
Transkript
Dünyanın gelmiş geçmiş en soğukkanlı seri katillerinden birisi olan Robert Hansen 1939 yılında Iowa, Estherville'de doğdu.
Babası bir Danimarka göçmeniydi.
Ailesini fırıncılık yaparak geçindiriyordu.
Robert küçük yaşlardayken çekemelik ve sivilce sorunlarıyla karşı karşıyaydı.
Bu durum onu çok üzüyordu.
Çünkü dışarıdan sürekli eleştirilip dalga geçilmesine sebep oluyordu.
Bu yüzden çocuk yaşta insanlara karşı kinlenmeye başlıyordu.
Özellikle okul çağına geldiğinde sınıf arkadaşları tarafından sürekli eziliyordu.
İnsanların kendisini ezmesiyle kekemeliği daha da artmaya başlamıştı.
Zaten içine kapanık utangaç olan bu çocuk çok daha kötüye gidiyordu.
Ama bu çevresinin umurunda değildi.
Onlar sadece Robert'la dalga geçmekle meşguldü.
Okuldayken kızlar onu görmezden geliyordu.
Kekeme ve sivilceli birisi olmasını ucube olarak değerlendiriyorlardı.
Robert da erkeklerden ziyade kızlara karşı sadece kinlenmiyordu.
Onlara karşı kafasında farklı fanteziler de geliştiriyordu.
İleride bu fantezilerini eyleme dökmek isteyecekti.
Sessiz ve kimsesiz olan Robert'ın evde de babası tarafından baskılanması işleri daha da bozuyordu.
Babası bu çocuğun da kendisi gibi fırıncı olmasını istiyordu.
Robert'ın elinde başka bir ihtimal yoktu.
Küçük yaşlardayken avcılık ve okçuluğa da merak sarmıştı.
Kimse onu yanına almayınca kendisini böyle bir meşgale bulmuştu.
Avlanmak onu mutlu ediyordu.
Hayatın içerisinden kaçış noktasıydı sanki.
Robert Hansen 1957 yılında orduya yazıldı.
Hafta sonları da fırında çalışıyordu.
O da babası gibi fırıncılığı öğrenmişti.
Ama düzensiz davranışları bir sene sonra atılmasına neden oldu.
Daha sonra Iowa'da polis akademisinde talim görevlisi olarak çalıştı.
Yıllardır avcılık yaptığı için iyi bir nişancıydı.
Robert polis akademisinde çalışırken 1960 yılında bir kadınla tanıştı.
Kısa süre içerisinde de evlenme kararı alıp evlendiler.
Aynı yıl içinde Aralık ayında Pocahontas'ta bir okul otobüsünü ateşe verdi.
Nedensizce yaptığı bu davranış yüzünden tutuklandı.
3 yıl hapis cezası verilmişti.
Ama sadece 20 ay yatarak serbest kaldı.
Hapisteyken yaptığı garip davranışlardan dolayı bazı psikolojik testlere sokulmuştu.
Bu testlere göre bipolar bozukluğu vardı.
Ayrıca çocuksu kişiliğe sahip olduğu da anlaşıldı.
Robert dışarı çıktığında kendisinden boşanmak isteyen bir de eşi vardı.
Suç dünyasına girmiş olan Robert Hansen artık durmayacaktı.
Bu olaydan sonra ufak tefek hırsızlıklarla hapishaneye girdi çıktı.
Hayatının bir kısmı dışarıda, diğer kısmı da hapishanede geçiyordu.
Suçla dolu ilerleyen bu hayatında 1967 yılında çocuklu bir anne ile bir kez daha evlendi.
Robert Hansen yeni ailesini alarak Alaska'a en karıca taşındı.
Hansen yeni bölgeye gelir gelmez komşular tarafından takdir edilen bir insan haline geldi.
İnsanlar onu seviyordu.
Arkadaş canlısı birisiydi.
Kendini insanlara kabul ettirebilmişti.
Yeni geldiği Alaska'da bir de avcılık yarışmalarına katılıyordu.
Robert bu konuda gerçekten başarılıydı.
Belki de hayatında en başarılı olduğu şey avcılıktı.
Yetenekli bir avcı olduğundan dolayı birkaç kez avcılık yarışmalarında birincilik elde etti.
Bu yarışmalar onu biraz daha tanınır hale getiriyordu.
Yaşadığı bölgede o da babası gibi fırıncılık yapıyordu.
Avcılık sayesinde tanındığı için onun fırınına gelen insanlar çok oluyordu.
Eşi Darla bölgedeki kiliseye sürekli dua etmeye gidiyordu.
Kadın da bölgede iyi tanınıyordu.
Çünkü disleksi olan çocuklara eğitim veriyordu.
Yani aile bölgede sevilen bir aileydi.
Robert dışarıdaki insanlar tarafından sessiz ve mülayim bir aile babası olarak biliniyordu.
Kimse onun dünyanın en soğukkanlı seri katili olabileceğini düşünmüyordu.
Düşünmeyi bırakın hayal bile etmiyorlardı.
Robert Hansen, encourage'ın sessiz, sakin, avcılıkta iyi olan fırıncısıydı.
Tahmin edilene göre 1971 yılında av mevsimi başlıyordu.
Robert özellikle hayat kadınlarının çalıştığı yerlerde dolaşıyordu.
Onları alıp ıssız yerlere götürüyor ve orada saldırıyordu.
Klinik nehrinde bulunan bir de kulübesi vardı.
Kadınları burada soyup çıplak bir şekilde koşmasını emrediyordu.
Onlar hiçliğe koşarken Hanson da arkalarından ateş ediyordu.
1971 yılında en karıştı bir kadını kaçırmaya çalışmıştı.
Bunun üzerine kadının ev arkadaşlarının ihbarıyla tutuklandı.
Şansına yargılanmadan kefaletle serbest kaldı.
Aynı yıl içinde bu kez de cinsel saldırıdan tutuklanmıştı.
Hanson mahkemede kadını suçluyordu.
Hayat kadını olduğu için parayla alakalı olduğunu söyledi.
Mahkemeyi kendisine ikna etmeyi başardı.
Ama başka bir şey daha ortaya çıktı.
Bu sırada Hanson tutuksuz yargılanmasına karar verilmişti.
Ayrıca başka birisini silahla kaçırma suçu işlemişti.
Bu da ortaya çıkınca mahkeme bunu kabul ederse Patricia adlı hayat kadını ile alakalı mahkemenin düşürüleceğini söyledi.
Hanson hiç düşünmeden kabul etti ve 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Robert Hanson kimlere saldırırsa kurtulabileceğini öğrenmeye bu dönemde başlamıştı.
Onun hedefi hayat kadınları olacaktı.
Bölgede bulunan ilk cansız beden kimliği belirlenemeyen bir kadına aitti.
Temmuz 1980 yılında Eklutna Gölü yakınlarında bir kadın bulundu.
Beden çok fazla çürümüştü ve hayvanlar tarafından zarara uğramıştı.
Bu yüzden kadının kimliğini tespit etmek imkansızdı.
Ama neden hayatını kaybettiği belliydi.
Göğsünden mermi yemişti.
Kadının bulunduğu yerde iki tane 23 kalibrelik mermi kovanı da bulundu.
Kafayla ilgili kalıntıların bulunmasıyla bir yüz modellemesi yapılabildi.
Tüm halka bu resim dağıtılıp kadının kim olduğu öğrenilmek isteniyordu.
Ama hiç kimse tanımıyordu.
Bu yüzden adına Eklutna Eni dendi.
Enkariç'te bulunan ilk bedenin ardından devamı da gelecekti.
Aynı ay içerisinde dansçı Joanne Messina'nın cansız bedeni bulundu.
Onun da vücudu çok kötü bir şekilde bozulmuştu.
Kanıt olarak etrafta polislerin bulabileceği pek bir şey yoktu.
Sherry Morrow 1981 yılından beri kayıptı.
Bedeni 1982'de Klinik Nehri'nin kıyısında sığ bir mezarla bulundu.
Sırtından 3 kez ateş edilmişti.
Kadının kıyafetlerinde hiç mermi izi yoktu.
Belli ki daha sonradan kıyafetler giydirilmişti.
Robert Hansen genelde yolda duran kadınları Ya da dans kulübündeki kadınları kandırıyordu.
Kendisine bir uçak almıştı.
Kadınları kandırıp uçağına bindireceğini söylüyordu.
Bazen de para vereceğini söylüyordu.
İnsanları bu şekilde kandırıyordu.
Sherry Morrow'un da bulunmasından sonra polisler hala karşılarında bir seri katil olduğunun farkında değildi.
Haftalar, aylar geçiyor.
Kınık nehrinde bedenler bulunmaya devam ediyordu.
Etraflarında 23 kalibreli kovanların bulunmasından dolayı artık seri katil üzerinde durulmaya başlandı.
Şimdi polisin üzerindeki baskı da artmaya başlamıştı.
En karıç gibi eğlencesiyle meşhur bir bölgede tehlikeli birisi sokaklarda geziyordu.
Polislerin elinde de hiçbir şüpheli yoktu.
En başta farklı kişilerin yaptığını düşündükleri için şüpheli olarak bir kişiyi görmüyorlardı.
Bu da davayı daha zora sokuyordu.
13 Haziran 1983'te bu çezde başka bir genç kadını kaçırdı.
Cindy Paulson yol kenarında iş bekliyordu.
Robert arabasıyla yaklaşıp arabada bir şeyler yapmaları karşılığında 200 dolar teklif etti.
17 yaşındaki Cindy de bu cazip teklifi kabul etti.
Ama arabaya biner binmez kafasına doğrultulmuş bir silahla karşılaştı.
Genç kadının ödü patladı.
Büyük bir tehlikenin ortasında kalmıştı.
Aylardır bulunan cansız bedenlerin katili mi karşısındaydı?
Robert Cindy'ye sessiz olmasını yoksa onu vurabileceğini söyledi.
Genç kadın çaresiz bir şekilde o ne derse yapmaya çalıştı.
Kızı evine götürdü.
Evinin bodrum katı onun mağarası gibiydi.
Avladığı hayvanların kafalarını orada sergiliyordu.
Kıza orada çok kötü davrandı.
Bir direğe bağlayıp saatlerce saldırdı.
Hans'ın yaptıklarından sonra yorulunca bir ara kanepede uyuyakaldı.
Daha sonra uyandığında kızı kelepçeleyerek arabasına bindirip uçağının olduğu yere gideceklerini söyledi.
Oradan da uçakla Kinnik nehrine gideceklerdi.
Genç Cindy de Kinnik nehrinde bulunan bedenlerden birisi olacaktı.
Uçağın olduğu yere geldiklerinde kız arabadaydı.
Hanson da uçakla ilgili kontrollerini yapıyordu.
Bu sırada kendine gelen Cindy kapıyı açarak kaçmayı başardı.
Caddeye çıktığında karşısında bir kamyon vardı.
Kamyon şoförü elleri kelepçeleri...
Ve üstü başı berbat halde ayağında ayakkabı olmayan birisini görünce hemen durdu ve kamyonunu aldı.
Kızı bir motele bıraktı ve polislere haber verdi.
Polisler geldiğinde kız hala kelepçeliydi ve çok korkmuştu.
Hayatının en kötü anlarını yaşamıştı.
Bir daha yarınları göremeyeceğine emindi.
Ama içindeki yaşama gücüyle kendisini kurtarabilmişti.
Polislerle yerel havaalanının olduğu yere gittiklerinde Uçağın hangisi olduğunu hatırlayabildi.
Kuyruk numarasından sahibi araştırılınca karşılarına Robert Hansen ismi çıktı.
Hansen kızı elinden kaçırdıktan sonra evine dönmüştü.
Polisler evine sorgu için gittiklerinde hala evdeydi.
Olayla ilgili polislere memnuniyetle yardımcı olabileceğini söyledi.
Çok soğukkanlıydı.
Karşısında bulunan insanları kandırabileceği türde bir soğukkanlılıktı bu.
Polislere karşı yardımsever tavırları işe de yaradı.
Kızla para konusunda anlaşamayınca bilerek yalan söylediğini iddia etti.
Olay zamanında başka yerde olduğunu kanıtlayan bir arkadaşı vardı.
Polisler ikna olunca serbest bıraktılar.
Hanson bu durumdan çok iyi yırtmıştı.
Ama bazı polisler ona inanmamıştı.
Bu adamın geçmişini araştırmaya karar verdiler.
Karşılarında kalın bir dosya vardı.
1971 yılında Enkarış'ta bir kadını kaçırmaya çalışmıştı.
1983 yılında sokaklardaki bu tehlikeli adam her kimse yakalanması gerekiyordu.
FBI oluşturduğu bir profille doğrudan Hanson gibi bir adım işaret ediyordu.
Polisler bu profile uyabilecek yerlerindeki isimlere baktığında karşılarında tek isim vardı.
Robert Hanson.
Polislerin niyeti evinde ciddi bir araştırma yapabilmekti.
Eğer kapsamlı bir araştırma yaparlarsa adamla ilgili önemli şeylerin ortaya çıkacağına eminlerdi.
27 Ekim'de Robert Hansen'ı arayarak karakolda bir konuda yardımcı olması için çağrıldı.
O da tereddüt etmeden bunu kabul etti.
Karakola gittiklerinde masada kendisiyle ilgili ciddi bir araştırma olduğunu fark etti.
Hansen kendisine ithaf edilen suçları tek tek inkar ediyordu.
Daha önce bazı hayat kadınları ile sorunlar yaşadığını kabul etti.
Ama bunların bir cinayet olmadığını söyledi.
Polisler Hansen'ın evini aramak için istedikleri izni çıkarabildiler.
Ev aramaya başlandığında ateşli silahlar, üzerinde çarpılar atılmış bir harita ve mücevherler bulundu.
Bu mücevherler kurbanlara aitti.
Uzun saatler süren sorgulardan sonra Robert Hansen hala suçunu kabul etmiyordu.
Bir yandan tüfeklerle balistiğe gönderilmiş raporlar bekleniyordu.
Sorgu sırasında çözülebileceği düşünülüyordu ama adam çok dirençli çıktı.
Sonunda balistikten de rapor önüne koyulunca suçlarını kabul etmeye başladı.
Hatta 1971 yılından beri bu suçu işlediğini itiraf etti.
Bu sorguya kadar suçlarının 1980'de başladığı sanılıyordu.
Bir fırıncı olan bu adam Alaska'daki en azılı suçluydu.
Suçlarını kabul ettikten sonra polislerle anlaşmaya gidip ceza indirimi istedi.
Harita üzerinde çarpıların birer mezar olduğunu söyledi.
Tam 17 adet çarpı vardı.
Ama kesin olarak 4 kurbandan mahkemeye çıkarıldı.
Burada da suçlarını itiraf edince şartlı tahliye olmaksızın 461 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
1990'da Robert Hansen'ın Lemon Creek hapishanesinden daha güvenlikli bir yere nakledilmesine karar verildi.
Kaldığı koğuşta eşyaları toplanınca kaçma planı yaptığı anlaşıldı.
Onu daha güvenlikli bir hapishaneye nakletmek doğru bir karardı.
Hapishanede cezasını çekerken de 21 Ağustos 2014'te sağlık sorunları nedeniyle hayatını kaybetti.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
