
Kendimizi gerçekten ne kadar önemsiyoruz ? Kendimize karşı sorumluluklarımızı yerine getiriyor muyuz ? Kendi hayatımızın neresindeyiz ? Biraz kendimiz hakkında sesli konuşalım mı?
Instagram: oldugukadarrpodcast
Transkript
Kendimizi gerçekten ne kadar önemsiyoruz?
Kendimize karşı sorumluluklarımızı yerine getiriyor muyuz?
Kendi hayatımızın neresindeyiz?
Herkese merhaba, ben İlke.
Hepiniz hoş geldiniz. Bu hafta bu sorulara cevap arayacağız.
Eğer gerçekten bomba gibi girmek istiyorsak yeni yala, önce kendimize dürüst olup, şöyle bir olanı biteni gözden geçirip, merkeze kendimizi koyarak yeni kararlar alalım istedim.
Umarım herkese farkındalık olur, hayata katkısı olur.
Hazırsak başlıyorum. En son neyi gerçekten sen istediğin için yaptın?
Ya da neyi sen istemediğin için yapmadın?
Birinin sana çiçek almasını beklemeden kendine çiçek aldın mı hiç?
Ya da en son ne zaman kendine çiçek aldın?
Kimsenin seni anlamadığını düşündüğünde ben seni anlıyorum.
Şimdilik bu kadarı bile yeterli dedin mi kendine son zamanlarda?
Baskıdan değil de yani toplum baskısından ya da bilinç dışı, bilinç altı artık her neresiyse.
Neyi sadece sen istediğin için yaptın?
Kendine ne kadar iyi davrandın bütün yıl?
Şöyle bir gözden geçirdiğimizde bütün bir yılı.
Sahip olmak istediklerin, başarmak istediklerin, hırsların, bütün.
Bütün bunları bir kenara koyduğumuzda kendine iyi baktın mı?
Kaç gece kaygıdan uyuyamadın bu yıl?
En son kaygılandığın şey hayatının neresinde mesela?
Önemli mi? Kendine çok kızdın belki, yüklendin, az uyudun.
Az yedin, yeterli hissetmek için, başarmak için yaptın tüm bunları.
Tüm bunlara gözlerimizi kapadığımızda kendi hayatının neresindesin?
Merak duygunu en çok ne için tetikledin bu yıl?
Tekrar soruyorum. Kendin için en son ne yaptın?
Tebrik ettin mi bu yıl iş kendini?
Omzunu öptün mü? Başarısız olduğunda olsun deneyim de deyip geçebildin mi?
Bu yıl en çok neye ağladın?
Pinterest'te hayal panosu için fotoğraf ararken kolajlar çıktı önüme.
Baktım kolajda para fotoğrafları var, araba fotoğrafları var, uçak biletleri, pahalı yüzükler var.
Maddesel. Hepsi çok maddesel.
Tamam bazılarının İngilizce yazılmış sağlık, mutluluk vs.
vardı ama çoğu ev, araba.
Bu biraz zoruma gitti. 30 takipçili Instagram hesabıma bizim için bir hayal panosu yaptım.
Merkezi iyi hissetmeye aldım.
Hepimiz için iyi hisler diledim.
İyi olmanın, biz kaygılanmadan, çok çabalamadan.
sevgiye, anlayışa ve anlaşılmaya çok hayatın içinden, mümkün bir yerinden sahip olalım istedim.
Derinleştim yani bu his içinde biraz.
Ben de isterim yeni yılda bir Mercedes sahibi olayım ama içinde anlaşıldığım, anlaşabildiğim, kendimi ifade etmek zor olmadan yapayım bunu.
Önce his, sonra madde gelsin istedim.
Ve sonra bunu sadece kendim için değil, bunu gören, beni takip eden, bir şekilde önüne çıkan ya da bugün veya hayatının herhangi bir zaman diliminde bunu dinleyen herkes bir de bu taraftan bakıp Bunu dilesin istedim
içimden. Yani kendi için.
Size bu soruları sormadan önce kendime en son kendin için ne yaptın dedim.
Bir buçuk ay önce bir öğle molamda en sevdiğim dükkanlardan birinden bir brownie aldım.
Evde hemen hızlı olsun diye bir granül kahve yaptım.
Çok severek okuduğum kitabı da aldım balkona.
Güneşe karşı oturdum.
Okurken onları yedim içtim.
Yarım saat. Hayatımda okuduğum en anlamlı satırları okurken kendim için çok iyi bir şey yaptığımı vaktim bitip kitabı kapattığımda anladım.
Kitabın ismi Dışa Bakan Rüya Görür, İçe Bakan Uyanır.
Yang'ın kitabı. Çok etkilendiğim o satırı da okuyayım burada size.
Freud'la arası bozuluyor Yang'ın.
Görüşmüyorlar. Ve yıllar sonra BBC'ye röportaj veriyor Yang.
Freud'un anlattığı rüyalarda neler vardı sorusuna?
Yersiz bir soru oldu bu.
Biliyorsunuz meslek sırrı diye bir şey var diyor.
Ama o öldü dediklerinde bazı meseleler yaşamdan daha uzun sürer diye cevap veriyor.
Çok etkilendim verdiği cevapta.
Neyse konumuza dönelim. Sonra fark ettim ki...
Ay geçmiş, iki aya yakın zaman olmuş.
Ben kendim için hiçbir şey yapmamışım.
İşe düşmüşüm, podcast kaygısı var.
Olacak mı, oluyor mu?
Zannediyorum ki kaygıdan sürekli halsizim.
Yorgunluktan, dinlenememekten.
Sonra genel üç aylık tahlillerim yapılınca sonuçlar hiç istediğim gibi gelmediğinde hastaneye gitmek için bir buçuk saatlik bir yolculukta gidene kadar ağladım.
Neye ağladım? Korktum.
Kaygılandım kendim için. İçim için çok üzüldüm.
Kıyamadım hiç. Bedenim hasta.
Dönüş yolunda kendime dedim ki ne verdin ona?
Kendine ne bekliyordun?
Beslenmene dikkat ettin mi?
Uykuna? Stresini yönetebildin mi?
Şimdi sıkıntıda olduğu için ağlayamazsın.
Orada fark ettim. Her şeyi yapıyoruz.
Her şeye koşturuyoruz. Hayat bir şekilde sürsün diye elimizden geleni yaparken kendimiz için hiçbir şey yapmıyoruz.
Hayır. Sakın burada kendinizi manipüle etmeyin.
Gerçekten odağın biz olduğu, bunun bencillik olmadığı yerden bahsediyorum.
Bu benim hikayemdi. Senin hikayen bunun yanından geçmiyor olabilir.
Sorumluluklarımızın farklı olması, hayatımızın farklı akışlarda ilerlemesi, sorunlarımızın hiç benzeşmemesi seni aklamaya yetmez.
Tamam mı? Düşünün. Kendi hayatınızın neresindesiniz?
İyi ama ailem, çocuklarım, okulum, sınavım türetebiliriz diye olabilirsin.
Soruyorum tüm bunların hepsi senden daha mı değerli?
Tüm bunlar değerliyken sen onlardan daha mı az değerlisin?
Mutlu bir birey değilsen iyi bir ebeveyn olamazsın.
Kendine iyi gelmeyi bilmiyorsan başkalarına ne kadar iyi geldiğin cevabı şu an bizi tatmin etmiyor.
İstediğin kadar iyi bir çalışan ol.
İşten çıkınca kendin için bir şey yapmıyorsan, başkalarının işini ne kadar kolaylaştırdığın şu an bizi ilgilendirmiyor.
Diyelim ki Tusta çok iyi puan yaptın, en çok istediğin alanda uzmanlık yapacaksın.
Sen kendine bakmayan bir doktorsan, günün sonunda bana ne kadar iyi bir doktor olursun?
Hırslanacak günlerin bittiğinde, monotonlaştığında artık hayat, durup kendine.
Ben bunca yıl kendim için ne yaptım?
diye sorma diye şöyle bir gözden geçirelim istedim bu yılı.
Kendimize olabildiğimiz en dürüst halimizle acımadan etik bir yerden bunu soralım.
Sonra masanın altında 12 yüzüm yerken önce iyi olmayı, sağlıklı olmayı dileyelim.
Sonra hayal panolarımızı süsleyelim.
Sonra iyi gelelim herkese ama önce bilelim biz.
Kendi hayatımızın neresindeyiz?
Ben de çok gaza getirecek yerlerden umut dolu yeni yıl bölümleri yapmak isterdim.
Amacım kimsenin modunu düşürmek ya da bir karanlığa çekmek değil kimseyi.
Aksine o kadar aydınlık olalım istiyorum ki bunları konuşmak zorunda hissettim kendimi.
Bir sonraki hafta bu bölümün bu yıl kendim için en çok neyi yapacağım kısmını çekebiliriz.
Farkındalık olur. Hepinize teşekkür ediyorum beni dinlediğiniz için.
Bildirimlerinizi açmayı, beni takip etmeyi unutmayın.
Bir de bölümleri dinleyince bana yazın.
Bu bana yaptığım şeyin karşı tarafa geçtiğini hissettiriyor.
İyi geliyor yani. Haftaya görüşürüz.
Hoş kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
