
Dışarıdan sakin, zeki ve kibar görünüyordu. Ama Edmund Kemper’ın içinde, çocukluğundan itibaren büyüyen karanlık bir dünya vardı. Bu bölümde Santa Cruz’u korkuya boğan cinayetleri, annesiyle olan yıkıcı ilişkisini ve FBI’ın suç profilleme çalışmalarına konu olan zihnini anlatıyoruz.
Transkript
Merhabalar, Olay Yeri: Suç Hikayeleri Podcast'ine hoş geldiniz.
Bu bölümde Edmund Kemper'ı dinleyeceğiz.
1970'lerin başında Kaliforniya'nın küçük sahil kasabası Santa Cruz, güneşli günlerin ardındaki karanlık bir sırla çalkalanıyordu.
Üniversiteli gençlerin deşeli kahkahaları yerini çoktan fısıltılı ve korku dolu sohbetlere bırakmıştı.
Her gün bir yenisi eklenen kaybolma haberleri kasabanın sokaklarında soğuk bir rüzgar gibi esiyordu.
Bu rüzgarı estiren 2 metrelik boyuyla dev gibi bir seri katil olan Edmund Kemper'dı.
Kemper dışarıdan bakıldığında son derece zeki, kibar ve hatta utangaç görünebilirdi.
Ancak bu görünüşünün ardında olağanüstü yüksek IQ'sunu ve sakin tavrını kullanarak çevresindekileri manipüle eden, derinlerde şiddet fantezileri barındıran bir kişilik vardı.
Gerek kurbanlarına yaptıkları, gerekse kendi sözleri onun akıl almaz iç dünyasını ortaya koyuyordu.
Edmund Emil Kemper III, 18 Aralık 1948'de Kaliforniya'nın Burbank şehrinde dünyaya geldi.
Ailesinin ortanca çocuğuydu ve tek erkek evlattı.
Babası Edmund Junior, 2.
Dünya Savaşı gazisi bir elektrikçiydi.
Annesi Clarnell ise aşırı otoriter, alkol sorunları olan ve ruhsal açıdan dengesiz bir kadındı.
Anne ve baba arasındaki geçimsizlik, Kemper daha küçükken yaşamını şekillendirmeye başladı.
Babası, annesiyle evliliğini savaşta cephede geçirdiğim günlerden daha...
kötüydü diyerek tarif ediyordu.
Bu huzursuzluk ev ortamında küçük Edmund, sevgisiz ve korku dolu bir çocukluk geçirdiğini daha sonra anlatacaktı.
Annesi Clarnal'ın onu sık sık aşağılayıp azarladığını, hiçbir kadının onu asla sevmeyeceğini söylediğini ve sırf yumuşak olmaması için ona sevgi göstermeyi bile reddettiğini iddia etti.
Clarnal, oğlunun kız kardeşlerine zarar vereceğinden korkarak Edmund'u geceleri bodrumda kilitli tutuyor ve en ufak bir itaatsizliğinde onu dövüyordu.
Küçük Edmund'un zihninde şiddet ve nefret tohumları işte böyle atıldı.
Kemper'ın çocukluk davranışları ileride işleyeceği suçların adeta habercisiydi.
Daha 10 yaşındayken ailesinin kedisini canlı canlı gömdü.
Kedinin başına bir kaza geçirdi ve sonra hiçbir şey olmamış gibi ailesine ustaca yalan söyledi.
Ayrıca ablasıyla oynadığı oyunlar da garipti.
Ablasının bez bebeklerinin kollarını...
Bacaklarını ve kafalarını koparıyor, hatta gaz odası ve elektrikli sandalye adını verdiği idam taklidi oyunlar kurguluyordu.
Bir keresinde ablası ona takılarak öğretmeninin neden öpmüyorsun diye sorduğunda Edmund'un verdiği cevap tüyler ürperticiydi.
Öpmem için onu...
Öldürmem gerekir demişti.
Okuldaki arkadaşları tarafından tuhaf bulunan, içine kapanık ve dev cüssesi nedeniyle dışlanan Kemper, çok erken yaşlarda aklından ölüm ve şiddet düşüncelerinin geçtiğini itiraf edecekti.
Anne ve babasının 1961'de boşanmasıyla Kemper, annesi Clarnell ve iki kız kardeşiyle Montana'ya taşındı.
Babasından ayrılmak Edmund'u derinden yaralamıştı.
Ergenlik dönemine girerken annesiyle çatışmaları iyice arttı.
Kemper yıllar sonra annesini hasta, öfkeli ve üzgün bir kadın diye tanımlayacaktı.
Aile içi şiddet ve duygusal istismar genç Edmund'un kişiliğinde onarılmaz yaralar açtı.
Psikiyatristlerin belirttiği üzere çocukluk çağındaki travmalar ve baskılanmış duygular Kemper'ın ileriki şiddet davranışlarında önemli bir etken olmuştu.
Evdeki huzursuzluk dayanılmaz hale gelince Edmund 14 yaşında evden kaçıp Kaliforniya'da yaşayan babasının yanına gitti.
Ne var ki babası yeniden evlenmiş ve yeni bir aile kurmuştu.
Üvey annesi ve babası tarafından istenmeyen Kemper, çareyi baba tarafından büyük anne ve büyük babasının çiftliğine gönderilmekte buldu.
Sierra Nevada eteklerindeki bu ücra çiftlikte 15 yaşındaki Edmund'un içinde fırtınalar kopuyordu.
Büyük babası Edmund Sr. yaşlı ve otoriter.
Büyük annesi Maud ise torunundaki tuhaflıktan endişe duyan sert bir kadındı.
Anlatılanlara göre Maud genç Edmund'un ruh halinden tedirgin olur hatta evdeki silahı ondan saklamaya çalışırdı.
Bu ortam Kemper'ın bastırılmış öfkesini iyice harladı.
27 Ağustos 1964 günü öğleden sonra mutfak masasında büyük annesi Maud ile otururken aralarında bir tartışma patlak verdi.
Mal'ın kendisine sürekli karışmasından ve talimat vermesinden bunalan Edmund öfkesine yenildi.
Av tüfeğini kapan genç, kuşlara ateş etmemesini söyleyen 66 yaşındaki büyükannesini başından vurarak öldürdü.
Ardından panikli kadının cesedini sürükleyerek yatak odasına gizlemeye çalıştı.
O esnada 72 yaşındaki büyük babası Edmund Senior marketten eve dönmek üzere arabasıyla çiftliğe yanaştı.
Olanları fark edeceğini anlayan Kemper büyük babasını arabadan iner inmez tüfekle vurarak onu da öldürdü.
Böylece henüz 15 yaşında iki yakın akrabasını öldürmüş oldu.
Sonrasında ne yapacağını bilemeyen Edmund Montana'daki annesi Clarnal'ı arayarak her şeyi itiraf etti.
Annesi ona polise teslim olmasını söyledi.
Nitekim Clarnal eski eşine bir gün bu oğlanın anneannesini ve babasını öldürebileceğini önceden söylemişti.
Kemper buna itaat etti.
Cinayetin hemen ardından polisi aradı ve gelen ekibi evin verandasında sakince bekleyerek teslim oldu.
Tutuklandığında Edmund büyük annesinin ne hissettireceğini merak ederek vurduğunu soğukkanlılıkla açıkladı.
Bu sözler onun genç yaşta ne denli duygusuz olabildiğinin kanıtı niteliğindeydi.
Büyük babasını ise büyük annesinin ölü bedenini görüp üzülmesin diye öldürdüğünü iddia etti.
Bu kan donduran aile katli yetkilileri bile şaşkına çevirmişti.
Henüz çocuk sayılacak yaştaki birinin böyle bir cinayeti işlemesi anlaşılır gibi değildi.
Kemper hemen psikiyatrik gözleme alındı ve paranoid şizofreni teşhisi kondu.
Mahkeme onu Kaliforniya'daki yüksek güvenlikli Atas Kedero Eyalet Hastanesi'ne sevk etti.
Daha 16 yaşına basmadan kendi ailesinden iki kişiyi öldürmüş bir katil olarak kapalı bir psikiyatri kurumuna adım attı.
Edmund Kemper'ın hastanedeki yılları onun zekasını ve manipülasyon yeteneğini gözler önüne serdi.
Burası yüksek güvenlikli bir akıl hastanesi olsa da bir çocuk mahcumun gelişimi için ceza odaklı bir hapishaneden ziyade rehabilitasyon amaçlı bir ortamdı.
Kemper burada kapsamlı psikolojik testlere tabi tutuldu.
Sonuçlar IQ'sunun yaklaşık 140'ın üzerinde yani neredeyse dahi seviyesinde olduğunu ortaya koydu.
Hastanedeki doktorlar başlangıçta onu işbirlikçi ve uyumlu bir genç olarak görüp iyileşme yolunda olduğunu düşündüler.
Edmund gerçekten de orada örnek bir hasta profili çiziyordu.
Psikoloji laboratuvarında çalışıyor, diğer hastalara uygulanan testlerin uygulanmasına yardım ediyor ve tedavi dilini hızla öğreniyordu.
Hatta o kadar güven kazanmıştı ki zaman zaman bazı testlere uygulama ayrıcalığı bile verildi.
Ne var ki bu uyumlu davranışların altında ince bir plan yatıyordu.
Kemper sonradan Atas Kedero'da kaldığı süre boyunca 28 farklı psikolojik testin doğru yanıtlarını ezberlediğini ve doktorları kandırmak için kullanmaya hazırlandığını itiraf edecekti.
Gerçekte iç dünyasındaki şiddet ve cinsel sapkınlık fantezilerini kimseyle paylaşmıyor, bunları ustaca gizliyordu.
Diğer mahkumların özellikle kadınlara tecavüz suçundan yatanların anlattığı vahşi hikayeleri dikkatle dinleyip dersler çıkarıyordu.
Onların hatalarını not alıyor, yakalanmalarına yol açan ipuçlarını, tanık bırakmamayı, kurbanla bağlantı kurmamayı kafasına yazıyordu.
Görünürde dindar bir genç adama dönüşüp iyileştiğine dair doktorlarını ikna etmeye odaklanmıştı.
Kendi söylediğine göre aslında suçunun sorumluluğunu tam olarak kabul etmiyor.
Kontrolüm dışındaydı diyerek iç rahatlatıyordu.
Ama onları böyle düşündürmenin tekrar özgür kalmasının anahtarı olduğunu da biliyordu.
Atas Kedero'daki bu pişman olmuş rolü sonuç verdi.
Doktorlar Edmund'un gerçekten rehabilite olduğuna ve topluma kazandırılabileceğine inandılar.
21 yaşına geldiğinde yasal olarak artık bir yetişkin olan Kemper 1969'da şartlı taliyeyle serbest bırakıldı.
Ancak serbest kalışı beraberinde ciddi bir hata getirecekti.
Hastane doktorları Kemper'ın kesinlikle annesinin yanına dönmemesi gerektiği uyarısında bulunmuşlardı.
Klanlarla yaşayacağı çatışmaların onun ruh sağlığını bozabileceğini öngörmüşlerdi.
Ne var ki yetkililer bu uyarıyı dikkate almadı.
Genç Kemper başka gidecek yeri olmadığı gerekçesiyle doğrudan annesinin yanına.
Santa Cruz'daki Aptos kasabasına gönderildi.
1969 sonlarında Edmund Kemper yıllardır görüşmediği annesi Clarnall'la aynı çatı altına girdi.
Clarnall o sıralarda yeni kurulmuş olan Santa Cruz'daki California Üniversitesi'nde idari asistandı ve Aptos'ta bir apartman dairesinde yaşıyordu.
Anne oğlun birlikte geçirdiği bu dönem tam da doktorların korktuğu gibi sürekli kavga gürültüyle geçti.
Komşular evden sık sık yükselen şiddetli anne oğul tartışmalarına şahit oluyordu.
Clarnell yetişkin oğluna bile küçümseyici ve kontrolcü davranmaya devam ediyor.
En ufak konularda onu azarlayıp duruyordu.
Edmund ise içine atarak sabrediyor, tartışmalardan kaçmak için çoğu zaman evden uzaklaşıyordu.
Bu dönemde Kemper dışarıya karşı normal bir hayat sürmeye çabaladı.
Kaliforniya Eyalet Otoyol Dairesi'ne iş buldu ve bir arkadaşıyla birlikte Alameda'da ev tutup annesinin yanından bir süre ayrıldı.
Sosyal çevre edinmek için en büyük tutkusu olan polislik alanına yakın durmaya çalıştı.
Polis akademisine girmeyi denedi ancak boyu 2.06 metre olduğu için reddedildi.
O dönemde polislik için bir üst boy sınırı vardı.
Bunun üzerine teselli polislerin takıldığı jüri odası isimli bir barda buldu.
Santa Cruz Polis Teşkilatı'nın mensuplarıyla burada dostluk kuran Kemper onlara göre kibar, sohbeti hoş, silahlar ve balistik meraklısı genç bir adamdı.
Kendisine nüktedan biçimli büyük Ed lakabı takmışlardı ve onu gerçekten seviyorlardı.
Polis muhabbetlerini büyük bir ilgiyle dinleyen Edmund içten içe kanun güçlerine hayrandı.
Kimse bir gün anlatılan o korkunç hikayelerinden birinde tekrarlıyorum.
Kimse bir gün anlatılan o korkunç hikayelerinden birinin kahramanının büyük Ed olacağını tahmin edemezdi.
Ne var ki Kemper'ın sıradan hayatı uzun sürmedi.
Anne evine dönüp durması Klanlı'yla bitmeyen çatışmaları onda yeniden karanlık dürtüleri uyandırmaya başlamıştı bile.
1970'lerin başında Santa Cruz bölgesi ülke genelinde beklenmedik bir şiddet dalgasıyla sarsılıyordu.
Bölgede arka arkaya işlenen cinayetler yüzünden Santa Cruz basını kente dünyanın cinayet başkenti manşetleri atmaya başlamıştı.
Özellikle genç kadınların kaybolması ve öldürülmesi vakaları endişe yaratıyordu.
Kemper koşulların adeta kendi planları için olgunlaştığını fark etti.
1971'de geçirdiği iki motosiklet kazası sonrası aldığı tazminatla kendine 1969 model sarı bir Ford Galaxy satın aldı.
Bu otomobili kafasındaki karanlık plana uygun hale getirmek için gizlice modifiye etti.
İçine plastik torbalar, ipler, bıçaklar, battaniyeler ve kelepçe sakladı.
Ayrıca yolcu kapısını içeriden açılmayacak şekilde değiştirdi.
Bundan sonra Edmund yollarda otostop çeken genç kızları arabasına alıp bırakmaya başladı.
Başlangıçta onlara dokunmadan adeta bir prova yapar gibi davranıyordu.
Sonradan itiraf ettiğine göre en az 150 otostopçuyu hiçbir zarar vermeden gidecekleri yere bırakarak güven kazanmayı öğrenmişti.
Ancak kafasında kurduğu vahşi fanteziler...
etkide güçleniyordu. Ed Kemper sonradan bu dönemde içindeki öldürme arzusunu küçük zıplatıcılar diye itiraf edecekti.
Bu dürtüler 1972'nin baharında onu harekete geçmeye zorladı.
7 Mayıs 1972 tarihinde Edmund Kemper nihayet planını uygulamaya koyuldu.
O gün Fresno Eyalet Koleji öğrencileri Mary Ann Peskey ve Anita Lucasia Berkeley'den Stanford Üniversitesi'ne gitmek üzere otostop yapıyorlardı.
Onları arabasına alan Kemper ıssız bir kırsal yola saptıktan sonra dehşet verici niyetini açığa vurdu.
Hızları tehdit ederek etkisiz hale getirdi.
Anita'yı bagaja kilitledi.
Mary Ann'i ise elleri kelepçeli halde arka koltukta yüzüstü yatırdı.
Önce Mary Ann'i bir plastik torbayla boğmaya çalıştı.
Direndiğini görünce defalarca bıçaklayarak öldürdü.
Ardından bagajdaki Anita'ya yöneldi.
Onu da bıçak darbeleriyle katletti.
İki genç kadının kan donduran şekilde öldürülmesinin ardından Kemper cesetleri arabasında bir süre gezdirdi.
Ne yapacağına dair soğuk kanlı bir kararla cesetleri evine götürmeye karar verdi.
Alameda'daki dairesine Mary Ann'in bedenini taşıyan Kemper cesedi soyarak parçalar ayırdı.
Anita'nın cansız bedenine de benzer şeyi yaptı.
Genç kızlara daha sonra cinsel tacizde bulundu.
Böylece sapkın fantezilerini gerçeğe dönüştürmeye başlamıştı.
İtiraflarına göre kurbanlarının cansız bedenleri üzerinde tam kontrol sağlamak ve onları sadece kendine ait kılma hissi onu tatmin ediyordu.
Kemper, Mary Ann ve Anita'nın bedenlerinden kurtulmak için zekice hamleler yaptı.
Beden parçalarını plastik torbalara koyarak bir dağ yolundaki ormanlık alana gömdü ya da attı bazılarını.
İki genç kıza ait hiçbir iz bırakmamaya kararlıydı.
Yine de ileride 15 Ağustos 1972'de Santa Cruz dağlarında bir kadın kafatası bulundu.
Bu Mary Ann Peskey'e aitti.
Anita Lükejian'ın bedeni ise...
asla bulunamadı. O günlerde iki üniversiteli kızın kayboluşu polis kayıtlarına girmiş ancak dönemin koşullarında kaçak gençler vakaları sık görüldüğünden olay fazla soruşturulmamıştı.
Mary Ann'in kafatası ortaya çıkınca cinayete kurban gitmiş olabilecekleri anlaşıldı.
Fakat henüz kimse koca etten şüphelenmiyordu.
O çevresinde saygılı, kibar ve zararsız bir genç olarak biliniyordu.
İlk cinayetlerinden 4 ay sonra Kemper tekrar saldırıya geçti.
14 Eylül 1972 akşamı San Francisco yakınlarında otostop yapan 15 yaşındaki dansçı Ayko Kuyu arabasını aldı.
Ayko beklediği otobüs gelmeyince otostop yapmaya karar vermiş talihsiz bir çocuktu.
Issız bir dağ yolunda arabayı durdurduğunda Ayko'nun içini bir korku kapladı ve durumun tehlikesini sezerek paniklemeye başladı.
Kemper onu kandırmaya çalıştı.
Öldürmek için silah taşıdığına Ama eğer sakin durursa zarar gelmeyeceğine ikna etmişti.
Ardından kızı etkisiz hale getirmek üzere ağzını bantlayıp burnunu parmaklarıyla tıkayarak boğmaya girişti.
Kız bayılınca da onu bıraktı.
Ayko kısa süre sonra ayılınca Kemper boğma eylemini tekrar etti ve bu kez ölünceye dek sürdürdü.
Ayko Ku hayatını kaybetmişti.
Edmund Kemper cansız bedeni arabasının bagajına koymadan önce cinsel saldırıda bulundu.
Ardından soğukkanlılıkla bir bara gidip birkaç bira içti ve sanki...
Hiçbir şey olmamış gibi annesinin evine döndü.
Gece ilerlediğinde Ayku'nun cesedini odasına taşıdı.
Tıpkı önceki kurbanlarda olduğu gibi parçalar ayırdı.
Başını ve ellerini gövdeden ayırarak farklı bir bölgeye attı.
Aykuku'nun kayboluşu uzun süre Mary Ann ve Anita'nın akıbetiyle ilişkilendirilmedi.
Santa Cruz polisinin karşı karşıya olduğu tek seri katil Kemper değildi.
Aynı dönemde bölgede Herbert Mullin adında başka bir seri katil daha dehşet saçıyordu.
Birbiriyle karışan bu cinayet serisi gerçek fail bulunana kadar büyük bir kafa karışıklığı yaratacaktı.
1973 yılına girildiğinde Edmund Kemper ardına hiçbir iz bırakmadan cinayetlerine devam ediyordu.
7 Ocak 1973'te Santa Cruz'da yaşayan 18 yaşındaki Cindy Şalığı arabasını aldı.
Cindy'yi tabancayla vurup öldürdükten sonra cesedini Aptos'taki annesinin evine götürdü.
O sıralar motosiklet kazaları yüzünden maddi zorluklar yaşadığından yeniden Clarnall'ın yanına taşınmıştı.
Annesi evde yokken Cindy'nin cansız bedeniyle cinsel ilişkiye giren Kemper ardından bedeni küvette birbirinden ayırdı.
Bırakmamak için kafasındaki mermi çekirdeğini çıkardı ve birçok parçayı okyanus kıyısındaki uçurumdan aşağıya attı.
Ancak bu kez işler tam planladığı gibi gitmedi.
Sindişal'ın parçaları kısa sürede sahilde bulundu ve bölgede büyük infial yarattı.
Gazeteler bunu yapan meçhul failden kasap ya da doğrayıcı diye bahsetmeye başladı.
Yine de Kemper polisin kendisini fark edeceğinden endişe etmiyordu.
kendi tabiriyle olağanüstü dikkatli davranmış iz bırakmamıştı.
Nitekim cinayetlerle ilgili soruşturma o sıralar tamamen bambaşka bir yöne odaklanmıştı.
Herbert Mullen Santa Cruz civarında ard arda insanları öldüren bir diğer katil olarak Şubat 1973'de yakalanmış ve birçok cinayet ona yıkılmıştı.
Mullen yakalanınca yetkililer ve halk bölgedeki vahşetin sona erdiğini umuyordu.
Oysa asıl Coed katili henüz durmamıştı.
Molly'nin yakalanmasından sadece birkaç gün sonra 5 Şubat 1973'de Kemper yeni kurbanlarını aramaya koyuldu.
O akşam annesi Klarnell'la şiddetli bir kavga etti.
Evisiniyle terk eden Kemper öfkesini yatıştırmak için kendini tekrar yollara vurdu.
Aracıyla dolaşırken Rosalind Thorpe adında bir üniversite öğrencisini kısa süre sonra da Alice Liu adında bir diğer genç kadını otostop çekerken alıverdi.
İki genç kız arabada birlikte olmaktan dolayı kendilerini güvende hissediyordu.
Hatta araçta UC Santa Cruz kampüs çıkartması görüp Eddie okuldan biri sandılar.
Fakat koca Ed bir kez daha şeytani planını uygulamaya koydu.
Arabayı kullanırken sohbet esnasında Rosalind'in başını pencere tarafına çevirmesini sağladı ve yavaşlarken birden 22 kalibrelik tabancasını çıkarıp Rosalind'i başından vurdu.
Ardından arkadaki Alice'e aynı silahla defalarca ateş etti.
Alice ilk anda ölmemişti.
Edmund şehir dışına çıkınca onu yakın mesafeden tekrar vurarak öldürdü.
İki kadının cesedini hızla bagaja yerleştirdi.
Eve döndüğünde... Annesi hala uyanıktı.
Bu yüzden gizlice arabayı sokağa çekip bagajda duran cesetlere ürüpertici bir işlem uyguladı.
Rosalind ve Alice'in kafalarını bedenlerinden ayırdı.
Erti sabah annesi evden ayrıldıktan sonra Alice Liu'nun cesedini içeri taşıyarak odasında iğrenç eylemlerde bulundu.
Rosalind'in kurşun isabet etmiş kafasını banyoda kurcalayıp içindeki mermiyi çıkardı.
İki kurbanın vücut parçalarını farklı bölgeleri dağıtarak yok etmeye koyuldu.
Bir kısmını Santa Cruz dağlarına, kafaları ve elleri Pasifik Okyanusu kıyılarına attı.
Bu iki genç kadının kayboluşu o dönem Santa Cruz'da yaşanan genel panik içinde başlangıçta Molly'nin suçlarına dahil edilmeye çalışıldıysa da aslında Kemper'ın son işiydi.
Campbell'ın 1972-1973 arasında öldürdüğü 6 genç kadının ortak noktası hepsinin otostop yaparken aracına binmiş olmasıydı.
Kurbanlarını özenle seçmiş, hepsi genç, çoğu üniversite öğrencisi, rastgele karşılaştığı yabancılardı.
O dönem Kuzey Kaliforniya'da otostop, gençler arasında yaygın ve kabul gören bir ulaşım şekliydi.
Ancak bu cinayetler dalgası nedeniyle Santa Cruz Üniversitesi kampüs dışındaki öğrenciler için servis otobüsleri koymaya başladı.
Halksa büyük bir korkuya kapıldı.
Ne var ki Edmund Kemper seri katillerin en tehlikelerinden biri olarak kendini polis soruşturmasından uzak tutmayı başardı.
Ta ki en son ve en korkunç planını yani asıl hedefini gerçekleştirmeye karar verene kadar.
Edmund Kemper'ın öz annesi Clarnal'a karşı biriktirdiği nefret sonunda ölümcül bir patlamaya dönüştü.
Santa Cruz civarındaki tüm cinayetleri işledikten sonra içten içe bunların hepsinin temelinde annesinin olduğunu düşünüyordu.
Artık Kemper'ın gözünde final vakti gelmişti.
20 Nisan 1973'ü 21 Nisan'a bağlayan gece Edmund annesinin Aptos'taki evindeydi.
52 yaşındaki Clarnal bir üniversite etkinliğinden dönmüş, Edmund ise odasında sabaha dek oturup yapacağı şeyin planını kafasında ölçüp biçiyordu.
Sonunda sabaha karşı saat 5 sularında harekete geçti.
Mutfaktan bir çekiç aldı, annesinin yatak odasına girdi ve uyuyan annesinin başına var gücüyle bir darbe indirdi.
Clarnall uyanamadan Kemper cebindeki av bıçağını çıkarıp annesinin boğazını kesti.
Yıllardır hayalini kurduğu an gerçekleşmişti.
Annesi artık ölmüştü.
Edmund Kemper burada durmadı.
Annesinin cansız bedeniyle içindeki bütün ö...
öfkesinin kusarcasına uğraştı.
Clarnal'ın başını gövdesinden ayırdı ve onunla adeta bir hedef tahtası gibi oynayarak dart okları fırlattı.
Annesinden çıkardığı ses tellerini çöp öğütücü makineye atıp yok etmeye çalıştı.
Kemper bunu yapmasında annesinin bitmek bilmeyen azarlamalarının sebep olduğunu söyleyecekti.
Clarnon'un cesedini bir dolaba sakladıktan ve ortalığı topladıktan sonra Edmund oturup biraz düşündü.
Olayı tek bir katilin yaptığından şüphelenilmesini engellemek için sahte bir senaryo oluşturmaya karar verdi.
Planına göre annesinin yanında başka bir kurban daha olursa sanki katil evde başka biriydi izlenimi verebilirdi.
Bu amaçla annesinin yakın arkadaşı Sarah Sally Hallett'ı hedef seçti.
Ertesi gün 21 Nisan 1973 Cumartesi öğleden sonra Kemper annesinin telefonunu kullanarak Sarah Hallett'ı aradı.
Annesine bir sürpriz yemeği olduğunu, akşama yemeği gelmesini söyledi.
Sarah tehlikeden habersiz bir şekilde akşam üzeri eve geldiğinde Edmund onu hemen boğazına sarılarak yakaladı.
Kendi ifadesiyle önce çıplak elle sonra Ayko'dan aldığı fularla boğarak öldürdü.
Ardından cansız bedenini soyup yatağına yatırdı ve yine tacizde bulundu.
Sara da... artık Kemper'ın kurbanı olmuştu.
Bu cinayetiyle birlikte Edmund Kemper toplamda annesi de dahil 10 kişiyi öldürmüş durumdaydı.
Sarah Hallett'ı öldürdükten sonra Edmund Kemper soğuk kalınlığını sürdürerek planının sonraki aşamasına geçti.
Ertesi sabah 22 Nisan 1973'te suç mahallinden kaçmak amacıyla Sarah'a ait arabayı aldı ve Santa Cruz'dan uzaklaşmaya başladı.
Önce Los Angeles yönüne gitti sonra doğuya dönerek yaklaşık 18 saat boyunca aralıksız araba sürdü.
Yolda bir defa hız yaptığı için polis tarafından durduruldu ama sakin ve nazik tavırları nedeniyle sadece trafik cezası ödeyip yoluna devam etti.
Bu onun nasıl normal görünebildiğinin trajikomik bir göstergesiydi.
Yanında birkaç silah ve yüzlerce mermi taşıyor uyanık kalabilmek için sürekli kafein hapları tüketiyordu.
Sonunda Colorado eyaletinin Pueblo kentine ulaştı.
burada daha fazla kaçmanın anlamsız olduğunu düşünerek durdu.
23 Nisan 1973 Pazartesi sabahı Pueblo'da bir telefon kulübesine giren Edmund Kemper Santa Cruz polis merkezini aradı.
Telefona çıkan polis memuruna sakin bir sesle ben Edmund Kemper annemi ve onun bir arkadaşını 4 gün önce öldürdüm.
Ayrıca Santa Cruz civarında kayıp olan bazı üniversiteli kızları da ben öldürdüm diyerek itirafta bulundu.
Santa Cruz polisi başlangıçta bu itirafa inanmadı.
Telefondaki kişi onların tanıdığı birlikte içtikleri dev adam koca Ed olamazdı.
Herhalde biri şaka yapıyordu.
İlk aramayı ciddiye almayan görevli Kemper'a tekrar aramasını söyleyerek telefonu kapattı.
Ancak Kemper birkaç dakika sonra yeniden aradı ve ciddiyetini kanıtlamak için detaylar vermeye başladı.
Sonunda tanıdığı bir memuru telefona bağlattı ve ona annesinin evinde cesetleri bulabileceklerini kısa süre önce polislerin evde arama yapıp silahını aldığını hatırlattı.
Bu bilgiler üzerine Santa Cruz'dan bir ekip Kemper'ın Aptos'taki annesinin evine gönderildi.
Bir polis memuru Klarnell'ın evine girer girmez çürüyen ceset kokusuyla karşılaştı.
Dolapları açtığında korkunç manzarayı gördü.
Colonel Strandberg ve Sarah Hallett'ın cansız bedenleri Kemper'ın tarif ettiği şekilde oradaydı.
İkisi de başları kesilmiş haldeydi.
Böylece Santa Cruz'daki Co-It cinayetleri bilmecesi çözülmüştü.
Gerçek katil polislerin dost bildiği koca etti.
Edmund Kemper suç serisini kendi isteğiyle noktalamış ve teslim olmak için harekete geçmişti.
Bunun nedeni konusunda çeşitli yorumlar vardır.
Kimi annesini öldürdükten sonra artık amacına ulaştığını ve devam etmesinin anlamı kalmadığını düşünür.
Kimi ise aslında derinlerde yakalanmak ve durdurulmak istediğini söyler.
Nitekim Kemper daha sonra polislere kontrolümü kaybetmiştim, kilit altına alınmam gerektiğini biliyordum diyecekti.
Colorado Pueblo'daki telefon kulübüsünde ikinci kez aradığında ciddiye alınan Kemper hattın diğer ucunda polislere yerini tarif etmekte bile zorlandı.
Yorgun, bitkin ve zihni karışık bir haldeydi.
Sonra da Pueblo polisi onu tarif ettiği yerde bulup sorunsuz bir şekilde gözaltına aldı.
Edmund teslim olduğunda 24 yaşındaydı ve şaşırtıcı biçimde sakin görünüyordu.
Santa Cruz'dan bir grup dedektif ve savcı hızla Colorado'ya giderek Kemper'ı teslim aldılar.
Genç adam gözaltı sürecinde tam bir iş birliği sergiledi.
İki kez avukat talep etme hakkından feragat ederek her şeyi anlatmaya gönüllü olduğunu gösterdi.
Onun bu denli istekli itirafçı oluşu aslında bir yandan egosunu tatmin edici bir sahne sunuyordu.
Yıllarca gizlediği dehşet saçan eylemlerini şimdi tüm detaylarıyla anlatarak merkezde olacaktı.
Gerçekten de Kemper, Santa Cruz'a geri götürüldükten sonra polislere ve savcılara saatlerce süren itiraflar verdi.
Sorgu kayıtlarına göre durmaksızın konuşuyor, en ufak detayı atlamadan tüm cinayetleri nasıl işlediğini, cesetlerin nereye sakladığını, neler hissettiğini anlatıyordu.
Kurbanlarının kafalarını bir süre sakladığını, hatta birinin annesinin evinde bahçesine gömdüğünü ve penceresinden ona bakarak konuştuğunu bile itiraf etti.
Kurbanlarının kafalarıyla cinsel ilişkide bulunduğunu, tüm yaptıklarının ona tam kontrol hissi verdiğini soğukkanlılıkla anlattı.
Annesinin neden öldürdüğü sorulduğundaysa annesinin onun işlediği suçları öğrenmesi durumunda rezil olacağını düşünerek öldürdüğünü söyledi.
Ancak bu açıklama diğer itiraflarıyla yan yana koyulduğunda samimiyetten uzaktı.
Görünen o ki Edmund Kemper için annesinin yaşamına son vermek bir fantezinin doruk noktası ve aynı zamanda son noktaydı.
Soruşturma ekibinde yer alan FBI ajanı John Douglas yıllar sonra Kemper'ın aralarında bulunduğu için hep bir adım önde olduğunu söyledi.
Gerçekten de Kemper polisleri uzun süre atlatabilmiş ancak en nihayetinde yakalanmak kendi tercihi olmuştu.
Edmund Kemper'ın davası 1973 yılının sonbaharında Kaliforniya'da görüldü.
Sanık işlediği 10 cinayetin tamamını ayrıntılarıyla itiraf etmiş durumdaydı.
Savunma avukatı müvekkilinin akıl dengesinin yerinde olmadığını öne sürerek cinayetleri işlerken sorumluluğunun azalması tezini savundu.
Gerçekten de Kemper'ın geçmişinde paranoid şizofren teşhisi ve hastane yatışı olması bu stratejiyi destekler gibiydi.
Dava boyunca Kemper zaman zaman tuhaf davranışlar sergilese de mahkeme süreci onu...
planlı ve ne yaptığını bilen bir suçlu olduğu yönünde gelişti.
Mahkeme tarafından atanan psikiyatristler Kemper'ın yargılama sürecinde aklı dengesinin yerinde olduğuna kanaat getirdiler.
Jüri de bu görüşe katılarak 8 Kasım 1973'te Edmund Kemper'ı tüm suçlardan birinci derece cinayetten suçlu buldu.
Karar duruşmasında Kemper Tüyler ürpertici bir şekilde kendi idamı için talepte bulundu.
Beni ölüm cezasına çarptırın diyordu.
Hatta idam cezası uygulanırsa intihar etmekten vazgeçeceğini söyleyip mahkeme salonundakileri dehşete düşürdü.
Ancak o dönemde Kaliforniya'da idam cezası uygulaması geçici olarak askıya alınmıştı.
Bu yüzden yargıç yasal olarak idam veremedi ve bunun yerine Kemper'ı 8 kez müebbet hapis cezasına çarptırdı.
Karar sonrası Edmund Kemper cezasını çekmek üzere Folsom Devlet Hapishanesi'ne ardından da daha uygun görülerek California Tıp Merkezi'ne gönderildi.
Burası hem yüksek güvenlikli bir cezaevi hem de psikiyatrik mahkum bakım merkeziydi.
Kemper burada geçirdiği süre boyunca birkaç kez intihara teşebbüs etti.
Kendi deyimiyle yaşamak yerine ölmeyi hak ettiğini düşünüyordu.
Hatta birkaç kez beynindeki şiddet dürtülerinden kurtulmak için cerrahi operasyon talep ettiyse de Mahkeme bu isteklerini reddetti.
Sonuçta infaz edilmeyen ancak topluma da asla karışmaması gereken bir cani olarak demir parmaklıkların ardındaki uzun hayatına başladı.
Edmund Kemper hapishanede beklenmedik biçimde uyumlu bir mahkum profili çizdi.
Buradaki günlerinde kavgalardan ve sorunlardan uzak durdu.
Hatta cezaevi idaresine göre lekesiz bir disiplin sicili vardı.
Yıllar geçtikçe kendini meşgul etmek ve belki de işlediği suçların kefareti gibi gördüğü bir işle uğraştı.
Görme engelliler için kitap okuyup ses kaydı yapmaya başladı.
1977'den 2012'ye kadar Vakabil cezaevinde Blind Project yani Çöller Projesi adı verilen bir program kapsamında 5000 saatten fazla süreyle stüdyoda kitap okudu.
Bu çalışmalar için kendisine ödüller bile verildi.
Kan donduran suçların faili bir seri katilin binlerce görme engelliye sesli kitap yoluyla yardımcı olması toplumda tuhaf bir ironi olarak karşılandı.
Ancak birçok görme engelli dinleyici onun güçlü ve berrak sesinden memnun kaldıklarını da dile getirmiştir.
Kemper'ın cezaevindeki sakinliği onunla röportaj yapmak isteyen pek çok uzmanın dikkatini çekti.
1970'lerin sonunda FBI'nin davranış bilimleri biriminden ajanlar Robert Rester ve John Douglas seri katillerin zihin yapılarını çözmek amacıyla Kemper'la kapsamlı görüşmeler yaptı.
Kemper bu görüşmelerde de son derece açık sözlü ve işbirlikçi davranıyordu.
Çocukluğundan suçları işlerken hissettiklerine kadar her şeyi anlatıyordu.
Elde edilen bilgiler FBI'nin seri katil profilleme çalışmalarına önemli katkılar sundu.
Bildiğiniz gibi Edmund Kemper Altyazı M.K.
antisosyal kişilik bozukluğu ve narsistik kişilik özelliklerini barındırdığı konusunda görüş birliği olmuştur.
İlk teşhis edilen paranoid şizofrenin aksine sonradan yapılan değerlendirmelerde Kemper'a bu kişilik bozuklukları ve ayrıca garip düşünce örüntüleri nedeniyle şizotipali kişilik bozukluğu tanıları konmuştur.
Hapiste yıllar geçtikçe Kemper'ın beden sağlığı bozuldu.
Şeker hastalığı çıktı.
2015 civarında geçirdiği bir felç sonucu tekerlekli sandalyeye mahkum oldu ve Kalp rahatsızlıkları nedeniyle de kalp bile takıldı.
2020'lerde artık yaşlı ve çeşitli hastalıklarla mücadele eden bir mahkum haline geldi.
Ancak ruh hali ve tehlikeli konusunda yetkililer hala tetikteydi.
2017'deki bir disiplin raporuna göre Kemper bir kadın personelin bedenine uygunsuz bir şekilde dokunarak bir cezaevi kuralını ihlal etti.
Sorgulandığında pişkin bir tavırla sadece ortamın havasını değiştirmek istedim dedi.
Zaten buradayım en fazla ne ceza verebilirler ki diye cevap verdi.
Bu olay Kemper'ın hala başkalarını kontrol etme ve sınırları zorlama arzusunun sönümlenmediğine işaret ediyordu.
Santa Cruz bölge savcısı Jeff Rosal 2024'te verdiği demeçte Kemper bu ülkenin en sapkın seri katillerinden biri ve halen tedavi almamış durumda.
Bugün bile önceki yıllardan daha tehlikeli olduğunu söyleyebilirim diyerek onun topluma asla salıverilmemesi gerektiğini vurguladı.
Gerçekten de Edmund Kemper müebbet hapis cezası ile girdiği cezaevinde defalarca şartlı taliye başvurusunda bulunduysa da her seferinde geri çevrildi.
1979'dan başlayarak 1980, 81 ve 82'de düzenli olarak şartlı taliye duruşmaları yapıldı ve her seferinde taliye talebi reddedildi.
En son Temmuz 2024'te Kaliforniya Şartlı Taliye Kurulu'na çıkan 75 yaşındaki Kemper bu duruşmaya katılmayı bile reddetti.
Kurul, onsuz yaptığı değerlendirmede onun salıverilmemesine hükmetti.
Kurul raporlarında Kemper'ın hala yüksek risk teşkil ettiği belirtiliyor.
Nekrofilya dahil işlediği suçların hiçbirinden gerçek anlamda pişmanlık duymadığı vurgulanıyordu.
Sonuç olarak Edmund Kemper hapiste kalmaya devam etti.
Bir sonraki şartlı taliye değerlendirmesi 2031'de Kemper 82 yaşındayken yapılacak.
Ancak yetkililer ve uzmanlar onun ömrünün kalanını demir parmaklıklar ardına geçirmesinin toplum güvenliği için, tek seçenek olduğu konusunda hemfikirler.
Edmund Kemper vakası suç psikolojisi açısından son derece ilginç bir örnektir.
Öncelikle olağanüstü zekası sayesinde birçok seri katilin yakalanmasına yol açan hatalardan ustalıkla kaçınmıştır.
IQ'su 140'ın üzerinde olan Kemper plan yapma, öğrenme ve uyum sağlama becerilerini suç işlemeye adapte etmiştir.
Atas Kederi Hastanesi'nde uygulanan psikiyatri testlerini ezberleyip doktorları manipüle etmesi bunun bir göstergesidir.
Yine Santa Cruz'daki polislerle arkadaşlık kurarak soruşturmanın seyrini öğrenmesi ve bir adım önde gitmesi de stratejik zekasına işaret eder.
Kemper ifadesinde canlı kurbanlarla konuşmanın onu tatmin etmediğini, yaşayan kızların kendisiyle paylaşımcı olmadığını söylemiştir.
Bu söz onun sosyal iletişimde başarısız olsa da ölü bedenler üzerinde mutlak güç kurarak doyuma ulaştığını göstermektedir.
Nitekim kurbanlarını eşyalar gibi görüp onlara sahip olma arzusu taşıdığını bizzat ifade etmiş ve onları kendime ait istedim tıpkı birer obje gibi demiştir.
Bu seri katiller arasında görülen yaygın bir motifti aslında.
Mağduru insanlıktan çıkarıp nesneleştirme ve bu yolla güç hissetme ihtiyacı.
Çocukluğunda yaşadığı aile içi şiddet, duygusal ihmal ve belki de akrabalarından gördüğü cinsel istismar Kemper'ın kişilik bozukluklarını tetikleyen etkenler olarak değerlendirilmektedir.
Kız kardeşinin onu küçük düşürmesi, annesinin sevgisiz tutumu ve babasından erken kopuşu bir araya geldiğinde Edmund'un içinde bir derin aşağılık kompleksi ve öfke birikmişti.
Bu duyguları ileride kadın kurbanlar seçerek açığa vurması tesadüf değildir.
Nitekim pek çok seri katil vakasında failin çocukluk travmalarını model alarak kurbanlarını seçtiği görülür.
Kemper özelinde annesine duyduğu nefreti sembolik olarak diğer kadınlarla cezalandırdığı, nihayetinde ise doğrudan annesini öldürerek bu döngüyü tamamladığı düşünülebilir.
Psikiyatrist Donald Lundy, 1973'te Kemper ve kız kardeşiyle yaptığı görüşmelerde aile içi dinamiklerin onun öz güvenini tamamen yok ettiğini, anne sevgisinden mahrum büyümesinin ilerideki
şiddetini çörüklediğine not düşmüştür.
Tüm bunların birleşimi sonunda 10 masum insanın hayatına mal olan bir ölüm makinesine dönüşmüştür.
Onun vakası seri katillerin anlaşılması ve yakalanması konusunda kolluk kuvvetlerine ders vermiş, profil çıkarma tekniklerinin gelişimine katkı sağlamıştır.
Yakalandıktan sonra sergilediği işbirlikçi tavır ve itiraflar ardında birçok cevaplanmamış soru bırakmıştır.
Ancak insanlık dışı eylemlerine gerçek bir mazeret sunamamaktadır.
Bu podcast'in sonuna geldik.
Yeni bölümleri kaçırmamak için bildirimleri açmayı unutmayın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
