
Altıntaş Online hakkında detaylı bilgi almak ve kampanyadan faydalanmak için: https://www.altintasonline.com
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi Twitter: @OrtamlardaB * Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com *Bu bölüm "Altıntaş Online" hakkında reklam içerir*
Transkript
Altıntaş Online Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sunar.
Herkese merhaba ben Merve, hoş geldiniz.
Bugün başlıktan da gördüğünüz üzere hayatımızı kabusa çeviren adamları konuşacağız, toksik erkekleri konuşacağız.
Toksik olmayan beyler lütfen üzerinize alınmayın.
Çünkü baştan söyleyeyim asla erkek düşmanı falan değilim.
Beni biliyorsunuz zaten. Hatta kızıyorum öyle tiplere.
Seni bilenler biliyor Merve be.
Ne anlatıyorsunuz dediniz şu an bence.
Şimdi bu konuyu ben kendi deneyimlerimle anlatmayacağım.
Merak etmeyin. Çok şükür ki kendi deneyimlerimle anlatmayacağım.
Anlatsaydım çok üzülürdüm.
Yani tabii bizim de olmuştur toksik beyler ama o kadar da değildir.
Bu konuda uzman iletişimin kraliçesi Dr.
Lillian Kem onun bilgilerinin ışığında ilerleyeceğiz arkadaşlar.
Kendisi iletişim ve insan davranışı psikolojisi alanında dünyanın en saygın ve en önde gelen otoritelerinden biri.
Şimdi bugün hayatımızı kabusa çeviren toksik erkekleri.
Nasıl tespit edeceğimizi, onlarla nasıl başa çıkabileceğimizi konuşacağız.
Ve tabii ideal erkeğin tanımını yapacağız bu bölümde.
İdeal bir erkek nasıl olmalıdır?
Bunlara da değineceğim. Bu arada geçen bir şarkı duydum.
Roman havası.
Neydi? Romantik Erhan diye birisi.
Dedim ki işte ideal erkek böyle olmalı.
Şarkının adı neydi ya?
Kocam da kocam böyle bir şeydi.
Orada söylediği sözler diyor ya işte karıcığım, sultanım falan diyor.
Dedim ya ideal erkek işte.
Şimdi önce toksik erkek tanımını yapalım.
Bir erkeğe bunu demek için yani toksik erkek demek için size çok olumsuz duygular yaşatması lazım.
Yani öz saygınızı yerle bir eder toksik bir erkek.
Aslında çok kolay anlıyoruz ya.
Yani bize o kadar kötü davranıyor ki bir şeylerin ters gittiğini anlıyoruz ama konduramıyoruz.
Yani konduruyoruz da işimize gelmiyor diyelim.
Kendimizi mutfaktaki sarı bez var ya onun gibi hissediyoruz arkadaşlar.
Öyle söyleyeyim bu ilişkinin içerisinde.
İlla sevgiliniz olmasına da gerek yok bu adamın.
Belki patronunuzdur, babanızdır, abinizdir, bir dostunuz da olabilir erkek.
Hatta sizin için toksik olan bir adam bir başkasına öyle de olmayabilir arkadaşlar.
Garez'in bana mıydı be adam dediniz değil mi?
Şimdi size bir takım sorular soracağım.
Bunlara evet ya da hayır demenizi istiyorum.
Bakalım hayatınızdaki insan toksik mi iyi değil mi?
Bu arada şu an hayatınızda değilse bile o olumsuz negatif duygularınız onu düşündüğünüz anda böyle bir anda ayyuka çıkıyor mu?
Yoksa iyi bir insandı ya ayağına taş değmesin diyebiliyor musunuz?
Size kendinizi nasıl hissettiriyor bu insan?
Öfkeli mi hissediyorsunuz?
Yani sık sık sinir oluyor musunuz o ilişkinin içerisinde?
Onu düşündüğünüz zaman üzgün mü hissediyorsunuz?
Hani gün içinde aklınıza gelir ya böyle...
Bir tarafınız buruk mu ya hani böyle çok mutlu değil misiniz?
Ondan nefret mi ediyorsunuz şu anda?
Sizden tiksiniyor mu yani hiç böyle bir hisse kapılmanıza neden oldu mu?
Ya işte sizi itti mi mesela çok yaklaşmak istemişsinizdir fiziksel olarak ve itilmişsinizdir.
Gururunuz incilmiştir.
Onun yanında kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
Genellikle böyle çekingen mi hissediyorsunuz?
Tam kendinizi, özünüzü yansıttığınızı düşünüyor musunuz o insanın yanında?
Size kendinizi sık sık suçlu hissettiriyor mu?
Sizi utandırıyor mu?
Ve kıskançlık krizleri yaşıyor musunuz bu ilişkide?
Yani siz normalde belki hiç kıskanç bir insan değilken bu ilişkinin içerisinde çok sayko bir karaktere bürünmüş olabilirsiniz.
Onun yanındayken kendinizi sık sık umutsuz hissediyor musunuz?
Ondan çekinip korktuğunuz hiç oldu mu?
Yani bu insanın size yapabileceklerinin boyutunu düşününce korkuyor musunuz?
Ondan çekiniyor musunuz? Eğer çok fazla evet dediyseniz evet arkadaşlar toksik bir adamla berabersiniz muhtemelen.
Dr. Lillian Kemp yaşları 18 ile 86 arasında değişen binden fazla kadın danışanı ile görüşüyor ve onlardan hayatlarında onları mutsuz eden bu toksik erkekleri tanımlamasını
istiyor. Hepsinin ortak beyanlarına dayanarak 11 toksik erkek profili belirliyor ve bazılarını duyunca bence çok şaşıracaksınız.
Şimdi ben sırayla size bu 11 toksik erkek modelini anlatacağım.
İçinden kendinizinkini bulun bakalım.
Birinci tiple başlıyorum.
Kıskanç, rekabetçi, toksik erkek tipi.
Bu tipler hep böyle baskın olmaya çalışır.
Kadınların söylediği hemen hemen her şeyi tartışarak onları bir şekilde alt etmeye çalışırlar.
Konuşma kalıplarındaki en belirgin özellikleri genelde sizin sözünüzü keserler arkadaşlar.
Size karşı çıkarlar, sürekli çatışma içindedirler sizinle ya da anlattıklarınızı, başarılarınızı hor görürler, alt etmeye çalışırlar.
Sizinle gizlice bir rekabet içine girerler.
Bunu böyle hissedersiniz alttan alta.
Size sözlü şiddet uygularlar.
Yani düşmanı mı? olsa bana bunu demezdi dersiniz bazen zehir zemberek sözler işte kızım sen ne anlarsın ya çok biliyorsun kızım sen birisi sizi övse hemen gömmeye kalkar işte derler ki
ne kadar hoş görünüyorsun bugün bu mu güzel bu mu hoş görünüyor şu tipe bak birazcık külah alsanız hemen işte kıyıya vuran balina şakaları hep böyle saçma sapan şakalar ve eleştiriler inanılmaz kalp
kıran insanlar siz ne derseniz deyin size hep böyle muhalefet olmaya çalışan bir tip karşınızda bir ağız dalaşına giriyor.
Eğer siz de ona uyarsanız zaten inanılmaz çirkinleşebilir, çirkefleşir yani.
Sizden nefret eden birine bir anda dönüşebilir ve sesindeki o gergin tonu hep hissedersiniz.
O alayvari üslubunu, o üstten bakışını, o derindeki öfkesini hissedersiniz ve işler daha da sertleşirse aranızda üzerinizde hakimiyet kurmak için kolunuzun üst kısmını sıkabilir.
Böyle sert bir şekilde vücut dilleri genelde böyleymiş.
Bu arada konunun uzmanı söylüyor bunu.
Hani bu erkeklerin vücut dili konusunda da uzman.
Kolunuzu sıkıyormuş yani.
Hani burada baskın olan benim.
Haddini bil anlamında o kol sıkma.
Bu size bir ikaz.
Sizi sindirmek için yapıyor bunu.
Ve bu adamlar genelde böyle bakışlarıyla etrafı süzüyor.
Kolaçan ediyor. Neden?
Çünkü çevresinde kendini böyle üstün gösterebileceği biri var mı acaba bunun arayışında?
Bu arada göz teması da kurmuyor bu adamlar.
Bir de arkadaşlar diyelim ki harika bir iş teklifi aldınız.
Sevinç içinde gittiniz.
Bunu ona söyleyeceksiniz.
Size kalkıp diyor ki ya sanki diyor başbakan olmuş şu triplere bak ya bir sakin ol kızım ya falan diyor.
Yani hevesinizi öyle bir kırıyor ki.
Sevincinizi paylaştığınızda bile size kendinizi kötü hissettirmeyi başarıyor bu adamlar.
Yani hiçbir şey demese bile o anda o kadar soğuk bir tavrı var ki size karşı.
Aa okey çok sevindim canım falan diyor.
Siz de diyorsunuz ki ya bu kadar mı sevindim?
E ne yapacaktım diyor. Göbek mi atmamı bekliyor?
Sevindik ya işte diyor mesela.
Bir de bayıl istersen Feriha.
İkinci toksik erkek tipine geldim.
Gizliden gizliye pasif agresif olanlar.
Sessiz ama korkunç derecede patlayıcı volkan tipi.
Bu tipler her şeyi içinde saklar arkadaşlar.
Yani yüzüne baktığınız zaman ya da konuştuğunuz zaman aslında ne hissettiğini hiçbir şekilde anlamazsınız.
Söylemez de zaten. Sinirli ya da öfkeli ise siz bunu asla bilemezsiniz.
Çünkü bu tipler kinder sürpriz yumurta.
Sonradan çıkartacak sizden acısını.
Şimdi biriktiriyor. Hatta ilk tanıştığınız andan beri biriktiriyor.
En son öyle bir patlayacak ki neye uğradığınızı şaşıracaksınız.
Siz de böyle onu sessiz, sakin, çok minnoşko biri zannettiniz değil mi?
Bu sinsirellayı. Sinsirellaları tanıyalım.
Her şey yolunda giderken size böyle güzel sözler söyleyebilir, sizin adınıza sevinmiş gibi yapabilir ve sizi de buna gayet güzel inandırabilir.
Kafanızı karıştırır arkadaşlar.
Bir an böyle ya bu adam benim yanımda, bu adam benim destekçim dersiniz ama hiç beklemediğiniz bir anda sizinle öyle bir alay eder, öyle bir eleştirir ki ayağınızın altından bir anda şak!
diye o halıyı çeker. Zaten alaycılık bu tipin en belirgin özelliği.
Genelde alay ederler pasif agresif tipler.
Alay eder bir de üstüne der ki ne ya alındın mı?
Sadece şaka yaptım der.
Ve bu alaycılığı onun üstünlük sağlama biçimi arkadaşlar.
Yani direkt böyle kızgınlığını öfkesini belli etmeyecek ya.
Bunun yerine ne yapıyor? Pasif agresif.
Böyle incitiyor, kabalaşıyor, kırıcı ifadeler.
Bunların arkasına sığınıyor ve bir zamanlar onunla paylaştığınız, sizin için paylaştığınız Belki çok önemli olan ciddi bir şeyi de karşınıza geçip alay edebiliyor.
Bu tipler full kafa karışıklığı arkadaşlar.
Mesela size diyor ki ya sen var ya çok zeki bir kadınsın bayılıyorum senin zekana diyor.
Bir başka gün herkesin içinde size ne kadar aptal olduğunuzu da söyleyebiliyor.
Abi hangisi gerçek bu adamın gerçek fikri ne bunu düşünmekten kafayı yiyorsunuz ama bu adamda en belirgin his şu yaşadıklarınızda dost musun düşman mısın ne ayaksın.
Ya da bu adamlara sorarsınız neyin var hayatım bir şey mi yaptım?
Seni kıracak seni üzecek bir şey mi yaptım?
Size diyor ki yok sorun yok önemli değil falan diyor ama böyle çok gıcık bir şekilde onu hissediyorsunuz.
Halbuki kafasında kuruyor çetele tutuyor hesap kitap peşinde sonradan acısını çıkaracak.
Hadi oldaki konuştunuz diyelim iki medeni insan gibi karşınıza aldınız.
Tam böyle derdinizi meramınızı anlatacaksınız.
İstiyorsunuz ki tatsızlık çıkmasın sorun daha da büyümesin.
Hani bunu iletişerek halledeceksiniz.
edebiliriz diye düşünüyorsunuz tam böyle yükseldiğiniz anda kendinizi tam ifade edeceğiniz anda şak diye araya giriyor diyor ki tamam ya tamam uzatma ya da işte tamam unut gitsin boşver ya önemli değil
falan diyor önemli aslında önemli çıkaracak acısını bekleyin genellikle kendisiyle ilgili bir açığını size vermez arkadaşlar sizden alır toplar toplar o bilgileri ama kendisiyle ilgili bir açık vermez
Böyle dışarıdan bakan biri der ki ya ne kadar sessiz sakin ne kadar mülayim bir adam siz böyle daha cadaloz bir tip gibi görünürsünüz.
Halbuki burada amacı hani sorun yaratmamak pasif agresif ya soğukkanlılığını korumak böyle çatışmalardan kaçınmak ama alttan alta yaptıklarına bakın.
Hatta böyle adamlarla boşanmaya kalktığınız zaman çevrenizden böyle yargılayıcı bakışlar gelebilir.
Hani ay ne kadar düzgün bir insan sessiz sakin ağzı var dili yok daha ne istiyorsun abi dili var hem de yılan yani tıs.
Hatta belki de sizi de böyle bir profil çizerek kandırdı, ağına düşürdü fark etmeden.
Bir de sizinle tartışırken sesini yükseltmez.
Gayet böyle yumuşak, sakin bir tonda konuşur.
Hatta sizi sakinliğiyle delirtir.
Siz bir köşede cinnet geçirirken orada kıs kıs gülebilir, kahkahalar atabilir.
Yani sulardan serin.
Ya bununla bu kadar delirecek ne var ki triplere?
Ve konuşurken beden dili böyle size çok yakındır.
Normalden fazla. Teması içindedir.
Fiziksel teması çok fazladır.
Fiziksel yalaka dediğimiz türden olabilir.
Böyle bacaklarını sallar.
Masaya böyle parmağıyla vurur.
Ritmik bir şekilde tempo tutar.
Ayaklarını yere vurur.
Hafif hafif. Yani aslında o anda orada olmak istemiyor.
Sizin yanınızda olmak istemiyor.
Ve bunu da baskılamaya çalışıyor.
Pasif agresif bir şekilde. Bu da hareketlerine yansıyor.
İşte baş parmaklarını avuç içine alır büker.
Elini yumruk gibi yapar.
Hani öfkesini bastırıyor.
Duygularını gizleme çabası bu.
Bunlar konuşurken de başını böyle belli belirsiz sallayabilir.
Boynunu ovuşturabilir. Bunlar duygu bastıranların yaptığı şeyler.
En belirgin özelliklerinden biri ağzı kenetli bir şekilde sırıtır.
Çok yapmacık bir gülüşü vardır yani.
Eliyle ağzını kapatabilir konuşurken.
Bu da aslında gerçek hislerini açığa vurmak istemediği için olabilir.
Ve sizinle göz teması kurmayabilir.
Merve ya ne toksik adamlar varmış yani bu bölümünü dinledikten sonra hayatımdaki insana şükrettim demişsinizdir umarım.
Biraz da onların değerini bilin diye yapıyorum bu bölümü.
Ne demişler altının değerini sarraf bilir.
Ben altınımı bulmuşum iyi bir sarrafım demek ki diyenler sevdiceğinizde güzel bir altın kolye hediye etmek isterseniz de adresimiz belli altıntaş online.
Gümüş rengi kolye sevenler için süper kral altın zincir çok hoşuma gitti.
Altın seven beyler için ise oniks eklem altın zincir harika modeller.
Ama bir model var ki gerçekten çok beğendim.
İki renkli kral altın zincir.
Yani sana aldım aşkım deyip ben takarım.
O kadar beğendim. Merve bizim için bir önerin yok mu altın taştan diyenler?
Tabii ki var. Kalın retro altın bileklik çok beğendim.
Bite altın yüzük ve şimal şövalye yüzük bunları çok beğendim.
Yaz yaklaşırken ezme sepet altın zincirde favorilerimden biri.
Altın taş online sitesinde 5000'den fazla ürün çeşidi var arkadaşlar.
Yarım asırdan fazladır altın ve mücevherat sektöründe olan oldukça güvenilir usta bir marka.
Hani bir atasözü vardır ustanın çekici bin altındır diye işte altıntaş öyle bir marka.
Buradan aldığımız ürünler kullandığımız süre boyunca ömür boyu garantili arkadaşlar.
Bakım ve tamiri de ücretsiz.
Altıntaş Online'dan yapacağınız alışverişlerde kargonuz 16.30'a kadar sigortalı kargoyla kargolanıyor.
Yani merak etmeyin kargonuzun başına hiçbir şey gelmiyor.
Ve bonus anneler gününü özel şu anda Altıntaş Online'da tüm altın takılarda net %25 indirim var arkadaşlar.
Ve tüm pırlanta takılarda net %50 indirim var.
Açıklamalara bıraktığım link altınseverlerin kalp atışlarını hızlandıracak.
Ya ben gerçekten Altıntaş online sitesinde gezerken acayip heyecanlanıyorum.
Efendimiz modundayım.
Hadi devam edelim.
Sırada üçüncü tip var.
Kibirli, kendini beğenmiş, her şeyi bildiğini zanneden erkek.
O herkesten üstündür.
Ondan iyisini asla bulamazsınız.
Tek doğru görüş her zaman onun görüşüdür.
Ve tek ahlaki pusula yalnızca onun pusulasıdır.
Ve herkes ona uygun davranmalıdır.
Sizi sözleriyle aşağılar.
Bir fikrinizi söylersiniz.
Ya buna inanacak kadar gerizekalı olamazsın herhalde falan der.
Çok dar görüşlü, entelektüel bir zorbadır bu tip arkadaşlar.
En önemli düşünce daima onun düşünceleridir.
Sizin hiçbir öneminiz yok. Ve sakın onu değiştirmeye çalışmayın.
Yani çok sabit fikirli adamlar bunlar.
Boşa kürek çekersiniz.
Yeni fikirlere, yeni bakışa...
Ağzı çok güzel laf yapar, sizi sözleriyle alt eder bir ağız dalaşına girerseniz.
Her şeye verilecek bir cevabı vardır.
Sürekli başkalarını eleştirir, başkalarının dedikodusunu yapar ve kendini haklı çıkarmak da onun üstüne yoktur.
Çoğunlukla bilgisiyle caka satar.
Böyle ağır ağır sizi küçümseyen bir tavırda konuşur.
Hızlı bir konuşma değil ağır ağır sindire sindire.
Sizinle değil de size konuşur arkadaşlar.
Ve böyle konuşmalarında bilerek sizin anlamadığınız ifadeleri, jargonları, hiç bilmediğiniz şeyleri, entel dantel kelimeleri söyler ki siz de aa ne kadar cahilmişim deyin içten içe.
Çünkü onun üstünlük kurması lazım sizin üzerinizde.
Genellikle ben derler bu insanlar.
Ben, ben, ben sürekli dilinde bu vardır.
Başkalarının konuşmasına tahammül edemez.
Hemen sözünüzü keser araya girer.
Kendi uzun uzun anlatır meramını.
Ve siz bir süre sonra sanki orada hiç yokmuşsunuz da karşısında bir duvar varmış gibi hissedersiniz.
Sizi sözleriyle kırar, kırar, kırar.
Sonra da der ki aman be sen de çok hassassın.
Yani sizi hassas olduğunuza inandırmaya çalışır.
Sizi kırdığına değil. Kendinden emin bir tonda konuşur.
Oldukça böyle dikkatli, özenli bir konuşması vardır.
Böyle eleştirel bir tondur o.
Ve konuşurken genelde yerinde duramaz.
İşte ayakta takılır, gezinir, gelir.
Çünkü sizin sözünüzü bitirmenizi istiyor bir an önce ki o konuşsun, söze girsin.
Konuşurken dikkat edin.
Genellikle elinin tersini gösterir size.
Avuç içlerini göremezsiniz.
Bu da iletişim dilinde biliyorsunuz daha önce konuşmuştuk.
İyi bir şey değil. Başkalarına kapalı olduğunu gösteren bir detay.
Hani karşılıklı iletişim ve etkileşimden hoşlanmadığını gösteren bir detay.
Konuşurken baş parmağıyla işaret parmağını birleştirme hareketi yapabilir.
Sizden sıkılırsa ya da size sinir olursa böyle baş parmaklarını birbirinin etrafında çevirir arkadaşlar.
Yüzünde de böyle sizi aşağılayan bir ifade vardır.
Hatta böyle çenesini kaldırır konuşurken size üstten üstten bakar.
Gözlerini iyice kısar ama yine göz teması var kısık bir şekilde olsa da.
Sizi inceliyor gibidir bakışlarıyla.
Ve genelde size değil de etrafa sağına soluna bakar konuşurken bunu da neden yapıyor?
Sizi kişiliksizleştirmeye çalışıyor, ezmeye çalışıyor.
Hani size doğrudan bakmayarak.
Sırada dördüncü tip var.
Ayartan. kullanan, aldatan ve yalancı toksik erkekler.
Bu tip gerçekten en tehlikeli tiplerden biri.
Aşırı derecede iltifat eden, sizi çok güzel manipüle eden, ikna edebilen, egonuzu besleyen ve bu yüzden zaten hep onun etrafında olmak istiyorsunuz.
Cidden kendinizi iyi hissettirir.
Böyle sizinle ilk tanıştığında çok sempatiktir, çok arkadaş canlısıdır.
Sohbet, muhabbet müthiştir yani ama böyle içten içe hissedersiniz bu adamın flörtöz olduğunu.
Nihayetinde sizi aldatır ve bunu anladığınız an...
O soruyu sorduğunuz an don mu ne donu size der ki sen kafanda kurmuşsun kızım ya.
Ve hatta işin sonunda siz suçlu çıkarsınız.
Çok güzel sözlerinizi çarpıtırlar.
Bakın bu tipin konuşma kalıplarına dikkat edin arkadaşlar.
Kurdukları cümlelere.
İşte bir şey sorarsınız dersiniz ki dün gece neredeydin?
Şunu yaptım şuradan şuraya gittim buradan buraya çıktık buraya girdik saat şu saatte şuradaydım bilmem ne aşırı detay böyle.
Ve konuşurken çok esvenebilir çünkü yalan bulmaya çalışıyor o sırada.
Bir de sorunuza soruyla cevap verir.
Ne soruyorsanız mesela dün gece neredeydin?
Dün gece neredeydim?
Aynı şekilde size dönüyor.
Neden? Çünkü orada da es veriyor ki yalan bulacak.
Ya da habire anladın mı?
Anladın mı? diye sorar.
Zaman kazanmak için ve konuyu başka yönlere çekmeye çalışır, dağıtmaya çalışır.
Gider sizin milattan önce yaptığınız bir şeyle size örnek verir.
Siz o konuyu anlatırken o zaten kafasında kurar.
Acaba ne desem diye. Çok yumuşak böyle kibar kibar konuşur siz ona hesap sorduğunuz zaman.
Bir de konuşması hızlanır dikkat edin.
Böyle boğazını temizler ve hızlanır o konuşma.
Laf kalabalığı yapar.
Göz temasını hiç kesmez.
Böyle dikkatli bir şekilde gözlerinizin içine içine bakar.
Omuz silker, saçlarıyla oynar.
Parmaklarını dudaklarına değdirir.
Ellerini, kollarını ovalar ya da kavuşturur onları.
Ya da kendi kolunu tutar konuşurken.
Böyle rahatça gülümser üst dişlerini gösterecek şekilde.
Bu tip gerçekten evlerden ırak diyorum.
Ve beşinci tipe geçiyorum.
Öfkeli, zorba.
Kontrol delisi, toksik erkekler.
Bunlar habire size korku salan, size nerede ne yapacağınızı söyleyen, sizi kontrol etmeye çalışan tipler.
Ve bunu da öfkesiyle yapıyor, sizi yıldırarak yapıyor.
Sırf böyle daha fazla kızmasın, aman Ali Rıza Bey ağzımızın tadı kaçmasın diye korkunuzdan susup pusup oturuyorsunuz.
Ya bu var ya sayacağım tipler arasında en kötülerinden biri.
Gerçekten dinlenin dinlenin kaçın.
Hani size onu giyemezsin, işte dışarı çıkamazsın, kadın dediğin şöyle olur.
O arkadaşınla görüşmeyeceksin diyen tipler var ya bunlar zorba.
Tam teröristler, ağız dalaşı, küfür, bağırma, şiddet ne ararsanız var.
Koca sesliler bir de böyle çatık kaşlar, sert, öfkeli tipler.
Bence kadın cinayetlerinin baş müsebbibi bu grup.
Direkt yani uzak durun arkadaşlar.
Selam bile vermeyin yani.
Altıncı tipe geçiyorum.
Arkadan iş çeviren, her şeye burnunu sokan toksik erkek tipi.
Bunlar da böyle sanki kendi işiymiş gibi her şeyinizi...
burnunu sokar. Yani siz istemediğiniz halde size sürekli akıl verir.
Delirtir size. Hamur yoğurursunuz evde.
Gelir der ki yalnız ona bu kadar un koyman gerekiyordu.
Biraz cıvık mı olmuş?
Kitap okursunuz. O öyle okunmaz.
Şöyle oku. Şunu şöyle yapmalısın.
Şunu böyle yapmalısın.
Şunu yap. Şunu yapsan iyi olur.
Şöyle yapsaydın böyle olacaktı.
Eee ben sana demiştim.
Bak gördün mü? Yani böyle suçlayan bir tavır.
Hani iyi niyetli değil.
Anlatabiliyor muyum? Tabii ki. işte hamurcuvuk olmuş diyebilir.
Görüşünü beyan edebilir ama oradaki niyeti anladınız değil mi?
Her şey hakkında bir fikir dayatması vardır.
Aşırı dik kafalıdır ve bazen hiç hissetmediğiniz, hiç kastetmediğiniz şeylerle sizi suçlarken bulursunuz onu.
Böyle hep bir suçlanan savunma modu vardır bu ilişkide.
Hep böyle bir savunmadasınız ve sürekli acaba yine mi beni yanlış anladı şüphesi.
Bu korku vardır. Her şeyi abartır, kendi yorumunu katar, sen bana bunu mu demek istedin, sen bana bunu mu kastettin, böyle.
Sen aslında bunu demek istedin değil mi?
Hadi hadi itiraf et.
Halbuki yok öyle bir şey. Yani algılarınızla oynar bu adam.
Bir de acayip dedikoducudur, bayılırlar dedikoduya.
Çünkü milletin sırrını öğrenip gücü eline geçirecek derdi o.
Çok inandırıcıdır, çok ikna edicidir.
Sizin aleyhinizde el aleme gider konuşur, onları da kendi tarafına çeker.
Bir bakarsınız insanlar artık onun safına geçmiş.
Size sürekli başkaları hakkında konuşur, el alemi eleştirip durur ve aynısını sizin arkanızdan da yapar.
Konuşma tarzları da böyle sanki acilen bir yere yetişmesi gerekiyormuş gibidir.
Hani böyle bir tehlike var gibi telaşlı, hızlı hızlı ve yüksek sesle heyecan yaratan bir konuşma.
Konuşurken vücudu komple hareket eder yani beden dilini çok hareketli bir şekilde kullanır bu tip ve fazlasıyla olumsuz negatif konuşur.
Gelelim yedinci tipe kendine zarar veren kasvet ve keder dolu kurban toksik erkek.
Bu tip daima yarısı boş olan o bardağı görür.
Bardağın dolu tarafını görmez.
Aşırı derecede karamsar, olumsuz, böyle işler yolunda bile gitse onu da mahveder.
Kendi kendine düşmanı gibidir adeta.
Böyle çaresiz bir kurban gibi ve kendine çok kötü davranır.
Büyük bir duygusal acı içindedir.
Kendini çok değersiz hisseder.
Sanki böyle bir bataklığa saplanmış da bir türlü çıkamıyor gibidir.
Tabii bunda olumsuz geçen çocukluğunun, aile hayatının etkisi büyük.
Hele ki hala onlarla yaşıyorsa durumu daha da vahim olabilir.
Genelde dediğim gibi kurban modunda kendini suçlar, kendini aşağılar.
Sürekli sürekli yakınır.
Hiç durmadan geçmişine dönüp durur.
Orayla hesaplaşmaya çalışır.
Hep bahanesi vardır hayatta.
Kendi hareketlerinin sorumluluğunu almak istemez.
Ya da sizi suçlamaya kalkışır.
Başkalarını suçlamaya meyilidir.
Öz saygısı yoktur.
İlişkiniz yolunda giderken bile bir anda böyle bir tartışma çıkarıp her şeyi mahvedebilir.
Size kendini...
Bancılaştıracak laflar eder sonra zaten sen suçlusun der.
Yani güzel giden bir ilişki varsa onu da yok eder.
Çünkü o onun bilinçaltı isteği acı çekmesi gerekiyor.
Özünde kendinden nefret eden bir tiptir.
Çok monotondur, ses tonuculuzdur.
Yani içindeki o güçsüzlük sesine de yansır.
Ama sizi suçlayıp kendini kurban rolüne sokacağı zaman hele bir de alkollü ise gayet güzel bağırıp çağırabilir.
Bir de omuzlarında sanki tüm dünyanın yükünü o taşıyor gibidir.
Çöküktür omuzları, kafası eğik konuşur, böyle göz teması pek kurmaz.
Sanki utanıyormuş gibi yüzünüze pek bakmaz.
Gelelim 8. toksik erkek karakterine.
İradesiz, pısırık tip arkadaşlar.
Bu grupta olanlar böyle 45 yaşına gelmiştir ama hala anasına babasına hayati kararlarını sormadan hiçbir şey yapmıyordur.
Hiçbir konuda kendi kararlarını veremez.
Çünkü korkaktır.
Asla hakkını savunmaz.
Hiç kimseyle sorun yaşamak istemez.
O yüzden böyle hep susar.
Çok sirik bir karakterdir.
Ne et diye karışır ne süt diye.
Birileriyle doğrudan iletişime geçmekten hiç hoşlanmaz.
Onu zorlayacak her şeyden kaçar.
Çok az konuşur. Kimseyi gücendirmemek için genelde susar ya da aşırı dikkat eder kelimelerine.
Bu aslında çok güzel bir özellik ama bu başka yani uçlarda bir şeyden bahsediyorum.
Pısırıklık ayrı bir şey. Kendisine karşı çıkılmasından veya birinin tarafını tutmaktan çok korkar.
Söylediği her şeyi işte belki der, emin değilim olabilir bu şekilde geçiştirmeye çalışır.
Çok karar. Sizi deli eder kararsızlığıyla.
Hata yapmaktan çok korktuğu için kısık sesle konuşur genelde.
Ne söyleyeceğini uzun uzun düşünür ve sizinle göz göze gelmekten çekinir.
Bakışları hep böyle kaçamaktır sağa sola bakar ve bir sorunla karşılaştığı zaman ya da bir karar vermeye zorladığımız zaman onu genelde ayaklarına bakar.
Gelelim 9. tipe Bencil.
Ben bizzat kendim narsisti bu tipin adı.
Bu tipin tek derdi kendisidir arkadaşlar.
Evrenin merkezinde o vardır ve sizin de...
Aya benzer yüreğim doğal olarak takipteyim demenizi bekler.
Sizinle ilgili tek kaygısı şudur.
İlişkinizin onu nasıl etkileyeceği, sizin ona uygun olup olmadığınızdır.
Bunu düşünür. Eğer onun için bir şey yapamayacaksanız, yani onun işine yaramayacak bir tipseniz zaten sizde işi olmaz.
Sürekli kendini över, sizden teyit ister, övüp övüp.
Hep böyle öv beni, öv benim odundadır.
Konuşmasında daima kendinden bahseder.
Sizin de hep onda.
bahsetmenizi bekler insanların da yani bir kompliman bekler sürekli harikayım değil mi çok yakışıklıyım değil mi çok iyiydim değil mi ne kadar seksiyim yani kibir yumağı Ona kendini
mükemmel biri gibi hissettirirseniz, kibrini körüklerseniz sorun yok.
Mesela böyle bir adama dersiniz ki ya dişimde çürük çıkmış işte kana tedavisi yaptırıyorum.
Çok da canım acıdı dersiniz.
O da size der ki ya biliyor musun benim dişimde hiç çürük yok.
Harika dişlerim var değil mi?
Bak yani ne zannettiniz?
Acınızı paylaşacağını falan mı düşündünüz?
Hep onu ilgilendiren konuları konuşabilirsiniz onunla.
Onun ilgi alanları işte ondan bahsedersiniz.
O vardır başka bir şey. Hep ne kadar özel biri olduğunu, Allah'ın VIP kulu olduğunu söyler size anlatır.
Her yerde ayrıcalık görmek ister.
İşte ben en önde oturmalıyım.
En özel hizmeti ben görmeliyim.
Hep böyle ve bu çok doğal bir hakmış gibidir onlar için.
Bu tipler hakkında daha detaylı bilgi edinmek isterseniz Narsistleri Tanıma Rehberi diye bir bölümüm var.
Uzun uzun anlattım. Onu dinleyebilirsiniz.
Narsistler biliyorsunuz ki gösteriş yapmaktan çok hoşlanırlar.
Sahnede olmayı, spot ışıklarının hep onun üzerinde olmasına bayılırlar.
Çevrelerine bir güven havası yayarlar.
Dimdik bir duruşları vardır, özgüven dolu hareketleri vardır.
Başları genelde yukarıdadır, göz temasından çekilmezler.
Eğer ki önemsenmediğini hissederse ilişkiyi bile bitirebilir arkadaşlar.
Sırada 10. toksik karakter.
Duygusal buzdolabı olan adamlar yani soğuk nevaleler, ruhsuzlar.
Duygularını asla açmazlar, çok az konuşurlar.
Böyle ağzından kerpetenle laf alırsınız.
Gerçekte ne hissettiğini ya da ne düşündüğünü hiçbir zaman bilemezsiniz.
Konuşma cimrisidirler bunlar.
Siz konuşunca konuşurlar, siz konuşmazsanız onlar da konuşmaz, sohbet başlatmazlar.
Sistemli ve görev yönelimli insanlardır.
Kartlarını genelde kapalı oynarlar.
Hislerini bilmenizi istemezler.
Sadece siz tahmin yürütebilirsiniz.
O yüzden böyle daima kendinizi tedirgin diken üstünde güvensiz hissetmenize yol açabilirler.
Sözlü şiddete başvurmazlar.
Olduğu gibidirler. Sizin duygularınıza da tepki vermezler.
Sevgisini böyle esirgiyor gibidir.
Canınız yanar. Sevilmediğinizi düşünürsünüz sürekli.
Konuşması da böyle çok monotondur.
Mesafelidir. Böyle aşkınmış, canımmış, cicinmiş böyle şeyler yok.
Asla romantik değil. Çok mekanik bir adam dediğim gibi.
Vücut dili de asker gibidir.
Böyle dik ve katı bir duruş, mekanik jestleri vardır.
Ve bazen sanki hani benim burada olmamı istemiyor herhalde gibi bir hisse kapılabilirsiniz.
İnsanlarda da böyle bir his yaratırlar.
Hani sanki onları istemiyormuş gibi, istenmiyormuş gibi hissedersiniz yani kısaca.
Son olarak tüm bu erkekler içinde en toksik, en tehlikeli olana geldim.
Sosyopis... Ama lütfen sosyopatlarla psikopatları birbirine karıştırmayalım.
İkisi de asosyal doğru ama aralarındaki fark suç işlemelerinde arkadaşlar.
Sanırım buna bir bölümde değinmiştim.
Hayatınızı mahvedebilecek 5 tip zor insan o bölümdeydi galiba.
İkisi de dediğim gibi asosyal ama farkları suç işlemelerinde.
Psikopatlar suç işliyor.
Sosyopatlarla hani suçla ilgili net bir şey diyemiyoruz sosyopatlar için ve psikopatlar daha metodik davranırlar.
Hatta kanalımda Jeffrey Dahmer bölümü var.
Ürkmezseniz o saykoyu mutlaka dinleyin.
Biraz korkunç bir bölüm.
O tam bir psikopat işte.
Bir de asosyal da hatırlarsanız.
Bunların belirtileri arkadaşlar aşırı derecede yüzeysel olmaları, aşırı şişirilmiş bir benlik değerlemesi olması.
Patolojik olarak yalan söylemeleri, hilekarlık yapmaları, çıkarcı olmaları, vicdan azabı ya da suçluluk duygularının olmaması bu en belirgin özelliklerindendir.
duyarsızdırlar, empati yoksunluğu vardır, yüzeysel duygusal tepkileri vardır, asalak bir yaşam tarzı vardır, amaçsız, davranışsal kontrolleri oldukça zayıftır, gelişigüzel cinsel davranışları
vardır, dürtüseldirler, sorumsuzdurlar ve çok sayıda kısa sürede evlilik yapmış olabilirler, şartlı tahliyenin geri alındığını görebilirsiniz onların hayatlarında, erken dönem davranış sorunları vardır,
gerçekçi uzun vadeli amaçları yoktur, kendi eylemlerinin sorumluluğu vardır, Altyazı M.K.
Çocukken suç işleme, çok yönlü suç işleme yaşamış olabilirler.
Bunların çoğu varsa sizin de canınız tehlikede olabilir.
En tehlikeli tip bu.
Lütfen dikkat edin psikopatlara.
Bu gruptakiler sizinle ilgili çok fazla soru sorabilir.
Maksat sizin etkilendiğiniz yerleri öğrenmek.
Çünkü duygularınızla nasıl oynayacağını, neyin sizi deli edeceğini, neyin sizi mutlu edeceğini bilmek istiyor.
İlk başta sizinle çok ilgilenebilir, çok iltifat edebilir ve daha önce hiçbir erkekten...
Görmediğiniz kadar ilgi gösterebilir.
Sizi ağına düşürmek için hileye başvuruyor burada ve daha sonra şiddete de başvurma ihtimali çok yüksek.
Ama ne kadar çekici olmaya çalışırsa çalışsın bu tipler çoğu zaman çok duygusuzdur, ruhsuzdur.
Yani böyle bazen sadistçe yorumlar yapar bir şey hakkında ve ruhunuz ürperir.
Yani aslında orada vücudumuzun verdiği tepkileri göz ardı etmememiz lazım.
Bu sizi burada yanlış bir şey var diye dikkat et diye uyaran limbik sistem.
demeniz arkadaşlar. Mesela size der ki kedin kaç yaşında?
İşte 10 yaşında dersiniz.
Aa hala ölmemiş mi?
Kaç sene ömrü kaldı?
Der mesela siz şok olursunuz o anda.
Hemen şaka yaptım ya der.
Şaka falan değil. Çünkü küçükken bir hayvana işkence yapmıştır.
O yüzden zaten hayvanları sevmiyordur muhtemelen.
Sosyo psikopatlar kendilerinden böyle böbürlenerek bahsetmeye bayılırlar.
Fakat başkaları hakkında konuşurken genellikle o kişiyi suçlar size konuşurken.
Ya ne kadar kötü biri olduğunu söyler.
İşte bana bunu bunu yaptı der.
Hiçbir sorumluluk almaz.
Hiçbir zaman ben üzgünüm demez.
Özür dilerim demez. Suçlu her zaman başkalarıdır.
Kendisi değil. Sıklıkla ben sözcüğünü kullanır.
Kendi çevresine dönen bir dünyada bir yetkinlik ve güç duygusuyla yaşadığı için çok fazla böbürlenen biri haline gelmiştir.
Oldukça kibirlidir.
İstediğini elde etmek için size yalan söyleyebilir.
Başkalarının haklarını ya da duygularını tamamen hiçe sayar.
Sık sık önemsenmediği düşüncesine kapılır.
O yüzden kendisine karşı en ufak olumsuz bir şey söyleseniz bile çok sert bir tepkiyle karşı karşıya kalabilirsiniz.
Çok dürtüsel davranır genelde.
İşte anı yaşayalım kafasındadır.
Böyle bir sürü çılgın fikirleri vardır.
Sohbet ederken muhtemelen sürekli konu değiştirir.
Dikkatini tek bir konuya vermesi oldukça zordur.
Ve en belirgin özelliklerinden biri sık sık kendisiyle çelişir arkadaşlar.
Dün yok dediğine bugün okey diyebilir.
Kanalımda Charles Manson podcastı var arkadaşlar.
Oldlar Bilir Tarikatlar serisinde.
Onu dinlerseniz gerçek bir sosyo-psikopat göreceksiniz.
Etrafımdakileri nasıl...
Manipüle etmişti hatırlarsanız.
Hatta YouTube'da Charles Manson röportajı var.
Onu izleyin mutlaka. Böyle nasıl çelişkili, nasıl şiirsel bir konuşması var.
Takipçileri onun bir dahi olduğunu düşünüyorlardı.
Bir ilah olduğunu. Onun uğruna cinayetler işlediler.
Bu tipler çok fazla yalan söylerler.
Ama konuşurken böyle hiç gözünü kafasını hareket ettirmeden böyle sabit heykel gibi durup gözlerinizin içine içine bakarlar.
O an muhtemelen ya yalan söylüyorlardır ya da sizi manipüle etmeye çalışıyor olabilirler.
Bakın gerçek yalancılar gözlerini kaçırır değil mi?
Utanırlar. Bunlar da böyle ama sizden bir çıkarı olduğu zaman ve yalan söylerken gayet güzel gözlerinizin içine bakarlar Charles Manson'un o röportajı bence çok korkunç ben ürperiyorum
onu izlerken böyle deli deli bakışları var hep böyle sağa sola bakıyor dikkat edin ama özellikle böyle karşısındaki insanı manipüle edeceği zaman ya da bir noktayı vurgulayacağı zaman röportajı yapan adamın böyle
gözüne gözüne bakıyor dikkat edin sosyo psikopatların kullandığı bir yöntem bu aralıklı edimsel koşullanma deniliyor buna gözlerini dikerek size böyle yoğun bir şekilde bakar bakar sonra
aniden sizi görmezden gelir.
Ve hiçbir şekilde göz teması kurmaz.
Böylece siz de onun size ilgi göstermesini beklersiniz.
Sizi çok iyi manipüle eder ve yönlendirir.
Ve sosyopatlar genelde ağlamazlar ya da timsah gözyaşı dökerler.
Böyle yüzüne bakarak duygularını anlayamazsınız.
Poker face'dir böyle. Duygu yoksunudur.
Ve o sinsiliğini saklayacak klasik bir yüz ifadesi takınır kendine ve sürekli onu yapar.
Hani palyaço bir seri katil vardı.
Hatırlıyor musunuz? John Wayne Gacy mi neydi adı?
Kurbanlarını böyle yüzünü palyaço gibi boyuyordu manyak herif.
Yüzünde ifade olmayan insanlara dikkat edelim.
Evet toksik erkek modelleri kısaca böyleydi.
Bu arada bir erkekte birkaç tanesi de bir arada bulunabilir bu karakterlerin ve her kadının başına gelebilir.
Hayatımıza nasıl girdiğini neden onlara çekildiğimizi bazen hiç anlamayız.
Doğru erkeği seçmek tümüyle doğru bilgi ve deneyime sahip olmanın yanı sıra hangi işaretleri arayacağımızı bilmekle de alakalı.
Ve lütfen ben ona dayanabilirim, ona katlanabilirim, ben bu adamı çok seviyorum, bu adamı ben değiştireceğim deyip lütfen gerçeklere gözümüzü kapatmayalım.
E Merve ben hep gidip gidip aynı tip adamları buluyorum mıknatıs gibi onları kendime çekiyorum diyorsanız Freud ne diyordu?
Çözemediğimiz şeyi çoğu zaman tekrar ederiz.
Çözemediğimiz şeyi çoğu zaman tekrar ederiz.
Erken çocukluk dönemi ergenlik öncesi ve ergenlik dönemi bizim aile deneyimlerimizle dahil hayatımızın ileri dönemlerinde seçeceğimiz erkekleri belirleyebiliyor.
Gidip böyle toksik ana babamıza birebir benzeyen insanları hayatımıza çekebiliyoruz bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde.
Bunu daha önce anlatmıştım.
Bildiğim bir cehennem bilmediğim bir cennetten daha iyidir demiştim hatırlıyorsanız.
Ben neyi deneyimlediysem ona aşinayım.
Zaten niye gidip bilmediğim sularda yüzüğüm değil mi?
Yani alkolik bir baba varsa ve beni dövüyorsa hayatıma aldığım insan da böyle olabilir.
Yani zaten o benim alıştığım bir şey.
Benim için çok problem değil.
Ben onunla nasıl baş edeceğimi biliyorum değil mi?
Annem babam beni sevip sarmaladıysa bana kendimi özel ve değerli hissettirdiyse ben o adamda...
gider onu ararım değil mi bana böyle hakaret eden ne bileyim kötü sözler söyleyen birine gidip çekilmem kolay kolay ya bir dakika derim hayırdır sen ne yapıyorsun derim çünkü görmemişim bilmiyorum şoka girerim beni güzel sevsin isterim
karşımdaki insan annem babam beni nasıl sevdi değerli kıymetli hissettim kendimi ondan da onu beklerim bu arada hepimiz aynı olacak değiliz yani bu biraz da farkındalıkla alakalı bir şey hani her kötü ailede büyüyen
gidip bunu yaşayacak diye bir şey yok bir insan böyle farkındalık yaşayarak kendini Neden büyüttüğü zaman, kendi kendine değer vermeyi öğrendiği zaman bir şeyleri değiştirebiliyor.
Araştırmacılara göre en kritik mühürleme dönemi çocuğun ilk 5 yılıymış arkadaşlar.
Yani bu dönem böyle kötü bir muamele ile geçtiyse çocuk bu kötü muamelenin uçlarını ya da hatırlatıcılarını ileride gidip hemen yakalayabiliyor ve o kişiye çekilebiliyor.
Birçok kurbanın kendisine kötü muamele eden kişiye geri dönmesinin nedenlerinden biri de bu.
Hani defalarca ayrılıp tekrar barışırlar ya toksik ilişkiler.
anne ya da babanın kişiliğine bağlanıp kalır.
Ne yapıyoruz böylece?
Çözemediğimiz şeyi tekrar ediyoruz değil mi?
İşte o yüzden hep aynı tip adamlara çekiliyoruz ya da aynı tip kadınlara.
Neden? Çünkü çocukken o kadar çaresiz, o kadar güçsüzüz ki bize yanlış davranıldıysa bile biz bilinçaltımızla bu davranışı bir şekilde haklı çıkarmak istiyoruz.
Çocukken yaşadığımız o travmayı çözebilmek için yetişkin olduğumuzda bize o travmayı yaşatan anne ve babamızın benzerlerini buluyoruz çünkü çözmem gereken bir mesele var değil mi orada sonra
ergenlik dönemimiz geliyor işte sevgililerimiz oluyor bunlar da ileride hayatımızı alacağımız kişilerin prototipi arkadaşlar yani yaşadığımız ilk aşklar bizim işte olumlu olumsuz deneyimlerimiz de çok önemli
sadece anne baba değil O zamanlar hoşlandığınız tipleri şöyle bir hatırlamanızı istiyorum.
Nasıl erkeklere çekiliyordunuz?
O ilk aşık olduğunuz insanlar.
Sınıftaki o çok sempatik, herkesi güldüren çocuk mu?
Kavgacı olan, her şeyi yakıp yıkan çocuk mu?
Kötü çocuk mu? Sporcu olan, atletik çocuk mu?
En yakışıklı olan mı?
En zeki olan mı? Hangisine çekiliyordunuz?
Neden bunları soruyorum?
Çünkü tüm bunlar bizim bir yetişkin olarak da ileride aynı tip erkekleri çekici buluyorlar.
Yol açabiliyor.
Hormonlarımız gelişmeye başladıktan sonra.
Böyle o yaşadığımız ilk aşk var ya.
Bizim o ayarlarımızı bozan.
Ayaklarımızı yerden kesen o ilişki.
O bittiği zaman ne istiyoruz?
Yine aynı duyguları tekrar yaşamak istiyoruz değil mi?
Bunun için ne yapmam gerekiyor?
Gideyim de benzerini bulayım diyoruz.
Ama farkında değiliz. Gidiyoruz aynı adamı buluyoruz sürekli.
Yani ilk aşkını tekrar ediyor sürekli.
Şöyle geçmişten günümüze sevgililerinizi bir hatırlayın.
Eğer hep aynı tip adamlara çekiliyorsanız.
Orada bir durup düşünün arkadaşlar.
Ben bu insanlarda ne bulmuş olabilirim?
O bulduğunuz şey anne ve babanızın size olan davranışlarına benziyor mu?
İlk buluşmalarınızı hatırlayın.
Size neler yaşatmıştı?
Nasıl hisler içerisindeydiniz?
Ben mesela şu an ilk aşkımı hatırlıyorum.
Ve gerçekten dehşet içerisindeyim.
Çünkü neden ona çekildiğimi çözdüm.
Aman tanrım. Yani halıdaki desenleri saydım düşünürken.
Çünkü çok alakasız biriydi ya benimle.
Yani ne münasebe o bir aşktı.
İlk aşk da çok komik yani aşk denirse ona.
İlk aşk deyip geçmeyin gerçekten insanı çok etkileyebiliyor hayatını.
Sonraki sevgililerimizi hatta eş seçimimizi bile o yönlendirebiliyor.
Yani siz böyle harika bir ailede büyümüş olsanız bile o ilk aşk yine çok önemli bir faktör arkadaşlar.
Bir arkadaşım var harika bir ailede büyüdü ama kendisi hep böyle problemli insanlara çekilen bir tip.
Daha önce de kendisinden bahsetmiştim bad boy seven.
Artık değişti gerçi öyle değil.
Geçen dedi ki ya benim ailem çok iyi ben niye böyleyim Merve o zaman dedi.
Ben de dedim ki ilk aşkını hatırla.
Gerçekten yani ilk aşkı şeytanın yeryüzüne inip bedenlenmiş hali.
Bak abartmıyorum. Deccalin öz evladı.
Kıza neler yaşatmış.
Yani korkunç bir insan.
Hala kendine gelemedi.
Kaç sene geçti aradan ve adamın hayatına giren bütün kızlar ya intihara kalkıştı ya şu an ağır depresyon geçiriyor ya da gidip böyle saçma sapan evlilikler yaptılar.
Sırf ona nispet olsun diye ve adamın gram umurunda olmadığı pavyona düşen bile oldu.
Abartmıyorum arkadaşlar. Pavyona düşen oldu.
Picasso'nun Türkiye şubesi öyle söyleyeyim.
Game of Thrones Joffrey Baradun.
Evlerine ateşler salınsın.
Neyse. Şimdi biz nasıl toksik erkek turnusolu oluyoruz arkadaşlar.
Bunun 10 sebebi var.
Birincisi kötü çocukları işte ben terbiye edebilirim düşüncesi.
Adam dümdüz basbayağı kötü ve biz onu düzeltebileceğimizi falan zannediyoruz.
Lol. İkincisi onun için üzülüyorum.
Üçüncüsü içimdeki sesi bir dinlesem.
Bana aslında bu adamın yanlış olduğunu söylüyor ama o iç sese güvenmiyoruz işte bir türlü.
Doktor Nicole LaPera diyor ki bağışıklık sistemimiz bizi toksik insanlara ve durumlara karşı korumaya çalışır.
Kortizol düzeyimiz yükselir.
Bedenimiz duygusal bir enfeksiyonla savaştığı için iltihaplanır.
Daha sağlıklı ortamlara geçtiğimizde ise birçok semptom ortadan kaybolur diyor.
Daha ne desin. Dördüncüsü.
Herkesi ve her şeyi düzeltebileceğini zanneden kadınlar.
Beşincisi, benim aşkım hiç kimseninkine benzemez.
Ben onu aşkımla düzeltirim.
Düzeltirsin canım. Altıncısı da Şinasi bu benim son şansım düşüncesi.
Yedincisi korkmak arkadaşlar ve korktukça daha da bağlanmak.
Stockholm Sendrobi gibi düşünün.
Sekizincisi büyük bir dram bağımlısı olabilirsiniz.
Dokuzuncusu onun kıskançlığını, onun öfkesini aşk zannediyor olmamız.
Ya beni sevdiği için kıskanıyor dememiz.
Onuncusu beyaz atlı bir prens beklemek, bir kurtarıcı aramak, kendi kendimize bir türlü yetemeyeceğimizi düşünmek.
Bunun için Cinderella Kompleksi podcastimi mutlaka dinleyin.
Peki Merve, kendim için ideal erkeği nasıl seçeceğim?
Kelin ilacı olsa başına sürerdi.
Sanki ben çok biliyormuşum gibi kalkmışım burada toksik erkek falan diyorum.
Mağdurum da mağdurum, çok mağdurum mağdurum.
Bunu dememek için arkadaşlar Dr.
Lillian Kim'i lütfen dinleyelim.
Geçmiş yıllar içinde hayranlık ve saygı duyduğunuz erkeklere şöyle bir düşünmenizi istiyorum.
Bunlar sizin öğretmeniniz olur, yeni tanıştığınız biridir, işte babanızdır, abinizdir, hayranlık duyduğunuz erkekler, arkadaşınız olur, ünlü biri bile olabilir, tanımadan hayranlık duyduğunuz biri olabilir.
Şimdi arkadaşlar bu erkeklerin adlarının yanına onları en iyi tanımlayan 2-3 olumlu özelliğini yazın.
Ben yazıyorum bir red bit çünkü çok yakışıklı.
Ya biri demiş ya bir red bit için hani kaç yaşına geldi.
Demişler ki bu adam ölüp mezara girmediği sürece bize bu dünyada huzur yok beyler.
Gerçekten. Şimdi arkadaşlar dediğim gibi hayranlık duyduğumuz erkeklere yazıyoruz.
Onların adlarının yanına onları en iyi tanımlayan 2-3 olumlu özelliğini yazıyoruz.
Ve şimdi bu erkeklerin olumlu özelliklerini karşılaştırıyoruz.
Ve görüyoruz ki pek çok benzer özellikler paylaşıyorlar.
İşte bu sizin ideal erkek arkadaş rehberiniz olabilir.
Bu özelliklere sahip olmayan birini iç dünyanıza kabul etmeseniz sizin için iyi olur.
Lillian Cam'in ideal erkek tanımında şunlar var arkadaşlar.
İdeal bir erkek güzel konuşur sizinle, böyle kibar bir şekilde size sevgisini ifade eder, incitmeden, kırmadan.
Konuşurken saygılıdır, terbiyelidir, kolay kolay pot kırmaz çünkü düşündüklerini tartarak söyler.
Sadık ve dürüsttür, bardağın dolu tarafını görür, olumlu konuşmaya çalışır.
Sözünün eridir, kastettiği şeyi söyler ve söylediği şeyi kasteder.
Eylemlerinin sonuçlarının farkındadır ve buna göre davranır.
Sürekli böyle ben ben ben ben demez.
bizler, sender. Size konuşmaz arkadaşlar.
Sizinle konuşur. Sohbet sırasında bilgi paylaşır.
Karşılıklı bilgi. Sizden bilgi sızdırmaya çalışmaz.
Siz ona kendinizi anlatırken o da size yüreğini açar, kendini açar.
Böyle samimi bir iletişim kurar sizinle.
Çok da iyi bir dinleyicidir aynı zamanda.
Onun yanında kendinizi kendiniz gibi hissedersiniz.
Oldukça rahatsınızdır.
Çünkü sizi yargılamadığını bilirsiniz.
Sizinle alay etmeyeceğini, kalbinizi bilerek kırmayacağını bilirsiniz.
Fikirleri sizi gücendirmekten uzaktır.
Yüzünden böyle duygularını okuyabilirsiniz.
Sesinden gerçek duygularını anlayabilirsiniz.
Saklama gereği duymaz.
Canınız sıkkın olduğunda böyle bir alo dersiniz hemen sizi rahatlatır.
Çünkü gerçekten sizi umursadığını bilirsiniz.
Siz konuşurken beden dili rahattır.
Yani dinlediğini belli eder.
Onaylama hareketleriyle böyle başını sağlar.
Ve o sussa da ben bir konuşsam diye böyle lafınızın bitmesini dört gözle beklemez.
Kişisel alanınızı sınırlarınızı ihlal etmeye kalkışmaz.
Sarılmaktan sevgisini göstermekten çekinmez.
Yüz ve göz teması kurar.
İlgisinin odağında daima siz varsınızdır.
Böyle 2 gram sevgi almak için peşinde koşup durmazsınız.
Çünkü buna gerek duymaz.
Merve be kaldı mı böyle adamlar diyorsanız.
Var arkadaşlar Atlantis ya da Mu kıtasında olabilirler.
Var var merak etmeyin gördüm yani şahidim.
Hiçbir erkek ya da kadın mükemmel değil arkadaşlar.
Biz de değiliz yani burada toksik erkek falan diyorum ama toksik kadınlar da gelecek merak etmeyin.
İdeal kadını ya da adamı bulamayacağız belki ama en azından idealimize en yakınını buluruz umarım.
Toksik olmasın yeter ki.
Bir erkek böyle korku, kuşku, suçluluk, utanç gibi yoğun duygusal değişimler yaşamanıza neden oluyorsa fiziksel değişimlere yola...
Evet arkadaşlar muhtemelen bir toksik erkekle berabersiniz demektir.
Bu podcast'ımı ona atın ve hemen ayrılın.
Deyin ki sen üçüncü maddesin.
Hayır düşman edinmek istemiyorum yapmayın.
İdeal bir erkekle karşılaşmanızı diliyorum.
Tabii böyle biri varsa.
Altıntaş online Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sundu.
Bu pazartesi yepyeni bir bölümle tekrar görüşeceğiz.
Mayıs ayı arkadaşlar dop dolu geçecek.
Yani belki 13 bölüm belki 14 bölüm bilmiyorum şu anda.
O yüzden beni takip etmeyi ve bildirimlerinizi açmayı unutmayın arkadaşlar.
İnstagram'a da bekleriz.
Bu arada yarın şekersiz son günümüz 21.
günümüz. Tepeyi terk etmeyen okçular deneyimlerinizi bekliyorum.
Şekersiz postunun altına yorumlarınızı ve...
Bu zamana kadar söylemedim.
Şimdi söylüyorum. 7 Mayıs pazartesi ikinci tur dönüyoruz arkadaşlar.
Şekersiz 21 günün ikinci turuna geçiyoruz.
Bunu da bu zamana kadar niye söylemedim?
Çünkü şu an yapanlar ya bugün yiyelim de ikinci turda yaparız tekrar diyeceklerdi.
O yüzden söylemedim. Sadece toksik erkekleri değil toksik maddeleri de vücudumuzda anlatalım.
Hoşçakalın. Kendinize iyi bakın.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
