
Transkript
Hamdi Kayapınar 1980'de Kayseri'de dünyaya geldi.
Hamdi babasının ilk evliliğinden olmuştu.
Babasının ilk eşi resmi nikahlıydı.
İkincisi ise dini nikahlıydı.
Yıllarca Hollanda'da işçi olarak çalışmış ve ülkesine dönmüştü.
Sert bir mizacı vardı.
Bu sert mizacı özellikle Hamdi'ye karşıydı.
İyi bir para kazanamıyordu ve hıncını Hamdi'den çıkarıyordu.
Hamdi evde sürekli dayak yiyordu.
Çocukluğu bu şekilde geçiyordu.
Yediği o dayaklar yıllar içerisinde onun psikolojisini çok kötü bir şekilde etkiledi.
Dayak korkusu başka insanların sonu olacaktı.
Hamdi evde dayak yerken 4 yaşındaki kardeşi babası tarafından hep seviliyordu.
Henüz 14 yaşında olan Hamdi kardeşinin bunlara sebep olduğunu düşünmeye başladı.
Ona göre kardeşi ufak diye babası onu seviyor ama kendisini sevmiyordu.
Hep hor görülüyordu.
Bu durumu kafasına o kadar taktı ki sonunda 4 yaşındaki kardeşinin canına kıymayı bile düşündü.
Bu düşüncesini ortaya koyduğunda artık kardeşi yaşamıyordu.
Bahçelerinde onu boğduktan sonra kuyuya attı.
Tabii ki çok fazla zaman geçmeden her şey ortaya çıktı.
Sonunda Hamdi Kaya Pınar daha 14 yaşındayken ilk cinayetini işleyerek Ankara Keçiören Isıla Evine gönderildi.
Oradan sonra Sinop Cezaevine nakledildi.
4 yıl hapis yattıktan sonra 1998 yılında 18 yaşındayken serbest kaldı.
Türkiye gündemini meşgul edeceği günler çok yakındı.
Hamdi hapishaneden çıkar çıkmaz silahlara merak duymaya başladı.
Gençliğini içeride geçirdiği için bir mesleği yoktu.
Para kazanması gerekiyordu.
Meslek olarak sıradan insan gibi bir yol seçmedi.
Onun mesleği avcılıktı.
Daha hapishaneden çıkmasıyla yeniden suça karıştı.
Av tüfeği satan bir dükkanı soyarak tüfek sahibi oldu.
30 Mart 1998'de Yaşar S.
evinin önünde arabasından inecekti ki kafasının arkasından ölüm geldi ve onu buldu.
46 yaşındaki adam oracıkta hayatını kaybetmişti.
Cinayet eve geç kalması sayesinde eşi tarafından ortaya çıktı.
Eşi kocası eve gelmeyince camdan dışarıya baktığında adamın arabasını gördü.
Hiçbir hareket olmayınca aşağıya inerek arabaya bakmak istedi.
O sırada camların kırılmış ve kocasının arabada olmadığını gördü.
Polisler bölgede yaptıkları araştırmayla sabaha karşı Yaşar Say'ın cansız bedenini Kayseri kanal boyu bölgesinde buldu.
Burası arabasının durduğu yerden çok uzaktı.
Anlaşılana göre buraya sürüklenerek getirilmişti.
Olay yeri inceleme ecipleri kurbanın arabasında delil aramaya koyuldu.
Aramalarda ilk anda çok önemli detaylar bulundu.
Yaşar Say'a ait olmayan bir parmak izi ve Bir tane boş av tüfeği fişeği vardı.
Parmak izinin sahibi muhtemelen katildi.
Olayla ilgili haftalarca, aylarca arama yapılmasına rağmen parmak izinin sahibine bir türlü ulaşılamadı.
Dosya tozlu raflara kaldırılmak zorundaydı.
Hiçbir hareketi yoktu.
Kayseri halkı da bu durumdan çok rahatsızdı.
İlk olaydan tam bir yıl sonra bir av tüfeği dükkanı daha soyuldu.
Dükkandan iki tüfek ve onlarca fişek çalındı.
Polisler bu iki olayı birbirine bağlayamadılar.
Sıradan bir hırsızlık gibi duruyordu.
Bir yıl sonra yapılmış bir soygunun bağlantılı olduğu kimin aklına gelebilirdi?
Bu soygundan bir ay sonra İbrahim de gece yarısı bisikletiyle evine dönerken kanal boyunda merminin hedefi oldu.
Kanalın diğer tarafından kendisine doğru ateş açılmıştı.
İbrahim ağır yaralı bir şekilde bisikletinden yere yığıldı.
Ateş eden kişi hedefini öldüremediğini biliyordu ama onunla ilgilenmeye bırakarak yoluna devam etti.
İbrahim'in vurulmasından hemen 3 gün sonra kanal boyunda bu kez de işçi olarak çalışan Bünyamin S.
vuruldu. Şansına o da uzak mesafeden mermilere hedef olmuştu.
Bu sayede yaralı olarak kurtulmayı başardı.
Polisler 3 gün arayla yaşanan yaralama olaylarından dolayı kanal boyunu komple aramaya karar verdiler.
Hiçbir iz yoktu.
İki yaralı kurbanda saldırganı görmemişlerdi.
Bu yüzden bir eşkal veremediler.
Ama kanal boyunda daha kötü şeylerin olacağı yavaş yavaş belli oluyordu.
Bölgede oturan herkes erkenden evine giriyordu.
İnsanlar hedefsiz bu şahıstan korkuyorlardı.
Durum epey ciddiydi.
İnsanlar iş çıkışı gruplar halinde yürüyordu.
Tabi bu bir süre sonra bitti.
Bazıları evlerinin pencerelerinden saldırganı gördüklerini iddia edip eşkal tarif etmeye çalışıyorlardı.
Son bilinene göre 1.90 boyunda esmer ve iri yapılı bir adamdı.
Kısa zaman sonra halk biraz sakinleşince saldırgan yeniden ortaya çıktı.
Sabaha karşı işten çıkmış evine gitmekte olan 52 yaşındaki gece bekçisi Memiş de son gecesini yaşamıştı.
Sabah saatlerinde cansız bedeni kanalın içinde bulundu.
Ceplerindeki tüm paralar alınmıştı.
İki yaralama olayında da olduğu gibi kovan bulunamadı.
Kanal boyu bölgesindeki insanların korkusu daha da artıyordu.
Artık herhangi bir basit saldırı gibi değildi.
Ortada gerçek bir katil vardı ve durmayacaktı.
Bir hafta sonra başka bir olay daha oldu.
İbrahim G. kanal boyuna yakın benzin istasyonunda çalışıyordu.
Gece yarısı müşteriler azalınca içeriye girmiş televizyon izliyordu.
Karanlığın içinden kötülük onu da bulmuştu.
Cama yaklaşan bir kişi camın arkasından elindeki tüfeği ateşledi.
Sabahın erken saatlerinde yakıt almaya gelen bir müşteri onun cansız bedeniyle karşılaştı.
Olay yerine gelen polisler çalışanın cüzdanının çalındığını gördü.
Olay yerinde de hiçbir ipucu yoktu.
Kayseri polisi teyakküza geçti.
Her yerde katil arıyorlardı ama elleri de boştu.
Olayın arkasında bulunan şahıs asla delil bırakmıyordu.
Bu yüzden polislerin 24 saat devreye gezmesi kararlaştırıldı.
Polisler sürekli sokaklardaydı.
Tam bu sırada bir vatandaş kanal boyunda bisikletiyle gezen, sırtında tüfek olan bir adamı polislere bildirdi.
İşte aradıkları adam bu olabilirdi.
Devriye polisleri hemen ihbara cevap vererek kanal boyuna gitti.
Gerçekten de böyle bir adam vardı.
Polislerden birisi bisikletli şahsa dur ihtarında bulundu.
Ama adam dinlemedi bile.
Daha sonra koşuşturma başladı.
Bisikletli şahsın önünü bir polis memuru kesmeyi başardı.
Adam hiç beklenmedik bir şekilde tüfeğine sarıldı ve ateş etti.
Polis bacağından yaralanarak yere yığıldı.
Bölgeye korku salan adam polislerin elinden kurtulmayı başarmıştı.
Kurtuldu ama bu kez önemli bir ipucu yakalandı.
Şüpheli şahıs insanların anlattığı gibi iri yapılı dev bir adam değildi.
Aksine 1.65 boyunda kısa birisiydi.
Belli ki halk saldırganı efsaneleştirmişti.
Kayseri polisleri adama aradığı sırada önemli bir şey de öğrendiler.
Olayların yaşandığı zaman da Amerika'dan gelen bazı kriminologlar seri katil üzerine konferans düzenlemişlerdi.
Kayserili dedektifler konferanstan sonra karşılarındaki şahsın seri katillik tanımına uyduğunu fark ettiler.
Şehirlerinde bir seri katil vardı.
Öğrendikleri önemli bilgilerden birisi seri katiller nasıl bulunurdu?
Öncelikle bir profil oluşturulması lazımdı.
Psikiyatrların oluşturduğu profile göre genç ve bekardı.
Elinde bir tüfekle birlikte rahatça evden gece yarısı çıkabiliyordu.
Demek ki tek başına yaşıyordu.
Ayrıca arkadaşı da yoktu.
Yalnız bir hayat sürüyordu.
Ailesinden şiddet görmüştü.
Özellikle ailesinden birinden intikam alıyordu.
Bu yüzden acımasız davranıyordu.
Sabıkalıydı. Daha da önemlisi yakalanana kadar durmayacağını bildirdiler.
Neredeyse iki sene boyunca hiç hareket olmadı.
Tam bir seri katil davranışı olarak durulma dönemine mi girmişti?
Araya biraz zaman koyması gerekiyordu.
İşte o zamanı kullanıyordu.
Ta ki yeniden kana susayıncaya kadar.
9 Şubat 2001'de 3 erkek bir arabada kafalarından vurulmuş olarak bulundu.
Adam yeniden ortaya çıkmıştı.
Bu kez 3 kişinin aynı anda yaşamına son vermişti.
Olay yeri ekipleri boş bir kovan buldular.
Bu önemli bir delildi.
Dedektifler oluşturulan profil ışığında tüm sabıkalı erkekleri incelemeye almak istiyorlardı.
Ama rakam çok yüksekti.
Bunu yapmak çok zordu.
Bu yüzden başka bir yol düşünmeye başladılar.
Aradıkları seri katilin 2 yıldır ortalıkta olmamasını bir yerlere gitmiş olabileceğine bağladılar.
Bu çok akıllıcaydı.
Hemen ciddi bir arama çalışması başladı.
2 yıldır Kayseri'de kim yoktu?
Karşılarına o süre zarfında askere gitmiş olan Hamdi Kayapınar ismi çıktı.
Tabi ki başka insanlar da askere gitmişti.
Ama 22 yaşındaki Hamdi seri katil için oluşturulan profile tam uyuyordu.
Sabıkalıydı. Sabıkasından birisi av dütkanı soymaktı.
Bekar ve işsizdi.
Profil oluşturmanın önemi ortaya çıkıyordu.
Kayseri'li iki dedektif Hamdi Kayapınar'ın annesi ve kız kardeşiyle yaşadığı eve gitmeye karar verdi.
Gece saatinde gittikleri evin kapısını çaldılar ve açan olmadı.
Sabah yeniden buraya gelerek adamı sorgulamak istiyorlardı.
Yeniden geldiklerinde bir komşu Hamdi ve ailesinin dedektiflerden sonra evden ayrıldıklarını ve Hamdi'nin koltuk altında uzun bir şey gördüğünü söyledi.
Cinayet masası dedektifleri aradıkları adamı bulduklarını düşündüler.
Ama anne ve kız kardeşi eve dönmesine rağmen Hamdi ortalıkta yoktu.
Eve gelmiyordu. Polisler de 24 saat evi gözetim altına almışlardı.
Bu sırada adam hakkında araştırmalarda devam ediyordu.
1998 Nisan ayında Hamdi bir av dükkanını soymaktan tutuklandı anlaşıldı.
Hemen evin aranması için izin çıkarıldı.
Evde yapılan aramalarda kurbanlara ait bazı nesneler bulundu.
Ayrıca kanlı bir pantolon da vardı.
Ama tüfek yoktu.
Kız kardeşi dedektiflerin geldiği o gece abisinin tüfeği kanal boyunda bir yere gömdüğünü itiraf etti.
Polisler eşlerinde kız kardeşin işaret ettiği yer kazıldığında, Gerçekten de tüfek ve fişekler buradaydı.
Adli tıfa gönderilen pantolonda son olayda hayatını kaybeden Cafer şeyinin kanı tespit edildi.
Her şey netleşti.
Artık Hamdi Kayapınar yakalanıp tutuklanmalıydı.
Polisler her yerde onu arıyordu ama Hamdi ortalıktan kaybolmuştu.
Sonra çok ilginç bir şey yaşandı.
Hamdi Kayapınar yanında dayısıyla birlikte karakola girerek kendisinin arandığını söyledi.
Hamdi aslında kendisini aklamaya gelmişti.
Polisin elindekilerden habersizdi.
3 gün süren sorgulamalar boyunca her şeyi reddetmesine rağmen olaylarla ilgili deliller kendisine sunulunca cinayetleri kabul etmeye başladı.
Yaptıklarını tek tek polise anlattı.
Polislere kendisinin bir avcı olduğunu söylüyordu.
O bir avcı öldürdükleri de avdı.
Onlardan aldıkları da avdan hak ettiği ganimetlerdi.
Canına kıydığı insanları Ona zarar vermesin diye öldürdüğünü söyledi.
Yani aslında kurbanlarından korkuyordu.
Babasının ona davranışı buna sebep olmuştu.
Hamdi çıkarıldığı mahkemede iki kez müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
Hamdi Kayapınar işlediği suçlardan sonra denetimli serbestlik yasasıyla 2017'de yeniden serbest kaldı.
Dünyaya geldiği eve döndü.
Tahliye olduktan sonra normal bir yaşama ayak uydurmaya çalışıyordu.
Kırmızı bisikletiyle işe gelip gidiyordu.
Ama onun yolu bu değildi.
O artık başka bir tarafa geçmişti.
Dünyaya ayak uydurması imkansızdı.
2 Nisan 2018'de yeniden birisinin canına kıydı.
Melik Gazi ilçesinde özel bir villada güvenlik olarak çalışan Sami Yeğen'in tabancasını çok beğenmişti.
O tabancaya sahip olmanın tek yolu emekli uzman çavuşun yaşamına son vermekti.
Hamdi kendisine engel olamayarak pompalı tüfekle istediği şeyi yaptı.
Güvenliği öldürdükten sonra tabancasını da alarak uzaklaştı.
Kamera kayıtlarında kar maskesi takan bir adam vardı.
Polisler kim olduğunu tespit etmek için 950 saatlik görüntü izledi.
Sonunda sokaklarda kırmızı bisikletiyle gezmekte olan seri katil Hamdi Kayapanar'a ulaşıldı.
Olaydan 4 gün sonra Hamdi yeniden yakalandı.
Yakalandığı evde yapılan aramalarda güvenlik görevlisinin eldivenleri ve tabancası keşfedildi.
Polislere verdiği ifade de sadece tabancasını çok sevmiştim dedi.
Hamdi Kayapınar yeniden mahkeme karşısına çıkarılarak bu kez şartlı tahliye olmaksızın ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.
Hamdi'yi durduracak tek şey buydu.
Şu anda da hapishanede cezasını çekmektedir.
2021 yılının geçtiğimiz aylarından olan Ağustos'ta Yargıtay mahkemenin verdiği kararı da onadı.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
