
Gördükleri Her İnsanı Vurdular - Beltway Keskin Nişancıları
16 Şubat 2023 · 14 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
2002 Ekim ayı boyunca Washington'da ve etrafında inanılmaz günler yaşanıyordu.
Birisi veya birileri uzun namlulu bir tüfekle yoldan geçenleri normal bir şeymiş gibi vuruyordu.
Günler geçtikçe insanlar dışarıya çıkmaya da korkar olmuşlardı.
Böyle şeylerin yaşandığı bir yerde sokaklarda olmak son derece tehlikeliydi.
Kısa zaman içerisinde yaşananlar Amerika tarihinin en geniş çaplı soruşturmalarından birisine sahne oldu.
John Allen Muhammad Lee Boyd Malvo, siyahilerin üstünlüğünü savunan dini bir örgüt olan Nation of Islam adlı bir örgüte üyelerdi.
John Allen buraya katıldıktan bir yıl sonra Muhammad ismini almıştı.
John Allen 41 yaşında Malvo ise 17 yaşındaydı.
Bu ikili ilk başlarda Washington'daki evlerinin arka bahçelerinde, Bir ağaç üzerinde atış talimleri yapmaya başladılar.
Ağacı bir insan gibi düşünerek tüfek kullanma konusunda kendilerini geliştiriyorlardı.
Bununla birlikte Savaş Günahları filmini de sık sık izleyerek soğukkanlı nasıl olunur onu öğrenmeye çalışıyorlardı.
Film 1993 yılındaki Bosna Savaşı'nı anlatıyordu.
Filmde bir keskin nişancı kendisine saklanacak bir yer edinmiş ve orada köprüden geçen insanları vuruyordu.
Bunu yaparken de soğukkanlı davranıyordu.
John Allen Muhammed ve Lee Boyd Malvo kendilerini yeterince hazır hissettiklerinde ise artık sokaklara inebilirlerdi.
2002 yılının sonbaharı işte böyle başlıyordu.
Lacivert renkli Chevy Caprice arabaları ile kendilerine uygun yer arıyorlardı.
Bu sırada 5 Eylül'de Maryland'de bir pizza dükkanı sahibini gördüler.
Dükkan sahibi Paul La Ruffa dükkanını kilitleyip gidecekken arkasına bu ikili yanaştı.
Kısa mesafeden altı el ateş ederek adamın yaşamına son verdiler.
Belt ve keskin nişancıları olaylara böyle başlamıştı.
Bundan iki hafta sonra Alabama Montgomery'de ortaya yeniden çıktılar.
İçki satan bir dükkanı soyduktan sonra 52 yaşındaki dükkan sahibi Claudine Parker'ı vurarak öldürdüler.
Yanında çalışan elemanını da yaraladılar.
Ancak dükkanda müşteriler de vardı.
Malvo ve Muhammed onları hiçe sayarak bu cinayeti işlemişlerdi.
Olay yerine polisler gelince görgü tanıklarından iki kişi de polislerle birlikte katillerin peşine düştüler.
Görgü tanıklarının teşhisiyle hemen yakalanabilirlerdi.
Tabii kaçmayı başarmasalardı.
2 Ekim günü bu kez önemli birini öldürdüler.
Ulusal okyanus ve atmosfer yönetiminde program analisti olarak görev yapan James Martin Washington'ın kuzeyinde Maryland'de bir otoparktan geçerken bu ikilinin uzaktan mermisine denk geldi.
James Martin oracıkta hayatını kaybetti.
Bir sonraki gün yine aynı şeyi yaptılar.
Şimdi daha da hızlanmışlardı.
Bundan sonra da durmayacaklardı.
Amerika'nın başkentini terörize edeceklerdi.
3 Ekim tarihinde.
Yine Maryland'de hedef 39 yaşındaki peyzaj mimarı olan James Buchanan'dı.
Buchanan sabahın erken saatlerinde Fitzgerald Auto Mall'ın çimlerini biçerken bir anda vurularak hayatını kaybetti.
Hemen yarım saat sonra bir köşede benzinlikte benzin almakta olan 54 yaşındaki taksi şoförü Walker'da bu mermilerden birinin hedefi oldu.
Neredeyse 90 metre uzaklıktan bir mermi gelmiş ve taksici Hiçbir şey yokken hayatını kaybetmişti.
Etraftaki herkes ne olduğunu anlamamıştı bile.
Çok garip bir olaydı. Uzaklardan bir mermi geliyor ve az önce sağlıklı olan bir insan hayatını orada kaybediyordu.
Saat 8.30 civarlarında otobüs durağında kitap okuyan bir bebek bakıcısı olan Sara Ramos da vurularak hayatını kaybetti.
Neredeyse 1-2 saat içerisinde bu işlenen 3.
cinayetti. İşler...
Öyle görünüyor ki çığırından çıkıyordu.
Uzaktan gelen mermiler insanların kaderini belirliyordu.
Korkulacak çok ciddi bir konu vardı.
Bu olaydan bir saat sonra Laurie Anne ismindeki bir kadın Maryland'de karavanının dışını temizliyordu.
25 yaşındaki kadın da diğerleri gibi bir şeyden habersizdi.
Uzak mesafeden bir yerden bir mermi gelmiş ve yere yığılmıştı.
Günün ilerleyen saatlerinde Pascal Charleau ismindeki bir insan yürüyüş yapıyordu.
Sonunun geldiğinden habersizdi.
72 yaşındaki adam sadece yürüyüş için dışarı çıkmıştı.
Tek suçu orada olmasıydı.
3 Ekim günü işlenen bu cinayet beşincisiydi.
Bugün acilen bitmeliydi.
Sanki gün bitmese birileri ölmeye devam edecek gibiydi.
Polisler cinayetlerle ilgili araştırma yapınca hepsinin muhtemelen tek insan tarafından yapıldığını tahmin etmesi kolaydı.
Hiçbir olayda katil görülmemişti.
Demek ki... Uzak bir mesafeden saklanarak ateş ediliyordu.
Ayrıca silahın arkasındaki kişi öyle görünüyor ki bu konuda yetenekliydi.
3 Ekim'de işlenen cinayetlerin ikisinin arasında 23 kilometre vardı.
Polisler kısa süre içerisinde katilin iki yerde olmasını, bert ve yolunu kullanmasına bağladı.
Tabi sadece iki günde yaşanan olaylar bölgede ciddi bir korku oluşmasına sebep oldu.
Okullar doğa sporlarını yasakladılar.
Öğle arasında öğrencilerin parka gitmesi yasaklandı.
Aileler artık çocuklarını kendileri okullara götürüp kendileri getirmeye başladı.
İnsanları öyle bir korku sardı ki evden arabalarına koşarak biniyorlardı.
Herkes mermilerin hedefi olmamak için kendilerine çözüm arıyordu.
Benzin istasyonlarında arabalarına benzin alan insanlar arabadan inmeye korkuyorlardı.
Maryland bölgesi psikolojik açıdan darmadağın olmuştu.
Bir sonraki gün 4 Ekim'de ikili başka bir bölgeye geçtiler.
Virginia'da otoparkta arabasına binen 43 yaşındaki Caroline Seaver bu ikilinin bir mermisine denk gelmişti.
Ancak şans eseri hayatta kalmayı başardı.
Kısa bir zaman sonra ise herkesi daha da korkutacak bir şey yaşandı.
Okuluna gitmekte olan 13 yaşındaki Aaron Brown'ın vurulması her şeyi çok daha fazla değiştirecekti.
Brown da şans eseri hayatta kalmıştı.
Ama çocukların hedef konumuna gelmesi, işleri, daha da korkutucu hale getirmişti.
Kalanın vurulduğu yerin yakınında polisler bir mermi kovanı ve tarot kartı buldular.
Tarot destesi içinden ölüm kartı seçilmiş ve üzerine sevgili polis ben tanrıyım yazılmıştı.
Bu arada dünkü yaşanan olaylardan dolayı araştırmalar devam ederken oralarda da bir şeyler bulunmaya başlamıştı.
Özellikle bırakılan bir mektupta çocukların hayatının tehlikede olduğu yazıyordu.
Montgomery polis şefi Charles Moose olay yerine bırakılan mektuplardan birisini basınla paylaştı.
Mektupta çocuklarınız herhangi bir zamanda, herhangi bir yerde artık güvende değil yazıyordu.
Korku dolu geçen iki günden sonra bir süre hareketlilik yaşanmadı.
Ta ki 9 Ekim'e kadar.
Akşam saatlerinde saat 9 civarında Virginia'da Sudley yolu üzerinde bir adam arabasına benzin dolduruyordu.
Evet yine hedef benzinlikti.
53 yaşındaki Dean Harold Myers benzinlikte hedef olan ikinci kişiydi.
Hemen orada hayatını kaybetti.
İki gün sonra yine benzinlikte bir olay daha yaşandı.
11 Ekim saat 9.30'da yine 53 yaşındaki bir adam arabasına yakıt dolduruyordu.
Kenneth Bridges benzinlikte ölen üçüncü kişiydi.
14 Ekim'de daha ses getirecek bir olayı imza attılar.
Keskin nişancı katiller akşam saatlerinde Virginia'da bir yere kurulmuşlar.
Tam karşılarındaki...
Home Depot adlı mağazadan çıkacak birini bekliyorlardı.
FBI istihbarat analisti olan Linda Franklin alışverişini yapmış otoparka doğru ilerliyordu.
Karanlığın içinden bir mermi gelip otoparkta o kadına saplanmıştı.
Bu kez görgü tanığı vardı.
Polisler ifadesini aldıklarında görgü tanığının o sırada içeride olduğunu anladılar.
Yani aslında hiçbir şey görmemişti.
Davanın seyrini değiştirmeye yönelik bir hareket olarak düşünülerek tutuklanmasına karar verildi.
Arka arkaya işlenen cinayetler ne kadar ülke gündemine otursa da herkes katilleri arasa da onların durmaya niyeti yoktu.
19 Ekim akşam saatlerinde bu kez de otoparkta Jeffrey Hopper ismindeki bir adamı vurdular.
Hopper da şanslıydı.
Hayatta kalmayı başardı.
Bert ve katillerinin gerçekten durmaya niyeti yoktu.
Hemen buradaki işlerini de hallettikten sonra 22 Ekim'de Maryland'e geri döndüler.
Otobüs şoförü Conrad Johnson Aspen Hill'da mola vermiş dinleniyordu.
Tam otobüsün merdivenlerinin üzerinde etrafı gözlemlerken bir anda adeta kulakları delen bir sesten sonra gerildi.
John, Alan, Muhammed ve Lee Boyd Malvo bu olaydan hemen sonra polisleri aradılar.
Polislere işledikleri suçları anlatıp bir de dalga geçtiler.
Polislerin hala kendilerini yakalayamamış olmasıyla Alay ediyorlardı.
Bu konuşma sırasında
21 Eylül'de yaşanan dükkan soygunu olayı da açığa kavuşmuş oldu.
Polisler o olayı hala çözememişlerdi.
Keskin nişancı ikili bu suçu kendilerinin işlediklerini itiraf ettiler.
Tabi bu konuşma yapılırken bir yandan da teknik takip hemen yer tespiti yapmaya çalışıyordu.
Telefon Virginia Henrico Conti'de bir ankesörlü telefondan geliyordu.
Ancak katiller polisler gelmeden hemen evvel oradan kaçmayı başarmışlardı.
Bir ay içerisinde öyle olaylar yaşandı ki televizyonlarda bu olaylar konuşuluyordu.
Beltway bölgesinde olan saldırıların etkisi Washington çevresine de yansıdı.
Konuya halkın da dahil olabilmesi için televizyon ekranlarında bir yardım hattı kurulduğu duyuruldu.
Konuyla ilgili herhangi bir bilgi sahibi olan bu hattı arayarak polislere yardımcı olacaktı.
Bu konuya ilgi duyan çok fazla insan oldu.
Tabi birçoğu yanlış ve yalan bilgiydi.
Gelen yanlış ihbarlardan bir tanesi yüzünden polisler bölgedeki bütün beyaz kamyonetleri durdurmaya başladılar.
Birisinin ihbarıyla beyaz bir kamyonetin içinde ellerinde AK-47 silah olan iki kişi vardı.
Aslında böyle bir şey yaşanmamıştı.
23 Ekim günü polisler araştırmaları genişletirken önemli bir delil buldular.
John Allen ve Lee Boyd'un atış tarimi yaptıkları alanı tespit ettiler.
Metal dedektör yardımıyla alandaki mermi kovanları ve katillerin arkalarında bıraktıkları şeyler tespit edildi.
Bulunan kovanlar olay yerlerinde bulunan kovanlarla aynıydı.
Mermi kovanlarının bulunmasıyla balistik raporun sonucunda herkes aynı tüfekten çıkan mermiyle hayatını kaybetmişti.
Ayrıca bu ikilinin bir arabası olduğu da tespit edilebildi.
Araba lacivert Chevrolet Chevy Capris modeldi.
Plaka bilgileri tüm devriye polisleriyle paylaşıldı.
Bunun dışında araba hakkındaki detaylar kamu oyuyla da paylaşılmıştı.
Aynı günün gece saatlerinde Beltway katilleri Arabalarını Maryland'de 70 numaralı karayolundaki dinlenme alanına çekmiş içinde uyuyorlardı.
Dinlenme alanında uyurlarken oraya dinlenmek için gelen bir kamyon şoförü aracı görür görmez hemen tanımıştı.
Haberlerde gördüğü arabanın aynısıydı.
Kamyonunu o aracın önüne çekerek katiller kaçmadan polisleri aramaya gitti.
Zaten Beltway katilleri o sırada uyuyorlardı.
Hiçbir şeyden haberleri yoktu.
Polisler bu ihbarla Adeta ışık hızıyla o alana geldiler.
Alana ciddi sayıda polis ekipleri gelmişti.
Araç olduğu yerde duruyordu.
Polisler Beltway katillerini hiçbir direnişle karşılaşmadan yakalamayı başardılar.
Şimdi cinayetleri nasıl işlediklerini öğrenmek için arabada çalışmalarına başlamışlardı.
Katiller 223 kalibrelik Bushmaster adlı bir tüfek kullanıyorlardı.
Plakanın hemen üzerine tüfek yerleştirecekleri şekilde bir delik açmışlardı.
Yani Keskin nişancı arabanın içinden tüfeği uzattığında tüfek delikten dışarı çıkıyor, nişancı da gözükmüyordu bile.
Bu şekilde bugüne kadar hiç görülmeden istediklerini yapabilmişlerdi.
Yolcu koltuklarının oradan direkt bagaja bağlanabiliyorlardı.
Aracın içinde bir dizüstü bilgisayar, haritalar, ses kayıt cihazı, telsizler ve kaçış güzergahları bulundu.
Arabanın içi adeta bir operasyon üssü gibiydi.
Her şey ortada olduğu için Beltway katilleri mahkemeye çıktıklarında yargılama süreçleri de uzun sürmedi.
İkisi de cinayetten suçlu bulundu.
John Allen Muhammed idam cezasına çarptırıldı.
Lee Boyd Malvo da henüz 17 yaşında olduğu için idam cezası almaktan kurtulmuş oldu.
Ona da şartlı tahliye imkanı kapalı olarak 6 kez müebbet hapis cezası verdiler.
Beltway keskin nişancıları kısa sürede 10 kişinin hayatına son vermiş, 3 kişiyi de yaralamışlardı.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
