
Dünyanın En Meşhur Hapishanesinden Kaçış - Alcatraz’dan Kaçış
19 Mayıs 2021 · 13 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
Merhabalar ben Onurcan Yenilmez.
Bu tarz videoları beğeniyorsanız kanalıma abone olup bildirimleri açmayı ve videoyu izledikten sonra beğenmeyi unutmayın.
Bu arada beni instagramdan da takip ederseniz sevinirim.
Yeni serimize hoşgeldiniz.
Yeni serimiz hapishaneden firar hikayeleri olacak.
Bu da çok güzel bir seri olacak.
Umarım diğerleri gibi beğenirsiniz.
Ben sizin beğeneceğinizi umuyorum.
İlk videoda da dünyadaki en meşhur kaçış olan Alcatraz'dan kaçışı yapmak istedim.
Bu en popüler, en bilineni.
Bununla giriş yapmak bence daha doğru olacaktı.
Alcatraz hapishanesi, Al Capone, makineli tüfek Kelly gibi büyük suçlu insanları içeride tutmayı başarabilmişti.
Ama 3 mahkumu içeride tutamamıştı.
Frank Morris, John Anglin ve Clarence Anglin bu hapishaneden kaçmayı başarmışlardı.
Onlar aslında imkansızı başarmışlardı.
Alcatraz adası 1848 yılına kadar İspanyollara aitti.
Bu tarihten sonra Amerika'ya geçmişti.
Amerikanlar da San Francisco körfezinin ortasında olmasından dolayı burayı askeri amaçlı kullanmaya başladı.
Yaptıkları askeri bir hapishane ile isyancıları buraya gönderiyordu.
Yıllar içerisinde gittikçe büyüyen hapishane 1934 yılında gerek duyulmasıyla ünlü Alcatraz hapishanesine dönüştü.
1929'da büyük buhrandan sonra Amerika sokaklarında kanunsuzluk ciddi seviyelere gelmişti.
Kısıtlı imkanlar çetelerin, soyguncuların ortaya çıkmasına sebep oluyordu.
Bu adamları normal bir hapishanede tutmak imkansızdı.
John Dillinger, Al Capone, makineli tüfek Kelly gibi adamlar ellerindeki güçle hapishaneyi ziyaret ediyorlardı.
Onların girdikleri hapishaneler kısa bir tatil gibiydi.
Zaten içeriden kaçmayı da başarıyorlardı.
Bu yüzden ülke kanunsuzlukla başa çıkamıyordu.
Suçluların sürekli hapishanelerden kaçması ülkede otoritenin gücünü de sorgulatıyordu.
Böyle bir dönemde kanunlara boyun eğmeyen adamları içeride tutacak başka bir alternatif lazımdı.
1934'te Alcatraz Hapishanesi suçluları ehlileştirebileceği düşüncesiyle kuruldu.
Ki ehlileşenler de oldu.
Ama buradan kurtulmak isteyenler de oldu.
Ülün hapishanenin neredeyse 30 yıllık tarihinde 3 kişi adını tarihe yazdırmayı başardı.
Herkesin yapamazsın dediğini başardılar.
Frank Morris, Clarence ve John Anglin 11 Haziran 1962 yılında tüm ülkeyi ayağa kaldıracak bir eyleme giriştiler.
Alcatraz hapishanesi gelen suçluları ehlileştirmek için son derece katı kurallara sahipti.
Normal bir hapishanede olan güvenlik önleminden daha fazlası vardı.
Mesela normalde 20 kişiye bir gardiyan düşerken bu hapishanede Üç kişiye bir gardiyan düşüyordu.
İçeride ve dışarıda yapılan gözlem kuleleri mahkumların her hareketini titizlikle izleyebiliyordu.
Hapishane San Francisco körfezinin ortasında bir kayalık üzerinde olduğu için kaçmak da imkansızdı.
Binadan çıkmayı başaranların sürekli akıntı halinde olan buz gibi denizde geçmeleri gerekiyordu.
Hapishaneden birçok kaçma girişimi oldu.
Bunların hepsi de daha adayı aşamadan son buluyordu.
Yıllar içinde yaşanan başarısız kaçma girişimleri diğer mahkumların da umudunu kırıyordu.
Hapishane kendi kendine insanları orada tutabiliyordu.
Her mahkum bir gün bunu başaran birisinin çıkacağını düşünüyordu.
Frank Morris, John Anglin ve Clarence Anglin başka bir hapishaneden gelmişler birbirlerini tanıyorlardı.
Üçü de kaldıkları hapishanenin düzenine uymadıkları için buraya gönderilmişlerdi.
Frank Morris çok akıllı bir soyguncuydu.
Alcatraz'a girer girmez kaçmanın hayallerini kurmaya başlamıştı bile.
Üçlü bir araya gelerek planlarını yapmaya başladılar.
Komşu koğuşlarda kalıyorlardı ama Alcatraz kuralları gereği yan koğuştaki mahkumla sohbet etmek yasaktı.
Bu yüzden sadece 20 dakikalık yemek aralarında işlerini halletmeleri gerekiyordu.
Ekip yeni geldikleri hapishanenin her şeyini bilen deneyimli birine ihtiyaç duyuyordu.
Kısa zamanda Alan West ile tanıştılar.
Alan da her mahkum gibi kaçmayı düşünenlerdendi.
Bu hapishaneden kaçmayı başarmak sadece özgürlük anlamına gelmiyordu.
Ayrıca tarihe geçmek demekti.
Alan West içerideki her şeyi detayıyla incelenmişti.
Ekibin kaçma isteklerini de duyunca dördü bir araya gelerek plan yapmaya başladılar.
1960'dan sonra Amerika yönetiminin değişmesiyle bazı kurallar esnekleşti.
Dördü bir yemekhanede bir araya gelip artık nasıl yapacaklarını konuşabiliyorlardı.
Allen West'ten aldıkları bilgiye göre hücrelerin içinde bulunan havalandırma ızgarası dar, uzun bir havalandırma kolidoruna çıkıyordu.
Eğer buraya ulaşırlarsa etrafı betonla kapatılmamış tek havalandırma çıkışı olan çatıdakine de ulaşabileceklerdi.
Ama ızgaradan bir insanın geçmesi imkansızdı.
Hiç kimse görmeden deliği de genişletmeleri gerekiyordu.
Neredeyse 100 yıla yakında yapılmış beton harme bina denizin tuzlu suyuyla zayıflamaya başlamıştı.
1960'larda artık betonlar tozlaşıp dökülüyordu.
Frank Morris bunu fark edince ızgaranın etrafını genişletebileceklerini düşündü.
Sadece bunun için ekipman lazımdı.
Hapishane içinde her mahkumdan destek alınıyordu.
Yemekhanede çalışanlardan kaşık aldılar.
Aldıkları kaşığı sivrilterek birer kazma aletine döndürdüler.
Bu çok akıllıcaydı.
Izgarayı açmak için kullandıklarında gerçekten işe yaradığını fark ettiler.
Artık özgürlük onlar için imkansız değildi.
Dördü de aylar boyunca günde kısıtlı zamanda kazmaya başladı.
Aylarca süren sabırlı işlem yavaş yavaş sonuç veriyordu.
Sürekli başlarında cezen gardiyanların deliği fark etmemesi için gazete ve dergi kağıtlarından sahte bir ızgara yaptılar.
Frank Morris, John ve Clarence Anglin kardeşler ve Alan West'e tüm mahkumlar yardım ediyordu.
Ne ihtiyaçları varsa hemen karşılanıyordu.
Mahkumların bazılarının kaçıştan haberi vardı.
Herkes birilerinin bu zinciri kırmasını istiyordu.
Izgara delikleri genişlemeye başlarken bir yandan da denizi nasıl aşacaklarını konuşuyorlardı.
Akıllarına yağmurluklardan bir bot yapmak geldi.
Kendilerine yardım eden diğer mahkumların da yağmurluklarını alarak Gizli gizli çalışmaya başladılar.
B blokta bunları yapabilecekleri bir boya alanı vardı.
Bu fırsatı çok iyi kullandılar.
Sonunda 50 yağmurluktan oluşan el yapımı botları da hazırdı.
Hapishanede mahkumların müzikle iç içe olmaları için hepsine enstrüman veriliyordu.
Yine böyle bir gün akordiyonun bir pompa görevi görebileceğini fark ettiler.
Botu şişirmenin yolunu da bulmuşlardı.
Artık plana son adımlar kalmıştı.
Her gece uyudukları sırada gardiyanların koğuşları gezdiklerini biliyorlardı.
Koğuşu terk ettiklerinde gardiyanlara bunu anlamaması lazımdı.
Bu yüzden çok akıllıca bir yöntemle kendi kafalarının birer maketini yaptılar.
Gerçek bir insana benzemesi için hapishanede berberlik yapan bir mahkumdan saçlar aldılar.
Bu da tamamdı.
Her şey hazırdı. 11 Haziran 1962 gecesi saat 9.30'da ışıklar kapatılıp mahçumlara yat emri verildi.
Frank Morris, John ve Clarence Anglin ve Alan West için zaman gelmişti.
Yataklarına koydukları sahte kafalardan sonra aylarca uğraştıkları delikten geçmeyi başardılar.
Sadece dakikalar içinde havalandırma koridorunda 3 kişi birbiriyle karşılaştı.
Alan West yoktu.
Bir terslik olmuştu.
Ama bunu düşünecekleri zaman da yoktu.
Planladıkları gibi çatıdaki havalandırmaya kadar çıkmaya başladılar.
En son noktaya geldiklerinde havalandırmanın önündeki demiri kesip çatıya ulaşabildiler.
Kestikleri demir de yere düşerek büyük bir ses çıkarmıştı.
Anlatılana göre koğuşlardaki mahkumlar kaçış planını bildikleri için sesi duyar duymaz yüksek sesle bağırıp gardiyanların ilgisini başka yere çektiler.
Sonunda Frank Morris, John ve Clarence Anglin özgürlüğe doğru ilerliyorlardı.
Çatıdan yollarına devam edip deniz kıyısındaki kayalıklara gelebildiler.
Burada yanlarında getirdikleri el yapımı botu şişirip körfeze açılmayı planlıyorlardı.
Botu şişirdikten sonra 3 mahkum körfeze doğru kürek çekmeye başladılar.
O günden sonra 3 mahkumu da bir daha gören kimse olmadı.
Alcatraz'dan çıkarak imkansızı başarmışlardı.
İsimleri tarihe geçecekti.
Sabah olduğunda herkesi uyandıran gardiyanlar 3 mahkumun uyanmadığını fark etti.
Onların koğuşlarına giderek seslendi ama hiç cevap alamadı.
Sonra eliyle kafalarına dokununca bunun bir insan olmadığını anladı.
Alcatraz'dan birileri kaçmıştı.
Hemen alarm verildi.
Her yerde sirenler çalıyordu.
Bu 3 mahkum derhal bulunmalıydı.
Hapishanenin içinde saatler süren aramanın ardından hiçbir şey bulamadılar.
Bir yandan da hapishane dışında kayalıklarda arama çalışmaları sürüyordu.
Tek bulabildikleri ayak izleriydi.
İzleri takip ettiklerinde mahkumların kıyıya ulaşmış olduğunu fark ettiler.
Demek ki körfeze doğru açılmışlardı.
Sahil güvenlikte olaya dahil edildi.
Körfezde de süren aramaların ardından bir sonuç alınamadı.
Üç mahkumdan geriye sadece maket kafaları kalmıştı.
Alan West'in de onlarla kaçma planı içinde olduğunu öğrendiler.
Koğuşlar arandığında onun da koğuşunda yarım kalmış bir delik vardı.
Kaçmak için yeterince hızlı kazamamıştı.
Dedektifler onu sorguya alarak planlarını sordu.
Plana göre önce körfezin karşısında bulunan Angel Adası'na gideceklerdi.
Oradan da direkt karaya çıkıp bir araba çalarak yollarına devam edeceklerdi.
Bu bilgiler ışığında dedektifler Angel Adası'nda kapsamlı bir araştırma yaptılar.
Adaya birilerinin geldiğine dair izler aslamadılar.
Ayrıca kayıp araba ihbarları da incelendi.
Görünene göre kayıp bir araba ihbarı yapılmamıştı.
Yani bu plan yerine getirilmemiş gibi duruyordu.
Böyle olunca Körfez'de boğulmuş olabilecekleri ortaya atıldı.
El yapımı bir botla geçmenin zor olduğu bir denizdi.
İlerleyen günlerde Körfez'deki gelgit günlerini araştırdıkları ortaya çıktı.
Kaçan mahkumlar Körfez'de belli dönemlerde olan gelgitin tarihini onlara yardım eden bir mahkumdan öğrenmişlerdi.
Gelgit'in olmadığı zaman yola koyulmaları gerekiyordu.
O tarihte 11 Haziran'dı.
Bu arada Alcatraz'dan kaçılmaz algısı da kırılmış oldu.
Tüm kamuoyu ve yetkililer hapishane görevlilerinin üzerine gidiyordu.
Alcatraz madem diğer hapishanelerden farksızsa kullanmaya da ihtiyaç yoktu.
23 Mart 1963 yılında alınan bir kararla kapatılmasına karar verildi.
3 mahkum öyle bir eylem yaptılar ki sonuçları birçok insan için çok ağır oldu.
Kaçıştan bir gün sonra bir Norveç yük gemisi körfezden geçerken denizde cansız bir beden gördüğünü söylemişti.
Üzerindeki kıyafete göre mahkumlardan birisi gibi duruyordu.
Fakat arama çalışmalarında sahil güvenlik ekipleri böyle bir şeye rastlamamıştı.
Bunun gibi bazı ipuçları da söylendi durdu.
Bir avukat kendisine John Anglin'in mektup gönderdiğini söyledi.
Bazılarına göre Kanada'ya gitmişler ama girişte sorun yaşadıkları için vurulmuşlardı.
Kim ne derse desin.
Frank Morris, John Anglin ve Clarence Anglin bir şekilde oradan çıkmayı başarmışlardı.
Aranmaları da hala devam ediyor.
Belki yaşlanmışlar ve bir yerlerden kendi efsanelerini takip ediyorlar.
Bunu şu anda bilemeyeceğiz.
Dedektifler, mahkumlar 100 yaşına gelene kadar onları aramaya devam edecekler.
Yeni bilgisayar sistemiyle yaşlandıklarında nasıl görüneceklerine dair fotoğraflarını da güncellediler.
1962 yılında yapılmaz deneni 3 mahkum yapmıştı.
Alcatraz gibi bir hapishaneden kaçıp özgürlüğe kavuştular.
Hiçbir yerde bulunamadıkları için bence bunu başardılar.
Bence kendileriyle ilgili yapılmış haberleri de uzaktan izlediler.
Belki bugün bir yerde yaşayıp yine haklarında yapılmış belgeselleri filmleri izleyip bunları dışarıdan takip ediyorlar.
Çünkü bu 3 mahkumun kaçışı o kadar efsaneleşti ki onlar hakkında kitaplar yazıldı, filmler çekildi, belgeseller yapıldı.
Onlardan sonra yine Alcatraz'dan kaçmayı deneyenler de oldu.
1963 yılında kapanana kadar birkaç tane daha kaçma planı yaşandı.
Ama onlar gibi kimse başaramamıştı.
Bu videonun da sonuna geldik.
Bir sonrakinde görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
