
Transkript
Gerçek bir vampir olan Richard Trenton Chase 23 Mayıs 1950'de Sacramento'da dünyaya geldi.
Çocukluk dönemine dair az olan bilgilerin yanında en önemlisi sürekli annesi tarafından taciz edilmesidir.
Bu yüzden ev hayatı berbat geçiyordu.
Doğduğundan beri uğradığı muameleden midir veya ünlü McDonald üçlemesine sahip olduğu için midir bilinmez ama ileride çok tehlikeli bir insan olacaktı.
McDonald üçlemesi, kundaklama, yatağını ıslatma, ve hayvanlara zulmetmeyi içermektedir.
Richard Chase daha küçük yaşlardayken bu üç özelliği de barındırıyordu.
Teoriye göre bu üçlüme sahip olan insanların birer seri katile dönüşmesi oranı çok yüksek.
Ergenliğe kadar bu şekilde devam ediyordu.
Ergenliğe geldiğinde bu kez de alkol ve uyuşturucu kullanma sorunları baş gösterdi.
Her genç erkek gibi kızlarla ilişki kurmaya çalışsa da başarılı olamıyordu.
Görünüşe göre kızların yanında ereksiyon sorunu yaşıyordu.
Bununla ilgili bir doktora görününce de ortaya bastırılmış öfke sorunu çıktı.
Chase içinde bir yerlerde öfkesini bastırmaya çalışırken normal hayata adapte olamıyordu.
Bu da haliyle ilişkilerini etkiliyordu.
Bu sorunlar yaşı ilerledikçe daha fazla büyümeye başladı.
O kadar büyüdü ki akıl almaz şeyler söylüyordu.
Mesela hiçbir şey yokken bir anda kalbinin durduğuna inanıyordu.
Ama o sırada yaşıyordu.
Yani kalbi durmuş olamazdı.
Bunun gibi garip evhamları gelişmişti.
Hatta bir keresinde birisinin akciğer atar damarını çaldığını bile iddia etti.
Bu mümkün olamazdı.
Birisinin atar damarını çalmış olsa bu anlaşılabilir bir şey olacaktı.
Ama zaman içerisinde daha da ileriye gitti.
Kafasının üzerine portakal koyduğunda beyninin C vitamini çektiğini zannediyordu.
Genç yaşlardayken saçlarını kazatarak hem C vitamini çekmesini kolaylaştırıyor hem de kafatasının hareket eden kemiklerini izliyordu.
Yani kafatasındaki kemiklerin hareket ettiğini zannediyordu.
Chase için işler daha da kötüye gidiyordu.
Akli dengesinin ciddi derecede bozuk olduğu ortadaydı.
Sonunda annesinin de evinden ayrılmaya karar verdi.
Bunun sebebi olarak annesinin kendisini zehirlemeye çalıştığını söylüyordu.
Birkaç arkadaşıyla birlikte taşındıktan sonra da hiçbir şey düzelmedi.
Zaten düzelmesi için çözüm taşınmak değildi.
Sağlam bir tedaviye ihtiyacı vardı.
Yeni evinde arkadaşları kendisinden sürekli şikayet ediyordu.
Çünkü çok fazla alkol tüketiyor ve evin içinde sarhoşken çırılçıplak geziyordu.
Bunu misafirler varken bile yapıyordu.
Bu hareketlerinin sonunda arkadaşları tarafından istenmemeye başladı.
Evden gitmesi istense de bunu kabul etmeyince arkadaşları evden gitmek zorunda kaldı.
Tek kaldıktan sonra ürkütücü fantezilerini yerine getirmek için büyük bir fırsat yakaladı.
Hayvanları yakalıyor ve yaşamlarına son veriyordu.
Bazen ölü hayvanları çiğ çiğ yiyor, bazen de kanlarını içiyordu.
Eğer bu şekilde beslenirse kalp kasılmalarının durduğuna inanıyordu.
1975 yılında damarlarına tavşan kanı enjekte edince kan zehirlenmesi yaşadı.
Hastanede zehirlenme sebebi de ortaya çıkınca acil bir şekilde zihinsel tedavi merkezine gönderildi.
Akıl hastanesinde bile rahat durmuyor.
Yakaladığı kuşları yiyordu.
Ağzının kenarında
sürekli kan vardı. Hastanede yapmadığı pislik kalmamıştı.
Doktorların teşhisine göre paranoid şizofrendi.
1976 yılına kadar ilaç tedavisi aldıktan sonra yetkililerce artık kamu için tehlike arz etmediği düşünülerek tahliye edilmesine karar verildi.
Richard Chase annesinin himayesine verildi.
Ama annesi ona sahip çıkmadı.
Başka bir eve yerleşmesini sağlayıp, İlaçlarını da vermedi.
Annesinin en büyük suçu onu ilaçlarından uzak tutmak oldu.
Richard Chase ilaçlarını almayınca annesinin evinde eski davranışlarına geri döndü.
Annesi onu sürekli evde kedi yerken buluyordu.
Bu yüzden taşınmasını istemişti.
Richard Chase anne evinden ayrıldıktan sonra kendisine bir adet tüfek aldı.
Aldığı tabancayla avcılık yapıp hayvanların kanını içiyordu.
Artık Naziler tarafından ele geçirilmiş UFO'lar tarafından zehirlendiğine inanıyordu.
Zehri geçirmek için de kan içmeliydi.
Çılgınlığı bambaşka bir noktadaydı.
1977 yılında Chase'in kamyoneti polis tarafından Nevada'da bir çamura saplanmış olarak bulundu.
Polisler aracın sahibini etrafta göremeyince içine bakmaya karar verdiler ve kamyonetin içinde iki adet tüfek, erkek kıyafeti ve bir kova dolusu kan vardı.
Böyle bir şey görünce her yerde arabanın sahibi tabi ki aranmaya başlandı.
Kısa süre sonra Nevada'da bir motel odasında arabanın sahibi Richard Chase bulundu.
Polisler odaya girdiğinde Chase her yeri kanlar içinde uzanıyordu.
Çok ciddi bir suç işlemiş olabilirdi.
Polisler Chase'i gözaltına aldıktan sonra yaptıkları inceleme sonunda kanın kendisine ve bir ineğe ait olduğu anlaşılınca serbest bırakıldı.
29 Aralık 1977 günü Ambrose Griffin, Richard Chase'in Rastgele seçtiği ilk kurbanı olmuştu.
Yürürken şans eseri karşısına iki çocuk babası adam çıkmış, evinin garajındayken vurularak yere yığılmıştı.
Bu sırada eve gelişini izleyen eşi kocasının rahatsızlanıp geri düştüğünü zannetti.
Adamın yanına hızlıca vardıktan sonra asıl gerçeği de görmüş oldu.
Ambulansta acil servise yetiştirilse de adam hayatını kaybetti.
Otopsi sırasında vücudunda 22 kalibrelik bir kurşun bulundu.
Polisler şüpheli bir şahıs olmayınca Griffin'in komşularını ve ailesini tek tek sorguya aldılar.
Bu sorgulamalar devam ederken komşulardan birisi benzer bir olay yaşadığını söyledi.
Birkaç gün önce evine birisi ateş etmişti.
Kimseye bir şey olmayınca polislere şikayette bulunmamıştı.
Polisler ateş edilen o evin duvarını incelediğinde yine 22 kalibrelik Bir mermi duvara gömülü olarak bulundu.
Mermiler balistiğe gönderildikten sonra Griffin'i vuran aynı tabanca olduğu da anlaşıldı.
Bunun dışında bir ipucu yoktu.
Adamın herhangi bir düşmanı da olmayınca dava şimdilik rafa kaldırıldı.
Bir ay sonra, Ocak 1978'de Griffin'in vurulduğu yerin çok yakınlarında bir yerde hırsızlık olayı yaşanıyordu.
Edwards ailesi eve girdiklerinde içeride birisi vardı.
Hırsız aileyi görünce apar topar evden kaçmayı başardı.
Robert Edwards ne kadar peşinden koşsa da bu adama yetişemedi.
Evden bir şey çalınmış mı diye bakarlarken karşılarına garip bir detay çıktı.
Eve giren davetsiz misafir bebeklerinin yatağına pisliğini yapmıştı.
Hiçbir şey de çalmamıştı.
Robert'ın tasvirine göre adam sıska, uzun boylu, kirli sakalları ve uzun saçları olan bir adamdı.
Polisler bölgede bu adamı ararlarken başka bir eve girmeye çalıştığını daha öğrendiler.
Aile evin içindeyken bir adamın kapılarını zorla açmaya çalıştığını söyledi.
Bu çok daha garipti.
Resmen içeride birilerinin olması hırsızın umurunda bile değildi sanki.
İlerleyen saatlerde aynı bölgedeki başka bir evden yine ihbar geldi.
Bu gelen ihbar hırsızlık değildi.
Teresa Wallin adlı kadının cinayet haberiydi.
David Wallin eve geldiğinde eşi kanlar içinde yerde uzanıyordu.
Durum çok kötüydü.
Kadının karnı deşilmişti.
Tam bir vahşetti. Kadının ağzına dışarıdan bulduğu köpek dışkısı da yerleştirilmişti.
Daha da ötesi bir yoğurt kabında kanlı dudak izleri vardı.
Öyle görünüyor ki katil bu kaptan kan içmişti.
Polisler karşılarında bir vampir olduğunu düşündüler.
Bu filmlerdeki gibi hayali bir vampir değildi.
Resmen gerçekti.
Sacramento polisi böyle bir vahşetin karşısında FBI'den yardım istemeye karar verdi.
O sıralarda FBI'de yeni kurulmuş suç profili oluşturma birimi vardı.
Birimin başında da ünlü dedektif Robert Ressler bulunuyordu.
Ressler ünlü seri katillerle görüşmeler yaparak suçlu profili oluşturmada çok başarılıydı.
Aynı gün içerisinde yaşanan olayları incelediğinde yerel polis için önemli bir profil oluşturdu.
Profile göre katilin akıl sağlığı geçmişi vardı.
Muhtemelen şizofreni gibi ağır bir hastalığa sahip.
Eğer bu ihtimal doğruysa katilin görünüşü göz önüne alınınca 20'li yaşların sonunda olması gerekiyordu.
Çünkü hastanın kısa sürede bu duruma gelmesi zor ihtimaldi.
Yaklaşık bir 10 yıla ihtiyacı vardı.
Profildeki diğer detaylarda katilin pis ve dağınık olduğu yazıyordu.
Ayrıca yalnız yaşayan ve bir de işi olmayan birisiydi.
Bu olayın hemen üzerinden 4 gün geçmesine rağmen başka bir ihbar daha geldi.
27 Ocak günü vampir bu kez de Evelyn Millard'ın evine girdi.
Eve girdiğinde Evelyn'in arkadaşı Danny Meredith vardı.
Danny'in yanında taşıdığı tabanca ile olarak masanın üzerindeki araba anahtarlarını ve cüzdanını aldı.
Sesi duyan Evelyn salona doğru gelince o da mermilerin hedefi oldu.
Bununla birlikte 6 yaşındaki oğlunu da vurdu.
Hepsinin üzerinde 22 kalibrelik mermi vardı.
Bir komşu bu sesleri duyunca polislere haber vermişti.
O sırada katilde arabayı alarak olay yerinden uzaklaştı.
Polisler olay yerine geldiğinde yine aynı dehşeti gördüler.
Herkesin karnı açılmış ve iç organları çıkarılmıştı.
Bu kez vampirliğin yanına yamyamlık da eklenmişti.
Tam bu dehşeti sergiledikten sonra Evelyn'e cinsel saldırıda da bulunmuştu.
Polisler gördükleri görüntü karşısında soğukkanlı olamıyorlardı.
Bunun dışında çok daha fazla korkutucu bir şey öğrendiler.
Evelyn o sırada 2 yaşındaki yeğenine bakıcılık yapıyordu ve bebek evde yoktu.
Herkes bir anda çok daha kötü hissetmeye başladı.
Katil bebeği de beraberinde götürmüştü.
Olay yerinde yapılan incelemeler sonunda Teresa Wally'nin evinde bulunan bot iziyle ve parmak izleriyle eşleşmeler oldu.
Parmak izleri araştırıldığında karşılarına tek bir isim çıkıyordu.
Richard Trenton Chase.
Evet bu
adamdı. Evet katil bu adamdı ve hemen yakalanmalıydı.
Yoksa aynı vahşeti başka bir evde daha görmeleri çok mümkündü.
Richard'la ilgili araştırmalar yapılırken adamın zihinsel sağlığının bozuk olduğunu da öğrendiler.
Yani oluşturulan profil nokta ateşiydi.
Richard'ın evine çabucak ulaşıldı.
Polis adamın kapısına dayandığında Chase kapıyı açmamak için Çok fazla direndi.
Daha sonra kendi iradesiyle üzerindeki turuncu parka ve 22 kalibrelik tabancasıyla dışarıya çıktı.
Evin içi daha da berbattı.
Her yer kıpkırmızıydı.
Tüm kaşıklar, bıçaklar, tabaklar sadece kandan oluşuyordu.
Polisler vampirlerin gerçek olduğunu düşünmeye başladılar.
Sorgulama sırasında Richard Chase sadece birkaç hayvan öldürdüğünü itiraf etti.
Diğer ölümlerle ilgisi olmadığını söylese de bulunan deliller ondan başkasını işaret etmiyordu.
Richard Chase 8 Mayıs 1979 günü 6 cinayetten tutuklandı ve idam cezasına çarptırıldı.
Bu arada kaybolan 2 yaşındaki bebekten de iz yoktu.
Polisler uzun süre arasa da bir kilisenin hademesi bahçede bebeğin cansız bedenini bulmuştu.
Maalesef o da kurtarılamamıştı.
Richard Chase hapishaneye girdiğinde herkes ondan korkuyordu.
Öyle suçlar işlemişti ki adam çok tehlikeliydi.
Ayrıca vampirdi. Mahçumlar ona yaklaşmaya çekiniyordu.
Her an her şeyi yapabilirdi.
Ondan korkmayan bir kişi vardı.
O da dedektif Robert Ressler.
Ressler seri katillerle yaptığı konuşmalara Richard Chase'i de eklemişti.
Yaptığı bu diyaloglarla bu gibi insanların nasıl düşündüğüne dair fikir edinip onlar hakkında başarılı bir profil oluşturabiliyordu.
Richard Chase hapishanede idam edileceği günü beklerken 1980'nin Noel'inde yattığı ranzada gardiyan tarafından cansız olarak bulundu.
Kendisine verilen antidepresanları biriktirip daha sonra tek seferde içerek kendi canına kıymıştı.
Adını tarihe kara harflerle vampir olarak yazdırmıştı.
Richard evine girdiği insanların kendisini davet ettiğini düşünüyordu.
Örneğin eğer kapıları kilitli değilse bu içeriye gir demekti.
Ama kapıları kilitliyse demek ki onu istemiyorlardı.
Bu yüzden daha önceden kilitli kapıyı bir kez zorlayabilmişti.
Kapı açılmayınca da oradan hiçbir şey olmamış gibi uzaklaşmıştı.
Gerçek bir psikopat katildi.
Eğer hızlı bir şekilde yakalanmasaydı çok daha fazla cinayet haberi gelebilirdi.
Çünkü evinde bulunan takvimde işlediği suçlara not almıştı.
Korkutucu olan ileri tarihler için işaretlenmiş 40 gün daha vardı.
Bu arada videoda bahsettiğim Robert Ressler ismi...
Amerika FBI tarihi için çok önemli dedektiflerden birisi.
Çünkü Ressler Amerika dedektiflik tarihine seri katil kavramını kazandıran kişidir.
Ayrıca Ted Bundy'nin yakalanmasında da çok çok büyük rol oynamıştır.
Mindhunter dizisini sevenler bilecektir ki o dizide Bill Tench karakteri Robert Ressler'ı canlandırıyor.
Bu arada o dizide hala izlemediyseniz izlemenizi tavsiye ediyorum.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
