
Transkript
Özgür Dendiz 1980 yılında Edirne'de dünyaya geldi.
Babası eski askerdi, annesi ise terziydi.
Aile bir süre sonra Ankara'ya taşındılar.
Özgür'ün de tüm eylemlerini yapacağı yer işte burasıydı.
Ankara onun kaderini belirleyecek şehirdi.
Özgür düzensiz bir çocuktu.
Sık sık evden kaçıyor ve okuluna gitmiyordu.
Okula gitmek yerine sokaklarda takılıyordu.
Yaşı ilerledikçe babasının söylediğine göre sokakta tiner benzeri maddeler kullanmaya başlamıştı.
Liseyi güç bela bitirmeyi başardı ama devamı olmayacaktı.
Devamı bambaşka olacaktı.
Özgür yaşadığı bölgede bir kızla tanıştı.
Kısa sürede kızın abisiyle de yakın arkadaşlık kurdu.
Onun arkadaşlığı normal bir arkadaşlık değildi.
Az subay olan abinin tabancasını bir şekilde çalmayı başarmıştı.
1997 yılında 17 yaşındaydı.
O yıl Gölbaşı ilçesinde içki içmeye gitmişti.
Etrafta kendisi gibi takılan birisini görünce kısa bir süre koyu bir sohbete giriştiler.
Sohbet ilerledikçe her ne olduysa Özgür agresifleşmeye başladı.
Gençle tartışmaya tutuştuktan sonra yanında taşıdığı tabancasını çıkardı ve ateşledi.
Her şey bir anda olmuştu.
Yanındaki adam neye uğradığını bile anlamadan orada hayatını kaybetmişti.
Daha sonra Özgür eve döndüğünde durumu babasına anlatınca otoriter baba onun adalete teslim edilmesi gerektiğini düşündü.
Özgür Dengezi kendi elleriyle polise teslim etti.
Henüz 18 yaşına gelmemişti.
Yani yaşından dolayı cezası daha hafif olacaktı.
Çıkarıldığı mahkemede 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Ama Özgür şanslıydı.
2000 yılında çıkan genel af sayesinde daha 3 yıl hapis yattıktan sonra yeniden sokaklara döndü.
Bu af ileride onun diğer eylemleri yapmasına da sebep olacaktı.
Çünkü bir kere affedilince hep affedileceğini düşünecekti.
Serbest kaldıktan sonra yine babasını zorlamasıyla askere gitti.
Onun askerliği de normal geçmiyordu.
Bu yerinde durmayan genç adam askerlik sırasında sürekli psikolojik bunalımlar yaşayıp kaçmaya çalışıyordu.
Bu yüzden askerliği bir türlü bitmiyordu.
Her kaçma girişiminden sonra iyice hırçınlaşıyordu.
Ailesi durumun farkındaydı, oğullarının desteğe ihtiyacı vardı.
Özgür Dengiz'in askerliği bu şekilde devam ederse bitmeyecekti.
Sonunda 2005 yılında ileri derece antisosyal kişilik bozukluğu teşhisiyle askerliğinin bitirilmesine karar verildi.
Askerden sonra babası onun için çok uğraşmış olsa da bir türlü onu doktora götüremedi.
Özgür askerden geldiğinde babası ve annesi ayrı yaşıyordu.
O da annesinin yanına yerleşmişti.
Yaşadığı psikolojik bunalımları belki yeniden bir araya gelirlerse çözebileceklerini düşünseler de öyle olmadı.
Bu sıralarda arkadaş çevresi de tiner benzeri maddeler kullanan insanlarla kuruluydu.
Ayrıca evde kesici aletlerle de çok ilgiliydi.
Sürekli bunlarla bir şeyler uyuyor ve daha da keskinleştiriyordu.
Babasına göre bir şeyler yontuyor olması iyi bir şeydi.
En azından kendisini oyalayacak bir meşgale bulmuştu.
Zaman geçiyor ama Özgür dengiz düzelmiyordu.
Aksine daha da kötüye gidiyordu.
Artık kafe bir insanın canına kıymayı kesin olarak koymuştu.
İlki spontane gelişmişti ama bu sefer direkt planlayarak yapacaktı.
Kendisine nasıl bir hedef seçeceğini düşünüyordu.
Aklına bilgisayarlara olan merakı geldi.
Saldıracağı kişinin de bu meslekten olmasının işini kolaylaştıracağını düşünüyordu.
Kendisine hedef olarak seçeceği bir bilgisayarcı dükkanı bulması zor olmadı.
5 Haziran 2007 günü saat 5 civarı.
Sahibi Sedat Ulan isimli bir bilgisayarcının dükkanından içeriye girdi.
Adamla önce bilgisayarlar ve hayat üzerine sohbet etti.
Karşısındaki şahsı iyice inceliyordu.
Bir süre sonra kafasında adamın kendisinden daha çok para koparmaya çalışan birisi olduğuna kanaat getirdi.
Hatta adamın hayatının gerçeklerini de umursamayan dünya malına tapan birisi olduğunu düşündü.
Şimdi hedefi belirlenmişti.
Kendisine bunu bir görev olarak bilmişti.
Bu insanın topluma yararı olmadığını düşünmeye başlamıştı.
Dükkan sahibi Özgür'e bir bilgisayarı göstermek için rafın önünde dururken hayatının son anlarını yaşadığını bilmiyordu bile.
Özgür Dengiz adamın yaşamına elindeki tabancayla son verdikten sonra içeriden bir adet bilgisayar adamın cüzdanı ve harddisk alarak olay yerinden uzaklaştı.
Tabi silah sesi duyulmuş etraftan hemen polise ihbarda bulunulmuştu.
Çankaya'da yaşanan bu olay herkesi şok etmişti.
Bilgisayarcı, sıradan bir insan neden vurulurdu?
Polisler olay yerine geldiğinde ilk olarak kapının önündeki insan kalabalığını dağıttı.
Kalabalığın arasında tanıdık bir isim de vardı.
Özgür, dengiz.
Yaptığı şeyi izlemeye gelmişti.
Olayla ilgili yapılan incelemelerden sonra ilk önce dükkan ortağının ifadesine başvuruldu.
Acaba bir hesaplaşma mı vardı?
İfadeye göre ortağı başka bir bilgisayarın tamiratı için dükkandan çoktan ayrılmıştı.
Tamirata gittiğine dair kanıtı da vardı.
Yani olayla hiçbir ilgisi yoktu.
Olay yeri inceleme uzmanları 7.65 mm'lik bir mermi çekirdeğine ulaştılar.
Bu elde edilen ilk önemli delildi.
Daha sonra adamın cüzdanının ve içeriden bir adet bilgisayarın çalındığı tespit edilince olayın hırsızlık olduğu üzerine düşünceler artmaya başlamıştı.
Ancak bu sadece basit bir hırsızlık olayı değildi.
Bu işin arkası gelecekti.
Daha sonra Özgür çaldığı ürünleri de gazeteden satarak nakit paraya dönüştürdü.
Durmaya niyeti yoktu.
Kendisine yeni hedef bulmak için sağda solda geziyordu.
Yeniden uygun bir hedef bulması tam 3 ay sürecekti.
13 Eylül 2007 Özgür Dengiz aradığı fırsatı yeniden bulacaktı.
Kendisine İmrahor bölgesini seçmişti.
Burayı özellikle seçmesinin sebebi genellikle içki içmeye gelen insanların kullandığı bir bölgeydi.
Yani kendi kafasına göre ahlak dışı bir şeyler yaşanıyordu.
Orada bulacağı herhangi birisini rahatlıkla seçebilirdi.
İçki içerek zaten bazı kötülükleri göze almış olduklarına inanıyordu.
Tam o sıralarda akşam üzeri saatlerde bir arabanın camından bira şişesi atıldığını gördü.
Hedef bulunmuştu.
Arabada birisi içki içiyordu.
Yavaşça yanına yaklaştı ve tabancasıyla ateş etti.
Daha sonra arabaya binerek tenha bir yere sürdü.
Asıl iğrençleşme şimdi başlıyordu.
Özgür tenha bir yer bulduktan sonra arabadan yaşamına son verdiği Cafer isimli şahsı aşağıya indirdi.
Tadı nasıldır diye merak ediyordu.
Adamdan bir parça aldıktan sonra yanındaki mavi çantasına koyarak olay yerinden uzaklaştı.
Eti buzluğa koyduktan sonra olay yerine tekrardan gitmeye karar verdi.
Niyeti adamdan biraz daha parça almak ve olay yerindeki köpeklerle bunu paylaşmaktı.
Tekrar aynı bölgeye gelerek etrafındaki hem köpekleri besledi hem de kendisi için biraz daha parça aldı.
Tam işini bitirmiş adamın cansız bedeninden üzerine örtüp olay yerinden uzaklaşacaktı ki bir polis arabasının kendisine doğru geldiğini fark etti.
Akşamın geç saatleriydi.
Karanlıkta bir şekilde kaybolmalıydı.
Polis arabası kendisine yaklaştıkça iyice panik olarak yanında getirdiği çantasını bile alamadan olay yerinden kaçmaya başladı.
Mavi çantası Cafer isimli şahsın bedeninin yanında duruyordu.
Özgür kaçmaya başladığında üzerindeki şortun ses çıkardığını fark edince hemen soyundu.
Polisler sahipsiz bir araba bulmuşlar etrafı fenerlerle arıyorlardı.
Arabanın arka koltuğu yerinde yoktu ve birkaç parça kırmızı lekeler vardı.
Yani şüpheli bir durum söz konusuydu.
Özgür rengiz polislerin fenerini görünce altındaki beyaz kilodu parlamasın diye çıkarıp çırılçıplak kaçmaya başladı.
Polisler araba plakasında inceleme yaptıklarında arabanın Cafer Er isimli şahsa ait olduğu ortaya çıktı.
Ama adam içinde yoktu.
Arabanın etrafı didik didik araştırılınca 100 metre ileride çöplerin arasında düzgünce üzeri taşlarla kapatılmış bir bez buldular.
Özgür Dengiz cansız bedenin üzerini kapatmıştı ki köpekler daha sonra iyice parçalamasınlar.
Polisler bezi kaldırdıklarında gördükleri şey karşısında şok oldular.
Gayet düzgün bir şekilde bölünmüş bir beden vardı.
En büyük şansları hemen yanı başında bir adet de çanta vardı.
Çantanın içini açtıklarında av bıçağı, beyaz ameliyat eldiveni ve tabancalar buldular.
Öyle bir şey yaşanmıştı ki Ankara'da bir yamyam vardı.
Bu olay çok fazla ses getirecekti.
Zaten Özgür de bu olaydan önce çok fazla ses getirecek bir olaya imza atmak istiyordu.
Bunu başaracaktı.
Elde edilen delillerin yalnızca bir tanesinde eldivende parmak izine rastlanıldı.
Bu çok sevindirici bir haberdi.
Katille ilgili en önemli detaydı.
Şimdi yetkililerin ihtiyacı olan şeyin parmak izinin sistemde birisiyle eşleşmesiydi.
Eğer eşleşme sağlanmazsa başka bir olayı daha beklemek zorunda kalacaklardı.
Parmak izi sisteme titizlikle çıkarılıp girildikten sonra karşılarına 1997 yılında cinayetten hapse girmiş Özgür Dengiz ismi çıktı.
Aradıkları adam buydu.
Savcılıktan alınan ev arama izniyle Özgür'ün evine ani bir baskın yapıldı.
Buzdolabındaki etler tabii ki polislerin dikkatini çekmişti.
Adli tıpta araştırılması için götürülünce hepsinin Cafer isimli kurbana ait olduğu anlaşıldı.
Ankara artık insan yiyen bir seri katile sahip olduğunu görüyordu.
Evde ayrıca bir de tabanca bulunmuştu.
Bu tabanca da 3 ay önce 5 Haziran'da bilgisayar dükkanı sahibini vuran tabancaydı.
Olaylar bir anda çözülmeye başladı.
Özgür Dengiz polis sorgusuna her şeyi bir bir itiraf etti.
Her ayrıntısına kadar ne yaptığını çok iyi hatırlıyordu.
Hiçbir detayı boş geçmedi.
Eğer yakalanmasaydı devam edeceğini de söyledi.
İnsanların egosuna karşı yaptığı bir hamle olduğunu söylüyordu.
İşin daha da korkuncu.
Yıllardır boşuna dana eti yemişiz demişti.
Askerden sonra bir iş sahibi olmadığı için çöplerden bulduklarını satıyor ve oradan besleniyordu.
Bu yüzden kedi ve köpekleri kendisini kardeş olarak bildiğini söylemişti.
Özgür Dengiz'in mahkemesi deliller toplandıktan sonra 10 Ocak 2008'de başladı.
Adli Tıp Kurumu ilk incelemesinde cezai ehliyeti tam raporunu mahkemeye sundu.
Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmalarda iki ayrı cinayetten, iki ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, Abbas Sinan'ı öldürmeye teşebbüsten 9 yıl, Belgede sahtecilikten
2 yıl, hırsızlıktan 3 yıl ve tabanca bulundurmaktan 1 yıl hapis cezası aldı.
Daha sonra 2010'da görülen başka bir davada karşı avukatlar hırsızlık suçunun yerine yağma suçundan yargılanmasını talep ettiler.
Bu talep kabul edilince 3 yıl sonra hapis cezası 12 yıla çevrildi.
Ayrıca Özgür Dengiz'in avukatları delilik üzerinde de yargıtaya başvurdu.
Kurban avukatları daha önce cezai ehliyeti tam raporu almış olduğunu mahkemeye tekrardan sundular.
Özgür de zaten yeniden bu teste girmek istemiyordu.
Hakim yeni bir rapor almasına gerek olmadığına karar vererek cezaların devam etmesine karar verdi.
Özgür Deniz hakkında hiçbir indirim de uygulanmadı.
Bir kaynakta cezasının daha sonradan hapishaneden ruh ve sinir hastalıkları hastanesine çevrildiği yazıyor.
Ama buna dair kesin bir bilgi göremedim.
Şu an bildiğimiz kadarıyla hapishanede.
Sadece bir kaynakta yıllar öncesinde bir arşivde bu yazıyor ama onun dışında başka da hiçbir yerde yazmıyor.
Her ne olursa olsun Özgür Deniz şu anda kapalı bir yerde tutuluyor.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
