
Ken Rex McElroy Cinayeti - Çözülememiş Cinayetler
28 Mayıs 2021 · 10 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
Ken Rex McElroy 1934 yılında Missouri Skidmore kasabasının yakınlarında fakir bir ailede doğdu.
Aile bölgede çiftçilik yapıyordu.
McElroy pek eğitime meyilli birisi değildi.
15 yaşındayken 8.
sınıfta okulu bıraktı. Tam bu yaşlarda bölgede hırsızlığa da başladı.
Yaptığı ufak tefek hırsızlıklar dışında hayvan bile çalıyordu.
Artık yaşadığı bölgede bu konuda bir üne de kavuşuyordu.
Onun geçim kaynağı bu iş olacak gibi duruyordu.
İnsanlar onun tam bir cahil olduğunu düşünüyordu.
McElroy'un kendisini geliştirmesiyle de bir işi yoktu.
18 yaşındayken bir inşaat alanında başına kötü bir şey gelmesiyle geleceği de komple etkilendi.
Kafasına inşaattan çelik bir levha düştü.
Şans eseri hayatta kalmayı başardı.
Ama hayatı boyunca çekeceği kronik ağrılara sebep oldu.
Bu ağrıların en önemlisi kafadaydı.
Etraftaki insanlara göre bu kazadan sonra kafasından aldığı hasardan dolayı şiddet eğilimi sergilemeye başlamıştı.
Artık daha çabuk sinirlenen bir insan görüntüsü çiziyordu.
Ken McElroy 1980'li yılların başında bir arazi kiralayarak orada yaşamaya başladı.
Buradayken neredeyse karışmadığı suç kalmadı.
Alkol, tahıl, antika köpek hırsızlıkları yapıyordu.
Koca cüsseli bir adam olduğu için insanlar ondan çekiniyordu.
Adamın görüntüsü korkutucuydu.
McElroy o kadar yargı karşısına çıkıyordu ki toplam suç sayısı 21'e bile ulaşmıştı.
Adam makine gibiydi.
Tabii ki böyle birisine çok iyi bir avukat lazımdı.
Kansas City'den mafya avukatlığı da yapan Richard Jean McFadden tam ona göre bir avukattı.
Zaten 21 suçun sadece birinden mahkum edilmesi bunun doğrudan kanıtıydı.
McElroy da insanları bunun havasına atıyordu.
İşini sadece avukata da bırakmıyordu.
Ayrıca kendisine karşı tanık olacak insanları da tehdit ediyordu.
Tanık sıfatındaki insanları takip ediyor, evlerinin önlerinde onları izliyordu.
Bunları da gizli gizli yapmıyordu.
Tanık olan kişinin kendisini fark etmesini sağlıyordu.
Böylece onlara gözdağı verebiliyordu.
Hırsızlıklarla başladığı suç dünyasında bunun dışına da çıktı.
21 suçun içerisinde taciz, ev kundaklama, tehdit, adam yaralama gibi suçlarla vardı.
Bir keresinde bir adamın çiftliğine hırsızlığa gittiği sırada çiftliğin sahibini silahla vurmuştu.
Adam hayatta kalmayı başarınca cinayet derdiyle uğraşmak zorunda kalmadı.
McElroy ayrıca reşit olmayan kızlara da kötü şeyler yapıyordu.
Bunlardan bazılarıyla da şikayet edilmesin diye evleniyordu.
Trena McCloud'la da bu şekilde evlenmişti.
Trena onun üçüncü eşiydi.
Evlendiklerinde kız 12 yaşındaydı.
14 yaşındayken de hamile kaldı.
Trena çocuk doğduktan sonra bu adamdan kaçmak istiyordu.
Ailesinin evine dönmek için umudu vardı.
Ama McElroy bunu öğrenince Trena'nın ailesinin evini ateşe verdi.
Eşini de yeniden eve getirdi.
Oradan ayrılırken ailenin köpeğini de vurdu.
Çok kötü bir insandı.
Zaten ilk iki karısıyla da aynı bu şekilde evlenmişti.
Onlar da bu kötü adamın saldırısına daha çok küçük yaşta uğramıştı.
McElroy'un evine sık sık polisler geliyordu.
Eşlerine genelde olaylarla ilgili soru sorduklarında ilginç bir şekilde adamı koruyorlardı.
Olay günü ve saati evde olduğunu söylüyorlardı.
Korkudan tek kelime edemiyorlardı.
Bu arada polisler de evine gitmeye çekiniyordu.
Karşılarında normal bir insan yoktu.
Bir anda polisleri vurabilirdi.
Temmuz 1980'de McElroy'un 8 yaşındaki kızı Ernst Bobovenkamp adlı adamın işlettiği bakkaldan şeker çalmaya çalışırken yakalandı.
Bakkalın sahibi de kızı azarlayıp evine gönderdi.
Eve gelen kız babasına durumu anlatınca McElroy deliye döndü.
Yanına av tüfeğini alarak bakkalın olduğu yere gitti.
Kimse ona ve etrafına bir şey yapamazdı.
Bobovenkamp bu hatayı yapmıştı.
Bakkalın arkasında bekledikten sonra içeriye girip Adamı boynundan vurdu.
Bovenkamp çok şanslı olacak ki hayatta kalabildi.
Ama McElroy bu yaptığının üzerine kanundan kaçamazdı.
Cinayete teşebbüsten tutuklanıp mahkemeye çıkarıldı.
Tabi bu sırada dışarıda onu destekleyen kim varsa duruşmadan önce bakkalın evine gidip eşini tehdit ettiler.
Eşi Louise'ni anlattığına göre çok zor bir zaman geçiriyordu.
Davayı geri çekmemek için resmen büyük bir tehlikedeydi.
McElroy da o sırada mahkemede avukatı aracılığıyla davayı geciktirmeye çalışıyordu.
Ama savcı sağlam çıktı.
Kısa bir gecikmenin ardından sonunda bir suçtan mahkum edilebildi.
McElroy cinayete teşebbüsten 2 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Serbest kalabilmesi için de jüri 40 bin dolar gibi yüksek bir kefalet ücretini şart koştu.
Bu ücret ödenirse temyize kadar serbest kalabilecekti.
Ücret ödendi ve McElroy yeniden sokaklardaydı.
1981 yılının McElroy tehlikesi de devam edecekti.
13 yaşından beri kanunla uğraşan birisiydi ve onu içeride tutmak imkansızdı.
Her yolu çok iyi biliyordu.
Ken Rex McElroy serbest kaldıktan sonra kasabada bir bar olan D&G Tavern adlı yere elinde bir tüfekle giderek herkesi yine tehdit etti.
Bo Bovenkamp eğer suçlamasını geri almazsa onun işini bu çiz bitireceğini söylüyordu.
Adamda resmen deli cesareti vardı.
Artık insanlar bu tehlikeden bıkmıştı.
Serbest kalmasından kimse memnun değildi.
Bu yüzden kasaba şerifi ve belediye başkına da dahil olmak üzere halk bir toplantı düzenledi.
Toplantının konusu bu adamdan nasıl kurtulacaklarıydı.
Bir şekilde kasaba halkından uzak tutulması gerekiyordu.
Şerifin önerisi bir mahalle nöbetçisi yerleştirmekti.
Bu gerçek bir çözüm olamazdı.
Bu toplantı yapılırken Birkaç yan binada olan DNC taverne McElroy ve eşi trene geldi.
İçkiler içildikten sonra trene arabaya döndü ve McElroy'un arabaya dönmesini bekledi.
Tam o sırada halk toplantısı da bitmişti.
60 kişilik grup o tarafa doğru yürürken karşılarında McElroy'un kamyonetini gördüler.
Üzerine saatlerdir konuştukları adam yine karşılarındaydı.
McElroy da içeriden çıkıp kamyonetine binerek bir sigara yaktı.
Her ne olduysa işte o anda oldu.
Sigarayı yaktıktan sadece sonra kalabalığın içinden birisi tüfeğini kaldırarak McElroy'a doğru ateş etti.
Mermi arabanın arkasından gelmişti.
Herkes bir anda sağa sola dağıldı.
Trena da korkuyla kendisini kamyonetten aşağıya attı.
Ona bir şey olmamıştı.
Belli ki hedef sadece McElroy'du.
Olay yerine hiç kimse ambulans çağırmadı.
Kimse adamla ilgilenmedi bile.
Polis halka sorduğunda herkes görmediğini söylüyordu.
McElroy 47 yaşında hayatını kaybetmişti.
Kamyonette inceleme yapılınca iki farklı mermi kovanı buldular.
Yani bir değil iki kişi onu ateş etmişti.
Polis soruşturmayı başlattı ama ilerleme kaydedemiyorlardı.
Görgü tanığı yoktu. Sadece eşi tren avranı gördüğünü söyledi.
Ama ona da inanmıyorlardı.
Kadına göre ateş eden şahıs Bo Bo ve Camp'in kızı Shirley Houston'dı.
Shirley babasının vurulmasına dükkanda şahit olmuştu.
Eğer gerçekten McElroy'u o vurduysa tüm kasaba onu koruyordu.
Kimse McElroy'un eşine inanmıyordu.
Kasaba halkı kanunların yetmediği yerde birisinin sorumluluk aldığını söylüyordu.
Ama o birisini de asla ifşa etmiyorlardı.
Soruşturma sırasında tek gerçek şüpheli o sırada D.N.G.
taverninden dışarıya çıkan Del Clement adlı adamdı.
Silah seslerinden sonra kaçıp bir yere saklanmıştı ve onu da gören yine Trena'ydı.
Ama hakkında dava bile açılmadı.
Sadece şüpheli sıfatıyla bir kez bilgisi alındı.
O da suçlamaları reddetti.
Trena kasabaya, belediye başkanına, şerife karşı cinayeti bilerek çözmedikleri için 6 milyon dolarlık dava açtı.
1984 yılında açtığı davanın sonunda sadece 17 bin 600 dolar alabildi.
Bunun ardından çocuğunu da alarak Skidmore kasabasını terk etti.
Yeniden evlenerek kendisine yeni bir hayat kurdu.
2012 yılında da 55 yaşındayken hayatını kaybetti.
Ken Rex McElroy'un hayatını kaybetmesinden sonra kasabada hayvan çalınmaları ciddi oranda düşüşe uğradı.
Bir anda kasaba normale dönmüş gibiydi.
McElroy hakkında bazı kitaplar yazıldığı belgeseller çekildi.
Kasabayı gidip kim araştırma yaptıysa bir sonuç elde edemedi.
Herkes bunu yapanı biliyordu ama kimsenin ağzından çıt çıkmıyordu.
Bu saatten sonra da kimseye bir şey söylemeyecekler.
Ken Rex McElroy cinayeti çözülememiş cinayet olayları arasında yerini almaya devam edecek.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
