
Transkript
İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Zygmunt Adamski 1980 Haziran'ında gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştu.
Kaybolduğu sırada İngiltere Yorkshire'da yaşıyordu.
O tarihler Yorkshire için zorlu günlerin geçtiği zamanlardı.
1975'te başlayan bazı seri cinayetler hala devam ediyordu.
Şehir bir adam tarafından esir alınmıştı.
Herkes diken üzerinde yaşıyordu.
Yorkshire karın deşeni olarak bilinen Peter Sutcliffe yıllar boyunca kadınları öldürmeye devam ediyordu.
Böyle bir ortamda zaten halk çok gergindi.
Polislerin üzerinde büyük bir baskı vardı.
Şehirde arka arkaya cinayetler işleniyor ama onlar katile yaklaşamıyordu bile.
Yorkshire bu kötü günleri yaşarken bir de ilginç bir ölümle sarsıldı.
Zygmunt Adamski 1923'te Polonya'da doğdu.
1945'te savaştan sonra İngiltere'ye göçmek zorunda kaldı.
Savaş sırasında Naziler tarafından Polonya'da yaşanan büyük yıkım Onu da etkilemişti.
22 yaşındayken her şeyi geride bırakarak kendisine yeni bir hayat kurmak istiyordu.
Geldiği Yorkshire şehrinde 28 yaşındayken kendisine bir de hayat arkadaşı buldu.
1951 yılında Leocadia isimli kadınla dünya evine girdiler.
Birlikte şehrin Tingley kasabasına taşındılar.
Gayet sıradan bir hayatları vardı.
Aile içi olarak problemleri de yoktu.
Zygmunt yaşadığı bölgeye yakın Lofthouse Colliery adlı bir kömür şirketinde madenci olarak çalışıyordu.
Mutlu çift birbirlerini severek yaşarken eşi bir hastalıktan dolayı tekerlekli sandalyeye mahçum kaldı.
Zygmunt da eşine daha iyi bakabilmek için 56 yaşındayken emekli olmak istiyordu.
Zaten çalıştığı ortamdan dolayı da erken emekliliği hak ediyordu.
Emeklilik için şirkete başvurdu ama onaylanmadı.
Bunun üzerine tekrar bir başvuru daha yaptı.
İkinci başvurunun sonucunu bekliyordu.
6 Haziran 1980 günü ertesi gün gelecek misafirlerine yemek hazırlanmak için markete alışverişe gitti.
Evden çıktığında saat öğlen 15.30 civarlarıydı.
Zygmunt Adamski marketten gerekli malzemeleri alıp evine dönecekti.
Ama bu hiç gerçekleşmedi.
6 Haziran gününden sonra bir daha canlı olarak görülemedi.
Kaybolmasından tam 5 gün sonra Todd Morden'da bir kömür sahasında kömürlerin üzerinde uzanmış şekilde dururken Trevor Parker adlı şirket sahibinin oğlu tarafından saat öğlen 3 civarında
bulundu. Trevor ilk başta adamın bir evsiz olabileceğini düşündü.
Daha yakından baktığındaysa adamın uyumadığını, ölü olduğunu fark etti.
Hemen polislere ihbarda bulundu.
İhbarı telsizden alan ilk isim Alan Godfrey adlı deneyimli bir dedektif oldu.
Bulunduğu yerden hemen ihbarın olduğu yere doğru harekete geçti.
Zygmunt Adamski kaybolduğu bilinen Tingli kasabasından yaklaşık 30 km uzaklıkta 12 metre yüksekliğindeki bir kömür yağını üzerinde ölü olarak bulunmuştu.
Polisler ilk incelemeleri yapıyorlardı.
Bulunan adamın üzerinde takım elbise vardı ama gömleği, cüzdanı ve evden çıkarken taktığı saati yoktu.
Pantolonunun fermuarı açık, ayakkabıları da düzgün bağlanmamıştı.
Bu işte bir terslik olduğu daha ilk bakışta belliydi.
Godfrey'in ilk görüşüne göre adam bir yerde öldürülmüş ve öldürülen kişi tarafından düzgünce giydirilemeden buraya bırakılmıştı.
Daha önemli bir detay da adamın boynunda ve ensesinde yeşilimsiz sarımsı baz merhem gibi sıvıların olmasıydı.
Bu bulguların ne olduğu ilk bakışta anlaşılamadı.
Daha doğru bir delil için otopsiye gönderilmesine karar verildi.
Otopsiye deneyimli adli tıp uzmanı olan Dr.
Alan Edwards girdi. Yaptığı incelemeye göre boynunda ve ensesinde olan merhem veya jel gibi duran maddenin ne olduğunu bulamadı.
Ama sürüldüğü yerlerde birkaç gün önce yanık olduğunu gözlemledi.
Adamın sakalı henüz bir günlük uzamıştı.
Bu da kaybolduğu günden bu yana geçen 5 gün içerisinde yaşadığı hatta tıraş olduğu anlamına geliyordu.
Diğer bir önemli bulgusu da ölen kişinin Cesedinin bulunduğu sabah 11-13 arasında öldüğünü raporladı.
Yani adam sadece birkaç saat önce hayatını kaybetmişti.
Adamın nasıl öldüğüne dair ise elinde kalp krizi dışında başka bir delil yoktu.
Görünüşe göre kalp krizinden ölmüştü.
Adamın kimliği de tespit edildikten sonra yaşadığı bölgede araştırmalar başladı.
Polislerin yaptığı araştırmalara göre kendi halinde yaşayan, bölgede sevilen bir komşuydu.
Hiçbir borcu veya düşmanı yoktu.
Öldürülmesi için bir sebep yoktu.
Zaten otopsiye göre aslında öldürülmemişti de kalp krizinden ölmüştü.
Bu gizemli ölüm halk arasında dedikoduların yayılmasına sebep oldu.
Boynunda bulunan tespit edilemeyen jel neyin nesiydi?
Bilinemeyen bu madde akla bir uzaylı kaçırılmasını getiriyordu.
Hayatında daha önce gitmediği Todd Morden'da ölü olarak bulunmasını kimse mantıklı bulmuyordu.
Ama adamın ölüm nedeninde kalp krizi raporu soruşturmanın kapatılmasına sebep oldu.
Zygmunt Adamski'nin ölümünü araştırmakla görevli olan Alan Godfrey birkaç ay sonra garip bir deneyim yaşadığını aktardı.
28 Kasım sabahı 5 sularında gece vardiyası bitmiş evine dönüyordu.
Yolda arabasıyla giderken tam ortada yolu komple kaplayan havada asılı duran büyük bir nesne gördü.
İlk bakışta uzaktayken bunun bir kamyon olduğunu düşünüyordu.
Ama daha da yakınlaşınca havada durduğunu fark etti.
Hemen telsizine sarıldı ve rapor vermek için birkaç şey söyledi.
Telsizinin çalışmadığını fark ettiğinde korku tüm vücudunu sarmıştı.
Yanındaki not defterini ve kalemini eline alarak gördüğü nesneyi çizmeye başladı.
Karşısında UFO olabileceğini düşünüyordu.
Alan Godfrey daha sonra arabasına binerek polis merkezine geri dönüp gördüklerini aktardı.
Yanına da birilerini alarak nesneyi gördüğü yere geri döndü.
Fakat gördüğü şey çoktan gitmişti.
Bu olay hemen UFO araştırmacılarının kulağına gitti.
Alan Godfrey ile konu üzerine konuşmak için bir toplantı düzenlendi.
Orada hipnoz edilerek bildiklerine tam erişmek için bir seans düzenlendi.
Godfrey'in anlattıkları bir gün sonra genel gazetede yayınlanınca halk arasında da korku dolu anlar başladı.
Gerçekten böyle bir şey olmuş muydu?
Gerçekten Zygmunt Adamski UFO'lar tarafından mı kaçırılmıştı?
2003 yılında otopsiye giren bir başka adli tıp usmanı olan James Turnbull boyunda bulunan merhemin asla ne olduğunu çözemediklerini aktardı.
Bunu çözmeden de gerçek ölüm nedeninin ne olduğunu söylemenin imkansız olduğunu söyledi.
2008 yılında başka araştırmacılar aslında bir uzaylı kaçırılması değil de o günlerde düğün harifesinde olan ailenin üyelerinden birisi tarafından kaçırıldığı iddiası ortaya atıldı.
Aile içerisinde de bir kan davasından bahsediyordu.
Bununla ilgili de Alan Godfrey açıklama yapmak zorunda kalıp bunu düşündürecek hiçbir sebep olmadığını söyledi.
O günlerde adamın ailesinin araştırıldığını, herhangi bir düşmanının olmadığını öne sürdü.
Daha sonra Godfrey uzaylı kaçırılmasıyla ilgili 2018'de bir de kitap yazdı.
Ona göre hala bu bir uzaylı kaçırılmasıydı.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
