
Avustralya'nın En Ünlü Cinayet Serisi - Snowtown Cinayetleri
6 Eylül 2022 · 10 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Transkript
1999 yılından önce Avustralya'nın Snowtown kasabası hiç duyulmamıştı.
Sıradan insanların kendi halinde yaşadığı bir kasabaydı.
Güney Avustralya'nın kırsalında otoyoldan çok uzak bir bölge olan Snowtown mütevazi insanları ile biliniyordu.
Bu kasabanın sıradanlığı 20 Mayıs 1999'da ilk kez bozuldu.
Ortaya öyle bir şey çıktı ki tüm ülke burayı konuşur hale geldi.
Bölgede bir süredir polise kayıp ihbarları yapılıyordu.
Kaybolan insanlar içi asitle doldurulmuş varillerle eski bir bankanın deposunda çıkacağını kimse düşünmüyordu.
Bu durum sadece polislerin değil ülkeyi de Snowtown topluluğunu da şok etmişti.
Peki tüm bu cinayetlerin arkasında kim veya kimler vardı?
John Justin Bunting 1966 yılında Queensland'de doğdu.
Çocukluğundan beri şiddet eğilim sergiliyordu.
Klasik seri katillerin gösterdiği tüm davranışlar onda da vardı.
Ama kimleri hedef alacağı 8 yaşındayken belli olmuştu.
Bir arkadaşının abisi tarafından tacize uğraması onun gelecek hayatını tümden değiştirdi.
John o günden sonra sübyancılardan ve eşcinsellerden nefret etmeye başladı.
Büyüdükçe bu nefreti gitgide artıyordu.
Odasında bir duvarında düşman olduğu türdeki insanları not alıyordu.
Kendisine resmen bir hedef tahtası yapmıştı.
İleride yapacaklarını bu tahtadan seçiyordu.
Bunting'in ayrıca ikna yeteneği de çok iyiydi.
Karizmatik davranışları etrafına kendisi gibi insanları toplamasına yardımcı oluyordu.
Snowtown gibi küçük bir kasabada kendisine küçük bir grup kurabilmişti.
Kurduğu bu grup etrafta kötü olarak adlandırdığı insanlara ulaşmayı hedefliyordu.
Grubun içindekilerden birisi 1971 doğumlu Robert Wagner'dı.
O da Bunting gibi sübyancılara karşı nefrete sahipti.
Yetkililerin bu suçlara karşı bir şey yapmadığını fark edince kendisinin sorumluluk sahibi olabileceğini düşünüyordu.
Aynı düşünceye sahip Bunting ile bir araya gelmesi 1991 yılında gerçekleşti.
Bunting, Wagner'la tanıştıktan sonra onu kendisiyle birlikte bu eylemleri yapmaya ikna etmişti.
1993 yılında henüz daha çocuk olan James Vlasakis de gruba dahil oldu.
Aslında onun gruba dahil olmaması için bir sebep yoktu.
Çünkü kendisi John Bunting'in üvey oğluydu.
Bunting, James'in annesi Elizabeth Harvey ile evlenmişti.
Kısa sürede Bunting onunla yakından ilgilenmeye başladı.
Bu yakınlık sayesinde de James'in daha küçükken abisinin onu taciz ettiğini öğrenmiş oldu.
Bunting için hedeflerden birisi de artık James'in abisiydi.
Grubun son üyesi de 1958 doğumlu, grubun en yaşlısı Mark Hayden'di.
Mark Hayden cansız bedenlerin saklanmasına yardımcı oluyordu.
Eski bankayı ayarlayan oydu.
Hatta resmi olarak kiralamıştı.
Grup tam olarak kendi tarzındaki insanlardan oluşuyordu.
Herkes birbirini onaylıyor, çok fazla konuşmadan hedeflerine doğru ilerliyorlardı.
Bazen kurbanlarının sosyal güvenlik paralarını da alıyorlardı ama onların derdi ilk etapta para değildi.
Paradan bambaşka bir şeydi.
Her şey 1991 yılında Bunting'in bu kasabaya taşınmasıyla başladı.
Kurbanlar çoğunlukla Bunting tarafından seçiliyordu.
Grubundaki insanları da onları çözümleyerek manipüle ediyordu.
Seçtiği kurbanlar hakkında her zaman kesin kanıt olmasına gerek yoktu.
Onun için şüphelenmesi yeterliydi.
1994 yılında başlayan cinayet çılgınlığında kurbanlar grubun arkadaşlarından veya akrabalarından seçiliyordu.
Grup üyeleri çok garip bir şekilde Bunting'in cinayet çılgınlığını sorgulamıyordu.
Birçok olayda bıçaklar, testlere, tüfek ve ip kullanılıyordu.
Hatta bazı kaynaklara göre Bunting ve Wagner son kurbanının bir parçasını da giymişti.
Yani işler daha da vahşi bir hale doğru gidiyordu.
Yapılan incelemelere göre kurbanlarının yaşamlarına doğrudan son vermediklerini gösteriyordu.
Grup üyeleri ilk önce onlara acı çektiriyordu.
Sıkı dindar olan bu grup kurbanlarına karşı kendilerini tanrı gibi görüyordu.
Onların özür dileyip günahlarını itiraf etmelerini sağlamaya çalışıyorlardı.
Bu inanılmaz bir çılgınlıktı.
Bu cinayet çılgınlığı devam ederken grubun lojistik desteğini sağlayan Mark Hayden'ın eşi Elizabeth Hayden'ın abisinin kaybolması işleri karıştırmıştı.
Elizabeth kardeşinin bir anda ortadan kaybolmasını doğru bulmuyordu.
Çünkü iki küçük oğlunu bırakıp kayıplara karışması imkansızdı.
Polise kayıp ihbarında bulundu.
Polisler bu kayıp vakasıyla birlikte grubun da artık içine doğru girmeye başlamıştı.
Elizabeth Hayden tüm katillerle iç içeydi.
Kardeşinin kayıp vakasının peşinde koşarken grubu da tehlikeye atıyordu.
Bir yerde durdurulmalıydı.
Elizabeth bu şekilde grubun hedefi haline geldi.
Kısa süre içerisinde o da kayıplara karıştı.
Polisin bu konuda daha fazla şüphelenmeye başlaması kaçınılmazdı.
Eşi Mark Hayden'ın evine kayıp konusuyla ilgili konuşmaya gittiklerinde gizlice bir dinleme cihazı yerleştirdiler.
O sırada Lower Light denilen kırsal bir arazide de insan kalıntıları ortaya çıkmaya başlamıştı.
Grubun tüm kurbanları banka kasasının içinde değildi.
Bu kasayı Mark Hayden ayarlamadan önce kurbanlar kılsal alanlara gömülüyordu.
Kayıp insanların bedenlerinin boş arazilerde çıkması yetkilileri diğer kayıp insanlar konusunda da endişelendiriyordu.
Tabii ki katilleri de endişelendiriyordu.
Kurumun başındaki John Bunting bedenleri başka bir alana taşımaya karar verdi.
Bedenlerden bazıları kendi bahçesine bile gömülüydü.
Snowtown gibi küçük bir kasabada bu transfer eylemi kısa sürede göze de çarpmaya başladı.
Grup kalıntıları kendi arabalarıyla değil, Ayarladıkları yabancı arabalarla taşıyıp Mark Hayden'in kiraladığı bankaya götürmeye karar verdiler.
Arabalardan bir tanesi Mark Lawrence adına kayıtlıydı.
Yani aslında Mark Hayden'di.
Tabi sadece buraya götürülmekle kalmayacaklardı.
Yanlarına aldıkları varillere asit doldurup kalıntıları komple ortadan kaldırmaya hedefliyorlardı.
Eğer polisler bir şekilde burayı keşfederse karşılarında cinayet olmayacaktı.
Ancak hiçbir şey hedefledikleri gibi gitmedi.
Zaten bölge halkı bulunan bedenlerden dolayı tedirginken bir de kasabada sürekli farklı araçların eski bankaya bir şey taşıdığını görünce hemen bu durumu yetkililere bildirdiler.
Polisler bu ihbarın ışığında yaptığı araştırmalarla her şeyi ortaya çıkardılar.
İçeriye girdiklerinde karşılarında görmeyi ummadıkları şeylerle karşılaştılar.
Varillerle dolu bedenler vardı.
Snowtown gibi küçük bir kasabada.
İlk kez bu kadar büyük bir olayla yüz yüze gelmişlerdi.
1999 yılındaki bu çeşif Avustralya'nın tarihine de geçecekti.
Artık kayıp insanlara ulaşılmıştı ancak hepsi hayatını kaybetmişti.
Polisler deponun sahibi Mark Hayden'a ulaştıktan sonra geri kalan grubu çözmekte hiç zor olmadı.
Sırasıyla John Bunting, üvey oğlu James ve Robert Wagner'a ulaşıldı.
2000 yılında başlayan duruşmalardan önce herkes suçunu itiraf etti.
Davada yaşanan problemler yüzünden davanın sonucunun gelmesi biraz daha uzun sürecekti.
Polislerin delilleri kesin olarak toplaması ve duruşmaları resmi olarak başlaması 2002 yılını bulacaktı.
Duruşmalar tam bir yıl sürdü.
2003 yılında Mark Hayden dışında grubun diğer öğeleri müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
Mark Hayden da onlara sadece bedenleri koyacak yer hazırlamıştı.
Bu yüzden delil yetersizliğinden 25 yıl hapis cezası aldı.
Snowtown'da yaşanan olaylarda hayatlarını kaybedenler de şöyleydi.
Clinton Treezy ise 1994 yılında ilk bulunan beden oldu.
Lower Light'ta bir arazide sığ bir mezarda gömülüydü.
John Bunting Salisbury'den evine Clinton'ı davet ettikten sonra kürekle saldırarak yaşamına son vermişti.
Ray Davis, Bunting'in arkadaşı Susan Allen'ın komşusuydu.
Zihinsel engelli bir adam olmasına rağmen sübyancı oldu.
İddia edilerek yine Bunting tarafından kötülüğe maruz kaldı.
Susan Allen, John Bunting'in arkadaşı olmasına rağmen kadının emekli maaşı için grup tarafından yaşamına son verildi.
Bedenini Bunting kendi bahçesine gömdü.
Yakalandıktan sonra bahçede yapılan araştırmalarda Ray Davis'le birlikte aynı yere koyulduğu ortaya çıktı.
Michael Gardiner, 1997 yılında eşcinsel olduğu gerekçesiyle grubun kurbanı oldu.
Barry Lane, aslında Robert Wagner'ın arkadaşıydı.
Hatta 1991 yılında eşcinsel ilişki bile yaşamışlardı.
Ama artık Wagner değişmiş.
Hatta onlara Bunting ile birlikte düşman olmuştu.
Wagner'ın işaret etmesiyle o da hayatını kaybetti.
Thomas Trevelyan, Barry Lane olayında gruba yardım etmişti.
Konuşacağı düşüncesiyle o da diğerlerinin yanına gönderildi.
Gavin Porter, James Vlasakis'in yakın arkadaşıydı.
Ama bağımlıydı. Bağımlı olması John Bunting'in hiç hoşuna gitmemişti.
James'le yapılan bir planla arabaya götürdükleri ıssız bir arazide boğarak yaşamına son verdiler.
James'in üvey kardeşiydi.
Kendisine küçükken tacizde bulunduğunu Bunting'e anlatınca onun da sonu gelmişti.
Bu kez Bunting eylemleri James'e yaptırmıştı.
James'in ilk cinayetinin ardından bu ikincisi olmuştu.
Emekli bir adamdı. Kolay hedefti.
Parası için canına kıyılmıştı.
Elizabeth Hayden. Mark Hayden'ın eşiydi.
Kaybolan kardeşiyle ilgili ortalığı ayağa kaldırınca grup tarafından susturulmak için hedef konumuna gelmişti.
David Johnson. 1999 yılında grubun gerçekleştirdiği son vakaydı.
David Johnson dışında herkes Snowtown dışında öldürülüp buraya taşınmıştı.
David. Snowtown'da canına kıyılan tek kurbandı ve iddiaya göre Robert Wagner ve John Bunting'in parçasını yediği tek kurbandı.
Bu videoda Snowtown kasabasında işlenen cinayetleri izledik.
Bu cinayetler işlendiğinde Güney Avustralya'daki en büyük olaylardan birisi haline geldi.
Aslında Ivan Milat ismindeki bir seri katilde Avustralya'da çok popülerdi.
Ama Snowtown'da işlenen bu cinayetler...
Onun bile önüne geçti. Avustralya ülkesindeki en ünlü vakalardan biri sahneye geldi.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
