
Yakalanamayan Seri Katil - Kasımpaşa Canavarı
25 Ağustos 2022 · 7 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
İşlediği 7. cinayetten sonra Kayseri'de yakalanan seri katil Türkiye'yi sarstı.
Ama o cani ilk değildi.
Çivici, Tornavidacık, Kolici bunları da duymuştuk.
Türkiye'nin suçlarına geçen seri katillerin öyküsü var sırada.
Tarihler 1976'yı gösteriyordu.
Bu tarihe kadar Türkiye'de bilinen bir seri katil yoktu.
Aslında 1960'larda Konya'da Çumra canavarı Abdullah Aksoy adında birisi vardı.
Ama o henüz o zamanlar seri katil olarak adlandırılmıyordu.
Çünkü böyle bir kavram henüz ortaya atılmamıştı.
Bu kavramı 1970'lerde Robert Ressler isimdeki Amerika'da dünyanın en bilinen dedektifi ortaya atmıştı.
Bu kavramdan sonra da Türkiye'de bilinen ilk seri katil işte Kasımpaşa canavarıydı.
Ressler FBI'de davranış bilimleri akademisinde görev yapmaya başladığında devrim niteliğinde bir atılım yaptı.
İşlenen cinayet vakalarında profil çıkartmanın önemini ortaya çıkarmıştı.
Onun profilleme fikri sayesinde dünyanın en ünlü seri katili olan Ted Bundy'de bu dönemlerde yakalanmıştı.
Seri katili kavramından sonra yakalanmış olması Ted Bundy'yi Amerika'nın ilk seri katili haline getirmişti.
Bu nedenle popülerliği de iyice artmıştı.
Artık ilk kez birisi için bu kavram kullanılıyordu.
Benzer yıllarda bir yandan Türkiye'de de bu korkunç günler yaşanıyordu.
Kasımpaşa canavarı lakabı takılan kimliği belirsiz bir kişi adeta sokakları terörize ediyordu.
Gittikçe korkutucu bir hal alıyordu.
Tabii mahalle halkı da bu dönemde kendi önlemlerini almaya çalışıyordu.
İlk cinayet haberi 4 Eylül 1976 gecesi gelmişti.
Kasımpaşa'da bir inşaatta çalışan Ali Bakırca isimli inşaat işçisi o gecede herhangi bir gün gibi inşaatta uyacaktı.
Sabah olduğunda kafası demir bir çubukla darp edilmiş.
Suratına da kireç dökülmüş halde bulundu.
Ekiplerin ilk incelemesine göre herhangi bir önemli delil yoktu.
Belki bir intikam cinayeti olabilirdi.
Ama bir delil olmayınca faili meşhur olarak kayıtlara geçti.
Tabi o sırada bu olayların devamının geleceğini kimse bilemezdi.
İkinci haber 20 Eylül'e geldi.
Bu kez hedefte bir karpuz satıcısı vardı.
Osman ismindeki kurban her zamancı gibi karpuzlarını sattığı yerde uyuyordu.
Gece onu yakalayan Azrail olmuştu.
O da 16 gün önce yaşanan vaka gibi kafasına demir bir çubukla vurulmuş halde bulundu.
Şimdi işin rengi değişiyordu.
Kısa süre arayla aynı şekilde bulunmuş iki kurban vardı.
Bunlar sıradan faili meçhul cinayetler değildi.
Bir yandan Kasımpaşa halkı da yaşananlar karşısında tedbirli davranmaya başlamışlardı.
Aynı zamanda artık gazeteler de bu olayları görmezden gelmiyordu.
Katilin ismi Çoktan bulunmuştu bile.
Kasımpaşa canavarı.
29 Eylül'de bir inşaat işçisi daha aynı şekilde hayatını kaybetti.
Kasımpaşa'da neler oluyordu?
Kim bu elinde demir bir çubukla gezen şahıs?
İşte yetkililer onu bulamıyorlardı.
Üzerinden kısa zaman geçtikten sonra bu kez de 10 Ekim'de Kasımpaşa sahilinde denizde yüzen cansız bir beden bulundu.
Üzerinde kimlik yoktu.
Polisler Hemen kayıp ihbarlarını araştırarak cansız bedenin kime ait olduğunu tespit etmeye çalışıyorlardı.
Kısa zaman içinde bir aydır kayıp ihbarı verilen 20 yaşında veli isminde birisine ait olduğu anlaşıldı.
20 yaşındaki genç Dolapdere'de düğme atölyesinde çalışıyordu.
7 Eylül günü sabah evden çıktıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamamıştı.
Adli tıp ekipleri bedeni bulduklarında tanınmaz haldeydi.
Otopsi sırasında kafasına demir çubukla açılmış yaralar tespit edildi.
Yani bu işin arkasında da işte yine o canavar vardı.
Kasımpaşa'da yaşanan bu olay sonunda artık bölge halkı iyiden iyiye olaylara reaksiyon vermeye başladı.
İnsanlar geceleri vardiyalı şekilde elinde sopalarla nöbet tutuyorlardı.
Son olaydaki genç bir insanın hayatını kaybetmesi bardağa taşınan son damlaydı.
Bölge halkının bu tavrı katili korkutmuş olacak ki bir ay kadar bir süre Bir daha katil ortaya çıkmadı.
Kasımpaşa Canavarı adlı seri katil doğru anı bekliyordu.
O anı 4 Kasım gecesi saat 3 sularında yeniden bulacaktı.
Piyalepaşa'da taksi şoförü Zekeriya Galipçi arabasını sağa çekmiş patlamış olan lastiğini değiştiriyordu.
Arkasından duyduğu sesle kafasını çevirdiğinde elinde demir bir çubuk olan birisini fark etti.
Elindeki feneri karşısındaki adamın suratına tutunca tam olarak neye maruz kalacağını fark etmiş olmuştu.
Evet bu Kasımpaşa canavarıydı ve sıra ona gelmişti.
Taksi şoförü eli sopalı katile yapma diye bağırıp ışığı gözüne tuttuktan sonra şans eseri hayatta kalmayı başarmıştı.
Her ne olduysa Kasımpaşa canavarı şoföre dokunamadan olay yerinden kaçmak zorunda kalmıştı.
İlk hamlede ne yapacaksa bu sefer yapamamıştı.
Bu sayede taksi şoförü de hayatta kalabilmişti.
Polislere verdiği ifade İşte bu yöndeydi.
Kasımpaşa canavarının tarihte görüldüğü son an bu andı.
Bundan sonra bir daha da görülmedi.
Onun gazabından en son bir taksi şoförü kurtulmuştu.
Yetkililer her yerde bu adamı arıyordu ama ellerinde doğru düzgün bir delil de yoktu.
Bunun sebebi canavarın çok tetiz çalışmış olmasıydı.
Özellikle yalnız olan insanları seçmesi işini kolaylaştıran unsurlardandı.
Kasımpaşa canavarı üzerine yapılan incelemeler onun bir seri katili olduğunu gösteriyordu.
İşlenen cinayetler işlenme şekli açısından birebir aynıydı.
Bu da seri katil profili çıkarma açısından önemli bir detaydı.
Ne kadar profil çıkarılmış olsa da Kasımpaşa canavarı asla yakalanamadı.
Yeşilçam'da birçok filme konu oldu.
Adı Türkiye tarihine bir efsane olarak geçti.
Kasımpaşa'da işlediği cinayetlerden sonra yakalanmayan şahıs belki de hala aramızda yaşamaya devam ediyor.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
