
Transkript
20 yıl önce İstanbul'un çeşitli semtlerinde 8 kesik bacak bulundu.
Yanlış duymadınız. 8 kesik bacak.
İstanbul'un çeşitli semtlerinde 8 kesik bacak bulundu.
Tüyler ürperten seri cinayetlerin tek ortak yanı da bacakların profesyonelce kesilmiş olması.
20 yıl önceden bahsediyor.
Sokak hemen güvenli.
Çemberin alındığı jet hızıyla soruşturma başladı.
Ortada humharca işlenmiş bir cinayet oldu.
Açıktı ama ne?
Kurbanın kimliği ne de katilin kim olduğu belliydi.
Bu sır cinayetlerde yeni bir görüşme var.
8 Ocak 2000 sabahı İstanbul Eminönü Mısır çarşısının hemen arka sokağındaki sonraki aylara damga vuracak bir şey bulundu.
Bir kağıt toplayıcısı çöp yığınları içinde ummadığı bir şey fark etti.
Eline yumuşak bir doku denk geldi.
İncelediğinde karşısındaki cismin bir bacak olduğunu gördü.
26-27 yaşlarında bakımlı bir kadın bacağıydı bu.
Kağıt toplayıcısı bu manzara karşısında yaşadığı şoku atlattıktan sonra bölge karakoluna koştu.
Olay yerine gelen polisler ve adli tıp ekibi bacağın kalçadan çok düzgün bir şekilde kesildiğini saptıdı.
Yani bu kesiyi yapan her kimse bu işten çok iyi anlıyordu.
Bacağın zaman çizelgesine baktıklarında 24 saatle en fazla 3 gün içinde yapılmış olduğu anlaşılıyordu.
Bu tarz detayları adli tıpçılar ortaya çıkarmayı başardı ama işin ürkütücü kısmı kadının kimliğinin bulunamıyor olmasıydı.
Çöplerin arasında sadece bir adet bacak vardı.
Bunun dışında ne vücudun geri kalanı ne de herhangi bir delil vardı.
İşte Türkiye tarihine geçecek korkutucu kesik bacak cinayetleri tam olarak bu şekilde başlamıştı.
İlk bulunan bacaktan yaklaşık 4 ay sonra yine Eminönü bölgesinde başka bir bacak daha ortaya çıktı.
Sabahın erken saatlerinde iskeleye bir tekne yaklaşmaktaydı.
Tam yanaşıp halatı karaya bağladıkları sırada motora bir şeyin çarptığını fark ettiler.
Motordan sesler yükseliyordu.
Eğilip baktıklarında ilk olarak bir manken bacağı çarptığını düşündüler.
Bembeyaz renkli bu bacak bir cansız mankene ait değildi.
Gerçek bir bacaktı.
Yine hemen bölgedeki karakol olan Yeşildire karakoluna ihbar geldi.
Kesik bir bacak daha bulunmuştu.
Kısa süre içerisinde aynı yerde bir tane daha bulundu.
İkisi de aynı insana aitti.
25-30 yaşlarında son derece bakımlı bir kadın bacağı.
Tuzlu suda kaldığından kesilme zamanıyla ilgili tahminde bulunmak zordu.
Birkaç ay arayla gerçekleşen bu iki vaka polisler tarafından birbiriyle bağdaştırılmıyordu.
İki münferit vaka olduğu düşünülüyordu.
Cinayet masası memurları Kayıp insanlar listesini araştırıp oradan bacakların kime ait olduğunu bulmaya çalışsa da sonuç elde edememişti.
Bu olayda önlerine Sevim Işık adında bir hayat kadınının adı çıktı.
Ama onun da kimlik ve aile bilgilerine ulaşılamayınca bacaklar kimsesizler mezarlığına devrildi.
Aylar geçiyor bu davalar tozlu raflardaki yerini almaya devam ediyordu.
7 Aralık 2000 tarihinde yine Eyüp'te okula giden öğrenciler tarafından bir bacak daha bulundu.
Yine etrafında hiçbir delil yoktu.
22-24 yaşlarında bir kadına aitti.
Guntazan bir şekilde kesilmişti.
Öyle gözüküyor ki katilin anatomik bir geçmişi vardı.
Çünkü bu olayların başka türlü olması imkansızdı.
4. ve 5. bacaklar 3 ay sonra.
Un kapanında. 2001 yılında 50 metre aralıklarla bulundu.
Birisi 20-22 yaşlarındaki bir kadına, diğeri ise 25-30 yaşlarında bir erkeğe aitti.
Kadınınki yine çok düzgün ve titizlikle kesilmişti.
Ama erkek kurbanın bacağı tamamen dikkatsizce ve saldırgan bir şekilde kesilmişti.
Öncekilerde olduğu gibi yine hiçbir delil veya bir bilgi yoktu.
Bu bacakların kimlere ait olduğu bulunamıyordu.
Haliyle bu da sokaklarda korkunun kol gezmesine yol açıyordu.
Cinayet masası polisleri olayların üzerine gitseler de sonuç elde edemiyor ve işlerin daha da çığırından çıkacağını bekliyorlardı.
Tam 10 gün sonra.
20 Mart 2001'de yine kalçadan kesilmiş bir bacak Beyoğlu tünelde bulundu.
Bacak tertemizdi.
İstanbul'a korku salan katil yavaş yavaş işi öğreniyordu.
Bu kez bir küvette bacağı bekletip kanının komple boşalmasını sağlamıştı.
Yine kurbağana ait bir bilgi yoktu.
Fakat bu kez iki gün sonra çok önemli bir delil ortaya çıktı.
Gümüşsuyu Parkı'nda Yasemin Durgun isminde genç bir kıza ait sahipsiz bir çanta bulundu.
Yasemin hakkında bir gün önce kayıp ihbarı verilmişti.
Bu bacak ona ait olabilirdi.
Polisler katili bulabilecekleri fırsatı yakalamış olabilirlerdi.
Çünkü ilk defa bir bacağın sahibi bulunmuştu.
Yasemin ile ilgili araştırmalar yapılınca İstanbul'da hukuk fakültesinde okuduğu anlaşıldı.
20 Mart günü Yasemin erkek arkadaşıyla okuldan çıktıktan sonra birlikte gezeceklerdi.
Ama Yasemin öncesinde postane gidip kazandığı bursla ilgili evrakları Ankara'ya göndereceğini söyledi.
Daha sonra saat 3 sularında buluşmak için hazır olabilirlerdi.
Saat 2 gibi Fatih postanesine gittikten sonra bir daha da gömülmedi.
O akşam kaldığı öğrenci yurduna da gitmeyince yurt yetkilileri polislere kayıp ihbarında bulundu.
Kaybolduğu günün gecesinde bir de bacak çöplerin arasında bulunmuştu.
Polisler yurttan aldıkları bilgilerle babaya ulaştılar.
Bacağın sahibini kesin olarak belirlemek istiyorlardı.
Baba Sabri ilk önce DNA testini kabul etmese de daha sonra polislere DNA örneğini vermeyi kabul etti.
Bacak Yasemin'e aitti.
25 Mart akşamı yurda garip bir telefon geldi.
Telefonu açan kişi karşısında garip sesli bir adam olduğunu düşünüyordu.
Telefonun diğer ucundaki adam o kızı aramayın bulamazsınız diyordu.
Anlaşılan o ki bulamazsınız dediği Yasemin'di.
Polisler Yasemin davasında önemli bilgilere ulaşacağını düşünseler de bu gerçekleşmedi.
Seri katilin tıp öğrencisi olabileceği veya ameliyathanelerde çalışan birisi olabileceği masadaki en önemli konulardandı.
Bunun üzerine yapılan çalışmalar oluyordu.
Ancak katile yaklaşamıyorlardı bile.
İstanbul'da psikopatın birisi polislere sadece istediği kadarını veriyordu.
Vücutların geri kalanı neredeydi?
Asla bulunamıyordu.
Katilin psikolojik bir geçmişi olduğu da açıktı.
Cinayet masası amirleri suçluyu ararken 20 Temmuz 2001'de bir bacak daha bulundu.
Maltepe sahilinde bulunan bacak 30-35 yaşlarında bir erkeğe aitti.
Daha önce bulunan erkek bacağı gibi yine parçalanarak kesilmişti.
Anlaşılan seri katil sadece kadın bacaklarını düzgün bir şekilde kesiyordu.
Erkek bacaklarında bu kurala uymuyordu.
Bu da erkeklere karşı daha düşmanca bir tavırda olduğunu ortaya çıkarıyor.
Bu bir yıl içerisinde bulunan bacaklardan sonuncusuydu.
Başka bir bacak bir daha bulunmadı.
Katil ya başka bir suçtan tutuklanmıştı ya da şehir değiştirmişti.
Gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuştu.
Arkasında vücutların nerede olduğu sorusunu bırakarak emdi.
Olayın üzerinden geçen 21 yılın sonunda davalarda zaman aşımına uğradı.
Zaten dosyalaşan tek dava Yasemin'in davasıydı.
Kesik bacak cinayetlerinin katili belki de hala sokaklarda geziyor.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
