
Transkript
Somosierra kasabası İspanya'da Madrid'in kuzeyinde bulunan bir dağ geçididir.
Bu bölge Madrid'i kuzeye bağlayan yer olarak bilinmektedir.
Kasabanın tarihi daha geçmiş yıllara kadar uzanmaktadır.
1800'lü yılların başında yaşanan Napolyon savaşlarında Somosierra savaşı önemli bir yere sahiptir.
Savaş tam olarak burada geçtiği için kasabanın adını almıştır.
Daha sonraki yıllarda gelişen teknoloji ile yeni yollar yapıldı ve Madrid kuzey bağlantısı değiştirildi.
Ama buranın hem savaştan dolayı hem de eskiden sık kullanılan bir yol olmasından dolayı bölgede anısına saygı duyulan bir yerdi.
Biraz daha ileriki yıllarda kasabanın anılarına çok daha başka bir şey eklenecekti.
Juan Pedro Martinez Gomez, Andres ve Carmen'in tek çocuğuydu.
Bu yüzden aile kendisine hep ilgi gösteriyordu.
Juan da ailesine layık bir çocuk olarak yaşıyordu.
Okulda da sürekli başarı göstererek ailesini gururlandırıyordu.
Babası Andres kamyon şoförüydü.
Sık sık iş seyahatlerine çıkıyordu.
Bu yüzden Juan genelde annesiyle birlikte vakit geçiriyordu.
Ama babasını da hep çok seviyordu.
Çünkü adam gittiği yerlerden Juan'a ufak tefek hediyeler getiriyordu.
Bazı kısa yolculuklara babası Juan'ı da yanında alıp götürüyordu.
Çocuk kamyonla yolculuk yapmaktan çok mutlu oluyordu.
Aile Murcia diye bir küçük yerleşim yerinde yaşıyordu.
İklim olarak kurak bir bitki örtüsüne sahipti.
Juan da okuldayken yeşilliklerle dolu alanları öğrenmeye başlamış, buraları merak ediyordu.
Özellikle İspanya'nın özerk bölgesi olan Bask bölgesi ilgisini çok çekiyordu.
Mutlaka bir gün gidip görmek istiyordu.
Gidip babasına bu konuda yalvarıyordu.
Eğer okulda dönem sonu iyi notlar getirirse onu istediği yere götürebileceğini söyledi.
Azimli bir çocuk olan Juan bu fırsatı kaçıramazdı.
O dönem derslerine sıkı sıkıya çalıştı ve notlarını yüksek getirdi.
Andres'in artık sözünü tutması gerekiyordu.
Bu sıralarda adama Bilboğa'ya götürmesi gereken bir iş geldi.
Uzun bir yolculuk olacaktı.
Andres bu sebepten ötürü eşinin de onlarla birlikte gelmesini istedi.
ailecek bir nakliye yolculuğu olacaktı.
24 Haziran 1986 günü Cartagena'dan taşınacak olan yük alınıp yola koyulacaktı.
Önce Andres kamyonuyla giderek hazırlıklarını yaptı.
Juan ve annesi Carmen'i de Juan'ın teyzesi arabayla buluşma noktasına bıraktı.
Andres'in taşıyacağı yük biraz tehlikeliydi.
Uzun bir yolculukla sülfürik asit taşıyacaktı.
Yolda dikkat edilmesi gerekiyordu.
Kamyonlarda hareketlerinin izlenmesi için takometre vardır.
Bu takometre sayesinde yaptığı hız veya her fren hareketi sisteme raporlanır.
Yolculuk sırasında olan biteni takometre sayesinde bilebileceğiz.
Görünüre göre Andres yolculuk sırasında kısa aralıklarla sık sık mola verdi.
En son Ergen'de bir mola verdikten sonra dağ geçidine doğru tırmanmaya başladılar.
Buraya kadar yolculukla ilgili bir sorun gözükmüyordu.
Ama bu yola girdikten sonra kamyonun hareketleri tuhaflaşıyordu.
Andres'in çok fazla frene bastığı ve hızlandığı tespit ediliyordu.
Ani bir hızlanmanın ardından tekrardan ani bir fren yapıyordu.
Kamyonda bir şeylerin ters gittiği belliydi.
Ama neden durup yardım çağrısına bulunmuyordu?
Bunun dışında Andres diğer arabalar için de ciddi risk teşkil ediyordu.
5200 galon sülfürik asit yüklenmiş bir kamyon için tehlikeli hareketlerdi bunlar.
Yolda giderken bir ara yine çok hızlandığında yanından geçen bir araca neredeyse çarpacaktı.
Son anda bir manevrayla diğer tarafa dönünce karşısından gelen araç dikiz aynasını kaybederek kurtuldu.
Freni patlamış gibi hızla giden kamyon önüne gelen araçları neredeyse biçmek için gidiyordu.
Birkaç araba yoldan çıkarak hayatlarını zar zor kurtardılar.
Ama bunlardan çok kısa süre sonra karşıdan gelen bir kamyona çarpmaktan kurtulamadılar.
Müthiş bir çarpışma gerçekleşti.
Andres'in kullandığı kamyon çarpışmanın etkisiyle yana devrildi.
Daha da kötüsü asidin taşındığı tank ortadan ikiye ayrıldı.
Her yere asit akıyordu.
Tabi ailenin bulunduğu kabin bölümüne de.
Sülfürik asit rengi olmayan asidin yüksekliğinden dolayı son derece aşındırıcı bir özelliğe sahip olan kimyasal sıvıdır.
Taşı, çeliği bile eritebilme özelliği vardır.
İnsan vücuduna değdiğinde anında ciddi yanıklara sebep olabilir.
Bir asit küvetine girildiğinde de zaman içerisinde komple yok olunabilir.
İşte ailenin bulunduğu kabine bu asit doluyordu.
Kazadan sonra sivil koruma ekibi olay yerine ilk ulaşanlar oldular.
En başta yapılması gereken etraftaki sivilleri uzaklaştırmaktı.
Önce güvenliğin sağlanması çok mühimdi.
Çünkü ciddi miktarda sülfürik asit etrafa yayılıyordu.
Ekipler hızlı hareket ederek ekolojinin tahrip olmaması için asidin döküldüğü yerlere kum ve kireç döktüler.
Ama asit yokuş aşağı Duraton nehrine doğru da gidiyordu.
Nehre karışması ciddi bir felakete sebep olabilirdi.
Ekipler hem tehlikeli hem de ciddi bir mücadele içerisindelerdi.
Müthiş çabalarının ardından 3 saatte asidin yolunu kesebildiler.
Çevre güvenliğe alındıktan sonra şimdi kamyondaki etkilere sıra gelmişti.
Şoför kabininin içi açılıp bakıldığında bir adam ve kadının mahvolmuş bedenlerini gördüler.
Çok fazla aside maruz kalmışlardı.
İkisi de artık yaşamıyordu.
Kamyon içerisinden alınan bilgiye göre bedenler Andres Martinez ve eşi Carmen'e aitti.
Onlar için artık yapılacak bir şey yoktu.
Görevliler şahısların ailelerine haber vermek için yola koyuldular.
Carmen'in annesine ulaşıldığında kadına acı haber verildi.
Aldığı haberle gözyaşlarını boğulmuştu.
Carmen'in annesi Bilbao yolculuğunu ailecek yapacaklarını biliyordu.
Bu yüzden polislere torununu sağlıklı olup olmadığını sordu.
Bu soru üzerine kimse ne cevap vereceğini bilemiyordu.
Çünkü olay yerinde bir çocuk yoktu.
Hatta üçüncü bir kişi bile yoktu.
Çocuk nereye gitmişti?
Bu bilgi güvenlik görevlilerini şok etmişti.
Hemen kamyonun olduğu yere geri dönülerek çocuğun araştırılmasına karar verildi.
Kamyon kabininin içinde gerçekten çocuk kıyafetleriyle karşılaştılar.
Sülfürik asidin etkisiyle yok olmuş olabileceği düşünülse de birkaç saat içerisinde bunun olması imkansızdı.
Daha uzun bir süreye ihtiyaç vardı.
Juan'ın bedeni kamyonun içinde ve etrafında bulunamayınca yaşadığı umudu artmıştı.
Geniş çaplı bir aramı kurtarma ekibi kuruldu.
Helikopterler, köpekler, sivil görevliler, Hepsi çocuğu bulmak için seferber olmuştu.
10 yaşındaki bir çocuk ne kadar uzakta olabilirdi.
Günlerce süren arama çalışmalarının ardından o ana dair hiçbir şey bulunamıyordu.
Küçük çocuk ortadan resmen kaybolmuştu.
Olay medyanın da gündemine bomba gibi düştü.
Tüm meraklı gözler gelecek güzel haberleri bekliyordu.
Avrupa'da da bu olay duyulunca onlar da takip etmeye başladılar.
Ekipler çocuğu bulamayınca bazı teoriler meydana çıktı.
Çocuğun nasıl kaybolduğuna dair fikirler ortaya atılıp üzerine günlerce düşünülüyordu.
Huan'ın kamyondan gelen aside daha az maruz kaldıktan sonra yaşadığı yanma acısıyla nehre koşup kendisini yıkamaya çalıştığı o sırada suya kapılıp gittiği düşünüldü.
Ama nehrin sonunda veya herhangi bir yerinde Huan'ın bedeniyle karşılaşılamadı.
Kazanın olduğu anda kamyonun arkasında bir araçla ufak çaplı bir kaza yapmıştı.
Kısa süre sonra o aracın yanına beyaz renkli Nissan Vanetta marka bir araç yaklaşmıştı.
Kaza yapan adamın anlattığına göre araçtan yabancı aksanlı bıyıklı bir adam ve sarışın bir kadın inip yardım gerekli olup olmadığını sormuştu.
Bıyıklı adam eşinin hemşire olduğunu aktardı.
Ama önemli bir şey olmadığını gördüklerinde kamyonun olduğu yere doğru devam ettiler.
Bir sürede orada durduktan sonra yeniden yoluna devam ettiler.
Yolun ileri kısmında iki çoban bu beyaz aracı gördüğünü söyledi.
Araç bir yerde durmuş, içinden beyaz önlüklü iki kişi inmişti.
Ellerinde de bir paket vardı.
Paketin büyüklüğü görülünce olaydan sonra medyaya düşen kaybolan çocuk olabileceği düşünülüyordu.
Fakat çobanlar hiçbir zaman tanık olarak sorgulanmadılar.
Büyük ihtimalle de böyle ciddi bir asit yayılımından sonra orada zaten durmaları da imkansızdı.
Bu yüzden bunun kulaktan kulağa aktarılan bir efsane olduğu inancı daha fazla önem kazandı.
Bir ara kamyon şoförü olan baba Andres'in yasa dışı bir işe karıştığı da düşünülüyordu.
Çünkü bilinene göre o dönemlerde İspanya'da artan bir yasa dışı madde kaçakçılığı vardı.
Amerika'dan gelen bu ürünler burada satılıp dağıtılıyordu.
Ortaya atılan teoriye göre Andres yolculuk sırasında bu işi yapan adamlarla karşılaşmıştı.
Ona zorla taşıması için bazı paketler verildi.
Eğer taşımazsa oğlunu kendisinden alabilecekleri söylendi.
Hatta çocuğu rehinde aldılar.
Bu yüzden çocuk kamyonda yoktu.
Yolda giderken arkalarından gelen beyaz aracın onları takip eden yasa dışı örgüt üyeleri olduğu iddia edildi.
Çocuk o aracın içerisindeydi.
Andres'le ilgili yapılan araştırmalara göre adam daha önce hiç böyle bir işin içinde bulunmamıştı.
Sicili tertemizdi.
Aile yakınları da bu habere şok olmuşlardı.
Andres böyle işler yapacak birisi değildi.
Ama eğer çocuğu rehin alındıysa belki iş değişebilirdi.
Baba bu duruma zorlanmış olabilirdi.
Yolculuğun sonunda bir kazada gerçekleşince çocuk da adamların ellerinde kalarak götürüldü.
Buna dair de gerçek bir kanıt ortada yoktu.
Ama medya ve kamuoyu tarafından en çok dikkate alınan teori buydu.
Her kaybolma olayında olduğu gibi teorisyenler uzaylılar tarafından kaçırılma ihtimalini de yine ortaya attılar.
Medyumlar olay yerine geliyor, pis işit güçlerini kullanarak vakayı çözmeye çalışıyorlardı.
Somosierra o dönem çok fazla uğranılan revaçta bir yer haline geldi.
Medyumların uzun süre uğraşmaları da sonuçsuz kaldı.
Juan Pedro için bir sürü teori ortaya atılıyordu ama çocuk bulunamıyordu.
Aradan aylar geçiyor tek bir delil bile bulunamıyordu.
Bir yıl sonra 1987'de Juan'ın Madrid'de görüldüğüne dair bir bilgi yayılmaya başladı.
Bir direksiyon eğitmeni Mayıs ayında yanında bir adamla bu çocuğu görmüştü.
Daha da ilgi çekici yanı ikili bu eğitmene bir yer sormuşlardı.
Adam ve çocuk hayat hikayelerini anlatınca eğitmen yalan olduğunu fark etti.
Birkaç gün sonra gazetelerde gördüğü kayıp çocuğun neredeyse aynısı olduğunu anımsadı.
Ama o da tüm İspanya gibi bu olayı kafasına çok taktığı için onu Juan'a benzetmiş olabilirdi.
Zaten tarif ettiği yerde bir daha böyle iki insan görülmedi.
Juan Pedro'nun geriye kalan ailesi çocuğu bulmak için yıllarca uğraştılar.
85 bin poster bastırarak her bir yana dağıttılar.
Bir gören bir duyan olursa arayabilecekleri telefon numaraları paylaştılar.
Sonuç olarak çocuk asla bulunamadı.
Hatta aile yakınları şöyle ilginç bir şeyde maruz kaldıklarını iddia ettiler.
Beyaz aracın araştırılması gerektiğini sürekli istiyorlardı.
Bu aracı araştırmak istemeleri de bazıları tarafından bir problem yarattığı söylendi.
Aile yakınları bu davanın peşini bırakmaları için bazıları tarafından tehdit edildiğini söylüyordu.
Bu tehdide dair ortada net bir şey yoktu.
Ama aile yakınları korktuklarını söylüyorlardı polislere.
Onlar hala Juan'ın yaşadığına ve bir yerlerde olduğuna inanıyor.
Umutlarını 1986 yılından beri hiç kaybetmediler.
Juan Pedro'nun bir gün yeniden çıkıp aralarına katılacağı inancıyla yaşamaya devam ediyorlar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
