
Borden Evinde Cinayet - Lizzie Borden Gerçekten Katil Miydi?
12 Ocak 2022 · 11 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
Varlıklı bir iş insanı olan Andrew Borden ve ikinci eşi Abby Borden, Andrew'un kızları Emma ve Lizzie ile birlikte Massachusetts'in sakin bir semti olan Fall River'da yaşıyordu.
1892 yılının Ağustos ayında Andrew ve Abby oturdukları evde çok sert bir şekilde hayatlarını kaybetmiş olarak bulundular.
4 Ağustos 1892 günü Borden ailesinin evine gizlice birisi girmişti.
Abby'nin kafasına baltayla vurdu ve onu anında öldürdü.
Andrew da benzer şekilde öldürüldü.
Kafasına baltayla 11 kez vurulduğunda oturma odasındaki kanepede dinleniyordu.
8 gün sonra polis Lizzie Borden'ı cinayet şüphesiyle tutukladı.
1863'de Lizzie Borden'ın davası başlamıştı.
Dava tam 2 hafta sürdü.
Lizzie ve Emma ile birlikte Borden'ların evinde aynı zamanda bir misafir olarak yaşayan John Morse ve hizmetçi Bridget Magis Sullivan yaşıyordu.
Lizzie 19 Temmuz 1860'da Fall River'da doğdu.
Lizzie ve ablası Emma nispeten dindar bir eğitim almıştı ve Merkez Cemaat Kilisesi'ne gidiyorlardı.
Lizzie genç bir kadın olarak ABD'ye yeni gelen göçmenlerin çocuklarına pazar okulunda öğretmenlik yapmakla dahil olmak üzere kilise faaliyetlerine katılıyordu.
Simon sekreteri olarak görev yaptığı Christian Endeavor Society gibi Hristiyan örgütlerde ve Kadın Hristiyan Dence Birliği gibi çağdaş sosyal hareketlerde yer aldı.
Ayrıca hanımların meyvesi ve çiçek misyonu diye gruplarında üyesiydi.
Emma ve Lizzie'nin anneleri Sarah'ın ölümünden 3 yıl sonra babaları Andrew, Abby ile evlenmişti.
Kızları üvey annelerini hiç sevmiyordu.
Babaları zengin bir adamdı fakat tutumlu biri olmasıyla biliniyordu.
Kızları Abby'nin babasının zenginliği için evlendiğine inanıyordu.
Emma ve Lizzie babaları ve üvey annelerini o kadar sevmiyordu ki akşam yemeklerini bile nadiren birlikte yiyorlardı.
Lizzie babasına çok öfkeliydi.
Çünkü yakın zamanda güvercinler için bir tünek inşa etmişti ama babası güvercinleri çocukları evin ahırına çektiğine inanarak bir baltayla öldürmüştü.
Lizzie güvercinlerin ölümüne çok üzülmüştü.
Temmuz 1892'de bir aile tartışması yaşandı.
İki kız kardeş aile evinden taşınmak istiyordu.
Zengin ama tutumlu babalara Andrew buna izin vermedi.
İki kızına evden taşınabilmek için para vermedi.
Kızlar ve ebeveynler arasındaki gerginlik de devam etti.
Her iki kız kardeş de taşınamayınca New Bedford'da uzun bir tatil yapmaya karar verdi.
Üvey anneleri ve babalarından uzaklaşmaları gerektiğine inanıyorlardı.
Lizzie ve Emma Fall River'a cinayetlerden tam bir hafta önce döndüler.
Lizzie aile evine dönmeden önce dört gün boyunca yerel bir otel odasında kalmayı seçmişti.
Belki de bütün bu gerginlikler Andrew ve Abby'nin ölümüne sebep olmuştu.
1892 yılının 4 Ağustos'u Borden'ların evinde güneşli bir sabahtı.
Maggie, Andrew ve Abby Borden uyandıktan sonra kahvaltılarını hazırladı.
Morse bir çift öküz satın almak için yeğenini Fall River'da ziyaret etmek için sabah 8.48 civarında evden ayrıldı.
Öğlen saatlerinde öğle yemeği için Borden'ların evine geri dönmeyi planlıyordu.
Andrew sabah yürüyüşü için sabah 9'dan sonra evden ayrıldı.
Lizzie üst kattaki odasında uyurken Emma şehir dışına çıkmıştı.
Kahvaltılarını yaptıktan sonra Andrew günlük işlerini bitirmek için işe gitti.
Abby de Morse amcasının odasını düzeltmek için...
Yukarı çıktı. Andrew sabah 10.30 civarında eve geri döndüğünde kapıyı açamadı.
Bu yüzden kapıyı çaldı.
Maggie kapıyı açmaya gittiğinde anahtarın sıkıştığını fark edip sessizce bir küfür mırıldandı.
Bundan hemen sonra Lizzie'nin güldüğünü duyduğuna tanıklık etti.
Ama Lizzie'yi görmemişti.
Sadece kahkahaların merdivenlerinin tepesinden geldiğini biliyordu.
Saat 11 civarında Andrew okuma yapmak için oturma odasındaki kanepeye yerleşti.
İşte her ne olacaksa bu dakikadan sonra olacaktı.
Lizzie'ye Abby'i sordu ve Lizzie ona yakınlardaki bir hasta arkadaşını ziyarete gittiğini söyledi.
Yarım saat sonra evde işler karıştı.
Telaşlı bir şekilde Lizzie saat 11.30'da yardım için Maggie'i aradı.
Ona şok içerisinde babasının öldüğünü söyledi.
Babasını birisinin gelip öldürdüğünü söylüyordu.
Adam kanepenin üzerinde korkunç bir haldeydi.
Andrew'un kafasına 11 kez vurulmuş ve adam kötü bir şekilde cansız olarak yatıyordu.
Çok kötü bir görüntüydü.
Maggie Lizzie'ye ağlayarak Abby'nin nerede olduğunu sordu ve ona bayan Borden'ın yukarıya çıktığını söyledi.
Öyle gözüküyor ki Abby eve geri dönmüştü.
Maggie Abby'nin karanlık bir yerde yatan cesedini buldu.
Biri Abby'yi kafasına sayısızca vurarak öldürmüştü.
Maggie hemen doktor çağırmaya gitti.
Bu sırada evdeki bağrışmalar ve çığlıklardan sonra bir komşu geldi.
Komşu huzurlu Fall River kasabasında olağan dışı çığlıklar duyduktan sonra polisi aramıştı.
Belli ki ters giden bir şeyler vardı.
Polis evde yaşayan herkesi tek tek sorguladı.
Başlangıçta Lizzie'nin cinayeti işlediğinden hiç şüphelenmedi.
Ancak Lizzie'nin değişen ifadeleri 11 Ağustos 1892'deki cinayetten 8 gün sonra onun tutuklanmasına yol açtı.
Daha önce polise bir demir parçası bulmak için ahıra gittiğini söylemişti.
Şaşırtıcı bir şekilde bu ifadesini değiştirdi.
Polise ahırda armut topladığını söyledi.
Değişen ifadesinden sonra polis ondan şüphelenmeye başlamıştı.
Artık Lizzie hedefteki tek isimdi.
Şüphelerin sonunda Lizzie Borden cinayetlerle ilgili tutuklandı.
Polis cinayetlerin işlendiği Borden hanesinde ikna edici bir kanıt bulamadı.
Bodrum'da bir balta bulunmuştu ancak baltanın üstünde insan kanı yoktu.
Ahırdaki tavukları kesmek için kullanılıyordu.
Adli testler o zamanlar Amerika'da yaygın bir uygulama haline daha yeni gelmeye başlamıştı.
Ancak adli tıp ekibi Lizzie'yi ailesini cinayetinden mahkum etmek için hiçbir zaman yeterli fiziksel kanıt bulamadı.
Cinayetlerin üzerinden neredeyse bir sene geçmişti.
Haziran 1893'te Lizzie'nin ünlü davası New Bedford Yüksek Mahkemesi'nde başladı.
Bütün yerel halk olayı biliyor ve takip ediyordu.
Daha sonraları bu dava tahmin edilebileceğinden de daha popüler hale gelecekti.
Lizzie o gün çok başarılı bir savunma avukat ekibi tuttu.
Onu cinayetten mahkum etmek için hiçbir fiziksel kanıt yoktu.
Ayrıca kesinlikle katı ve katolik bir kadındı.
Oldukça inançlıydı ve düzenli olarak kiliseye giderdi.
Hiç kimse onun böylesine iğrenç bir günah işleyebileceğine inanmıyordu.
Bir yıl hapis attıktan sonra mahkeme sonunda 20 Haziran 1893'te Lizzie'nin suçsuz olduğunu açıkladı.
Özgürlüğüne kavuştuktan sonra Lizzie halkın dikkatini çekmemek için adını Lisbeth olarak değiştirdi.
Lizzie ve Emma babalarının servetinden 300 bin dolarını yani bugünkü 8.2 milyon dolarını devraldılar.
Kardeş ikili Fall River, Massachusetts'te 13 odalı lüks bir ev satın aldı.
Bir süre birlikte yaşadılar.
Ta ki Lizzie'nin Nance O'Neill adlı bir aktrisi olan büyük aşkına kadar.
Ama Lizzie'nin davranışlarına ve ilişkisine daha fazla tahammül edemedi.
Ve Lizzie'yi sevgilisiyle bırakarak Fall River'daki evlerinden ayrıldı.
1 Haziran 1927 günü Lizzie, Fall River'daki evinde 67 yaşında zatürreden hayatını kaybetti.
Fall River'daki Oak Grove mezarlığına ailesinin mezarının yanına gömüldü.
Ölümüyle birlikte Andrew ve Abby'nin ölümünün gizemi de Lizzie Borden'la birlikte toprağa gömüldü.
Günümüzde hala ne olduğu bilinmiyor ve davanın üzerine bir sürü teori ve spekülasyon üretiliyor.
Bir asırdan fazla bir süre geçti ancak bugüne kadar birçok insan hala Lizzie Borden'ın ailesini öfke ve kıskançlıktan öldürdüğüne inanıyor.
Lizzie ve Emma'nın üvey anneleriyle hiç anlaşamamaları ve babalarından onları başka bir eve taşınma taleplerini yerine getirmemesi ölmeleri için yeterli bir sebep gibi duruyor.
Andrew, Abby'nin kız kardeşinin evini satın almıştı ama kızları için asla ayrı bir ev satın almamıştı.
Büyük bir servete sahipti ama bunu hiçbir zaman kızlarına göstermiyordu.
Andrew'un haksız ve eşitsiz davranışı Lizzie'yi Andrew ve Abby'nin öldürülmesi için tetiklemiş olabilirdi.
Bununla birlikte John Morse'un Andrew'u serveti için öldürmüş olabileceğine dair ek bir teori de ortaya çıktı.
John Morse Bordenlarla birlikte yaşıyordu.
Her ne kadar o gün dışarıda olduğu iddia edilse de Morse'un cinayeti işlemiş olması imkansız değildi.
Morse Andrew'la birlikte hayvancılık işine girmişti.
Andrew ve Abby'nin dövülerek öldürülmesinden önceki gece Onunla Andrew arasında büyük bir kavgaya yol açan hayvancılık girişiminde para kaybetmişti.
Öncelikle mesleği bir kasaptı.
Bu da Borden'ın bir baltayla vahşice katledilmesini açıklıyordu.
Bununla birlikte Bay ve Bayan Borden'ın ölümü yüzlerce yıllık spekülasyondan sonra bile bir gizem olmaya devam ediyor.
John Morse'un öldürmüş olabileceğine dair önemli bir kanıt da ortada yok.
Sadece bunlar bazı söylentiler.
Bu vahşi cinayetler ve Lizzie Borden'ın yargılanma süreci Amerika Birleşik Devletleri'nde geniş bir yankı uyandırdı.
Borden'ın kendisiyle birlikte Amerikan popüler kültüründe günümüze kadar gelen bir konu olmaya ve yer edinmeye devam ediyor.
Borden ailesi çok sayıda filmde, tiyatroda ve edebi eserlerde halk şarkılarında tasvir edildiler ve gizemli hikayeleri hala Fall River bölgesinde çok iyi biliniyor.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
