
Kanada’da Bir Türk’ü De Öldürdü - Bruce McArthur
25 Temmuz 2023 · 16 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
Tüm hikaye 2010 yılında Skandaraj Navaratam'ın ortadan kaybolmasıyla başladı.
Kanada'da farklı şehirlerde gay toplulukları vardır.
Burada eşcinsel yaşam serbest olduğu için aynı cinsel yönelimdeki insanlar birbirlerini buralardan bulabiliyorlardı.
Sri Lanka'dan buraya 1990'larda üniversite okumaya gelen Skanda da eşcinseldi.
6 Eylül 2010 günü Toronto'da bilinen bir gay bar olan Zippers bar da son kez görülmüştü.
Arkadaşları ve ailesi bir daha iletişim kuramadılar.
Barda onu son görenler yanında yaşlı bir adamın olduğunu söylemişlerdi.
Bu yüzden polisler kendi isteğiyle bir yere gittiğine inanıyordu.
Olayı bir kaybolma vakası olarak görmemişlerdi.
Ancak yakın arkadaşları Skanda'nın bir köpeği olduğunu biliyordu.
Zaten bu köpeği alabilmek için uzun zaman beklemişti.
Bir de onu bırakarak hiçbir yere gitmezdi.
Polis Skanda'nın evine gittiğinde köpeğinin bir süredir evde yalnız olduğunu fark etti.
Şimdilik elde pek bir delil olmadığı için Skanda ile ilgili sadece kayıp ihbar yapılabildi.
Sağa sola Skanda'nın kaybolduğuna dair afişler asıldı.
Aynı yıl 29 Aralık'ta başka bir kayıp vakası daha yaşandı.
Bu kez 42 yaşındaki Abdülbasir Faiz'i ortalıkta yoktu.
Son kez Valesey Caddesi'ne görülmüştü.
Abdülbasir Evli ve çocuk sahibiydi.
Ancak kendisi de eşcinseldi.
Arka arkaya eşcinsel insanların kaybolması normal değildi.
Tabi polis yine bu vakalara bu şekilde yaklaşmıyordu.
Faizi'nin kaybolmasından uzun zaman sonra arabası çok uzak bir yerde terk edilmiş olarak bulundu.
Polisin üzerinde baskılar artsa da asıl büyük soruşturma 3.
kayıp vakasından sonra yaşanacaktı.
14 Ekim 2012'de bu kez de Afganistan'dan buraya göç etmiş Majid Kayhan isimli kişi kayboldu.
Majid diğerleri gibi eşcinseldi.
Bu 3 kayıp vakası birbirleriyle bağlantılı olabilirdi.
Polisler ancak 3.
kayıp vakasında bunları bağlayabildiler.
Kaybolan erkeklere bakınca 3'ünün de ortak özelliği esmer ve top sakallı olmalarıydı.
Bu tarz benzerlikler nedeniyle kaybolmuş olmaları aslında biri tarafından kaçırılmış olabileceklerini de gündeme getirmiş oldu.
Bunun üzerine adına Houston projesi verilen bir polis gücü kuruldu.
Bu görev ekibi olayları baştan titizlikle inceleyecekti.
Bir ara Zambian Meat isimli bir site üzerinde duran polisler yanlış bir kişiyi gözaltına aldılar.
Olayın içine bir yamyamlık olduğunu sanmışlardı.
Bu yüzden tüm araştırma gücünü buraya yönlendirmişlerdi.
Sonunda adamın sadece sapık birisi olduğu ortaya çıktı.
Ne kasaplıkla ne de yamyamlıkla ilişkili değildi.
Üç erkeğin fiziksel özellikleri dışında nerede vakit geçirdikleri de araştırılıyordu.
Ulaşılan bilgiye göre üçü de Toronto'da bir eşcinsel köyde takıldıkları ortaya çıktı.
Bu köye kimler gidiyordu?
Polisler isim isim araştırma yapıyorlardı.
Karşılarına üç erkeğin de gittiği yerlere yine onlar gibi giden bir adamın ismi çıktı.
Bruce McArthur. Polisler McArthur'u karakolda sorgulamaya aldılar.
Ancak onu suçlamak için hiçbir kanıt bulamadılar.
Bunun üzerine adamı serbest bıraktılar.
2024 yılında da Houston projesi rafa kaldırıldı.
Yıllar sonra polis bu davranışı yüzünden eleştirilere ve soruşturmaya maruz kalacaktı.
İlk sorguladıkları adamı detaylı incelememişlerdi.
Peki Bruce McArthur aslında kimdi?
Bruce McArthur, 8 Ekim 1951 tarihinde Woodville, Ontario'da doğmuştu.
Mutlu ve mütevazı bir hayatları vardı.
Bruce ve kız kardeşi etrafı keşfetmek, oynamak için uzun arazilere sahip bir alanda yaşıyordu.
Küçük yaşlardan itibaren Bruce'un kurallara uyan biri olduğu açıktı.
Ebeveynleri katı ve aynı zamanda da dindardı.
Bruce'un eski bir sınıf arkadaşı çocukların Bruce'a öğretmenin yalakası dediğini söylemişti.
Hiçbir zaman Sorun çıkaran birisi değildi.
9. sınıftan sonra Bruce Fenelon Falls Secondary School'a devam etti ve 4 yıllık bir programa kaydoldu.
İyi notlar alıyor, başı önünde mütevazı davranıyordu.
Etrafındakiler onun önünde mutlu ve başarılı bir kariyeri olacağına inanıyordu.
Fenelon Falls'da Janice Campbell ile tanıştı.
Herkes onun hayatının aşkı olduğunu düşünüyordu.
Evlendiler, büyük bir şehir olan Toronto'ya taşındılar.
ve 1986 yılına gelindiğinde iki çocukları oldu.
Ancak her şey yolunda değildi.
Bruce'un içinde büyük bir savaş vardı.
Janice'e önem vermesine rağmen romantik hisleri yoktu.
O eşcinseldi.
Ancak yaşadığı toplumu ve kilisesi içinde yıllarca açıkça bunu ifade edememişti.
Aile hayatı olağan şekilde devam etti.
Ta ki 1990'lara kadar.
Bruce ebeveynlere vefat ettiğinde Eşine eşcinsel olduğunu açıklamak için nihayet kendisini hazır hissetti.
Artık daha fazla içinde tutmasına gerek yoktu.
Satış temsilcisi olarak çalışıyor, Ontario'nun her yerine seyahatler yapıyordu.
Seyahatleri sırasında erkeklerle ilişkiye giriyor, cinsel deneyimini geliştirmeye çalışıyordu.
Bruce ve Janice 1990'ların sonlarına kadar çocukları için birlikte yaşamaya devam ettiler.
Bruce'un işten çıkarılmasından sonra da maddi problemlerle karşı karşıya kaldılar.
Ayrılıklarının ardından Bruce Toronto'daki Don Mills Road üzerindeki bir apartmana taşındı.
Artık resmen yeni bir hayat yaşıyordu.
Yeni hayatı başkalarına zulüm ve ölüm getirecekti.
2001 yılında Mark Henderson'a saldırdı.
Bu bilinen ilk saldırısıydı.
Mark Henderson'la eşcinsel köyünde tanışmıştı.
Yakın bir ilişki kurduktan sonra adam bisikletine binerken bir anda ona demir bir sopayla saldırmaya başladı.
Mark kendini kurtarıp kaçınca yakayı ele vermiş oldu.
Çok az ceza aldı.
Az ceza alması Bruce'u bu konuda ilerlemesi için daha da teşvik etti.
Bruce ailesinde sorunlar sergileyen tek kişi değildi.
Bruce'un oğlu Todd McArthur da bilmediği kadınlara takıntılı ve müstehcen telefonlar yapması nedeniyle 14 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.
Bu saldırıda sonra biraz durdu.
Daha sonra bir şekilde saldırmak istiyordu.
Beyaz saçları ve sakalları nedeniyle Noel Baba işine girdi.
Noel Babalık yapmadığı zamanlarda bahçıvanlık işi yapıyordu.
Yardımcıları çoğunlukla genç, göçmen erkeklerdi ve bazı müşteriler yardımcılarının sık sık değiştiğini fark etmişti.
İş gününden sonra Bruce eşcinsel köyde takılıyordu.
Aslında polis tarafından buralara girmesi yasaklanmıştı.
Ne yazık ki bu kuralın uygulanması için bir yol yoktu ve istediği gibi etrafta serbestçe dolaşabiliyordu.
2010'da artık sahne onundu.
Toronto polisi üzerinde çok sayılı dava olduğu için Houston projesinin dağıtılmasıyla birlikte eşcinsel toplumla bağlantılı başka kaybolma vakalarının olmayacağını varsaydılar.
Ve bunda da yanıldılar.
Bu da kayıp vakasına başrol oynayan kişinin elini rahatlatmıştı.
Üzerindeki baskı daha da azalmıştı.
30 Nisan 2017'de 43 yaşındaki Selim Esen kayıp olarak bildirildi.
Diğer birçok kurban gibi Selim de Toronto'nun merkezinde son kez görülmüş ve kaybolmuştu.
Türk vatandaşı olan Selim Ankara'da üniversite okuduktan sonra çalışmak için Avustralya'ya oradan da Kanada'ya gitmişti.
Eşcinsel olmasından dolayı Türkiye'de rahatça yaşayamıyordu.
Bu yüzden kendisine rahat edebileceği ülke olarak Kanada'yı seçmişti.
2013 yılında buraya gelmişti ve 4 yıldır da yaşıyordu.
Birkaç yıl sonra ilk kayıp ilanı Selim Esen üzerine olmuştu.
Hemen arkasından da başka bir kayıp vakası ilanı gelince polisler birkaç yıl önceki olayların yeniden başladığını fark ettiler.
Tekrardan bir görev gücü kuruldu.
Selim üzerinden pek bir araştırma yapamadılar.
Genelde sokaklarda kalıyordu.
Tabi bu arada LGBTQ artı üyeleri Toronto polisini sert bir şekilde eleştiriyordu.
Kendileriyle ilgilenmedikleri iddiasına bulunuyorlardı.
Onlardan biri de Toronto'nun eşcinsel topluluğunun bir üyesi olan 49 yaşındaki Andrew Kinsman'dı.
Onur kutlamalarına katıldıktan 3 gün sonra Andrew kayıp olarak bildirildi.
Polisler bu haberi alır almaz hızla harekete geçtiler.
Andrew beyaz bir erkekti ve bir beyaz eşcinsel erkeğin kaybolması soruşturmanın tetikleyicisi olmuş gibiydi.
İnsanlar beyaz bir erkek kaybolduktan sonra Toronto polisinin bu tavrını eleştirmeye devam ettiler.
Bu kez Toronto polis departmanı Project Prism adını verdikleri bir proje başlattı.
Ekibin başında dedektif David Dickinson vardı.
Dickinson titiz çalışan iyi bir dedektifti.
Yeni kurulan görev gücü.
Andrew Kinsman ve kaybolan diğer erkekleri araştırmak adınaydı.
Araştırmacılar ayrıca Project Houston'dan kaynaklanan kaybolmaların Project Prism'dekilerle birçok benzerlik taşıdığını keşfettiler.
Önceki kayıp vakaları artık daha ciddi bir şekilde ele alınıyordu.
Çünkü hepsi birbiriyle bağlantılıydı.
Polisler Selim Esen hakkında sabit bir yer olmayınca tüm enerjilerini Andrew Kinsman'ın yaşadığı yere verdiler.
Toronto polisi gerekli izinleri aldıktan sonra Kingsman'ın dairesine girdi.
Evde işe yarayacak detaylar aranıyordu.
Daha sonra çalışma odasında bir takvimde 26 Haziran'ın işaretli olduğunu gördüler.
Altında da Bruce ismi yazıyordu.
Kimdi bu Bruce? Aslında polis daha önce bu adamı sorgulamıştı.
Ancak dikkatsiz davrandıkları için Bruce'un kim olduğu akıllarına gelmiyordu.
Kingsman'ın evinin önünde bir kamera fark ettiler.
Bu kamera sayesinde Evin önünde biriyle görüşüp görüşmediğini anlayacaklardı.
Kamera kayıtlarına göre 26 Haziran 2017'de kırmızı 2004 model bir Dodge karavan evin önünden Kingsman'ı almaya gelmişti.
Kamerada Kingsman'ın bu arabaya net bir şekilde bindiği gözüküyordu.
Görev gücü hemen Toronto'daki tüm Dodge karavanları incelemeye başladı.
Yalnızca 5 tanesi Bruce isminde birilerine kayıtlıydı.
Bu 5 isimden yalnızca bir tanesi 2004 model olanına sahipti.
O da Bruce McArthur isminde bir bahçıvandı.
Tüm oklar onun üzerindeydi.
Bruce'un yaşadığı ev bulunarak oranın kamera kayıtlarına ulaşıldı.
Her gün aynı saatte evden çıkıyor, kırmızı arabasına biniyor ve işe gidiyordu.
Arabasını aynı yere park ediyordu.
Bu arada kurbanları taşıdığı bir araç olduğu için içinde inceleme yapılması kanıt açısından çok önemliydi.
Tam polisler arabaya el koyma izni çıkardıklarında Bruce'un otoparka Başka bir arabayla gelmesiyle şok oldular.
Sanki olacakları tahmin etmişti ve arabasını değiştirmişti.
Ontario'daki tüm hurdacıların adresleri alınarak teker teker gidip aracı aramaya başladılar.
Resmi bir satış olmadığı için aracın hurdalıkta olma ihtimali çok yüksekti.
Polisler bunu bilmelerine rağmen tedirgin bir şekilde aracı bulmaya çalışıyorlardı.
Sonunda bir hurdalıkta bu aracı bulmayı başardılar.
Araç hemen kanıt statüsüne konularak üzeri işaretlendi ve incelenmek üzere el konuldu.
Adli ekipler araç içerisine detaylı bir incelemeye koyuldular.
Araçta Andrew Kinzman ve Selim Esen'in DNA'ları vardı.
Bu en önemli kanıttı.
Aradıkları adam buydu ama bu da yeterli değildi.
Çünkü yerdeki kan örneği çok az miktardaydı.
Belki sadece birisinin elinde ufak bir kesik olmuş olabilirdi.
2018 Ocak ayında David Dickinson ve ekibi İşi garantiye almak için MacArthur'un bilgisayarının da incelenmesi için gerekli izinleri çıkarttı.
MacArthur evde yokken gizlice bir ekip evine girdi ve bilgisayarını bir sabit diske kopyalamayı başardı.
MacArthur'un bilgisayarında kaybolan erkeklerin hem canlı hem de cansızken çekilmiş fotoğraflarına ulaşıldı.
Fotoğraflarda kurbanlara kahverenci bir kürt giydirilmişti.
Ne kadar sapık olduğu buradan belli oluyordu.
Evet artık hiçbir şüphe yoktu.
Bu adam kesinlikle seri katildi.
Polisler Bruce McArthur'ı yakalamak için hazırlıklar yaparken takipteki ekip Bruce'un başka bir erkeği arabaya aldığını ve eve doğru götürdüğünü fark etti.
18 Ocak 2018'de görev gücü David Dickinson önderliğinde hızlıca Bruce'un evine doğru hareket ettiler.
Bir kurban daha olmadan adamı yakalamak istiyorlardı.
Polisler hızlıca vardıkları evin kapısını yumruklayınca Bruce soru sormadan kapıyı açtı.
Polisler yatakta yeni kurbanı bağlanmış ve canlı olarak buldular.
Polis olaya tam zamanda müdahale etmişti.
Bruce McArthur bu olaydan sonra gözaltına alındı.
Polisler bedenlerin nerede olduğunu öğrenmek istiyordu.
Bruce evinin arka tarafında bahçıvanlık yaptığı bir komşusunun bahçesine gömmüştü.
Adli ekip titizlikle yaptığı kazı çalışmasından 8 cansız beden çıkardı.
Gözaltındaki McArthur hiçbir şeyi gizleyemezdi.
8 cinayeti de itiraf etti.
Dean Lizovic ve Kirişana Kumar Kanagaratham için kayıp başvurusunda bulunulmamıştı.
Onların da bedeni burada bulundu.
Bruce önce kurbanlarını bağlayıp ilişkiye giriyor daha sonra da demir bir boru aracılığıyla onları boğuyordu.
Her şey ortadaydı.
Deliller toplandıktan sonra Ocak 2019'da 8 tane birinci derece cinayetten suçlu olduğunu kabul etti.
25 yıl şartlı talih olmaksızın ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.
Şu anda 76 yaşında olan seri katil hapishanede günlerini geçirmeye devam ediyor.
Yüksek güvenlikliği intihar edemeyeceği bir koğuşta yaşıyor.
Davayı takip eden gazeteci Mobin Asar fotoğrafların gerçekte çok daha korkutucu olduğunu yazdı.
Bruce cansız bedenlere kürt giydirdikten sonra onların ağzına pro koyarak poz verdiriyordu.
Bazı parçaları evindeki saksısına gömdüğünün ve saksının yanında da oturup yemek yediği görünüyordu.
Bir fotoğraftaysa doğrudan başı olmayan bir bedenin fotoğrafı vardı.
Eşcinsel toplum bu olaylardan sonra devleti eleştirmeye devam etti.
Kayıp vakaların hepsinin Bruce McArthur'a bağlanabileceğini düşünüyorlardı.
Ancak buna dair başka bir kanıt yoktu.
Mark Henderson davasında polisin kasıtlı olarak dikkatsiz davranması başka bir davaya dönüştü.
Sonuç olarak Luca Magnotta'dan sonra MacArthur, Kanada'nın bilinen en kanlı seri katillerinden birisi olarak tarihe geçti.
Neden böyle davranışlar sergilediğini de hiçbir zaman açıklamadı.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
