
Transkript
Lakabının kopyacı katil olmasının sebebi hem kendi kendisini hem de basının onu otoban katilleri olan Yiğit Bekçe ve Mehmet Karahasan'a benzetmesiydi.
Daha önce benim de videosunu yaptığım Ramazan bayramında 7 kişiyi öldüren ölüm makinesi Yiğit Bekçe'nin zevk için öldürdüm demesiyle.
Öznar'ınsa yakalanmasaydım öldürmeye devam edecektim.
Sözleri kamuoyunu en az cinayetler kadar...
dehşete düşürmüştü. Bekçe Karahasan ve Özner'in ortaokulda eğitimlerini terk etmeleri, uyuşturucu kullanmaları, geçmişte hırsızlık, adam yaralama, gaz gibi suçlardan cezaevinde yatmış olmaları, parçalanmış
yoksul aile ortamında büyümeleri onların ortak noktaları olarak ön plana çıkıyordu.
Gürkan Özner 1979 yılında Ankara'nın Mamak ilçesinde dünyaya geldi.
Yoksul bir ailenin çocuğuydu.
İlkokuldan sonra eğitimini bırakmış neredeyse çocuk yaşta madde kullanımına başlamıştı.
Özner hayatı boyunca hiç çalışmadı.
Geçimini hırsızlıkla sağlıyordu.
Özner ilk suçunu 13 yaşında işlemişti.
Hırsızlıktan yakalanmış ama yaşı küçük olduğu için serbest bırakılmıştı.
Hırsızlık, gas ve darptan sabıkası vardı.
11 ayrı ilde cezaevinde yatmış, 2001 affından yararlanarak dışarı çıkmıştı.
Hapisten çıktıktan sonra 5 yıl boyunca hiçbir suça karışmamış, Karıştıysa bile yakalanmamıştı.
Ta ki 4 arkadaşıyla birlikte bir bilgisayar mağazasını soymak istedikleri sırada fikir değiştirerek bakkal cinayetlerini işlemeye başlayana kadar.
Tarihler 15 Aralık 2006'yı gösterdiğinde Gürkan ve arkadaşları bir marketi soymaya karar verdi.
Saat 02.30 sularıydı.
Marketin sahibi Muharrem her gece olduğu gibi sabaha kadar açık tutacağı marketinde televizyon izliyordu.
Uyku bastırmış ve üşümüştü.
Açık duran kapıyı kapatmak için kalktı.
Piknik tüpünün üzerinde kaynayan çaydanlıktan bir bardak çay doldurdu.
Tekrar yerine oturdu.
Tam bu sırada bir gürültü duydu.
Kendi gürültüsünden korkan kediyi gördü.
Açık kalan kapıdan girmiş olmalıydı.
Gülümseyerek yerinden kalktı.
Kısa bir uğraştan sonra kediyi yakalamayı başardı.
Bir an kediyi bu soğukta dışarıda bırakmaktan rahatsız oldu.
Ama yapacak bir şey yoktu.
Kapıyı açtı ve kedinin gidişini izledi.
Hava gerçekten çok soğuktu.
Kapıyı tekrar kapattı.
Televizyonun olduğu yere doğru yürüdü.
Arkasında biri vardı.
Hızla geriye döndü ve kendisine dik gözlerle bakan adamı gördü.
Muharrem'in yüreği ağzına gelmişti.
Ama müşteriye belli etmemeye çalıştı.
Adam raflara yöneldi.
Raflar arasında dolaşırken bir yandan da kendisine bir adres soruyordu.
Muharrem rafları dolaşan adamı göz ucuyla takip ederek adresi tarif etmeye çalıştı.
Adamı soyguncu olduğundan neredeyse emindi.
Kısa bir süre sonra müşteri ağır ve tehditkar adımlarla Muharrem'in yanına geldi ve silahını çekti.
O sırada yanına ikinci bir adam daha geldi.
Silah çekene ayağına sık yeter diye bağırıyordu.
Önce düşündü sonra marketin sahibi Muharrem'in kafasına defalarca ateş etti.
Çok soğukkanlıydı.
Cansız bedenin ceplerini aradılar.
Cüzdanındaki 120 lirayı ve nüfus cüzdanını çaldılar.
Sonra yazar kasadaki 300 lirayı da.
Ardından da kasanın yanında duran 800 kontörlük telefon kartlarını çaldılar.
Arkadaşları donup kalmıştı.
Marketten çıktıklarında etrafta kimse yoktu.
Muharrem'in cansız bedeni markete gelen bir müşteri tarafından bulundu.
Cinayet masası dedektifleri içinse olay sıradan bir silahlı soygundu.
Muharrem 49 yaşındaydı ve evliydi.
Ayrıca 4 çocuk babasıydı.
Ölümüne neden olan merminin kovanı bedeninin hemen yanında duruyordu.
Kasa ise boştu. Paralar çalınmış.
Ama markette başka hiçbir şeye dokunulmamıştı.
Katil marketten çıkarken etrafı kolaçan etmiş ve kimseyi görmemişti.
Ama aslında yanılmıştı.
Olay sırasında yolda geçmekte olan bir görgü tanığı marketten silah sesini duymuş ve saklanarak olanları izlemişti.
Tanık kasa başında süren kısa bir konuşmanın ardından katilin ateş ettiğini sonra da koyu renkli eski bir model araca binip hızla olay yerinden uzaklaştırı görmüştü.
İkinci kişiyi hatırlamıyordu ya da görmemişti.
Görgü tanığı katilin eşgalini de veriyordu.
20-25 yaşlarındaydı.
Zayıftı. Saçları siyahtı.
Üstünde koyu renkli mont vardı.
Aracın içinde başka birinin olup olmadığı bulunduğu yerden görünmemişti.
Markette elde edilen deliller diğer gasp dosyalarıyla karşılaştırılmak üzere kriminal laboratuara gönderildi.
Oysa sıradan bir gasp vakası olarak kayıtlara geçen bu olay ertesi gün Ankara'daki tüm emniyet birimlerini seri cinayet alarmına geçirecek olayların ilk habercisiydi.
Gürkan ve arkadaşları kullandıkları maddeden ötürü ne olduğunu farkında değildi.
Bir gece sonra Ankara'nın Mamaka ilçesinde büfe işleten 31 yaşındaki Cüneyt cansız olarak bulundu.
Cinayetin işlendiği yer kullanılan silah ve soygun polisin dikkatini çekmişti.
Cinayet masası dedektifleri bu cinayetin bir gece önce öldürülen marketçiyle bağı olmasından şüpheleniyordu.
Cüneyt 3 kurşunla vurularak hayatını kaybetmişti.
Ve kasa yine bomboştu.
Dedektifler oğullarının cesedini bulan anne ve babasının ifadesine başvurdular.
Annesi büfede çalışan oğluna yemek götürmüştü.
Bir saat sonra boşalan kapları almak üzere babası büfeye gitmişti.
Oğlu o sırada tek başınaydı.
Babası kapları almış, eve dönerken 4-5 el silah sesi duymuştu.
Ses büfe yönünden geldiği için anne ve babası koşarak büfeye gitmişlerdi ve oğullarını sırt üstü Yatar vaziyette bulmuşlardı.
Kurbanın babasına göre oğlunun düşmanı ya da kavgalı olduğu kimse yoktu.
Aklına şüphelenebilecek kimse gelmiyordu.
Olay yeri inceleme ekibi ipucu aramasını tamamlamak üzereydi ki Ankara'nın Batı kent semtinde bir başka marketin silahlı saldırı olduğu haberi geldi.
Eli silahlı bir katil market sahiplerini kurban olarak seçiyordu.
Cinayet masası ekibi olay yerine ulaştığında 155 polis imdat servisine bağlı polisler bölgeyi güvenlik altına almıştı.
Saldırıya uğrayan market sahibi 43 yaşında Ahmet Boyacı'ydı.
Saldırıdan yara almadan kurtulmuştu.
Hala olayın şokunu yaşıyordu.
Yine de dedektifler için son 3 olayın arasında bağ olup olmadığını ispatlayabilecek tek kanıttı.
Ahmet'in ifadesine göre onu öldürmeye teşebbüs eden kişi hiçbir talepte bulunmamıştı.
Para ya da soyguna dair hiçbir şey söylememişti.
Ahmet müşteriye bira vermek için eğildiği sırada müşteri ateş etmişti.
Mermi tezgahın arkasındaki duvara isabet etmişti.
Ahmet de kendini yere atmıştı.
Müşteri de bu sırada koşarak kaçmış.
Ahmet arkasından baktığında ileride bekleyen koyu renkte araca binip gittiğini gördü.
Ahmet boyacının olaydan sağ kurtulması üzerine verdiği eşkal bilgileri ilk cinayetteki eşkalle uyuşuyordu.
Üstelik boyacı katilin yalnız olmadığını söylüyordu.
Araçta bir kişi daha görmüştü.
İki gün içinde iki market ve bir büfeyi basan katilin cinayet işleyiş biçimi cinayet masası dedektiflerine Birkaç ay önce 7 kişiyi öldüren pompalı katilleri anımsatmıştı.
Cinayetlerin devam etmesinden korkan Ankara Emniyet Müdürlüğü bütün birimleri alarma geçirdi.
Önce tanık ifadeleriyle robot resimleri çizildi.
Ardından bu resim bütün illere dağıtıldı.
Dedektiflerin en büyük korkusu bir öncekinde olduğu gibi başka illerde de seri cinayetlerin işlenmesiydi.
Bu arada cinayetlerle ilgili balistik raporlar da tamamlanmıştı.
Her iki cinayette ve son saldırıda kullanılan silah aynıydı.
Yine de polisin elindeki tek güçlü ipucu katile ait robot resimdi.
Bu resim daha önce gasp suçundan ceza alan sabıkalılarla karşılaştırıldı.
Resim sabıkalılar arasından 27 yaşındaki Cürkan Öznar'a neredeyse tıp atıp benziyordu.
Ancak Öznar hiçbir adreste yoktu.
Evinde yapılan incelemede cinayetlere dair herhangi bir delil bulunamadı.
Ama bir hafta sonra bir arkadaşının evinde saklandığı bilgisine ulaşıldı.
Operasyon için düğmeye basıldığında polis ev araması için gerekli olan mahkeme iznini de yanına almıştı.
Özdar ve arkadaşı o an evdeydi.
İki sanık sorgulanmak için Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne götürülürken araştırma ekibi de evde detaylı bir arama yaptı.
Evin her yeri yasa dışı maddehaplarla doluydu.
Evde bulunan en önemli delil ise o silahtı.
Baristik inceleme sonucunda silahın Market cinayetlerinde kullanılan silahla aynı olduğu ortaya çıktı.
Silahın üzerinde Öznar'ın parmak izleri vardı.
Verdi ilk ifadeye göre cinayetlerde yalnız olmadığını yanında Fırat, Fatih'in ve Umut'un da olduğunu söyledi.
Kiraladıkları otomobille hırsızlık yapmak üzere plan yaptıklarını ancak işler istediği gibi gitmediği için market sahibinin canına kıydığını anlattı.
Fırat market sahibi oyalamadığı için market sahibi elini kasaya götürmüştü.
Özner de silahı çekeceğini zannederek ateş etmişti.
Paraları almışlardı.
Gürkan'a göre paranın hepsini Fatin almıştı ve yası dışı hap almaya gitmişlerdi.
Sabah gidip olay yerine bakmışlardı.
Adamın öldüğünü anlayınca dikkatli olmaya karar vermişlerdi.
Bir gün sonra dördü yine hırsızlık için dışarı çıkmış ve büfeyi soymaya karar vermişlerdi.
Özner bu cinayeti Fırat'ın işlediğini kendisinin bu sırada büfenin arkasında olduğunu iddia ediyordu.
Özner'in karakolda ifade verirken söyledikleri öldürmekten zevk alan bir portre çiziyordu.
Suç ortağı Fırat bile onun kurbanını ayağından vurabilecekken kurbanının başına hedef aldığını söylüyordu.
Fırat'ın ifadesine göre Cürkan uzun zamandır Ankara'yı kana bulayacağını söylüyordu.
Aynı gün Özner'in adlarını verdiği 3 kişi de gözaltına alındı.
Tümü Özner'in cinayetlerinden önce yasa dışı madde kullandığını söylüyordu.
Özner ise Bayramda bakkalların kasaları dolu olur.
Eylemlerimi bu nedenle sürdürecektim.
Cinayetleri para için işledim.
Bu bayramın yıldızı da ben olacaktım.
Bir liste yapmıştım. 10 bakkala kafasına sıkacaktım.
Ankara'yı da kana bulayacaktım dedi.
Özdar'ın arkadaşları cinayetlere kısmen dahil olduklarını ama rol almadıklarını iddia ediyorlardı.
Oysa yakalanmasalardı planları dehşet vericiydi.
Asıl planları...
kurban pazarında büyük ve küçük baş hayvan satan 12 kişiyi gasp edip canlarına kıymaktı.
Öznar ve arkadaşlarının davası Ankara 6.
Ağır Ceza Mahkemesi'ne görüldü.
Yargılama sonunda Öznar, kasten adam öldürmek suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis, nitelikli yağma suçundansa 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Mahkeme Fırat Fatih ve Umut'tansa cinayet suçlarına karışmadığına hükmetti.
3'ün nitelikli yağma suçundan 4 yıl 2 aydan 7 yıl 6 aya kadar değişen hapis cezaları aldılar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
