
Bir Aileden Tek Başına O Kaldı - Terry Jo Dupperrault
11 Nisan 2023 · 9 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
1961 yılında Bahamalar açıklarında 11 yaşındaki küçük bir kızın tarihe geçecek o fotoğrafı çekildi.
Küçük bir can kurtaran sandalında tek başına okyanusun ortasındaydı.
Oraya nasıl geldiğinin hikayesi ise çok daha korkunçtu.
Derin suların ortasında küçük bir kız tek başına bir sandalın üzerindeydi.
Onu ilk bulan bir Yunan yük gemisi oldu.
İkinci kaptan daha önce böyle bir şey görmemişti.
Neden sandalla yüzen birisi vardı?
Kaptan ilk başta gördüğü cismi enkaz parçası olarak düşünmüştü.
Daha dikkatli baktığındaysa bunun başka bir şey olduğunu fark etti.
Rotayı buraya doğru çevirdiler.
Kısa zaman sonra yanlarına geldiklerinde okyanusun ortasında küçük şişirilebilir bir can kurtaran sandalında tek başına yüzen sarı saçlı 11 yaşında bir kız olduğunu gördüler.
Tabii ki Bu herkesi şok etmişti.
Bu normal olmayan durumu mürettebat üyelerinden birisi fotoğraflamak istedi.
İşte tarihe geçecek o fotoğraf bu şekilde çekilmişti.
Çocuk kurtulmaya kurtuldu.
Ancak nasıl tek başına buralara gelmişti?
Hikaye bundan sonra başlayacaktı.
8 Kasım 1961'de bir göz doktoru olan Arthur Duperreault ailesiyle Florida'dan Bahamalara gidecek bir gezi planladı.
Bluebell isimli 18 metrelik gemide 41 yaşındaki doktor Arthur, eşi Jean, Terry Joe'nun da içinde bulunduğu 3 çocuğu vardı.
Ayrıca gemiyi kullanması için eski deniz subayı ve 2.
Dünya Savaşı gazisi 44 yaşındaki arkadaşı Julian Harvey ile yanlarını almıştı.
Harvey bu geziye kaptanlık yaparken yanına yeni eşini de getirmişti.
Bir denizci olduğu için evlilikleri uzun sürmüyordu.
En azından etraftan bilinen buydu.
Bu 6. evliliğiydi.
Gemiyi 515 dolara kiralamışlardı.
Bluebelt isimli gemi 8 Kasım'da limandan ayrılarak yoluna koyuldu.
Bu geminin son görüldüğü tarihti.
İlk günler her şey normal gidiyordu.
Aileler arasında bir problem gözlemlenmiyordu.
İnsanlar güzel bir şekilde tatillerini yapıyorlardı.
Sırasıyla Bimini ve Sandy Point limanlarına uğrayarak buralardan bazı alışverişler yaptılar.
12 Kasım'da Florida'ya geri dönmeden önce Arthur ve Harvey Daha önceden tanıdıkları bir komiserin yanına da uğradılar.
Aynı gece yani 12 Kasım gecesi Terry Joe uyurken büyük bir çığlık sesiyle yerinden kalktı.
Yattığı kameradan yukarıya çıktığında annesi ve erkek kardeşinin cansız bedeniyle karşılaştı.
Yaşadığı şok daha da büyümüştü.
Etrafına ne oluyor diye bakmaya kalktığında kaptan Harvey'nin kendisine doğru yürüdüğünü ve elinde de bıçak olduğunu fark etti.
Kaptana ne olduğunu sorduğunda adamdan sert bir tokat yedi.
Daha sonra Harvey kendisine aşağıya inmesini emretti.
Terry Joe çaresiz bir şekilde aşağı kameralara inmek zorunda kaldı.
Ne olduğuna dair hiçbir fikri yoktu.
Kız aşağı indiğinde geminin batmaya başladığını gördü.
Tekrardan yukarıya çıkıp kaptana geminin batıp batmadığını sordu.
Battığına dair de evet cevabı aldı.
Küçük kız ne yapacaklarını sorduğunda Harvey denize atlayıp gemiyi kurtaracağını söyledi.
Terry Joe bu adamı bir daha göremedi.
Şimdi ailesinin cansız bedenleriyle dolu batan bir gemide yalnız başına kalmıştı.
Hemen gemide bulunan can kurtaran sandalının yerini hatırladı.
Korkuyla yanına hiçbir şey alamadan sandalla suyun ortasına doğru atladı.
Olaydan bir gün sonra 13 Kasım'da okyanusta sürüklenen bir bot görüldü.
Bir petrol tankeri kendilerine doğru sürüklenen botu görünce onlara doğru yanaştılar.
Bottan yardım çığlıkları yükseliyordu.
Oraya yanaştıklarında botun içindeki adam yanındaki kızının öldüğünü ve kendisinin buralarda yalnız kaldığını söyledi.
Adamın söylediğine göre kendisi Bluebell isimli geminin kaptanı Julian Harvey idi.
Gemilerine kuvvetli bir fırtına vurmuş ve batmıştı.
O da kendi canını bu botla kurtarmıştı.
Orta direğin yıkılmasıyla gemi delinmiş ve su almaya başlamıştı.
Kendisi dışında da kimseyi kurtaramamıştı.
Gemide kendisiyle birlikte bulunan Duperold ailesinin hepsi hayatını kaybetmişti.
Geminin batmasıyla kendisi oradan kaçarken suyun üzerinde hareketsiz bir şekilde yüzmekte olan küçük Rini Duperold'u görmüş ve onu kurtarmak için bota almıştı.
Ne kadar uğraşsa da kızı kurtaramamıştı.
Daha sonra yapılan otopsiye göre kızın boğularak hayatını kaybettiği anlaşıldı.
Nasıl o bahamalara götürülen Harvey burada sorgulansa da 15 Kasım'da Miami'ye dönmesine izin verildi.
Bir de Amerika sahil güvenliği tarafından sorgulanacaktı.
16 Kasım'da da okyanusun ortasında Terry Joe bulunmuştu.
Küçük kız gemide kısa süre kaldıktan sonra hemen sahil güvenlik ekiplerine haber verildi.
Sorgulanması sırasında gördüğü her şeyi tek tek anlattı.
Kaptanın ismini, ailesinin isimlerini tek tek verdi.
Onun bulunmasından birkaç gün önce kaptanda bulunmuştu.
Bu durum hemen... Julian Harvey'e de bildirildi.
Harvey haberden sonra 17 Kasım yani Terry Joe'nun bulunmasından bir gün sonra intihar ederek hayatını kaybetti.
Yanında da bir not bırakmıştı.
Not eskiden birlikte çalıştıkları bir deniz kuvvetleri subayınaydı.
Yazdığına göre çok yorulmuş ve artık bu yükü kaldıramadığını söylüyordu.
Ayrıca bedeninin de denize atılmasını talep ediyordu.
Kızın bulunmasından bir gün sonra Harvey'nin intihar etmesi işleri biraz daha şüpheli bir konuma getirdi.
Bir yandan Terry Joe'nun verdiği ifadelerle Julian Harvey'nin verdiği ifadeler çelişiyordu.
Bunların hangisi doğruydu?
Adamın hayatını kaybetmesi yüzünden yeniden sorgulaması yapılamayacaktı.
Bu yüzden adamla ilgili geriye dönük araştırılma yapılmasına karar verildi.
Julian Harvey'nin hayatı araştırıldığında savaştan sonra doğru düzgün bir işte çalışamadığı ve ciddi mali sorunlar yaşadığı anlaşıldı.
Yeni evlendiği karısının üzerine de çift tazminat sigortası yaptırmıştı.
Değeri de 20 bin dolardı.
Eğer karısı bir kaza sonucu ölürse bu parayı alabilecekti.
Adamın hayatı iyice araştırıldığında diğer 3 karısının da bir kaza sonucu hayatını kaybettiği ve kendisinin sigorta paralarını aldığı ortaya çıktı.
Bir eşiyle birlikte arabadayken eşinin annesi ve eşinin bulunduğu araba bataklığa saplanmıştı.
Harvey kurtulmuş ama diğerleri hayatını kaybetmişti.
Bir sonraki evliliğinde Gemileri kaza yapmış ve sadece eşi ölmüştü.
Yine benzer bir şekilde.
1958'de bir sürat motoruyla kaza yapmışlar ve Küba yakınlarında bir başka eşi de ölmüştü.
Yani aslında gemi kaptanı olduğu için evlilikleri bitiyor değildi.
Bu adamın eşleri düzenli bir şekilde kazalarda ölüyordu.
Terry Joe'nun kurtulmasıyla bu durumun ortaya çıkacağını düşünmesi yüzünden kendi canına kıymıştı.
Dedektifler Terry Joe her olayı görmediği için sadece tahmin yürüterek olayın iç yüzünü tahmin etmeye çalıştılar.
Olay şöyle gerçekleşmişti.
Harvey ilk önce son eşini öldürmüştü.
Bunu yaparken de Arthur Duperreault olayı görmüştü.
Tabi cinayet başkası tarafından görülünce onun da ortadan kalkması gerekiyordu.
Harvey bu şekilde aileden birisini öldürünce bu kez de geri kalanının öldürülmesi gerektiğini düşünüyordu.
Bu yüzden Terry Joe dışında tüm Duperold ailesinin hayatına son vermişti.
Terry Joe'nun muhtemelen boğularak öleceğini düşünmüştü.
Ama onun için ters giden bir şeyler olmuş ve Terry Joe kurtulmayı başarmıştı.
Terry Joe bu olaydan sonra halasının ve büyükannesinin yanına Green Bay'e döndü.
Yaşadığı travmayı unutmak için adını Terry olarak değiştirdi.
Üniversite eğitimi alıp su alanında da başarılı çalışmalar yaptı.
Okyanusun ortasında geçirdiği 84 saat onu sudan korkutmamıştı.
daha da üzerine giderek iş hayatını da üzerine kurmuştu.
İleriki yaşlarında Ron Fassbender isminde bir adamla evlendiler.
Ron'un 3 çocuğu vardı.
Terry Joe'da 3 çocuk doğurdu ve 8 kişilik bir aile oldular.
Ron ve Terry Joe Wisconsin'da hayatlarını sürdürüyorlar.
Terry Joe yaşı ilerledikçe travmayı da yavaş yavaş atlatmasıyla televizyonlara röportaj vermeye başladı.
Ayrıca 2010 yılında da tüm yaşadıklarını anlattığı bir de kitap kalemi aldı.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
