
Transkript
Diana Frances Spencer 1 Temmuz 1961'de İngiltere'de Sandringham yakınlarında doğdu.
Sıradan bir ailesi yoktu.
Soylu bir aileden geliyordu.
Babası Oldrop Visconti olan Edward John Spencer'dı.
Annesi ise Oldrop Visconti'siydi.
Daha sonradan onurlu Frances Shand Kite olarak bilinen Frances Ruth Burke Roche oldu.
Sadece ünvanları yüzünden soylu sayılmazlardı.
Spencer ailesi yüzyıllardır yöneten sınıfına yakınlıkları ve bağlılıklarıyla ünlüydü.
Paha biçilemez sanat koleksiyonlarına ve görkemli kütüphanelere sahiplerdi.
Diana bu ailenin tek çocuğu değildi.
Diana'nın Lady Jane ve Lady Sarah adında iki ablası ve bir de küçük erkek kardeşi vardı.
İsmi Charles Spencer'dı.
Henüz çok küçük yaştayken anne ve babası boşandı.
Annesi Londra'da bir apartman dairesine taşındı.
Yanına Diana ve bir kardeşini daha almıştı.
Aynı yılın Noelinde babalarını görmeye giden Spencer kardeşler babaları tarafından annelerinin yanına gönderilmedi.
Francis Spencer her ne kadar dava açsa da velayeti kaybetti.
Artık Diana babasıyla yaşıyordu.
İlkokul eğitimini evde aldı.
Daha sonra Riddlesworth Hall okulu ve sonra West Heath okuluna gitti.
Bu dönemlerde utangaç olarak biliniyordu.
Bu utangaçlığı ailesinden gelen sanata düşkünlüğüne engel değildi.
Müzik ve dansla ilgilendi.
1975 yılında dedeleri 7.
Earl Spencer ünvanlı Albert Spencer vefat edince bu ünvanı Edward John Spencer aldı.
Edward John 8.
Earl Spencer olunca yani Lord olunca Diana da Lady Diana Spencer olmuştu.
O dönem West Heath Girls School'a devam eden Diana daha sonra İsviçre'de bir okula kaydoldu.
Henüz 16 yaşındayken eşi olacak kişiyi ilk kez ablası Lady Sarah'ın flörtü olarak tanıdı.
Yüzmeyi çok seven ancak derslerinde başarılı olmayan Spencer Londra'ya geri dönmeyi çok istiyordu ve ailesini bu konuda ikna etmeye çalışıyordu.
Sonunda Diana'nın ısrarlarına dayanamayan aile kızlarının 3 ev arkadaşıyla birlikte Londra'da bir dairede yaşamasına izin verdiler.
Yemek yapmaktan nefret etmesine rağmen yemek kursuna ve bir dans okuluna kaydoldu.
Daha sonra bir hemşirelik okulunda iş buldu.
Çocuklara çok düşkündü ve çocuklarla vakit geçirmek için onlara yardımcı olmak istiyordu.
O zamanlar İngiltere'de genç Prens Charles'ın aşk hayatı basının gündemini en çok meşgul eden konulardan birisiydi.
Kraliyet ailesi adı bir aristokratik kadınla anılan prensin evlenmesini istiyordu.
Geleneklere göre protestan olması ve Church of England'ın üyesi olması gereken gelinin soylu bir ailenin mensubu olması da tercih sebebiydi.
Tüm bu özellikleri taşıyan Lady Diana ve Prens Charles'ın evliliğine Spencer'lar ve kraliyet ailesi de sıcak bakıyordu.
Çünkü bu evlilik İngiliz hanedanının gelecek planları ve milenyumun eşiğinde ciddi bir kimlik krizine düşen İngiliz halkının nostaljik düşleri için umuttu.
29 Temmuz 1981'de tüm dünya tarafından izlenen ve televizyonda naklen yayınlanan kraliyet düğünü gerçekleşti.
Güzel Diana
ile gözde Prens Charles evleniyordu.
St. Paul's Katedrali'nde gerçekleştirilen evlilik töreni için herkes televizyon başındaydı.
Tören peri masallarını andırıyordu.
Yaklaşık 1 milyar kişinin izlediği törende henüz 20 yaşındaki gencecik Diana'nın utangaç davrandığı gözlerden kaçmadı.
Tüm dikkatler üzerindeydi.
Dünya liderlerinin de davetli olduğu düğünde Diana başpiskoposun onayıyla Galler prensesi oldu.
Gelecekte ise Birleşik Krallık tahtının kraliçesi olacaktı.
Eğer her şey peri masallarındaki gibi devam etseydi.
Bu evlilik Diana için hayal ettiği gibi olmayacaktı.
Dışarıdan bakıldığında mükemmel uyum içinde görünen bu çiftin ilişkisi tabi ki sıradan değildi.
Evlilikleri çiftin çöp çatanları arasında sayılan Diana'nın, büyükannesi Lady Fermini ve birçok kişi için hayal kırıklığı yaratmıştı.
Çünkü Charles evlilikten tek beklentisi sevilmek olan Diana'nın isteklerini karşılayamıyordu.
Diana hem utangaç hem de sevgi dolu biriydi.
Belki de Charles'ın ona biraz bile gösteremediği sevgiyi tüm dünya ona besliyordu.
Diana'nın bulumiye diye bir rahatsızlığı vardı ve evlendikten sonra rahatsızlığı daha delile gitmişti.
Kraliyet ailesinin kesin ve katı kuralları içinde bunalan prenses babasının annesini sevmeyi başaramadığından dolayı mutsuz bir çocukluk geçirmişti.
Ancak evliliğiyle de bu zinciri kıramadığını anlamıştı.
Diana bu katı kurallara uymak istemiyordu.
Aralarındaki 12 yıllık yaş farkının sorun yaratması kaçınılmazdı.
Zira Diana 20'sinde hareketli bir genç kadındı.
32'sindeki Charles ise olduğundan daha yapılı ve hiç olmadığı kadar olgun gösteriyordu.
Doğa, avcılık, atlar, polo, sanat ve felsefe üzerine kurulu bir hayatı olan ve oldukça ciddi konularla ilgilenen Charles'ın tam zıtlı olan Diana, spordan, dört ayaklı yaratıklardan, derinleşen
konulardan, protokol ve kurallardan ve duygularını saklamaktan nefret eden bir şehir kızıydı.
Bütün bu zıtlıklar beraberinde spekülasyonları da getirdi.
Charles ile Diana da yakın arkadaşlarına evliliklerinin öldüğü ile ilgili açıklamalarda bulunuyor.
Prensin eski sevgilisi Camilla Parker Bowles ile Diana'nın da James Hewitt ile birlikte olduğu yazılıp çiziliyordu.
BBC'de yayınlanan Panorama isimli programda bu ilişkiyi onaylayan prensesin adı James Gilbey ve Barry Maneke ile danılıyordu.
Bu mutsuz ve sevgisiz evliliğin tek güzel yanı prensesin çocuklarıydı.
28 Haziran 1982'de Prens William, 15 Eylül 1984'te Prens Harry doğdu.
Ne yazık ki Diana'nın belki de bütün sevgisini verebileceği ve sevileceği bu iki prens bu evlilik için bir kurtuluş değildi.
Her şeye rağmen Diana evliliğini kurtarmak için çaba sarf ediyordu fakat Prens Charles hala Camilla'ya aşıktı.
Çiftle ilgili çıkan haberler, dedikodular, magazine düşen skandallar kraliyet ailesinin kaldırabileceği bir şey değildi.
Artık sona gelinmişti.
9 Aralık 1992 tarihinde Prenses Diana ve Prens Charles ayrıldılar.
28 Ağustos 1996 yılında ise resmen boşandılar.
En az birliktelikleri kadar ayrılıkları da uzun süreler konuşuldu.
Boşamanın ardından Diana kendisini artık sadece yardımsever kuruluşlara ayırdı.
Halk arasında popülerlik kazanmaya da devam etti.
Prenses Diana sevilmeyi ve mutluluğu hak ediyordu.
Birkaç ilişkinin ardından tekrar aşık oldu.
1997 yılında Mısırlı film yapımcısı Dodi El Fayed ile tanışması Hayatının dönüm noktasıydı.
Diana ilişkisini gözler önünde yaşamaktan hiç çekinmedi.
Artık sarayda yaşamıyor olmasına rağmen paparaziler Diana'nın peşini bırakmıyordu.
Diana kapana kısılmış gibiydi.
Saraydan ve kraliyetin katı kurallarından kurtulsa da hayatı bir daha normal olmadı.
Onu her yerde takip edenler bu iyilik meleği prensesin acı sonuna sebep olacaktı.
1997 yılında Diana ve Dodi Elfayet birkaç yere tatile gittiler.
Paparaziler gittikleri yerlerde de peşlerinden ayrılmadı.
Magazincilerin kendilerini takip etmeyeceklerini düşünerek Paris'e dönmeye karar verdiler.
Dodi'nin babasının bir oteli vardı ve burada kalıyorlardı.
31 Ağustos 1997 günüydü.
Dodi'nin apartmanına gitmek için otelden çıktılar.
Yakalanmamak için arka kapıyı kullanmak istediler ama paparazi...
orada bekliyordu. Magazincilerden kaçarlarken şoförleri Henry Paul yolu şaşırdı ve karanlık bir tünelde kaza yaptı.
Henry Paul ve Dodi Elfayet olay yerinde hayatını kaybetti.
Magazinciler fotoğrafları çekerken ambulans da yolda geliyordu.
İki saat boyunca doktorlar Diana'nın hayatını kurtarmaya çalıştı.
Saat 4'te Prenses Diana yaşamını yitirdi.
Öldüğünde yalnızca 36 yaşındaydı.
Olay yerinde sadece Diana'nın koruma polisi Trevor Reeves Jones hayatta kaldı.
Prenses Diana'nın ani ve anlamsız ölümü tüm dünyayı şoke etti.
Bu trajik kaza beraberinde bir sürü komplo teorisini de getirdi.
Haberi duyduğunda Prens Charles Earl Spencer ve Diana'nın kız kardeşleri İngiltere'den hemen Diana'nın yanına gitti.
O sabah da Diana'nın cenazesi İngiltere'ye döndü.
Diana'nın ölümüne ilişkin hemen yorum yapmadığı için Kraliçe 2.
Elizabeth eleştiri yağmuruna tutuldu.
Daha sonra bir açıklama yaparak Prenses Diana'nın asla unutulmayacağını belirtse de birçok kişi tarafından samimi bulunmadı.
Ölümünden sonra İngiltere'de 6 gün resmi yas ilan edildi ve 6 Eylül 1997'de yapılan görkemli bir veda töreniyle Diana toprağa defnedildi.
Annelerini kaybeden Prens William ve Prens Harry küçük yaşta yasa boğulmuştu.
Tüm dünya bu veda törenini 1981 yılındaki kraliyet düğününü izledikleri gibi izledi.
Diana'nın ölümcül araba kazasıyla ilgili yapılan bir soruşturma ardından 1999'da yayınlanan bir raporda alkol ve antidepresan etkisi altında araba sürmesinden dolayı sürücünün hatalı
olduğunu saptıdı. Aslında bir ara onun kazayı bilerek yaptığı bile düşünüldü.
Bazı teorisyenler o gece Paul'ün çok fazla sarhoş olmadığını iddia etti.
Banka hesabında ve üzerinde yüklü miktarda para bulunması nedeniyle bu suikast için para aldığı ileri sürüldü.
Başlangıçta kazaya sebep olmaktan dolayı suçlanan birkaç fotoğrafçıya karşı suçlamalarda düştü.
Rapora rağmen kazanın diğer sebeplerine karşı dedikodular yıllarca devam etti.
Bir komplo teorisine göre bunun kraliyet ailesi tarafından düzenlenen bir suikastin parçası olduğunu savunsa da ortaya bu teoriyi destekleyecek fazladan kanıt çıkmadı.
Böyle düşünülmesinin sebebi Prenses Diana'nın El Fayed'den hamile kaldığını zannetmeleriydi.
Mısırlı, Müslüman bir adamla sevgili olması zaten ses getiren bir olaydı.
Bir de hamile kalması daha da işleri ileriye götürmüştü.
El Fayed'in babası bir süre hem kraliyet ailesini hem de İngiliz devletini suçladı.
Ama bir sonuç alınamadı.
Diana öldüğünde hamile değildi.
Zaten tespit edildiği üzere doğum kontrol hapı kullanıyordu.
Prenses sevilen ve dünyaca ünlü birisi olduğu için ölümü hep anlamlandırılmaya çalışıldı.
Bazılarına göre ölmesinin en önemli sebebi tıbbi müdahalenin olay yerinde yapılmış olmasıydı.
Hastaneye götürülmeden önce olay yerinde müdahale yapıldığı için kurtarılamadığı düşünülüyordu.
Ölümünün üstünden neredeyse 24 yıl geçmesine rağmen hala ilk günkü gibi anılan ve sevilen Prenses Diana, tarihin unutulmaz isimleri arasında adını yazdırdı.
Hakkında onlarca belgesel yapıldı, şarkılar ve kitaplar yazıldı.
Ölümüyle ilgili komplo teorileri hala da devam ediyor.
Onlarca teori ortaya atılsa da hiçbirisiyle alakalı önemli bir şey çıkmadı.
Yakın zamanda Diana'nın hayatını konu alan ve Diana'yı Kristen Stewart'ın canlandırdığı Spencer isimli film vizyona girecek.
Film Diana ve Charles'ın Norfolk'taki sarayda geçirdikleri son Noel tatilini konu alıyor.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
