
2000’lerin henüz başıydı. İstanbul’da bir sapık öyle eylemlere kalkıştı ki herkes korkudan titriyordu. İstanbul’un Ümraniye ilçesinde bir adam sokaklar da küçük yaştaki kızların peşinde dolanıyordu. Bir köşede sıkıştırıp cinsel saldırıda bulunuyordu. 2001 yılında başlayan eylemleri tam 16 ay sürmüştü. Bu süre içerisinde de insanlar çocuklarını sokağa salmaya korkar olmuştu.
Transkript
Merhabalar ben Onur Can Yenilmez.
2000'lerin henüz başıydı.
İstanbul'da bir sapık öyle eylemlere kalkıştı ki herkes korkudan titriyordu.
İstanbul'un Ümraniye ilçesinde bir adam sokaklarda küçük yaştaki kızların peşinde dolanıyordu.
Bir köşede sıkıştırıp cinsel saldırıda bulunuyordu.
2001 yılında başlayan eylemleri tam 16 ay sürmüştü.
Bu süre içerisinde de insanlar çocuklarını sokağa salmaya korkar olmuştu.
11 Ağustos 2001 günü, her şeyin başlayacağı gündü.
Sıcak bir İstanbul gününde kimse şehri bir sapığın korkusunun ele geçireceğini bilmiyordu.
Ümraniye'de sokaklarda beyaz minibüsüyle gezen sapık ilk cinsel saldırısına bulunmuştu.
Saldırgan kurbanını babasına borcu olduğu yalanıyla kandırarak bir inşaat alanına götürmüştü.
Bu gibi yalanlarla kurbanlarını kandırıyordu.
Bu ilk olayın şoku yaşanırken 2 ay sonra başka bir saldırı daha geldi.
Kurbanı Şile'ye götürmüştü.
10 yaşındaki kurbanına saldırdıktan sonra Şile de bıraktı ve kaçtı.
Yaptığı şeyi sevmiş gibi görünüyordu.
Artık durmayacaktı.
21 Aralık'ta yeni bir saldırı daha gerçekleştirdi.
Bir okul çıkışında bekliyordu.
Okuldan çıkan bir kızı gözüne kestirmiş, ona her zamanki yalanını söylemişti.
Babana borcum var veya babana bir paket vereceğim.
Henüz 10'lu yaşlarda olan çocuklar adamın yalan söylediğini düşünmüyorlardı.
Çünkü sapık babalarını tanıdığını söylüyordu.
2001 yılı bu şekilde bitmişti.
Polisler adamı arıyor ancak bulamıyorlardı.
Şimdiye kadar 3 saldırı gerçekleşmişti.
Devamı da gelecekti.
2002 yılının başında 14 Ocak'ta yeni bir saldırı haberi daha geldi.
Taktik yine aynıydı.
Okul çıkışlarına pusu kurmuş sapık yeni bir kızı daha kaçırmıştı.
Günler geçiyor insanların korkuları artıyordu.
Ümraniye'de bir sapık geziyor.
ve yakalanmıyordu. Derken 9 Mart, 14 Mart ve 11 Nisan'da arka arkaya 3 saldırı haberi daha geldi.
Yaşadıkları travmadan sonra zar zor eşgal verebilen kurbanlar saldırganın robot resminin çizilmesine yardım ettiler.
Televizyonlarda, gazetelerde bu sapığın robot resmi dolanıyordu.
28 Haziran'da yeni bir tecavüz saldırısı daha gerçekleşti.
O günün teknolojik araçları yeterli olmadığından Saldırgan rahatça geziyordu.
Hem de bu cezilerini direkt beyaz minibüsüyle yapıyordu.
Şansı yaver gitmiş kimse görmüyordu.
Yakalanmadıkça cesareti de artıyordu.
Kendisiyle ilgili haberleri takip ediyor, Ümraniye sapığı denmesinden rahatsız oluyordu.
Bu yüzden daha dikkatli davranıp kendisini ele vermeyecek kurbanlar seçmeye özen gösteriyordu.
Robot resimlerden sonra kurbanın dış görünüşü de tahmin edilmeye çalışılıyordu.
Kurbanların verdiği ifadelere göre 25-30 yaşlarında 1.70 boyunda buğday tenli, kirli sakallı, siyah bereli, siyah mont ve siyah kumaş pantolon giyen
birisiydi. 17 Temmuz ve 21 Ağustos'ta olmak üzere yaz ayında iki saldırıda daha bulundu.
Ağustos'taki son saldırıdan sonra ülke gündemine bomba gibi bir haber düştü.
Ümrani sapıya yakalandı.
Polisler robot resmi benzerliğiyle bilinen Bilal Akyıldız isimli şahsı büyük bir haberle yakalayarak mahkemeye götürdü.
Akyıldız asla sapık olmadığını öne sürse de kimse ona inanmamıştı.
Halk sonunda derin bir nefes alabiliyordu.
Neticede bölgede durmadan saldırı gerçekleştiren sapık yakalanmıştı.
Ancak ekiplerin hatası 26 Ekim 2002'de ortaya çıkacaktı.
Herkesin rahatladığı, saldırganın yakalandığının düşünüldüğü o an yeni bir saldırıdan geldi.
Gerçek sapık yakalanmamıştı.
Bir hata yapılmıştı.
Bu haberden sonra yaklaşık 27 gündür hapiste olan Bilal Akyıldız serbest bırakıldı.
5 gün sonra 1 Kasım'da sabahın erken saatlerinde saldırgan yine sokaklardaydı.
Beyaz minibüsüyle kandırdığı bir kurbanını daha ormanlık alana götürmüştü.
Artık halkın dayanacak gücü kalmamıştı.
Ekipler her yerde geziyor, sapığı suçüstü yakalamak istiyorlardı.
Bir ay kadar zaman Ümraniye bölgesi...
Abluka altına alınmıştı.
Her yerde gizli polisler sapığın yeniden ortaya çıkmasını bekliyordu.
Sokaklarda gezen kızlar adım adım takip ediliyordu.
7 Aralık'ta saldırgan sabahın erken saatlerinde ekmek almaya giden 10 yaşındaki bir kızın peşine düştü.
Tam kızı kandırıp kaçırmaya yeltenmişken çevredekilerin müdahalesiyle korkup kaçmaya başladı.
Tabi bir yandan polislere de haber verildi.
Ekipler artık sapığın tam olarak hangi bölgede olduğunu biliyordu.
Yarım saat sonra 9 yaşındaki başka bir kızı daha kaçırmak için hamle yaptığında simitçi kılığına girmiş 4 polis memuru tarafından kız kıvrak yakalandı.
Sonunda gerçek ümrani hesabı yakalanmıştı.
Mağdurların üzerlerinde bulunan örneklerle yakalanan Yaman Özçelik'in DNA örnekleri birebir eşleşmişti.
Ayrıca bazı kurbanlarla da Yaman Özçelik yüzleştirilince saldırganın bu adam olduğu resmen kesinleşti.
Şimdi gerçekten Ümraniye halkı rahat bir nefes alabilecekti.
34 yaşındaki adamın yakalanmasında aktif görev alan 60 polis memuruna Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından para ödülü verildi.
Gerçek saldırgan yakalanana kadar yaklaşık 500 kişiyi gözaltına alan ekipler Ümraniye'de 100 kişiye de DNA testi yapmıştı.
Peki bir anda İstanbul'a bu denli korku salan Yaman Özçelik kimdi?
Yaman kendi itiraflarına göre eşiyle arasında cinsellik açısından sorunlar vardı.
Bu sorunlar çok fazla büyümüştü.
Dünya tarihinde gördüğümüz seri katiller ya da seri tecavüzcüler kendi yaşıtlarıyla cinsellik açısından yetersiz hissettiklerinde kendilerinden küçükleri seçiyordu.
Buna en önemli örneklerden birisi de ünlü seri katil Albert Fish'tir.
Yaman Özçelik de bu durumdaydı.
Askerden geldikten sonra evlenmiş, iki çocuk sahibi olmuştu.
Eşiyle arasında sorunların yanında bir de madde sıkıntısı vardı.
Özbekistan'a çalışmaya gidip gelmiş, Türkiye'de operatör şirketleri için baz istasyonu kurmaya başlamıştı.
Eşiyle arasındaki sorunlar devam edince bir otel odasına intihara kalkışmıştı.
Ancak hastaneye kaldırılınca kurtuldu.
Evdeki tartışma hala devam edince bu çizde Azerbaycan'a çalışmaya gitti.
8 ay sonra geri döndü ve eşinden ayrı yaşamaya başladı.
Azerbaycan'dan döndükten sonra takıldığı kıraathanede yapılan cinsellik muhabbetinden çok etkilendi.
Daha sonra kendisinden küçüklere saldırmayı iyice düşünmeye başladı.
Artık kafaya koymuştu bunu yapacaktı.
Kesin kararını verince de ilk saldırısını gerçekleştirmişti.
Sonrasındaysa durmamıştı.
Yaman Özçelik'in böyle bir suçtan yakalanması yakın çevresinde de şok etkisi yaratmıştı.
Bazıları ilk başta inanmamışlardı.
Ancak 15 saldırının 14'ünden alınan örneklerle birebir eşleşme olmuştu.
Tabi böyle bir haber üzerine Yaman'ın ailesi de çökmüştü.
2003 yılında başlayan mahkemelerde her saldırısından ayrı ayrı yargılandı.
Sonunda çıktığı 3 ayrı mahkemeden toplamda 127 yıl hapis cezası aldı.
Mahkemede onu hiçbir avukat savunmadı.
Tüm mahkemeler boyunca da kafasını önünden kaldırmadı.
Bu arada Bilal Akyıldız'la yaşadığı 27 günlük cezaevindeki sıkıntılı durumu da mahkemeye taşımaya karar verdi.
Mahkemeden bir sonuç alamayınca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kadar gitti.
Ancak ahimde Bilal'in lehine karar vermemişti.
Özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edilmediğine karar verdi.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
