
Oğlu Bulunamayınca Yerine Başkasını Verdiler - Walter Collins'e Ne Oldu?
9 Mayıs 2021 · 8 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
10 Mart 1928 günü Christine Collins eve geldiğinde kimseyle karşılaşamadı.
Eşi zaten hapisteydi ama oğlu evde olmalıydı.
Bilinene göre Walter Collins sinemaya gitmişti.
Ama oradan eve hiç dönmemişti.
Los Angeles'ın Lincoln Heights bölgesinde yaşanan bu olay uzun zaman dillerden düşmedi.
Akşama kadar bekledikten sonra anne Christine çocuğunun birileri tarafından ele geçirilmiş olabileceğini düşündü.
Eşinin bazı düşmanları vardı.
Bu yüzden çocuğun onların elinde olduğunu ve kendisiyle muhakkak iletişime geçeceklerini düşündü.
Tam 5 gün boyunca hiçbir ihbarla bulunmadı.
15 Mart günü polise ihbar edildikten sonra 9 yaşındaki Walter Collins ile ilgili araştırmalar başladı.
Polisler çocuğu bulup annesine kavuşturmak istiyorlardı.
Walter'ın fotoğrafı sağa sola afiş olarak asılınca insanların da haberi olmaya başladı.
Çevre şehirlerden sürekli çocuğu buralarda gördüklerini söyleyen insanlar tarafından telefonlar geliyordu.
Bir benzin istasyonundan gelen telefon tansiyonu biraz arttırmıştı.
İstasyonda birisi bir çocuğu gazeteye sarılmış ve yerde cansız şekilde buldu.
Bulunan kişinin Walter olduğunu düşünüyordu.
Yapılan incelemeye göre o olmadığı ortaya çıktı.
Walter Collins hala kayıptı.
Telefonda ihbarda bulunulan hiçbir yerden de sonuç çıkmıyordu.
Annesi de canla başla Walter'ın bulunacağı o günü bekliyordu.
Olay üzerinden geçen 5 ayda polisin elinde delil bile yoktu.
İnsanlar bir yandan polisleri sürekli eleştiriyorlardı.
Görevlerini yerine getiremediklerini düşünüyorlardı.
Tam böyle bir zamanda Illinois'dan bir haber geldi.
Kaçak olarak bir çocuk yakalandı.
Çocuğa kim olduğu sorulunca adının Walter Collins olduğunu iddia etti.
Hemen Christine'e telefonla haber verildi.
Kadın sevinçten havalara uçuyordu.
Kayıp oğlu bulunmuştu.
Walter'ın bulunduğu yerden getirilmesi için bir miktar para gerekiyordu.
Anne Christine hiç düşünmeden bu yol parasını polislere ödeme yaptı.
Polisler yüzbaşı Jones liderliğinde çocuğu getirdiler.
Polislerin bölgede sarsılan imajı yeniden yerini bulmuştu.
Anne çocuğu karşılamak için tren istasyonunda beklemeye başladı.
Çocuk daha trenden iner inmez Christine oğlu Walter olmadığını fark etti.
Yüzbaşı yine de çocuğu eve götürmesi gerektiğini söyledi.
Kristen evde oğlu olduğunu söyleyen çocukla tam 3 hafta yaşadı.
Geçen bu süre içerisinde evdeki çocuğun Walter olmadığına dair şüpheler iyice artıyordu.
Anneye göre eve yeni gelen çocuğun boyu daha kısaydı.
Ayrıca kendisine anne demesi de farklıydı.
Kristen'in şüpheleri iyice artınca daha emin olmak için çocuğu diş hekimine götürdü.
Orada Walter Collins'in diş kayıtları vardı.
Hekim çocuğun dişlerini incelediğinde Walter Collins ile alakası olmadığını tespit etti.
Bir keresinde de anne çocuğu yıkarken sünnetsiz olduğunu gördü.
Walter sünnetliydi.
Christine 3 haftanın ardından dayanamayarak çocukla birlikte karakola gitti.
Yüzbaşı Jones'a bu işte bir yanlışlık olduğunu dile getirdi.
Ama ilginç bir şekilde Jones çocuğun Walter olduğunu inatla söylüyordu.
Kadın bunu kabul etmeyip yanındaki çocuğun bir sahtekar olduğunu söylediğinde yüzbaşı bu duruma çok sinirlendi.
Christine Collins'i annelik görevinden kaçmakla itham etti.
Daha da ileri giderek onun kalpsiz ve vicdan yoksun olduğunu söyledi.
Yüzbaşı J.J. Jones durumu öyle akıl almaz bir noktaya getirdi ki sonunda kadını Los Angeles General Hospital'ın psikiyatri birimine kapattırdı.
Tedavi görüp düzelmesi gereken bir anne olduğunu düşünüyordu.
Christine Collins saçma bir şekilde hastanede tedavi görmeye başladı.
Kısa bir süre sonra yüzbaşı Walter Collins ile konuşmaya başladı.
Onun gerçek olduğunu kanıtlamak istiyordu.
Fakat çocuk aslında 12 yaşında olduğunu ve gerçek adının Arthur Hutchins Jr.
olduğunu itiraf etti. Christine haklı çıkmıştı.
Arthur annesi hayatını kaybettikten sonra üvey annesi ve babasıyla yaşıyordu.
Otostop yaparken birisi ona Los Angeles'da kaybolan Walter Collins'e benzediğini söylemişti.
O da kayıp Walter'ın yerine geçebileceğini düşündü.
Çünkü Los Angeles'da Hollywood'a gitmek istiyordu.
Orada en sevdiği kovboy rolündeki oyuncu olan Tom Mix ile tanışmayı her şeyden çok istiyordu.
Walter Collins'e benzediğini öğrenince Tom Mix ile tanışmak için önünde büyük bir fırsat olduğunu düşünmüştü.
8 Eylül'de hastaneye kapatılan Christine de 5 gün sonra serbest kaldı.
Çıkar çıkmaz Los Angeles polis departmanına dava açtı.
Davanın sonunda Kristen haklı bulunuca yüzbaşı Jones'u 10.800 dolar tazminata mahkum ettiler.
Ayrıca görevden uzaklaştırma dağıldı.
Yüzbaşı Jones bu parayı kadına hiçbir zaman ödemedi.
Walter Collins ise hala kayıplardaydı.
Walter bulunamadıkça hakkındaki söylentiler de gün geçtikçe artıyordu.
Bunlardan en önemlisi tavuk çiftliği cinayetleri diye bilinen bir olay da onun da kurban olmuş olmasıydı.
Gordon Northcott adındaki adam Vineville'de kurduğu bir tavuk çiftliğinde annesiyle birlikte genç erkekleri yakalıyor, onlara kötü şeyler yapıyordu.
Arka arkaya 8-9 yaşındaki insanlar kayboluyordu.
Walter Collins'in kaybolmasının ardından kısa bir süre sonra bu olayın patlak vermiş olması, Christine Collins'in aklına çocuğunu kaçıranın Gordon olduğunu getirdi.
Olayla ilgili Gordon yakalandıktan sonra bu suçu asla kabul etmedi.
Ama annesi doğru mudur yalan mıdır bilinmez Walter'ın canını aldıktan sonra tavuk çiftliğine gömdüğünü açıkladı.
Walter'ın bedeni ise asla bulunamadı.
Gordon da diğer işlediği suçlardan dolayı idam cezasına çarptırıldı.
Tam infazdan bir gün önce anne Christine'i hapishaneye çağırarak ona gerçekleri anlatacağını söyledi.
Christine büyük bir heyecanla oraya gitse de adam kendisiyle konuşmak istemediğini ve derhal oradan gitmesini istedi.
Gordon'ın bu suçu işleyip işlemediği hala bilinmiyor.
İşlediğine dair hiçbir delil bulunamadı.
Başka bir teoride de babasının kötü şöhreti geçiyordu.
Walter'ın babası Walter J.C.
Collins uzun zamandır hapishanedeydi.
Girdiği suç dünyasında kendisine bir sürü düşman edilmişti.
İçerideyken bu haberi alır almaz oğlunun düşmanları tarafından kaçırıldığını düşünmeye başladı.
Ona göre bu bir intikam hamlesiydi.
Fakat düşmanlarının isimlerini vermediği için böyle bir araştırma yapılamadı.
Ayrıca eğer düşmanlar alıkoyduysa da ne anneyle ne de babayla irtibata geçmedi.
Bu hamleyi yapanların karşı tarafa korkuyu yaşatmak için haber vermesi gerekiyordu.
Onun dışında boşuna olacaktı.
Christine Collins yıllarca oğlunu aramaya devam etti.
Umudunu bir gün bile yitirmedi.
Ona göre oğlu hala yaşıyordu ve bir yerlerdeydi.
Polislere göre ise Gordon Northcott ve annesinin kurbanı olmuştu.
Acılı anne 1964 yılına kadar oğlunu aradıktan sonra bulamadan hayatını kaybetti.
Walter Collins'den geriye sadece anısı kalmıştı.
Ve onun peşinde usanmadan arayışta olan bir anne.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
