
Tarihin En Tehlikeli Doktoru - Ölüm Meleği Josef Mengele
1 Temmuz 2021 · 15 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
İkinci Dünya Savaşı tüm Avrupa'da acılara neden olmuştu.
Nazilerin durdurulamaz ilerleyişiyle resmen dengeler değişiyordu.
Adolf Hitler, Birinci Dünya Savaşı'nı kaybetmiş Almanya'nın başına gelmesinin bu sonuçları doğuracağını kimse tahmin etmiyordu.
Hitler, Versailles Antlaşması'nı yok sayarak büyük bir savaş başlattı.
Bu savaşa da çok hazırlıklıydı.
Her şey planlıydı.
Bu sayede başarılı da oluyorlardı.
Hitler'in savaş dışında planladığı başka bir şey ise saf Alman ırkını oluşturmaktı.
Bunun için acımasız deneyler yapılıyordu.
Haliyle acımasız doktorlar da yetişiyordu.
Çok iyi eğitim almış, Hipokrat yemini etmiş doktorlar akıl almaz deneyler yapıyordu.
Bu deneyler de genellikle Yahudiler ve Çin geneler üzerinde oluyordu.
Kurulan toplama kampları insanlık tarihinin en kara lekesiydi.
Tarihi lekeleyen Hitler'in doktorlarından belki de en önemlisi Josef Mengele'ydi.
Mengele 1911 yılında Almanya'nın Günzburg bölgesinde doğdu.
Josef 3 kardeşten en büyüğüydü.
Babası Karl Mengele zengin bir tarım makineleri üreticisiydi.
Josef 1934'te liseyi bitirdi ve 1935 yılında Münih Üniversitesi'nde fiziksel antropoloji üzerine eğitim aldı.
Daha sonra 1937 yılına Frankfurt'ta kalıtsal biyoloji ve ırk hijyen enstitüsünde çalışmalar yaptı.
Mengele'nin çalışmaları genellikle ikizler üzerineydi.
Onların nasıl tek yumurtada veya çift yumurtada ortaya çıktıklarını merak ediyordu.
Bu çalışmasını sürdürürken okulun önemli doktorlarından Dr.
Otmar von Verschia ile tanıştı.
Verschia'da ikizlerle ilgili çalışmalar yapan bir doktordu.
Mengele onun yanında asistan oldu.
Böyle büyük bir doktorla çalıştığı için çok memnundu.
1933 yılında seçimi kazanan Adolf Hitler'in Nasyonal Sosyalist İşçi Partisi Weimar Cumhuriyeti'nin yerine geldiğinde büyük yankı uyandırmıştı.
Hitler'in siyasi arenada müthiş yükselişi ona seçimleri de getirmişti.
Tabii ki ona tapan insanları da doğurmuştu.
Mengele 1937 yılında Frankfurt'tayken Nazilerin partisine üye olmaya karar verdi.
Hitler'in hitabet yeteneği etrafına eğitimli, kalifiye insanları toplamasını sağlıyordu.
1938 yılında tıp diplomasını alan Mengele, aynı yıl Nazi hükümetinin askeri koruma birliği olan SS'e katıldı.
Himlerin başında olduğu SS zaman içerisinde daha da büyüyerek orduya dönüştü.
1940 yılında da Mengele Waffen SS'in gönüllü tıbbi uzmanı oldu.
Mengele'nin karanlık tarafa geçişi ilk olarak böyle başlamıştı.
1940 yılından savaşın başlamasına kadar sadece araştırmalar yapan birisiydi.
Adolf Hitler'in Aryan ırk yani üstün ırk dediği genetik üzerine çalışmalar yapıyordu.
Hitler'in en büyük hayali buydu.
Alman ırkını bilimsel çalışmalarla dünyanın üstün ırkı yapmaya çalışıyordu.
Mengele'de partisinin ve ülkesinin liderinin ideallerini taşıyordu.
Onu göçmenlik ve ırk ofisi için Poznan'a gönderdiler.
Çalışmalarına bir süre burada devam etti.
Dünyanın 2. Topyekun Savaşı'nın başlamasıyla orduda görevli olan Mengele Ukrayna cephesine gönderildi.
Savaş sırasında başarılı işler yapınca 2.
Sınıf Demir Haç nişanıyla ödüllendirildi.
1942'de ise Alman Tank Birliği'ne katılıp bazı askerleri kurtardığı için 1.
Sınıf Demir Haç ile ödüllendirildi.
Daha sonra savaş sırasında yaralanınca Almanya'ya geri döndü.
Eski hocasını yönettiği Kaiser Wilhelm Enstitüsü'nde insan genetiği ve öjeni üzerine çalışmalar yaptı.
Aynı yıl Hafström Führer yani yüzbaşı rütbesine yükseltildi.
Josef Mengele konum olarak yükseliyordu.
Başarılı çalışmalarının mükafatını kısa sürede alıyordu.
Naziler savaşın başlamasıyla rehineleri tutmak için toplama kampları oluşturulmasına karar verdi.
İlk etapta sadece rehineler burada tutulacaktı.
Daha sonra üzerlerinde bilimsel çalışmalar yapılan ve naziler için çalıştırılan bir imha kamplarına dönüştüler.
Mengele'nin akıl hocası bu kamplardan Auschwitz'e başvurması için öneride bulundu.
Başvurusu Auschwitz'in başındaki Dr.
Eduard Wirth tarafından kabul edildi.
1943 yılında Mengele, Auschwitz'in yan kampı olan Birkenau'ya başhekim olarak atandı.
Bu kamp içerisinde genellikle Çingeneler vardı.
Mengele araştırmalarını onların üzerinde yapacaktı.
Kampta 30 kadar başka doktor da vardı.
Ama hepsinin başı, yüzbaşı Joseph Mengele'ydi.
Mengele çok disiplinli bir askerdi.
Her gün tertemiz kıyafetlerle ve parlak botlarıyla işe başlardı.
Yakışıklı ve karizmatik bir adamdı.
Kampın içinde yürürken dikkat çekiyordu.
Kısa süre sonra adının ölüm meleği olarak anılmasına sebep olacak kadar dikkat çekmeye başladı.
Mengele'nin en önemli görevi kime ne olacağını seçmesiydi.
Gelen rehineler bir yerde toplanıyordu.
Mengele de yukarıya çıkıp sadece bakarak kimin çalışma kampına gideceğini, kimin gaz odalarına gideceğini belirliyordu.
Bu seçimleri yaparken çok soğukkanlı duruyordu.
Bu yüzden ona Ölüm Meleği lakabı takıldı.
Seçimlerini yaparken bir yandan gülümseyebilecek bir yapıya sahipti.
Halile kampın en korkulan insanıydı.
Seçim sırasında en çok dikkat ettiği şey aralarında ikiz olup olmamasıydı.
Doktor onlar üzerinde rahatça çalışma yapabileceği bir yere gelmişti.
Üniversitede çalışırken bu kadar yetkiye sahip değildi.
Ayrıca yapabileceği deneyler de belliydi.
Buradaysa bir sınır yoktu.
Sınırsızlık çok fazla insanın yaşamına mal oluyordu.
Topladığı numuneleri Versiye'ye gönderiyordu.
Bu ağ kurmak için devletten hibe bile almayı başardı.
Doktor Mencel'e yaptığı çılgın deneylerle insanları, özellikle küçük olanları bilerek hasta ediyor ve iyileşmesini bekliyordu.
Üstün aryan ırkı oluşturmak için hastalık sürelerini tespit etmeye çalışıyordu.
İnsanlara bulaştırdığı hastalığa karşı vücutlarının ve sistemlerinin nasıl cevap vereceğini bulmak istiyordu.
Bu sayede hastalıklara yakalanmayacak bir ırk yaratabilirdi.
Bunun gibi yaptığı çılgın deneyler yüzünden 3000'den fazla insandan sadece 200'ü kurtulabilmişti.
Soğukkanlı ölüm meleği kayıp insanları sadece başarısız bir çalışma olarak görüyordu.
Bununla beraber iki göz renginin farklı olması durumunu da araştırıyordu.
Gözlere bazı kimyasalar enjekte edip kör olmasını sebep oluyordu.
Daha sonra gözleri toplayıp numune olarak gönderiyordu.
Joseph bence de çocuklara nasıl yanaşacağını da iyi biliyordu.
Güler yüzü gözüküp onlara şeker veriyordu.
Bu sayede deney için laboratuvarına rahatça götürüyordu.
Onun yüzünden çok fazla ikiz diğer kardeşinden ayrı kaldı.
Bir sürü insanı gaz odalarında ölüme mahkum etti.
O gerçek bir ölüm meleğiydi.
Ona takılan en doğru isim sadece bu olabilirdi.
Joseph Mengele topladığı numuneleri ve araştırma belgelerini savaş bitince gönderdiği üniversitede araştırma planları yapıyordu.
Ocak 1945'te Sovyetler Polonya'dan içeriye girmeye başladığında planlar bir anda değişti.
Bir Keneo kampından hemen Gross Rosen toplama kampına geçiş yaptı.
Sovyetler kısa sürede Auschwitz'i kurtardı.
Kampın içine girdiklerinde kaynakların hepsinin imha edildiğini gördüler.
Mengele de batıya doğru kaçıyordu.
Kaçtığı sırada Amerikalılara esir düştü.
O dönemlerde SS askerleri kollarına kan gruplarının dövmesini yaptırıyordu.
Eğer savaş sırasında yaralanırlarsa kan grubunu bulmakla uğraşmak yerine hızlıca müdahale edilmesi planlanmıştı.
Mengele'nin hayatını kurtaran şey bu ayrıntı oldu.
Koluna kan grubu dövmesini yaptırmamıştı.
Amerikalıları bu şekilde kandırarak kurtulmayı başardı.
Aslında Josef Mengele Amerikalılar tarafından aranan suçlu listesindeydi.
Ama adını da değiştirmişti.
Kendisine sahte evrak hazırlamıştı.
Mengele kaça kaça en son Almanya'ya Rosenheim'a gitti.
Burada çiftlik işçisi olarak çalışıyordu.
Savaşı Nazilerin kaybetmesinden sonra savaş suçluları için kurulan Nürnberg mahkemelerinde onun gibi olanlar yargılanıyordu.
Yargılanma sonucunda da idama mahkum ediliyorlardı.
Mengele durumu görünce 1949 yılında yeniden yola çıkmaya karar verdi.
Kaçmak için çoğu SS subaylarının yaptığı gibi Cenova'ya gitti.
Oradan da... Arjantin'e kaçmayı başardı.
Buenos Aires'te marangoz olarak çalışıyordu.
Tabii Menceli gibi başka kaçanlar da vardı.
Bunların arasında en önemlisi Adolf Einmann'dı.
Einmann yapılan soykırımın başındaki isimlerdendi.
Bu yüzden Menceli ile beraber dünyada arananlar listesinde en üst sıralardaydı.
İkisi de eğer yakalanıp Nürnberg mahkemelerinde yargılansaydı sonları belliydi.
Yaptıkları çok ağır şeylerdi.
İsrail İstihbarat Teşkilatı Mossad her yerde bu adamları arıyordu.
Onları gittikleri yerden getirip yargılamak istiyorlardı.
İşledikleri savaş suçlarının hesabını sormak istiyorlardı.
Aldıkları bir istihbarata göre ikisi de Arjantin'de saklanıyordu.
1960 yılında yapılan operasyonla Adolf Eilmann'ı ele geçirdiler.
Sırada Josef Mengele vardı.
O daha iyi saklanıyordu.
Yeni kimliğiyle kendisini göstermeden yaşıyordu.
Einman'ı İsrail'e götürmeden önce Mengele'yi de almak için büyük bir uğraş vardı.
Ama Einman onun nerede yaşadığını bilmiyordu.
Birkaç kez görüşmüşlerdi fakat bu hep farklı yerlerle olmuştu.
İsrailli istihbaratçılar uzun çalışma sonunda kaldığını düşündükleri bir pansiyon keşfettiler.
Josef Mengele Almanya'daki ailesiyle irtibatı hiç kesmemişti.
Almanya'da ailesini sorguladıklarında Mengele'nin öldüğünü söylüyorlardı.
Ama onların hareketleri takip edilince tam tersi olduğunu anladılar.
Bu sayede Buenos Aires'te bir pansiyonda konakladığına kadar ilerlediler.
Mossad zaman kaybetmeden kapının önüne adamlarını yerleştirdi.
Pansiyona ne giren vardı ne de çıkan.
O an anladılar ki Joseph Mengele'yi ellerinden kaçırmışlardı.
Büyük ihtimalle yakalanacağını fark etmiş ve kaçmıştı.
Yapacak bir şey yoktu.
Ayman'la birlikte ülkelerine geri dönüp yargılamayı başlattılar.
Adolf Aynman yargılamalar sonunda suçlu bulundu ve idama mahkum edildi.
Soykırımın başındaki en önemli komutanlardan birisi yargılanmıştı.
Mengele de isteniyordu.
Mossad direktörü İser Harel, Arjantin'de başarılı operasyon yapan Ahorani'yi Mengele için geri gönderdi.
Aldıkları bilgiye göre Paraguay'a kaçmıştı.
Paraguay'da süren çalışmalarda yine Mengele'den hiçbir iz yoktu.
Burada da anlaşıldı ki Brezilya'ya kaçmıştı.
Josef Mengele üzerine konan milyonlarca ödülle kaçmayı başarıyordu.
Tanınmamak için bıyık bırakmıştı.
Gazetelerdeki fotoğrafıyla tanınmama ihtimali yoktu.
Fakat bulunamıyordu.
Sao Paulo'da sahte bir kimlikli çiftlikte yaşıyordu.
Kendisine gözetleme kulesi yaptırmış, etrafı komple kolaçan edebiliyordu.
Bu sayede onun için gelenlerden hep bir adım öndeydi.
Mengele gerçekten akıllı bir adamdı.
Yıllarca süren tüm aramalar sonuçsuz kalıyordu.
Üstelik ailesiyle ve Almanya'daki dostlarıyla mektuplaşmaya devam da ediyordu.
Mengele bulunamadıkça umutlar da yok oluyordu.
1985 yılında Mengele'nin yaşadığına dair tahminler devam ediyordu.
Almanya'da eski yardımcısı Hans Sedlmayr birisiyle sohbet ederken ağzından Mengele'yi tanıdığını kaçırmıştı.
Vakit kaybedilmeden polise bu bilgi verildi.
Alman polisi Sedlmayr'ın evine gizli bir arama emri çıkarttı.
Eve yapılan baskında gerçekten Mengele'den gelen mektuplar vardı.
Sedlmayr savaş suçlusunu koruduğu için tutuklandı.
Brezilya Sao Paulo'da yaşadığı kesin olarak öğrenilince Brezilya polisiyle irtibat kurarak Mengele'yi getirmek istediler.
Büyük bir insan avı vardı.
Brezilya polisi bölgede yaşayan Alman asıllı bir aileyi tespit etti.
Mengele'den haberleri olabileceklerini düşünüyorlardı.
Evlerinde yapılan arama sırasında aile tanımadıklarını iddia etseler de Bir dolapta onunla ilgili fotoğraflar bulundu.
Alman aile Josef Mengele'nin hayranıydı.
Direnmeyerek Josef Mengele'nin 6 yıl önce hayatını kaybettiğini söylediler.
Tabii buna kimse inanmıyordu.
Ne Brezilyalılar ne de Almanlar.
Ailenin söylediğine göre 1979'da denizde yüzerken geçirdiği felç sonucu bu dünyadan ayrılmıştı.
Wolfgang Gerhard adıyla yargılanmadan kaçarak kurtulmuştu.
Alman aile mezarının yerini bile yetkililere gösterdi.
Gömüldüğü yerden çıkartılarak araştırma yapılmak isteniyordu.
Çünkü Josef Mengele gibi akıllı bir adam oyun oynamış olabilirdi.
Bu onun yeni taktiği olduğuna inanılıyordu.
Brezilya'da kalıntılar toplanarak Almanya'ya geri götürüldü.
İsrail'de ülkesinin en iyi patoloğunu göndererek bu tıbbi soruşturmaya destek sağladı.
Kesin sonuç çıkması tam 7 yıl sürdü.
1992 yılında sonunda ölüm meleği Josef Mengele'nin gerçekten hayatını kaybetmiş olduğu kanıtlandı.
Belki çektirdiği acılar yüzünden yargılanmadı ama iyi bir hayatta yaşamadı.
Hep korkuyla, şüpheyle ülkesinden uzak yaşamak zorunda kaldı.
İnsanların rahatlaması için bu bilgiler halkla paylaşılıyordu.
Mossad direktörü İser Harel de Josef Mengele'yi yargı önüne çıkaramadığı için halkından özür diledi.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
