
Transkript
Patrick McKay 25 Eylül 1952 yılında İngiltere'nin Middlesex ilçesinde doğdu.
Henüz doğmadan önce bile şiddete maruz kalmıştı.
Annesi ona hamileyken alkolik ve şiddet uygulayan kocası tarafından karnına tekme yemişti.
Harold McKay aslında İskoç olan ve muhasebecilik yapan biriydi.
Yaşadığı ekonomik sıkıntılar yüzünden psikolojisi iyi değildi.
Sık sık alkol alıyordu ve alkol onun şiddete olan eğilimini ortaya çıkarıyordu.
Ne yazık ki bu durum neredeyse her gün yaşanıyordu.
Annesi Marion isimli bir kadındı.
Ayrıca Patrick'in iki kız kardeşi daha vardı.
Harold hem karısı hem de çocuklarına istismar uyguluyordu.
McKay birçok seri katil gibi çok kötü bir çocukluk geçirmişti.
Babası Harold McKay artık alkolik ve herkese şiddet uygulayan biriydi.
Harold McCabe Patrick 10 yaşındayken alkolizmin getirdiği komplikasyonlardan ve zayıf kalbinden dolayı hayatını kaybetti.
Kalp krizi geçirdiği sırada işine gidiyordu.
İronik ama ölmeden önce oğluna iyi biri olmayı öğütlemişti.
Oysa kendisi çocuğuna kötülükler yapıyor hatta kendi arkadaşlarına da bunu yapmalarına izin veriyordu.
Patrick babasının ölümünü bir türlü atlatamadı.
Her ne kadar babası ona çok kötü bir çocukluk yaşatmış olsa da o babasını seven bir çocuktu.
Etrafındakilere babasının hala yaşadığını söylüyor ve fotoğraflarıyla yaşıyordu.
İçten içe çokça sefer babasının ölmesini dilediği için kendisini suçlu hissediyordu.
Babasının cenazesine katılmayı da reddetti.
Kendisini teselli etmek isteyen herkesi yanından uzaklaştırıp kendisini izole ediyordu.
Fakat yaşadığı istismar dolu çocukluğun etkileri ileriki yaşlarında sonuç vermeye başladı.
Babasının ölmeden önce ona anlattığı hikayeler onda ölüm ve korku üzerinde bir şeyler uyandırmıştı.
Babası ölümü savaş üzerinden anlatarak eğlenceli bir durummuş gibi göstermişti.
Genç bir erkekken içindeki şiddet eğilimine karşı koyamamaya başladı.
Öfke nöbetleri geçiriyordu.
Bu nöbetlerin sonucunda hayvanlara kötü davranmaya başladı.
Hatta daha da kötüsü onları ateşe vermeye başladı.
Yaşadığı mahalledeki küçük çocuklara da çok kötü davranıyor, zorbalık yapıyordu.
Yaşlı kadınları ve komşuların evlerinden bir şeyler çalıyordu.
Yavaş yavaş babasının ona yaşattıklarına ve kaybına karşı yakınlarından birilerine zarar vermeyi istiyor gibiydi.
Daha da ileriye gidip annesinin ve teyzesinin canına kıymaya çalıştı.
Neyse ki başarısız oldu.
Polislere annesinin intihar ettiğini söyledi.
Ve tekrar serbest bırakıldı.
Patrick McKay sorumlu çocukların yerleştirildiği birkaç tesise gönderildi.
Fakat hiçbirinde kalıcı olmadı.
Bir şekilde kalan ailesiyle tekrar bir araya geldi.
İnsanlara da zorbalık yapmaya devam etti.
Ayrıca daha sonra bir çocuğu da öldürmeye çalıştı.
Ve eğer dizginlenmeseydi bunu da başaracaktı.
Gitgide bozulan akıl sağlığı yüzünden etrafında yılanlar görüyordu.
Elbette bu yalnızca aklının ona oynadığı bir oyundu.
Bir gün bir Katolik kilisesini de ateşe vermeye kalkıştı.
Patrick elbette böyle devam edemezdi.
Adeta teröristiren ve henüz ergenlik çağında olan McCay'in durdurulması gerekiyordu.
Bu tür olaylar nedeniyle gençlik yıllarını akıl hastanelerinde ve kurumlarda geçirdi.
Patrick McCay'e 15 yaşındayken bir psikiyatrist tarafından psikopat teşhisi konuldu.
Dr. Leonard Carr McCain büyüyüp soğuk psikopat bir katil olacağını öngörmüştü.
Akıl hastanesinde doktor ekibi Patrick McCain yaşı yüzünden bir şekilde iyileşeceğine ve iyi biri olacağına inanıyordu.
Ama psikopat biri ne kadar düzelebilirdi.
Babasından gelen bir kalıtsal bozukluğa sahipti.
Eğer annesiyle yaşamaya devam ederse bunun ona iyi gelebileceğini düşündüler.
Yine de hiçbir şey ona tabii ki iyi gelmedi.
Ona inanmalarının sebebi belki de kaldığı yerde bulunan bir bebeği her gece kucaklayıp ona şefkat göstermesiydi.
Petrik bu bebeği başka insanlara götürüp onu zorla öpüp sevmelerini istiyordu.
Belki de kendi bebekliğinde ve çocukluğunda babasından görmediği sevgiyi başka bir bebeğe vererek kapatmaya çalışıyordu.
Mekke yetişkinliğe girerken Nazizme karşı bir hayranlık duymaya başladı.
Kendisine İlk Franklin Bolvold adını verdi ve yaşadığı evi Nazi hatıralarıyla doldurdu.
Nazi sembolü işlenmiş bir üniforma giymeye başladı.
Kendini güçlü hissediyor ve bir gün dünyayı değiştireceğine inanıyordu.
O sıralarda Londra'da yaşıyordu.
O dönemler Londra oldukça hareketliydi.
Sık sık sarhoş oluyor ya da yasa dışı madde kullanıyordu.
1973'te annesinin evinin yakınında bir rahip olan peder Anthony Crinn ile tanıştı.
Onunla arkadaş oldular.
Peder Kreen, McCay'in nasıl biri olduğunu farkındaydı ama onun sevgi ve biraz inançla iyi olabileceğini düşünüyordu.
Onunla kurduğu bağın Patrick'i iyileştireceğine inanıyordu.
Fakat Patrick içindeki kötülükten kurtulamıyordu.
Yakınlık kurmalarına rağmen McCay, Kreen'in evine girdi ve 30 sterlinlik bir çek çaldı.
Bu olay sonrasında polis tarafından tutuklanıp yargılandı.
Para cezası geri ödemesi emredildi ama asla da ödemedi.
Olay ikisi arasında bir sürtüşmeye neden oldu ve McKay Londra'ya geri döndü.
Pederle olan ilişkisine böylece son vermiş gözüküyordu.
Fakat işler ileride hiç de öyle olmayacaktı.
Bu sıralarda McKay Thames nehrinde evsiz bir adamın da canını almıştı.
McKay'a göre bu zavallı adam serserinin tekiydi.
Onu boğmak için başka bir bahaneye de ihtiyacı yoktu.
Şubat 1974'te Isabella Griffith isimli bir kadının Chelsea'deki evini işgal edip Oracık da yaşamına son verdi.
Bağlantısız cinayetlerin döküntüleri 1975'te Mekke'nin itiraflarıyla çözülecekti.
Ancak suçların hiçbiri şimdilik ona ithaf edilmiyordu.
1974'ün başlarında Mekke'yi Kuzey Londra'daki Finchli'de arkadaşlarıyla yaşıyordu.
Kendisinin iblisler tarafından ele geçirildiğine inanıyordu.
Tuhaf hareketleri nedeniyle evden atılınca inadına evi soymaya çalıştı.
Hırsızlık suçundan 6 ay hapis yattı.
Sonbaharda kapkaççılık yapıp yaşlıları soymaya başladı.
Bu süreçte 3 tane suç daha işledi.
Finsbury Park'ta 62 yaşındaki bir tütün satıcısının yaşamına durduk yere son verdi.
92 yaşındaki Sarah Rodwell, Hackney'de kapısının eşiğinde aynı şekilde başına darbe alarak can verdi.
Yalnızca 10 dolarlık Noel ikramiyesi çalındı.
Saltanat'ta kafe sahibi Ivy Davis de ne yazık ki Patrick McKay'in kurbanı olmuştu.
Ona yıllar önce psikopat teşhisi koyan doktor ne yazık ki çok haklıydı.
Ama kimse onu dinlememişti.
Mart 1975'te McKay iyice kontrolden çıkmıştı.
10 Mart'ta yaşlı bir dul olan Adele Price'ı Londra'daki dairesinde boğdu.
11 gün sonra ise yakalanmasını sağlayacak bir hayata kastetme suçu daha işlenecekti.
21 Mart 1975'te o sırada 22 yaşında olan McKay, Peder Cree'nin evine girdi.
Canını almak için bir balta kullandı.
Ve kurbanın hayatını nasıl son bulduğunu izledi.
Tam bir psikopatçaydı.
Polisin onu yakalaması uzun sürmeyecekti.
Çünkü pederin etrafındakiler onun korkunç derecede agresif tavırlara sahip Patrick isimli genç adamla olan ilişkisinden haberdardı.
Bu olaydan sonra 48 saat içinde yakalanıp gözaltına alındı.
Yakalandığı sırada kendisinin bir bahçıvan olduğunu söyledi ama aslında işsizdi.
Henüz 23 yaşında olan Patrick McKay 23 seneye çok fazla kötülük sığdırmıştı.
Kısa bir süre sonra polis tarafından önceki 2 yıl içinde en az bir düzine başka cinayetin şüphelisi olarak kabul edildi.
Kurbanların çoğu soygunlar sırasında benzer şekilde hayatlarını kaybetmiş yaşlı kadınlardı.
Yakalandıktan sonra McKay 11 kişinin canını almakla övünüyordu.
Patrick'in olayı hırsızlık, ateşe vermek ve öldürmek üçgeninden oluşuyordu.
Onu psikopat yapan özelliklerin başında bunlar geliyordu.
McKay 5 cinayetle suçlandı.
Ancak delil yetersizliğinden 2 suçlaması da düştü.
Kasım 1975'te suçlu bulunarak ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.
Mahkeme sırasında McKay'in savunma ekibi onun deli olduğuna ikna etmeye çalışsa da adli tıp ekibi onun bir psikopat olduğu sonucuna vardı.
O Birleşik Krallık'ta tam bir ömür boyu tarife uygulanan ve hapishaneden asla serbest bırakılmayan 50 kadar mahcumun arasındaydı.
Psikopat oluşuna dair sorular yöneltildiğinde kendisi ironik bir şekilde aklında psikopat olduğuna dair bir ima bulunmadığını söyledi.
Şu anda 69 yaşında olan ve 40 yılı aşkındır parmaklıklar ardında olan McKay, 2017 yılından beri İngiltere'nin 12 açık hapishanesinden birinde tutuluyor.
Ayrıca birçok seri katil belgeselinde ve psikopat isimli bir kitapta McCay'in de hayatı anlatılıyor.
Patrick McCay psikopat lakaplı ünlü seri katillerden birisiydi.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
