
Aşk, Ayrılık,Affetmek Üzerine Bölüm 3: Affetmek
3 Aralık 2025 · 12 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bu bölüm, içimizdeki küflenmiş yükleri ateşe verip kül yaptığımız yer. Affetmek, kimseye iyilik yapmak değil; kendi zincirlerimi sessizce kırmak. Bazen en büyük devrim, kimseye açıklama yapmadan hafiflemek. Kırıldım, düştüm evet unuttum demiyorum… Sadece artık taşımıyorum. Eğer sen de kendi gölgenden çıkmaya hazırsan, bu bölüm sana iyi gelecek.
Transkript
Herkese merhaba, ben İlke.
Hepiniz hoş geldiniz.
Serimizin son bölümüne geldik.
Şimdi söylemek istediğim birkaç şey var.
Öncelikle beni dinlediğiniz için hepinize çok teşekkür ederim.
Çok içten bir yerden söylüyorum bunu.
Bu hafta bölüm, bir önceki hafta bölümü koyamadık.
Instagram'dan birileri beni paylaştı.
Onlara da çok teşekkür ederim bu arada.
Böyle takipçilerim vardı.
İnsanlar bana beni dinlediğini söyledi.
Mesajlar attı. O kadar güzel bir duyguydu ki.
Bunun için çok mutluyum.
Sizden bir şey rica etmem söylendi bana.
Hangi platformdan dinliyorsanız oradaki o zil varmış.
Oraya bir açmanızı hepinizden rica ediyorum.
Şimdi öncelikle bir daha bu kadar beni tetikleyen konularda bölüm yapmayacağıma dair kendime söz veriyorum.
Size ne kadar geçiyor bilmiyorum ama ben bölümlere hazırlanırken son 3 bölümdür aşırı zorlanıyorum.
Tetikleniyorum. Bazen beynim duruyor.
Kelimenin tam anlamıyla.
Kendime gelmeyi bekliyorum ve gelemiyorum.
Kalıyorum böyle. Beynim duruyor.
3 hafta boyunca kaç kez anksiyete panik atak geçirdim saymadım.
Şimdi bu bölümü hazırlarken fark ettim.
Anksiyetlerin zaten sebebi olmaz gelir ama kendimi niye bu kadar tetikledim bilmiyorum.
Belki de size anlatırken kendimle de yüksek sesle konuşmak istemişimdir.
Bunu da bilmiyorum. Affetmeyi konuşacağız.
Yaşadığımız tüm kötü tecrübeleri, deneyimleri sebep olan kişilerden, durumlardan ayırıp Neden affetmemiz gerektiğini anlatacağım.
Anlatmaya çalışacağım yani bu bölümde size.
Bu sefer bir sürü insanla konuşup affetmenin ne olduğunu sormadım aşk gibi.
Aşk kadar kolay konuşulmayacak bir konu olmadığını zaten zihnime kodlamışım demek ki.
Bu sefer bir sürü makale okudum.
Oralardan alıntılar yapacağım.
Kendi tecrübelerimi aktaracağım ve bölümü sonlandıracağım.
Çok uzun bir giriş oldu. Başlayalım.
Eğer birini size verdiği zarardan dolayı affedemiyorsanız Bu kendinizi tam anlamıyla affedememiş olduğunuzdandır.
Affetmek insan zihnini, davranışını, hayatını ve tüm dünyayı değiştirir.
Çünkü affetmek insanın algılarını değiştirir.
İnsanın algıları değişince de tüm dünya değişir.
Değişmeye önce kendimizden başlarız, affetmeye de.
Okuduğum ve en sevdiğim makalenin sonunu aktardım burada size.
Dürüst olmak gerekirse arkadaşlar ben annemi çok zor affettim.
Ona ihanet ettiğimi düşündüğü için hayatımda sahip olduğum her şeyi elimden alan adamı da çok zor affettim.
İhanete uğrayıp yarı yolda bırakan bir düzine insanı da affetmek ciddi manada yıllarımı aldı.
Ama affettim. İnsan öfke duyduğu, göğsünde büyüttüğü o duyguyu istenmemeyi, sevilmemeyi, yarı yolda bırakılmayı çok zor hazmediyor.
Hatta hazmedemiyor biliyorum.
Anneme 22 yaşımda başka birinin öfkesinde boğulduğumda affettim biliyor musunuz?
Dedim ki insan böyle zehirli bir duyguyu içine taşımamalı.
Lanet olsun dedim tüm sevmediği anlara.
Üzerime yıkılan bu dünyanın altında enkazım kaldı ama yine de diri tutmadım öfkeyi içimde.
Çünkü dedim ya öfke, kin, intikam bunlar öyle karanlık, öyle insanı karakterinden uzaklaştıran duygular ki koparan duygular hatta.
Ben insanlığımda boğuldum ama kanmadım o duyguya.
Ezel izlerken Ezel'in alacağı intikam için hiç heyecanlanmadım biliyor musunuz?
Hani Ramiz dayı diyor ya Eyşan Eyşan diye.
Yüz kere Eyşan bin kere Eyşan.
Ben hep sevgiye inandım.
O duyguyla tatmin oldum.
Size aşk bölümünde okuduğum o yazı sevginin iyileştiremediği karanlık yoktur.
Ona inandım. Yakın arkadaşların bana sen aşka aşıksın like dedikleri de aynı şeydi.
Ben Tüm kötülüğe rağmen yüreğimden sıyırmamaya çalışıyorum gerçekten bu ince ahlakı.
Şimdi doğru olanın bu olduğunu, bilimsel olarak neden böyle olması gerektiğini yine bir makaleden aktarıyor olacağım.
Affetmek bazen dünyanın en zor şeyi olabilir ama biraz gayret ederseniz bunun sizi iyileştirip özgürleştirdiğini görebilirsiniz.
Yapılan birçok araştırmada bu görüşü desteklemektedir.
San Diego Üniversitesi'nde 200 kişi üzerinde yapılan bir araştırmada kendilerini üzen kişilere kin tutmayıp onları affeden kişilerin sağlıkları olumlu yönde etkilenmiş, kan basınçları düşmüş ve kalp sağlıklarının
da daha iyiye gittiği ortaya çıkmış.
Stanford Üniversitesi'nde 259 kişi üzerinde yapılan bir araştırmada ise kişileri affetmeyi öğretmeyi amaçlamış.
Deneye katılan kişiler, kendilerine zarar veren olay, durum veya kişileri affettikten sonra daha az acı duyduklarını belirtmişler.
Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, affetmeyi öğrenen kişiler sadece duygusal değil, fiziksel olarak da kendilerini daha iyi hissetmektedirler.
Örnek olarak deney sonucunda stresten kaynaklanan sırt ağrısı, uykusuzluk ve mide ağrısı gibi ruhsal ve fiziksel belirtilerin bu kişilerde önemli ölçüde azaldığı tespit edilmiş.
Yani arkadaşlar kendimiz için, ruh sağlığımız için, beden sağlığımız için affetmeyi öğreneceğiz.
Kendimize olan sevgimizden, hayatı olan saygımızdan yapacağız bunu.
Kendimiz için, dedim ya ruh sağlığımız, beden sağlığımız için öğreneceğiz affetmeyi.
Ne der? İntikam cezalandırıcı bir adalet olgusudur.
İnsanlığın kanında doluşan bir zehirdir ve nesilden nesile de geçer.
Çünkü intikam alınan kişi de intikam almanın yollarını arar.
Oysa affetmek acıyı ve nefreti dindirir.
Affetmek affedebilmek cesaret ister.
Aynı zamanda sabır, erdem ve hayal gücü de affetmeye hizmet eder.
Makalede yazan bu cümleden de çok etkilendim.
İnanın sizi anlamıyor ya da üstten konuşuyor değilim.
Ama ben neye çok inanırım biliyor musunuz?
Fıtrata. Evet fıtrat.
Yaradılışa yani. Bir şey insanın özünde olmalı.
Egoist bir yerden söylemiyorum bunu.
Ben iyi biriyim. İyi biri olmayı seçiyorum.
Ve şunu anladım ki ben iyi olduğum için affediyorsam benim kalbim toz pembe ise eğer niye onların kalplerindeki karanlıkta boğacağım ben kendi içimi?
Renk ya renk yapmak varken.
Birini sırf öfkem biri olsun diye onların yarattığı hayal kırıklıkların içinde niye boğulacağım ki?
Ben o kadar değersiz biri değilim.
Yani hiçbirimiz o kadar değersiz biri değiliz.
Anlatabileyim diye ben diyorum.
Salmak arkadaşlar. Affetmek içinize dokunuyorsa kelimeyi salmak olarak değerlendirin içinizde.
İyi gelecek bakın çok eminim.
Ben onu affedemiyorum diyemiyorsanız ben onu saldım deyin.
Bunu demek bile size kendinizi çok iyi hissettirecek.
Hani hep en sevdiklerimizden ihanet görürüz ya, onlar hayal kırıklığına uğratır bizi.
Demek ki onların en sevdiklerimiz olmaması gerekiyor.
Ben bunu hak etmedim demek, isyan etmek, bağırmak biliyorum en rahatlatıcı olan ya da kolay gelen belki.
Ama salmak, affetmek...
Hafiflemek ya bir bakıma.
Bir de arkadaşlar bencil olmamak gerekiyor biraz da.
Nasıl yani ya ne alaka diyeceksiniz.
İhanetin bahanesi mi olur?
Affedemediğiniz birinden bahsettiğim için ihanet diyorum.
Anne, baba, eş, kardeş, sevgili yerini kimle ne yaşadıysanız onu koyun.
Biraz farklı bir açıdan bakmak gerekiyor bazen.
Annenizin sizi sevmediğini ya da babanızın mesela düşünüyorsanız.
Onları birileri seviyor mu buna bir bakın.
Birbirlerini seviyorlar mı?
Ya da aileleri onları sevmiş mi?
Tamam burada diyeceksiniz ki benim günahım ne o zaman?
İşte evlenmeselermiş ya da beni doğurmasalarmış.
Haklısın okey. Keşke olmasaymış.
Ama bunu görmediyse ve bilmiyorsa nasıl yapabilir?
Hiç sevilmeyi deneyimlememiş biri sevgiyi nasıl verebilir?
Ciddi söylüyorum. Bakın bunu lütfen düşünün.
Kimse onunla gurur duymadıysa, onu takdir etmediyse o nasıl gurur duyacak seninle?
Kimseyi bilmediği bir şeyi yüzünden yargılamamalıyız bence.
Özellikle kendimize. Sevilmeye layık değilim herhalde ben gibi.
Karanlık kuyuları asla itmeyeceğiz.
Çünkü gerçek öyle değil.
Babam hep der ki dünyada her şeyin bir sebebi vardır kızım.
Hiçbir şey sebepsiz olmaz.
Yakın geçmişten bir olay anlatayım size.
Annemle aramı yeni düzelttim.
7 sene falan oluyor. Geçenlerde bana hiç istemediğim bir tepki verdi.
Sinirle, öfkeyle çıktım evden.
Kafeye oturdum. Kahve içiyorum.
Yakın arkadaşlarım vardı yanımda.
Kalkın dedim gidiyoruz. Nereye dediler?
Anneme dedim kurutma makinesi alacağım.
Şaşırdılar tabii. Son zamanlarda en çok istediği şey kurutma makinesiydi.
Gittim en iyisini aldım.
Eve gittim. Çünkü o küsücü emi ve konuşmayacağımı düşünüyordu bir süre onunla.
Sana dedim bir sürprizim var.
Bir şaşırdı. Sana dedim kurutma makinesi aldım.
İlk tepkisi neydi biliyor musunuz?
Anneciğim dedi ne gerek vardı?
Al ve samimiyetsiz bir yerden değil.
İşi bırakacağım ya param olmayacak diye.
İşte dedim içimden kendime doğru olanı yaptım.
Seni sevmediğini seni sevmediği için, düşünmediği için vermediği o tepkiye.
Öyle öğrendiği, doğru bildiği yerden verdi.
Ne yaptım? Teslim olmadım karanlığına.
İçimdeki umutta olan...
O ışık boğdu onun karanlığını yani.
Evet böyle düşünmeyi çok zor öğrendim ama eylem çok önemli arkadaşlar.
İstemediğiniz bir durumla karşı karşıyaysanız o an bir durun, bir düşünün.
Bakın ben gerçekten çok sinirli bir insanım ve tartışma esnasında anneme ve babama nasıl yükselebildiğimi görseniz lel olursunuz.
Bu bilgiyi niye verdim?
Yapması kolay dediğimi düşünmeyin diye verdim.
Hani kaba tabirle bir laf vardır ya bekara boşamak kolay diye.
Öyle bir yerden söylemediğime inanın diye.
Şimdi size... Başka bir hikaye anlatacağım.
Bu hayatta en en en çok sevdiğim insanlardan birisi kız kardeşim.
Ailesi biz henüz çok küçükken ayrıldı.
Annesiyle birlikte yaşıyordu.
Babası hayattaydı ama babama baba diyordu.
Bir gün bana sordu biliyor musunuz?
Baba dediği için bozuluyor muyum diye.
Sarhoştu galiba. Ayıkken soramazdı çünkü döverdim onu.
Neyse babam ablamla beni çok sever.
Sevgi dolu büyüdük biz şükürler olsun.
Onu bizden hiç ayırmadı. Hatta ayırdı ya ben hiçbir zaman onun kadar mutlu edemem mesela babamı.
O kadar seviyor ki onu.
Size yemin ederim benden daha çok düşündüğüne biliyorum yani benden daha fazla düşünüyor.
Çünkü şey yani ben halledebilirim her şeyi.
O halletmek zorunda kalıyor diye kavgası.
Neyse bu bir kıskançlık muhabbeti asla değil.
Ne kadar gerçek olduğunu ve süzebilin diye anlatıyorum.
Biz böyle böyle büyüdük.
Hayatta başımıza bir sürü şeyler geldi.
Arkadaşıma Ayşe diyeceğim.
İsmini vermek istemiyorum.
Ayşem tek başına o kadar zor günler geçirdi ki.
Bir gün babasının hastalandığını öğrendi ve hayattaki en büyük korkusu ya bir gün öldüğü haberi gelirse derdi.
O kadar iletişimsizlerdi yani.
Hastalandığını öğrenince onu yanına aldı.
Kendisi sağlık personeli.
Babasına o kadar iyi baktı ki hiç uyumadı ona bakabilmek için.
Ona bakabilmek için kazandı.
Yani böyle bambaşka bir şeydi.
Annesi ona cephe aldı o zaman.
Yanında olmadı. Annesini de anlamaya çalıştı.
Ama babasına baktı. Babası kanserdi.
Ona demedi ki ben başka bir adamdan babalık gördüm sen yoktun.
Ben ağladım. Ben sevgiye muhtaçtım.
Yalnızdım demedi. Bebekler gibi baktı.
Babası vefat etti. Cenazesinde babama sarılıp ağladı.
Ama affetmiş olmanın rahatlığı vardı içinde.
Ya süreç böyle olmasaydı?
Ya babasını affetmediği bir ihtimalde ayrılsaydı bu dünyadan?
Değer miydi? Değmezdi.
Sonra hayat ona hediyesini güzelleşmekle verdi.
Hayatının aşkını buldu.
Muhteşem bir evlilik yaptı.
Sihirli bir değnek değdi hayatına.
Ve ben şunu dediğimi hatırlıyorum.
Sen babana baktın.
Onu affettin. Huzurla gitmesi için elinden geleni yaptın.
Bu da hayatın sana hediyesi.
Bu bölümü dinlediğini biliyorum.
Ve bunu söylemek istiyorum.
Seninle gurur duyuyorum.
Başardığın her şey üstesinden geldiğin her an için.
Ve en önemlisi içindeki kiğne değil de güzelliğe güvendiğin için.
Sana da zaten bu yakışırdı canım arkadaşım.
Gördüğünüz gibi arkadaşlar affetmek insanı özgürleştiren ve insanlaştıran bir duygu.
Bu verdiğim örnekler yaşanmış olduğu ve ne demek istediğimi anlatabilmem için verdiğim örneklerdi bu arada.
Herkese affedin yani herkese affedin değil herkese barışın demiyorum.
Benim sırf dini inancımdan dolayı ahirette karşılaşmamak için hakkımı helal ettiğim insanlar var.
Hiç affetmeyeceğimi düşündüğüm herkesi saldım.
Affettim. Kalbimin karanlık bir yerinde dahi olmayı hak etmeyen insanlarla ömrümü yoramam.
Siz de yormayın. Biz hepimiz çiçek gibiyiz ve birleşip kocaman bir çiçek bahçesi yapacağız dünyayı ben inanıyorum.
Yaşamda sadelik, düşüncede ihtişam.
Affımızın ihtişamında boğacağız hepsini.
Zalimin zulmü varsa sevenin Allah'ı var diyorum.
Çok arabesk bir tarafım var.
Hepinizi çok seviyorum.
Affedin. Yormayın kendinizi.
Bölümü kısala için hepinizden özür dilerim ama bu bölümü çekebilmek bile benim için çok büyük bir başarıydı.
Hepinizi çok seviyorum.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
