
Transkript
Donald Harvey 1987'de 38 kişinin yaşamına son vermekten suçlu olduğunu kabul ettiğinde bir hemşire yardımcısı olarak çalışıyordu.
Yumuşak görünümlü bir adamdı.
Ona göre Tanrı tarafından yönlendirilen çalıştığı hastanedeki hastalarını onlarca yıldır zehirlemişti.
Kendisini ölümcül hastalarını merhametle öldüren bir ölüm meleği olarak görüyordu.
Aslında o çaresiz hastaların üzerinde arsenik ve siyanürden oluşan Ölümcül bir kokteyl kullanan ve hiçbir şekilde kurban ayırt etmeyen bir katildi.
Donald Harvey mutsuz bir yaşama gözlerini açmıştı.
15 Nisan 1952'de Ohio Cincinnati yakınlarında doğdu.
Kısa bir süre sonra ailesiyle birlikte küçük bir kasaba olan Booneville'e taşındı.
Ailesi oldukça fakirdi.
Harvey'nin 4 yaşındayken amcası tarafından ve bir komşusu tarafından taciz edildiği iddia edilen Doğu Kenteki dağlarında yaşıyordu.
Akıllı bir çocuktu.
Okula giderken oyun parklarında arkadaşlarıyla oynamak yerine yetişkinlerle vakit geçirmeyi tercih ediyordu.
Öğretmenler tarafından çok sevilen biriydi.
Ancak yaşıtları olan diğer öğrenciler tarafından zaman zaman dışlanıyordu.
Harvey 9. sınıftan sonra okulu bıraktı.
Ama daha sonra açık öğretim eğitimi veren bir okulda mezuniyet için gerekli sınavları geçti.
İşsiz bir genç olan Harvey Kentucky'deki bir hastanede ölmekte olan büyük babasını son kez görmeye gitti.
Ölüme olan hayranlığı işte bu noktada başlayacaktı.
1970 yılında işsiz olduğu ve Cincinnati'de yaşamak için hasta büyük babasına bakmak adına Kentucky'deki Marymount Hastanesi'ne gitmeye karar vermişti.
Zamanla hastanede tanıdık bir yüz oldu ve ona düzenli bir şekilde burada çalışıp çalışmayacağı soruldu.
Harvey bu teklifi kabul etti ve hemen hastalarla yalnız zaman geçirebileceği bir birime yerleştirildi.
Görevleri arasında hastalara ilaç verilmesi, kateter takılması, diğer kişisel ve tıbbi ihtiyaçların karşılanması yer alıyordu.
Ancak Harvey bunu bir kişinin hayatı üzerinde nihai kontrol ve güce sahip olmak olarak görüyordu.
Onun için hasta bakıcılığının anlamı bambaşkaydı.
Hastalara ilaç veriyordu ve hem tıbbi hem de kişisel ihtiyaçlarını karşılamaya başlamıştı.
Onları hayatta tutacak tüm rutinleri kontrol ederken çaresiz hastalar üzerinde kurduğu bu güç duygusuna takıntılı hale geldi.
O kontrol ve güce inanıyordu.
Gücünü kontrol edebileceğine olan inancı sonsuzdu.
Harvey ilk kez 30 Mayıs 1971'ini öldürdü.
Felç geçiren birini yastıkla boğdu.
Boğma, boş oksijen tüplerini takma ve kateter yerine tel askı takmayla yaklaşık 13 hastanın da aynı şekilde yaşamını son verdi.
Ama Harvey'nin kurbanlarının çoğu yaşlı ya da sağlıkları çok kötü olduğu için kimse ondan şüphelenmedi.
Ayrıca Harvey daha sonraları bir röportajda doktorların onu fark edemeyecek kadar meşgul olduklarını ve çok çalıştıklarını söyleyecekti.
Doktorların çoğu o kadar çok çalışır o kadar meşgul olurlardı ki bir hasta ölebilirdi ve aile doktoru gelip kişinin öldüğünü ilan etmezdi.
Bunu bir asistana yaptırırlardı.
Sadece hastanın öldüğünü ilan edip doğrudan cenaze evine gönderirlerdi.
Bu standart prosedür yüzlerce hastayı kurbanlarını öldürmek için elindeki tüm yöntemleri kullanan dengesiz bir katilin elinde bırakmıştı.
Donald Harvey sistemin bu açığını değerlendiriyordu.
Siyanür, arsenik, fare zehri ve petrol distilatları kullanmak Harvey'nin en sevdiği cinayet yöntemleriydi.
Bu kimyasalları yiyeceklere, meyve sularına ve turtalara koyuyordu.
Ayrıca kurbanlarını ya yastıklarla ya da oksijen tüplerinin havasının bitmesini sağlayarak da boğuyordu.
Hastalar iyileşeceğini zannederek hayata veda ediyorlardı.
Elbette böyle bir katilin ruh sağlığının yerinde olması beklenemezdi.
Harvey depresyon ve intihar düşünceleriyle mücadele ediyordu.
Ona o kültü ve insan vücudunu nasıl çalıştığını ayrıntılı olarak anlatan Vernon Meaden adında bir cenaze levazımatçısıyla tanıştı.
İkisinin ilişkileri kötüye gitmeye başladığında adamın bedenini diri diri mumyalamayı hayal ediyordu.
Beden hakkında yeni bilgiler edinerek yaşlıları ve hastaları öldürmeye devam etti.
Bazı kurbanlarını kendisine göre iyi olmadığı için merhamet cinayetleri olarak tanımlayacaktı.
Bir dönem Harvey kendi canına kıymaya da çalıştı.
1971'de başarısız bir intihar girişiminde bulunduğu binasındaki boş bir dairenin banyosunu ateşe verdi.
Daha sonra tutuklandı ve yalnızca 50 dolar para cezası aldı.
O yıl daha sonra ilaçlarla kendini öldürmeye çalışacak ve kendi apartmanında hırsızlık şüphesiyle tekrar tutuklanacaktı.
Hırsızlık girişimindeyken yakalandığında oldukça sarhoştu.
Ve polise Merrimont hastanesinde 15 kişiyi öldürdüğünü söyleyerek kendiyle övünüyordu.
Ama kimse ona inanmadı.
Sarhoş bir hırsızın bu itirafı nedense hiç inandırıcı gelmemişti.
Kendisinden şüphelenip hastane kayıtlarına bile bakmadılar.
Her şey bir anda çözülebilirdi.
Daha sonra hava kuvvetlerine yazıldı.
Ancak davranışlarından dolayı derhal ayrılması istendi.
Ve sonuç olarak yine 3.
kez kendi canına kıymaya çalıştı.
Eve dönmek depresyonunu arttırdı ve tekrar kendini öldürmeye çalıştı.
Tek bir seçenek kalmıştı.
Harvey kendini tedavi etmek için hastaneye yattı.
Oradayken 21 kez elektroşok tedavisi aldı.
Ancak 90 gün sonra serbest bırakıldı.
Bu süreçte Harvey'nin okülte olan ilgisi her zamankinden daha fazla artmaya başladı.
Yerel bir okültizm grubuna katıldı.
Bir süre sonra erkeklerle ilişki yaşamaya da başladı.
Ve partnerlerinden birinin onu terk edebileceğini hissettiğinde arkadaşını, komşusunu ve babasını zehirleyerek öldürdü.
Hatta partnerlerini de zehirliyordu.
Böylece partneri birlikte yaşadıkları dairelerini terk edemeyecek kadar hasta olacaktı.
Hep kendisinden medet ummalarını istiyordu.
Bir güç zehirlenmesi yaşıyordu.
Harvey, Kentucky ve Ohio'daki çeşitli hastanelerde hastalarını zehirlemeye, boğmaya ve sakat bırakmaya devam ederken kendi eski erkek arkadaşlarından birinin daha hayatına son verecek kadar ileri gitti.
Bu süreç tesadüfi bir otopsi sonunda ölüm meleğini adalete teslim edene kadar neredeyse 10 yıllar boyunca devam etti.
Temiz bir çalışma kaydıyla Harvey, Şubat 1986'da Cincinnati Drake Memorial Hastanesi'nde bir hemşirenin yardımcısı olarak başka bir işe girmeyi de başarmıştı.
Nisan 1986'dan Mart 1987'ye kadar Harvey 26 hastayı öldürdü ve çok daha fazlasını öldürmeye çalıştı.
Artık ölüm meleğinin sonu yaklaşıyordu.
John Powell isimli bir adam 1987 yılının Mart ayı başlarında bir motosiklet kazasından dolayı hastaneye kaldırıldı.
Daha sonra hastane yatağında yaşamını yitirdi.
Bir doktor Powell'ın karnına rutin bir otopsi yaptığında garip bir şeyin kokusunu aldı.
Bu Siendür'den başka bir şey değildi.
Powell'ın motosiklet kazasından değil zehirlenmeden öldüğü ortaya çıkmıştı.
Bu imkansızdı.
Harvey bu hastanede görevli bir hemşireydi ve soruşturma hızla onun üzerine dönmüştü.
Harvey'yi yalan makinesine bağlamak istiyorlardı ama bunu reddetti.
Fakat daha sonra sonuç olarak Powell'ı öldürdüğünü itiraf edeceği yeri sorgulamak için bu makine getirildi.
Harvey her şeyi tek tek itiraf etti.
Bunu Powell ve ailesi adına üzüldüğü için yaptığını söyledi.
İşlediği diğer cinayetleri bu itirafa dahil etmedi.
Harvey'nin biri Kentucky'de, diğeri Ohio'da olmak üzere iki farklı hastanede düzinelerce başka ölümün nöbetçi hemşiresi olduğuna dair kanıtlar artmaya başladı.
İşler bir anda çorap söküğü gibi çözülmeye başlıyordu.
Yetkililer Harvey'yi 37 kişiyi öldürmekten mahkum etmek için yeterli kınıta sahipti.
4 yıllık bir süre içinde Cincinnati'deki Drake Hastanesi'nde 21 hastanın hayatına son verdi.
1970 ve 1971 yılları arasında Harvey Kentucky'deki Marymount Hastanesi'nde 13 hastayı öldürdü.
Harvey çoğunluklu cinayetlerinin merhametten kaynaklandığını söylüyordu.
Yaptığı şeyin onun açısından doğru olduğunu hissediyordu.
İnsanların mutsuzluklarından ve acılarından kurtardığını düşünüyordu.
Eğer bir gün kendisi de bu derece hastalığa sahip olursa ya da felçli kalırsa birinin de gelip onun acısına aynı şekilde son vermesi gerektiğine inanıyordu.
Harvey cinayetlerin kendisine bir tatmin duygusu ve neredeyse mutluluk verdiğini söylüyordu.
Cinayetler Harvey'ye yön bulmakta çok zorlandığı bir yaşamda bir miktar güç ve kontrol duygusu veriyordu.
Mahkemede savcılar kurbanlarının isimlerini jüri için bir panoda gösterdiğinde Harvey yalnızca gülüyordu.
Bu cinayetlerin üçü hastane dışında tanıdıklarının ölümünü oluşturuyordu.
Medya Donald Harvey ölüm meleği olarak adlandırdı ve hala aynı şekilde anılıyor.
Harvey bir röportajda 70 kadar insanı öldürdüğünü tahmin ettiğini söyledi.
18 Ağustos 1987'de 35 yaşında hemşire yardımcısı olan Donald Harvey 24 cinayet, 4 cinayete teşebbüs ve 1 ağır saldırı suçundan suçlu bulundu.
4 gün sonra 25 cinayetten suçlu bulundu ve ardından 4 kere ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.
Harvey ayrıca 270 bin dolar para cezasına da çarptırıldı.
7 Eylül 1987'de Kentucky'de Marymount Hastanesi'nde çalışırken 12 cinayet daha işlediğini itiraf etti.
Kasım ayında suçunu kabul etti ve 8 müebbet artı 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Birkaç ay sonra 3 ömür boyu hapis cezası artı 7 ile 25 yıl arasında 3 hapis cezası daha aldığı hastanenin dışındaki diğer 3 ölüm için suçlu olduğunu da kabul etti.
Toplamda Harvey 37 cinayetten hükümcüydü.
Ancak bazı tahminler onun 87 cinayetten sorumlu olduğunu söylüyor.
30 Mart 2017'de Harvey 64 yaşında hapishanede hayatını kaybetti.
Eylemleri için hiçbir pişmanlık göstermedi.
Kurbanları gibi o da doğal sebeplerden ölmedi.
Mahkumlar seri katili hücresinde öldüresiye dövdüler.
O birilerinin yaşam hakkını elinden alırken başkaları da onun yaşam hakkını elinden almıştı.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
