
Transkript
İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Joseph Michael Swango 1954 yılında Tacoma, Washington'da dünyaya geldi.
Babası Vietnam Savaşı'nda 4 kez gitmiş bir albay olan Virgil Swango'ydu.
Ordu da nakliye subayı olarak görev yapıyordu.
Michael daha büyüme çağındayken babasının görevi yüzünden sık sık taşınma zorunda kaldılar.
Evde son derece otoriter bir babaydı.
3 oğlunu da askeri disiplinle büyütüyordu.
Bu yüzden katı kuralları vardı.
Ayrıca aşırı miktarda alkol tüketiyordu.
Hatta bu yüzden... Evliliği bile sona erdi.
Şiddete çok eğilimliydi.
Gazetelerden topladığı şiddet haberlerini biriktiriyordu.
Savaş sırasında gördükleri belli ki yetmemişti.
Çocukların evdeki hayatı zorlu şartlarda geçiyordu.
Michael kardeşler arasında en büyük olanıydı.
Babası sürekli Vietnam'dayken onlar da evde anneyle kalıyordu.
Ama anne de sorunlu birisiydi.
Çocuklarına hep mesafeli davranıyordu.
Bu nedenle çocuklar sevgiden yoksun büyüyorlardı.
Michael müzik konusunda yetenekliydi ayrıca pis sporlarında da iyiydi.
Bu da onu okuduğu Katolik Lisesi'nde popüler bir öğrenci yapıyordu.
Sarı saçları ve mavi gözleriyle okuldaki kızların ilgisini çekiyordu.
Aynı zamanda Cumhuriyetçi Parti içinde gönüllü olarak çalışıyordu.
Liseyi başarıyla bitirdiğinde Melkel Üniversitesi'nde müzik eğitimi aldı.
Okulda insanlar tarafından kibar, sessiz birisi olarak tanınıyordu.
Okul hayatı çok iyi giderken...
İkinci sınıfta kız arkadaşından ayrılınca her şey bir anda değişti.
Derslerden okuldan komple soğumaya başladı.
Svengo artık askeri kıyafetler giyerek geziyordu.
Sürekli askerlikle ilgili yazılar okuyor, fotoğrafları odasına asıyordu.
İçindeki bu isteğe artık dayanamayarak okulu bıraktı ve deniz kuvvetlerine yazıldı.
Kuzey Karalina'da başladığı askerliği 1976 yılında başarıyla son buldu.
Askerlikten sonra kendisine yeni bir yol seçmişti.
Artık tıp okuyacaktı.
Svengo döner dönmez, Quincy kalıca tıp okumak için kaydoldu.
Okul saatleri dışında bir ambulansa görevli olarak çalışıyordu.
Dersleri gayet iyiydi.
Hep yüksek notlar alıyordu.
İleride iyi bir doktor olacağı kesindi.
Bitirme tezi ileride nasıl bir insan olacağını aslında gösteriyordu.
Bulgar Gregory Markov cinayetini tez olarak yazmıştı.
Markov Londra'nın kalabalık sokaklarında yürürken, KGB ajanlarından birisinin şemsiyesinin ucuna koyduğu zehirli bir ok aracılığıyla öldürülmüştü.
Okun ucunda Risin adı verilen güçlü bir zehir vardı.
Svengo araştırmalarını bu zehir üzerine yöneltmişti.
Quincy College'dan mezun olduktan sonra Illinois Üniversitesi tıp fakültesine kabul edildi.
Burası başka bir dünya olacaktı.
Michael Svengo'nun garip hareketleri insanlar tarafından fark edilir olmuştu.
Kimse yaptıklarını anlamlandıramayınca onu kendi haline bırakıyordu.
Çoğu şeyi hızla öğreniyordu.
Tıp stajyeri olarak okulda hastaları muayene edip rapor yazma görevindeydi.
Ancak bir süre sonra muayene ettiği hastalar ölmeye başladı.
Kimse tabii ki Svengo'dan şüphelenmiyordu.
O raporda büyük harflerle öldü yazmaktan keyif alan birisiydi.
1982 yılında okulun son sınıfındayken babası hayatını kaybetti.
Michael Svengo'nun umurunda bile değildi.
Zaten babasıyla arası yoktu.
Yaşayıp yaşamaması onu ilgilendirmiyordu.
Okulunun son döneminde tam mezun olacakken yaptığı bazı hileler ortaya çıktı.
Rapor yazma görevinde çalışan Svengo muayene etmediği hastalar için bile rapor yazıyordu.
Sonunda bu fark edilince dersten kalmasına sebep oldu.
Okulu bir süre daha uzamıştı.
Yeniden kaldığı derste bu kez başarılı oldu.
Artık doktor olabilirdi.
Stajyerlik için Ohio Üniversitesi'ne başvuruda bulundu.
Kabul edildikten sonra genel cerrahi bölümüne atandı.
Burada biraz çalıştıktan sonra nöroşirurji bölümünde doktor oldu.
Bu normalde çok zor bir bölümdü ama tam Swango'ya göreydi.
Bu bölümün hastaları genelde hayatını kaybediyordu.
Katil doktor için en uygun bölüm denilebilir.
Hastanede ağır bir bölümde çalışmasına rağmen ayrıca ambulansta da çalışmaya devam ediyordu.
İnsanlar onu işkolik birisi olarak görüyordu.
Sanki ömrünü bu mesleğe adamış gibiydi.
Kendisine o kadar adanmıştı ki stajyerlerin yerine bile viziteye kendisi çıkıyordu.
Tabii ki amaçlar farklıydı.
1984 yılının bir günü stajyer yerine viziteye girdikten sonra hasta bir anda mor almaya başladı.
Ondan sonra içeriye giren hemşire hastanın nefessiz kaldığını fark edince acil müdahale ekibini çağırdı.
Ruth Baric isimli hasta yoğun bakıma alınarak son anda hayata tutunmayı başardı.
Nefessiz kalmasına sebep olan şeyi bulamamışlardı.
Ertesi gün benzer bir olay daha yaşandı.
Bu kez Svengo hemşirenin gözü önünde yapmıştı.
Rena Cooper isimli hastanın koluna şırıngayla bir şeyler enjekte ediyordu.
Hastanın yanından ayrıldıktan sonra yine aynı süreç yaşandı.
Hemşire olay yerinde yer aldığı için yeni müdahale ekibi çağrılarak kurtulması sağlandı.
Rena Cooper kendisine gelmeye başlayınca Dr.
Michael Svengo'nun kendisine felç edici bir ilaç enjekte ettiğini söyleyip hastaneye şikayet etti.
Bununla beraber hemşire de doktoru şikayet etti.
Ama hastane yönetimi bünyelerinde çalışan Swango isimli doktorun bunu bilerek yapmayacağını söyleyerek doktorunu savundu.
Michael Swango bu olaydan hastane yönetimi sayesinde yırtmıştı.
Onun bir şeyi yapmasına gerek kalmamıştı.
Zaten onu ondan daha iyi savunan bir yönetim vardı.
Hastane yönetimi böyle bir şey kanıtlanırsa Gelebilecek tazminattan korkuyordu.
Sırf bu korku yüzünden insanların acı çekmelerine göz yumacaklardı.
Hem de acımasız bir katil doktorun elinden.
Olayların hemen ardından hastanenin başka bir araştırma hastanesi olan Rhodes Hall'a gönderildi.
Svengo gelir gelmez ölüm oranları bir anda artmaya başladı.
Tüm bir yıl içinde görülen ölüm sayısına sadece bir haftada ulaşıldı.
İşin ilginci hastaların çoğu da iyiye giderken bir anda ölüyorlardı.
Yine kimse Svengo'ya bağlamıyordu bu durumu.
Adamın garip birisi ve sessiz birisi olduğu düşünülüyordu sadece.
Buradan sonraki rotasyon yeri Down Hall oldu.
Yine gelmesiyle birlikte yanında ölümü de getirdi.
Gittiği hastanelerde insanlar çabucak ölüyordu.
Son geldiği hastanede vizitelere çıkarken yanında organ nakli cerrahisinin başı da vardı.
Bu işini viziteler sırasında yapmıyordu.
Daha sonradan sinsice odalara girip şırıngayla hastaların hayatlarını sonlandırıyordu.
1984 yılında gittiği hastanelerdeki eğitimi son buldu.
Ölümlerin Swango ile alakası yoktu.
Bu şekilde biliniyordu.
Tekrardan üniversiteye dönen Michael Swango, stajyer hekimliğinin onayı için yeniden başvuruda bulundu.
Ama arkasında bıraktığı şüpheli ölümler ve etrafına sıkça bahsettiği Nazi hayranlığı buna engel olmuştu.
Üniversite, Stajyer hekimliğini onaylamamaya karar vermişti.
Yönetim bir şekilde onu uzaklaştırmak istiyordu.
Bununla ilgili ona referans olacaklarını söyleyip başka bir yere gitmesini istediler.
Çünkü daha önceden görgü tanığının gözü önünde birisini felç edici bir sıvı enjekte etmişti.
Eyalet Sağlık Kurulu bu adamı incelediğinde yaptıklarını öğrendiler ama onlar da üzerinde durmadı.
Tereddüt etseler bile...
Eylül 1984 yılında Ohio eyaletinde doktorluk yapabilmesi için lisansı verildi.
Michael Swango kendisiyle ilgili bu endişelere çok sinirlenmişti.
Bu yüzden Quincy'ye geri dönüp yerel bir doktor olmak istedi.
Burada yerel bir şirketle çalışmaya başladığında herkes ondan etkilenmişti.
Tıbbi bilgisi oradakilerden daha fazlaydı.
Yani eğer kendisine düzgün bir hayat seçseydi çok başarılı bir doktor olabilirdi.
Quincy'deyken gazetelerden topladığı sayfalarını defterlerine yapıştırmaya devam ediyordu.
Bunun dışında sürekli cinsellikten bahsediyordu.
İnsanlar Svengo'yu akıllı ama garip olarak nitelendiriyordu.
Çok zaman geçmeden birlikte çalıştığı insanlar zehirlenmeye başladılar.
Kimse ölmüyordu ama hastalanıyorlardı.
Zehrin dozunu ayarlamaya çalışıyordu.
Hatta bir keresinde 5 ambulans çalışanına arsenik dolu bir pizza yedirmeyi de planladı.
Hepsi Michael Svengo'nun getirdiği pizzayla zehirlenince olayın arkasındaki hemen anlaşıldı.
Katil doktoru polise şikayet ettiler.
Polisler bu ciddi ihbardan sonra doktorun evini arama izni çıkardı.
Evinde bir sürü malzeme vardı.
Yığınla küçük tüp, şişe, şırınga, tıbbi araçlar, bir cinayet kitabı ve tabanca.
Bunların dışında bir de zehir tarifleri bulununca Svengo gözaltına alındı.
Mahkemeye çıkarıldığında karşısına önceki gittiği hastanelerde ölümler ve 5 pizzacı zehirlenmesi çıktı.
Hayatını kaybeden hastalarla ilgili ikinci dereceden suçlu olduğu için bunu kanıtlamak zordu.
Ancak pizzacı olayı daha yeni ve kesindi.
Yaptığı zehirlenme eyleminden sonra 1985'te 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Michael Swango hapishanede yazdığı bir mektupta acımasız kanun adamları tarafından haksız yere suçlandığını yazdı.
1986 yılında kendisiyle röportaj yapmak isteyen bir TV kanalının teklifini kabul etti.
Röportajda tüm suçlamaları reddediyordu.
Kendisinin asla böyle bir şey yapmayacağını söylüyordu.
İnsanların kendisinden korkmasının anlamsız olduğunu düşünüyordu.
Çünkü o hapse girdiğinde bölgedeki halk böyle bir katil doktorun varlığından son derece korkmuştu.
Michael Swango hapishane günlerini sakin ve sessiz geçiriyordu.
Kısacası iyi bir mahkumdu.
İyi hali göz önünde bulundurularak 1987 yılında kefaletle serbest kalmasına izin verildi.
Tekrardan özgürlüğe kavuşan doktor Virginia'ya gidip lisans başvurusunda bulundu.
Tabii ki mahkemelik geçmişinden dolayı kabul edilmedi.
Yeni geldiği bölgede başka bir iş buldu.
Ama çok uzun sürmedi.
Çünkü çalışma masasında kestiği gazetelerden şiddet haberlerini insanlar görünce şok oldular.
Daha sonra bir kömür işletmesinde laboratuvar teknisyenliği yaptı.
1989 yılında da hapisten çıkması için para toplayan hemşire Rita ile evlendiler.
Sadece 12 aylık bir evlilik olmuştu.
Michael Swango sistemin eksiklerini kullanarak kendisine sahte belgeler hazırladı.
Bu sayede 1991 yılında bir hastanede doktor olarak iş bulmayı da başardı.
İnsanlara bir komplo sonucunda hapse düştüğüne inandırmıştı.
Geçmişi yakasını bırakmıyordu.
Ona inanmamayı tercih eden herkes üzerine geliyordu.
Daha fazla burada kalamayacağını anlamıştı.
Zaten hastanede onu kovmak zorunda kaldı.
Svengo yeniden işsizdi.
Peşinden ölüm getiren bir doktor olarak anılması kariyeri için kötü bir detaydı.
Long Island'da yine bir iş bulabildi.
Kendisini doktor Kirk olarak tanıtmıştı.
Yeni geldiği hastanede de sonuç diğerleri gibiydi.
Bir anda hastanede ölümler inanılmaz derecede artıyordu.
Yerel medyanın diline düşünce bu sefer kendisi istifa etmek zorunda kaldı.
Michael Swango öldürmeye devam ettikçe başındaki bela da artıyordu.
Medya onun peşini bırakmayınca tabii iş sonunda yetkililere intikal etti.
1993 yılında federal yetkililer Swango'yu Atlanta'da bulup düzenlediği sahte evraktan dolayı onu yargılamak istiyordu.
Onu bulduklarında kendisine suç tebliğ edildi ancak Swango o dakika itibariyle kaçmaya başladı.
O kadar iyi kaçtı ki 1994 yılında Zimbabwe, Blavio'da ortaya çıktı.
Burada kendisini Afrika halkına yardım etmeye gelen bir Amerikalı doktor gibi tanıttı.
Önce bir cerrahın yanında staj yaptıktan sonra emniyeni misyon hastanesinde iş bulabildi.
Tahmin edin yine ne oldu?
Yanık tedavisi gören bir hasta bile durduğu kere hayatını kaybetti.
Bunun gibi anlamsızca hastalar ölmeye devam ediyordu.
Hastalardan birisine iğneyi yaptıktan sonra veda konuşması yapması başına bel aldı.
Çünkü kadın ölmedi.
İyileşince doktor Svengu'nun bir iğne yaptığını ve bu hale geldiğini söylese de kimse Svengu'ya toz kondurmadı.
Kibar Amerikalı doktor herkesi etkileyebiliyordu.
Ne kadar etkilerse de etkilesin ölüm artışı hiç normal değildi.
Sonunda hastanenin başhekimi onunla bir toplantı yaptıktan sonra polise ihbarda bulundu.
Polisler odasında düzinelerce şırınga ve reçete buldu.
Soruşturma başlamıştı ama tutuklu değildi.
O sırada buraya ilk geldiğinde
staj yaptığı Empilo hastanesine geri dönüp ücretsiz çalışmayı teklif etti.
Karşı tarafı ikna edince yeniden öldürmeye devam etti.
Açılan dosyada delil sayısı pek fazla olmadığı için tam kurtulmak üzereydi ki bu olay basına yansıdı ve Sağlık Bakanlığı işten atılmasını sağladı.
Buradayken bir de sevgilisi vardı.
Kadına sürekli seri katil John Chris diye örnek aldığını söyleyince İlişki fazla uzun sürmedi.
Zaten basında ölüm getiren doktor olarak anılıyordu.
Michael Swango soruşturma devam ederken Zambiya'ya kaçtı.
Burada da doktor olarak çalışmaya başlasa da Zimbabwe haberleri oraya ulaşınca işten yine kovuldu.
1996 yılında göçebe hayatı devam ediyordu.
Önce Güney Afrika ve daha sonra da Suudi Arabistan'a iş için gitti.
Güney Afrika'dan oraya giderken Amerika üzerinden gidince sona geliniyordu.
Gümrük görevlileri tarafından bu aranan kişi hemen gözaltına alındı.
Svengu cinayetten değil sahtecilikten aranıyordu.
1998 yılında mahkeme karşısında suçunu kabul edince 3 yılla cezalandırıldı.
Hapisteyken basında onunla ilgili daha önceki olaylar da yazılmaya başlayınca işin rengi değişti.
Bir gazeteci Michael Svengu'nun en büyük hayalinin şehrin suyuna zehir karıştırarak bölgedeki tüm insanlığı öldürmek istediğini yazdı.
Bu düşüncesi hemen davaya eklendi.
Tam bu sırada Zimbabwe hükümeti 5 kişiyi öldürme suçundan Svengun'un iadesi için başvurunca sahtecilik davası çok basit kalmış gözüküyordu.
Tüm çalıştığı hastanelerden raporlar alınıyordu.
Svengun'un gittiği yerlerde ölüm götürmesinin tesadüf olmadığı ortaya çıktı.
Ölüm cezasıyla artık yargılanacaktı.
Ancak mahkemeyle anlaşarak her şeyi itiraf edince ömür boyu hapis cezasıyla kurtardı.
Yapılan araştırmalarda Svengon'un günlüğüne ulaşmışlardı.
Günlüğünde işlediği tüm suçlar ve neden işlediğine dair bilgiler vardı.
Katil doktor hastalarını öldürmenin kendisine iyi geldiğini, onu yaşama yeniden bağladığını yazmıştı.
Gerçek bir psikopattı.
Michael Svengon'un toplamda kaç kişiyi öldürdüğünü söylemek çok zor.
Çünkü çok farklı yerlerde çalıştı ve fazlasıyla insan hayatını kaybetti.
Tek başına bir katliam yapmıştı.
O Hipokrat yemini edenlerin yüz karasıydı.
Tabi ki Svengo gibi tarihte bazı doktorlar daha var.
Marcel Petit ve Shipman.
Bu doktorlar tıp dünyasına kara leke süren insanlar.
Svengo sadece zevk ve güç için yapıyordu.
Marcel Petit'i Yahudileri öldürmek için, Shipman da para için yapıyordu.
Üçünün de motivasyonu farklı olsa da hayat kurtarmak olan mesleklerini hayat almak için kullanmışlardı.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
