
Bu bölümde günlük hayatımızda karşımıza çıkan hadsizlikleri konuşuyor, saygının lüks değil temel bir insan hakkı olduğunu hatırlıyoruz.
Instagram: oldugukadarrpodcast
Transkript
Herkese merhaba. Bugün biraz maruz kaldığımız hadsizlikleri ve belki de istemeden maruz bıraktığımız hadsizlikler hakkında konuşmak istiyorum.
Bazen hadsizlik doğrudan, kötü niyetten değil de eksiklikten, öfkeden ve yanlış öğrenilmiş davranışlardan doğarmış.
Ama sebebi her ne olursa olsun saygısızlığın bahanesi olmaz diye düşünüyorum.
Bazı insanlar empati kurmayı bilmez.
Kimi aşırı samimiyeti yanlış özgürlük sanır.
Kimi ise kendi değerini başkasının alanına girerek göstermeye çalışır.
Mesela örnek vereyim Türk kültüründe işte ay sen biraz kül almışsın demek bazıları için hala bir çeşit sohbet açma yöntemi.
Deneyimini yaşamadığımız konularda yapılan şeyin bir çeşit saygısızlık olduğunu anlamıyoruz bence.
Mesela karşımızdaki insan belki de bir sağlık probleminin olduğunu öğrendi.
Ya da özgüveniyle alakalı bir problem yaşıyor belki.
Belki hayatında ilk defa o kadar kül aldı.
Yani şimdi şunu ele alalım mesela.
Bir sağlık probleminin olduğunu öğrendi ve çok mutsuz.
Nasıl beş edebileceğini bilmiyor.
Belki yetersiz hissediyor kendini.
Belki bunun dışarıdan fark edildiğini, hasta olduğunun alnında yazdığını sorguluyor.
Ve yani senin yaptığının saygısızlık olduğunu bile fark etmiyor.
Ama hayatı sorgulattım belki de ve hiç kötü bir yerden yapmadım bunu.
Ne kadar kötü bir durum ama değil mi?
Ya da bebek arabasına binmek için yaşı büyük bir çocuğa sırf annesine şirinlik olsun diye ya da kolaylık olsun diye.
Artık hangi amaçla yapılı bilmiyorum ama buna şahit olduğum için veriyorum bu örneği.
Sen artık bu arabaya binmek için büyümüşsün.
Bence binmemelisin dedin.
Ve çocuk yürüme engelli.
Ne oldu mesela? Anneyi açıklama yapmak zorunda bıraktın bir kere.
Sırf hadsizliğinden dolayı çocuğunun durumunu açıklamak zorunda kaldı belki de sana.
Belki de ters ters baktı ve sen onun ne yaptığına bir anlam veremedin.
Artık gençlerin ne kadar da saygısız olduğunu düşündün belki.
Çocuğun ne hissettiğine dair cümleleri burada şu anda sarf etmek bile istemiyorum.
Hiç kimsenin ne yaptığı, tercihleri, yönelimleri, yapmak istediği ya da mecbur kaldığı davranışları sizin yorumunuza ve fikrinize açık değil.
Önce bunu bir kabul edelim.
Evlenmeme konusu mesela.
Mesela birinin iş bulamıyor oluşu, birinin akademik başarısızlığı, belki sana göre sorumsuzluğu vs.
vs. örnekleri çoğaltabiliriz.
Hiç kimsenin fikir sorulmadığı yerde kendi düşüncesini dangalakça ortaya atmasını kabul edemiyorum.
Zaten kimsenin ettiğini de düşünmüyorum ama burada şunu anlatmak istiyorum.
Belki zor bir dönemden geçiyorsun ve biri sen sormadan sana bir yorum yaptı.
Buna tepki vermezsek insanlar bilinçlenmeyecek.
Elbette aynı saygısızca tavırda verilen cevabın onun yaptığından bir farkı kalmayacağı için insanlara kibarca bu yaptıklarının saygısızlık olduğunu söylemeliyiz diye düşünüyorum.
Bilmiyorum belki bunu zaten böyle yapanlar vardır ama ben kendini günün sonunda Maruz kaldıkları saygısızlıktan sonra eksik hissedenlerin hissetmemesi için ses çıkarmak
için anlatıyorum. Yani hissetmesini istemiyorum öyle.
Eksik olan sen değilsin.
Onun düşüncesiz, iyi veya kötü bir yerden sana onu söylemiş olması.
Yaşadığın deneyim, olay her ne olursa olsun bunu zaten bir kazanım olması için yaşıyorsun.
Ve sen fikir sormadığın sürece kimsenin yorum yapabileceği ya da sorgulayabileceği bir şey değil.
Tekrarlıyorum. Her ne yaşıyor olursan ol.
Durumun ne olduğu yapılan hadsizliği yapılabilir, kılmıyor.
Kimin yaptığı da aynı şekilde.
Olayın şeklini değiştirmiyor.
Farkındalığımız arttığında ve buna cevap verip maruz kalmadığımızda bir şeylerin değişebileceğine inanıyorum.
Belki de inanmak istiyorum, bilmiyorum.
Ama... Bir sıfırdan büyüktür, yaşıyoruz ve mücadele bitmiyor.
Şimdi biraz bu sakinlikte ve bu yapıcılıkta kalamadığım konulara değineceğim.
Zihnimin almadığı hadsizlikler ve saygısızlıklar silsilesi.
Bazen düşünüyorum, diyorum ki eğitimle alakalı olabilir mi?
Sonra diyorum ki hayır olamaz.
Çünkü çok eğitimli olduğunu bildiğim ama egosu bilincinden çok daha büyük insanların da bunu yaptığına şahit oluyorum.
Mesela statü olarak kendinin aşağıda olduğunu düşündüğün, gerçi kime ve neye göre bu çok tartışmaya açık bir konu benim için ama, yaptığı saygısızlığı açıklayabilecekleri bir durum var mı?
Yani bir kasiyere, bir garsona, bir temizlik personeline yapılan zorbalık beni benden almaya yetiyor ve ben çileden çıkabiliyorum o an.
Yani o sana cevap veremez mi mesela?
Sadece maddi kaygıları olduğu için sana susmak zorunda olan insanların, gerçekten sana cevap verebilme potansiyeli olmadığı için mi sustuğunu düşünüyorsun?
Bu ego dünyalara sığmaz.
Sizi lütfen uzay boşluğuna doğru alalım.
Ya da bir hekime mesela yapılan terbiyesizlik.
Aklınız alıyorsa lütfen bana bunları açıklayın ya.
Söyleyin hani örneklendirin.
Ne bileyim ben de bileyim. Ben de bakamadığım bir yer varmış demek ki diyeyim.
Zaten ülkemizde talık çalışanlarına yapılan zorbalık, şiddet aldı başını gidiyor.
Biliyorum evet. Aman yeni mezun olmuş.
İşte işini elinden gelen en iyi şekilde yapmaya çalışan dünya tatlısı 3 hekim arkadaşım var.
Geçen gün oturduk kahve içiyoruz.
Onlara sordum dedim ki gün içerisinde hangi saygısızlığa uğruyorsunuz?
Yani işte neye maruz kalıyorsunuz?
Birine söyleyeceğim.
Anlatılanı anlamadığı için değil de dinlemediği için ya da ikna edilmeyi beklediği için yapılan hakaretvari konuşmaları söylediler mesela.
Nasıl olsa devlet hastanesi ya her türlü ükalalığı yapabileceğini o kadar kabullenmiş ki insanlar yapılması gerekilen tedaviyi planlamış.
Ama işte kadının o an ilçede olduğu takvimle uymamış tatil için gelmiş buraya sevk açabileceklerini ve Türkiye'nin neresinde olursa olsun herhangi bir hastanede işleminin istediği tarihte
yani istediği tarihte alacak sonuçta randevuyu olabileceğini söylemiş.
Kadın buna ikna olmamış.
Hemen olmasını istiyor ve bu mümkün değil.
Üç kez anlatıldı sana.
Anlamadın ve dışarıda bekleyen hastaların hakları da korunması yani onların da hakları korunması gerekiyor ya onların da muayene olmaları gerekiyor.
Belirli bir saat çalışma sistemleri var.
Demiş ki hanımefendi sevginizi açtım.
Dilediğiniz hastanede işleminizi yaptırabilirsiniz.
Maalesef istediğiniz tarihte uygun randevi yok.
Lütfen dışarı çıkar mısın?
Cevap olarak gerçekten terbiyesiz.
Varoş. Annen sana terbiye vermemiş diyebilir misin ya?
Şizofrenin tanın yok. Bipolar tanın yok.
İşte bunun adı hadsizlik.
Bunun adı saygısızlık.
Bunun adı kendini bilmezlik.
Tam olarak bu noktada bunu insanların neden yaptığını sorguladım.
Gerçekten bu verdiğim örneği belki yanlış bir yere çekilebilir ama ben bunu köyden gelen bir amcanın yapacağını düşünmüyorum ya.
Benim dedem doktora giderken hangi mahsul yetiştiriyorsa onu götürüyordu mesela.
Bence onlar saygı duymaları gerektiğini bilen bir yerdeler.
Bu küçük yerlerde hastanenin başhekimini tanıyan ya da siyasetle uğraşan bir tanıdığının olması ona seni burada oturtuyor muyum bak gör demeye yetiyor.
İşte burada konunun başında anlattığım o iyi bir yerden yapma durumu yok.
Bu düpedüz cahillik.
Benim oturduğum koltuk bileğimin hakkıyla aldığım diplomanın verdiği yetki.
Senin cehaletin.
Günün sonunda benim sadece işimi o kadar da özverili yapmadığım bir yere taşır.
Hevesimi kırar. Ve bu orada yaşayan, toplumu etkileyen bir meseleye dönüşür.
Ama şöyle bir şey var.
Sonucunun bu kadar kötü bir yere vardığını bilse de yapar bunu o insanlar.
Ben buna eminim. Mesela bir hemşire.
Hemşire senin gerçekten stres topun mu?
Doktora yapamadığın bir afra tafrayı yapabileceğin, statüsünü saygısızlık yapabildiğin bir noktada gördüğün insan.
O doktorla birlikte saatlerce ameliyatta aynı pozisyonda doktorun işini yapabilmesi ve senin ya da yakının her kimse sağlığına kavuşması için maksimumda
bir çaba sarf ediyor.
Etmiyor olsa da işi sadece kan almak olan bir hemşire bile olsa sen bunu ona da yapamazsın ki.
Sen kimsin?
Kendimden örnek vereyim.
Kronik rahatsızlığım var ve...
Çok küçük yaştan beri sürekli hastaneye gidiyorum.
İşte bazen yatışlarım oluyor.
Uzun süre hastanede kalıyorum.
Kötü bir muamele gördüğümde yani çok görmedim de binde bir oluyor.
İstemediğim bir tavırla karşılaştım diyelim.
Hemşire sadece kan alacak ve emrivaki bir ses tonuyla ya da işte çabuk olur musunuz dedi.
Bir şekilde duymaktan hoşlanmadığım bir şey söyledi.
İşini bitirene kadar asla iletişim kurmadan işi bittiğinde toparlanırken galiba kötü bir gün geçirdiniz.
Ya da galiba kötü bir gün geçiriyorsunuz.
Umarım halledersiniz. İyi çalışmalar diliyorum diyorum.
Bunu gerçekten o an o hareketi hiç hak etmediğimi düşündüğüm her yerde yapıyorum.
Çünkü bir şekilde rahatsız olduğumu dile getirmem gerekiyor ve ben bu dili seçiyorum.
Çünkü bir hemşire gerçekten çok uzun saatler boyunca çalışabiliyor.
Ya da bir doktor belki de bambaşka bir hastasıyla alakalı kötü bir sonuç gördü ben girmeden önce.
Belki bir banka çalışanı regle oldu ve çok ağrısı var.
Çalışmak zorunda izin alamıyor.
Ve hiç fark edemediği bir noktada şuraya imzalayacaksınız hanımefendi dedi.
Biraz tahammülsüz bir ses tonunda.
Ya da belki de bu sebeplerin hiçbiri yok.
Yani ve öyle biri.
Ben bu yaptığım hareketle ona dışarıdan fark ediliyor ve bence böyle yapmamalısın diyerek uyardığımı düşünüyorum.
Gördüğüm bir saygısızlık karşısında Aynı tonda bir saygısızlık yapmak bana hiç okey bir durum gelmiyor çünkü.
Bahsettiğim gibi yani birçok sebep geçiyor o an kafamdan.
Böyle kendimi bir empatlık olabilir yani saçma sapan.
Belki benim yaptığım da hani şeydir ama yanlış olduğunu düşünmüyorum ya ben.
Bence olması gereken bu.
Burada herkesin farkına vararak bir şeyleri değiştirmesi gerektiğini anlatmaya çalışıyorum.
İnsanları statülerine ayıralım, işte onlara ona göre davranalım demek istemiyorum.
Lütfen buranın altını çiziyorum.
Yine yanlış anlaşılmaktan korktuğumu belirtiyorum burada.
Ben çalışırken mesela insanlara her şeyi tane tane anlatıyorum.
Tahammülümün azaldığı yerde işte aklıma hemen annemin ya da babamın ya da sevdiğim başka biri geliyor.
Belki de anlatılanı hemen kavrayamama ihtimali olan anneannem geliyor.
Ya onlar da anlamazlarsa işte onlara kötü davranılırsa falan bunlar geliyor aklıma hep.
Sakin kalmaya özen gösteriyorum.
İlkokul mezunu birine yaklaşımım daha tane tane, daha anlaşılabilir düzeyde oluyor mesela.
Ezberden olmuyor. Ya da yaptığım işi doğru yapıyorum ya da yapmaya gayret ediyorum.
Başkası elindeki evrakı düzeltmek zorunda kalmasın.
Benim yaptığım işe bunu kim yaptı demesin.
O onu tekrar yapmak zorunda kalmasın diye.
Bu da bir saygısızlık bence.
İşini doğru yapmamak.
Ya da onlar yapsın onu da demek hadsizlik benim nezdimde.
Şimdi toparlıyorum.
İşini yaparken mutsuzsan yapma kardeşim.
Tatmin olmadığın bir noktadaysan tatmin olabileceğin başka bir an alay öner.
Bu senin insanlara saygısızlık yapabileceğin hakkını vermiyor sana.
Hekime, öğretmene, garsana ya da temizlik personeline nasıl konuşman gerektiğini öğren.
Biz senin hadsizliğini makul bir zemine oturtmak zorunda değiliz ki.
Yani konuşmayı bilmiyorsan gitme.
Kimse sana su vermesin o zaman.
Toplamasın çöpünü, eğitmesin çocuğunu ya da çözmesin sağlık problemini.
Hoş mu? Sinirleniyorum.
Hepimiz almamız gereken sorumluluğu alalım ve lütfen tahammülümüzün bittiğini sandığımız noktada derin bir nefes alalım.
Bu bozuk düzene bir şekilde çomak sokalım ve bir yerden başlayalım ya.
Hareket edelim, eyleme geçelim.
Yapabiliriz. Arabada yolculuk yaparken yere sigara izmariti atan insanlar.
Yediği şeyin çöpünü yere atan insanlar.
Piknik yaptıktan sonra oturduğu yeri toplamadan giden insanlar.
Soruyorum, siz insan mısınız?
Sıra beklemeyen insanlar.
Önceliğin kendisi olduğunu düşünen insanlar.
Açık bir alanda yüksek sesle bağırarak konuşan insanlar.
Siz insan mısınız?
Siz insan değil, insansı, saygısız ve hadsizsiniz.
İnsan olamamışlarsınız yani.
Ağaçların cayır cayır yandığı yerde çocuğuna bir fidan büyütmenin ne kadar zor olduğunu, onların bizim nefes alabilmemiz için dünyayı yaşanılabilir
kıldığını anlatacaksın. Çocuk seni yere izmarit atarken çöp atarken görmeyecek yani.
Hepimize farkındalık olmasını diliyorum.
Beni buraya kadar dinlediyseniz de çok teşekkür ediyorum.
Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
