
Transkript
Tarihler 8 Mart'ı gösterdiğinde Gumburgaz'daki evinde fenalaşan bir kadın 22 yaşındaki kızı Tuğçe tarafından Silivri Devlet Hastanesi'ne getirildi.
Yapılan ilk müdahalede kalp rahatsızlığı geçirdiği öğrenildi ve durumunun kritik olduğu söylenince Tuğçe orada fenalaştı.
Kendine geldiğinde annesi için kayıt yaptırması gerekiyordu.
Annesinin cüzdanından kimliğini çıkararak kaydını yaptırdı.
Yapılan tüm müdahalelere rağmen kadın hayatını kaybetmişti.
Hastaneye Şermin Ateş isim yazan bir kimlikle gelen kişinin erkek olduğu ve gerçekte ise adının Nazım olduğu ortaya çıkınca doktorlar neye uğradığını şaşırdı.
Tuğçe doktorların merhumun erkek demesiyle büyük bir şok yaşadı.
Geç kızla birlikte hastanede bekleyen babası da bu haber karşısında nasıl olur, benim eşim kadındı, üstelik benden bebek dünyaya getirdi diye tepki gösterdi.
Ayrıca Tuğçe annesinin adını Hale olarak biliyordu.
O an ne olduğunu kimse anlayamadı.
Doktorlar hastanın erkek olduğunu bir kez daha tekrarlayınca ortaya karmışık bir durum çıktı.
Peki Şermin Ateş ismindeki kimlik aslında kime aitti?
İlk olarak bu sorunun üzerine yoğunlaşan polisler çok geçmeden gerçek Şermin Ateş'e ulaştı.
Gerçek Şermin Ateş'in kimliğini 10 yıl önce kaybettiğini öğrendiler.
Gerçek Şermin Ateş'in başka hiçbir bilgisi bu konuyla ilgili yoktu.
Bu sebeple Hale adıyla bilinen Nazım'ın hayatını yakından incelemeye karar verdiler.
Şimdi işler dağda sarpa saracaktı.
Hale yıllarca çeşitli hastanelerde hemşirelik yapmış, kumburgazla tanınan, çok sevilen bir kadındı.
Herkesin yardımına koşan, hatta herkese ablalık yapan, kızına son derece düşkün bir anne imajı çizmişti.
Son yıllarda da kendi adıyla kumburgazda açtığı butiği işletiyordu.
Ancak onu eskiden beri tanıyan herkes aslında gerçeği biliyor fakat kimse ona olan saygı ve sevgisinden dolayı bu konu hakkında konuşmuyordu.
Kendi ailesi Nazım'ın ameliyat olarak kimlik değiştirdiği olarak biliyordu.
Hatta hale bir arkadaşından rica ederek ailesini aratmış ameliyat olduğunu ve isterse çocuk sahibi bile olabileceğini söyletmişti.
Çünkü çocuk sahibi olmayı her şeyden çok istiyordu.
Tabi o zamanlar kimse nasıl çocuk sahibi olacağını bilmiyordu.
1994 yılında Hale'nin hayatında bir adam vardı.
Ona hamile olduğunu söyledi.
Adam Hale'nin kadın olduğunu düşündüğü ve buna inandığı için şaşırmadı.
Ancak kendi aralarındaki anlaşmazlıklar sebebiyle evlenmediler.
O yüzden de aynı evde yaşamıyorlardı.
Hale 9 ay boyunca bir erkek çocuk sahibi olacağını Ama ultrasonda tam da gözükmediğini söyleyip duruyordu.
9 ayın sonunda hale kucağındaki bir kız bebekle kumburgaza geldi.
Gerçeği bilenler nasıl olur diye düşündüler.
Sorma cesaretini gösterenlerse bebeği fakir bir aileden evlatlık olarak aldım cevabını aldı.
Bebeğin babası doğum yaparken neden haber vermediğini sorduğunda o sırada zaten Çorlu Devlet Hastanesi'nde çalıştığı için bir anda sancısını tuttuğunu ve hemen doğuma alındığını söyledi.
Ultrasona tam göstermediğini söylediği için bebeğin cinsiyetinin kız olmasından kimse şüphelenmedi.
Hale bu yalanı kendi de dahil herkese inandırmıştı.
Yeni tanıyanlar doğurduğunu kimileri ise evlatlık olarak alındığını bildiği için kimsenin aklına aksi bir durum gelmedi.
Yıllarca anne kız olarak kumburgazda yaşamaya devam ettiler.
Hale kendi adına bir butik açtı fakat kendi kimliği olmadığı için butiği kızının üzerine açmıştı.
Tuğçe üniversiteyi kazanmış, annesi tarafından son derece iyi yetiştirilmiş bir kızdı.
Tuğçe yazlık yerde büyümesine rağmen annesi denize bile tek başına gitmesine izin vermiyordu.
O nedenle zaten kimsenin aklına halinin kötü bir şey yapmış olacağı da gelmiyor.
Ta ki hala arkasında bir sürü soru işareti bırakarak vefat edene kadar.
Vefatının ardından erkek olmasının yanı sıra bambaşka bir gerçek daha ortaya çıktı.
Ne kızının ne de kızının babasının bile bilmediği bir gerçek.
Yıllarca çeşitli hastanelerde hemşirelik yapan bu kadın aslında hemşire değildi.
Böyle bir diploması da yoktu.
Tuğçe'nin Halen'in kızı olmadığı ve Halen'in hemşireliğinin sahte olduğu kamuoyunda duyulunca başka bir sır perdesi daha aralandı.
28 Şubat 1994 günü Çorlu Devlet Hastanesi'nde tam 21 tane bebek dünyaya geldi.
Aynı gün öğle saatlerinde hastanenin en boş olduğu bir saatte doğum yapmış 3 annenin kaldığı bir odaya iri yapılı Oldukça bakımlı siyah hemşire pelerini takmış hemşire bir kadın
geldi. İlk önce bir erkek bebeği kucağına alarak bebeğinize aşı yapıldı mı diye sordu.
Ve aşı yapılması için bebeği almak istedi.
Doğum yapan kızının yanında refakat eden annesi ben de geleyim deyince hemşire bebeği bıraktı.
Ancak doğum yapan kadın Serum'un kolunu rahatsız ettiğini söyledi.
Gelip Serum'a bakan hemşire bir şey yok diyerek diğer bebeğe yöneldi.
Kadının dikkatini hemşirenin elindeki alyanslar ve altın rengi saat çekti.
Odadaki diğer erkek bebek için de aynı diyalog gerçekleşince sıra en son Aysun Yılmaz'ın kızına geldi.
Aysun Yılmaz ve yanında refakatçi kalan kardeşi tüm gecenin yoğunluğuyla uyuyorlardı.
Daha bebeğine süt bile verememişti.
Hemşire kadın bebeği kucağına aldı, odadaki diğer hastalara aşı yapıp getireceğini söyleyerek bebeği alıp dışarıya çıktı.
Diğer doğum yapan kadının annesi ben de geleyim diye atılsa da Hemşire izin vermedi ve odadan bebekle beraber çıktı.
Refaka açık alan annenin içine bir ateş düşmüştü.
Hemen Aysun Yılmaz ve kardeşini uyandırdı.
Bebeğinizi aşı için götürüyorlar kalkın diye seslendi.
Bebeği hemşirenin aldığını duyduklarında uyumaya devam ettiler.
Çünkü orası bir hastaneydi ve hemşirelerine de güveniyorlardı.
Hemen ardından içi rahat etmeyen yaşlı kadın hemşire odasına gitti ve odadan bir bebek alındığını söyledi.
Hemşireler pek bu konuyla ilgilenmeyince ve bebeğin annesi de uyanınca hastane koridorlarında bir kargaşa yaşandı.
Vakitler kaybediliyordu.
O sırada kargaşayı duyan hastanenin güvenliğinden sorumlu bir asker geldi ve turuncu battaniyeli bir bebekle siyah pelerinli bir hemşirenin beraber hastaneden çıkıp beyaz sürgülü bir arabaya binip
uzaklaştıklarını söyledi.
Tüm görgü tanıklarının ifadeleri alındı.
Herkes sorgulansa da hiçbir sonuç elde edemediler.
Aysun Yılmaz ve ailesi aylarca, yıllarca kızlarından bir iz bulamasalar bile aramaktan vazgeçmediler.
Bebeği çalan Tuğçe'nin annesi bildiği haliydi.
Bu olaydan tam 23 sene sonra kamuoyunda duyulan bu haberle tekrar umutları yeşeren Aysun Yılmaz, kızının Tuğçe olabileceği ihtimaline karşı tüm gerekli işlemleri başlattı.
Tuğçe'nin yaşadığı durum o kadar zordu ki gerçek ailesini arayıp bulmak aklına bile gelmedi.
Hatta olanlara inanmadığı...
Veya inanamadığı için başta Aysun Yılmaz'ın anlattıklarının saçmalık olduğunu düşünüyordu.
Babasıyla görüştüğünde babası da hiçbir şey bilmiyordu.
Babası da aslında hali tarafından bir yalana inandırılmıştı.
Zaten babasının başka bir ailesi de vardı.
Tuğçe'de İstanbul'da okuduğu için babasında kalıyordu.
Kumburgaz'daki tanıdıklarıyla konuştuğunda fakir bir aileden evlatlık alındığını bilenler olduğu için aklına bir kurt düştü.
Hatta Kumburgaz'daki komşuların ifadesine göre eskilerin Nazım'ı erkek olarak tanıdığını hatta erkek mayosuyla denize girdiğini görenler bile oluyordu.
Yeni tanıyanlarsa şok geçirmişlerdi ve dışarıdan asla erkek olduğu anlaşılmazdı şeklinde ifadeler veriyorlardı.
Fikrinin değişmesine sebep olan şey ise odadaki diğer doğum yapmış kadının verdiği ifadede iki tane alyansı vardı ve burgu şeklindeydi.
Bir de altın saati vardı demesi oldu.
Tuğçe tüm bunları öğrenince annesinin eşyalarını kontrol etti.
Alianslar saat ve hatta siyah pelerini de görünce gerçek olabileceğine inandı.
Ancak nasıl oluyordu?
Annesinin hamileyken Loğusalık dönemine ait bir sürü fotoğrafı vardı.
Hatta Hale'nin kendi küçüklüğü olduğunu söylediği bir bebeklik fotoğrafı bile vardı.
Hale küçükken erkek olduğu için o fotoğraf ona ait değildi.
Ama Tuğçe bunu bilemezdi.
Hale'nin kız kardeşlerine sorduğunda gerçeği öğrendi.
Ancak onlar da cinsiyet değişiminden sonra...
çocuk sahibi olunabileceğine inandırılmışlardı.
Tabii böyle bir şey tıbben mümkün değildi.
O yüzden Tuğçe, Aysun Yılmaz'la görüşmeyi ve DNA testini kabul etti.
Öğrendiği veya hatırladığı her detay onu daha da hayal kırıklığına uğratıyordu.
Aysun Yılmaz'la bir araya geldiklerinde ikisinin birbirine benzerliği herkesi şok etti.
DNA testi sonucunda Tuğçe'nin Aysun Yılmaz'ın 23 yıl önce Çorlu Devlet Hastanesi'nden çalınan kızı olduğu ortaya çıktı.
Gerçekler geç de olsa gün yüzüne çıktı.
Tuğçe yeni ailesine, Aysun Yılmaz da kızına kavuştu.
Bu arada olayla ilgili bazı davaların devam etmesi ve oluşabilecek hassasiyetlerden dolayı isimlerde değişiklikler yapıldı.
Bu videoda da böyle garip bir olayı inceledik.
Daha önce bir film gibi olabilecek bir olayın gerçekten Türkiye'de yaşandığına şahit olunca kendim şok oldum ve bunu da sizinle paylaşmak istedim.
Belki televizyonda bu olayı duymuşsunuzdur.
Ama daha önce duymayanlarınız bu olayı duyduğunda ve bu videoyu izlediğinde şok olacaklar.
Çünkü gerçekten böyle bir şey olabilir mi?
Bir bebek karışabilir mi?
Gerçekten bir erkek olan insan kadın olduğuna inandırıp ve daha sonrasında da bir çocuk doğurduğuna herkesi nasıl inandırmıştı?
Bu inanılmaz bir şeydi.
Bu inanılmaz bir yalandı.
Ve o ölene kadar da bu asla ortaya çıkmamıştı.
Tam 23 yıl boyunca kızını da buna inandırmıştı.
Çok garip bir olay. Bu olayla ilgili fikirlerinizi videonun altında görmek isterim.
Videonun da sonuna gel. Bir sonraki videoda görüşmek üzere.
Kendinize çok iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
