gen düzenleme tekniklerinin klinikte gerçek bir hastası.
Kurtarmak için kullanılabileceğini göstererek tıp tarihinde bir dönüm noktası olarak değerlendirildi ve 2025 yılı genom düzenleme teknolojilerinin tıp uygulamalarına geçişinde de çok önemli ilerlemelere
sahne oldu. Özellikle böyle kansızlık ve kalıtsal kan hastalıkları için geliştirilen CRISPR temelli hücre tedavileri düzenleyici kurumlardan onay aşamasına geldi diyebiliriz.
Tüm bu gelişmeler kalıtsal hastalıkların tedavisinde genetik mühendisliğinin somut bir çare olma yolunda hızla ilerlediğini gösteriyor bize.
Genetik kaynaklı hastalıkların tedavisi konusunda oldukça umut verici gelişmeler yaşandı 2025 yılında.
En çok sevindiklerimden biri çocukluk çağı körlüğü için yapılan arkadaşlar İngiltere'de yapılan bir çalışma oldu.
Çok umut verici gelişmeler kaydedildi.
Şöyle ki nadir bir genetik retina hastalığına sahip olan çocuklarda yeni bir gen tedavisi deneniyor ve sağlıklı gen kopyası gözdeki retina hücrelerine virüs taşıyıcılarla veriliyor ve
gözle görünür bir iyileşme kaydediliyor.
edilmiş harika. Alzheimer için de yine harika gelişmeler yaşandı 2025 yılında.
Ama en ilginci arkadaşlar organ nakli konusunda oldu bence.
ABD'li cerrahlar genetiği değiştirilmiş bir domuz kalbini insana başarıyla naklederek dünyada ikinci kez bunu gerçekleştirdiler.
58 yaşında ağır kalp yetmezliği hastası olan bir adama domuz kalbi takıldı.
Ama 6 hafta sonra adam hayatını kaybetti.
Vücudu organı reddetti.
Ve o kalbin bir insan vücudunda çalışması bile bence mucize.
Hatta aklıma şu an Bulgakov'un Köpek Kalbi kitabı geldi.
Sevdiğim bir yazardır ve sevdiğim bir kitaptır.
Bir insanın kalbini bir köpeğe naklediyorlardı.
Ve sokak köpeği Şarik'in bir anda değişen hayatı, insanlaşması bir köpeğin.
Bunu anlatıyorlardı. Hatta Bulgakov şunu anlayın ki asıl korkunç olan artık köpek kalbi değil, insan kalbi taşıması demişti o köpeğin.
doğada var olanlar arasında en rezilini demişti.
Sizi düşüncelerinizle baş başa bırakıyorum ve kanser türleri tedavisinde neler yaşandığına şöyle bir bakmak istiyorum.
2025 yılında ne gibi gelişmeler yaşandı kanser alanında?
Şimdi mRNA deyince aklımıza ne geliyor?
COVID değil mi? Daha net olası COVID.
Ama COVID dışında ciddi şekilde bunun kanser tedavisinde de işe yarar olduğu söyleniyor arkadaşlar.
mRNA temelli kişisel kanser aşısı yani vücuda kanser hücresini tanı talimatı veriliyor arkadaşlar bununla.
Yani 2025'te kanserde akıllı bağışıklık dönemi ciddi biçimde kapıyı çaldı diyebiliriz.
Umut verici gelişmeler var.
Bu arada buradan hastalıklarla mücadele eden herkese şifa diliyorum.
Bilimin ve umudun acının önüne geçtiği günler dilerim çok yakındır arkadaşlar.
2025 mucizelerin yılı değildi belki ama umut veren, ölçülebilen gerçek adımların yılıydı diyebiliriz.
Bir yanda milyonlarca yıl öncesinden kalan kemikleri konuştuk.
Her yanda laboratuvarda büyüyen organlardan bahsettik.
Bir yanda da gökyüzündeki yaşam arayışı, yeryüzündeki yaşamı uzatma çabalarından bahsettik.
Bilim iyi ki var çünkü bilim hala umudumuzu ayakta tutan en sağlam zemin.
O zaman bilimin ışığı daima yolumuzu aydınlatsın.
Kendinize iyi bakın arkadaşlar. Cambly Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sundu.
Bize özel kodumuzu tekrar hatırlatmak istiyorum.
Ortamlarda 2026.
Detaylar açıklamalardaki link de sizleri bekliyor.
Hoşçakalın. Kendinize iyi bakın. Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
