
Depresyonda mesele isteksizlik değil, enerjisizliktir.
Ve enerji bekleyerek gelmez. Üretilir.
Bu bölüm, en dipteyken bile sistemi ayakta tutmak üzerine.
Büyük adımlar yok.
Küçük, sürdürülebilir hareketler var.
Az.
Ama devam.
Transkript
Arkadaşlar herkese merhaba.
Umarım iyisinizdir.
Ben İlke. Hepiniz öncelikle hoş geldiniz.
Açıkçası ben sayenizde çok iyiyim.
Bayramdan beridir o kadar çok mesaj attınız ki beni dinlediğinizde ve size iyi geldiğime dair.
O kadar mutlu oldum ki.
Zaten istediğim de bu.
İyi gelebilmek, herkesin kendini iyi hissetmesi.
Hepiniz de dinlediğiniz için çok teşekkür ediyorum.
Bunu gerçekten söylüyorum.
Hepinize çok teşekkür ediyorum.
Lütfen eğer takip etmiyorsanız takip etmeyi ve bildirimlerinizi açmayı unutmayın.
Olur mu? Geçen gün bir anda aklıma şu soru geldi.
O kadar şey oldu.
Ben nasıl delirmedim ya dedim.
Hiçbir şey üzerine düşünmüyordum bu arada.
Böyle birden aklıma geldi.
Nasıl dedim ya? Nasıl delirmedim?
Sonra sesli bir şekilde şunu söyledim.
Dedim ki kendimi besledim.
Ampul yandı biliyor musunuz kafamda?
O an anladım. Kimseden büyük bir yardım görmedim ama zaten insanlara tahammülüm de yoktu.
Yani onları istemiyordum da.
Ama bunu kimseden beklememiş ve beklemediğim halde de kendimden esirgememiş olmak beni aşırı motive etti kendime karşı.
Yani düşünsenize delirebilirsiniz ve bir eşiktesiniz ama kendinizi seçmişsiniz.
Çok değersiz hissettirmişler ama değerliymişsiniz, değersizmişsiniz.
Değeri belirleyen...
Ve kendimi terk ettiğimi sanarken hatta çok öfkeliyken bile kendime değerimi hiç azaltmamışım.
Bunu fark etmiş olmak beni bakın aşırı.
Aşırı motive etti. Neden biliyor musunuz?
Çünkü insan bir duyguyu yaşarken, kötü bir duyguyu özellikle, hayatın alkışla devam etse bile hani buruk ya, ne bileyim işte yapması gereken tüm sorumlulukları yerine getiriyor ama bir şekilde halletmek zorunda
olduğundan yapıyor bunu ve hissettiği şey genelde bozuk duygu durumu.
İşte hüzünlü ya da acı ya da umutsuzluk, pişmanlık gibi gibi duygular oluyor ya.
Düşünsenize. Hiç farkında değilsiniz ama hala kendinizi seçiyorsunuz.
Bu muazzam bir olay arkadaşlar.
Şimdi size bunu açacağım, bunu konuşacağız.
Baş etmek zorunda olduğumuz bir durumun içinde olduğumuzu düşüneceğiz tamam mı?
Bu aşk acısı, ekonomik kaygı, akademik problem, yaz her neyse uyumlandığını siz onu düşünün.
Bununla baş etmeye çalışmak zaten başlı başına durumu açıklıyor.
Neden biliyor musunuz? Çünkü zaten kendinizi seçtiğiniz için baş edebilmeyi istiyorsunuz.
Yani kendinizin kendinizden ümidi var.
Çünkü teslim olan insan bir noktada geçmiştir.
O şarteliği kapamıştır.
Bu başka bir bölümün konusu.
Tamam şimdi burayı anladık değil mi?
Biz kendimizi seçtik.
Peki ne yapacağız? Şöyle ki birincisi Allah'ım diyeceğiz.
Mental sağlığımı düzeltmem için bana yardım et.
Ya Rab belalemin. Şimdi kimseye şunu anlatmaya çalışmıyorum.
İşte şu kadar kültürlen, kendini salma, bu kadar özensiz görünme vs.
demiyorum. Ama şunu söylemek istiyorum.
Kendini daha iyi hissetmeni sağlayacağı için en azından haftada 2 gün ne giydiğine dikkat edebilirsin.
Şimdi bu söylediğim kulağa dil saçması gelebilir.
Ama depresyonda olan bir insan sağlıklı bir mentele sahip insanlara kıyasla daha kaygısız oluyor ve bu önce öz bakıma yansıyor.
Yani en azından benim için öyleydi.
Kıyafet zorunluluğu veya kuralları olmayan bir yerde çalıştığım için o karanlık dönemimde ben mesela hep eşofman giyiyordum.
Ama insan bir özendiğinde böyle bir kot tişört bile giyse, başkalarına göre wow bir kombin olmasa bile bu sana kendini iyi hissettiriyor ve bizim için...
Böyle bir durumda sadece senin iyi hissediyor olman önemli.
Zaten başta bunu böyle haftada bir de yani haftada iki günden başladığımızda işte ikiden üçe dörde beşe çıktığını ve sana iyi hissettirdiğini sen kendin fark edeceksin.
Bunu dene tamam mı?
Su içmek. Ne anlatıyorsun demeyin tamam mı?
Dinleyin. Ne diyor diyetisyenler?
Suyu insan sağlığı için ne kadar önemli olduğundan bahsediyorlar değil mi?
E biz depresyondaysak.
Hiçbir şey yapmak gelmiyorsa içimizden kendimize.
Bize en yormayacak azami şekilde ne yapabiliriz?
Su içebiliriz abi.
Bakarız bir litre içebiliyoruz.
Biz bunu ikiye çıkarırız.
Bir gün bir şişe maden suyu katarız suyumuzun içine.
Gerekli mineralleri almak için olduğunu düşünmesek bile bir şeyi yapabiliyor olduğumuzu fark ettiğimizde kendimiz için ne olacak ki?
Soda ile de karıştırırım deriz değil mi?
Ne yaptık kendimiz için?
O gün bir şey yaptık.
Bu hafta bir adım daha ilerideyiz.
Kimden? Geçtiğimiz haftaki kendimizden.
Kiminle yarışıyoruz?
Kendimizle. Neden?
Çünkü derdimiz kendimizle ve hep kendimizde olmalı.
Yürümek. Bakın.
Düz. Yürümek.
Spora başlamak, koşmak ani gaza getirecek ve devamını getiremeyeceğimiz büyük olaylardan bahsetmiyorum.
Farkında mısınız? Düz.
Yürümek. Olimpiyatlarla katılmayacağız.
Hayır. Hareket edeceğiz.
Kendimize alan açmak için.
Düşünmek, kendimizde kalabilmek ve ciğerlerimiz, beynimiz rahatlasın diye.
Sakin. Kendimizi beklentiye sokmadan ama bize yarar bir şey yapabilmek için.
Basit. Biz çünkü iyi değiliz.
Devamını getiremeyeceğimiz bir şeye gaza gelip başlamak ve onu devamını getirememek bizi mental olarak kötü etkiler.
Daha da salıyoruz o zaman.
Yapmıyoruz çünkü. Yapamıyoruz.
O zaman kendimizi sorumsuz da hissetmemek.
Disiplinden daha da çıkmamamız için yapamayacağımız şeyleri yaparım yağ gazıyla değil, çok basit yapabilecek olduklarımızdan devam edeceğiz.
Bunların seviyesini, olayı değiştirecek olan kim?
Sensin. Çünkü kendini en iyi sen tanıyorsun.
Kötü bir mentalitede ansiklopedi okumanı söylesem bunu yapabilir misin?
Bunu ben yapamam açıkçası.
O zaman ne yapacağız?
Yapabildiklerimizi yapıp asgari düzeyde iyi hissetmeye çalışacağız.
Yarım saati yürüyüşler bir sonraki ay bir saate çıkabilir.
İki ayın sonunda kendini tempolu koşarken bulabilir.
Devamında kendini bir spor salonunda bulabilirsin.
Mesela bakın spora gidin deseydim.
Önce bir alışveriş yapardın ya da yapmam lazım derdin.
İşte oraya uygun kıyafetler alır ona bütçe ayırmayı düşünür.
Bunu hayatına entegre edebileceğin zamanı bir kıyasla muhtemelen de vazgeçerdin.
Dürüst olalım arkadaşlar. Bir insan kendine dürüst olursa bu hayatta birçok şeyi hallediyor zaten.
Şimdi sosyal medya.
Biz zaten sosyal medyaya çok maruz kalıyoruz ve depresyonda olduğumuzu düşünüyoruz.
Kötüyüz, iyi hissetmiyoruz.
Bu arada bu bölümü aldığım dönüşlere istinaden çekiyorum.
Böyle bir bölüm çekmek yoktu kafamda ama çoğunuz hayata karşı bir motivasyon istiyor ve ben şunu söylemek istemiyorum.
Büyük büyük kararlar alıp bunları yerine getirememekten ziyade çok küçük şeyleri yapabiliyor olmak bile bize iyi hissettireceği için.
Yani tamamen sizden aldığım dönüşlere göre.
Çekiyorum bu bölümü. Bunu da buraya eklemek istedim.
Sosyal medya konusuna geri dönüyorum.
Zaten hiç kimse gösterdiği kadar mükemmel hayatlara sahip değil.
Hiç kimse o kadar mutlu değil.
O zaman biz de çok kötü hissettiğimiz için ve insanların çok mutlu olduğunu göreceğimiz için yani bize aksettirilen o olduğu için buradan kendimizi çekeceğiz.
Bak gerçekten söylüyorum bunu.
Kendimize yapabileceğimiz en büyük iyiliklerden bir tanesi ekran süremizi azaltmak.
Benim çevrem mesela çok rahatsız.
Gönderilen yıl videolarını izlemediğim ya da işte viral olan videoları bilmediğim için size yemin ederim bana eksik hissettirmiyor.
Ben... Kendimle meşgulüm zaten hani.
Kendimle meşgul bir insanım.
Zihnimdekilerle. Benim izlemek istediklerim o videolar değil ki.
Şöyle bir şey var. Mesela size bir örnek vereyim.
Neden bunu yapmanızı istemediğim için.
Mesela şu anda ben depresyonda değilim tamam mı?
İşte o ayrılık acısı çektiğim dönemde.
O karanlık depresyonda olduğum dönemde.
Dinlediğim bir müzik var mesela.
Ve bir videoda karşıma çıkıyor.
Videoyu iki kez izliyorum.
Kapatıyorum ekranı. Ve asla çıkmıyorum bakın.
Ekranı kilitliyorum. İşte bir sigara yakıyorum.
Videoyu tekrar izliyorum. Sonra şarkıyı açıyorum.
Kafamda bin bir muhakeme.
Bakıyorum bir sürü sigara içmişim.
Bir saat geçmiş. Geç kalmışım diyorum.
Yatıyorum. Bir videonun yaptığına bakın.
Üstelik acı falan çekmiyorum.
Yani geçmiş gitmiş. İnsanı hissetmediklerine de o an hissediyormuş gibi hissettiriyorlar.
O yüzden iyi bir dönemden geçmiyorsak eğer hayatın daha da zorlaşmaması için biraz sosyal medyaya ara verebiliriz.
Bakın anlatmak istediğim şey şu.
Hayat gerçekten o kadar da zor bir yer değil.
Biz biraz zorlaştırıyoruz hayatı.
Kötü bir dönemdeysen eğer kendine olan beklentini aşı çıkaramazsın.
Bir anda eskiye dönemezsin.
Bir çocuk emeklemeden koşabilir mi?
Basit bir örnek değil mi? Bu da o kadar basit.
Olduğu kadar zaten.
Şimdi kendine bu kadar yüklenme çünkü sen de ilk defa yaşıyorsun bu hayatı.
Sen de her versiyonun için başka başka rollerde hayatta kalmayı ve iyi olabilmeyi öğreniyorsun.
Kaç kere deme. Her versiyonun için.
İleride senin tecrübelerinin başkalarına, çocuklarına mesela tecrübe olabilmesi için.
Şöyle bir toparlayacak olursam arkadaşlar.
Bir tohum düşünmenizi istiyorum tamam mı?
Toprağın altında, karanlıkta hiçbir şey yapmıyor gibi.
Ama aslında en büyük dönüşüm.
Orada oluyor değil mi? Diyorum ki hiçbir şey yapamıyorum dediğimiz yer kök saldığımız yer olsun.
İyileşmemiz, yeniden başlamamız değil vazgeçmememiz olsun kendimizden.
Hemen çiçek açamayabiliriz ama toprak biziz, kök bizde.
Kendimizi iyi hissetmek zorunda değiliz ama tamamen bırakmak zorunda da değiliz.
İçinden duş almak gelmiyorsa yüzünü yıkayabilirsin.
Yatağın içindeyken pencereyi açabilirsin.
Bilimsel çerçeveden bakalım. İnsan beyni motivasyonla değil davranışla hareket ediyor değil mi?
Yani iyi hissedince yaparım değil, yapınca biraz iyi hissederim.
Şimdi depresyondayken hissetmediğimiz şey aslında istek değil, enerji.
Ve enerji maalesef bekleyerek gelmez.
Ne yapacağız? Küçük hareketlerle onu üreteceğiz.
İçimizdeki bahçe kuraklığa girebilir ama onu biz yeşerteceğiz.
Neden? Çünkü biz hiç kimse için değil, kendimiz için kendimize lazımız.
Bunu hiç unutmayacağız. Şimdi merak edenleriniz varsa benim bu dönemde ne yaptığımı.
Arkadaşlar benimkisi biraz parça parça.
Ben bunu ayrılık acısı olarak şey yapmayı nitelendim.
Betimlemeyi sevmiyorum aslında ama işte yeri geliyor.
Bölümlerde oraları oturtuyorum anlatıyorum.
Benim bu karanlık dönem dedim.
Yani depresyonda olduğum bir dönem vardı.
Ve bunu başkalarının ihanetlerinden dolayı yaşamıştım.
Şimdi benim bu sürecim çok farklı ilerledi.
Yani benim şu anda size anlatmaya çalıştığım şeyle şu an söyleyeceğim şeyin arasında fark var.
Çünkü ben büyük şeyler yaptım.
Ama benim hani buraya gelene kadar aldığım bir yol vardı zaten.
Zaten hani bir durduğum hiçbir şey yapmadığım bir dönemim vardı.
Çok fazla kitap okudum arkadaşlar.
Çünkü neden biliyor musunuz?
Dedim yani durdum zaten bir süre diye.
Beynimin aynı şeyi düşünmesini istemediğim için.
Çünkü ben kendimle kaldığımda sürekli aynı şeyi düşünmekten o kadar sıkılmıştım, o kadar midem bulanmıştı ki.
Hep aynı muhakemeleri yapmak, hep aynı kavgayı yapmak, bu haksızlığı yedirememek.
Artık ben şunu istemiyordum.
Benim beynim artık bunu düşünmesin.
Ben de ne yaptım? Hiç bilgim olmayan konuları araştırdım.
Bunu bir hobi haline getirdim.
Mesela İslam tarihi hakkında araştırmalar yaptım.
Hani astiklopediler okudum.
Başka ne yaptım? Her gün mutlaka hava aldım.
Bazen babam zorla çıkarıyordu evden.
Yemin ederim. Hatta şey yapıyordu bana ya.
İşte ben çok fazla konuşmuyorum.
Bu Tadeler'in çikolataları var ya.
Konuş, anlat, öğren bir şeyler yazıyordu üzerinde.
Böyle her gün bir çikolata alıyordu.
Onu bana veriyordu. Ben konuşmuyordum.
İletişime geçmek istiyor. Çok iyi hissetmemi istiyor.
Beni çıkarıyordu şöyle bir hava aldırıyordu.
Bir geziyorduk falan. Bana çok iyi geliyordu bu.
Hiç bilmediğim yerlere gittim.
Yani bir bilinmezliğe soktum kendimi.
Muhtemelen bilinçaltıma mesaj verdim.
Hani bak bilinmezlikte kaybolunmuyor.
İşte buraları da öğrenebilirsin.
Çünkü ben konfor alanımdan çıktım falan ya.
Korkulacak bir şey yok dedim muhtemelen kendime.
Sonra akışta zaten devamı geldi.
Şimdi eğer severseniz bu bölümü açarız.
Bu bölümün devamını çekeriz ama...
İnşallah hepinize iyi gelir.
Hepiniz çok iyi olun istiyorum.
Odağınız kendinizde olsun istiyorum.
Çok küçük adımların bile sizi yolda ilerleteceğini göreceksiniz.
Haftaya görüşüyoruz.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
