
Villisca Balta Cinayeti - Çözülememiş Cinayetler
26 Nisan 2021 · 11 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
Ask Sherwin-Williams and get 35% off emerald products and super deck stains May 19th through the 22nd.
That means 35% off our most popular color family, blue.
Psychologists have found it to be soothing and relaxing, which makes it especially great for bedrooms and bathrooms.
And of course, get 35% off all of our other colors.
Shop the sale online or visit your neighborhood Sherwin-Williams store.
Click the banner to learn more.
Retail sales only. Some exclusions apply.
See store for details. Merhabalar
ben Onurcan Yenilmez. Bu tarz videoları beğeniyorsanız kanalıma abone olup bildirimleri açmayı ve videoyu da izledikten sonra beğenmeyi unutmayın.
Bu arada beni Instagram'dan da takip edebilirsiniz.
Ayrıca şu bilgiyi de vermek istiyorum.
Videolarımız bu arada hem Spotify'da hem de Apple Podcast'ta da artık yayınlanmaya başladı.
Oradan da istediğiniz gibi dinleyebilirsiniz.
İlgi için teşekkür ederim.
Çözülememiş cinayetlerde 109 yıl önce Villisca kasabasında yaşanmış bir olay izleyeceğiz.
Interkafek olayına benzeyen bu olay da adeta bir korku filmini andırıyor.
1912 yılında bir evde korkunç şeyler yaşandı.
Üzerine aylarca hatta yıllarca yapılan araştırmalar hiçbir sonuç vermedi.
Olayla ilgili herhangi bir sonuç elde edilemedi.
Villisca, Iowa eyaletinin kuzeybatısında bulunan küçük tatlı bir kasabadır.
Sıradan bir kasaba olan Villisca 109 yıl önce yaşanmış bir olay yüzünden turistlerin uğrak noktası oldu.
Kasabada bulunan bir ev insanlar tarafından sık sık ziyaret ediliyor.
O ev 1912 yılında gerçek bir korku filmine sahne olmuştu.
1912 yılında öyle bir şey yaşandı ki herkes evi görmek için can atıyor.
O gün evde Moore ailesinin başına gelenler tam bir trajediydi.
Kendi halinde yaşayan aile Bir gece baltayla hayatlarından olmuştu.
10 Haziran 1912 günü 3 çocuk, 2 ebeveyn toplamda 5 kişiden oluşan Moor ailesi her zamanki gibi kiliseye gitmişlerdi.
Dindar bir ailelerdi.
Bu yüzden kilise eşrafı tarafından tanınıyorlardı.
Komşularıyla araları da iyiydi.
Kilisede her zaman gördükleri kendi çocuklarıyla yaşıt 2 çocuğu o gün evlerine davet ettiler.
Kilisede işleri bitip döndüklerinde saat 10 civarıydı.
Bu ailenin son görüldüğü saatti.
Sabah olduğunda yan komşuları Mary Peckham, Moore ailesinin evinde hiçbir hareket olmadığını fark etti.
Normalde şimdiye kadar çoktan evin dışındaki bazı işleri hallediyor olmaları lazımdı.
İlgili komşu dayanamayarak kapılarını çalmaya karar verdi.
Aileyi merak ediyordu.
Fakat kapıyı ne kadar çaldıysa da hiçbir cevap alamadı.
Daha da merak etmeye başlayan kadın, Joe Moore'un kardeşi Rose Moore'u aramaya karar verdi.
O da vakit kaybetmeden evin olduğu yere geldi.
Bir yedek anahtarı vardı.
Ne olur ne olmaz diye ona bir yedek anahtar vermişlerdi.
Rose kapıyı açıp içeriye girdiğinde hiç kimse yoktu.
Odalara bakmaya karar verdi.
İlk olan karşısında misafir odası vardı.
Oranın kapısını açtığında eve misafirliğe gelen Sittlinger kardeşlerin cansız bedenlerini gördü.
Hemen panikle dışarıya çıkarak Mary'e gidip polis görevlisi Hank Horton'ı aramasını söyledi.
Hank yanında adli tip uzmanı doktorla birlikte gelerek olay üzerinde bir inceleme yaptı.
Tüm aile üyesi ve iki misafir hayatlarını kaybetmişti.
Daha sonra yukarı kata çıktığındaysa tüm ailenin hayatını kaybettiğini gördü.
Tüm aile üyesi ve iki misafir hayatlarını kaybetmişti.
Adli tip uzmanına göre bu yaşananlar gece yarısıyla sabah arasında bir saatte olmuş olmalıydı.
Ve cinayet aracı olarak balta kullanılmıştı.
Fail tüm aile üyelerinin yüzlerini örtmüştü.
Bazılarında çarşaf, bazılarında ise elbise kullanmıştı.
İlginç bir şekilde buzdolabından çıkarılan domuz eti bir havluya sarılıp salonda geri bırakılmıştı.
Karanlık şahıs daha sonra bir kap suyla evin içinde ellerini yıkamıştı.
Polisler suyu bulduğunda suyun renginden dolayı böyle tahmin ettiler.
Ayrıca evden çıktıktan sonra kapıyı da arkalarından kilitleyip sabaha karşı ortalıktan kaybolmuştu.
Evde anahtarların bulunmaması katilin anahtarları alıp gitmiş olduğu sonucunu çıkarıyordu.
10 Haziran gecesi Moor ailesinin evine sanki şeytan girmişti.
Yapılan incelemelere göre kapıda hiçbir zorlama yoktu.
Yani içeriye giren karanlık kişi her kimse anahtarı olabilirdi.
Katil büyük ihtimalle aileden önce eve zaten sızmıştı.
Çatı arasında bulunan iki sigara izmariti katilin daha önceden girmiş ve orada aileyi beklediği anlamına geliyordu.
Aile eve gelip uykuya daldıklarındaysa kötülük ortaya çıkmıştı.
Odaları sırayla gezerek baltayla hepsinin canına kıymıştı.
Polislerin evde fark ettikleri ilginç bir detay da vardı.
Muğur ailesi yapmış olmayacağına göre katil tarafından aynalar bezle kapatılmıştı.
Uzmanlar bu eylemi yapan kişinin Muğur ailesini tanıdığını ve olaydan sonra kendisine bile bakmak istemediği için yaptığını düşündüler.
Polislerin elinde etraftan edinilen bilgiye göre bazı şüpheliler vardı.
Bunlardan birisi Joe Moore'un eski ortağıydı.
Frank Jones ortağı olduğu giyim mağazasının dışında Iowa eyaleti senatörüydü.
Frank ile Joe'nun araları ortak oldukları mağaza sırasında bozulmuştu.
Joe ortaklıktan ayrılarak kendi dükkanını açtı.
Bu dükkanla eski ortağına da rakip oluyordu.
Zaten ayrılmaları da sorumlu ilişkileri yüzünden olmuştu.
Bu yüzden insanlar Frank Jones'un adamdan nefret ettiğini düşünüyordu.
Ama adam asla yargı karşısına çıkmadı.
Kamuoyuna göre Frank güçlü tanıdıkları kullanarak bu işten yırtmıştı.
Halkın büyük bir kısmı Frank Jones gibi bir adamın böyle bir şeyi kendisinin yapacağına zaten inanmıyordu.
Onlara göre hem senatörün hem de iş insanının baltayla ne işi vardı?
Bu nedenle gözler bu sefer de kiralık katil William Mansfield'a çevrildi.
Bir ara William'ı Frank Jones'un tuttuğunu düşündüler.
Adamın bu kadar ön plana çıkmasının sebebi bugüne kadar insanların canını baltayla alıyor olmasıydı.
William hakkında yapılan incelemelere göre olay zamanında orada değildi.
Bir fabrikada çalışıyordu ve olayın olduğu saatler fabrikaya giriş yapmıştı.
Men's Fiat delil yetersizliğinden serbest bırakıldı.
Bir başka şüpheli daha ilginç birisiydi.
Villisca'da Moore ailesinin gittiği kilisede vaizlik yapan Lion George Kelly.
George Kelly bölgede bazıları tarafından sapık olarak biliniyordu.
O akşam ayın sırasında Sarah Moore ve kızlarına nasıl baktığı bazıları tarafından görülmüştü.
Ama ayın sırasında kimse bir şey dememişti.
Olayın yaşanmasından sonra bu yüzden odak noktasına gelenlerden birisiydi.
Önemli detaylardan birisi de dedektiflerin baltayı kullanan şahsı Solak olarak belirlemesiydi.
Duvardaki lekelerin geliş yönüne göre solak olduğunu anlamışlardı.
George Kelly de solaktı.
Başka ilginç bir detayda Kelly'nin olayın yaşandığı günü sabahında bölgeyi terk etmiş olmasıydı.
Olaydan 2 yıl sonra 1914 yılında George Kelly bir kıza yertenmekten yakalandı.
Yakalandığında Villisca'daki cinayeti kendisinin işlediğini açıkladı.
Her şeyi anında itiraf etti.
Mahkemece 1917 yılında da tutuklandı.
Onun tutuklanmasına sebep olan bir aile ön plandaydı.
Ortaya çıkan ayrıntılara göre suçu itiraf eden Kelly daha olay yaşanmadan oradan ayrılmıştı.
Sonradan olayı duymuş olacak ki kendisi yapmış gibi düşünmeye hatta anlatmaya başladı.
Bir aileye verdiği bu bilgiler mahkemede onu mahkum etmeye yetiyordu.
Ama aile bir süre sonra yanlış hatırladığını söyledi.
Psikologların üzerinde yaptığı araştırmaya göre de adamın zihinsel olarak problemli olduğunu keşfettiler.
Yani büyük ihtimalle George Kelly olayın başındaki adam olduğuna dair söylediği şeyleri uyduruyordu.
Bu yüzden yeni bir duruşmada jüri kararını değiştirerek adamı serbest bıraktılar.
Bir araştırmaya göre dedektif Matthew McCallery, Villisca'da yaşanan olayın bir seri cinayetler zinciri olduğunu öne attı.
1910'dan bu yana yaptığı araştırmaya göre, Birbirine yakın bölgelerde benzer olaylar yaşanmıştı.
Mount Mount, Illinois gibi yerlerde bunun benzeri olaylar vardı.
Ona göre Villisca'da yaşanan olaydan 4 gün önce Kansas'da benzer bir olay yaşanmış, katil sonra Villisca'ya geçmişti.
McCullery bu araştırmasını açıkladığında şiddet geçmişi olan Henry Lee Moore adlı adamı işaret ediyordu.
Kendi ailesinin bile canına kıymıştı.
Ama Henry Lee Moore'un üzerine pek fazla gidilmedi.
Bunlar sadece benzerliklerdi.
O zamanlar yaşanmış 10 baltayla yapılmış olayın 7'sinde balta evde bırakılmıştı.
Villisca'da yaşananda da balta yoktu.
Ayrıca baltanın kullanma tarzları da farklıydı.
Bu yüzden Henry Lee Moore'la ilgili olan şüphe durumu zaman içerisinde ortadan kalktı.
Tam 109 yıldır Villisca'da ne olduğu hala bilinmiyor.
Ortaya atılan şüpheliler zamanla şüpheli olmaktan çıktılar.
Moor ailesinin başına ne geldiğini kimse bilmiyor.
O gece uykudayken başlarına çok kötü bir şey geldi.
Aradan bu kadar yıl geçmesinden dolayı da artık cinayetin çözülmesi de imkansız gibi duruyor.
Zaten araştırmalar da kapatıldı.
Üzerinden çünkü 100 yıl geçti.
Eğer sizin de bu olayla ilgili fikirleriniz varsa yorumlara yazabilirsiniz.
Bu videonun da sonuna geldik.
Bir sonrakinde görüşmek üzere.
Kendinize çok iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
