
Transkript
Velma Barfield 29 Ekim 1932'de Kuzey Carolina'da dünyaya geldi.
Çocukluğu Fayetteville ve Lambert'ın arasındaki bölgede geçti.
Yaşadığı bölgede babası pamuk ve tütün çiftçiliği yapıyordu.
Bu bölge pamuk ve tütün çiftçiliği açısından son derece elverişliydi.
Baba Murphy de ailesini bu şekilde geçindiriyordu.
Velma'nın çocukluğu yaşadığı bölgeden dolayı zorlu geçiyordu.
O dönemler elektrik henüz gelmemişti.
Bu yüzden çocuklar genelde evin etrafındaydı.
Amerika'da yaşanan büyük buhran baba Murphy'nin de işlerini etkiledi.
Bu yüzden sanayide çalışmak zorunda kaldı.
Günün bir kısmını fabrikada bir kısmını da çiftlikle geçiriyordu.
Geçen yıllar içerisinde 9 çocuk yapmışlardı.
Çok çalışıp çocuklarını büyütmeliydi.
Yaşadığı bölgede çok iyi bir insan olarak biliniyordu.
Ama aile içinde hiç de öyle değildi.
Evde bitmek bilmeyen bir şiddet ortamı vardı.
Murphy sinirlerini kontrol edemiyordu.
Aile içerisindeki herkes de bundan etkileniyordu.
Aileyle Velma da sürekli dayak yiyordu.
Yaşadıklarından annesi Lily'i sorumlu tutuyordu.
Ona göre annesi babasına karşı çıkmak yerine sesini çıkarmıyordu.
Baba da yaptıklarına devam ediyordu.
İlginç bir şekilde Velma babasını çok seviyordu.
Her şeye rağmen onun yeri çok farklıydı.
Velma 7 yaşındayken okula başladı.
Fakir bir ailede büyümenin etkilerini okuldayken daha net gördü.
Onun kıyafetleri eski ve kötüyken diğerleri tertemiz ve güzel kıyafetlerle okula gidiyordu.
Okuldaki diğer çocuklar güzel yemekler yerken Velma'nın böyle bir şansı yoktu.
Kendisini ezik görüyordu.
Diğer çocuklara karşı ezilmemek için babasının cebinden para çalmaya başladı.
Onlar ne yiyorsa o da benzer şeyler yiyordu artık.
Okulda öğretmenleri tarafından sürekli şikayet ediyordu.
Evde yaşadığı sorunlar okulda da devam ediyordu.
Kısacası ne okulda rahattı ne de evde.
Lisede basketbol konusunda yetenekleri ortaya çıkınca okul takımına alındı.
Velma basketbolcu olabilirdi.
Okul bittikten sonra da devam etmeyi hayal ediyordu.
Tabi annesi eğer müsaade etseydi.
Anne Lily'nin kızına ev işlerinde ihtiyacı vardı.
Onun basketbol oynayıp ev işlerinden uzak olmasını istemiyordu.
Velma'nın annesine nefreti daha da büyüyordu.
13 yaşındayken Robson ilçesine taşındılar.
İşte burada babası kendisinin hayatını çok etkileyecek bir harekette bulundu.
Onu istismar etti.
Bu durumu kimseye anlatamadı.
Başına gelen şey onu şok etmişti.
Artık babasından da nefret ediyordu.
Son derece kötü bir çocukluktu.
Hep nefretle büyüyordu.
Bu evde daha fazla durmak istemiyordu.
1949 yılında 17 yaşına geldiğinde komşuları Thomas Burke ile evlenmek için evden kaçtı.
Gizlice evlendikten sonra durumu ailesine anlattı.
Bir süre sonra Thomas'la birlikte kendi evlerinde yaşamaya başladılar.
Thomas evini geçindirebilmek için kamyon şoförlüğü yapıyordu.
4 yıl içinde 2 de çocuk yaptılar.
Velma çocuklarına kendi çocukluğunda yaşadığı hiçbir şeyi yaşatmıyordu.
Onlara şefkatli bir anne olmuştu.
Çocukları her hafta sonu kiliseye götürüyordu.
İleride kiliseye daha yakın bir eve taşındılar.
Sonunda kiliseyle daha haşır neşir olmuşlardı.
Velma burada İncil derslerine katılıyordu.
Mükemmel bir aileyi sahiplerdi.
4 kişilik çekirdek aile çok mutluydu.
Hayatlarında hiçbir sorun yoktu.
Ta ki Velma'nın rahminde tümör çıkana kadar.
Kadının rahmi alınacaktı.
Aslında bakıldığında bunda bir sorun yoktu.
Zaten iki çocuk planlamışlardı.
Ama 30 yaşında rahminin alınması onu hızlı bir şekilde menopoza soktu.
Şefkatli anne gitti.
Yerine sürekli sinirlenen birisi geldi.
daha da kötüye gidiyordu.
Velma depresyondaydı.
Depresyonun getirdiği etkilerle kilo almaya başladı.
Zayıflamak için diyet haplarına bir sürü para harcıyordu.
Kısa süre sonra da bel ağrıları ortaya çıktı.
Bu ağrılardan kurtulmak için ağrı kesicilere saldırdığında bir bağımlı haline geldi.
Sanki ailenin üzerine kara bulutlar çökmüş gibiydi.
Velma'nın psikolojisinin değişmesinden sonra Thomas'ın da davranışları değişti.
Eskiden hiç içmeyen adam Bir anda alkolik oldu.
Her gün içiyor eve sarhoş geliyordu.
Velma'nın en nefret ettiği şey içki içilmesiydi.
Çünkü babasından dolayı nasıl etkileri olduğunu çok iyi biliyordu.
Thomas'ın içkiyi çok abartması işinden olmasına sebep oldu.
Velma onu evde sürekli azarlıyordu.
Aile düzeni tamamıyla bozulmuştu.
Gittikçe ağrı kesicilere daha bağımlı hale geliyordu.
Mamlılık daha kötü şeyler yapmasına da sebep olacaktı.
Artık eşi Thomas'la arası hiç iyi değildi.
1969 yılında Thomas bir tekstil fabrikasında iş bulabilmişti ama aylaklığı da devam ediyordu.
19 Nisan günü Velma'nın anlattığına göre eşi sigara içerken uyuyakalmış ve sigarayı gömleğine düşürmüştü.
Bunu gören Velma eşini azarlayıp yatağına uyumaya göndermişti ve evden çıkmıştı.
Sonra her ne olduysa evden yükselen dumanı gören komşuları itfaiyeye haber vermişti.
İtfaiyeciler içeri girdiğinde Thomas'ın boğularak hayatını kaybettiğini fark ettiler.
İncelemeye göre yatağının üzerine düşen sigara tüm evi alevlendirmişti.
Bu tabii ki doğal olan bir olay değildi.
Velma daha fazla rahatsız olduğu eşine dayanamamıştı.
Thomas'ın ölümünden sonra eve huzur gelmedi.
Velma ilaçları temin edebilmek için sürekli başka doktorlara gidip farklı reçeteler yazdırıyordu.
Bu sırada da bir mağazada çalışıyordu.
Thomas'ın ölümünden 5 ay sonra iş yerinden arkadaşı Pauline Barfield da hayatını kaybetti.
Velma erken emeklilik yapmış olan Pauline'nin eşi Jennings'e yanaşmaya başladı.
Adam rahatsızlıkları yüzünden erken emekliliğe ayrılmıştı.
Yani 54 yaşındaki adam tabiri caizse bir ayağı çukurdaydı.
1970'in ortalarında ikili evlilik kararı aldı ve kilisede evlendiler.
Artık Velma Barfield olmuştu.
Evlilik ilk başlarda iyi gitse de sonradan Velma'nın ilaç bağımlılığı büyük problemler yaratıyordu.
Birkaç kez aşırı dozdan hastaneye kaldırıldı.
Yeni eşi Jennings kendisine eğer böyle devam ederse ilişkilerinin iyi gitmeyeceği uyarısını yapmıştı.
Ama nafile Velma çoktan kendini kaybetmişti.
Jennings bu duruma daha fazla dayanamayınca Velma'yı terk etti.
Ve avukatına boşanma işlemlerini başlatmasını söyledi.
Tam avukatla görüşecekken Velma ile son kez buluştular.
Bu görüşmeden kısa süre sonra Jennings ciddi karın ağrıları çekmeye başladı.
Velma onu hastaneye götürse de adam hayatını kaybetti.
Jennings'in bilinen sağlık sorunları yüzünden doğal ölüm olarak kayda geçildi.
Bu da Velma Warfield'ın işiydi.
Hem eşinin hayatını kaybetmesi hem de oğlu Ronnie'nin askere gitmesi onu iyice dağıttı.
Çocuklarına çok düşkün olan anne oğlunun hep yanında olmasını istiyordu.
Yaşadığı çöküş dönemi her şeyi daha da kötü yaptı.
Artık çalışamıyordu bile.
İnsanlara kötü davranıyordu.
Ama çalışıp ilaçları da alabilmesi lazımdı.
Bu yüzden kredi bile kullandı.
Kısa süre sonra da evine hırsız girdiğini bildirdi.
Belman'ın evinde sürekli garip şeyler oluyordu.
Ev durmadan yanıyor ve sigortadan para alınıyordu.
Askerde görevde olan oğlu Ronnie annesinin de bir düşmanı olduğunu düşünüyordu.
Sürekli yangının çıkmasının başka bir açıklaması olamazdı.
Velma bu kadar olayın üzerine anne ve babasının evine yeniden taşındı.
Kısa süre sonra da babası vefat etti.
Velma annesiyle kaldığı sürede sık sık aşırı dozdan hastaneye yattığı çıktı.
Hastanede yattığı sıralarda Al Smith adında alkolik bir adamla tanıştı.
1972 yılında artık ilaç alamayınca sahte reçeti düzenlemekten 6 ay hapis cezası aldı.
1973'te 115 dolarlık sahte çek hazırlamaktan tutuklandı.
Ama şansına önceki sadıkası kontrol edilmemişti.
Bu yüzden fazla yatmadan serbest kaldı.
Rahat durmuyordu. İlaç almak için annesinin çeklerini kullanmaya başladı.
Bir süre sonra farkına var alınca annesi Lili çek defterini kilitli bir kasaya koydu.
Elindeki tek imkan sevgilisi Al kalmıştı.
Simit ona parasal yardım edebiliyordu.
Tabi o da karşıdan karşıya geçerken bir kamyonun altında kalmasıyla hayatını kaybetti.
Kimsesi olmayan Al Smith'in hayat sigortasından 5000 dolar almaya hak kazandı.
Öbür taraftan annesi Lily'e bankadan borca dair kağıt geldi.
Kadın hiçbir para kullanmamıştı.
Eğer borcu ödemezse arabasına haciz konacaktı.
Belman'ın eve gelmesinden sonra artık işler yolunda değildi.
Anne kız anlaşamıyordu.
Sürekli bir gerginlik ortamı vardı.
Çocukluk döneminde annesine karşı nasıl öfke besliyorsa...
Şimdilerde daha fazlasına sahipti.
Eve ardı arkası gelmeyen borç evrakları geliyordu.
Al simitten gelen para da bitmişti.
Annesi daha fazla borç geldi görüp ortalığı ayağa kaldırmasın diye onun da icabına bakmayı düşündü.
Yemeğine ve içeceğine arsenik katarak kadını zehirledi.
Annesinin vefatından sonra gidecek bir yeri de yoktu.
Kadının adına bankadan aldığı borçları en büyük abisi sessiz bir şekilde kapatmak zorunda kaldı.
1975 yılına kadar birkaç kez daha sahte çekten hapse girdi çıktı.
Bu yıldan sonra torunlarının olmasıyla biraz daha düzelmeye başladı.
Kendisini düzenli yapacağı bakıcılık işi buldu.
Yaşlı çiftlere bakıcılık yapıyordu.
Montgomery ve Dolly Edwards'a bakan Velma normalleşiyor gibiydi.
Dışarıdan bakıldığında hiçbir sorun yoktu.
Yeni işinde Edwards ailesinin yeğeni Stuart Taylor'la tanıştı.
Stuart evliydi ama eşiyle arası kötüydü.
O boşluğu Velma değerlendirmişti.
Stuart karısıyla barışana kadar Velma ile sevgili oldu.
Velma ne kadar düzelmeye başlasa da sık sık aklına çocukluğu geliyordu.
Çocukluğunda annesinin kendisine verdiği emirleri Dolly Edwards'ınkine benzetiyordu.
Montgomery 1977'de hastalanıp hayatını kaybedince Dolly ve Velma birlikte kaldılar.
Dolly'e olan öfkesi iyice artmıştı.
Aldığı fahri zehriyle Dolly Edwards'ın da yaşamına son verdi.
Doktorlar otopsiye almadığı için zehir ortaya çıkmadı.
Belman'ın bahtı yaver gitmeye devam ediyordu.
Bir ay sonra gittiği kilisenin tavsiyesi üzerine Rick Oakley isimli 76 yaşındaki yaşlı kadının bakıcısı oldu.
Kadın düşmüş, bacağı kırılmıştı.
Ona bakacak birisi lazımdı.
80 yaşındaki eşinin ona bakacak gücü de yoktu.
Evdeki yaşlı çiftin çıkardıkları sesler sanki Velma'nın beynine diken gibi batıyordu.
Onlardan da rahatsız olmaya başladı ve yeniden ilaca başladı.
Henry John Lee'nin çeklerini çalmış ve hırsızlık olduğu ortaya çıkmıştı.
Velma kilise tarafından önerildiği için Lee ailesi ona toz kondurmadı.
Yine de Velma Barfield için John Lee'nin sonu gelmişti.
Adamın yemeklerine zehir koyarak kısa sürede hastalanmasını ve hayatını kaybetmesini sağladı.
Ailenin çocukları babasına ve annesine iyi baktığı için Velma'yı da ödüllendirdi.
Kadını annelerine bakmaya devam etmesi için yeniden tuttular.
Bu sıralarda Stuart Taylor yeniden ortaya çıktı.
Eşinden tamamen ayrılmıştı.
Velma ile nişanlandılar.
O da Lee ailesinin evinden komple ayrıldı ve Stuart'ın yanına taşındı.
Tabi aradan fazla zaman geçmeden ikilinin arası bozulmaya başladı.
Velma sürekli adama kızıyordu.
Hem kızıyor hem de ondan para çalıyordu.
Stuart Taylor da bir vakit sonra zehirlenerek hayatını kaybetti.
54 yaşındaki adamın hiçbir sağlık sorunu yoktu.
Bir anda ölmesi çocuklarının da şüphelenmesine sebep oldu.
Babalarının otopsisinin yapılması için başvuruda bulundular.
Velma Barfield da kızı Kim ve onun eşi Dennis'in yanına taşındı.
Burada da rahat durmadı. Hatta bir keresinde kızına sinirlenerek ailesini bile zehirledi.
Ama bu işte uzmanlaşmıştı.
Sadece onların hastalanmasını sağladı.
Olay üzerinden uzun zaman geçtikten sonra kızı kim, neden karın ağrıları çektiğini anlayacaktı.
Stuart Taylor'ın ölümünden sonra polise garip bir telefon geldi.
Telefonun ucundaki kişi Taylor'ı bir kadının öldürdüğünü söylüyordu.
Anlattığına göre bunu yapan da önceki Lee olayını yapan da Velma Barfield adındaki bir kadındı.
Telefonu eden kişi ise Velma'nın kız kardeşiydi.
Ama yapacak bir şey yoktu.
Otopsinin sonuçları beklenmeliydi.
Haftalar sonra otopsi sonuçları ancak gelebildi.
İlk bakışta bir zehirlenme gözükmüyordu.
Doktorlar daha iyi incelenmesi için ileri bir laboratuara kalıntıları gönderdi.
Orada ise hemen arsenik zehirlenmesi olduğu anlaşıldı.
Rapor bölge savcılığına gönderildi.
Robson ilçesinde yaşanmış bu olayın ardından başka detaylar da ortaya çıkmaya başladı.
Stuart Taylor'ın yanında son bulunan Velma Barfield'ın eczaneden arsenik aldığı fark edildi.
Araştırmalar daha da ileriye gittikçe kimin yanındaysa onun aynı sebepten öldüğü ortaya çıktı.
Bölge savcısı bu detayları bir araya getirince karşılarında bir seri katil olduğunu hemen anladı.
Velma tüm olayları aynı ilçede işlemişti.
Bu yüzden her şey bir anda çorap söküğü gibi geldi.
Acımasız kadın annesinin dahi yaşamana son vermişti.
Dindar bir Hristiyan olan büyük anne aslında tehlikeli bir seri katildi.
1978 yılında mahkemeye çıkarılan Verma Barfield suçlamaları reddediyordu.
Savcı onu sadece bir cinayetten yargılayıp işin uzamasını istemiyordu.
Eğer ihtiyaç olursa diğerlerini de dosyaya koyacaktı.
Stuart Taylor'a aslında öldürmek istemediğini onu sadece hastalandırmak istediğini söylese de savcı akıllıca bir yol izleyerek itiraf etmesini sağladı.
Birinci dereceden cinayetten idam cezasına çarptırıldı.
Verme Barfield cezanın azaltılması için bazı başvurularda bulunsa da hiçbiri kabul edilmedi.
2 Kasım 1984 günü 52 yaşındayken cezası infaz edildi.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
