
Son zamanlarda okuduğum ve diline hayran kaldigim o kitab yorumladım!
Ayrılık sonras bir kadının kendini nasıl toparladığını anlatan Aylin Balboanin kitabını neden okumalısınız ?
Keyifli dinlemeler.
Transkript
Bir savaştan çıkmış hiç kimse artık aynı kişi olamazmış.
Kazanmak, kaybetmek gibi olaylar komple yalanmış.
En önemlisi ben elimden geleni yaptığım kadar güzel cümle yokmuş.
Tam buradan devam edeceğiz Osman.
Arkadaşlar herkese merhaba, ben İlke.
Hepiniz hoş geldiniz. Öncelikle belirtmek isterim ki bu bölüm bir iş birliği, reklam vs.
Herhangi bir şey içermiyor.
Ben küçüklüğümden beri kitap okumayı çok seviyorum.
Bir süredir hem iş hem podcast aynı anda yürütmeye çalıştığım için çok okuyamıyorum açıkçası.
Ama hayatımın geneline sahip olduğum bir alışkanlık bu benim.
Sizin için de umarım öyledir.
Öyle değilse bile bu alışkanlığı edinmenizi tabii ki çok isterim.
Ancak şöyle bir durum var.
Bu bir alışkanlık ve alışkanlıkları hayatımıza direkt adapte etmemiz doğal olarak zor bir durum.
Hiç sahip olmadığımız bir özelliği.
Hayatımızı adapte ederken elbette zorlanabiliriz.
Bu başlangıç seviyesinde olduğumuz her olay için geçerli ama.
Konumuz bu olduğu için bu konu özelinde örnek vereceğim.
Eğer kitap okumaya yeni başladıysanız çok kült eserleri okumak istiyorsanız ve bunlar çok kalın kitaplarsa bu sizi okumaya daha da sevk etmek yerine sizi bundan uzaklaştırır.
Ve sıkılma ihtimaliniz çok yüksek olacağı için bu...
alışkanlığı edinmekten ziyade bizi soğutabilir.
O yüzden eğer okumaya yeni başladıysanız ya da başlayacaksanız bu iş bankasının klasiklerinden ince olanlardan başlarsanız çok daha kolay olur bence.
Yani Anna Karenina ilk kitabımız olmayabilir belki ama ama kuşucusu olabilir.
Bunun gibi ince kitapları hem çok kolay okuyabiliyoruz hem de çok ince olduğu için hemen bitirip bir diğerine geçebildiğimiz için böyle çok kitap okuyormuşuz hissi veriyor ve mutlu oluyoruz.
Bu benim size bu konuda verdiğim bir tavsiye olsun.
Şimdi size en son elimi aldığım ve bir saat içerisinde okuduğum hatta ağladığım çok kolay bir dili olan ama mesajı çok net olan hayran olduğum bir kitaptan bahsedeceğim.
Aylin Balboa'nın Bu Hikaye Senden Uzun Osman adlı kitabı.
Aylin Balboa'nın kendine has kaleminden bir kadının kendi kendini tamir etmesinin hikayesi diyor kitabın tanıtımında.
Bir kadının ayrılık hikayesini anlatıyor.
Aylin Balboa ile ben bu kitap sayesinde tanıştım.
Daha önce hiçbir kitabını okumamıştım.
Ama şimdi diğer iki kitabını da okumak istiyorum çünkü harika bir dili var.
Aslında Kafa Dergisi'nde yazıyormuş Aylin Hanım ve bu kitabı orada Osman'a yazdığı mektuplardan yani yazılardan demek daha doğru olur.
Oradan derlemişler. Tabii ki ekledikleri kısımları da varmış.
Ayrılığın bitti dediğinde bitmediğini tekrar tekrar başa dönebileceğimizi anlatıyor aslında.
Süreç içerisinde bir unutuyor, bir anımsıyor.
Yani aslında bir ileri iki geri halde.
Baktığında yol alınmıyormuş gibi geliyor ama kitap bir noktada bitiyor ve Osman'dan ayrılıyor.
Yani bir şeyler yapmaya çalışırken verdiğimiz çabayı iyi ya da kötü ilerlediğimizi anlatıyor bence.
Yani bir adım ilerleyecekken iki adım geriye gitmemizin de çok...
doğal ve hayatın içinde olduğunu o kadar kanıksatıyor ki insana bu psikolojik olarak insanı çok rahatlatıyor bence.
Bir gün hiç istemezken ertesi gün dönmesini istemesi, bu karmaşıklıkla nasıl başa çıkabileceğimizi ya da çıkamamamızın da çok doğal olduğunu, bir noktada çözümlediğini somut bir şekilde ele alıyor.
Aslında hayatın uzun, kısa, engebeli, düz bir sürü yolunun olduğunu Ama eninde sonunda o yolların biteceğini anlatıyor.
Yeni yollara gireceğimizi, yeni yolların mümkün olduğunu söylüyor.
Ben bu kitabı neden okuyun isterim biliyor musunuz?
Çünkü bazı kitaplar bize yeni bilgiler vermez.
Bunun yerini bizi kendimizle karşılaştırır.
Bu Hikaye Senden Uzun Osman böyle bir kitap.
Aylin Boğalboğa burada büyük olaylar anlatmıyor.
Büyük kahramanlar da yok.
Ama tam da bu yüzden insanın içine dokunuyor.
Kitabı okurken bazı cümlelerde duruyorsunuz çünkü bir cümle geliyor ve bir anda size hayatınızdaki bir şeyi hatırlatıyor.
Bir insanı, bir zamanı, bazen de yıllar içinde sessiz duran bir duyguyu.
Sanki kitap bir hikaye anlatmıyor da insanın içindeki küçük ama gerçek şeyleri yakalıyor.
Aslında insanın hayatta kalma biçimini de anlatıyor bence bir taraftan.
Biz çoğu zaman güçlü olmayı yanlış anlıyoruz.
Çünkü güçlü olmak deyince gözümüzde hep mücadele eden, savaşan, büyük dönüşümler yaşayan insanlar canlanıyor.
Ama hayatın büyük çoğunluğu böyle değil.
Çoğu insan hayatını büyük kahramanlıklarla değil, sessiz dayanıklılıklarla sürdürüyor.
Başına gelenleri büyütmeden, düştüğü yere saplanmadan, hayatın akışıyla yeniden yürümeyi öğrenerek.
Kitap tam olarak bu hali anlatıyor bence.
En azından bir bölümü bunu yapıyor.
İnsanın dramatik olmayan ama gerçok olan tarafını ve Kitap boyunca insan zihninde yavaş yavaş şu soruyu soruyor.
Biz ailemizden, geçmişimizden, başkalarından bunların beklentileriyle oluşan bir hayatın içinde mi yürüyoruz?
Kitapta geçen bir fikir benim çok hoşuma gitti.
İnsanın kendi yolları gibisi yoktur Osman diyor.
Çünkü insanın en zor yolculuğu çoğu zaman dış dünyada değil kendi hayatının içinde başlıyor.
Başka insanların yollarından çıkıp kendi yolunu bulmak.
Bence bu kitabın değeri tam olarak burada.
Bize büyük cevaplar vermesinde değil ama insanın içinde şu farkındalığı uyandırmasında hayat bazen dramatik dönüşümlerle değil sessiz.
Fark edişlerle değişiyor.
Ve bazen bir kitap insanın hayatını değiştirmiyor.
Ama insanın kendine bakışını değiştirebiliyor.
Ben bu kitabı o yüzden okuyun istiyorum.
Çünkü bazı kitaplar sadece okunmuyor.
İnsan onları okurken biraz da kendini okuyor.
Ben en çok yazım dilini, birbiriyle alakasız görünen örnekleri Osman'a bağlamasını sevdim.
Hayatımda ilk kez ekşi sözlük okudum ve kitap hakkında tek bir tane bile olumsuz bir yazı görmedim.
Bu çok mümkün olmayan bir durum ekşi sözlükte.
İnsanları genelde yerden yere vurduklarını biliyorum.
Kitabın oyunu da var. Ben gitmek çok istedim ama bir türlü kendi takvimimle uymadı.
Ama çok istiyorum, mutlaka gideceğim.
Diyor ki kitaptan, yani elbette iyi ve mutlu olmanı istiyorum.
Ama aynı zamanda sürünmeni ve bensiz perişan olmanı da istiyorum.
Bu kadar mükemmel görünen bir düzenin içinde insanın zihninden böyle bir süreçte bunları geçirmesinin çok doğal oluşunu böyle samimi bir dille anlatması muazzam bir olay değil mi ya?
Bir diğer altın çizdiğim cümle şu.
Onu da okuyacağım size.
Şu hayatta öğrendiğim iki şey var.
Birincisi taşınırken koli bandıyla makasın yerini asla unutmayacaksın.
İkincisi sermayeyi eşeğe bağlamayacaksın.
İnsan şahsi hayatının sürdürülebilirlikle ilgili olan kısmını değişken, kendinden bağımsız olarak hareket eden fani bir şeye bağlarsa ayvayı yiyor gerçekten de.
Tutunacak bir şey arayan herkese kendilerine tutunmalarını tavsiye ediyorum.
Biliyorum onun da sağı solu belli olmuyor ama yine de elimizdeki seçenekler arasında en iyisi bu.
Hem bakma eğlenceli de memnun kalmayan gelsin beni bulsun yerim adresim.
Belli Osman. Aylin Balboa'nın diğer iki kitabını da çok kısa bir sürede okuyacağım.
Ama bu kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.
Yani özellikle böyle bir süreçten geçiyorsanız okumanızı çok isterim.
Hepinize iyi gelmesini diliyorum.
Aylin Hanım'a da böyle bir kitabı yazdığı için çok teşekkür ediyorum açıkçası.
Evet önümüz bayram.
Hepinizin bayramı kutlu olsun.
Hepinize neşe dolu, musmutlu bayramlar diliyorum.
Ben bayramda Karadeniz turuna çıkıyorum.
Döndüğümde muhlama tarifiyle gelebilirim.
Hepinizi çok seviyorum. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
