
Transkript
Ağlayan sesli katil olarak bilinen Paul Michael Stefani 8 Eylül 1944'de Minnesota'da doğdu.
10 çocuklu kalabalık ailenin yeni bir üyesiydi.
3 yaşındayken annesi yeniden evlendi.
Stefani'nin üvey babası daha sonra anlatıldığına göre kötü bir insandı.
Çocuklarına iyi davranmıyordu.
Davranışları bazen taciz boyutuna geçebiliyordu.
İkinci evliliği yapan anne aşırı dindar biriydi.
Liseden mezun olan Stefani St.
Paul'a taşındı. Buradayken farklı işlerde çalıştı.
Yeni geldiği bu bölgede Beverly Lider adlı genç kızla tanışarak evlendiler.
Bir de çocukları oldu. Ama evlilik uzun sürmedi.
Stefani karısından boşanarak ailesini terk etti.
Akıl sağlığı pek yerinde değildi.
Hastalığı yüzünden toplum içinde kolayca var olamıyordu.
Bu yüzden bazı şiddet suçlarına karışmıştı.
Uzun zaman boyunca hayatı bu şekilde ilerledi.
1980 yılına gelindiğinde Sahne artık konuldu.
31 Aralık 1980'de Karen Potek kız kardeşleriyle yılbaşı partisine katılmıştı.
Eğlenceli bir gece geçiriyorlardı.
Yeni yıla keyifli girerlerse tüm senenin keyifle geçeceğini düşünüyorlardı.
İlerleyen saatlerde Karen alkolün etkisiyle kardeşlerinden ayrılmak istedi.
Gece saat 3 sularında bardan ayrıldıktan sonra yanına gelen arabaya binme hatasında bulundu.
Bir süre sonra polise çok garip bir telefon geldi.
Telefonu eden kişi ağlayarak birisinin yaralı olduğunu, ona çok acil yardım edilmesi gerektiğini söylüyordu.
Kızın olduğu adresi de polislere vererek telefonu kapattı.
Polisler ve sağlık ekibi bahsedilen yere gittiğinde gerçekten yaralı bir kız gördüler.
Kerem Potek adlı kız ondan fazla sert bir cisimle darbe almıştı.
Hızlı bir şekilde müdahale edilerek hayatta kalması sağlandı.
Karen kendisine geldiğinde polislerin sorularına cevap veremedi.
Başına aldığı darbeler yüzünden adamı teşhis edemiyordu.
Olay yerinde yapılan araştırmalara göre hiçbir delil de yoktu.
Polisler saldırıyı yapanın gerçekten telefondaki kişi mi olduğunu merak ediyordu.
Bu olaydan sonra 6 ay başka bir saldırı daha olmadı.
3 Haziran 1981 günü polisler yeni bir telefon aldı.
Karşılarındaki insan polislerin kendisini bulmasını istiyordu.
Duramadığını söylüyordu.
Bu kez bir adres vermedi.
Bu görüşmeden sonra genç bir kız çıkmaz bir sokakta cansız olarak bulundu.
Polisler olay yerine geldiğinde 61 yerinden buz kıracağı ile bıçaklanmıştı.
St. Paul sokaklarında sıra dışı anlar yaşanıyordu.
Polisler bir süre neden buz kıracağı kullanıldığı üzerine düşündüler.
Adli tıpa gönderilen genç kız 18 yaşında lise öğrencisi olan Kimberly Compton'du.
Kimberly bölgeye daha yeni taşınmıştı.
İlk gelen telefon dışında yine bir delil yoktu.
Ama katil polisleri yeniden aradı.
48 saat sonra gelen telefonda Kimberly'in neden bıçaklamak zorunda kaldığını bilmediğini söylüyordu.
Olayla ilgili bazı ayrıntılar da veriyordu.
İkinci telefonda özür dileyip yakalanmayı istediğini bile söylüyordu.
Ama asla teslim olmadı.
İlk başta polisler arayan kişinin katil olup olmadığını da bilmiyorlardı.
Polis departmanından çavuş buz kıracağı ayrıntısını medyayla paylaşmadıkları için telefonun ucunda ağlayan kişinin katil olduğuna emin olmuştu.
Daha sonra ağlayan sesli kişi yerel medyayı arayarak onlara da cinayetle
ilgili ayrıntılar verdi. Bölge polisleri daha önce böyle bir olayla karşılaşmamışlardı.
Karşılarında çok büyük ihtimalle aklı dengesi bozuk tehlikeli birisi vardı.
Peki bu adam kimdi?
Daha fazla ilerlemeden yakalanması gerekiyordu.
Fakat henüz ona dair telefon görüşmeleri dışında bir delil de ellerinde yoktu.
Telefondaki sesi daha önceki ihbarlarla karşılaştırmayı denediler.
Tüm telefon konuşmaları yeniden dinlendi.
Sonunda 6 ay önce yılbaşında gelen telefonla eşleştiği ortaya çıktı.
Polisler ağlayarak konuşan adamı Tüm medyayla paylaştı.
Adamın sesiyle ilgili bilgi sahibi olanlardan destek isteniyordu.
Tek çareleri halktan gelecek yardımdı.
Kimseden bir haber çıkmadı.
Tam bir yıl sonrasına kadar bu ses bir daha da duyulmadı.
21 Temmuz 1982'de Chadman Greenwich evinde bir küvette boğulmuş olarak bulundu.
Olay yerinde yine delil yoktu.
Polisler bu olayla ilgili bir telefon beklediler ama gelmedi.
Bu kez başkası olabilirdi.
Yeni telefon çağrısı 6 Ağustos 1982'de geldi.
Minneapolis'de Mississippi Nehri kıyısında 40 yaşında Barbara Simons'ın cansız bedeni bulundu.
Vücudunda yüzden fazla kesik vardı.
Adli tıptan gelen bilgiye göre ya tornavidayla ya da buz kıracağıyla yapılmıştı.
Suç mahallini araştıran Dedektif Brown yapanın ilk cinayeti olmadığını ilk görüşte anladı.
1981 yılında telefonun diğer ucunda ağlayan adam olabilirdi.
Polisler iki gün sonra yine bir telefon aldı.
Telefonda cinayetleri kendisinin işlediğini, suçlu olduğunu söyleyip ağlıyordu.
Artık müfettişler karşılarında bir seri katil olduğunu farkına vardılar.
Münferit yapılmış olaylar değildi.
Üstelik katil itiraflarda bulunuyordu.
Dedektifler profil oluşturulması için FBI'den yardım istedi.
Profil uzmanı Kimberl Mesnick karşılarında çocukluk psikolojisine girmiş birisi olduğunu tespit etti.
Katil... Kedi fari oyunu oynamak istiyordu.
Polisler o gece Barbara Simons'ın Hexagon Bar'a gittiğini öğrendi.
Barmen ve garsonlardan birisi Barbara'yı gördüklerini hatırladılar.
Yanında beyaz bir adam vardı ama adamın kim olduğunu bilmiyorlardı.
Polisler ellerinde arşivlediği şiddetli saldırı geçmişi olan insanların dosyalarını inceleyerek şüpheliyi 8 kişiye indirdi.
Delektif Brown 8 şüphelinin fotoğrafını barda çalışanlara gösterip katili teşhis etmelerini umuyordu.
Çalışanlar fotoğraflarda Paul Michael Stefani ismindeki adamı görür görmez direkt teşhis ettiler.
Dedektifin elinde artık gerçek bir şüpheli vardı.
Paul Michael Stefani denen adamın geçmişi araştırılınca, Kerem Poteç'in saldırıya uğradığı zamanlar şüpheli sıfatın ona yakın bir yerde çalıştığına ulaştılar.
1977 yılında çalıştığı Malberg Company'den kovulmuştu.
Ellerindeki şüpheli büyük ihtimalle ağlayarak telefon eden adamdı.
Polisler Stefani'nin evinin önüne gözlem ekibi kurdu.
Adamı suçüstü yakalamak istiyorlardı.
Aksi takdirde üzerine suç atabilecekleri deliller mevcut değildi.
21 Ağustos'ta Stefani evinden ayrılıp Minneapolis'e doğru yola çıktı.
Polisler bir süre takip ettikten sonra adamın izini kaybettiler.
Bu büyük bir hataydı.
Her an bir kadın hayatını kaybedebilirdi.
Nitekim o arada bir saldırı daha gerçekleşti.
Aynı akşam bir kadının tornavida ile bıçaklandığına dair bir ihbar geldi.
Olayın yaşandığı an oradan geçmekte olan birisi her şeyi görmüştü.
Zaten polisi ihbarda bulunan da kendisiydi.
Polisler olay yerine geldiğinde 21 yaşındaki Dennis Williams adlı seks işçisi 13 yerinden bıçak darbesi almıştı.
Şans eseri yaşıyordu.
Polislere adamın kendisine zorla evine götürmeye çalıştığını söyledi.
Kabul etmeyince arabada onun gazabına uğramıştı.
Dennis arabada gördüğü bir şişeyi adamın kafasına vurup kaçmaya çalışmıştı.
O sırada bunu gören birisi kadının kaçmasına yardım etmişti.
Dennis Williams'ın kurtulması çok önemliydi.
Katile ilk kez bu kadar yaklaşılmıştı.
Hastanede kadına Stefani'nin de içinde olduğu birilerinin fotoğrafları gösterildi.
Büyük tehlike atlatmış kadın fotoğraflar arasından kendisine saldıran kişi olarak Stefani'yi işaret etti.
Bu arada kısa süre sonra polislere yine bir telefon geldi.
Dedektifler katilden yine telefon geldiğini anladılar.
Çünkü adam ağlıyordu.
Yaralı olduğunu ve yardıma ihtiyacı olduğunu söylüyordu.
Ağlayan sesli katil tutuklanmıştı.
Stephanie, Dennis Williams'a saldırmasından dolayı mahkemeye çıkarıldı.
Mahkeme sırasında diğer suçların itiraf edilmesi hedefleniyordu.
Öyle olmadı. Stefani tüm suçları reddetti.
Mahkeme salonunda davayı takip eden Dedektif Brown adamın konuşmasını duyunca hemen telefonda ağlayan kişiyle aynı olduğunu anladı.
Mahkemeler boyunca herkes suçların başında Stefani'nin olduğunu biliyordu.
Ama yeterince delil yoktu.
Bir yandan Dedektif Brown adamın geçmişini iyice irdelemeye başladı.
Çok sevdiği bir kız arkadaşı olduğunu öğrendi.
Bilgiye göre Stefani'nin aşık olduğu kız Suriyeliydi.
ve görücü usulü evlendirilmek için ülkesine götürülmüştü.
Bu durumda zaten psikolojik sorunları olan Stefani de seri katil olarak harekete geçmişti.
Duruşmalar sırasında savcı, Stefani'nin kız kardeşini ve eski eşini kürsüye çıkararak ses kayıtlarını dinletti.
Ağlayan katilin o olduğunu tespit edilmesi uzun sürmedi.
Yine de önceki suçlarla ilgili net delillerin olmaması onu ömür boyu hapisten kurtarıyordu.
Sonunda jüri Dennis Williams ve Barbara Simons saldırılarından dolayı 40 yıl hapis cezasını uygun gördü.
Paul Michael Stefani 1997 yılında cilt kanserine yakalandı.
Bir yıl içerisinde öleceğini öğrenince her şeyi itiraf etmek istediğini söyledi.
Cezasının 15.
yılında itiraf için polislerle yeniden görüşmek istedi.
Tek bir şartı vardı.
Annesinin mezarının bir fotoğrafı.
Bu isteği yerine getirilince Stefani tüm cinayetlerini tek tek itiraf etti.
Hatta polislerin bilmediği Ketlin Greening cinayetinin sorumlusunun kendisi olduğunu bile söyledi.
O zamanlar polise telefon gelmeyince herkes başkası tarafından yapılmış zannediyordu.
Doğru söyleyip söylemediğini öğrenmek için bu olarak hayatını kaybeden Greening'in evinde arama yapıldı.
33 yaşındaki öğretmenin adres defterinde Paul S diye kayıtlı bir telefon numarası vardı.
Numara incelenince Stefani'ye ait olduğu ortaya çıktı.
Yani doğruları söylüyordu.
Stefani her şeyi anlatmaya başlayınca gazeteci Caroline Lau da röportaj yapabilmek için başvuruda bulundu.
Kabul edilmesiyle seri katil hakkında başka bilgiler de ortaya çıktı.
Röportajda Stefani kendisine bir sesin hadi öldürme zamanı geldi dediğini söyledi.
Ayrıca bazı cinayetlerden sonra kiliseye gidip ağladığını da söyledi.
Röportajın sonunda da 15 yıl sonra eğer bir anlam ifade ediyorsa özür dilediğini açıkladı.
Hasta olduğu için daha fazla duygusallaşmıştı.
Sonunda da 12 Haziran 1998 yılında Oak Perk Heights hapishanesinde kanserden yaşamı son buldu.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
