
Transkript
Vincent van Gogh da öldükten sonra ünlü olan sanatçılardandır.
Ünlü sanatçı 1853'te Hollanda'nın güneyinde Zundert'te doğdu.
Zengin bir aileye sahipti.
Bu yüzden kibar ve efendi bir çocuk olarak yetiştirildi.
Köy okulunda ilk eğitimini aldıktan sonra ortaokul için yatılı bir okula gönderildi.
Ama Vincent burada kendisini yalnız hissetti ve dönmek istedi.
Dönmesinin yerine başka bir okula gönderildi.
Küçük yaşlarda annesinin desteğiyle resim çizmeye başladı.
Resme ilgisi ilk olarak bu zamanlarla başlamıştı.
Ama hala çok mutsuzdu.
Sonunda dayanamayarak 1968'de geri döndü.
Okuldan mezun olamamıştı.
Bir yıl sonra da bir sanat simsarı olan amcasının yanına gitti.
Amcası Lahey'de Bir sanat simsarlığı firmasının ortağıydı.
Yeğenini yanına çırak olarak aldı.
Yeğeninin sanata olan ilgisini fark ediyordu.
İşine o kadar sadıktı ki başarılı da oluyordu.
Bu yüzden önce Londra şubesine, oradan da Paris şubesine gönderildi.
Vincent Van Gogh 1876 yılında işten kovulana kadar çalıştı.
İşten ayrıldıktan sonra 1881 yılına kadar Avrupa'da dolaştı.
Birçok yeni yer keşfetti.
Sonra da ailesinin yanına geri döndü.
O işten ayrılıp geri dönmüştü.
Ama çok sevdiği ve iyi anlaştığı abisi Theo Van Gogh sanat simsarlığı işine devam ediyordu.
Theo kardeşiyle sık sık mektuplaşıyordu.
İhtiyacı olduğunda ona para gönderiyordu.
Vincent'a ailesinin yanında resim çizmeye devam edebiliyordu.
Kendi halinde ressam da denilebilir.
Çünkü resimleri tutmuyordu.
1884 yılında Theo'nun ona verdiği desteği geri karşılamak için Paris'te çizdiği resimleri gönderse de hiçbirisi satılmadı.
1888'e kadar oradan oraya savrulduktan sonra Arles'e yerleşti.
Akıl sağlığı artık gittikçe bozuluyordu.
İçki ve sigarayı çok fazla içiyordu.
Yeni yerleştiği bölgede sanat kolonisi kurdu.
Burada sanatında zıplama yapacağına inanıyordu.
Zaten Arles'te geçirdiği dönem en çok eser ürettiği dönemdir.
Buradayken resimlerindeki renklerin daha da açıldığı gözlemlenmiştir.
Sarı rengini artık daha ağırlıklı kullanıyordu.
Sanat eseri üretmek olarak ne kadar yükselme dönemi yaşasa da fazla içkisi ruh halini bozuyor ve etrafta dikkat çekiyordu.
Halüsinasyonlar görüyor ve sesler duyuyordu.
Duyduğu bu sesler bir süre sonra kulağını kesmesine bile sebep oldu.
Bu reken bir hastaneye yatırıldı.
Hastaneden çıkmasına yakında kendi isteğiyle akıl hastanesine yattı.
Bunu kardeşi Tio'ya haber verince ilk başta yatması istenmemişti.
Ama daha sonra Tio Van Gogh tüm masrafları ödemeyi kabul etti.
1889'da akıl hastanesinde yatan Vincent en tanınmış eserlerinden birisi olan Yıldızlı Gece tablosunu burada resmetti.
1890 yılının Mayıs ayında hastaneden taburcu edildi.
Ama hala iyileşmiş değildi.
Akıl sağlığı daha kötüye gidiyordu.
1890'da UVH taşındı.
Burası onun son durağı olacaktı.
Yeni taşındığı yerde hem doktoru Gaşe'ye yakındı hem de abisi Tio'ya.
Tio kardeşinin yanında olmasını istiyordu.
Uver'de Ubej Ravu adlı handa kalıyordu.
27 Temmuz günü kahvaltısını yaptıktan sonra handan ayrıldı.
Akşam saatlerinde geri döndüğünde zorla yürüyordu.
Handa ne olduğu sorulduğunda kendisini bir tarlada vurduğunu söyledi.
Kendisini vurmuş ama baygınlık geçirmişti.
Bu yüzden işini tamamlayamamıştı.
Daha sonra akşam saatlerinde kendine geldiğinde etrafta tabancayı bulamayınca hana geri dönmüştü.
Vincent Van Gogh'un anlattığı buydu.
Karnında kanlar vardı.
Hemen doktor arandı.
Ama köyün doktoru orada yoktu.
Daha sonra Vincent'ın arkadaşı ve doktoru olan Dr.
Gashi, Hannah çağrıldı.
Doktor yarayı sardıktan sonra kurtarılmayacağını üzülerek haber verdi.
Hayatını kaybetmeden önce Hannah polisle çağrılmıştı.
Vincent polise de kimseyi suçlamamaları gerektiğini söyledi.
Her şeyi kendisini yaptığını söyledi.
Theo'ya telgraf gönderildi ve son anlarında kardeşinin yanında olması istendi.
Theo geldikten kısa süre sonra da 37 yaşındaki ressam hayatını kaybetti.
Ona söylediği son söz keder sonsuza kadar sürecek oldu.
Vincent Van Gogh'un ölüm nedeni intihar olarak kayıtlara geçti.
Adli tıp raporu tutulmadı.
Belirine göre hayatının son zamanları zaten çok kötü geçmişti.
Sürekli geçirdiği depresyon nöbetleri onu hayattan soğutmuştu.
Vincent'ın kendisini vurduğunu söylediği tarlada yapılan araştırmalarda tabanca bulunamadı.
İşin ilginç yanı birlikte götürdüğü tablosu ve boya gereçleri de yoktu.
Karnından vurulmuş olmasına rağmen kimse bunu sorgulamadı.
Herkes kendi canına kastettiğini ikna oldu.
Ama Van Gogh tabancayı nereden bulmuştu?
Tabancayı nereden bulduğunu kimse açıklayamıyordu.
Akıl sağlığı bozuk bir adam olduğu bilindiği için kimse ona tabanca ödünç vermez veya satmazdı.
1960 yılında Van Gogh'un yaralandığı tarlada kendisini vurduğuna inanılan tabanca bulundu.
O tabanca bugün Amsterdam'da Van Gogh Müzesi'nde sergilenmektedir.
Yıllar sonra iki ödüllü biyografi yazarı Steven Naifa ve Gregory White Smith çok önemli iddialara imza attı.
İki yazarın iddiasına göre yereldeki iki çocuk tarafından vurularak hayatını kaybetmişti.
Bölgede yaşayan Rene ve Gaston Sekreton adlı gençler Vincent'la arkadaşlık yapıyordu.
Gaston sanata meyilli birisiydi.
Rene ise konularla hiç ilgisi yok ve sarhoş Van Gogh'la sürekli alay ediyordu.
16 yaşındaki şımarık çocuk Vincent'ı kendisine oyuncak etmişti.
Rene Amerikan kovboy filmlerinden etkilenmiş bir çocuktu.
Bu yüzden dışarıda kovboy kıyafetiyle geziyor ve yanında da arızalı bir tabanca taşıyordu.
Yazarlar Vincent'la alay ettiği bir günde tartışma çıkmış ve onu yanlışlıkla vurmuş olabilecekleri üzerinde duruyordu.
Çocuklar yaptıklarının şokuyla Vincent'ın da araç gereçlerini ortadan kaldırdılar.
Vincent'ın söylediği olay yerinde hiçbir şey zaten yoktu.
Psikotik ataklar geçirdiği ve hayatının kederli olduğuna inandığı için de Bu duruma ses çıkarmamıştı.
Hatta gençlerin kendisine iyilik yaptıklarını düşünmüş olabilirdi.
İlginç detaylardan birisi de olaydan sonra tabancasız gezmeyen Rene kasabaya tabancası olmadan dönmüştü.
İki deneyimli yazar neden bir interneti olmadığına da dikkat çekiyorlar.
Ayrıca eğer kendini öldürmeye gidiyorsa neden yanında boyama gelişlerini de götürmüştü.
Görünen o ki böyle bir plan yoktu.
Ayrıca cebinden çıkan mektupla kardeşinden yeni araç gelişler istemişti.
Yani geleceğe dair planları vardı.
Daha da önemlisi kendi canına kıymak isteyen birisi neden doğrudan kafasına ateş etmek yerine karnına ateş etmişti?
Bu gibi garip detaylar Naifah ve Smith'in olayın intihar olmadığını iddia etmesine sebep oldu.
1930 yılında John Riewold adlı bir sanat tarihçisi Uwe kasabasında herkesin olayı bildiğini, Van Gogh'u, Secretan'ların öldürdüğüne inandığını öne sürdü.
1956 yılında Fransız bir iş adamı olan René Secretan olayla ilgili ilk ve son kez konuştu.
Van Gogh'la dalga geçtiklerini ama onu vurmadıklarını söyledi.
2014 yılında adli tıp uzmanı Vincent Di Maio da Van Gogh'un öldürülmüş olabileceğine dikkat çekti.
Yıllar sonra yara izlerini araştırmasıyla bu sonuca vardığını iddia etti.
Di Maio'ya göre bulunan silahla kendisini bu şekilde vurması imkansızdı.
Yıllar içerisinde ortaya birçok teori atıldı.
Van Gogh'un arkadaşları, doktoru, kardeşi bu olayın bir intihar olduğuna inandıklarını söyledi.
Bazı insanlarla Van Gogh'un çocuklar tarafından yaşamına son verildiğine ve bunun gizlendiğine inandıklarını aktardı.
Bilenene göre Secret'in ailesi bölgede zengindi.
Zaten Vincent da bir itirafta bulunmamıştı.
Ünlü ressamın hayatını kaybetmesi bugün hala gizemini koruyor.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
