
Tavuk Çiftliği Cinayetleri - Gordon Northcott
16 Mayıs 2021 · 10 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
Merhabalar ben Onurcan Yenilmez.
Bu tarz videoları beğeniyorsanız kanalıma abone olup bildirimleri açmayı ve videoyu da izledikten sonra beğenmeyi unutmayın.
Bu arada beni instagramdan da takip ederseniz sevinirim.
Bundan bir önceki videoda yaptığım yani Walter Collins'in kaybolması videosunda size bağlantılı iki video yapacağımı söylemiştim.
İşte bu da Walter Collins videosuyla bağlantılı olan tavuk çiftliği cinayetleri.
Tavuk çiftliği cinayetleri diye geçen olayın başında Gordon Northcutt diye bir adam vardı.
Gordon kurduğu tavuk çiftliğinde kaçırma eylemleri yapıyordu.
İş öyle bir noktaya geldi ki ve bölgenin adını o kadar karaladı ki ondan sonra kasabanın adı bile değişti.
1930 yılında Kaliforniya'da Vineville diye bir kasaba vardı.
Ama bugün haritada böyle bir yer bulamazsınız.
1928 yılında o kasabada o kadar kötü şeyler oldu ki Artık bu isimle anılamazdı.
Bu kötülüğün başında tarihe Vineville tavuk çiftliği cinayetlerinin geçtiği çiftliğin sahibi Gordon Northcote ve annesi vardı.
Gordon Northcote 1906 yılında Saskatchewan Kanada'da doğdu.
Daha genç yaşlılarken çalışma ve iş imkanlarından dolayı ailesiyle birlikte Los Angeles'a taşındılar.
1920'lerin Los Angeles'ında bir yandan şehirleşme hızla devam ederken diğer yandan çiftçilikle revaçtaydı.
Ailede Vineville diye bir kasabaya yerleşerek burada bir tavuk çiftliği kurdular.
Genç Gordon artık hayatını burada yaşayacaktı.
Bu arada amcası da işlediği bir cinayetten müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı.
Gordon ailesinden Sanford Clark'ın da yanına gelmesini istedi.
13 yaşındaki çocuk ona çiftlikte hem yardım edecek, Hem de işi öğrenecekti.
Durum hiç de öyle olmadı.
Gordon daha Sanford gelir gelmez onu sürekli dövmeye ve cinsel saldırıda bulunmaya başladı.
13 yaşındaki Sanford için bu çok kötü günlerin başlangıcıydı.
Evdeki anne Sarah Louise Northcote yaşanan şeylere hiç itiraz etmiyordu.
Hatta oğlunun kaçırma işlerine yardım bile ediyordu.
Bölgede bir zaman sonra arka arkaya küçük yaştaki insanlar kaybolmaya başladı.
İlki Meksikalı bir gençti.
Gordon genci kaçırdıktan sonra kötü emellerine alet etti ve hayatına son verdi.
Olaydan uzun zaman sonra polisler Meksikalı'nın kafasını La Puenta yolu kenarında bir yerde buldu.
Etrafında da hiçbir delil yoktu.
Bu arada pis işleri de Sanford'a yaptırıyordu.
Sanford istemeye istemeye bu kötülüğe mecbur bırakılıyordu.
Bu olayın hemen ardından bölgede Walter Collins adında bir çocuk daha kayboldu.
Polisin elinde yine hiçbir iz yoktu.
Bölgede yoğun süren araştırmalar sırasında kaybolmalar bir yandan devam da ediyordu.
Walter'ın kaybolmasından sadece iki ay sonra bu kez de Louise ve Nelson Winslow kardeşler ortadan kayboldu.
Son bilinene göre yat kulübüne gitmişlerdi.
Oradan sonra bir daha görülmediler.
Kasaba halkı gittikçe tedirgin olmaya başlıyordu.
Etraflarında tekinsiz bir şeyler dönüyordu.
Winslow'ların kaybolmasından sonra aileye bir de mektup geldi.
Mektup 10 yaşlarında iki çocuktan gelmişti.
Louis ve Nels'in ailesine Meksika'ya gittiklerini yazmıştı.
Yazılana göre Meksika'da çiftçilik yapmak istiyorlardı.
Bu yaşta olan birilerinin tek başına böyle bir cesaret sergilemeleri hiç normal değildi.
Ama yapacak bir şey de yoktu.
Sanford Clark evde 22 yaşındaki amcasından o kadar korkuyordu ki olanları polise anlatamıyordu.
Hatta sık sık mektuplaştığı ablasına bile anlatamıyordu.
Ablası Jesse erkek kardeşiyle mektuplaşmaları sırasında okula gitmediğini öğrenmiş ve bu durumdan şüphelenmişti.
Durumu kendi gözleriyle de görmek için hemen Kanada'dan Vineville kasabasına geldi.
Gordon Jesse'nin gelmesiyle paniklemeye başlamıştı.
Sanford'un her şeyi söyleyeceğinden korkuyordu.
Bu yüzden ikisini yalnız bırakmamak için çok uğraşıyordu.
Tabi buna ne kadar engel olabilirdi.
Sonunda yalnız kaldıkları bir anda Sanford yaşanan her şeyi ablasına itiraf etti.
Bazı suçlara da ortak olmuştu ama onu buna zorlayan birileri vardı.
Jesse bu bilgileri alır almaz Kanada'ya geri döndü ve annesine anlattı.
Anne de hiç vakit kaybetmeden Amerikan konsolosluğuna giderek durumu doğrudan anlattı.
Konsolosluk bir yandan Los Angeles polis departmanına da bilgileri verdi.
Polisler bir süredir kaybolan insanların kim tarafından kaçırıldığını öğrendiğinde heyecanlandılar.
Aradıkları şüpheliği bulmuş olabilirlerdi.
Vineville'de bulunan tavuk çiftliğine gittiklerinde orada sadece Sanford'u bulabildiler.
Gordon ve annesi Sanford'un Jesse'ye her şeyi anlattığını öğrenmiş olacaklar ki oradan kaçmışlardı.
Her yere gönderilen telgraflarla ayrılmalarını engellemek için hamleler yapıldı.
Bu çalışmada başarılı oldu.
Eylül ayında Gordon ve Sarah Kanada sınırından geçmek üzereyken yakalandılar.
Polis baskınında çiftlikte bulunan Sanford da sınır dışı edilecekti.
Çünkü diğer taraftan yakalanan Gordon ve Sarah suçları teker teker itiraf ettiler.
Sanford daha fazla dayanamayarak utana sıkıla her şeyi polislere dağınattı.
Anlattığı şeyler hiç de kaldırılacak cinsten değildi.
Polisler oturup düşündüklerinde kasabalarında nasıl bir psikopatın yaşadığının farkında olmadıklarını hatırladılar.
Gordon polisler eşliğinde çiftliğe getirilerek burada deliller arandı.
Meksikalı çocuğun bedeni toprağın altındaydı.
Ayrıca Winslow kardeşler de buradaydı.
Sanford polislere verdiği ifadede 10 Mart'ta kaybolan Walter Collins'in de Gordon ve annesi tarafından öldürüldüğünü iddia etmişti.
Ama Walter'a dair hiçbir şey bulunamadı.
20 Eylül'de Riverside County'ye iade edildiler.
Burada Gordon ilk başta 9 kişinin canına kıydığını açıkladı.
Sarah Louise Northcutt da Sanford gibi Walter Collins'in onlar tarafından kaçırıldığını itiraf etti.
Ama yine delil yoktu.
Ne kaçırılmayla ilgili ne de cinayetle ilgili.
Duruşmalar birkaç ay sonra başladı.
Halkın olaya ilgisi çok yüksekti.
Bir çiftlik sahibinin içinden nelerin çıkmış olabileceğini merak ediyorlardı.
Gordon mahkemeye çıkarıldığında toplamda 20 kaçırma olayından yargılanıyordu.
Mahkeme sırasında çok ilginç açıklamalar da bulundu.
Bunlardan birisi annesiyle ilişkisinin olmasıydı.
Söylediğine göre annesiyle bir ilişkisi vardı.
Ayrıca tüm suçları işleyen olarak da babasını işaret ediyordu.
Babası mahkeme karşısında kendisinin olaylarla bir ilgisi olmadığını açıklamaya çalışıyordu.
Zaten yapılan psikolojik testlere göre Gordon Northcutt ağır bir yalancıydı.
Gordon mahkemelerin bütün bölümünde suçlarını bir itiraf ediyor bir geri alıyordu.
Resmen mahkemeyle ve kurban aileleriyle dalga geçiyordu.
Hakim hangisine inanacağını şaşırıyordu.
Bazen Walter Collins'i kaçırdığını iddia ediyor.
Bazen de onu hiç görmediğini söylüyordu.
Sonunda işlediği kesin olan suçlardan dolayı idam cezası aldı.
Annesi de ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.
Anne Sarah Lewis cezasının üzerinden 12 yıl sonra şartlı tahliyeyle serbest kaldı.
1944 yılında da hayatını kaybetti.
Oğlu Gordon ise 1930 yılında cezası infaz edilerek hayatını kaybetti.
İnfaz sırasında Christine Collins de hazır şekilde orada bulunuyordu.
Gordon hayatını kaybettiğinde henüz 23 yaşındaydı.
Erken yaşta geldiği yeni yerleşim yerini çötülüğe boğmuştu.
Bu arada Sanford da Kanada'ya geri döndü.
Burada yaşadığı kötü günleri unutarak hayata tutunmaya çalışıyordu.
O da 78 yaşında 1991 yılında hayata gözlerini yumdu.
Vineville'de yaşanan sansasyonel olayların ardından kasaba halkı bu kötü mirasla yaşamak istemiyordu.
Kasabanın ismi artık Gordon Northcote ile özdeşleşmişti.
Bundan kurtulmak için 1930 yılının sonlarına doğru kasabanın ismini değiştirip yeni bir defter açmak istediler.
Bölge mahkemesinden alınan kararla Vineville kasabasının yeni adı Mira Loma oldu.
Artık haritada Vineville diye bir kasaba yok.
Gordon'ın yaptığı bu kötü şeyler yüzünden bir kasaba isim değiştirmişti.
Artık o kötü ünle tanınmak istemiyorlardı.
Kasaba sakinleri bundan çok rahatsız olmuşlardı.
Gordon da bu arada tarihe bir kasabanın adını değiştiren adam olarak geçecekti.
Bu arada Walter Coynes videosunda önerdiğim film yine Bu videoyla ilgili de izlenebilir çünkü benzer konuları işlediği için ben sadece bunu iki parta bölerek size yaptım.
Kaybolma hikayesi ve yanında bir de size içinden çıkarttığımız Selik Hatil hikayesi yapmak istemiştim.
Bu videonun da sonuna geldik.
Bir sonrakinde görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
