
İstanbul'da Bulunan Bedenler - Türk Seri Katil Kazım Türe
6 Aralık 2022 · 18 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
Kazım 1962 İstanbul doğumluydu.
4 kardeşi vardı. Hiç okula gitmemişti.
Askerliğini yaptıktan sonra evlenmiş ve bu evliliğinden biri kız iki çocuğu olmuştu.
Yıllarca çeşitli işlerle çalışmıştı.
Onu seri cinayetlere götüren süreç 2 yıl önce eniştesinin arkadaşının yanında işe girilmesiyle başlamıştı.
Arkadaşı görünürde trafik müşavirliği yapıyordu.
Asıl yaptığı iş ise ağır hasarlı araçları sahte evraklı piyasaya sunmaktı.
Bir süre beraber bu işi yaptıktan sonra düzenlenen bir polis baskınıyla her ikisi de gözaltına alınmıştı.
Patronu Kazım'ın suçu üzerine almasını istemiş, bunun karşılığında bir ev ve ailesine bakma sözü vermişti.
O da patronu için hapse girmiş, 8,5 ay hapis yatmıştı.
Bu sırada eşi Kazım'dan da boşanmıştı.
Aylar sonra serbest kaldığında patronunun eşine ve çocuklarına en ufak bir maddi yardımda bulunmadığı gibi bir de başka bir suç işlediği için kendi evine bile uğramadığını öğrenmişti.
Yine de patronunun kendisine ulaşması gerektiğini ailesine söylemişti.
Eski patronu Kazım'ın hapisten çıktığını öğrenince bir gece evine gitti ve birlikte bu işlere bulaştıkları için tekrar birlikte çalışmayı teklif etti.
Kazım hapisten yeni çıktığı için işi yoktu ve zor durumdaydı.
Bu yüzden teklifi kabul etti.
Bu sırada belki eski eşi geri döner umuduyla Beylikdüzü'nde bir ev tutmuştu.
Ancak eski karısı sabıkalı eşine dönmeyi kabul etmedi.
O da bir süreliğine çocuklarını yanına aldı.
Başta her şey yolunda gidiyor gibiydi.
Ta ki eski patronu Kazım'ın evine gelene kadar.
Eski patronunu bir akşam yemeğine davet etmişti.
Kazım mutfakta yemek hazırlıyordu.
Elinde tabaklarla salona gittiğinde patronun kızıyla fazla yakından ilgilendiğini gördü.
Ve bu durum hiç hoşuna gitmemişti.
Ancak o akşam hiçbir şey olmamış gibi devam etti.
En azından patronu için öyle görünüyordu.
Kazım gördüğü manzarayı sevmemişti.
Birkaç gün sonra patronunu tekrar eve çağırdı.
Geçmiş konular açılmıştı ve Kazım sürekli olarak patronuna kendisini kandırdığını ve sattığını söylüyordu.
Bunun üzerine patronu küfür etmeye başladı.
Masada iki küllüyü Kazım'a vurmak için kaldırdığında Kazım elini yakalayıp yumruk attı ve patronu yere düştü.
Kazım o sinirle adamın boğazını sıktı ve bir anda nefessiz kalan adam hayatını kaybetti.
Kazım çok paniklemişti.
Cesedi yok edecek hiçbir aleti yoktu çünkü bu cinayet aslında planlanmamıştı.
Cesedi banyoya taşıdı ve alışveriş merkezine giderek ağzı testeri biçiminde bir budama bıçayla siyah poşet satın aldı.
Tam yarım saat içinde de eve geri döndü.
Banyoya gidip öncelikle kurbağanın giysilerini çıkardı.
Kollarını omuzlarından, bacaklarını ise kasık kısımlarından ayırarak cesedi parçaladı.
Her bir parçaya ayrı bir poşete koymuştu.
Poşetleri apartmanın önünde duran otomobilin bagajına yerleştirdikten sonra eve dönerek banyoyu ve evi temizledi.
Saat 22 sularında poşetlerinden kurtulmak için evden ayrıldı.
Önce hastalığa giderek baraj yolundaki sıralı çöp kutularına bazı parçaların bulunduğu poşetleri attı.
Patronun eşyaları ve bıçağı koyduğu çöp poşetini de Haliç'te suya fırlattı.
O geceden sonra Kazım Türe hayatına hiçbir şey olmamış gibi devam etmişti.
Sevgi adında bir kadınla kaçak plaka işi yapıyordu.
Birlikte iyi para kazanıyorlardı.
Aynı zamanda Aslı Yağmur'la tanışmış, nişanlanmış hatta evlilik hazırlıklarına başlamışlardı.
İşlenen ilk cinayetin ardından 3 ay geçmişti.
Bir gece son işlerinde dolandırılmalarını konuşmak üzere Sevgi ile bir araya gelmişlerdi.
Kazım bir plaka siparişi için Sevgi 3000 lira vermişti.
Ancak Sevgi plakayı vermediği gibi parayı da iade etmemişti.
Alıcı Kazım'ı sıkıştırıp duruyordu.
Kazım da bu konuyu konuşmak için Sevgi'yi evine davet etti.
Kadın eve geldiğinde çakır keyifti.
Kazım'ın bu evde 3 ay önce bir cinayet işlediğinden habersiz kanepeye yerleşmişti ve sigarasını yakmaya kalktı.
Kazım evin içinde sigara içilmesini istemeyince Sevgi ona küfür etmeye başladı.
Kazım tıpkı ilk cinayetinde olduğu gibi yumruk atıp kadını geri düşürdü ve boğazını yine sıkmaya başladı.
Ellerini çektiğinde kadın nefes almıyordu.
İlk cinayetinde olduğu gibi kurbanını banyoya sürükledi.
Ancak bu kez bedeni daha küçük parçalara ayırdı.
Yine aynı şekilde poşetlere koydu ve yine şehrin ücra köşelerindeki çöp kutularına attı.
Son olarak da silahını yani bıçağını aynı şekilde Haliç'e fırlattı.
Kazım bir kurbanını daha ardında hiç iz bırakmadan ortadan kaldırmıştı.
Ertesi gün için önemli bir gündü.
Hiçbir şey olmamış gibi nişanlısı Aslı ile buluştu.
Düğün alışverişi yaptı.
Bir ay sonra da evlendiler.
İlk eşinden olan oğlunu da yanına alarak Kazım Türen'in Beylikdüzü'ndeki evine yerleştiler.
Düğünden önce alınan eşyaların ilk taksitlerinin ödenmesi gereken Haziran ayına kadar her şey yoluna gidiyordu.
Ödeme tarihi gelip çatmıştı.
Ancak çiftin parası yoktu.
Aslı'nın aklına eski kapı komşusu arkadaşı eczanede kalfa olarak çalışan Songül ismindeki birisi geldi.
Kadının eşinden borç isteyebilirlerdi.
23 Haziran günü sabah saatlerinde Aslı Kazım cep telefonundan Songül'ün eşini aradı ve taksitleri denkleştiremediklerini söyledi.
Adam da akşama kadar bankaya havale yapabileceğini söyledi.
Bunun üzerine Kazım tekrar işine gitti.
Akşam üzeri olmuştu.
Kadının eşi Aslı'yı arayarak parayı yatıramadığını ve elden getirmek için akşam eşiyle beraber evlerine geleceğini söyledi.
Akşam adam tek başına Kazım'ın evine geldi.
Evde Aslı çocuğuyla beraberdi.
Kazım henüz işten dönmemişti.
Adam da Aslı ile konuşmak isteyince kanepeye oturdular.
Aralarında aynı kanepede işlenecek üçüncü cinayete sebep olacak bir konuşma geçti.
Adam Aslı'ya borç para vermek için ahlaksız bir teklifte bulundu.
Kadın da bunun üzerine sinirlenmeye ve bağırmaya başlayınca oğlu ağlamaya başladı.
Tam o sırada kapı çaldı ve tabii ki Kazım geldi.
Karısını yüzü allak bullaktı.
Aslı kucağındaki oğluyla odasına giriyordu.
Kazım önce adama hoş geldin dedi, ellerindeki poşetleri mutfağa bırakarak Aslı'ya neler olduğunu sormak için odaya gitti.
Aslı tüm olanları eşine anlatmıştı.
Kazım Aslı'ya çocukla beraber parka gitmelerini söyledi ve salona adamın yanına geri döndü.
Tartışmaya başladılar ancak bu sefer işler Kazım'ın istediği gibi gitmedi.
Adam Kazım'a silah çekince Kazım silahı elinden alarak adamı ensesinden vurdu.
Diğer iki cinayetinde de olduğu gibi bedeni parçalayarak, Şehrin farklı bölgelerini atmıştı.
Evi de aynı şekilde temizlemişti.
Ertesi gün İstanbul Esenyurt'ta yaşayanlar için sıradan bir gündü.
Uzun süredir yol kenarında duran bir poşet kalabalık arasından birinin dikkatini çekmişti.
Poşetin etrafında toplanan vatandaşlar bir süre merakla korku arasında gidip gelmişti.
Kimse poşete yaklaşmaya cesaret edemiyordu.
Sonunda polisin aranmasına karar verildi.
Vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine gelen güvenlik güçleri Önce şüpheli poşeti çember altına aldı.
Ardından da vatandaşlar bölgeden uzaklaştırıldı.
Bundan sonrası bomba imha uzmanlarının işiydi.
Polisler poşeti büyük bir titizlikle açtılar.
Ama bomba sanılan tıbbi atık torbasının içinde polisi bir sürpriz bekliyordu.
Poşette kesik bir baş ve bileklerinden kesilmiş iki tane el vardı.
Adli tıp kurumunun hem kimlik tespitine yardım edecek bilgileri elde etmesi, hem de kesin ölüm nedenini tespit etmesi gerekiyordu.
Bir başka deyişle adli bilimcilerin baş ve ellerin kurbanın ölümünden sonra olup olmadığını öğrenmesi gerekiyordu.
Ancak soruşturmanın hızlı yürütülebilmesi için her şeyden önce maktulün kimliğinin belirlenmesi de gerekiyordu.
Cinayet masası dedektiflerinin karşısında korkunç bir katil profili vardı.
Bir bedenin parçalanması ilk bakışta yok etmek amaçlı ve sıradan görülebilirdi.
Ancak bu vakada baş ve ellerin aynı poşete, ve insanlar tarafından rahatlıkla bulunabilecek bir yere konması ilginçti.
Adli tıp uzmanları baş ve ellerin kesimini dikkatle inceledi.
Kesme işleminde sıradan bir bıçak yerine bir kenarı testereli bağ budama bıçağı kullanılmıştı.
Adli tıpçıların önündeki vakanın her detayı olayın sıradan bir cinayet olmadığını gösteriyordu.
Cinayette kullanılan alet uzmanlara katilin profiliyle ilgili birçok bilgi vermişti.
Uzmanlar karşılarındakinin sıradan bir katil olmadığından emindi.
Çünkü katil önce kurbanının canına kıymış sonra da özen ve sabırla bedeni parçalara ayırmıştı.
İşini çabucak yapmasını sağlayacak güçlü bir alet yerine de daha küçük bir bıçağı tercih etmişti.
Ayrıca katil kurbanının bilekten kestiği iki elini parmak izi alınamayacak kadar da tarif etmişti.
Esen yurtta bulunan kimliği belirsiz kesik başın otopsisinde ölüm dediğini de anlaşıldı.
Kurban birbirinden ayrılmadan önce ensesinden tek kurşunla vurularak hayatını kaybetmişti.
Olayda kullanılan silah 9 mm çapındaydı.
Otopside elde edilen mermi çekirdeği kriminal inceleme için emniyet kriminal laboratuvarına gönderildi.
Ancak bu durum katilin profilini belirlemeye çalışan adli tıpçılar için şaşırtıcıydı.
Kurbanının parmak izlerini bile yok eden bir katil, geride kendini ele verecek bir ipucunu neden bırakmıştı?
Çok geçmeden sorunun yanıtı yapılan kriminal inceleme sonunda bulundu.
Kafatasında bulunan mermi çekirdeğine ait silah daha önce.
Herhangi bir olayda kullanılmadığı gibi ruhsatlı da değildi.
Yani tabanca daha önce resmi kayıtlara hiç geçmemişti.
Maktul'ün kimlerini tespit etmek için geriye bir tek şans kalmıştı.
Emniyet Müdürlüğü Kayıp Şahıslar Bürosu.
Adli tıpçılar otopside Maktul'ün ölüm zamanını en az bir hafta olarak belirlemişti.
Kayıp Şahıslar Bürosu'nda başın bulunduğu günden geriye doğru tarama yapılıyordu.
Poşetin bulunmasından bir gün sonra İstanbul Zeytinburnu'nda oturan Songül isimli kadın, eşinin kaybolduğunu bildirmişti.
Birkaç gün önce eşi otomobiliyle birlikte kaybolmuştu.
Kayıp olduğunu söylediği kişi 50 yaşındaki eşiydi.
Son gün günlerce umudunu yitirmemeye çalışarak kaybolan eşinin geri dönmesini beklemişti.
Eşini teşhis etmesi için adli tıp kurumuna çağrıldığında o olmamasını umarak oraya gidiyordu.
Ama korktuğu başına geldi.
Bulunan baş eşine aitti.
Cinayet masası dedektifleri bundan sonra soruşturmayı Maktül Ahmet'in yaşamı üzerine yoğunlaştıracaktı.
Adam birkaç yıl önce Türkiye Elektrik Kurumu'ndan emekli olmuştu.
Resmi nikahlı eşi yaklaşık bir yıl önce memleketleri olan Sinop'a gitmişti.
Eşi ve çocuklarından ayrı yaşıyordu.
Adam da 8 ay önce Zeytinburnu'nda eczacı kalfası olarak çalışan Songül ile ikinci evliliğini yapmıştı.
Çevresinde çapkın olarak nitelense de düşmanı ya da arasında husumet olan biri yoktu.
Onu son görense arkadaşı İhsan'dı.
Kaybolduğu gün Ahmet'le son beraber olan kişi oydu.
İhsan aynı semtte esnaftı.
Cinayet masası dedektifleri dükkanına geldiğinde adam soruşturmanın seyri açısından önemli bir ifade verdi.
23 Haziran günü yemek yedikten sonra dükkanı geldiklerini ve Ahmet'in telefonunun çaldığını arayan kişinin de Aslı Yağmur olduğunu söyledi.
Ahmet'ten borç para istemişti.
Aslında eşi Songül'ün arkadaşı olduğunu o nedenle borç parayı Ahmet'ten istemesine şaşırdığını söylemişti.
Bir süre sonra parayı vermek için hazırlanıp çıkmıştı ve İhsan bir daha kendisinden haber alamamıştı.
Adamın bahsettiği Aslı Yağmur yıllarca Songül ile aynı mahallede oturmuştu.
Evlenmiş bir yıl kadar önce eşinden ayrılarak baba evine dönmüştü.
Bir şirkette muhasebeci olarak çalışıyordu.
19 yaşında da bir oğlu vardı.
6 ay kadar önce Kazım Türel'e ikinci evlerini yaparak beylik düzüne yerleşmişti.
Aslı Yağmur Ahmet'in eşi Songül'ün yakın arkadaşıydı.
Üstelik yeni eşiyle de ailecek görüşüyorlardı.
Soruşturmayı derinleştiren cinayet masası görevlileri başka bilgilere de ulaşıyordu.
Öncelikle Aslı Yağmur'un eşi Kazım Türe hırsızlık ve sahtecilikten 8 ayrı sabıkası olan biriydi.
Ayrıca polis Ahmet'in kaybolduğu gün kredi kartından Ataköy'deki bir ATM'den 800 lira, ertesi günde ATM'den 500 lira çekildiğini ve bölgedeki alışveriş merkezlerinde alışveriş
için kullanıldığını biliyordu.
Polis alışveriş merkezlerinin güvenlik kameralarını tek tek incelemiş ve maktulün kartını kullananları tespit etmişti.
Kartı kullananlar Aslı Yağmur ve Kazım Türeydi.
Her ikisi de kamera kayıtlarında açıkça görülüyordu.
Bu gelişmeler üzerine polis elindeki arama emriyle birlikte çiftin beylikdüzündeki evine gittiler.
Evde kimse yoktu fakat eve girdiler.
İlk bakışta boğuşma ya da bir cinayet yaşandığına dair en ufak bir iz yoktu.
Polisin dikkatini çamaşır makinesinin yanında duran temiz çamaşırlar çekti.
Çamaşırlar yıkanmış olmasına rağmen üzerinde lekeler duruyordu.
Ayrıca evin giriş bölümündeki dolapta altları kanı andıran bir lekeyle kaplı erkek ayakkabıları vardı.
Erkek ayakkabısı ve çamaşırlar kan lekelerinin incelenmesi, kime ait olduklarının tespit edilmesi için adli tıp kurumuna gönderildi.
Kan maktule aitti.
Artık cinayet masası dedektifleri doğru iz üstünde olduklarından emindiler.
İpucu olarak polisin elinde hem cinayetin işlendiği evde kurbanın kan izini taşıyan eşyalar hem de kredi kartı harcamasını gösteren kamera görüntüleri vardı.
Polisin bundan sonucu adımı çifti yakalamaktı.
Teknik takip sonunda çiftin Sakarya'nın Filizli ilçesinde olduğu tespit edildi.
Kazım Türen'in erkek kardeşi o ilçede ailesiyle birlikte yaşıyordu.
Görevli ekip İstanbul'dan Filizli'ye doğru yola çıktığında hava kararmıştı.
Cinayet zanlısı çift bu evde de yoktu.
Ancak geride buraya döneceklerine dair izler bırakmışlardı.
Ekip zanlının kardeşinin evinde yaptığı aramada özel eşyalar ve bu eşyaların arasında bağ budama bıçağını buldu.
Ev halkı bıçağı ilk kez gördüğünü söylüyordu.
Bıçak tertemiz edilmişti.
Üzerinde herhangi bir kan lekesi yoktu.
Ancak cinayette kullanılan bıçak gibi bir kenarı testere biçimindeydi.
Kazım'ın erkek kardeşi olayla ilgili bilgisi olmadığını defalarca tekrarlayıp duruyordu.
Hatta kardeşinin gece yarısı İstanbul'dan geri döneceğini bile söylemişti.
Polisin beklemekten başka çaresi de yoktu.
Gece bir sularında evin önüne otomobil yavaşça yanaştı.
İçinden önce bir adam ardından da bir kadın indi.
Adam arka kapıyı açıp uyuyan bir çocuğu kucağına aldı ve polislerin pusuda olduğundan habersiz evine doğru yürüdü.
Aslı Yağmur ve Kazım Türe o gece polisler tarafından yakalandılar.
Ahmet Çan cinayetinin soruşturmasının başındaki polis sıra dışı bir katille karşı karşıya olduğunu sanıyordu.
Oysa karşılarına sıradan çocuklu bir çift çıkmıştı.
Cinayet nedeni ne olursa olsun çift ya da suçu inkar edecek ya da namus meselesi üzerine savunma yapacaktı.
Ama yanılıyorlardı.
Daha doğrusu en başında yanılmışlardı.
O gece İstanbul'a doğru yola çıktıklarında beklediklerinden çok daha acımasız bir seri katille yan yana olduklarını bilmiyorlardı.
Kazım'ın ilk ifadesi Beni yakalamanızı isteseydim o mermiyi kafasında bırakmazdım.
Bir seri katilin bu şekilde ifade vermesi bunun ilk cinayeti olmadığını ve polise meydan okuduğunu ifade eder ya da yakalanmak istediğini ifade eder şekildeydi.
Acaba hangisiydi?
Ekip zanlılarla birlikte İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne ulaştığında sabahın erken saatleriydi.
Zanlı çift ayrı ayrı sorguya alındı.
Kazım Türe karısının Ahmet'i öldürdüğünden haberdar olduğunu ancak cinayete katılmadığını söylüyordu.
Ama anlattığı hikayede birkaç sorun vardı.
Öncelikle adam ensesinden vurulmuştu.
Boğuşma sırasında olması gerektiği gibi vücudunun ön tarafından değildi.
Ayrıca polis cinayet sırasında Aslı Yağmur'un evde olmadığına da inanmıyordu.
Çünkü çiftin ifadesine göre kadının evde olan biteni merak etmeden üstelik yanında küçük bir çocukla parkta 4 saatten fazla dolaşmış olması gerekiyordu.
Hem de eşini kendisine ahlaksız teklifte bulunduğunu söylediği bir adamla baş başa bırakarak.
Polisin inandırıcı bulmadığı ifadelerden biri de kadının eve döndüğünde her yerin çamaşırı suyu koktuğunu fark etmesiydi.
Söylediğine göre eşinin nedenini sormuş ve şu yanıtı almıştı.
Canım sıkıldı, etrafı temizledim.
Kazım Tür'ün cinayet anında kendisini kaybettiğini belirterek aklı dengesinin yerinde olmadığını iddia etti.
Cinayetlerinin nedenini şöyle açıklıyordu.
Çevremde herkes tarafından kötü olarak bilinen kişilerden kurtulmanın tek yolu onları yok etmekti.
Art niyetliydiler, kötüydüler ve insanları dolandırıyorlardı.
Onlara Aslı ile birlikte tuzak kurup hayatlarına son verdik.
Kazım, Ahmet dahil 3 kişiyi öldürüp parçalarına ayırmakla suçlandı.
Mahkeme davayı 8 Eylül 2006'da karara bağladı.
İki sevgili 3 kez ayrı ayrı olmak üzere ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edildi.
Kazım Türen'in cinayetleri 3 kişiyle sınırlı mıydı?
Şimdilik bilmiyoruz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
