
Transkript
Bugün Stanford Üniversitesi'nde mahkum veya gardiyan olma psikolojisini inceleyen Stanford hapishaneye deneyini anlatacağım.
1971 yılında psikolog Philip Zimbardo tarafından gerçekleştirilen deneye 24 lisans öğrencisi katıldı.
Seçilen öğrenciler Stanford psikoloji binasının Bodrum katındaki sahte hapishaneye yerleştirildiler.
Bu olay birçok filmede konu olmuştur.
İlk olarak 2001 Alman yapımı deney filmine daha sonra 2010 yapımı.
The Experiment filmine son olarak 2015 Amerika yapımı aynı adı The Stanford Prison Experiment filmine konu olmuştur.
1971 yılında Philip Zimbardo isimli bir sosyal psikolog insanların sosyal rollere nasıl tepki verdiğine dair bir deney düzenleme kararı aldı.
Stanford Üniversitesi'nin psikoloji departmanının modrum katına inşa edilen sahte bir hapishanede gardiyanlar ve mahkumlar olarak davranmaları sağlanacaktı.
İki hafta sürecek olan deney için 24 kişiden oluşan bir grup erkek üniversite öğrencisi kullanıldı.
Fakat Zimbardo deneklerine hangi role sahip olacaklarını onların haberi olmaksızın belirledi.
Deneklere önceden bunun 2 haftalık bir deney olacağını, bir hapishanenin simüle edileceğini, gün başına 15 dolar alacaklarını bildirdi.
Mahçumlara deney süresince gardiyanların emirlerini dinleme zorunluluğu yüklendi.
Gardiyanlara ise mahçumlara sözlerini geçirebilmek için olabildiğince sert davranmalarını ancak şiddete kesinlikle başvurmamalarını tembihledi.
Zimbardo sonradan yayınlanan görüntülerde deney öncesinde gardiyanları eğitirken mahkumlar üzerinde can sıkıntısı hissi ve bir dereceye kadar korku yaratabilirsiniz diyordu.
Onların hayatlarının sistem tarafından sizler ve bizler tarafından kontrol edildiği hissine kapılmalarını istiyordu.
Ve kesinlikle özel hayatları olmayacak diyordu.
Onların bireyselliklerini çeşitli yollarla ellerinden alacaklarını Ve sonucunda tüm gücün onların elinde olacağını söylüyordu.
Gardiyanlar tıpkı gerçek gardiyanlar gibi giydirildi.
Ellerine tahta sopalar verildi.
Tamamen gerçek bir hapishane ortamı yaratılmaya çalışıldı.
Göz temasına engel olması amacıyla aynalı gözlükler verildi.
Zimbardo 14 Ağustos 1971 günü mahkum konumunda olacak denekleri kendi evleri önünde ansızın beklenmedik bir zamanda tutuklayarak deneye dair etti.
Tutuklamaları Paylo El Topolisi Zimbardo ile anlaşmalı olarak yaptı ve mahkumları silahlı soygun suçuyla suçladı.
Mahkumlar tüm gerçek tutuklanma prosedürlerinden geçirildi.
Parmak izleri alındı, profil fotoğrafları çekildi.
Polis karakolundan sonra sahte hapishaneye gerçek bir mahkum taşıma aracılığıyla transfer edildiler.
Yani her şey gerçek gibiydi.
Mahkumlara ise tıpkı gerçekte olduğu gibi oldukça rahatsız edici bir mahkum kıyafeti giydirildi ve bileklerine birer zincir vuruldu.
Gardiyanlara mahkumları onlara atanmış ve mahkum kıyafetlerine işlenmiş numaralarla çağırmaları tembihlendi.
Böylece tamamen gerçek bir hapishane ortamı yaratıldı.
Hapishanedeki her bir hücre 3 mahkuma ev sahipliği yapmaktaydı.
Hücreler oldukça dardı.
Mahkumlar için bir hapishane bahçesi yaratılmıştı.
Ve gardiyanlar için ise geniş, rahat alanlar kurulmuştu.
Gardiyanlar üçlü gruplar halinde 8 saatlik vardiyalarla çalıştılar.
Gardiyanların görev sonrası...
hapishane alanında bulunmaları gerekmiyordu.
Deney bu şekilde başladı ve göreceli olarak sorunsuz bir günden sonra daha ikinci günden ortalık karışmaya başlamıştı.
İkinci gün birinci hücrede kalan mahkumlar kapılarını yataklarla bloke ederek kıyafetlerini çıkardılar ve gardiyanları artık dinlemeyeceklerini söyleyerek emirleri reddettiler.
Olaylar bu şekilde başladı ve sonuçlar oldukça rahatsız edici düzeydeydi.
Sıradan ve normal sayılacak üniversite öğrencileri Sadece birkaç gün içerisinde vahşi düzeyde sadist gardiyanlar ve gitgide korkaklaşan mahçumlara dönüştüler.
Her geçen gün her biri rollerine daha da bağlı hale geldiler.
Gün geçtikçe gardiyanlar giderek şiddetlenen psikolojik kontrol taktikleri geliştirmeye başladılar.
Örneğin isyanlara katılmayanları aldıkları özel bir hücre yarattılar ve burada onları ödüllendirmeye başladılar.
Benzer şekilde mahçumların yatak çarşaflarını ve süngerlerini alarak Onları metal yataklarda uyumaya zorladılar.
Kısa süre içerisinde gardiyanlar mahkumlara önce gizli sonrasındaysa açık şiddet uygulamaya başladı.
Yemeklerini yemeyenler için gardiyanlar tarafından karanlık bir oda yaratıldı ve oraya hapsedilme cezası uygulanmaya başlandı.
Sadece 36 saat içerisinde 8612 numaralı mahkum Zimbardo'nun tanımıyla çılgın tavırlar sergilemeye başladı.
8612 numaralı mahkum bağırıyor, çığlık atıyor, küfür ediyor ve kontrolsüz öfke nöbetleri geçiriyordu.
Deney yapanların bu durumu kabullenmesi zor olsa da deneyin salınması karar verildi.
Deneyin başlamasından sonra sadece 6 gün geçmesine ve deneyin içeriği tamamen rol yapmaya dayanıyor olmasına rağmen sosyal ilişkilerin gerçekliğinden ötürü mahkumlarla gardiyanlar arasındaki ilişki
o kadar sadist ve vahşi bir hale gelmişti ki Zimbardo beklediği süreyi tamamlayamadan deneyine son vermek zorunda kaldı.
Deneyi ilk günlerinden itibaren gardiyan konumundaki öğrenciler sözlerini mahkumlara dinletebilmek için giderek şiddetli hale gelen yöntemler uygulamaya başlamışlardı.
Mahkumlarda ilk günlerde gardiyan konumundakilerin gerçek hayatta kendileriyle aynı düzeyde olduğunu bildiklerinden inatçı ve zoracı bir şekilde rollerine üstlenen bir tablo çizmişler ancak her
geçen gün... Bu inatlaşmaya bağlı olarak artan gardiyan şiddeti onları giderek uysal ve korkak bir hale getirmişti.
Bu deney toplumun onlara biçtikleri rolleri farkında olmadan nasıl sahiplendiğini ve o rolün etkisinden çıkamadan kontrolsüz bir şekilde yerine getirdiğini göstermeyi hedeflemekteydi.
Deneyle ilgili birçok tartışma ve karşıt bilimsel makale yayınlanmıştı.
Özellikle de aradan geçen 48 yıl sonunda 2019 yılında Philip Zimbardo, Deneye ait orijinal kayıt ve dokümanları halkın erişimine açma kararı almıştı.
Şu ana kadar makaleye yöneltilen eleştirilerden birisi denekleri rastgele seçilmediği, tam tersine seçilen kişilerin agresiflik, otoriterjenizm, makyavelliyanizm, narsizm ve sosyal
baskınlık gibi açılardan ortalamadan yüksek puanlar almış, empati ve altruizm alanlarında ortalamadan düşük puanlar almış bireylerden oluştuğu yönündeydi.
Modern psikoloji ve sosyoloji kuramları ışığında geliştirilen bir diğer eleştiri bu deneyde ortaya koyulan türden zorbalığın kendiliğinden ortaya çıkmasının güç olduğu daha ziyade baskı ve zorbalık
üzerine kurulu sistemlerde doğal bir yan etki olarak ortaya çıktığı yönündedir.
Bazı araştırmacılar gardiyan rolündeki kişilerin özellikle zorba olmak veya zorbalaşmaktan ziyade deneyi yapan bilim insanlarının onları zorbalığa yönlendirmesi ve teşvik
etmesi sonucu deneklerin zorbalaştığını ileri sürmektedirler.
Bugüne kadar deneye yönelik geliştirilen eleştirilerden bir diğeri gardiyanlar arasındaki davranışlar çeşitlilik ile ilgilidir.
Gardiyanların bir kısmı zorbalığa ve zorbalık yapmaya yönelik üzerlerindeki baskıya aktif olarak ayak diremişlerdir.
Bunu fark etmek önemlidir.
Çünkü zaten modern psikoloji ve sosyoloji çerçevesinde gördüğümüz içinde bulunulan durumun kişilerin davranışlarını elbette etkilediği, Ancak bireysel tercih ve kararların sonuçları
etkileyebildiği ve buna bağlı olarak bireylerin suç ve başarılarından mesul olabildiği argümanıdır.
Bu önemli bir eleştiridir.
Çünkü Stanford Hapishane Deney'le ilgili yaygın bir kanı toplum içerisine belirli roller verilen kişilerin kaçınılmaz olarak vahşileşeceği ve zorbalaşacağı yargısıdır.
Eğer durum buysa her koşulda kişilerin aksiyonlarından ziyade kurumların yönerceleri sorumlu tutulacaktır.
Ancak eğer durum bu değilse kurumun yozlaşmışlığı her ne kadar ne düzeyde olursa olsun bireylerin kararlarının önemi vurgulanmış olacaktır.
Böylelikle yozlaşmış kurumların iyileştirilmesi yönünde bireysel çabalar sarf etmekte teşvik edilebilir olacaktır.
Görünen o ki Stanford hapishane deneyine benzer şekilde yapılan deneylerde her zaman zorbalığın doğal olarak ortaya çıkmadığı tam tersine bazı deneylerde deneklerin eşitlikçi ve adil
bir sosyal yapı inşa ettiği gözlemlenmiştir.
Evet bu videoda Stanford hapishane deneyini izledik.
Peki sizin de yorumunuzu merak ediyorum.
Sizce burada bireyler mi suçludur yoksa kurumlar mı?
Yani bireyleri böyle davranmaya iten kurumlar mı yoksa o kurumlar böyle davranmaya itse bile bireylerin bunları yapıyor olması mı?
Bununla ilgili yorumlarınızı videonun altında görmek isterim.
Bu videonun da sonuna geldik. Bir sonraki videoda görüşmek üzere.
Kendinize çok iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
