
Herkese güvenen insanlar vardır.
İyi niyetlidirler, empatiklerdir, kalpleri açıktır.
Ama çoğu zaman en çok onlar yorulur.
Bu bölümde “herkese güvenmenin” gerçekten ne anlama geldiğini konuşuyoruz.
Güven ile saflık arasındaki farkı,
iyi kalpli olmakla kendini koruyamamak arasındaki ince çizgiyi ele alıyoruz.
Neden hep aynı yerden kırılıyoruz?
Neden davranışları görmezden gelip niyete tutunuyoruz?
Ve neden sınır koymayı hâlâ suçlulukla karıştırıyoruz?
Bu bölüm;
kalbini kapatmak istemeyen ama kendini de daha fazla incitmek istemeyenler için.
Herkese güvenmek zorunda olmadığını,
ama kendine güvenmeyi asla bırakmaman gerektiğini hatırlatan bir sohbet.
Belki de mesele iyi olmak değil,
kendine iyi davranmayı öğrenmektir.
Transkript
Herkese merhaba, ben İlke.
Hepiniz hoş geldiniz.
Umuyorum ki iyisinizdir.
Ben çok değilim ama bunu başka bir bölümde anlatacağım.
Şimdi konuma giriyorum.
İnsanlara az güvenmek ya da hiç güvenmemek ne kadar sıkıntılı bir durumsa, insanlara hemen güvenmek, işte kolay güvenmek, çok güvenmek de bir o kadar sıkıntılı bir durum.
Güvenmek bir karakterdir ama kime güveneceğini seçmek bir zekadır.
Şimdi, herkese güvenmek saflık değil.
Bazen tecrübesizliktir ama altını çizmek isterim ki iyi kalpli olmak da herkese açık olma zorunluluğu değildir.
Çünkü günün sonunda hep ne olur?
İyi niyeti suistimal edilen, hayal kırıklığı yaşayan, yarı yolda kalan hep bu tip karaktere sahip insanlardır değil mi?
Onlar fazla saf, fazla iyi, fazla yumuşak sanılır.
Oysa çoğu zaman mesele saflık değildir.
Mesele insanlara inanmak istemektir.
Herkese güvenen insanlar.
Dünyanın kötü olabileceğini bilmezler mi?
Ya da kolay güvenen insanlar diye düzeltelim.
Kolay güvenen insanlar dünyanın kötü olabileceğini bilmezler mi?
Bilirler. Ama buna rağmen kalplerini kapatmamayı seçerler.
Çünkü içten içe şuna inanıyorlar.
Ben iyi kalırsam dünya da bana iyi davranır.
İşte en büyük kırılma tam burada başlıyor.
Kolay güvenmek genellikle ona ihtiyacından ya da işte herkese güvenmek.
Genellikle ona ihtiyacından, sevilme arzusundan, yalnız kalma korkusundan, ben iyi olayım, kimseyi kırmayayım düşüncesinden kaynaklanırmış psikolojik olarak.
Tam burada soruyorum. Hiç kimse kırılmasın diye kendini paramparça etmek zorunda mısın?
Ya da değiştiriyorum soruyu bir saniye.
Hiç kimse kırılmasın diye kendini parça parça etmekten yorulmadın mı?
Bu feda etmek. Bu güvenmek değil.
İnce bir çizgi var arasında.
Önce bunu ayıracağız birbirine.
Herkese güvenen insanlar farkında olmadan şunu çok yapıyor.
Karşısındakini üzmemek için kendini eziyor.
İlişkisi bozulmasın diye susuyor.
Bağ kopmasın diye sınırlarından vazgeçiyor.
Tanıdık geldi mi? Geldi.
Peki o zaman yine soruyorum.
Bir ilişki seni kendin olmaktan vazgeçiriyorsa orada güven var mıdır?
Ya orada hiçbir şey yoktur da güven hiçten yoktur.
Orada alışkanlık, korku ya da yalnız kalmama çabası vardır.
Şimdi güvenmenin köküne gidelim.
Güvenmek aslında çok temel bir ihtiyaç değil mi?
Bunu konuştuk. Okey insan güvenmeden bağ kuramaz.
Bağ kurmadan da yaşayamaz tamam.
Ama kolay güvenen insanlar genelde şunu karıştırıyor.
Güven bir bağdır ama bağ herkesle kurulmaz.
Bu insanlar çoğu zaman çok şefkatlidir, empatiktir.
Karşısındakinin hikayesini dinler, anlamaya çalışır.
Hatta kendi derdi dünyaları aşsa bile...
Benim de derdim var demez.
İşte belki zor bir dönemden geçiyordur der.
Belki farkında değildir der.
Belki değişir der.
Ama herkes değişmez.
Herkes farkında olmak istemez.
Ve herkes senin kadar derin hissetmez.
Sonra ne olur? Hep aynı yerden yara alırız değil mi?
Çünkü kolay güvenen insanlar çoğu zaman kendi iç ölçülerini evrensel sanırlar.
Yani şunu varsayıyorlar.
İşte ben böyle yapıyorsam karşımdaki de böyledir.
Oysa hayat şunu söylüyor, insanlar sana senin verdiğin kadar değil, kendi kapasiteleri kadar karşılık verir.
Ve kapasite niyetten bağımsızdır.
Birinin kalbi temiz olabilir ama sorumluluk alamayabilir.
Birinin niyeti iyi olabilir ama sadık olamayabilir.
Birinin sana sevgisi olabilir ama seni koruyamayabilir.
İşte kolay güvenen, hemen güvenen ya da işte çok güvenen insanlar bunu geç fark ediyorlar.
Çünkü ne oluyor? Önce hisse.
Sonra davranışı okumaya yani önce hisse bakıyorlar sonra davranışı okumaya çalışıyorlar.
Oysa güven hisse değil tutarlılıkla kurulur değil mi?
Evet bunu konuştuk.
Peki ne yapalım? Nasıl çözeceğiz?
Şöyle sınır koyarak.
Bir kere şunu kabul edeceğiz.
Sınırla sevgi birbirinden bağımsız iki şeydir.
Sınır koymak sevgisizlik değildir.
Bu kadar empat olduğunuz için her gün evden çıkmadan 10 kere içinizden tekrarlayın tamam mı?
Sınır koymak sevgisizlik değildir.
Sınır koymak sevgisizlik değildir.
Mesafe koymak kalpsizlik değildir.
Ya hop yiyeceğim. Şimdi benim çok yakın bir arkadaşım var.
Tam böyle bir tip bu insanlar.
Böyle genelde şaşkın ördeklere benziyorlar.
Çok seviyorum. Hiç kıyamıyorum onlara.
Sıyrılıp şöyle gece rüyalarına girmek istiyorum.
Bu kadar kolay güvenme yap.
Bu kadar sevmedi. Ne oldu benim yapıcılık bilgi birikim bir dakikada gitti.
Tamam. Canıtma saati bitti.
Ne yapacağız? Ne yapacağız?
Olgunlaşacağız arkadaşlar. Maalesef olgunlaşacağız.
Kalbimizi kapatmadan gözümüzü açacağız.
Yani güvenmekten vazgeçmeden ama herkese aynı kapıyı açmadan.
Ne yapacağız? En azından indirgeyeceğiz ayağı kırıklıklarımızı.
İşte sonrasında bizim gibi kimseye güvenmeyen yaratıklar olmayın diye anlatıyorum.
Siz nispeten bize göre yani güvenmeyenlere göre daha uyumlu ve daha söz dinleyen kesim olduğunuz için size güvenim tam.
Yani siz buradan ahım bak istediğim benim vermek istediğimi alın ve bu olayı kapatın.
Yani size çok güveniyorum. Seçici olmak katılık değil.
Seçici olmak demek katılık değil.
Seçici olmak kendini tanımak.
Kendini bildiğin bir yerden.
Hayal kırıklığı ve kötü bir senaryo istemiyoruz ya artık.
O yüzden kendimizi seçtiğimizde çok kötü bir yer olmayacak dünya.
Ya ne narsistler var.
Lütfen. Siz de diyeceksiniz ki benim kalbim değerli.
Herkes içeri giremez.
Şimdi ilk eden sana bunu hiç unutma olur mu?
Bugün bir karar al. Artık herkese o kadar da kolay güvenme.
Ama kendine güvenmeyi bırakma.
Çünkü insan en çok yarayı...
Asıl mevzunun kendisine güvenmesi gerektiğini anlamadığını fark ettiğini de alıyor.
Ve sana küçük de bir sır.
Dünyada en güvenli yer kendi sınırlarının içi.
Başkalarına bu kadar kolay verebildiğin o güven değil.
Hepinizi öpüyorum. Bölümü dinledikten sonra gelin beni bulun tamam mı?
Konuşalım. Hepinizi çok seviyorum.
Kendinize iyi bakmayı unutmuyorsunuz.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
