
Gölde Kamp Yaparken Kayboldu - Lee Cutler’a ne oldu?
12 Eylül 2021 · 12 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
Lee Cutler 2 Ekim 1989'da Illinois'i Buffalo Grove'da dünyaya geldi.
Tüm yaşamı da burada geçti.
Güzel bir çocukluk geçirmişti.
Etrafındaki insanlarla arası çok iyiydi.
Herkes onu iyi niyetli birisi olarak tanıyordu.
Çevresindekilerin mutlu olmasını isteyen birisiydi.
Lee ayrıca Yahudi'ydi.
Sık sık Tevrat okur ve kendisini din yoluna adardı.
9. sınıftayken Yahudi gençlik grubunun bir şubesini kendi bölgesinde kurmuştu.
Okulda veya işte olmadığı zamanları grupla birlikte etkinlikler yaparak geçirirdi.
Hayatı bu şekilde geçiyordu.
Hiçbir sorun yok gibiydi.
Ta ki 2006 yılında kız arkadaşından ayrılana kadar.
Lee bu ayrılığın sonunda değişen psikolojisine engel olamadı.
İntihar eğilimi başlamıştı.
Hatta bir keresinde okulda bunu denerken Zapt edilip bir hastaneye yatırıldı.
Bir süre tedavi gördükten sonra da taburcu edildi.
19 Ekim 2007 akşamı Lee bir çocukluk arkadaşının doğum günü partisine katıldı.
Partide arkadaşlarıyla keyifli vakit geçirdikten sonra annesine arkadaşlarıyla beraber kalıp kalamayacağını sordu.
Anne Beth eğer eve gittiğinde haber verirse kalabileceğini söyledi.
Lee bu gibi durumlarda annesine her zaman haber verirdi.
Ama o akşam İlk kez haber vermedi.
Beth sabah olup uyanınca oğlundan hiçbir mesaj gelmediğini gördü ve telaşlanmaya başladı.
Lee'yi aradığında telefonu otomatik sesli mesaja yönleniyordu.
Tedirgin olan anne sonraki gün yani 20 Ekim'de oğlunun çalıştığı yere gitmeye karar verdi.
Normalde çalıştığı mağaza olan Howtron Center alışveriş merkezinde öğle saatlerinde işbaşı yapması gerekiyordu.
Fakat Lee orada da yoktu.
İşini asla aksatmazdı.
Çalıştığı mağazanın direktörü belki saat 5'teki vardiyaya geleceğini düşündüğünü söyledi.
Beth de geri dönüp saat 5'te yeniden gelme planı yaptı.
O sırada da oğluna telefondan ulaşmaya çalıştı.
Tabii nafile. Lee ortalıkta yoktu.
Daha sonra annenin aklına belki şarjı bitmiştir fikri geldi.
Lee'nin bazen telefonu şarj etmeyi unuttuğu da oluyordu.
Anne Beth yakın arkadaşı olan özel dedektif Penny Calabridge'i aramaya karar verdi.
Saat 5'e kadar bir şey yapmadan duramıyordu.
Penny endişelenecek bir şey olmayabilir saat 5'i beklemesini önerdi.
Beklenen saat geldiğinde likatları yine ortalıkta gözükmedi.
İşe gelmemişti.
Bir gariplik olduğu kesindi.
Aynı günün akşamında da Yahudi gençlik grubuyla bowling planı vardı.
Saat 8'deki bu plana da katılmadı.
Artık anne Beth daha fazla dayanamadı.
Oğlunun başına bir şey gelmiş olabilirdi.
Hemen Buffalo Grove polis departmanını arayarak kayıp ihbarında bulundu.
İhbar için eve gelen polisler öncelikle evde bazı aramalar gerçekleştirdi.
Lee'nin odası arandığında evi terk edeceğine dair bir ipucu bulamadılar.
Arkadaşına kalmaya giderken yanında sadece küçük bir çanta almıştı.
Onun dışında tüm özel eşyaları hala odasındaydı.
Polisler daha sonra da arkadaşlarıyla da görüşmeye karar verdi.
Geceyi iki arkadaşıyla birlikte geçirmiş, Geç saate kadar oyun oynamışlardı.
Arkadaşlarının anlattığına göre şüphe çekecek hiçbir şey yoktu.
Sabah olduğunda arkadaşlarından birisini evine bırakmış, oradan da işe gitmişti.
Etrafındakilerin son bildiği şey buydu.
Lee'nin kayıp olduğunu öğrenen arkadaşları bir yandan sık olarak gittiği mekanlar araştırmaya başladı.
Ama Lee'yi bulamadılar.
Polisler cep telefonundan sinyal takip etmeyi denese de telefonun kapalı olduğu için bundan da sonuç alamadılar.
Ne yapıldıysa genç adamın izine rastlanmıyordu.
Henüz 3 hafta önce 18 yaşına bastığı için istediği yere gitmekte özgürdü.
Polisler ters bir şey göremeyince kendi isteğiyle kaçmış olabileceğini düşündü.
Eğer böyle olduysa polislerin yapabileceği bir şey yoktu.
Lee Cutler'ın kaybolmasından bir gün sonra pazarı pazartesiye bağlayan gece saat 3 sularında Wisconsin 33.
otoyolun bir dinlenme tesisinde Toyota Corolla marka arabası ortaya çıktı.
İlçe şerif ofisine bağlı bir memur arabayı bir süredir park etmiş olarak görünce plakasını bilgisayardan kontrol ettirdi.
Plakanın sahibi kayıp ihbarı yapılan Lee Cutler'dı.
Artık olay Wisconsin'a taşınmıştı.
Elektifler Lee'nin isteyerek Wisconsin'a gittiğini düşünüyordu.
Arabayı bıraktığı yerin etrafında kamp kurmuş olabilirdi.
Zaten öğrenilene göre de daha önce buraya arkadaşlarıyla kamp kurmaya geliyordu.
Yine bunu yapmış olabilirdi.
İlçe karakolu arabanın başında bir polis memuru görevlendirdi.
Genç adam gelirse merkeze haber verecekti.
Ama sabaha kadar kimse gelip gitmedi.
Lee ortaya çıkmayınca polisler arabanın etrafında ve arabanın dışında inceleme başlattı.
Herhangi bir zorlama izi yoktu.
Yani arabayı kendi iradesiyle buraya bırakmış duruyordu.
Arabanın etrafındaki incelemeye göre ayak izlerine ulaşamadılar.
Bu yüzden hangi yöne gittiğini kestirmek çok zordu.
Arabanın içi araştırıldığında ise Lee'ye ait bazı elbiseler ve Chattel Moraine eyalet ormanına giriş makbuzu bulundu.
Dedektiflere göre tek bilet olmasının nedeni Lee katların bu yolculuğa yalnız çıktığı anlamına geliyordu.
Veya başka bir ihtimal de yolda bir gün önce oraya gitmiş bir otostopçuyu arabasına almış olabilirdi.
Kesin olan tek şey Lee'nin Wisconsin Barabuya yolculuk yapmış olduğuydu.
Polisler arabanın bulunduğu yerin etrafında kamp alanlarında, ormanlık alanlarda ve nehir kıyısında arama çalışmaları başlattı.
Aramalar sırasında nehir kıyısına yakın bir yerde battaniyeler ve bir sırt çantası bulundu.
Olayları yakından takip eden anne Beth de buraya gelmişti.
Bulunan sırt çantası ve içindeki eşyaları anneye gösterilince eşyaların oğlu Lee'ye ait olduğunu doğruladı.
Lee Cutler gerçekten de buraya kamp yapmaya gelmişti.
Çok fazla uzakta olmayabilirdi.
Helikopter de dahil edilmesiyle arama çalışmaları hem havadan hem de karadan yapılmaya başlandı.
Lee'den hiçbir iz yoktu.
Eşyaların bulunmasıyla Lee'nin kendi rızasıyla kaçmış olabileceği olasılığı da artıyordu.
Bu nedenle anne Beth TV karşısında bir basın toplantısı düzenleyerek oğlunun eve geri dönmesi için ricada bulundu.
Üvey babası da basın mensuplarına Lee'nin son zamanlarda stresli günler geçirdiğini Ve bunlardan uzaklaşmak isteyeceğini aktardı.
Yakın zamanda büyükannesine kanser teşhisi konmuştu.
Bu durum Lee'nin moralini çok bozmuştu.
Lee'nin öz babası Daniel Cutler'la Wisconsin'daki bulgulardan sonra buraya yolculuk yaptı.
Gazetecilere verdiği röportajda oğlunun gezmeyi seven, insanlarla iyi ilişkileri olan bir çocuk olduğunu söyledi.
İnsanların tartışmasından nefret eden ve onları bir şekilde barıştırabilen birisi olduğunu da söyledi.
Polisler herkesle konu hakkında konuşuyordu.
Lee'nin içe kapanık biri olmasına rağmen başkaları için öyle değildi.
Herkesin derdini dinleyen, çözüm bulmaya çalışan birisiydi.
Ama kendi dertlerini de içine atıyordu.
Öğrenilene göre liseden mezun olduktan sonra ne yapacağına dair stres altındaydı.
Geleceği için kaygılanıyordu.
Lee Cutler üniversite okumak yerine İsrail'deki akrabalarının yanına gidip orduya katılmak istiyordu.
Ama annesi Beth bunu asla kabul etmiyordu.
Lee'nin çantasının bulunduğu kamp alanındaki incelemeler sırasında eski sevgilisinden gelen mektuplar ve birkaç şişe ilaç keşfedildi.
Daha da önemlisi bir de annesi için yazılmış not ortaya çıktı.
Notta şöyle yazıyordu.
Başım omuzlarımın taşıyabileceğinden çok daha büyük.
Sonunda uyuyabileceğim deli olmadığımı biliyorum.
Seni seviyorum anne.
Bu notla birlikte kendi canına kıymış olabileceği düşüncesi daha ağır basmaya başladı.
Bırakılan not tam olarak buna işaret ediyordu.
Polisler Barabu nehrini araştırmak için dalış ekibini ayarladı.
Buzlu ve bulanık sularda hem dalgıçlar hem de devriye butuyla ummalı bir çalışma başladı.
Hala bir şey bulunamıyordu.
Polisler olayın peşini bırakmaya hiç niyetli değildi.
Likatların kaybolması ülkede ilgi çeken bir davaya dönüşmüştü.
Termal radarla havadan ısı haritası çıkarılıyordu.
Buna rağmen Lee'nin canlı veya cansız bedenine dair herhangi bir şey bulunamıyordu.
Lee Cutler gerçekten burada mıydı?
Bir hafta sonra nehirden dikkat çekici bir şey bulundu.
Nehirde bir pantolon bulunmuştu.
Pantolonun cepleri kontrol edildiğinde Lee Cutler'ın cüzdanı ve arabasının anahtarları ortaya çıktı.
Az ilerisinde de kemeri vardı.
Bunlar Lee'nin bulunan çantasına 300 metre mesafedeydi.
Ama yetkililer nehirde Lee'yi bulamadı.
Lee bulunamıyordu.
Polisler kendi canına kıymış olabileceği düşüncesinden uzaklaşmaya başladılar.
Çünkü sadece bazı eşyaları vardı ama beden yoktu.
Yetkililerin tahmin ettiği başka bir arabayla yoluna devam etmiş olduğuydu.
Yani Lee kendini öldürmüş süsü veriyordu.
Mayıs 2008'de Lee Cutler kaybolalı 7 ay olmuştu.
Ailesi ve arkadaşları Lee için Facebook sayfaları açarak ödül teklifinde bulundular.
Her yolu deniyorlardı.
Gelişmiş bir sonar teknolojisi kullanan arama ekibiyle de irtibat kuruldu.
Nehir yeniden aranacaktı.
Ama uzman eğer nehirde olsaydı polislerin zaten onu bulabileceğini düşünerek aramaya gerek olmadığını söyledi.
Bu gerçekten doğruydu.
Polisler günlerce nehrin her yerini aramışlardı.
Ağustos 2008'de yapacak bir şey kalmayınca dava resmen kapatıldı.
Lee katların herkesten uzaklaşarak bir hayat kurmuş olabileceğine karar verildi.
Peşine kimse düşmesin diye de kendisini ölmüş gibi göstermişti.
Eğer Lee ile ilgili yeni bir bilgi gelirse dava yeniden açılacaktı.
Ama şimdilik yeni bir bilgi gelmedi.
18 yaşındayken ortadan kaybolan genç gerçekten Kendi rızasıyla mı kaybolmuştu yoksa birisi başına kötü bir şey mi getirmişti?
Şimdilik bunu bilemeyeceğiz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
