
Gördüğü Kabuslar Gerçek Oldu - Cindy Anderson'a Ne Oldu?
19 Ağustos 2021 · 8 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
Cynthia Anderson Toledo, Ohio'da yaşıyordu.
Çok dindar bir ailede büyüdü.
Ailesi birbirine çok bağlıydı.
Ailesinden dolayı neredeyse tüm hayatı kilisede geçiyordu.
Kilisenin her etkinliğinde vardı.
Bu yüzden etrafta da tanınıyordu.
Arkadaşlarına söylediğine göre çekici bir kızdı.
Dış görünümüne özellikle özen gösteriyordu.
İnsanlar ona kısaca Cindy diyordu.
Cindy'nin neredeyse tüm hayatı kilisedeydi.
Erkek arkadaşıyla bile İncil eğitimi verilen bir koleje katılacaklardı.
Bunun için de çok heyecanlıydı.
Yepyeni bir maceraya katılıyordu.
Onun için güzel geçen bu günlerde diyet yapmaya da başladı.
Koleje gideceği zaman çalıştığı avukatlık ofisinden de ayrılacaktı.
Tüm planları hazırdı, mutluydu.
Ama bir anda tüm yaşantısını değiştirecek olaylar arka arkaya gelmeye başladı.
Cynthia bir gün ofiste çalışırken pencereden karşıdaki duvarda I love you Cindy by GW yazılmıştı.
Tam karşısında bu yazıyı görünce rahatsız oldu.
Gizli bir hayranı vardı ve adını duvarlara yazıyordu.
Ama adını GW olarak kısaltan adam kimdi?
Bu baş harfleri oturup düşündükçe aklına kimse gelmiyordu.
Bir süre sonra bu yazı tekrar etti.
Cindy daha tedirgin olmaya başlıyordu.
Çünkü yazıdan sonra bu kez de ardı arkası gelmeyen telefonlar ediliyordu.
Ofiste onu birisi sürekli rahatsız ediyordu.
Yaşanan bu huzursuzluk iş arkadaşları tarafından fark ediliyordu artık.
Sonunda patronu kendisine ofiste kapısını kilitlemesini önerdi ve odasına bir tane de acil çağrı butonu koydurdu.
Cindy'nin yaşadığı korku her halinden belli oluyordu.
Zaman sonra işler daha da kötüye gidiyordu.
Bilinmez birisi tarafından takip edilmesi onu paranoyaklaştırıyordu.
Artık gece rüyalarında da rahat değildi.
Neredeyse her gece rüyasında kaçırılıp öldürüldüğünü görüyordu.
Gördüğü kabuslar hep aynıydı.
O evde yalnızken birisi kapıyı çalıyor ve sindi açıyordu.
İçeriye giren yabancı onu kovalamaya başlayıp yakalıyordu.
Yakalamanın ardından ıssız bir yere kaçırıp önce acı çektiriyor daha sonra da yaşamına son veriyordu.
Cindy her gece teller içerisinde bu kabuslardan uyanıyordu.
Uyandığında ise kabusların etkisinden bir türlü çıkamıyordu.
Bu konuda kendisine destek olmaya çalışan ailesi bunların sadece kötü rüyalar olduğunu, gerçekte böyle bir şeyin olmadığını anlatmaya çalışıyordu.
Ne gördüğünü yalnızca kendisi biliyordu.
Hayat Cynthia için kötüleşiyordu.
Kaybolmasından bir gün önce odasına bir ödeme için gelen Larry Mullins o sırada telefonu çaldığını aktardı.
İlk çalan telefonu Cindy açar açmaz geri kapatmıştı.
Daha sonra bir kez daha telefon çalmıştı.
Bu kez karşı taraftaki her ne söylediyse Cindy'nin suratında gerçek bir korku ifadesi oluşmuştu.
Larry kendisine her şeyin yolunda olup olmadığını sordu.
Cindy ise son zamanlarda bu tarz telefonlar aldığını bir problem olmadığını söyledi.
4 Ağustos 1981 günü her zamanki gibi sabah 8.30'da kahvaltısını yapmadan evden işe gitti.
Genellikle bu saatlerde ofise ilk o gelirdi.
Ofise gelişinden sonra en son saat 09.45 gibi görüldü.
Öğleye doğru ofise gelen avukatlar Cindy'yi göremediler.
Odanın ışıkları hala açıktı.
Normalde eğer dışarıya çıktıysa not bırakırdı.
Bu kez bunu da yapmamıştı.
Avukatlardan birisi odasında kısa bir göz gezdirince ters bir şeyle karşılaşmadı.
İçeride aseton kokusu vardı.
Masanın üzerinde çok ama çok ilginç bir detay daha vardı.
Okuduğu aşk romanının çok önemli bir sayfası açıktı.
Açık olan yerde romandaki karakterin bıçak zoruyla kaçırıldığı bölümü vardı.
Sanki bir mesaj gibiydi.
Avukatlar bu detayı görünce iyice tedirgin olmaya başladılar.
Cindy'nin odada çantası da yoktu.
Otoparka baktıklarında arabası ise hala oradaydı.
Her nereye gittiyse arabasız gitmişti.
Ya da kabusları gerçek olmuş kaçırılmıştı.
Polislere konuyla ilgili ayrıntılı bilgiler verildi.
Polisin ilk üzerinde durduğu şey kendi rızasıyla kaçmış olabileceğiydi.
Ama kaçacak birisi değildi.
Çünkü gelecekle ilgili planlar yapıyordu.
Daha sonra kaybolma prosedürü uygulandı.
Cindy'den hiçbir iz yoktu.
Kaybolmasından kısa süre sonra karakola garip bir telefonda geldi.
Telefondaki kişi fısıldayarak konuşuyordu.
Polislere adını vermek istemediğini söyledi.
Kaybolan Cindy'nin bir aileye ait beyaz bir evin bodrumunda zorla tutulduğunu söyledi.
Cindy'nin yaşadığı böyle şeyleri söyledi ve telefonu kapattı.
Sonunda polisler bu iddiayı ciddiye alarak bölgedeki iki evi de araştırdı ama hiçbir şey bulamadılar.
İnsanlar onun takıntılı birisi tarafından kaçırıldığını düşünüyordu.
Kaçırma eyleminin başında da duvara yazı yazan GW isimli şahıs olduğu düşünülüyordu.
Polisler GW harflerine yönelince binada bakım görevlisi bir adama ulaştılar.
İsminin baş harfleri buna uyuyordu.
Adam binada temizlik işleriyle uğraştığı için tüm anahtarlara sahipti.
Yani her kapı ona açıktı.
Şüpheli gibi gözükse de hakkında suçlama yapılmadı.
Daha sonra yazıyı kendisinin yazdığını itiraf etti.
Ama duvardaki yazıda bahsettiği Cindy, Ofislerinde çalışan değildi.
Başka birisiydi. Yine suçlanmadı.
Aradan zaman geçiyordu.
Bir ara yeniden kaçmış olabileceği gündeme geldi.
Çünkü bilinene göre Cindy son zamanlarında makyaja ve dış görünüşüne daha önem vermeye başlamıştı.
Ailesi onun dünyevi zevklerden uzaklaşıp ilahi bir tarafta olmasını istiyordu.
Belki de bunlardan uzaklaşarak istediği hayatı yaşamak istemiştir.
Ama Cindy'nin banka hesabında yüklü bir miktar para olmasına rağmen kuruşuna bile dokunulmamıştı.
Eğer kaçsaydı bu parayı kullanması gerekirdi.
Teorilerden bir başkası da avukatlık ofisinde çalışan avukat Richard Naylor ile ilgiliydi.
Avukat Naylor ve müvekkili Jose Rodriguez birlikte yası dışı madde satışıyla suçlandı.
Mahkemeye çıkan ikili hakim tarafından suçlu bulununca Naylor avukatlıktan uzaklaştırıldı.
Bu teoriyi ortaya atanlar Cindy'nin Naylor ve Rodriguez'in ticaretle ilgili konuşmalarına kulak misafiri olduğunu düşünüyorlardı.
Bu konuyu eğer duyduysa ortadan kaldırılması dışında başka bir ihtimal de yoktu.
Ama bu kanıtlanmış bir teori de değil.
Üzerinden yıllar geçti ve Cindy'den hala bir haber yoktu.
Yetkililer de onun ileriki yaşlarında nasıl gözükeceğine dair bir robot resim çizdirerek basına paylaştı.
Ailesi kızlarının bulunmasını beklerken de hayatlarını kaybettiler.
Cynthia Anderson asla bulunamadı.
Yıllar içerisinde ailesinin tek istediği şey en azından bir mezar taşının olmasıydı.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
